bilgiz.org

Yeni ekonomi

  • I. Yeni Ekonomi ve Şebekeler
  • II. Yeni bir Rekabet Modeli
  • Sektörel Yoğunlaşmalar
  • Fiyat ayırımcılığı
  • Elektronik ticaret



  • Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü67 Kb.

    Indir 67 Kb.

    YENİ EKONOMİDE REKABET
    Sinan Ülgen1
    Yeni ekonomi. Bu sözcük Nasdaq borsasındaki gelişmeleri, Internetteki yeni iş modellerini veya Turkcell gibi bir teşebbüsün kısa sürede ulaştığı piyasa değerini açıklamak için başvurduğumuz bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak yeni ekonomi nedir, nasıl tanımlanabilir ? Gerekçelerini açıklamak için yeni ekonomi kavramına atıfta bulunulan olayların çokluğu kadar yeni ekonomi tanımı bulunduğunu söylemek mümkündür. Bu farklı tanımların ortak paydasını alarak yeni ekonomiyi “Enformasyonun başat olduğu ve bu bilginin gittikçe yoğunluk kazanan şebekeler vasıtasıyla iletildiği küresel bir ekonomi” olarak tanımlamakta bu inceleme bakımından fayda görülmektedir.
    Başka bir anlatımla, yeni ekonominin bir taraftan küreselleşme yoluyla eski ekonomik yapıyı deviren, diğer taraftan şebeke ekonomileriyle pazarın yapısını değiştiren bir güç olduğunu görmek gerekiyor.
    Bu sunuşta yeni ekonomiye rekabet gözlüğüyle bakılacaktır. Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için ilk aşamada yeni ekonominin temel özellikleri tanımlanacak, bunun rekabet kuralları bakımından taşıdığı önem vurgulanacak ve nihayet rekabet kurallarının uygulanmasında gerekli olabilecek değişiklikler somut örnekler ve sektörel uygulamalarla ele alınacaktır.

    I. Yeni Ekonomi ve Şebekeler

    Yeni ekonomiyi tanımlayan iki unsurdan biri küreselleşmeyse diğeri de şebeke ekonomileridir. Şebeke ekonomileri bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, elektrik, ulaştırma gibi uç noktalar ile aralarındaki iletişim bağlarından oluşan bir şebeke düzeni içinde yapılanan sektörlere verilen addır. Bu tipteki ekonomilerin rekabet kuralları bakımından da önem taşıyan bazı özellikleri bulunmaktadır.




    1. Bu tip ekonomileri tanımlayan en önemli özellik kuvvetli dışsal faktörlerdir2. İki tip dışsal faktör bulunmaktadır : doğrudan ve dolaylı. Doğrudan dışsallıklara örnek olarak şebekenin değerinin şebekeye yeni eklenen uç noktasının değerinden daha fazla artıyor olması gösterilebilir. Başka bir deyişle şebekenin değeri, şebekeyi oluşturan birimlerin değerinden daha fazladır. Örneğin tek başına bir faks makinası herhangi bir işe yaramayacak ancak faks kullanıcılarının sayısının artması ile faks makinasının faydası da artacaktır.




    1. Dolaylı dışsallık ise tamamlayıcı ürünlere ihtiyaç duyulan piyasalarda ortaya çıkmaktadır. Örneğin yazılım pazarında Microsoft Windows’un değerinin bu işletim sistemi üstünde çalışan yazılımların sayısı ile orantılı olarak arttığı bilinmektedir.




    1. Bu tip yapılanmaların bir ilginç özelliği de değerin miktarla birlikte artmasıdır. Geleneksel ekonomide, bir ürün ne kadar azsa değeri de o derece fazladır. Örneğin dünyanın en değerli taşlarından olan elmasın değerinin korunabilmesi bu pazarda küresel düzeyde oluşturulan, De Boers tarafından yönlendirilen üretimi sınırlamaya yönelik kartel sayesindedir. Oysa ki yeni ekonomide bu kural tersine işlemektedir. Bir şebeke ürününün değeri, onunla bağlantı kurabilecek ürünlerin sayısına bağlı olarak artmaktadır.




    1. Bu tip yapılanmaların bir başka özelliği de miktar arttıkça üretim maliyetinin düşmesidir. Geleneksel ekonomilerde bu düşüş belirli bir seviyeye kadar geçerlidir. Bir aşamadan sonra ortalama maliyetler yeniden artmaya başlar. Oysa ki yeni ekonomide böyle bir engelleyici faktör bulunmamakta, artan üretimle birlikte marjinal maliyet asimptotik olarak sıfıra yaklaşmaktadır. Elektronik yolla dağıtılabilen yazılım veya MP3 formatında müzik gibi ürünler bu konuyla ilgili olarak örnek gösterilebilir.

    Yeni ekonominin yapısal özellikleriyle ilgili bu saptamalar, yeni ekonominin özelliklerini taşıyan piyasalarda rekabetin korunmasının farklı yaklaşımlar gerektirebileceğinin de ipuçlarını vermektedir. Yeni ekonomide rekabetin korunması bu ekonominin ön plana çıkardığı özelliklerin doğru yorumlanmasıyla mümkündür.


    Kaldı ki, şebeke ekonomisi olarak tanımlanan sektörler dünya ekonomisinin şimdiden önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ayrıca bu sektörlerin büyüme hızları , geleneksel sektörlere çok daha yüksek olmaktadır. Ekonominin geneli %2-4 büyüme kaydederken, bilişim, telekom gibi sektörler % 10-15 oranında büyümektedir. Bunun sonucunda bu tip sektörlerin ekonomideki ağırlıklarının da zaman içerisinde artmasını beklemek gerekir. Dolayısıyla 21. Yüzyılda rekabet politikası yeni ekonominin özelliklerine uygun bir pratik geliştirmek zorunda kalacaktır.

    II. Yeni bir Rekabet Modeli?

    Yeni ekonomi rekabet koşulları açısından geleneksel ekonomiye oranla hangi unsurlarıyla farklı bir tablo oluşturmaktadır ? Bu soruya verilecek cevap bir anlamda yeni yüzyılda rekabet stratejilerinin değişen veya değişmesi gereken önceliklerine de ışık tutacaktır.


    Bu kapsamda öncelikle vurgulanması gereken yeni ekonomide ağırlıklı bir yeri olan şebeke ekonomilerinin ayrılmaz bir parçası olan dışsal faktörlerin, bu piyasalara girişi kısıtlayan en önemli engel olduğudur. Şebeke ekonomilerinde bu tip dışsal faktörlerin yoğunluğu ve etkisi nedeniyle, pazarın gerçek anlamda rekabetçi bir pazar olması veya en azından giriş çıkışın serbest olduğu “contestable” bir pazar olması beklenmemelidir. Bu tip piyasalarda ister istemez sınırlı sayıda aktör yeralacak ve piyasanın yoğunlaşma derecesi yüksek olacaktır.
    Dolayısıyla bu tip piyasaların tekelleşmeye bilhassa yatkın piyasalar olduklarını teslim etmek gerekir. Üstelik oligopolistik bir piyasa yapısından zaman içinde tekelci bir piyasa yapısına doğru bir kayma da beklenebilir. Bunun nedeni ise bu tip piyasalarda rekabetin “kazanan her şeyi alır” şeklinde tanımlanan bir rekabete daha yatkın olmasıdır. Mevcut kuvvetli piyasaya giriş engelleri ve şebeke ekonomileri nedeniyle, bu tip piyasalarda bir kez hakimiyet kuran teşebbüslerin dış müdahale olmadığı takdirde hakimiyetlerini güçlendirerek sürdürmeleri mümkündür. Dolayısıyla bu tip piyasalarda strateji, pazara ilk giren veya en azından ilk girenlerden biri olmak ve en kısa sürede pazar payını artırmaya dayalıdır. Zira marjinal maliyetlerin düşük olması ve hızlı dağıtım teknikleri bu sektörlerde faaliyet gösteren firmaların daha çabuk kritik bir başarı seviyesine ulaşmalarını sağlamaktadır. Başka bir deyişle bu ekonomilerde başarı eşiği daha düşüktür. Fakat bir kere bu eşik yakalandığında da gerisi kartopu gibi gelmekte ve büyümeyi durdurmak veya önlemek pek mümkün olamamaktadır. Örneğin Microsoft 1985 yılına kadar adı pek duyulmamış bir şirketten, 1999 yılında dünyanın pazar değeri en yüksek firması olmuştur. Aynı hikaye Cisco Systems açısından da geçerlidir. Bu kısa sürede elde edilen müthiş başarı bir bakımdan da yeni ekonominin gücünü yansıtmaktadır.
    Bu senaryo, yeni ekonomide ilk avantajı ele geçirmenin kritik önemini vurgulamakta ve firmaların başarı seviyesini geçen ilk firma olabilmek için rekabeti bozan bazı uygulamalara başvurma gerekçesini açıklamaktadır. Bu tip davranışlar denetlenmediği takdirde, yeni ekonomide geleneksel ekonomiye oranla daha kısa sürede etkisini göstermekte ve ileride telafisi zor bir pazar yapısına yol açabilmektedir.
    Yeni ekonomi ve rekabet koşulları bakımından geçerli olan bu genel saptamaları takiben bu koşulların rekabet politikası bakımından doğuracağı bazı somut sakıncaların değerlendirilmesinde yarar görülmektedir.

    Sektörel Yoğunlaşmalar

    Şebeke ekonomilerinin temel özelliklerinden biri şebekeye eklenen her birimin, şebekenin değerini kendi değerinden daha fazla artırmasıdır. Bu olgu, şebekeleri sürekli büyümeye itmektedir. Büyüme teker teker veya bireysel uç noktaların eklenmesiyle yapılabileceği gibi, toptan başka şebekelerin satın alınmasını, başka bir deyişle devralmaları da içermektedir. Finansal piyasaların şebeke ekonomisi modelinde faaliyet gösteren firmaları değerlendirirken uyguladıkları kriterler de şebekelerin büyüklüğünü esas aldığından, bu tip operasyonların küresel sermaye piyasaları tarafından finanse edilmesinde sorun yaşanmamaktadır.


    Öte yandan bu alanda yoğunlaşmaları çekici bir başka unsur da rakip bir şebekenin satınalınmasının o şebekeyle yapılacak bir stratejik işbirliği anlaşmasına oranla iki misli fazla değer yaratmasıdır3. Son zamanlarda hız kazanan Telefonica/Alta Vista veya Vodafone/Mannesman gibi rekor büyüklükteki birleşmelerin temelinde bu unsurlar yatmaktadır.

    Bu alanda karşılaşılan birleşme eğiliminin bir başka nedeni de, yeni ekonomide hakimiyet yaratmış firmaların bu hakim durumlarını tehlikeye atabilecek en önemli dış faktörün gelişen teknoloji olduğunun bilincinde olmalarıdır. Yeni ekonomide hakimiyet belirli bir teknolojiye dayanmaktadır. Bu teknolojinin değişmesi ve gelişen yeni bir teknolojiyle tamamen değerini yitirmesi halinde, eski teknolojik ortamda hakimiyet kuran firmanın bunu korumak için yeni teknolojiyi sahiplenmesi veya en azından ona diğer rakipleri kadar kısa sürede ayak uydurması gerekmektedir. Yakın geçmişin iktisadi tarihi, bir devken cüce olan firmaların hikayeleriyle doludur. Wang’in4 durumuna düşmek istemeyen firmalar, hakimiyetlerini korumak için teknoloji şirketlerini devralma yoluna gitmektedir.


    Bütün bu unsurlar yeni ekonomide rekabet otoritelerinin yoğunluğu ve maddi değeri artacak olan birleşme operasyonlarını yeni bir bakış açısıyla incelemeye hazırlıklı olmaları gerektiğini göstermektedir.

    Fiyat ayırımcılığı

    Yeni ekonomiyi tanımlayan unsurlardan biri marjinal maliyetlerin düşük hatta sıfıra yakın olmasıdır. Bu tip piyasalarda, ürünü geliştirmenin maliyeti önemli fakat bir kez üretildikten sonra onu kopyalamanın veya benzerlerini piyasaya sürmenin maliyeti son derece düşüktür. Bu tip piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüsler ürünlerinin satış fiyatını saptamakta güçlük çekebilirler. Zira rekabetçi piyasalar için bilinen fiyat = marjinal maliyet denklemi bu tip pazarlarda tutmamaktadır. Firmalar ürünlerini öyle bir fiyattan satmalılar ki bu fiyat hem marjinal maliyetin üstünde olmalı, hem de satış gelirleri firmanın ürün geliştirmeye harcadığı yüksek sabit maliyetleri karşılamalıdır. İlk ürünün maliyeti ile onu takip eden ürünlerin maliyeti arasındaki önemli fark, maliyet + gibi diğer geleneksel fiyatlandırma metodlarının da uygulanmasını güçleştirmektedir. Bu nedenle, yeni ekonominin özelliklerini taşıyan piyasalarda faaliyet gösteren firmaların başvurdukları fiyatlandırma stratejileri hakim durumda olmaları halinde5 rekabet kurallarını ihlal edebilecek nitelikte olabilmektedir. Örneğin bu tip bir pazar yapısında satış gelirlerini artırmanın en etkin yöntemlerinden birini ürün farklılaştırmasına giderek müşteri bazında fiyat ayırımcılığı uygulamaktır6. Ürün farklılaştırması, ürünün rekabet kuralları bakımından farklı bir ürün piyasasında yeralması sonucunu doğurduğu takdirde daha kolaylıkla kabul görebilir. Ancak ürün farklılaşmasının sayısal ürünlerde tatbik edilen bir strateji olan ürünün yapay bir şekilde özelliklerinin değiştirilerek piyasaya sürülmesi sonucunda ortaya çıkması halinde ilgili ürün piyasasının tanımı rekabet otoritesinin yorumuna kalmaktadır. Bu durumda da rekabet otoritesi, geleneksel piyasalarda uyguladığı kurallardan farklı bir yaklaşımı benimsemek durumunda kalabilir.



    Elektronik ticaret

    Elektronik ticaretin ekonomik alanda önemli değişikliklere neden olacak bir uygulama olduğu ifade edilmektedir. Gerçekten de ticaretin sanal ortama kaymasının etkileri dikkat çekmekte ve tartışma konusu olmaktadır. Bu eğilimin rekabet kuralları bakımından da değerlendirilmesinde fayda görülmektedir.


    Meseleye rekabet kuralları açısından yaklaşıldığında, ilk olarak elektronik ticaretin beraberinde fiyat şeffaflığını getireceği saptamasını yapmak gerekir. Sanal ortamda satış, fiyatların önceden ilan edilmiş olmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle tüketiciler ilgilendikleri ürünün fiyatına kolaylıkla erişebilecekleri gibi, rakip teşebbüsler de piyasa fiyatlarını daha kolaylıkla izleyebilme imkanına kavuşabileceklerdir. Bunun sonucunda, yapısal nedenlerle rekabetin nispeten düşük olduğu piyasalardaki fiyat değişikliklerini bir anlamda gerçek zamanlı olarak tespit etmek mümkün olacaktır. Rakiplerine oranla daha düşük bir fiyatlandırma stratejisine başlayan bir teşebbüsün bu hareketi rakipleri tarafından hemen fark edilecek ve karşı tedbirlerin alınması muhtemelen gecikmeyecektir. Oysa ki fiyatını düşüren teşebbüsün amacı rakipleri buna tepki göstermeden geçecek süre zarfına satışlarını artırarak pazar payını yükseltmektir. Sanal ortam işte bu tip fırsatları hemen hemen ortadan kaldırmaktadır. Zira fiyat değişikliğinin rakipleri tarafından anında saptanabilmesi nedeniyle tepkinin gecikmeden verilebilmesi, fiyat indirimi stratejisinin etkisini azaltacaktır. Bu durumda rakip firmalar da fiyatlarında ayarlama yaparak, fiyatını kıran firmaya müşteri kapmaya zaman bırakmayacaklardır7. Bu nedenle, yapısal nedenlerle oligopol niteliği taşıyan piyasalarda elektronik ticarete geçilmesinin fiyat rekabeti üzerinde olumsuz etkileri olacağı bazı çevreler tarafından ifade edilmektedir8.
    Yeni ekonomide bilgiye ulaşım kolaylaşmaktadır. Tüketiciler sanal ortamda alternatif satıcılar arasında fiyat karşılaştırmasını daha kısa sürede ve daha etkin biçimde yapabilmektedir. Hatta bu tip işleri yapan arama motorları da türemiştir. E-ticaretin gelişmesi bu eğilimi daha da güçlendirecektir. Bunun sonucunda fiyatlar düşecek ve kâr marjları azalacaktır. Böyle bir tehlikenin farkında olan satıcıların başvuracağı temel yöntem ise fiyat rekabetinin olabilecek olumsuz etkilerinden arınmak için müşterilerinin kendilerine olan bağımlılığını artırmak olacaktır. Başka bir deyişle müşteri sadakatinde başarı sağlamak, artan fiyat rekabeti karşısında hayatta kalabilmenin kriterini oluşturacaktır. Oysa ki müşteri sadakatini artırmaya yönelik sadakat programları, hakim durumdaki teşebbüsler için rekabet kurallarının ihlali anlamına gelebilmektedir. Öte yandan, sadakat programlarının etkisi arttıkça piyasadaki fiyat rekabeti de azalacaktır. Zira daha düşük fiyat belirli bir satıcıya “bağlanmış” olan tüketicinin başka bir satıcıya yönlenmesi için yeterli olmayacaktır. Bu durumda rekabet fiyat rekabeti olmaktan çıkacak ve müşteriyi kapma rekabeti haline dönüşecektir. Bugün hava taşımacılığı piyasasında gözlenen rekabet modeli de budur. Bu sektörde müşteri sadakatini sağlayan “frequent flyer” programlarının etkisi de bu olgudan kaynaklanmaktadır. Sonuçta yeni ekonomi ilk aşamada fiyat rekabetini körükleyecektir ve körüklemektedir. Ancak piyasanın nihai yapısı bu fiyat rekabetinin olumsuz etkilerini sınırlamak isteyen firmaların yürürlüğe koyacakları tedbirlere göre şekillenecektir. Sadakat programlarını ön plana çıkaran bu yaklaşımın rekabet otoritesince yakından izlenmesi gerekecektir.
    Elektronik ticaretin fiyat rekabetiyle ilgili bir başka olası etkisi de fiyat kartelleriyle ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere fiyat karteli, rakip teşebbüslerin satış fiyatlarının tespitine yönelik anlaşmalara verilen addır. Fiyat kartelleri, rekabet otoritelerinin rekabet düzeni bakımından en tehlikeli olarak gördükleri uygulamaların başında gelmekte ve nitekim rekabet davalarında en ağır cezalar genellikle fiyat karteline taraf olmuş teşebbüsler uygulanmaktadır. Fiyat kartellerine ilişkin ekonomik doktrin incelendiğinde, fiyat kartelinin oluşmasını kolaylaştıran bir unsurun bu kartelin kamu otoritesince saptanmasının zorluğu olduğu, kartelin devamlılığına katkıda bulunan bir unsurun ise kartele taraf olup da anlaşma hükümlerini gizliden gizliye ihlal eden tarafların saptanması olasılığı9 olduğu görülmektedir.
    Elektronik ticaret bu iki bakımdan da kamu otoritesinin işini zorlaştırmaktadır. Elektronik ticaretin beraberinde getirdiği hızlı enformasyon akışı, fiyatlardaki değişikliklerin bir uyumlu eylem sonucu olup olmadığına kanaat getirilmesini güçleştirmektedir. Zira bazı hallerde , bu birbirini takip eden fiyat değişikliklerinin sanal ortamın sağladığı fiyat şeffaflığının bir sonucu olarak da yorumlanması mümkün olabilir. Öte yandan, bu fiyat şeffaflığı kartel anlaşmasını ihlal eden tarafların da saptanmasını kolaylaştırmakta olduğundan, kartel anlaşmasının olası ihlalini önlemekte ve dolayısıyla kartelin daha sağlam bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunmaktadır.
    Elektronik ticaretin rekabet kurallarıyla ilgili bir başka boyutu da sanal pazarların oluşturulmasında meydana çıkmaktadır. Günümüzde çeşitli sektörlere hizmet veren elektronik sanal pazarlar bulunmaktadır. Ancak dikkat çeken bir husus, alımlarda ölçek ekonomilerinden yararlanabilmek için piyasada rekabet içinde bulunan firmaların bu sanal pazarları ortaklaşa kurma teşebbüsleridir. Otomotiv sektöründen, kimya sektörüne; ilaç sektöründen demir çelik sektörüne kadar birçok sektörde lider konumdaki firmalar biraraya gelerek elektronik ticaretin sağladığı avantajları kullanarak ortak satınalma yapabilme amacıyla küresel sanal pazarlar kurmuşlardır. Üstelik elektronik ticarette önümüzdeki dönemde tek bir sektöre hitap eden dikey “portal”lar veya sanal pazarların birçok sektöre hitap eden yatay pazarlara oranla daha başarılı olacakları ifade edilmektedir10. Dolayısıyla bu tip ortak girişimlerin önümüzdeki dönemde hızla artmasını beklemek gerekir. Kaldı ki elektronik ticaret ortamında rakip işletmeleri biraraya getiren girişimler satınalma ile sınırlı kalmamakta, ortak satışa da yönelinmektedir11.
    Rekabet kuralları rakip teşebbüslerin ortak satınalma yapmalarına ihtiyaçlarının tümünü veya büyük bir bölümünü bu yolla yapmamaları halinde müsaade etmektedir12. Ayrıca satınalma fiyatının da taraflar arasında önceden belirlenmemesi gerekmektedir13. Sanal pazarlar belki bugün itibariyle firmaların ihtiyaçlarının büyük bölümünü temin ettikleri bir ortam değildir, ancak elektronik ticaretin kaydetmesi beklenen gelişmeyle birlikte gelecekte böyle bir niteliğe kavuşmaları da beklenmelidir. Örneğin işletmeden işletmeye elektronik ticaretin 1999 yılındaki iş hacminin 114 milyar dolar olduğu, bunun 2004 yılında 1.5 trilyon dolara çıkacağı tahmin edilmektedir. Öte yandan ortak satınalma amacına hizmet eden bu müşterek sanal pazarların, rakip firmaların girdi maliyetlerini eşitlemek suretiyle nihai üründe fiyat rekabetini sınırlayıcı bir yönü bulunduğunun da unutulmaması gerekir.
    Nitekim halihazırda ABD’de Federal Trade Commission (FTC) General Motors, Ford Motor, DaimlerChrysler, Renault ve Nissan Motor’un ortak oldukları satınalma sitesinin rekabet kurallarıyla uyumunu araştırmaktadır. Sözkonusu sitenin kurulma çalışmalarına FTC’nin araştırması sonuçlanana kadar ara verilmiştir. Elektronik ticaret amacıyla kurulan sitelerin rekabeti ihlal etme ihtimalinin güç kazanması, konuyla ilgili bazı tedbirleri de gündeme getirmiştir. Buna göre rakip işletmelerin katılımıyla oluşturulacak elektronik ticaret sitelerinin oluşabilecek tereddütleri ortadan kaldırmak için aşağıdaki ilkelere uymaları salık verilmektedir14 :


    • Sitenin bağımsız bir üçüncü taraf tarafından işletilmesi,

    • Sitede elektronik ortamda teklif verenlerin kimliklerinin saklı tutulması,

    • Siteye üyeliğin açık tutulması,

    • Sitede verilen bilgilerin kapsamının sınırlı tutulması,

    • Site işleticisi tarafından toplanan finansal bilgilerin site katılımcılarıyla paylaşılmaması.

    Ancak ABD’deki beklenti, elektronik ticaret siteleriyle ilgili olarak ortaya çıkan bu kaygıların, bu alanda emsal teşkil edecek bir mahkeme içtihatı yoluyla giderilmesidir.



    Sonuç

    Görüldüğü üzere yeni ekonomi rekabet koşullarında önemli değişiklikler yaratmıştır. Yeni ekonomide piyasa yapıları tekelleşmeye yatkın bir nitelik taşımakta, bu nedenle kritik büyüklüğü yakalayan işletmeler veya uygulamar kartopu etkisiyle rakipleri arasındaki farkı kolayca açma ve hakim duruma gelme şansını elde etmektedirler. Şirket stratejileri açısından bakıldığında, bu saptama firmaları biran önce pazarda faaliyet göstermeye, marka yaratmaya ve bir anlamda ne pahasına olursa olsun büyümeye teşvik etmektedir. Yeni ekonomi rekabetinde başarı işte bu hızlı büyüme ilkesine dayanmaktadır.


    Ancak kabul edilmelidir ki hızlı büyüme, bir firmanın uyguladığı stratejilerden veya sahip olduğu teknolojiden bağımsız birtakım dış faktörler tarafından da etkilenmektedir. Bu dış faktörlerin en başta geleni ise sermayedir. Büyümeyi finanse edecek sermayenin bulunması bu açıdan büyük önem taşımaktadır. ABD ekonomisinde risk sermayesinin yeni ekonomi açısından taşıdığı anlam bu çerçevede vurgulanabilir. Yeni ekonomide geleneksel ekonomide olmadığı kadar dış kaynaklar önem kazanmıştır. Bu olgu ise yeni ekonomide başarıyı yakalamanın anahtarını gene kamu politikalarına vermektedir. Başka bir deyişle yeni ekonomide başarı firmaların başarısı olduğu kadar, bu işletmelere en uygun ortamı sağlayan Devletlerin de başarısı olacaktır.
    KAYNAKÇA

    Baker, B., (1996), ‘’Horizontal Price-Fixing in Cyberspace : Identifying Horizantal Price Fixing in the Electronic Marketplace, Antitrust Law Journal, Vol.65, Fall 1996, pp.41-55


    Baker, D.I. (1995), ‘’Shared ATM Networks-The Antitrust Dimension’’, Federal Reserve Bank St. Louis, November/December 1995.
    Bright, C., (1996), ‘’EU Competition Policy: Rules, Objectives and Deregulation’’, Oxford University Press 1996, Oxford Journal of Legal Studies Vol. 16, No 4
    Cave, M. and Cowie C., (1998), ‘’Not Only Conditional Access. Towards a Better Regulatory Approach to Digital TV’’,Communications & Strategies, no.30, 2nd quarter 1998, p. 77.
    Cockborne, JE.(1998), ‘’L’approche Globale de L’union Europeenne Sur Les Problemes De La Societe De L’ınformation’’, Revue du Marché commun et de l’Union européenne no. 422 Octobre 1998.
    European Commission (1992). “Livre vert : pluralisme et concentration des médias dans le marché interieur – Evaluation de la nécéssité d’une action communautaire”, COM (92) final. European Commission (1994), “Livre vert : pluralisme et concentration des médias dans le marché interieur – Evaluation de la nécéssité d’une action communautaire”, COM (94) 353 final.
    European Commission, (1995). Fifth Report on Competition Policy, point 36 on Belgian Industrial Timber.
    European Commission, (1997a) “XXVI Rapport sur la politique de concurrence 1996”, SEC(97), 628 final, 32.
    European Commission (1997b), “Green paper on the convergence of the telecommunications, media and information technology sectors and the implications for regulation”, COM (97)623, ii.
    European Commission (1999) ‘’The Development of the Market for Digital Television in the European Union.’’, ‘’Report in the Context of Directive 95/47/EC of the European Parliament and of the Council of 24th October 1995 on the use of standards for the transmission of television signals.’’
    European Parliament (1992), ‘’The Economics of the Media Industry in the Community’’, Economic Series W1, EN-8-1992.
    Geradin, D. (1999). “L’ouverture a la concurrence des entreprises de réseau – Analyse des principaux enjeux du processus de libéralisation”. Cahiers de Droit Européen. 1999 No 1&2.
    Grewlich, K. (1999) “Cyberspace : sector specific regulation and competition rules in european telecommunications”. Common Market Law Review 36:937-969.
    Gunther, JP (1998), ‘’Politique Communautarie de consurrence et audio-visuel: etat des lieux’’, RTD eur.34 (1), janv-mars 1998.
    Hancher, L. and Sierra, Jose-Luis Buendia (1998), ‘’Cross-Subsidization and EC Law’’, Common Market Law Review 35: 901-945
    Johnson D. and Post G., (1996), ‘’Law and Borders – The Rise Of Law in Cyberspace’’, Stanford Law Review, May 1996 www.cli.org/X0025_LBFIN.html
    Kelly ,K. (1996), “The Economics of Ideas”, Wired June 1996.
    Kelly,K. (1997). “New rules for the new economy”. Wired September 1997.
    Lehr, W (1998), ‘’Understanding Vertical Integration in the Internet’’, EURO CPR’98 Conference, Venice, March 1998.
    Mc Callum, L. (1999). “ EC Competition Law and Digital Pay Television”. European Commission Competition Policy Newsletter, 1999 Number 1 February.
    Melamed, A.D., (1999), ‘’Network Industries and Antitrust’’, April 10, 1999, www.usdoj.gov/atr/public/speeches/2428.htm
    Motta, M. and Polo, M., (1997), ‘’Concentration and Public Policies in the Broadcasting Industry: the future of television.’’, Economic Forum No:25, October 1997.
    Nicolaides, P. ‘’The Enforcement of Competition Rules in Regulated Sectors.’’
    OECD (1999), ‘’Relationship Between Regulators and Competition’’, Directorate For Financial, Fiscal and Enterprise Affairs Committee on Competition Law and Policy.
    OECD (1999). ‘’ Regulation and Competition Issues in Broadcasting in the Light of Convergence’’, Directorate For Financial, Fiscal and Enterprise Affairs Committee on Competition Law and Policy.
    Pauwels, C., (1998), ‘’Integrating Policies: Importance of Antitrust and Competition Policies Within the Global Audiovisual Order’’, Communications & Strategies, no.30, 2nd quarter 1998, p. 103
    Pons, JF. (1997) ‘La Politique de Concurrence Européenne dans le domaine audiovisuel,’’’L’Année Européenne 1997’’.
    Schmanlensee, R. (1995), Testimony On Antitrust Issues Related to Networks before the Federal Trade Commission, 01.12.95 www.ftc.gov/opp/global/schmalen.htm
    Schmidt, S.K., (1998), ‘’Commission activism: Subsuming Telecomunications and Electricity under European competition Law’’, Journal of European Public Policy, 1 March 1998: 169-84.
    Seybold,P. (2000) “Niches bring riches”. Business 2.0. Mayıs 2000.
    Shepherd, W. (1997).“Dim Prospects: effective competition in telecommunications, railroads and electricity”,The Antitrust Bulletin/Spring 1997.
    Sullivan, P. “Farmers' Fight Reflects Issues Surrounding B-to-Bs”, The Standard, 19 Mayıs 2000.
    The Economist (1999), ‘’Flirtation and Frustration: European Media”, 11.12.1999
    Ungerer, H. (1996). “EC Competition Law in the Telecommunications, Media and Information Technology Sectors”, Fordham International Law Journal Vol 19:1111.
    United States District Court for the District of Colombia (2000), ‘’USA vs. Microsoft Conclusions of Law’’.
    Valentine, D. (1999), ‘’Antitrust in a Global High-Tech Economy’’, , Federal Trade Commission. www.ftc.gov/speeches/other/dvatspeech.htm
    Varian, Hal R., (1999), ‘’Market Structure in the Network Age’’ Understanding the Digital Economy Conference, May 25-26, 1999

    www.wired.com/wired/archive/4.06/romer_pr.html


    1 1987 yılında Virginia Üniversitesinden bilgisayar bilimleri ve ekonomi alanında mezun oldu. 1987-1989 yılları arasındaki askerlik hizmetini müteakip, Brugge Avrupa Kolejinde AB ekonomisi ve hukuku konusunda master yaptı. Bilahare intisap ettiği Dışişleri Bakanlığında 2 yıl süreyle Ankara’da Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kuruluşlar Dairesinde çalıştı. 1992-1996 yılları arasında Türkiye’nin AB Nezdindeki Daimi Temsilciliğinde görev yaptı. Bu dönemde Türkiye ile AB arasında yürütülen gümrük birliği müzakerelerine aktif olarak katıldı. Müzakere pozisyonlarının tesbitine ve Gümrük Birliği kararının yazımına katkıda bulundu. 1996 yılı sonunda Dışişleri Bakanlığından ayrıldı. Ingilizce ve Fransızca bilen Sinan Ülgen halen AB Danışmanlık ve Yatırım Hizmetleri A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesidir.

    2 “externalities”

    3 N birime sahip şebekenin değerinin n2 olduğu farzedilirse, n1 ve n2 büyüklükteki iki şebekenin işbirliği yapmaları veya başka bir anlatımla birbirlerinin birimleri arasında ara bağlantıya izin vermeleri halinde n1 şebekesi açısından yaratılan ilave değer n1(n1+n2) – n12= n1 n2 olarak hesaplanabilir. Aynı şekilde n2 şebekesi için de n2(n1+ n2) – n22 = n1 n2 aynı sonuç çıkmaktadır. Büyüklüklerinden bağımsız olarak iki şebeke de aynı ilave değeri elde etmektedir. Küçük şebekede büyük şebekedeki daha fazla sayıdaki kullanıcıyla bağlantı kurabilmenin getirdiği yüksek değer az sayıda kullanıcıyla paylaşılmakta, büyük şebekede ise daha sınırlı sayıdaki kullanıcıyla bağlantı kurabilmenin değeri çok sayıda kullanıcı arasında paylaşılmaktadır.

    Oysa ki n1 şebekesinin n2 şebekesiyle işbirliğine gitme yerine, n2 şebekesini satınalması halinde ortaya çıkan değer (n1 + n2)2 – n12 – n22 = 2 n1 n2 olarak hesaplanmaktadır. Bu oran ise işbirliği seçeneğine göre iki misli büyük bir değere işaret etmektedir.



    4 Wang 1980’lerin ortasına kadar kelime işlemci ve bilgisayara ara birimleri piyasasında lider konumda olan bir firmaydı. Ancak kelime işlemcilerin yerini kişisel bilgisayarların alması ve Wang’in de bu değişime ayak uyduramaması piyasadan silinmesine yol açtı.

    5 Şebeke ekonomisi yapısı hakim durum olasılığını güçlendirmektedir.

    6 Varian (1999).

    7 Business 2.0 dergisinin Nisan sayısında yerlan McKinsey danışmanlık şirketinin bir araştırmasına göre, fabrika çıkışı fiyatlar 6 ayda bir, katalog fiyatları 3 ayda bir, mağaza fiyatları 2 haftada bir, sanal katalog fiyatları günde bir, “auction” sitesi fiyatları ise dakikada bir değişmektedir.

    8 Baker, A. (1996).

    9 Bu olasılık ne kadar yüksekse kartel o derece sağlamdır.

    10 Seybold, P (2000).

    11 ABD’de American, Continental, Delta, Northwest ve United havaloyu şirketlerinin oluşturdukları ve Internet üzerinden uçak bileti satmaya yönelik girişimin rekabet kurallarıyla uyumu Federal Trade Commission (FTC) tarafından araştırılmaktadır.

    12 Bu konuda örnek bir olay için National Sulphuric Acid Association ATRG 1980 L260/24 1980 3 CMLR 429 olayına bakılabilir.

    13 European Commission (1975).

    14 Sullivan,B. (2000).









        Ana sayfa


    Yeni ekonomi

    Indir 67 Kb.