bilgiz.org

Türk edebiyati

  • KAŞGARLI MAHMUT
  • EDİP AHMET



  • Sayfa1/12
    Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü0.57 Mb.
    TipiYazı

    Indir 0.57 Mb.
      1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12

    TÜRK EDEBİYATI


    TÜRK EDEBİYATI’NIN DÖNEMLERİ:
    Sözlü Dönem:

    Sözlü dönem, destanlar ve sav, sagu, koşuk, gibi nazım biçimlerinden oluşur.



    SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ:

    İslamiyet’ten önceki dönemdir.

    Türkler henüz yazıyı kullanmıyordu.Ürünler dilden dile aktarılarak devam etmiştir.

    Ülkenin sevinci,üzüntüsü,başarısı,birikimi dillen dile aktarılmıştır.

    Bunların kalıcı olması için şiir biçimi kullanılmıştır.

    Şiirler özel çalgılar eşliğinde ozanlar tarafından söylenmiştir.

    Özellikleri:

    Daha çok aşk,doğa,kahramanlık ,ölüm gibi konular işlenmiştir.

    Dizelerde daha çok yarım uyak ve redif vardır.

    Dil saf bir Türkçe’dir. Dilde yabancı sözcüklerin etkisi yoktur.

    Nazım birimi dörtlüktür.

    Milli ölçümüz hece ölçüsü kullanılmıştır.

    Genellikle 7,8,11’li ölçü kullanılmıştır.

    Bu dönemde asıl ürün doğal destanlardır.

    Kam,baksı,ozan denilen şairler kopuz eşliğinde yuğ,sığır,şölen denilen törenlerde şiirler söylemiştir.

    Dönemin ürünleri:



    A-Koşuk:

    Bugünkü koşma’nın ilk şeklidir.

    Aşk ,güzellik,doğa konulu şiirlerdir.

    Genellikle sığır denilen törenlerde söylenmiştir.

    Dörtlük nazım birimiyle söylenir.

    B-Sav:

    Günümüz atasözlerinin ilk şeklidir.

    Genellikle secili olurlar.

    C-Sagu:

    Halk edebiyatı ağıt türünün ilk şeklidir.

    Yuğ denilen törenlerde ölen kimsenin ardından yakılır.

    Çığırtçı denilen kadınlarca söylenir.



    D-Destan:

    Türklerin tarih sahnesine çıkışlarından yazılı döneme geçişlerine kadarki dönemini bu tür yansıtır.

    Türk milletinin savaşlarını göçlerini bu türden öğreniriz.

    Dörtlükler haklinde söylenir.

    Hece ölçüsü kullanılır.

    Yarı uyaklıdırlar.

    Dili yalındır.

    Abartı unsurları çokça bulunur.

    Kahramanları güçlü örnek kimselerdir.

    Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.

    Yıldan yıla değişime uğrayabilirler.
    Yazılı Dönem:

    Türklerin yazılı eserler ortaya koymasıyla başlar.

    Başlangıcı MS 8. yy. kadar gider.

    İlk vesikalar ilk ulusal alfabemiz olan 38 harfli Göktürk yazısıyla yazılmış Göktürk yazıtlarıdır.

    Bu yazının işleyişinden bu yazı dilinin çok eskilerde de kullanıldığını anlarız.

    5. asırda yazılan Kırgızlara ait Yenisel yazıtlarında da aynı alfabe kullanılmıştır.

    Bilinen ilk yazılı belgeler “Orhun Abideleri’dir.

    Bu abideleri Danimarkalı bilgin Thomsen (1893) okumuştur.

    İlk bulan ise Rus Yarkintsev’dir.(1889)

    Orhun abideleri (Göktürk kitabeleri) üç büyük anıttan oluşur.


    Tonyukuk Anıtı(720–725):

    Kutluk devleti veziri Tonyukuk tarafından diktirilmiştir.


    Kültiğin Anıtı(732):

    Kül Çiğin’in ölümü üzerine kardeşi Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir.

    Bun anıttaki metin yazarı Yollug Tiğin’dir.

    Yollug Tığın ilk Türk yazarıdır.


    Bilge Kağan Anıtı(735):

    Bilge Kağan’ın ölümü üzerine oğlu tarafından diktirilmiştir.

    Yazarı Yollug Tiğin’dir.

    Anıtların özellikleri:

    İlk noktaya ilk kez bu anıtlarda rastlanır.

    İlk Türk alfabesi Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.

    Nutuk türünün ilk örnekleridir.

    Olgun bir ifade vardır.

    Bin Türkçe kelime tespit edildi.

    Bir hükümdarın halkına hesap verdiği ilk belgedir.

    Yazılı Dönemin Özellikleri:

    Dili sadedir.

    Aydın-halk ayrımı yoktur.

    İki önemli yazılı dili vardır: Göktürkçe-Uygurca

    Eserler Şamanist, Budist, Manihaist, inanışıyla ilgili izler taşır.

    Olgun ve öğüt verici anlatım vardır.

    Not: Uygurlar dönemiyle ilgili Çeştani Bey Hikâyesi ve Altun Yaruk adlı eserler vardır. Bu eserlerde mani dinine ait özellikler anlatılmıştır.
    İSLAM ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
    8. yy. 11,12. yy. kadarki dönemi kapsar.

    Bu dönem ürünlerine “Geçiş Dönemi Ürünleri”de denir.



    EDEBİYATIMIZIN İLK YAZARLARI
    YUSUF HAS HACİP

    Edebiyatımızın ilk yazarı olan eseri, Kutadgu Bilig’dir.Eserde, dünya ve ahirette mutlu olma, kişinin, toplumun ve devletin mutlu olması için nelerin gerektiği, ahlak ve faziletin ne olduğu, nasıl kazanılacağını açıklayan bölümler vardır.Esre nazımla yazılmıştır.Vezni genel olarak aruz ölçüsünün “feülün feülün feülün feül” kalıbıyladır.Diğer Eserleri: Fergana’da, Mısır’da, Viyana’da


    KAŞGARLI MAHMUT


    XI.yy yaşamış ilk büyük dil bilimcimizdir.Divan-ü Lügat-it Türk adlı eseri vardır.Eser, Arap diliyle yazılmış ve Araplara Türkçe’yi öğretmek amacını güder.Dilimizin ilk sözlüğü, ilk dilbilgisi kitabı özelliğini taşır.Edebiyatımızın daha önceki devirlerine ışık tutan, Türk dilinin zenginliğini, anlatım gücünü, duygu ve düşüncelerin anlatımdaki yüksek duyarlılığı, sözcüklerin anlamlarını, atasözleri, ağıtlar ve çeşitli şiirlerden verdiği eşsiz bir üstünlük sağlamaktadır.

    AHMET YESEVİ

    Türk Halk Edebiyatı nazım şekilleriyle, hece ölçüsüyle şiirler yazarak, tasavvufun Türkler arasında yayılmasını sağlamıştır.Şiirlerini topladığı kitabın adı Divan-ı Hikmet’tir.Kitapta tasavvuf konuları açık bir dille nazım şeklinde verilmiştir.


    EDİP AHMET


    Atabet-ül Hakayık adlı bir eseri vardır.256 beyitten oluşan eser, aruz ölçüsünün “feülün feülün feülün feül” kalıbıyla yazmıştır. Ayet ve hadislere dayanarak güzel ahlakın temellerini ve ahlaklı olmanın değerini açıklamaktadır. Eser, Necip Asım tarafından bulunmuş ve yayınlanmıştır. En iyi nüshası Ayasofya Kütüphanesinde olan Semerkant’ta yazılmış nüshadır.
    GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ:

    Kutad-gu Bilig:

    1069–1070 yılları arasında Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır.

    “Mutluluk bilgisi” anlamına gelir.

    Aruz kullanılmıştır.

    Mesnevi nazım biçimiyle yazılmıştır.

    6645 beyittir.

    Nazım birimi beyittir.

    Eserin dört sembolist kahramanı vardır. Adalet, devlet, saadet, akıl(SADA)

    Yabancı sözcükler çoktur.

    Elimizdeki ilk İslami eserdir.

    Kitaba siyasetname denilebilir.

    Eser insanların iyi bir siyasetle iki dünyasını da mamur etmeyi amaçlar.

    Türk şiirine has cinaslar ve dörtlükler de mevcuttur.

    Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.

    Eser 1070 yılında Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.
    Divan-ı Lügat’ti Türk(1072–1074):

    Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır.

    Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabıdır.

    Zengin bir milli kültür hazinesidir.

    Eser Türk dilini Araplara öğretmek için yazıldığından dili Arapçadır.

    Eserde o devir için çok sayıda Türkçe kelime ile halk edebiyatından şiir örnekleri deyimler, atasözleri vardır.

    Türkçe kelimelerin sayısı 7500 den fazladır.

    Birçok koşuk, destan, sagu örneği vardır.

    Eserin sonunda Türkçenin kullanıldığı yerlerin haritası vardır.

    Eser Ebu’l Kasım’a sunulmuştur.


    Atabet’ül Hakayık:

    Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır.

    Hakikatlerin Eşiği anlamına gelir.

    Eser Sipehsalar Mehmet Bey adında birine sunulmuştur.

    Gazel şeklinde söylenmiş 46 beyit ve 101 dörtlükten oluşur.

    Aruz ölçüsü ve Kutad-gu Bilig’in kalıbıyla yazılmıştır.

    Eser dini ve ahlaki niteliktedir.

    Arapça ve Farsça terkipler fazladır.

    Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
    Divan-ı Hikmet:

    Ahmet Yesevi’nin şiirlerinin toplandığı eserdir.

    Bu şiirler dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsüyle yazılmıştır.

    Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.

    Çok az yabancı sözcük vardır.

    Yesevi bu eseriyle tasavvuf edebiyatının kurucusu olmuştur.

    Aruzla söylenen çok az sözcük vardır.
    Çarhname:

    Ahmet Fakih tarafından 88 beyit olarak kaside tarzında yazılmıştır.


    Mukaddimetü’l Edep:

    Zamahşeri tarafından yazılmıştır.“Edeplerin eşiği” anlamına gelir.


    Uygur Metinleri: Çeştani Bey Hikâyesi ve Altun Yaruk’tur.
    DEDE KORKUT HİKÂYELERİ

    Orta dönem halk nesrinin en önemli eseridir.

    15–16.yy. yazıya geçirildiği sanılmaktadır.

    Manzum, mensur karışık olarak yazılmıştır.

    Destan geleneğinden halk öykücülüğüne geçişin en önemli ürünüdür.

    Hikâye ve destan özelliği gösterir.

    Asıl ismi: Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuz han’dır.

    Konusu Oğuzların iç ve dış düşmanlarla savaşıdır.

    Kahramanlar destan kişilerine benzer.(bey soyu)

    Olağanüstü tipler de vardır(Tepegöz)

    On iki hikâye vardır. Bu hikâyelerde ortak kahramanlar vardır.

    Yiğitlik, fedakârlık, aile sevgisi, cömertlik, gelenek ve görenekler işlenir.

    Şiir bölümlerinde belli ölçü yoktur.

    Nesirde sözcükler çokça Türkçedir. Secili ve aliterasyonludur.

    Türklerin İslam’ı kabul ettikleri ilk dönemlerde oluşmuş sonradan yazıya geçirilmiştir.

    Olayların Orta Anadolu ve Azerbaycan’da geçtiği sanılır.

    Dede Korkut kitabın yazarı değil kitapta gezen bir yaşlı bilgedir.

    Dede Korkut’la HOMEROS’UN İlyada’sı arasında benzerlikler vardır.

    Azeri lehçesiyle yazıya geçirilmiştir.
    Tüm edebiyatı terazinin bir kefesine Dede Korkut’u da diğer kefesine koysanız Dede Korkut ağır gelir.”(Fuat Köprülü)
    DÜZ YAZI TÜRLERİ:


    A-ÖĞRETİCİ YAZILAR:

    1-MAKALE

    Dergi ve gazeteye özgü yazılardır.

    Yazar bir görüşü dile getirmeye dile getirdiği görüşü de savunmaya çalışır. Yazılarda ispat zorunludur.

    Bilimsel yazılardır.

    Anlatım öznel değil nesneldir.

    Daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatımdan yararlanılır.

    Bu yazılar kalıcı yazılardır.

    Yazan kişi konunun uzmanı olmalıdır.

    Türk edebiyatının ilk makalesini Şinasi 1860’ta Tercüman-ı Ahval’in Mukaddime’siyle yazmıştır.

    Ziya Paşa’nın Şiir ve İnşa’sı da ünlüdür.



    2-FIKRA

    Dergi ve gazete yazılarıdır.

    Günlük yazılardır ve kalıcı değildirler.

    Genellikle güncel olaylardan bahsedilir.

    İspat kaygısı yoktur.

    Yazan kişi konunun uzmanı olmayabilir.

    Genellikle öznel yazılardır.

    3-DENEME

    Bu türde yazar özgürce seçer konusunu.

    Amaç okura yeni bakış açısı kazandırmaktır.

    Yazıda ispat kaygısı yoktur.

    Yazılar okurla sohbet havası içinde olur.

    Bu türün kurucusu Fransız yazar Montaigne’dir. (Denemeler)

    Diğerleri Alain, Andre Gide, Bacon…

    Türk edebiyatında: Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Salah Birsel, Nermi Uygur

    Not: 1989 ve1994 öys de çıktı.

    4-ELEŞTİRİ

    Belli bir sanat edebiyat ya da düşünce yapıtının içeriğini bu içeriğin işleniş biçimini değerlendiren iyi kötü yanlarıyla ortaya koyan yazılardır.

    Bu yazıda belgelerden ve örneklerden bolca yararlanılır.

    Eleştiride eleştirinin önyargısız olması önemlidir.



    5-RÖPORTAJ

    Bir olayı durumu ya da gerçeği inceleme gezip görme soruşturma tanıklarla konuşma uzmanların görüşlerine başvurma vb. yöntemlerle yapılan yazı türüdür.

    Röportajda bütün anlatım biçimlerinden yararlanılır.

    Resim ve fotoğraf önemli materyallerdir.

    Gazete ve dergi yazılarıdır.

    6-GEZİ YAZISI (SEYAHATNAME)

    Bir yazarın yurt içinde ya da yurt dışında gezip gördüğü yerler hakkında yazdığı yazılardır.

    Yazıda önemli olan anlatılan mekanın çok az tanınıyor olmasıdır.

    Yazı okurda ilgi uyandırmalıdır.

    Gezilen yerler ilginç ve özgün yönleriyle anlatılmalıdır.

    Dünya edb. Marco Polo, İbn-i Batuda

    Türk edebiyatında: Evliya Çelebi,(seyehatname) Babürşah (Babürname) Seyit Ali Reis (Miratü’l Memalik) Piri Reis Kitab-ı Bahriye.

    7-BİYOĞRAFİ

    Ünlü bir sanatçı,şair, yazar, devlet adamı hakkında araştırmacı bir yazar tarafından tutulan yazılardır.

    Araştırmacı yazarın gerçeklere bağlı kalması gerekir.

    Ali Şir Nevai (Mecalisü’n Nefais) ilk biyografi.

    Çıkmış soru: Biyografinin divan edb. karşılığı (91 öys)

    8-OTOBİYOĞRAFİ (ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ)

    Kişinin yaşamına ilişkin gerçekleri kendi kaleminden dile getirmesidir. Otobiyografi yazarı yazısını kişisel yaşamıyla sınırlı tutar.



    9-ANI (HATIRA)

    Bir yazarın yaşadığı ya da tanığı olduğu kimi önemli olay ve durumları yakından tanıma fırsatı bulduğu ünlü kişilerle olan ilişkileri vb. öyküleyici bir anlatımla yazıya döktüğü yazılardır.

    Anılar günlükler gibi sıcağı sıcağına yazılmaz.

    Yazılanların gerçeğe bağlı kalınarak çarpıtılmadan yazılması gerekir.

    Yazar günlüklerden, mektuplardan fotoğraflardan yararlanır.

    Ziya Paşa-Defter-i Amal



    10-GÜNLÜK (GÜNCE)

    Toplumca tanınmış bir kişinin yaşadığı günü sıcağı sıcağına yansıtmak, günle ilgili duygularını düşüncelerini dile getirmek bütün bunları kendi kendisiyle tartışmak amacıyla tuttuğu günlük notlardır.

    Yazının altında ya da üstünde günün tarihi olur.

    Bu yazılar çoğunlukla başkası okusun diye yazılmazlar.

    Bu yazılar kişinin iç dünyasını en iyi yansıtan yazılardır.

    Bu yazılar tarihçiler için belge değerindedir.

    Oğuz Atay-( Günlük Bütün Eserleri) Nihat Erim (Günlükler) Fevzi Çakmak (Mareşal ve Günlükleri) Salah Birsel (Papağanname Günlük)

    11-MEKTUP

    Bir insanın, bir durumu sormak bir isteği paylaşmak belli konularda görüş alışverişinde bulunmak ilişkileri sıcak tutmak ya da haberleşmek amacıyla uzaktaki birine yazdığı yazılardır.

    Sanat değeri taşıyan mektuplara “Edebi mektup”, sanat değeri olmayanlarına da “Özel mektup” denir.

    Devlet dairelerinde kullanılanlarına “Resmi mektup”, ticaretle ilgili olanlarına “İş mektubu” denir.

    Nazım Hikmet_Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar—Cenap Şahabettin-Hac Yolunda,Avrupa Mektupları,Ahmet Rasim,Romanya Mektupları,Nurullah Ataç-Okura MektuplarCahit Sıtkı Tarancı,Ziya’ya MektuplarNamık Kemal, Hususi Mektuplar

    12-SOHBET

    Bir yazarın günlük seçtiği bir konuda kendine özgü görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden karşısındakilerle konuşuyormuş gibi anlattığı yazı türüne denir.

    Cümleler konuşma üslubundadır.

    Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar,cevaplar verir.

    Sohbetlerde konular uzatılmaz,fazla ayrıntıya inilmez.

    Amaç okuyucuyu konu üzerinde düşündürmektir.

    Not:Sohbette yazar okurla, denemede kendisiyle konuşur.

    Türk edebiyatında: Şevket Rado, Ahmet Rasim, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Suut Kemal Yetkin,..



    13.PORTRE

    Ünlü bir kimseyi kendine özgü özellikleriyle okura tanıtmak amacıyla yazılan yazılara denir.

    Bu türde gözlem önemlidir.

    Başta roman ve hikayede olmak üzere gezi anı .vb. türlerde de kullanılır.

    Fiziksel portre: Kişinin dış görünüşünü esas alan yazılardır.

    Ruhsal portre:Kişinin iç dünyasını esas alıp anlatan yazılardır.



    14.MONOGRAFİ

    Bir kimsenin bilinmeyen (açıklanmasında sakınca görülmüyorsa kimi özel) durumlarının açığa çıkarılması için kaleme alınan yazılardır.

    Bu bir eser bir yer de olabilir.

    Eğer sanatçı inceleniyorsa bu sanatçının diğer sanatçılardan farklı yönleri belirtilmelidir.



    15.ÇEVİRİ(ADAPTE)

    Yabancı dille yazılmış bir eseri kendi diline aktarmaya çeviri denir.

    Adaptasyon çevrilen eserin yerli motiflere göre yeniden ele alınmasıdır.

    Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den adaptasyonları

    Yakup Kadri’nin Bağdatlı Ruhi’den rubai çevirileri.

    15.ÖZGEÇMİŞ

    Önemli bir kişinin gerekli görüldüğü taktirde hayatının kısaca kaleme alınmasıdır.

    Tanıtım yazılarıdır.

    16.TUTANAK

    Çeşitli sebeplerle düzenlenen toplantılardaki konuşmaların yazıya aktarılması ve kurumca imzalanarak resmiyet kazanması sonucu oluşan yazılardır.



    17.HABER

    Bir zamana ait bir olayı kısa bir şekilde halka ulaştıran ve değeri ilgilendirdiği kişi sayısıyla ölçülen yazıya haber denir.



    18.MÜLAKAT(GÖRÜŞME)

    Görüşmecinin toplumda tanınan uzman bir kişiyle bir konu hakkında yaptığı konuşmaya denir.

    Not:Mülakatta bir uzman kişiyle görüşülür ve yazı ona dayandırılır.Röportajda birden çok kişiyle de görüşülebilir hatta hiç görüşme yapılmadan yazılardan alıntılar yapılabilir.

    Ruşen Eşref Ünaydın (Diyorlar ki) Hikmet Feridun Es (Bugün de Diyorlar ki)



    19.SENARYO

    Filme konu olacak olayın,hikayenin,romanın sinemaya uyarlanarak diyaloglar halinde kaleme alınmasıdır.



    20.İNCELEME(TAHLİL)

    Bir yazının ya da sözün ayrıntılara inilerek tahliline denir.

    İncelemeyi yapan kişi konunun uzmanı olmalıdır.

    İncelme her konuda yapılabilir.

    Fuat Köprülü, Ali Nihat Tarlan,Ahmet Hamdi Tanpınar ünlü incelemecilerdir.Mehmet Kaplan’ın Şiir ve Hikaye Tahlilleri ünlüdür.

    21.RAPOR

    Bir olayı konuyu kişiyi vb. inceleyen kişinin sorumlu olduğu makama verilmek üzere tuttuğu yazıya denir.



    22.BİBLİYOGRAFYA

    Yayımlanmış kitaplar hakkında bilgi veren esere denir.

    Katip Çelebi’nin Keşfü’z Zünun adlı eseri bu türde ilktir.

    23.SÖYLEV(NUTUK-HİTABET

    Genellikle sözlü olarak bir topluluk önünde topluluğa heyecan vermek için yapılan konuşmalara denir.

    Dünyada Sokrates ve Çiçero ünlüdür.

    Türk edebiyatında Göktürk kitabeleri. Atatürk’ün Nutuk adlı eseri ve Gençliğe İfadesi yine Onuncu Yıl Nutku.



    24.TARTIŞMA

    Bir konunun olumlu ve olumsuz yönleri hakkında bir gerçeği ortaya çıkarmak için çoğu zaman belgelere dayanarak konunun uzman iki tarafınca yapılan konuşmalara denir.



    25.MÜNÂZARA

    Bir konunun olumlu veya olumsuz yönlerinin yeni bakış açılarıyla ortaya konulmasıdır.

    Amaç öğrencilere yeni ufuklar kazandırmaktır.

    26.KONFERANS

    Bir uzman tarafından bir gerçeğin bir çok yönüyle sözlü olarak sunulmasıdır.



    27.BİLDİRİ(TEBLİĞ)

    Bilimsel yazıdır.Bir araştırmacının yeni bir fikri,buluşu kamuoyuyla paylaşmak için kaleme aldığı yazıdır.

    İlmi bir üslûpla yazılır.

    28.AÇIKOTURUM

    Bir başkanın yönetiminde toplumu ilgilendiren bir konunun yetkili kişilerce ele alınıp değişik yönlerden incelenmesine denir.



    29.PANEL

    Belli bir konunun topluluk önünde bir sohbet havası içinde bir karara varmaktan çok değişik şekillerde irdelenmesine denir.



    30.FORUM

    Panel sonrasında gerekli görülürse tartışmaya dinleyicilerde katılır ve panel foruma döner.



    31.SEMPOZYUM

    Belirlenmiş konularda konuların uzmanları tarafından topluluk önünde yapılan seri konuşmalara denir.

    Birkaç gün sürebilir.

    Konuşmacı sayısı en fazla altıdır.

    Konuşmalar 20 dakikayla sınırlandırılır.
    B-YARATICI VE YAŞATICI YAZILAR:

    A-ÖYKÜ (HİKÂYE)

    Yaşanmış ya da yaşanabilir nitelikteki olayları yer,kişi ve zaman göstererek okuyucuda ilgi uyandırabilecek şekilde iletmeye öykü denir.

    Bizde öykücülük Tazimatla başlar. Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivayet, Kıssadan Hisse ve Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt eseri bizdeki ilk öykülerdir.

    1-KLASİK ÖYKÜ (OLAY ÖYKÜSÜ)

    Belli bir zamanda yaşanan ana olay ile onu doğuran yardımcı olaylardan oluşur. Hikâye giriş gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.

    İlk klasik öyküyü Gıovanni Boccacio (Bokasyo) Decemeron ile vermiştir.

    Bu türün ilk büyük temsilcisi Fransız Guy de Maupassant’tır.

    Bizde Ömer Seyfettin bu türün ilk büyük temsilcisidir.

    2-DURUM (KESİT) ÖYKÜSÜ

    Yazar günlük bir olayın bir anını yakalar ve onu anlatır. Yazar gördüğü anı kendisinde uyandırdığı biçimde verir.

    Geriye dönüş tekniği çokça kullanılır.

    Zaman sıralaması yoktur.

    Öykü çoğu zaman bir bitmemişlik havasıyla son bulur.

    Bu türün dünya edebiyatındaki ilk büyük temsilcisi Rus yazar Anton Pavloviç çehov’ dur.

    Bizdeki temsilcileri Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal’dır.
    B-ROMAN

    Yaşanmış ya da yaşanabilir olay ve durumların kişi, yer ve zaman gösterilerek anlatılmasıdır.Romanın öyküden farkı uzun olmasıdır.



    Konularına Göre Romanlar:

    Serüven romanları:Aşk romanları:Polisiye romanlar:

    Casusluk romanları:Tarihsel roman:Töre romanları:

    Tezli romanlar:Anı romanları:Egzotik romanlar:



    Akımlara Göre Romanlar:

    Realist roman,naturalist roman,romantik roman toplumcu gerçekçi roman:



    Eleştirel gerçekçi roman:

    Roman edebiyatımıza Tanzimatla girmiştir.



    Dilimize çevrilen ilk roman: Yusuf Kamil Paşa’nın Fransız Fenelon’dan çevirdiği Terceme-i Telemak’tır.

    İlk yerli roman :Şemsettin Sami Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat

    İlk edebi roman: Namık Kemal İntibah

    İlk köy romanı:Nabızade Nazım Karabibik

    İlk psikolojik roman: Eylül

    ilk anı romanı: Halit Ziya’nın Kırık Hayatlar’ıdır.
    C-MASAL

    Hayal unsurlarından oluşan anlatımlardır.

    Kahramanlar çoğunlukla insandır,hayvanlarda olabilir.

    Olaylar belirsiz bir yer ve zamanda geçer.

    Genellikle tekerleme niteliğinde bir sözle (bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde....) başlar ve sonlanır.(onlar erdi murada biz çıkalım kerevetine) Masalın dünyasında her şey olabilir: parmak çocuk, uçan nesneler, dev vs.

    Masallar anonimdir;ancak yaratıcısı belli olanları da vardır.Bunlara yapma masal denir.

    Masallar dilden dile aktarıldıkça değişime uğrarlar.Amaç okuru yeni dünyalara götürmek bazen de okura ders vermektir.

    Dünya edebiyatında masal:

    Hint edebiyatında Beydaba’nın Kelile ve Dinme’si

    Binbir Gece Masalları

    Fransız yazar La fontaine’nin masalları Alman Grimm Kardeşler ve Danimarka edebiyatından Andersen önemlidir.



    Türk edebiyatında:

    Keloğlan Şinasi La fontaine masallarını Terceme-i Manzume adıyla çevirmiştir.

    Çıkmış soru: Hangisi masalın özelliği değildir (89 öys)
    D-TİYATRO

    İnsan hayatıyla ilgili kimi olay ve durumların kimi davranış ve sözlerle sahnede canlandırılması ya da yazıya aktarılmasıdır.



    Temel kavramlar:

    Perde:Tiyatro eserinin ana bölümlerinden her biri.

    Sahne:Bir perdenin bölümlerinden her biri

    Dekor:Kişilerin konuşma ve hareketlerinin meydana konduğu mekanı oluşturan bütün nesnelerdir.

    Kostüm:Oyunu canlandıran kişilerin giydikleri elbise ve kullandıkları aksesuarlardır.

    1-TRAJEDİ

    Acıma ve korku duyguları uyandırarak izleyicinin ruhunu her türlü kötülükten tutkudan arındırmayı amaçlayan ve kendine özgü kimi değişmez kuralları olan tiyatrodur.



    Özellikleri:

    Kişiler kral, kraliçe gibi soylu kişilerdir.Tanrı tanrıça vs.

    Konu tarihten ve mitolojiden alınır.

    Çirkin ve kanlı olaylar sahnede canlandırılmaz

    Manzumdurlar.(şiir biçiminde)

    Üç birlik kuralına uyulur.(ana olay,tek mekan,24 saat)

    Oyunun ağırbaşlı ciddi bir havası vardır.

    Dil ve anlatım kusursuzdur.

    Amaç insanları erdemli olmaya yöneltmektir.

    Diyalogdan sonra sahneye halkı temsil eden koro gelir.Koro dans eşliğinde şiirler söyler.

    Trajedinin ilk örnekleri Eski Yunan’da görülür.

    MÖ 6. yy’da Aiskhylos, Sophokles,Euripides,(Yunan)

    Cornaille, Racine(Fransız)
    2-KOMEDİ

    İnsanları eglendirmeyi amaçlayan genellikle toplumun gülünç yanlarını yansıtan türdür.



    Özellikleri.

    Konu tarihten değil güncel hayattan alınır.

    Amaç izleyiciyi güldürmek güldürürken düşündürmek ve böylece eğitmektir.

    Kişiler sıradan ve halktan kimselerdir.

    Dil ve anlatımda mükemmellik aranmaz.

    Bayağı çirkin sözlere yer verilebilir.

    Kanlı ve çirkin olaylar sahnede gösterilebilir.

    Manzum eserlerdir.

    Diyaloglardan sonra sahneye koro çıkar ve lirik şiirler söyler.

    Üç birlik kuralı bu türde de vardır.

    Dünyadaki en büyük temsilcileri:

    Aristophanes, Menandros,(yunan) Moliere (Fransız)



    Karakter Komedisi:

    Belli bir kişinin gülünç ağır aksak yönlerini sahnede canlandırmak kalıcı tipler yaratmak bu sayede halkı eğlendirmektir.Ele alınan kişinin bir yönü sivriltilir örneğin: cimri

    Bu türün en büyük yazarı Moliere’dir.

    Töre Komedisi:

    Belli bir meslek grubundan sosyal çevreden bahseden komedilerdir.

    Toplumun aksayan bir yönü ele alınır.

    Güldürürken iğneler,iğnelerken düşündürür.

    Şinasi’nin “Şair Evlenmesi bu türün edebiyatımızdaki ilk örneğidir.

    Entrika Komedisi:

    Şaşırtıcı olaylardan bahseden komedilerdir.Kimin eli kimin cebinde belli değildir.İkiyüzlülük,dost görünüp arkadan vurma vs..

    Molyer’in Scapin’in Dolapları. Shakesreare’nin Yanlışlıklar Komedyası en güzel örneklerdir.
    TÜRK EDEBİYATINDA TİYATRO:

    MEDDAH:

    Taklit yoluyla güzel hikayeler anlatarak insanları eğlendiren kişiye denir.

    İsmail Dümbüllü,Erol Günaydın,Süruri,Meddah Aşiki,İsmet

    KARAGÖZ:

    Beyaz perde üzerine bir takım tasvirlerin yansıtılmasıyla oluşur.

    Hacivat-Karaöz,Bekri Mustafa,Sarhoş,Bebe Ruhi,Tuzsuz Deli Bekir,Zenne,Arap Laz,Frenk,Çengi

    ORTA OYUNU:

    Kökü Orta Asya’ya dayanır.Bir çember içerisinde birkaç parça eşyayla oynanır.

    Dekorsuz metinsiz oyundur.

    Başoyuncu: PişekarKarşısında Kavuklu vardır.

    Kadın tipini canlandıran erkeklere “Zenne” denir.

    Not:

    Bizde ilk yazılan tiyatro: Şinasi:Şair Evlenmesi

    İlk sahnelenen tiyatro: Namık Kemal: Vatan yahut Silistre’dir.

    Ahmet Vefik Paşa Moliere’den yaptığı çevirilerle tiyatroya büyük hizmet etmiştir.



    3-DRAM

    Modern tiyatro geleneğini yansıtan türdür.Hem trajedinin hem komedinin özelliklerini gösterir.

    Güldürü ve ağlatı öğeleri iç içedir.

    Amaç insanı tüm boyutlarıyla yansıtmaktır.

    Her tabakadan insan dram içinde olabilir.Soylu,halk yan yanadır.

    Kişiler her yönden incelenir bir yönüyle sivriltilmez

    Hem güncel yaşam hem mitoloji olabilir.

    Trajedi ve komedinin katı kurallarına karşı çıkılır.

    En başarılı ilk örneğini Victor Hügo Hernani’yle vermiştir.
    TİYATRO TERİMLERİ:

    Opera: Dram ve trajedinin sözlerinin müzikle bestelenmiş şeklidir.Eser büyük bir orkestra eşliğinde sergilenir.

    Operet: Tiyatronun müzikli ve müziksiz iki kısımdan oluşan şeklidir.

    Komedi müzikal: Komedi türü oyunların arasına müzik parçalarının konması şeklinde ortaya çıkar.

    Bale: Sözsüz tiyatro oyunu olan bale sahnedeki konunun müzik ve dansla canlandırılmasıdır.

    Revü: Gündelik olayları alaya alan ve taşlayan gösteri türüdür.Bir kadın ile erkeğin konuşmaları şeklinde sergilenir.Müzik ve dansa yer verilir.

    Skeç: Güldürü unsurlarıyla kurulu kısa müzikli oyundur.Az kişiyle oynanır ve nükteyle sonlanır.

    Absürd tiyatro: Saçma,uyumsuz tiyatrodur.Tiyatro kurallarını hiçi sayan tiyatro şeklidir.

    Feeri: Kahramanları cin,peri gibi olağanüstü varlıklar olan ihtişamlı tiyatrodur.

    Melodram: Duygusal yönleri ağır basan tiyatrodur.

    Pandomim: Duyguları jest ve mimikle yansıtan sözsüz tiyatrolardır.

    Replik: Sahne oyununda oyuncuların birbirine söyledikleri sözlerdir.

    Suflör: Perde arkasında oyunculara oyun sözlerini hatırlatan kimsedir.

    Tuluat: Hazırlıksız sahnelenen tiyatrodur.

    Vodvil: Hareketli eğlenceli şarkılarla süslenmiş komedidir.

    Çıkmış soru:Hangisi eski Yunan tiyatro yazarı değildir(1990 öys)

    EFSANE:

    Akıl almaz acayipliklerle dolu olayların anlatıldığı ve kahramanları tabiatüstü özellikler gösteren anlatı türüdür.

    Efsane(menkıbe) konularına göre dünyanın yaratılışı,tarihi hadiseler,dini olaylar vs. olabilir
    DESTAN:

    Toplum üzerinde derin etkiler bırakan tarihi ve sosyal olayları anlatan, bazen de kişi ve müesseseleri anlatan çoğunlukla anonim uzun manzum (şiir biçimli) yapıtlardır.



    Destanın özellikleri:

    En eski nazım biçimlerindendir.,Destanlar anonimdir.

    Şiir biçimlidir.(manzum) nazım-nesir karışık olanları da vardır. Nesir biçiminde günümüze ulaşan destanlarda vardır.Destanlarda olağanüstülükler vardır. Destan kahramanları olağanüstü özellik gösterebilir.

    Genellikle yiğitlik,savaş göç, vs olaylar anlatılır.



    Destanlar üç aşamadan oluşur:

    1-Çekirdek (doğuş) safhası: Bu safha destanı oluşturan olayların meydana geldiği ilk aşamadır.

    2- Yayılma safhası: Olaylar yuvarlak bir dille söze aktarılır ve nesilden nesile aktarılır.

    3-Derleme (yazıya geçirme) safhası: Destan sözlerinin bir ozan tarafından kaleme alınmasıdır. Bu destanlar sözlü gelenekte büyür ve yayılır derlendiği gibi kalmaz.

    Destanlar ikiye ayrılır(türler):

    a-Doğal destanlar: Halka ait olan ve halkın içinden doğan destanlardır.Söyleyeni belli değildir. Sonraları derlenirler. Dede korkut gibi.

    b- Yapma destanlar: Bir yazar-şair tarafından kaleme alınan destanlardır.
    TÜRK EDEBİYATI’NDA DESTAN:

    Yaratılış destanı



    Saka destanları:Alp er Tunga destanı,Şu destanı

    Hun destanları:Oğuz Kağan destanı,Atilla destanı

    Göktürk destanları:Bozkurt destanı,Ergenekon destanı

    Uygur destanları:Göç destanı,Türeyiş destanı

    Mani dininin kabulü destanı



    İslamiyetten sonraki destanlar:Satuk Buğra Han, Manas destanı ,Cengiz-name,Timur destanı,Ediğe destanı,Seyit Battal Gazi,Danişment Gazi destanı

    Köroğlu destanı



    Dünyadaki ünlü doğal destanlar:

    Dünyada ilk destan Gılgamış destanıdır.,İlyada ve Odysseia(Yunan),Kalavela(Fin),Robin Hood(İngiliz)

    Şinto(Japon),Ramayana Mahabarata(Hint),Aeneis(Latin)

    Şehname(İran-Firdevsi)

    İgor(Rus),Manas(Kırgız),Gılgamış(Sümer)

    Ünlü yapma destanlar:

    Yazanı belli olan destanlardır.

    Milton -Kaybolmuş Cennet -İngiliz

    Dante -İlahi Komedya -İtalya

    Ariosto- Çılgın Orlando -İtalya

    Fazıl Hüsnü Dağlarca -Çakırın Destanı

    Üç Şehitler Destanı, Kubilay Destanı, 19 Mayıs Destanı, Kubilay Destanı

    Nazım Hikmet- Şeyh Bedrettin Destanı, Kuvay-ı Milliye Destanı

    Gülten Akın- Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı

    Ceyhun Atuf Kansu -Sakarya Meydan Savaşı

    Cahit Külebi -Atatürk Kurtuluş Savaşında
    ŞİİR BİLGİSİ:



    Mensur şiir:Ölçü.uyak gibi kurallara uyulmadan yazılan şiirlere denir.Kısaca şiirin düzyazı biçiminde yazılanıdır.Türk edebiyatında ilk ve en güçlü temsilcisi Halit Ziya’dır.

    Manzum şiir:Ölçülü ve uyaklı yazılan şiirlere denir.

    Nazım birimi:Şiiri oluşturan dize kümelerine denir.Bunlar:Dize,beyit,dörtlük.

    Dize:(mısra) Şiirde her satıra denir.

    Beyit:İki dizeden oluşan ve aralarında anlam bütünlüğü olan bölümlere denir.

    Dörtlük:Dört dizeden oluşan kümeye denir.

    Küme,Bent:İkinin üstünde bütünlük oluşturan dizelere denir.Üç,beş,yedi…dize olabilir.

    Kıt’a:Bir şiirde ikiden fazla (3,4,5..) dizenin oluşturduğu bölüme bent veya kıt’a denir.

    NAZIM BİÇİMİ(NAZIM ŞEKLİ):

    Şiirlerin uyak örgüsü,nazım birimi,ölçüsü ve konusuna göre kazandığı dış özelliğine denir.



    Örnek: Halk edebiyatı:koşma Divan edebiyatı:gazel:Tanzimat sonrası:sone…
    ÖLÇÜ:

    Ölçü şiirdeki ahenk unsurudur.



    Aruz ölçüsü:Şiir dizelerindeki hecelerin uzun ve kısalığını temel alan ölçüdür.

    A-çıl-maz ne bir yüz ne bir pen-ce-re.



    . - - . - - . - - . - (nokta ünlüyle çizgi ünsüzle biten hecedir.)

    Not:Ünlüyle biten hece açık(kısa) hecedir.Ünsüzle biten hece kapalı(uzun) hecedir.

    Aruz Terimleri:

    İmale:Kısa olan hecenin uzun gösterilmesidir.

    Zihaf:Uzun hecenin kısa gösterilmesidir.

    Vasl:(ulama) Ünsüzle biten sözcüğün son harfinin sonraki ünlüye bağlanarak aruz kusurunun giderilmesidir.

    Takti:Şiirin dizesinin kalıplara ayrılmasıdır.

    Ba-kıl-dık-ça vah-şet çö-ker yer-le-re



    . - - / . - - / . - - / . –

    fa-û-lün fa-û-lün fa-û-lün fa-ül

    ‘â-û-î gibi uzun ünlüler kapalı sayılır.

    Dizenin son hecesi her zaman kapalı sayılır.



    Hece ölçüsü:

    Bir şiirin her dizesindeki hece sayısına dayanan ölçü birimidir.(7-8-11’li gibi)

    Durak:Hece dizelerinde nefes almaktır.4+4+3=11’li hece ölçüsü.

    Serbest Tarz:

    Serbestçe ölçüsüz uyaksız yazılan şiirlerdir.

    Ağlasam sesimi duyar mısınız?

    Mısralarımda

    Dokunabilir misiniz

    Gözyaşlarıma, ellerinizle


    UYAK(KAFİYE):

    En az iki dize sonunda,anlamı farklı yazılışı aynı iki sözcük veya ekler arasındaki benzerliğe denir.



    Uyak Türleri(Kafiye Çeşitleri):

    Yarım Uyak: Dize sonlarındaki tek ses benzerliğidir.

    Ve deniz aynı deniz.

    Gülüşten eser yok yalnız.

    Tam Uyak: Dize sonlarındaki iki ses benzerliğidir.

    Adalardan yaza ettik de vedâ’

    Sızlıyor bağrımız üstündeki dağ

    Seni hatırlıyoruz Viranbağ.



    Not:â uzun a’da iki ses değerindedir ve tam uyak sayılır.

    Zengin Uyak: En az üç ses benzerliğinden oluşur.

    Bir bahçeli beldemizi yad ellere bıraktık.

    Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık.

    Tunç Uyak: Uyağı oluşturan sözcüklerden birinin diğer sözcüğün içinde tam olarak bulunmasıdır.

    Sabahleyin gökyüzü parlak ufuk açıktı.

    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı.

    Cinaslı Uyak: Dize sonlarındaki söyleyişleri aynı anlamları farklı sözcüklerden oluşur.

    Madem çoban değildin

    Arkandaki sürü ne

    Beni yardan ayıran

    Sürüm sürüm sürüne

    REDİF:

    Dize sonlarında görevli olan eklerin ya da anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarlanmasına redif denir.

    Hatırlar bir gün camı açtığını

    Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu


    UYAK KAFİYE ÖRGÜSÜ:

    Dize sonlarındaki ses benzerliklerinin harfle gösterilmesidir.



    Çapraz Uyak: abab,cdcd..

    Birinci dizeyle üçüncü dizenin,ikinci dizeyle dördüncü dizenin uyaklı olmasıdır.

    Kalbim bir çiçektir gündüzler ölgün a

    Gelin gelin onu açın geceler b

    Beni yad edermiş gibi bütün gün a

    Ötün kulağımda çın çın geceler b



    Düz Uyak: aa/bb,cc/dd…aaab,cccb..

    Birinci dizeyle ikinci dize üçüncü dizeyle dördüncü dizenin ya da bir,iki,üçüncü dizenin birlikte kafiyeli olduğu dizedir.

    İşte bir yol ki hep çakıl ve diken a

    Geçeceksin yarın bu yoldan sen a

    Sen yoruldukça yol uzar artar b

    Çalı dişler,taş ağrıtır,yırtar b



    Sarma Uyak: abba,cddc…

    Birinci dizeyle dördüncü,ikinci dizeyle üçüncü dizenin kafiyeli olmasıdır.

    Uyu! Gözlerinde sessiz bir perde a

    Bir parça uzaklaş kederlerinden b

    Bir ruh gülümsüyor gibi derinden b

    Mehtabın ördüğü saatler nerde a



    Örüşük Uyak: aba/bcb…cdc

    Hangi kızın şen elleri a

    Gecelerin matemine b

    Serpiyor bu elemleri a



    Mani Tipi Uyak: aaba

    Sarı kavunu dildim a

    Çamura düştü sildim a

    Yarim gurbete gitti b(x)

    Şimdi kıymetin bildim a
    EDEBİ SANATLAR


    TEŞBİH(benzetme): İki öğeden zayıf olan öğenin kuvvetli olan öğeye benzetilmesidir.

    Benzetmenin öğeleri:

    Benzeyen

    K. benzetilen

    Benzetme yönü

    Benzetme edatı

    Antalya cennet kadar güzel mekandır.

    Benzeyen-k.benzetilen-b.edatı-b.yönü

    Dört öğede kullanılarak tam teşbih yapılmıştır.

    Sular öyle temiz ki annemin yüzü gibi.

    Sular benzeyen annenin yüzü k. Benzetilendir. Benzeyen ve k.benzetilen kullanılarak Teşbih-i beliğ (güzel benzetme) yapılmıştır.

    Pantolon jilet gibiydi.

    Yaprak ateş oldu,kuş da yakut.


    İSTİARE(benzetmeyi amaçlama)(değinmece)

    Benzeyen ve k.benzetilenden birini kullanmadan yapılan sanattır.



    Açık İstiare(k.benzetilen kullanılır.)

    Kurtuluş savaşında ne güneşler battı.(asker)

    Benzeyen kullanılmamış.

    Kapalı İstiare(benzeyen kullanılarak yapılır.)

    Ninniler söylemiş bu serin dere(dere-anneye)

    Serin dere benzeyen kullanılmış, anne k.benzetilen kullanılmamış.
    MÜBALAĞA(abartma)

    Akla uymayan sözler söyleme.

    Bir bakışta eylen harap cihanı.

    Bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır.

    .
    TARİZ(dokundurma)

    Sözün tam tersini kastetmektir.

    Çok çalışkan olduğu karnesindeki zayıflardan belli.

    Yazısı öyle güzeldi ki yazısını dört hoca zor okuduk.


    KİNAYE(gerçek ve mecaz anlam)

    Sözün hem gerçek hem mecaz anlama gelmesidir.

    Meyve veren ağacı taşlarlar.

    Kurt dumanlı havayı sever.


    TENASÜB(uygunluk)

    Birbirine uygun sözcüklerin dize ,beyit ya da dörtlükte kullanılmasıdır.


    Nevbahar oldu gelin azm-ı gülistan idelüm.

    Açalım gonca-i kalbi gül-i handan idelüm.

    Nevbahar-gülistan-gonca sözcükleri birbiriyle uyumludur.
    İRSAL-I MESEL(atasözü söyleme)

    Şiirde atasözü veya deyim söylemektir.

    ‘Balık baştan kokar’ bunu bilmemek

    Seyrani gafilin ahmaklığından.


    Çağır karac’oğlan çağır.

    Taş düştüğü yerde ağır.


    Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından

    Zira “Yumuşak huylu atın çiftesi pektir.”


    HÜSN-İ TA’LİL(güzel neden bulma)

    Güller kızarır o gonca gül gülünce.

    Bulut ağlar gittin diye ey sevgili.
    MECAZ-I MÜRSEL(ad aktarması)

    Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka sözcük yerine kullanılmasıdır

    Uçak Kayseri’ye indi.(havaalanı)

    Tencere kaynadı(su)

    Sezai karakoç’u okudum. (eserini)
    LEB DEGMEZ(dudak değmez)

    Şiirde b-m-v-f gibi dudak ünsüzlerinin kullanılmamasıdır.

    El ettiler turnalara kazlara.

    Dağlar yeşillendi döndü yazlara.


    LEFF-Ü NEŞR(ilgili benzerlik-karşıtlık)

    Üst dizedeki sözcüklere anlamca benzer eş ya da zıt sözcükler kullanmaktır.

    Zülfün altında ruhun üstünde halin dil-bera

    Gül döşenmiş sümbül örtünmüş Habeş sultanıdır.

    (zülf-sümbül/ ruhun-gül/ hal’in-Habeş)
    Sabrı,tufanı,haramı

    Eyyub’ı Nuh’ı Adem’i


    Gönlümde ateştin gözümde yaştın

    Ne diye tutuştun ne diye taştın


    TECAHÜL-İ ARİF(bilmezden gelme)

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

    Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

    Sular mı yandı, neden tunca benziyor mermer?


    TELMİH(hatırlatma)

    Şiirde tarihi bir olayı hatırlatmaktır.

    Gökyüzünde İsa ile

    Tur dağında Musa ile

    Elindeki asa ile

    Çağırayım Mevla seni.



    TEVRİYE(iki gerçek anlam)

    Şiirdeki bir sözcüğün iki gerçek anlama gelecek şekilde kullanılmasıdır.

    Ulusun,korkma!Nasıl böyle bir imanı boğar.

    (yücesin-havlasın)

    Ey sevgili ne olur bana bir gül.(hem gülümseme hem çiçek)
    ALİTERASYON(ses tekrarı)

    Şiirde ses tekrarıdır.

    Dest-bust arzusuyla ölürsem dustlar.

    Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su.

    (s sesi tekrarlanmış)
    SECİ(iç kafiye)

    Dize içinde yapılan ya da düzyazıda yapılan kafiyedir.

    Ey gözlerin nurı,gönüllerin sürurı,

    Başımızın tacı,gönüllerin ilacı


    AKİS(tersten söyleme)

    Sözü tersten tekrar söylemedir.

    Her inişin bir çıkışı, her çıkışın bir inişi vardır.

    Kibarın kelamı,kelamın kibarıdır.


    TERDİT(beklenmezlik)

    Şiirde sözün beklenmedik şekilde bitirilmesidir.

    ……..

    Mal derdinde kasap



    Can derdinde koyun.

    Ne çirkin oyun.

    Ne berbat kafiye.
    RÜCU(dönüş)

    Söylenen sözün kuvvetli olmadığını düşünerek sözü tekrardan daha güçlü şekilde söylemektir.

    Erbab-ı teaşür çoğalıp şair azaldı.

    Yok öyle değil şairin ancak adı kaldı.


    TEKRİR(yineleme)

    Şiirde bir sözcüğün tekrar edilmesidir.

    Akşam, yine akşam,yine akşam

    Göllerde bu dem bir kamış olsam.


    Kimsesiz kimse olmaz kimsenin var kimsesi

    Kimsesiz kaldım cihanda ey kimsesizler kimsesi


    TEZAT(karşıtlık)

    Şiirde birbiriyle zıt sözcüklerin kullanılmasıdır.

    Nedir bu benim çilem

    Hesap bilmem

    Muhasebede memurum.
    Büyükbabam babam ben

    Küçükoğlan kız damat

    Gelişimiz teker tekerdi

    Gidişimiz cümbür cemaat.


    İSTİFHAM(soru sorma)

    Şiirde sözü kuvvetli kılmak için soru sorma sanatıdır.

    Neden tunca benziyor mermer?

    Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?


    NİDA(seslenme)

    Şiirde ey, hey, bre gibi ünlemlerin kullanılmasıdır.

    Bre ağalar bre beyler.

    Çatma,kurban olayım çehreni ey nazlı hilal.


    TEŞHİS(kişileştirme)

    İnsan dışındaki varlıklara insani özellik kazandırmaktır.

    Atıyor çıplak duvarların nabzı sızılar içinde.

    Her gece ninniler söyler serin dere.


    İNTAK(konuşturma)

    İnsan dışındaki varlıkların konuşturulmasıdır.

    Benim adım dertli dolap

    Suyum akar yalap yalap


    Dal bir gün dedi ki tomurcuğa

    Tenimde bir yara işler gibisin.


    AKROSTİŞ(ilk harflerle ad yapma)

    Rüyada mıyım..

    Izdıraplı kalbim..

    Zalim olma anla beni..

    Anla beni anla..
    SEHL-İ MÜMTENİ(söylenmesi zor sözler söylemedir)

    Zannetme şöyle böyle bir söz

    Sen gel dahi söyle böyle bir söz
    ŞİİR TÜRLERİ:

    Epik şiir:

    Yiğitlik ve kahramanlık şiirleridir. Uzun soluklu destan gibi şiirlerin yiğitçe bir edayla okunmasıyla oluşur. Adını epopeden (destan) almıştır.

    Divan edebiyatında “Hamasi şiir” denir.

    İlk epik şiir Homeros’un “İlyada ve Odessia” şiiridir.

    Halk edebiyatında koçaklamalar, varsagılar, destanlar, cönkler divan edebiyatında gazavatnameler bu türe girer.
    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.


    Didaktik şiir:

    Bilgi ve öğüt vermek amacıyla yazılan öğretici şiirlerdir.Fabl’ler yergiler,mektuplar fıkralar,manzum öyküler bu amaçla yazılabilir.

    Bu tür şiirlerin bilimsellik ve felsefi yönü ağırlıktadır.

    Yusuf Has Hacip’in Kutad-gu Biliğ’i Edip Ahmet Yükneki’nin Atbetü’l Hakayık’ı Aşık Paşa’nın Garipname’si Nabi’nin Hayriye’si Mehmet Akif’in Fatih Kürsüsünde’si bu türe örnektir.

    İlim ilim bilmektir

    İlim kendin bilmektir

    Sen kendini bilmezsen

    Ya nice okumaktır


    Lirik şiir:

    Duygulu ve coşkulu şiirlerdir.Adını eski Yunan’da “lir” adı verilen çalgılar eşliğinde söylenen şiirlerden almıştır.Aşk,ayrılık,ölüm,korku,yalnızlık gibi konular şiirin ana temasıdır.

    Lirik şiir eski Türk edebiyatında kopuz eşliğinde söylenirdi.Koşuklar,sagular bu türdendir.

    Halk edebiyatında güzelleme,koşma,semai ..divan edebiyatında gazel,şarkı,müstezat vs bu türden şiirlerdir.

    Kara’coğlan,Erzurumlu Emrah,Baki,Nedim,Fuzuli büyük lirik şairlerdir.

    Batı’da Petrarca,Lamartine,Alfred de Mausset..


    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak

    Ben aşkımla bahar getirdim sana

    Tozlu yollarından gezdiğim uzak

    İklimden şarkılar getirdim sana


    Fabl:

    İnsan dışındaki varlıklara insan kimliği verip onları insan gibi konuşturmaya ve bu sayede insanlara ders vermeyi amaçlayan kısa manzum hikayelere fabl denir.Fabl’ler didaktik şiirdir.

    Beydaba’nın Kelile ve Dinme’si

    Aisopos masalları(ezop)

    La Fontaine’nin masalları

    Şeyhi’nin Harnamesi

    Bir dala konmuştu karga cenapları

    Ağzında bir parça peynir vardı

    Sayın tilki kokuyu almış olmalı

    Ona nağme yapmaya başladı


    Satirik şiir:

    Toplumun ya da kişilerin gülünç yönlerini iğneli ve alaycı bir dille ele alan şiirlerdir.Halk edebiyatında taşlama divan edebiyatında hicviye bugünkü edebiyatta yergi denir.Amaç iğnelerken bir şeyler öğretmektir.

    Nefi’nin Siham-ı Kaza’sı ünlüdür.Bağdatlı Ruhi,Şeyhi,Ziya Paşa,Seyrani ünlü taşlamacılarımızdandır.
    Kırık çanağı yok ayran içecek

    Kahveye gelir de fincan beğenmez


    Bana Tahir Efendi kelp demiş

    İltifatı bu sözde zahirdir.

    Maliki mezhebim benim zira

    İtikatımca kelp tahirdir.


    Pastoral şiir:

    Kır yaşamını ve çobanların yaşayışlarını anlatan şiirlerdir.Şiirin ana teması doğadır.İki çeşidi vardır:

    İdil ve eglog:idil:kır hayatını anlatan eglog:çobanların hayatını anlatan şiirlerdir.

    Batı edebiyatında virgilius ünlüdür.

    Abdulhak Hamit’in Sahra’sı bu türe en güzel örneklerdendir.

    Ahmet Muhip Dranas,Kemalettin Kamu,Faruk Nafiz, pastoral şairlerimizdendir.


    Ak tüylü köpektir koyun sürüsüyle

    Seğirtir kaval sesinde sağa sola

    Çobandır köyün yamacında

    Yayar davarı da çömelir

    Meşe dallarının altında
    Dramatik şiir:

    Eski yunanda dramatik ürünler manzum olarak yazılırdı.Özellikle trajediler manzum kurulduğundan böyle şiirlere dramatik şiir denir.

    Türk edebiyatında örnek yoktur. Bizim edebiyatta tiyatrolar nazım değil nesir biçiminde yazılmıştır.

    Elektra-ey temiz ışık

    Ve dünyayı saran hava

    Gece bahtsız babama ağlarım

    Yabancı topraklarda onu

    Alıkoyan kana susamış Ares değildir.


    HALK EDEBİYATI
    GENEL ÖZELLİKLERİ:

    Temel nazım birimi dörtlüktür.

    Hece ölçüsü kullanılmıştır.

    Şiirler saz eşliğinde doğaçlama söylenir.

    Ozanlar eğitimsiz kimselerdir.

    Usta –çırak ilişkisi vardır.

    Dil ağır değil, anlaşılır bir dildir.

    Daha çok yarım uyak kullanılır.

    Sözlü edebiyat geleneğidir.

    Şiirler somut yaşamdan bahseder.

    Aşk,doğa güzellikleri,gurbet,özlem,ayrılık vs. konular işlenir.

    Anonim olmayan eserlerde şairin ismi bulunur.

    Nazım olan ürünler yazıya nazım-nesir karışık geçirilebilmiştir.

    Şiirler tür ya da biçim adıyla anılmış, şiirlere özel ad verilmemiştir.

    Kimi kalıp benzetmeler ortak kullanılmıştır. Zülf (saç), çeşm (göz)
    Halk Edebiyatı Nesir Örnekleri:

    Halk edebiyatı sözlü gelenektir: Bu ürünler halkın ağzından derlenerek halk nesrinin örnekleri verilmiştir. En önemli halk nesirleri Aşk hikâyeleridir.

    Âşık Garip ile Şah Senem

    Kerem ile Aslı

    Ferhat ile Şirin

    Arzu ile Kamber

    Tahir ile Zühre

    Sümmani ile Gülperi



    Not:Leyla ile Mecnun Divan edebiyatı ürünüdür.

    ANONİM HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ:

    A-Mani:

    7’li hece ölçüsüyle söylenir.

    Uyak düzeni aaxa şeklindedir.

    Yedekli manide uyak düzeni aaxaxa olur.

    Söyleyeni belirsizdir. İstisnai de olsa söyleyeni belli olanlarda vardır.

    İlk iki mısra hazırlık için söylenir.

    Asıl mesaj son iki dizededir.

    Düz mani: Dize sayısı dört olan manidir.

    Kesik mani: İlk dizesi yarım olan manidir.

    Yedekli mani: Altı dizeden oluşan manidir.
    B-Türkü:

    Sekizli ya da on birli heceden oluşur.

    Özel bir ezgiyle okunur.

    Genellikle ayrılık ,gurbet gibi konulardan bahsedilir.

    İkili,üçlü,dörtlü ve beşli bentlerden oluşur

    Tekrar edilen dizelere kavuştak denilir.

    Düz uyaklıdır. aaab,aaabb

    Bent sayısı genellikle iki ya da üçtür.

    Yöreden yöreye söyleyiş ve ezgi farkı vardır.
    C-Ninni:

    Çocukları uyutmak için özel bir ezgiyle söylenir.

    Anonimdir; ancak söyleyeni belli olanlar da vardır.

    Bir ya da iki dörtlükten oluşur.

    Birden çok dörtlükten oluşursa her dörtlük sonunda kavuştak olur.

    Genellikle düz uyaklıdır.


    ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ:

    A-Koşma:

    11’li hece ölçüsüyle yazılır.

    Dörtlükler biçiminde söylenir.

    Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir.

    Son dörtlükte ozanın adı geçer.

    Buna tapşırma denir.

    Uyak düzeni abab,cccb..,aaab cccb, abcb,dddb

    Koşma konularına(türlerine) göre 4’e ayrılır.



    a-Güzelleme:

    Sevgilinin güzelliklerinin övüldüğü şiirlerdir.

    Sevgili yanında yurt,at,vb. övgülerde olabilir.

    En önemli şairi Karacaoğlan’dır.



    b-Taşlama:

    Bir olayı, durumu,kişiyi,davranışı vs. yermek amacıyla söylenen koşmalardır.

    Divan edebiyatında buna hicviye denir.

    c-Ağıt:

    Ölen bir kimsenin ardından duyulan üzüntüyü belirten koşmalardır.

    Divan edebiyatında buna mersiye denilir.

    Ünlü taşlamacımız Seyranı’dır.



    d-Koçaklama:

    Kahramanlık konularını işleyen koşmalardır.

    Divan edebiyatındaki gazavatnameler buna benzer.

    B-Semai:

    8’li hece ölçüsüyle söylenir.

    Özel bir ezgisi vardır.

    Genellikle sevgili, yurt ve at güzelliklerinden bahsedilir.

    Güzelleme türüne benzer.

    En az üç en fazla altı dörtlükten oluşur.

    Şeması,abab, cccb/, aaab,cccb

    C-Varsağı:

    8’li hece ölçüsüyle söylenir.

    Varsak Türklerine ait şiir biçimidir.

    Genellikle kahramanlık konularından bahseder.

    Bre, hey.behey gibi ünlemler çokça bulunur.

    Semaiden farkı söyleyişteki kahramanca edadır.



    D-Destan:

    8’li ya da 11’li hece ölçüsüyle söylenir.

    Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.

    Anonim olanları da vardır.

    Konuları,göç,savaş,kıtlık,deprem vs’dir.

    Olay anlatıldığından öyküleyici bir anlatımı vardır.

    Olağan dışı olaylar olabilir.
    TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ:



    A-İlahi:

    7,8 ve11’li hece ölçüsü kullanılır.

    Allah’ın birliğini kudretini anlatır.

    Bunun yanında cennetin güzelliği, ahiret nimetleri gibi konular anlatılır.

    Amaç insanlara Allah sevgisini aşılamaktır.

    Tarikatlarca farklı şekillerde söylenir.



    a-Ayin: Mevlevi tekkelerinde

    b-Tapuğ: Gülşeni tekkelerinde

    c-Nefes: Bektaşi tekkelerinde

    d-Deme: Alevi tekkelerinde

    e-Durak: Halveti tekkelerinde
    B-Nutuk:

    Tekke önderlerince tarikata yeni giren dervişler için söylenir.

    Amaç yeni dervişlere tarikat kurallarını öğretmektir.

    C-Devriye:

    Dünyanın ve insanın yaratılış döngüsünü anlatan şiirlerdir.

    İnsan kimdir, nerden gelir nereye gider? Bu sorulara cevap aranır.

    D-Şathiye:

    Kimi dini konuların şakacı ve rahat bir üslupla anlatıldığı şiirlerdir.

    Aslında dinle alay eder gibi görünür ama gerçekte hikmet içerir.

    Genellikle Bektaşi tekkelerinde söylenir.

    Bu tür şiir söyleyenlerden kimi dinsizlikle suçlanmış ve öldürülmüştür.

    Ünlü şairi Kaygusuz Abdal’dır.


    ÖNEMLİ HALK ŞAİRLERİ

    AHMET YESEVİ

    Türk Halk Edebiyatı nazım şekilleriyle, hece ölçüsüyle şiirler yazarak, tasavvufun Türkler arasında yayılmasını sağlamıştır. Şiirlerini topladığı kitabın adı Divan-ı Hikmet’tir. Kitapta tasavvuf konuları açık bir dille nazım şeklinde verilmiştir.



    YUNUS EMRE

    Tasavvuf felsefesini, yaşam-ölüm; Allah-insan; varlık-yokluk; dünya-ahret; cennet-cehennem kavramları arasındaki bağıntıyı güçlü bir kültür ve duyuşla anlatmıştır. Bu akımı, halkın dili ile, coşkun duygusu ile en güzel anlatan Yunus olmuştur. Şiirlerinden bazılarını aruz ölçüsüyle yazmışsa da hece ölçüsüyle yazdığı şiirler onu şöhrete götürmüştür. Tasavvuf esaslarını milli görüşlerle birleştiren Yunus Emre, yüzyıllardan beri tazeliğini korumuş, saygınlığını hiçbir zaman yitirmemiştir. Eserleri: Risalet-ün Nushiye, 1307’de yazılan bir mesnevidir. İkinci eseri, 360 ilahi ve nefesin bulunduğu Yunus Emre Divanı’dır.


      1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12






        Ana sayfa


    Türk edebiyati

    Indir 0.57 Mb.