bilgiz.org

Temmuz 2012 İÇİndekiler 1- Çevre Yönetimi’nde ab süreci

  • REACH Tüzüğü Sanayiyi Nasıl Etkiliyor
  • Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği 10- Türkiye Atıklar Konusundaki AB Mevzuatı İle Ne Kadar Uyumlu 11- Atık Yakma Direktifi Uygulamaları
  • Uçucu Organik Bileşikler Direktifi (VOC) ve Türkiye’deki İlgili Düzenlemeler 16- Emisyon Ticaret Sistemi (ETS ) TÜRK SANAYİ SEKTÖRÜNÜN AB MEVZUATINA UYUMU
  • 1- Çevre Yönetimi’nde AB Süreci
  • Mevzuat Uyumu
  • 2- Türkiye Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı İlişkileri
  • 3- REACH Tüzüğü Sanayiyi Nasıl Etkiliyor
  • 3.2- Tedarik Zincirinde Bilgi İletimi
  • 3.3- Eşya içindeki yüksek önem arz eden madelerin (SVHC) bildirimi
  • 4- Türkiye REACH Tüzüğüne Uyumlu Mu
  • 5- CLP Tüzüğü ve Türkiye’de Uyumlaştırma Çalışmaları



  • Sayfa1/3
    Tarih27.12.2017
    Büyüklüğü147.43 Kb.

    Indir 147.43 Kb.
      1   2   3

    TÜRK SANAYİ SEKTÖRÜNÜN

    AB ÇEVRE MEVZUATINA UYUMU

    İMMİB AB Mevzuatı’na Uyum Şubesi tarafından hazırlanmıştır.



    Temmuz 2012

    İÇİNDEKİLER

    1- Çevre Yönetimi’nde AB Süreci

    2- Türkiye Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı İlişkileri

    3- REACH Tüzüğü Sanayiyi Nasıl Etkiliyor?

    4- Türkiye REACH Tüzüğü’ne Uyumlu mu?

    5- CLP Tüzüğü ve Türkiye’de Uyumlaştırma Çalışmaları

    6- Türkiye Endüstriyel Kazaların Önlenmesinde AB’ye Uyumlu Mu?

    7- Yeni SEVESO III Direktifi Ne Getiriyor ?

    8- Atık Mevzuatı ve AB Düzenlemeleri ile Uyumu

    9- Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği


    10- Türkiye Atıklar Konusundaki AB Mevzuatı İle Ne Kadar Uyumlu?

    11- Atık Yakma Direktifi Uygulamaları


    12- AB Büyük Yakma Tesisleri Uygulamaları
    13- Endüstriyel Emisyonlar Direktifi
    14- AB’nin Hava Kalitesi Mevzuatı ve Türkiye’nin Mevzuata Uyum Durumu
    15- Uçucu Organik Bileşikler Direktifi (VOC) ve Türkiye’deki İlgili Düzenlemeler
    16- Emisyon Ticaret Sistemi (ETS )

    TÜRK SANAYİ SEKTÖRÜNÜN AB MEVZUATINA UYUMU

    Avrupa Birliği politikaları içinde çevre sorunları özel bir yer tutmaktadır. Avrupa Birliği Müktesabatı’nın Çevre Başlığı; hem özel sektörde hem de kamu sektöründeki kuruluşları ilgilendiren, aynı zamanda da hem kapsamı hem de yüksek uyum maliyeti nedeni ile zorlayıcı bir sektördür. Bu nedenle; yasal, kurumsal ve finansal açıdan gerekli düzenlemelerin ve planların sistemli bir şekilde yapılması gerekmektedir.

    Topluluğun Çevre Mevzuatı:


    • Yatay mevzuat (ÇED, çevresel bilgiye erişim, iklim değişikliği),

    • Hava kalitesi,

    • Su kalitesi,

    • Atık yönetimi,

    • Doğa koruma,

    • Kimyasallar yönetimi

    • Endüstriyel kirlilik kontrolü ve risk yönetimi,

    • Gürültü yönetimi başlıklarından oluşmaktadır.

    Topluluk Müktesebatına uyum, birçok sektör için önemli yatırımlarda (teknolojik, altyapı yatırımları, işletme maliyetleri ve kurumsal yapılanmada yönetimsel değişikliklerden doğan maliyetler) bulunulmasını gerektirecektir.

    1- Çevre Yönetimi’nde AB Süreci

    Türkiye’de Çevre Yönetiminin en önemli önceliklerinden birini Avrupa Birliği (AB) çevre müktesebatının ulusal çevre mevzuatına aktarılması ve uygulamaların bu doğrultuda geliştirilmesi oluşturmaktadır. Aralık 1999’da gerçekleşen Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye resmi olarak aday ülke statüsü verilmiş ve böylece AB müktesebatına uyum süreci başlamıştır.

    Çevre faslı tarama toplantıları 2006 yılında tamamlanmış olup, toplantı raporunda yer alan açılış kriterleri kapsamında 69 adet AB mevzuatı için 400 sayfalık Strateji belgesi hazırlanmıştır. Strateji belgesi, atık yönetimi başlığını da kapsayan 9 sektörü içermektedir.

    Gümrük Birliği kapsamında kalan 5 AB çevre mevzuatı için uygulama notları hazırlanmıştır. Strateji Belgeleri ve Uygulama Notları’nın Avrupa Komisyonu’na sunulmasından sonra 21 Aralık 2009 tarihinde hükümetler arası Katılım Konferansında Çevre Faslı’nın müzakerelere açılması resmen ilan edilmiştir. Çevre faslının geçici olarak müzakerelere kapatılabilmesi için 6 adet kapanış kriteri belirlenmiştir.

    Diğer taraftan Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yürürlüğe girecek olan yeni yönetmeliklerin uygulanması yüksek maliyetli çevre yatırımları ve altyapı gerektirmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurumların katılımı ile Avrupa Birliği Entegre Çevre Uyum Stratejisi (UÇES) hazırlanmıştır. UÇES ile 8 alt sektör için yasal durum, kurumsal yapı ve maliyet analizi geliştirilmiştir.

    Ulusal Çevre Stratejisi (UÇES) dokümanı Türkiye’nin, AB’ye girişi için bir ön koşul olan, AB Çevre Müktesebatına uyum sağlaması ve mevzuatın etkin bir şekilde uygulanması amacıyla tam uyumun sağlanması için ihtiyaç duyulacak teknik ve kurumsal altyapı, gerçekleştirilmesi zorunlu çevresel iyileştirmeler ve düzenlemelerin neler olacağına ilişkin detaylı bilgileri içermektedir. Bu bilgilerin tam olarak sunulabilmesi için öncelikle ülkenin çevre sorunlarına ilişkin mevcut durumu, mevzuat ve teşkilat yapısı, çevre sorunlarıyla mücadele konusunda bugüne kadar izlenen politika, yapılan harcamalar ile çevre sorunlarıyla mücadelede karşılaşılan sıkıntı ve dar boğazlar tespit edilmiştir. Sonrasında ise Türkiye’nin öncelik verilen çevresel alanlar ile bu alanlardaki amaçlar, hedefler, stratejiler ve bunlarla ilgili yapılacak faaliyetler belirlenmiştir.

    Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Avrupa Birliği Müktesebatına uyumun sağlanması için aşağıdaki belirtilen hususların gerçekleştirilmesi için çalışmalar yürütülmektedir:


    • Mevzuat Uyumu: Ulusal Mevzuatın ve Avrupa Birliği Müktesebatının gerekleri arasında uyumsuzluk giderilecektir.

    • Uygulama: Avrupa Birliği Müktesebatının uyumlaştırılmasının ardından çevre altyapısı ve sanayi üretiminde çevreye duyarlı modern teknolojilerin kullanılması yolu ile tam uyumlaştırma için adımlar atılacaktır.

    Avrupa Birliği Müktesebatının gereklerinin yürürlükte bulunan ulusal yasalara tamamıyla yansıtılmasının yanı sıra, ulusal yasaların yönetilmesi, etkin veya pratik uygulama için yeterli bütçeleri olan uygun kurumsal yapıların oluşturulması ve kanunlara tam uyumun sağlanması amacıyla gerekli kontrol ve cezai müeyyidelerin uygulamaya konulması da sağlanacaktır.

    • Yatırım: Etkin uygulamanın sağlanması için yatırımların finansmanı dahil olmak üzere tam uyum ile ilgili gerekli önlemler hayata geçirilecektir.

    Hem ulusal bütçeden hem de Avrupa Birliği hibe fonlarından desteklenen ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda; mevzuat uyumu, kapasite geliştirme ve altyapı yatırımları için çok sayıda proje yürütülmektedir.

    Çevre Faslının üyelik müzakerelerine açılması ve Topluluk Müktesebatına uyum sağlanması çalışmaları ile halkımızın yaşam kalitesinin artırılması yönünde önemli adımlar atılmaya başlanmıştır.

    “27 No’lu Çevre Faslı” başlığı kapsamında yer alan Topluluk Müktesebatının üstlenilmesi sürecinde Türkiye, Avrupa Birliği Çevre Müktesebatının tümünün uyumlaştırılmasından ve uygulanmasından sorumludur. Müzakere edilecek tek husus ise uygulama takvimi ve geçiş süreleridir.

    2- Türkiye Avrupa Birliği Çevre Mevzuatı İlişkileri

    1999 yılı Helsinki Zirvesi’nde Avrupa Birliği’ne adaylığının tescilinden sonra, ilk adım olarak Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) 8 Kasım 2000 tarihinde kabul edilmiştir. Türkiye’nin kısa ve orta vadede gerçekleştirmesi gereken önceliklerini ve katılım hazırlıklarının koşullarını ortaya koyan KOB’nin ardından Türkiye tarafından hazırlanan ve 19 Mart 2001 tarihinde AB Müktesabatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Program kabul edilerek diğer sektörler ile birlikte çevre alanında da uyumlaştırma çalışmalarına başlanmıştır. Katılım Ortaklığı Belgesi çerçevesinde çevre alanında kısa ve orta vadeli öncelikler şu şekilde belirlenmiştir;



    Kısa Vade Öncelikler:

    • Müktesebatın iç hukuka aktarılması için bir program kabul edilmesi

    • Yatırımların finansmanına yönelik, uyumlaştırma maliyeti tahminlerine, kamu ve özel sektörden sağlanacak gerçekçi finansman kaynaklarına dayalı bir plan geliştirilmesi

    • Çerçeve mevzuata, çevre alanındaki uluslar arası sözleşmelere ve doğa koruma, su kalitesi, Entegre Kirlilik Önleme – Kontrol ve atık yönetimi konusundaki düzenlemelere ilişkin müktesebatın iç hukuka aktarılmasına ve uygulanmasına bağlanması,

    • Çevresel Etki Değerlendirilmesi direktifinin etkili biçimde uygulanması

    • Sınır aşan sulara ilişkin işbirliğinin, su çerçeve direktifi ve AT’nun taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun olarak geliştirilmesine devam edilmesi.

    Orta Vade Öncelikler:

    • Müktesebatın iç hukuka aktarılmasının tamamlanması ve veri toplama da dahil olmak üzere, çevre korumasının sağlanması için kurumsal, idari ve denetim kapasitesinin güçlendirilmesi.

    Çevre başlığı altında yer alan Avrupa Birliği direktifleri, gerek 300’ü bulan sayılarının fazlalığı gerekse kapsamlarının genişliği açısından Avrupa Birliği müktesebatının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Söz konusu direktiflerin, yeni çıkarılacak veya revize edilecek yasa ve yönetmelikler ile Türk Mevzuat Sistemi’ne yansıtılması tam olarak uyumun sağlanması için yeterli olmayacak olup, söz konusu direktiflerin yansıtılmasını müteakip başarılı bir şekilde uygulamaya geçirilmesi de gerekmektedir. Raporumuzda AB ve Türkiye’deki Çevre Müktesebatı kapsamında değinilecek öncelikli mevzuatlar şu şekildedir;

    REACH Tüzüğü ( Registration, Evaluation, Authorization of Chemicals)

    CLP Tüzüğü (Classification Labelling and Packaging of Chemicals)

    SEVESO III Direktifi

    Atık Direktifleri (Ulusal Mevzuat, Tebliğler, Genelgeler)

    Büyük Yakma Tesisleri Direktifi

    Uçucu Organik Bileşikler Direktifi ( VOC, Volatile Organic Compounds)

    Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik (MRV, Measurement, Reporting and Verification of GHG)

    Emisyon Ticaret Sistemi (ETS)

    Atmosferi Kirleten Emisyonlar Direktifi

    ÇED Direktifi



    3- REACH Tüzüğü Sanayiyi Nasıl Etkiliyor?
    Avrupa Birliğinin kimyasallar politikasını oluşturan 1907/2006/EC sayılı REACH Tüzüğü, AB’deki (+Norveç, Lihtenştayn, İzlanda) kimyasalların kayıt altına alınması, değerlendirilmesi, izne tabi tutulması ve kısıtlanmasına ilişkin getirdiği kurallarla kimyasal maddelerden kaynaklanan risklerin kontrol altına alınarak çevre ve insan sağlığının korunmasını hedeflemektedir.
    Ülkemizin AB’ye üyelik süreci ve kimya sektörü ihracatımızın yarısına yakın bir kısmının AB ülkelerine yapıldığı göz önüne alındığında REACH Tüzüğü ülkemiz kimya sektörünü ve kimyasal maddelerin girdi olarak kullanıldığı karışım ve eşya türü ürün gruplarını kapsamına aldığından boyadan beyaz eşyaya sektörün büyük bir kısmını yakından ilgilendirmektedir. REACH, AB’ye ihracat yapan firmalarımıza olduğu kadar, ihracata yönelik tedarik hizmeti veren üretici firmalara da kayıt, izin, kısıtlama süreçlerinde sorumluluklar yüklemektedir.

    REACH Tüzüğü Avrupa Birliğine (AB) yapılan ihracatlardan söz konusu ülkelerde yerleşik ithalattan sorumlu tüzel kişileri sorumlu tutmakla birlikte AB dışındaki üretici/formülatör firmaların, AB’deki tüm ithalatlarının sorumluluğunu üstlenecek AB’de yerleşik bir gerçek ya da tüzel kişiyi “Tek Temsilci” atamalarını mümkün kılıyor. Bu durum, kayıt dosyası sunumu, izin başvurularında AB’deki ithalatçı yerine “Tek Temsilci” ile çalışmaları tavsiye edilen AB-dışı firmalara dosya (kayıt, izin, eşya içindeki madde bildirimleri gibi ) hazırlığı maliyeti ve Avrupa Kimyasallar Ajansı’na (ECHA) yapılacak başvuru ücretine ek olarak “Tek Temsilci” maliyetini getirmektedir.



    3.1- Kayıt

    Yılda 1 ton veya üzerinde kendi başlarına, bir karışım ya da normal ve öngörülen koşullar altında tasarlanmış salınım yapan eşya içindeki AB pazarına sunulan kimyasal maddelerin, tehlike özelliklerine ve yıllık ihracat hacmine bağlı olarak tüzüğün yönetiminden sorumlu Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) yönetimindeki merkezi bir veri tabanına kayıt ettirilmelerini zorunlu kılıyor.


    Söz konusu kayıt dosyalarının içeriğinde, kimyasallara ilişkin GLP standartlarında gerçekleştirilen test sonuçları, maddenin toksikolojik ve ekotoksikolojik etkileri ile taşıdığı riskleri gösteren birtakım ilave bilgiler talep edilmektedir. Buna ek olarak yılda 10 ton veya üzeri miktardaki madde kayıt dosyalarının, ilgili maddenin kullanımı ve/veya üretiminden doğan risklerin değerlendirildiğini ve uygun olarak kontrol edilebildiğini tanımlayan kimyasal güvenlik raporunu (CSR) da içermesi gerekmektedir.

    Spesifik mevzuatlar kapsamında düzenlenen ilaç ve tıbbi ürünlerde kullanılan maddeler, su, asal gazlar, glikoz gibi düşük oranda risk taşıyan maddeler, mineraller, doğal gaz, bitki özleri gibi doğada bulunan maddeler, kimyasal yapıları değiştirilmediği sürece kayıt altına alınmaları gerekmemektedir. Kayıt uygulama takvimi, kayıt prosedürü, kayıt dosyasının hazırlanması, geç ön-kayıt, veri paylaşımı, madde bilgileri paylaşım platformuortak kayıt dosyasının sunumu, Ajans’a kayıt işlemi yapılacak maddenin tonaj bandına ve firmanın ölçeğine göre değişen kayıt başvuru ücretleri ile ilgili detaylı bilgilere İMMİB REACH Yardim Masası web sayfasından veya Ajans tarafından yayınlanan Yardım Masamız tarafından Türkçe’ye çevrilen Kayıt Rehberinden ulaşılabilir.


    3.2- Tedarik Zincirinde Bilgi İletimi
    REACH Tüzüğü, tek başlarına ya da karışım içinde maddelerin insan ve çevre için güvenli bir şekilde kullanımını tedarik zinciri iletişiminin temel aracı olan Güvenlik Bilgi Formu (GBF – SDS) ile sağlanmasını öngörüyor. Üretici/ihracatçı, AB pazarına sunduğu ürünler için REACH Tüzüğü öncesinde yaptığına benzer ilkelerle SDS hazırlayacaktır. Temel fark, SDS’e madde veya karışımın tanımlanan kullanımı için gerektiğinde güvenli kullanım koşullarını açıklayan maruziyet senaryosu’nun eklenmesidir.
    REACH Tüzüğü kapsamında AB’deki müşteriye madde ve karışımların sınıflandırılması, etiketlenmesi ve ambalajlanmasına ilişkin CLP Tüzüğü kurallarını dikkate alan 20 Mayıs 2010 tarihli 453/2010 Sayılı (AB) Komisyon Tüzüğüne göre “tehlikeli” olarak sınıflandırılan madde ve karışımların yanı sıra İzne Tabi Maddeler Listesi’ne (REACH Tüzüğü Ek XIV) dahil edilmesi muhtemel Aday Liste’deki PBT(kalıcı, biyobirikimli ve toksik) veya vPvB (çok kalıcı ve çok biyobirikimli) maddeler ve bu maddelerin kullanıldığı karışımlar için tedarik zincirinde E-SDS’lerin temin edilmesi gerekiyor. Güncel SVHC Aday Liste ve ürünün madde, karışım ve eşya olmasına göre tedarik zincirinde SVHC bilgisinin iletiminin yerine getirilmesine ilişkin detaylı bilgiler, İMMİB REACH Yardım Masası’nın websayfasında yer almaktadır.
    Tedarikçi, genişletilmiş güvenlik bilgi formları (E-SDS) ile iletişimlerin gerekmediği durumda bile madde hakkında önemli risk bilgilerini, izne ya da kısıtlamaya tabi olması durumunda uygun risk yönetimini sağlayacak mevcut bilgiyi AB’deki müşteriye sağlamakla yükümlüdür.

    AB’ye eşya türü (otomotiv yedek parçası, beyaz eşya, mobilya, ambalaj malzemeleri vb) ürün ihracatı firmaların, ürünleri ağırlıkça % 0.1 konsantrasyonun üzerinde yüksek önem arz eden madde (SVHC) içeriyorsa müşterilerini “eşyanın güvenli kullanımı” hakkında bilgilendirmeleri gerekiyor. Eşya ihracatı yapan firmaların, ürünleri içindeki SVHC içeriğini doğru bir şekilde tespit edebilmeleri AB-dışı tedarik zincirinden gelen bilgilere bağlı olduğundan tedarik zincirinde etkin bir iletişimin sağlanması gerektiriyor. Diğer taraftan elektrikli ürünler, otomobil gibi “kompleks eşya”ların karmaşık tedarik zincirine sahip olması SVHC içerik bilgisinin tespit edilmesini güçleştirebilmekte. Nihai üründeki SVHC yüzdesinin tespit edilmesi için tedarik zinciri iletişime yönelik bilgi sistemleri kullanılmakta, tedarik zincirinden bilgi alınamayan durumlar için son çare olarak teste başvurulmakta.

    Aday Liste’nin yılda 2 kez güncellenmesi AB’ye madde, karışım ve eşya türü ürün ihracatı yapan firmaların, Aday Liste’yi takip etmelerini, ürünün AB-dışı tedarik zincirini bilgilendirmelerini ve/veya iletişim araçlarını güncellemelerini gerekli kılıyor.

    3.3- Eşya içindeki yüksek önem arz eden madelerin (SVHC) bildirimi

    AB pazarındaki eşya içerisinde ağırlıkça % 0.1’den fazla derişimde ve 1 ton/yıl’dan daha fazla miktarda bulunan Aday Listesi’ndeki maddeler (SVHC) için Avrupa Kimyasallar Ajansı’na (AKA) bildirim yapılması zorunludur. Aralık 2010’dan önce Aday Listeye alınan maddelerin en geç 1 Haziran 2011’e kadar ve daha sonra Aday Listeye alınan maddelerin ise dahil edildiği tarihten itibaren en geç 6 ay içinde Ajans’a bildirimi gerekiyor. Eşya içindeki SVHC bildirimleri, ithal edilen eşyanın tonajı temelinde AB’deki  ithalatçı firmalar tarafından yapılabileceği gibi AB’ye eşya ihracatı yapan bir firma, dilerse AB’de yerleşik  “Tek Temsilci” atayarak, AB’ye giren toplam eşya ağırlığı temelinde “Tek Temsilci” vasıtasıyla eşya içindeki madde bildirimini yapabilir.



    3.4- İzin

    Yüksek Önem Arz eden Maddeler (SVHC) aşamalı olarak REACH Tüzüğü Ek XIV’e (İzne tabi maddeler listesi) dahil edliecektir. Ek XIV’e dahil edilen maddelerin, listede belirtilen son kullanım tarihlerinin (sunset date) ardından izin belgesi alınmaksızın AB pazarına sunumu veya kullanımı yasaklanacaktır. REACH Tüzüğü EK XIV(İzne Tabi Maddeler Listesi)’de yer alan maddeleri tek başına ya da karışım içerisinde AB pazarına sunmak isteyen AB-dışı firmaların, EK XIV’de her bir madde için belirtilen son başvuru tarihine kadar (application date) ithalatçı/ Tek Temsilcileri aracılığıyla Avrupa Kimyasallar Ajansı’na izin başvurusunda bulunmaları gerekmektedir. AB-dışında üretilen eşyalar, izin başvurusundan muaf tutulmuştur.

    Yıllık ihracat hacminden bağımsız olarak AB pazarında sunulacak maddeler (tek başına veya karışımlar içindeki) için yapılan izin başvuruları maddenin risk yönetim önlemlerini içeren bir Kimyasal Güvenlik Raporu’nu ve olası alternatif madde/ teknolojilerle ilgili bilgileri içermelidir. Alternatif madde/ teknolojilerle ilgili analizler, uygun bir alternatif olduğunu ortaya koyuyorsa, başvuruda bir ‘ikame planı’ sunulmalı ve uygun alternatif, riskin azaltılması ile teknik ve ekonomik yapılabilirlik açısından değerlendirilmelidir.

    Uygun bir alternatif olmadığı ve riskin uygun şekilde kontrol edilebileceğinin gösterilemediği durumlarda sosyo-ekonomik analizin izin başvurusuna dahil edilmesi zorunludur. Maddenin AB pazarındaki her bir kullanımı başına yapılan izin başvuruları ücretlendirmeye tabidir.


    İzin, maddenin kullanımına ilişkin bütün risklerin kontrol edildiginin kanıtlaması durumunda veya risklerin tamamen kontrol edildiginin kanıtlanamaması durumunda maddenin kullanımının sosyo-ekonomik faydalarının risklerinden daha önemli olduğunun ortaya koyulması ve ikamenin mevcut olmaması durumunda Komisyon tarafından verilir.

    3.5- Kısıtlamalar

    REACH Tüzüğü insan sağlığına ve çevreye kabul edilemez ve topluluk genelinde risk oluşturan tehlikeli maddelerin tek başlarına, karışımlar ya da eşyalar içinde AB pazarına sunumunu kısıtlamakta ya da mevcut kısıtlamalarda değişiklikler getirebilmektedir. AB çapında maddelerin imalat, kullanım veya pazara sunumunu sonucunda risklerin yönetimi için bir güvenlik ağı görevini gören kısıtlanmış maddeler tüzüğün Ek XVII’sinde yer alıyor. Ürün, AB pazarına sunulmadan önce REACH Tüzüğü EK XVII‟deki tüm kısıtlama koşullarının takip edilmesi gerekmektedir. Buna ek olarak ürünlerdeki tehlikeli maddelerin kullanımını kısıtlayan diğer AB düzenlemelerinin REACH’den ayrı olarak uygulanmakta olduğu unutulmamalıdır. Örneğin, Genel Ürün Güvenliği Direktifi (2001/95/EEC), elektrik-elektronik eşyalarda Belirli Tehlikeli Maddelerin Kullanımı Kısıtlayan ürüne özel RoHS Direktifi, 88/378/EEC sayılı Oyuncak Direktifi gibi.



    4- Türkiye REACH Tüzüğüne Uyumlu Mu?

    REACH Tüzüğü (1907/2006/EC), Türkiye’de henüz yürürlükte bulunmamaktadır. REACH Tüzüğü’nün ülkemizde uyumlaştırılması amacıyla AB Katılım Öncesi Mali İşbirliği 2008 yılı programlaması (IPA-2008) kapsamında finanse edilen REACH Kimyasallar Projesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Sözkonusu proje ile REACH Tüzüğünün ülkemizde uygulanabilmesi için gerekli sistemlerin ve kurumsal yapının belirlenmesi, kapasitenin güçlendirilmesi, taslak mevzuatın hazırlanması, kayıt/envanter sisteminin geliştirilmesi, REACH Ulusal Yardım Masası’nın oluşturulması ve tüzüğün ülkemizde uygulanmasına yönelik etki analizlerinin yapılmasını amaçlanmıştır. Projenin sonuçlarına göre Tüzüğün ulusal mevzuata aktarımına karar verilecek.


    REACH Tüzüğü, AB-dışı ülke konumunda yer almamız nedeniyle ülke içi üretime ve AB- dışı ülkelere yapılan ihracatımızı doğrudan etkilememektedir. Bir başka ifadeyle, iç piyasaya ve üçüncü ülkelere yönelik üretim yapan işletmelerin, Tüzüğün getirdiği koşullara uyum sağlaması gerekmiyor. AB ülkelerine (+Norveç, Lihtenştayn, İzlanda) madde, karışım ve eşya türü ürünlerin ihracatlarında REACH Tüzüğü kapsamında kayıt, tedarik zincirinde bilgi iletimi, izin ve kısıtlamalara konu maddelerle ilgili yükümlülüklerin tespit edilerek yerine getirilmesi gerekiyor. Türkiye’de faaliyet gösteren işletmeler, kayıt işlemlerini, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamuller İhracatcıları Birliği’nin (İKMİB) AB’de kurmuş olduğu Tek Temsilcilik kanalı ile gerçekleştirebiliyorlar.
    Türkiye’de piyasaya arz edilen tehlikeli madde ve karışımların insan sağlığı ve çevre üzerinde

    yonetmelikler ile sağlanıyor. Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelik; Kimyasalların Envanteri ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik; Tehlikeli Maddeler ve Müstahzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması ve Dağıtılması Hakkında Yönetmelik; Tehlikeli Maddelerin ve Müstahzarların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmelik bu kapsamda yer alıyor. Yılda 1 ton ve uzeri miktarda kimyasal madde üreten ve ithal eden tüm üreticilerin ve ithalatcıların, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından oluşturulan Kimyasallar Veri Bankası’na bildirim yapma yükümlülüğü bulunuyor. Bu yolla bir envanter oluşturularak, kimyasalların insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerine karşı etkin koruma ve kontrol sağlanması hedefleniyor.


    5- CLP Tüzüğü ve Türkiye’de Uyumlaştırma Çalışmaları

    Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanmasına ilişkin EC/1272/2008 sayılı CLP Tüzüğü Avrupa Parlementosu ve Konseyi Kararı 30 Aralık 2008 tarihinde yayımlanmış ve 20 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

    CLP Tüzüğü kademeli olarak Tehlikeli Maddeler (Dangerous Substances Directive=DSD) (67/548/EEC) ve Tehlikeli Karışımlar (Dangerous Preparations Directive = DPD) (1999/45/EC) direktiflerinin yerine geçecektir.

    Yürürlüğe giren CLP Tüzüğü kapsamında; Maddeler (substances) için 1 Aralık 2010 tarihine kadar, Karışımlar (mixtures) için ise 1 Haziran 2015 tarihine kadar geçiş süresi verilmiştir.

    AB üyesi ülkelerde faaliyet gösteren, kimyasal madde ve karışım üreten veya ithal eden firmaların, söz konusu madde ve karışımları CLP Tüzüğü usul ve esaslarına göre sınıflandırma, etiketleme ve ambalajlama yükümlülüğü vardır. Bunun yanısıra “Güvenlik Bilgi Formları”ndaki sınıflandırma ve etiketleme bilgilerinin, 1272/2008 sayılı CLP Tüzüğü kapsamında belirlenmiş usul ve esaslar doğrultusunda güncellenmesi” gerekmektedir.

    CLP Tüzüğü ile birlikte, AB’de kimyasal madde üretici ve ithalatçılarının, sınıflandırma ve etiketleme bilgilerini Avrupa Kimyasallar Ajansı’na AB’ye gönderdikleri tarihten itibaren 1 ay içerisinde bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır.

    Avrupa Birliği dışındaki ülkeler için Sınıflandırma ve Etiketleme bildirimi, üretici firmaların hazırladığı bildirim bilgilerini, AB’deki ithalatçılarına Ajans’a iletmeleri doğrultusunda sunmaları ya da AB’de yerleşik bir Tek Temsilci aracılığıyla yapma yolu belirlenmiştir.

    CLP Tüzüğü için REACH Tüzüğünde izlenen yaptırım yöntemi izlenerek, ihlal durumunda cezaların belirlenmesi AB üye ülkelerine bırakılmıştır.CLP Tüzüğü Madde 47’sine göre, cezalar etkili, orantılı ve caydırıcı olmalıdır.

    Türkiye’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, AB Entegrasyon Sürecinin Desteklenmesi Faaliyetleri (SEI) 2007 programlamasından “ Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi (CLP) Hakkında 1272/2008/EC sayılı Tüzüğün Türkiye’de Uyumlaştırılması” projesi kapsamında çalışmalar yürütülmüş ve CLP Taslak Metni hazırlanmıştır.

    Türkiye’deki taslak metinde REACH Tüzüğü’nün ülkemizde henüz uyumlaştırılmamış olması ve CLP Tüzüğü’nde REACH Tüzüğüne yapılan bazı atıfların, CLP Tüzüğü’nün uygulanmasında gerekli olması nedeniyle 4 yeni ek oluşturulmuştur.

    Ek-8: Piyasaya Arz Edilmeyen Maddelerin Sınıflandırılma Koşulları

    Ek-9: Standart Test Rejimlerinin Uyarlanmasına İlişkin Genel Kurallar

    Ek-10: Halkın Erişimine Sunulacak Bilgiler

    Ek-11: Zararlılık Değerlendirmeleri Ve Uyumlaştırılmış Sınıflandırma İçin Başvuru Formatı


    CLP Tüzüğü yürütücü kuruluşu AB’de Avrupa Kimyasallar Ajansı, Türkiye’de ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak belirlenmiştir.Bakanlık Tüzüğün 2012 yılının sonunda yayımlanacağını, maddeler için 1 Ocak 2014, karışımlar için 1 Haziran 2015 yılından itibaren uygulanacağını belirtmektedir.
      1   2   3






        Ana sayfa


    Temmuz 2012 İÇİndekiler 1- Çevre Yönetimi’nde ab süreci

    Indir 147.43 Kb.