bilgiz.org

Takva İlk bülten gösterim Tarihi

  • Senaryo
  • SETTAR TANRIÖĞEN [ALİ BEY]
  • SON BÜLTEN YILIN FİLMİ “TAKVA”
  • YAPIM YENİ SİNEMACILIK CORAZON INTERNATIONAL YÖNETMEN
  • SANAT YÖNETMENİ



  • Tarih05.07.2017
    Büyüklüğü28.19 Kb.

    Indir 28.19 Kb.

    Takva ***
    İLK BÜLTEN
    Gösterim Tarihi: 01 Aralık 2006

    Türkiye Dağıtımı: Özen Film

    Dünya Dağıtımı: The Match Factory - Michael Weber.

    Yapım: Yeni Sinemacılar-Corazon International.

    Yapımcı: Sevil Demirci, Fatih Akın, Andreas Thiel, Klaus Maeck,

    Yönetmen: Özer Kızıltan,

    Senaryo: Önder Çakar,

    Görüntü Yönetmeni: Soykut Turan,

    Sanat Yönetmeni: Erol Taştan,

    Müzik: Gökçe Akçelik,

    Kurgu: Andrew Bird - Niko,

    Oyuncular: Erkan Can (Muharrem), Güven Kıraç (Rauf), Meray Ülgen (Şeyh), Öznur Kula (Hace Anne), Settar Tanrıöven (Ali Bey), Engin Günaydın, Erman Saban (Muhittin), Salaettin Bilal (Şükrü), Murat Cemcir (Mahmut), Feridun Koç (Muzaffer), Müfit Aytekin (Ünal),
    CAST
    ERKAN CAN [MUHARREM]

    45 yaşlarında. Balkan göçmeni. Saf ve dingin bir adam. Eski dede yadigarı ahşap bir evde -son olarak annesinin ölümünden sonra- tek başına ama aile evi düzeni içinde yaşıyor. Eski bir handa, çuval alıp satan Ali Bey' in yanında çalışıyor. Fazla hesap gerektirmeyen her işe bakıyor. Eski bir dergahta örgütlenmiş olan tarikatın müridi. Seri üretim ve seri tüketim çağının öncesinden kalmış birisi. Hayat pratiğinin gerektirdiğinin dışında herhangi bir sosyal ilişkisi yok. Varolan sosyal hayatında hiyerarşik bir davranış tarzı var. Varoluş sorusunu Allah düşüncesiyle çözmüş ve işaret edilen yola gönülden bağlı. Bu sebeple (olduğunu düşünerek) kadınlarla ilişkiyi hayatından çıkartmış fakat cinsel teması arzuluyor. Kendisini çevreleyen ufak hayatı, kesin doğrular ve kesin yanlışlar olarak ayırmış ve hayatını bunun üzerine kurmuş. İyi insan olmak istiyor. Obsesif derecede bu düşünceye ve kurduğu düzene bağlı.


    MERAY ÜLGEN [ŞEYH]

    60 lı yaşlarının sonunda. Huzurlu ve neşeli bir adam. Tarikatın şeyhi, işini büyük bir keyifle yapıyor. Tarikatın işleyişinde karar mekanizması. Rauf idari işleri yüklenmeye başladıkça kendini tasavvufi düşünceye vermiş. İdari işleyişle mümkün olduğu kadar az uğraşmak istiyor fakat mevzuyu yakından takip ediyor. Ayrıntılı düşünüyor ve bu ayrıntılarda özenli davranıyor. İnsanlar ona karşı büyük bir saygıyla yaklaşıyor, o da insanlara karşı sevecen. Muhafazakar aile hayatı, ile hayatı, düzenli ve mutlu.


    GÜVEN KIRAÇ [RAUF]

    40 yaşında. Temiz yüzlü ve insancıl bir adam. Şeyhin yardımcısı. Tarikatın işleyişini yürüten kişi. Hayata karşı gözleri açık ve dini hükümlerin hayata uygulanması konusunda bilgi ve fikir sahibi. O da tasavvufi düşünceye yatkın.


    ERMAN SABAN [MUHİTTİN]

    18-19 yaşında. Savaş yüzünden Arnavutluk' tan Türkiye' ye yeni göç etmiş. Önce Şükrü' nün sonra Ali Bey' in yanında çalışıyor. Kazandığı parayı ailesine yolluyor. Çok sayıda travmatik olay yaşamış ve geride, savaşın içinde kalanlar için bişeyler yapmak istiyor. Savaş ilahi inançlarını yitirmesine sebep olmuş, insanların birşey yapması gerektiğini düşünüyor. Durgun fakat kendine güveni tam.


    SALAETTİN BİLAL [ŞÜKRÜ]

    60 lı yaşlarının sonunda. Balkan göçmeni. Hayattan fazla birşey istemeyen hırssız biri. Balkanların bitmek bilmeyen savaşlarından o daha doğmadan kaçan ailesinin sıkı bağları arasında büyümüş, doğduğundan beri Türkiye' de olmasına rağmen belirgin bir Arnavut aksanı var. Hiç görmediği ülkesine ve artık varolmayan bir dünyaya özlem duyuyor. Şairane ve aksanlı konuşmasında, huzurlu ve görmüş geçirmiş yaşlı bir adamın bilgeliği var.


    SETTAR TANRIÖĞEN [ALİ BEY]

    55 yaşlarında. Tüccar. Babaları vasıtasıyla Muharrem' in çocukluk arkadaşı ve patronu. Her türlü güç sembolüyle arası iyi. Kendisine dokunmayan kötü şeylere karşı duyarsız. Keyfine düşkün bir adam.


    SİNOPSİS

    Muharrem, 1863 Balkan savaşında İstanbul’a göçmüş Arnavut bir ailenin son ferdidir. İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Süleymaniye’de babasından kalma küçük ahşap evde tek başına yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Babasının arkadaşının eski handaki çuvalçı dükkanında 11 yaşından beri aynı işi yaparak 45 yaşına kadar gelmiştir. Ailesi ve mahallesinden aldığı eski İstanbul-İslam ahlakı Muharrem’i içine kapalı, ailesine bağlı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak görüp; onları sürekli bastırarak değişen bu dünyada başını beladan, günahtan ve kötü olan her şeyden uzak tuttuğunu sanan biri haline getirmiştir. Annesi ve babası öldükten sonra küçük olan dünyası iyice küçülmüş, nerdeyse tek başına kalmıştır. Ailesinden kalan küçük eve bile bakamamakta, onlardan kalan ve artık iyice eskimiş eşyaları bile yeniliyemediğinden onları kullanmaya devam etmektedir. İşyerinde ise hiç zeka istemeyen çalışma koşullarını 34 yıldır değişmeden ve yeni bir gelecek kaygısı olmadan sürdürebilmesini yine babasından kalan bir hatıraya devam edercesine haftada bir gittiği islami bir tarikatın öğretisinde bulunan mütavazilik, haddini bilmek ve tevekküle uymak gibi mistik öğretiyle örtmüş ve böylece mutlu olmayı başarabilmiştir. Cinsel yaşamındaki başarısızlığını ise “uçkuruna sahip olmak” olarak görmeyi tercih etmektedir. Annesine olan aşırı sevgisi, annesinin ölümüne rağmen değişmemiş, ev içi yaşamını hala annesinden gördüğü gibi sürdürmüştür. Yaşamındaki tüm sorunları nerdeyse kendisine unutturan İslam-tarikat öğretisine sımsıkı sarılmış ve bu öğretiden uzaklaşmamak adına kendi zihninde olağanüstü bir Tanrı korkusu-sevgisi oluşturmuş ve bu korku-sevginin sınırını aşmamaya özen göstermiştir.


    Kendine ördüğü bu örtü, gittiği İslami tarikatın da dikkatini çekmiş, Tanrı korkusu-sevgisinden oluşan bu örtüden onlar da yararlanmak istemişlerdir. Büyük bir güven ve dünya malına özenmeme duygusuna ihtiyaç olan bir sorumluluğu yerine getirebileceği düşünülerek Muharrem’den tarikatın idari işlerinin bir bölümünü idare etmesi iştenmiştir. Bu sayede Muharrem birden dışa kapalı bir yapıya sahip olan tarikatın dışardan görünen yüzü olmuş, tarikata duyulan mistik saygının ve bunun sonuncunda doğan maddi gücün görünürdeki temsilcisi haline dönüşmütür. Artık Muharrem tarikata ait taşınmaz mülkün tamiri, bakımı, onarımı ve tabiki gelirlerini takip eden biri olarak küçük çuvalçı dükkanından, o çok kaçındığı kocaman dünyanın günlük insan ilişkilerinin içine düşmüştür. Artık hayatında yanlızca yüzyıllık ahşap mahallesi yoktur; koca İstanbul şehrinin betonlaşmış yeni yüzü ve bu betonlaşan İstanbul’un beton gibi sert fakat yine beton gibi çabuk dağılan insan ilişkileri de vardır. Artık eskisi gibi değildir Muharrem’in hayatı. O sakin ve zaten her bir sonraki gün aynı geçecek hayatı şimdi koşturmacayla ve hiç alışık olmadığı yeni sürpirizlerle doludur. Sürekli bastırmaya çalıştığı cinsel hayatı kendisine aşırı güven duyan şeyhinin evlenmesini önermesiyle tetiklenmiş, kendine söylenen herşeyi yerine getirme alışkanlığını ise artık yanında başka kişiler çalıştırıp onlara buyruk vermeye dönüştürmüştür. Bu hızlı dönüşüm, Tanrı sevgisi ve korkusu arasındaki dengeyi Muharrem’in zihninde bozmuş, Tanrı sevgisi azalıp günahlar başlayınca Tanrı korkusu Muharrem’in zihnini kemirmeye ve sonunda da yok etmeye kadar varmıştır. Aslında sorun acaba gerçekten de sevgi-korku arasındaki dengenin bozulması mıdır, yoksa...
    SON BÜLTEN
    YILIN FİLMİ
    TAKVA”
    1 ARALIK 2006 CUMA GÜNÜ VİZYONA GİRİYOR
    Dağıtım: Özen Film

    Yapım: Yeni Sinemacılar – Corazon Film


    Senaryosu Önder Çakar’a ait olan, yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı, yapımcılığını Türkiye’den Yeni Sinemacılar ve Almanya’dan Fatih Akın – Corazon Film’in üstlendiği, başrollerini Erkan Can, Güven Kıraç, Meray Ülgen, Engin Günaydın, Settar Tanrıöğen, Erman Saban ve Öznur Kula’nın paylaştığı ,film festivallerinden aldığı ödüllerle dikkatleri üzerine toplayan Takva 1 Aralık’ta vizyona giriyor…
    Toronto Film Festivali’nde jüri özel ödülü alan, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi 2. Film”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Erkek Oyunucu” dahil 9 ödülle dönen Takva filmi, kendi küçük dünyasında yaşayan dini bütün takva sahibi günahtan korkan sıradan bir adamın (Erkan Can), güçlü bir tarikatın kira toplayıcısı olarak görevlendirildikten sonra yaşadığı değişimi anlatıyor. Kahramanın modern dünyaya uyumsuzluğu, kendini adadığı değerlerin bir bir yıkılmasına vicdanının dayanamaması ve baştan beri var olan cinsel bulanımları sonucu akli dengesini yitirmesini konu alan son derece güncel konusuyla gündem yaratacak yılın en iddialı filmi…
    Takva, “Ömrünü günahtan sakınarak yaşayan yalnız bir adamın hikayesidir…”
    Basın – İletişim : id İletişim Danışmanlık 0 212 278 13 16

    Basın Sorumlusu : Rana Akyıldız 0 532 764 23 82



    rana@idiletisim.com.tr

    YAPIM YENİ SİNEMACILIK

    CORAZON INTERNATIONAL

    YÖNETMEN ÖZER KIZILTAN

    YAPIMCI SEVİL DEMİRCİ- ÖNDER ÇAKAR-

    ANDREAS THIEL



    SENARYO ÖNDER ÇAKAR

    MÜZİK GÖKÇE AKÇELİK

    KURGU ANDREW BIRD / NİKO

    GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ SOYKUT TURAN

    YÜRÜTÜCÜ YAPIMCI FALK NAGEL- FERİDUN KOÇ

    SANAT YÖNETMENİ EROL TAŞTAN

    KOSTÜM AYTEN ŞENTÜRK

    SES ONUR YAVUZ
    OYUNCULAR

    MUHARREM ERKAN CAN

    RAUF GÜVEN KIRAÇ

    ŞEYH MERAY ÜLGEN

    MUHİTTİN ERMAN SABAN

    HACER ÖZNUR KULA

    ALİ BEY SETTAR TANRIÖĞEN

    MAHMUT MURAT CEMCİR

    EROL ENGİN GÜNAYDIN

    DEVRAN HAKAN GÜRSOYTRAK

    ÜNAL MÜFİT AYTEKİN
    ÖYKÜ TÜMCESİ
    Koyu dindar bir Müslüman adamın inançları, takrikler ve modern dünyanın getirdikleriyle altüst olur ve bu ondaki Allah korkusunun kısa zamanda akli dengesini zedelemesine yol açar.
    SİNOPSİS (Basın Özeti)
    Geleneksel bir İstanbul mahallesinde doğmuş olan Muharrem 30 yılı aşkın bir süredir aynı mahallede yaşamaktadır. Sade bir işi vardır. Mütevazi ve içe dönük bir kişi olan Muharrem gece gündüz ibadet ederek, cinsellikten uzak, en sert İslami akidelere sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürdürmektedir.
    Muharrem'in koyu dindarlığı, varlıklı ve güçlü bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker. Onun alkışlanası güvenilirliği ve vicdani zenginliği, bu şeyhin kendisine tarikatın sahip olduğu sayısız mülkün kira toplayıcısı olarak çalışacağı idari bir görev teklif etmesine yol açar.
    Yeni giysiler, cep telefonu ve bilgisayarla donatılmış Muharrem, şimdi uzun zamandır uzağında kalmayı başardığı modern dış dünyanın içindedir. Saf bakışları kısa zamanda içki tüketimi ve hayır konularına karşı gösterilen çelişkili davranışlara şahit olur.
    Muharrem, artık tahakküm eden ve mağrur bir kişi olmuştur. Çalıştığı yerde elinde olmadan bir yolsuzluk yapar. Daha da kötüsü, Muharrem'in iç huzuru gitgide bir işkence haline gelen, gece gündüz kendisini rüyalarında cezbeden baştan çıkarıcı bir kadının görüntüsü ile allak bullak olur.
    Muharrem yaşamını dünyevi ve manevi değerleri birbirlerinden ayırabilme üzerine kurmuştur. Ama kendini adadığı değerler birbir yıkılmaktadır. Allah korkusu akli dengesini zedelemeye başlamıştır...






        Ana sayfa


    Takva İlk bülten gösterim Tarihi

    Indir 28.19 Kb.