bilgiz.org

T c istanbul 13. AĞir ceza mahkemesi

  • ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266 C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954 C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924 KATİP :BATTAL İNAL 120250
  • Sanık Oktay Yıldırım huzura alındı.



  • Sayfa1/7
    Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü0.64 Mb.

    Indir 0.64 Mb.
      1   2   3   4   5   6   7



    T.C

    İSTANBUL

    13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

    ( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
    ESAS NO :2008/209

    CELSE NO :83

    CELSE TARİHİ :08.05.2009
    BAŞKAN :KÖKSAL ŞENGÜN 20909

    ÜYE :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

    ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

    C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

    C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

    KATİP :BATTAL İNAL 120250
    08.05.2009 tarihli oturum açıldı.

    Tutuklu sanıklardan Erkut Ersoy, Muhammet Yüce, Mete Yalazangil, Semih Tufan Gülaytay ve Sedat Peker dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

    Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

    Tutuksuz sanıklardan Güler Kömürcü Öztürk ile bir kısım sanıklar müdafileri, Sanık Ümit Oğuztan müdafii Av. Alper Yarımbıyık, Sanık İlhan Selçuk müdafii Av. Özgür Erbaş, Sanık Doğu Perinçek ve diğer işçi partililer müdafii Av. Servet Bora, Sanık Doğu Perinçek ve diğer işçi Partililer müdafii Av. Hasan Basri Özbey, Sanık Doğu Perinçek ve diğer işçi partililer müdafii Av. Cihan Öztugay’ın geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.

    Açık yargılamaya devam olundu.

    Sanık Oktay Yıldırım huzura alındı.

    Mahkemenin bazı soruları var size “

    Sanık Oktay Yıldırım:” buyurun sayın başkanım “

    Mahkeme Başkanı: :” 2007 Nisan ayında valide bağda toplantılar yapılmış, kim katıldı bu toplantılara. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” derneğe üye olmak isteyen insanları bir görmek istedik uygun bir yer bulamadık en sonunda bir arkadaşımız orada bir restoran olduğunu o restoranın bir çay bahçesi olduğunu söyledi hatta gittiğimizde keşke daha önceden haber verseydiniz size yer ayırırdık dediler 3-4 tane masayı birleştirdik ve sonunda yaklaşık 20 kişilik bir gurup 20 bile yoktu belki üye olmak istediklerini söylediler bunlar daha önceden zaten internetten üyelik başvurusu yapan insanlardı. Bizde hem bir görelim tanışalım istedik budur bu toplantı.”

    Mahkeme Başkanı:“ şu an huzurdaki sanıklardan var mıydı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır yok kimse yok “

    Mahkeme Başkanı:“ yoktu “

    Sanık Oktay Yıldırım:” yok, sadece pardon sadece Bekir Öztürk vardı ama o da zaten benimle birlikteydi. “

    Mahkeme Başkanı:“ burada fotoğraflar çektiğiniz bazı fotoğraflar üzerine bazılarına sakıncalı dikkat edilmeli bazı notlar var. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” biz öyle bir şey yazmadık. Ne sakıncalı ne dikkat edilmeli ne şu bu diye bir şey yazmadık. Üstelik orada çekilen fotoğrafları kim çekti onu hatırlamıyorum ama belki Bekir Bey net bilgi verebilir siteye koymak amaçlı çekildi. Haber olarak valide bağda üye olmak isteyenler toplantı yaptı diye bir haber yapmak için çekildi. Ama orada onların üzerine ne sakıncalıdır bu iyidir bu kötüdür diye hiçbir şey yazılmadı. Benim de böyle bir çalışmam olmadı üstelik üstelik daha sonra onların şeyi de olmadı devamı da olmadı yani üye olan kaç kişi oldu onların içinden tam bilmiyorum Ankara’daki genel merkezde oldu o üyelik işlemleri yani bir daha bir çoğuyla görüşmedim onların ben. İki veya üç kişiyle görüştüm ondan sonra. “

    Mahkeme Başkanı:“ bir suçlamanız tefrik edilmişti askeri malzeme bulundurmak suçlamasıyla ilgili dosyanız tefrik edildi. Onunla ilgili bir dava açıldı savunma verdiniz mi”?

    Sanık Oktay Yıldırım:” evet efendim “

    Mahkeme Başkanı:“ nerede verdiniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bilirkişi öncelikle görevsizlik kararı verdi. Askerlik görev yaptığım süre boyunca Türkî silahlı Kuvvetlerinden bu tür bir malzemeyi edinme edindiğime dair hiçbir bilgi ve bulgu bulunamadığından dolayı el bombalarıyla ilgili görevsizlik kararı verildi. Söz konusu kasatura ise dışardan satın aldığım bilirkişi tarafından beyan edildi. Bilirkişi dışardan satın alınanla benim evimde bulunan arasında hiçbir fark olmadığını beyan etti. Hala mahkeme devam ediyor. Makine kimyadan da bir cevap bekliyorlar. Ama bombalarla ilgili görevsizlik kararı verildi. “

    Mahkeme Başkanı:“ görevsizlik kararı verildi de dosyanız nereye gitti. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” sivil hayatında aransın dediler. Eğer dediler böyle bir şey iddia ediyorsanız emekli olduktan sonraki hayatında elde ettiğine dair bir bulgu bulunuz bakabilir miyim yanımdaysa arz edeyim başkanım. “

    Mahkeme Başkanı:“ yani bir görevsizlik kararı verilmişse o görevsizlik kararında görev yeri de belirtilir. Falan yere gönderilmesine yani. Yasa yeri nereye ait olduğu belirtilir.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim hemen hemen bulacağım size şeyi hemen bulacağım.

    Mahkeme Başkanı:“ yani o dosyanın görevsizlik kararıyla hangi mahkemeye gittiğini şu anda bilemiyorsunuz. Dilekçeyle bildirirsiniz bize onu “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim ben sorgunuz bittikten sonra bulursam arz ederim. Bulamazsam siz zaten şey yaparak da yazışarak da alabilirsiniz. Ama bir görevsizlik kararı verildi ve bunun gerekçesi olarak da görev yaptığım süre içerisinde hiçbir bilgi ve bulgu ve delil olmadığından ancak böyle bir iddia varsa ve parmak izi olduğu iddia ediliyorsa bunun emekli olduktan sonraki hayatımda aranması gerektiği ona dair bir bulgu veya delil konması gerektiği yönündeydi. “

    Mahkeme Başkanı:“ Gazi Güderi ile tanışır mısınız “?

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır burada tanıştım “

    Mahkeme Başkanı:“ hayır başkanım burada tanıdınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır burada da tanımadım. Ama şeyi biliyordum ulusal kütüphaneler projesini internetten biliyordum fakat kimin yaptığını Gazi Güderin kim olduğunu yapanın ismini bile bilmiyordum. “

    Mahkeme Başkanı:“Türkiyem topluluğu var onunla ilginiz ne sizin “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim Türkiyem topluluğu ile ilgim şu biz kaymakam Kemal beyi anma mitinginde ben orada bir konuşma yaptıktan sonra Türkiyem topluluğunun teşkilatlanmadan sorumlu üyelerinden bir tanesi beni aradı biz dedi çok sitayişkar bir konuşma yaptı şimdi anlatmayım biz dedi sizin bizim topluluğumuz içerisinde bulunmanızı istiyoruz dedi. Çok dedi şey yaptık etkilendik ben de olur dedim. Bunu kabul ettim İstanbul’daki il yürütme kurulu için adımı yazdılar fakat aradan geçen zaman içerisinde siyasi bir takım arayışları olduğunu fark ettik. Ben o zaman “

    Mahkeme Başkanı:“ topluluğun mu Türkiyem topluluğumun mu “?

    Sanık Oktay Yıldırım:” yani, ileride partileşe bilme ihtimalini fark ettik ben o zaman ki bakış açımla her hangi bir siyasi hizbin içinde yanında ortasında olmak istemiyordum ancak hiçbir siyasi hizbe mensup olmaksızın Atatürk ilkelerini savunan bir baskı gurubu olmanın çok daha doğru olacağını düşünüyordum. Ondan mütevellit zaten çok fazla aktivitelerine katılmadım sanırım bir tane sirkecideki valiliğin hemen oradaki bir konferansları vardı. Tam ismini de hatırlamıyorum o salonun şimdi oradaki bir konferanslarına katıldım. Onun dışında da ben dedim beni affedin ben şey yapmak istemiyorum artık devam etmek istemiyorum çünkü ileride partileşmek gibi bir şeyiniz var sizin yollarım ayrıldı. Tamamen bu kadardır ilişkim ama içlerinde de hiç böyle hani yasa dışı birlikte olduğum insanlar cihetiyle konuşuyorum öyle yasa dışı örgütçü mörgütçü insanlara da rastlamadım yani. “

    Mahkeme Başkanı:” yani yönetim kadrosuna mı aldılar sizi yönetim kadrosunda mıydınız?”

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır, İstanbul’daki yürütme kurulunun içine dahil ettiler fakat ben daha sonra bir siyasi partileşme ihtimali sezdiğim için ben affımı istedim. “

    Mahkeme Başkanı:“ ne kadar sürdü bu yaklaşık “

    Sanık Oktay Yıldırım:” inanın hatırlamıyorum çok kısa ama belki bir ay, belki bir buçuk ay çok kısa “

    Mahkeme Başkanı:“ Bilgisayar çıktılarının bazılarında Muzaffer Tekin ile ilgili albay tabiri kullanıyorsunuz niçin “

    Sanık Oktay Yıldırım:” benim bilgisayarlarımda mı “?

    Mahkeme Başkanı:“ evet “

    Sanık Oktay Yıldırım:” mümkün değil efendim. Ben Muzaffer Tekin’e hiçbir zaman albay demem. Ben Muzaffer Tekin’in gıyabında konuşurken gıyabında konuşurken, muzaffer paşa diye hitap ederim gıyabında konuşurken birlikte konuşurken de komutanım diye hitap ederim. Ama kati suretle albay demem hatta şöyle bir şey yaşanmıştı. Ben görevde olduğum sürede onun öğrencilerinden bir tanesi benim komutanım pozisyonundaydı o da hayattadır buradadır doğrulayacaktır. Bahis açtı tanışıyor musun pardon bana selamımı ilet dedi. Muzaffer Tekin, ismini verdi ve benim selamımı ilet gözlerinden öptüğümü söyle dedi. Ben de dedim ki muzaffer paşanın size selamı var dedim. Kim dedi Muzaffer Tekin dedim. Ha dedi ya dedi o yüzbaşılığından emekliydi dedi. Ben orada çok ağır bir laf ettim. Görevdeki komutanım olmasına rağmen belli rütbeler insanların gönüllerinde verilir dedim siz takdir edemezsiniz dedim. Döndüm arkamı gittim. O kırıldığımı ve kızdığımı anlamış ondan sonra geldi benden özür diledi. O bizim içinde paşadır dedi. Böyle bir diyalogda yaşandı sırf bu yüzden yani hiçbir zaman ne albay derim.”

    Mahkeme Başkanı:“ kullanmadınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hiçbir zaman “

    Mahkeme Başkanı:“ milli güvenlik kurulu kararıyla Türkiye de hangi alt kimlikle ne kadar insan var şeklinde bir açık şey yapılmış sunum yapılmış o sunum siz de bulundu nedir niye “

    Sanık Oktay Yıldırım:” milli güvenlik kurulu kararıyla “

    Mahkeme Başkanı:“ Türkiye de hangi alt kimlikte ne kadar insan var pup puantus olabilir”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim öncelikle şunu söyleyeyim benim bilgisayarım ve evimdeki CD’ler hiçbir şey belirtilmeksizin alındı. Arama şeyinde 85 CD ve siyah renkli bilgisayar kasası diye aldılar. Bu bir ikincisi benim bilgisayarımı benim evimde 13 yaşındaki kızımda kullandığı için çok ciddi bir koruma kalkanıyla korunur benim bilgisayarım her türlü siteye ve şuna buna karşı, benim bölümüm ayrıdır kızımdan girip benim yazılarımı dosyalarımı üzerinde karıştırdığım konuları karıştırmasın diye külliyatlı bir bölümdür içinde sanal kütüphane dahil çok ciddi bir şey vardır hacim kaplar ama ben bahsettiğiniz bir şekilde bir dosyayı hatırlamıyorum hiç de görmedim. Şeyi söylemiştim hani lobi Ergenekon belgesi var evet var onu indirdim. Ama bunu kesinlikle hatırlamıyorum. “

    Mahkeme Başkanı:“ buradaki savunmanızda sanal ağda 12,11 12 tane sitem var dediniz yazı yazıyorum dediniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” benim sitem yok efendim “

    Mahkeme Başkanı:“ sitede yazı yazdığınızı söylediniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” 12 civarında sitede yazı yazıyordum “

    Mahkeme Başkanı:“ hangileri bunlar hatırladıklarınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hatırladıklarımı söyleye bilirim size, deniz ticaret gazetesinde yazıyordum, mail haberde yazıyordum, mim haberde yazıyordum, Kuvai Milliye net de yazıyordum, açık istihbarat com da yazıyordum, şehitler ölmezde yazıyordum, sanırım şehit aileleri derneğinin bir sitesi vardı orada yazıyordum, yeni hayat dergisinin internet sitesinde yazıyordum, adana söz gazetesinde yeni başlamıştım onlar yeni istemişti lütfen bizim için yazı da yazar mısın bizim için de yazar mısın diye sadece teori yazıları yazı yayınlayan bir site vardı Türk dirlik.com orada çıkardı yazılarım hatırlaya bildiklerim bunlar başkanım “

    Mahkeme Başkanı:” bunların karşılığında her hangi bir ücret falan var mı “?

    Sanık Oktay Yıldırım:” hiçbir şey çünkü bunları ben yazılarımda da yazdım. Ben para karşılığı yazılan her hangi bir fikrin gerçeği yansıtmayacağına inanırım. Elbette belli bir emek bedeli insanlar profesyonel hayatlarını bundan kazanıyorlarsa eğer alabilirler. Fakat benim devletimden aldığım bir emekli maaşı vardır. Para karşılığında yazılan yazının gerçeği yansıtmadığını düşünürüm. Bir müddet sonra onun tahakküm altına gireceğine inanırım en azından o parayı verenin güdümüne gireceğine kaba çizgisine gireceğine inanırım bu yüzden ne böyle bir talebim olmuştur ne de bana böyle bir teklif olmuştur. Daha da önemlisi bu yazıları yayınlayan sitelerin %80’nin de böyle bir çapı yoktur. Bunlar bir çoğu server olarak veya site merkezi olarak evlerini kullanan son derece amatör ruhla çalışan kendi ceplerinden o siteleri ayakta tutmaya çalışan insanlardır. Bekir Öztürk ün mesela müzisyendir en büyük zevkidir bir şeyler çalmak orgunu sattığına tanık oldum o sitenin şeyini ödemek için. “

    Mahkeme Başkanı:“ bir dernek toplantısında tartışmalar olduğu bahsedildi burada”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim davayla ilgisi olmayan yani davayla hiçbir ilgisi olmayan benim hiçbir şekilde üzerinde durmak istemediğim mukavemet de etmediğim mukavemet etmekten de hiçbir şekilde şey yapmadığım haz etmediğim mukavemet etmekte tarzım olmayan bir şey burayla hiçbir ilgisi yok. Ama burayla ilgisi var diyorsanız yani bir bağı bağlantısı varsa “

    Mahkeme Başkanı:” bu konu adli konu oldu mu “?

    Sanık Oktay Yıldırım:” nasıl başkanım “

    Mahkeme Başkanı:” adli konu oldu mu “?

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır olmadı hayır hayır hiçbir şekilde şikâyetçi de olmadım. Şunu belirtmeliyim yalnız o konuda bazı insanlar yazılar yazmıştır. Mesela o olaydan sonra Bekir Öztürk’ü kendi beyanına göre derhal bana zaman gazetesi ve belki bir gazete daha söyler aramıştır. Kendisi bana sormuştur.ne yapalım diye kesinlikle bu konuda tek kelime konuşmanızı istemiyorum. Hiç kimsenin bu konuya müdahil dahi olmasını istemiyorum demişimdir. Aynı şeyi Behiç Gürcihan’la da konuşmuşumdur. Onun barıştırma girişimlerine de kesinlikle muhalefet ettim. Hatta yazıyı yazdıktan sonra da sitem ettim. Bir de basın bildirisi yayınlayan bir avukat oldu dernek üyelerinden ki, şeylerimde avukatlarımda dernek üyeleridir. Onlara da kesinlikle böyle bir şey yapmamalarını istedim rica ettim. Onlar da üç gün dört gün sonra yaptılar bunu. Ben ne tek kelime yazdım ne tek kelime konuştum zaten o burada geçti işte muharebe konulu bir betimleme de bir mail atmıştım birisine elektronik posta atmıştım. Savcılar hemen oradaki muharebe kelimesini duyunca buradan şiddet içerikli bir şey var gibi bir soru sormuşlardır. O yazının özünü anlarsanız o yazının özüne ruhuna bakarsanız orada zaten böyle şeylerin zaman zaman olabileceğini birilerinin en azından işi tolare etmesi gerektiğini bu işin krize götürmemesi gerektiğini bunların normal olduğunu bu tür kırgınlıklarda taraflardan bir tanesinin kötü olduğu anlamına gelmediğini açıkça yazmışımdır. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” ben şunu sormak istiyorum Kuvai Milliye derneğiyle olan ilginiz nedir. Bu dernek hakkında ne biliyorsunuz. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hangisiyle ilgili Ankara’dakiyle ilgili mi “?

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” hayır İstanbul’daki Kadıköy Kuvai Milliye derneği”

    Sanık Oktay Yıldırım:” Ankara’daki benim bizim derneğimiz zaten efendim o dernekle ilgili şunu biliyorum şu şeyi bulmaya çalışıyorum.”

    Mahkeme Başkanı:“ onu bulmanıza gerek yok şu anda daha sonra verirsiniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” daha önceden ben Hüseyin Görüm ve arkadaşlarıyla o piknik alanında tanıştığımızda karşılaştığımızda çok farklı bir portre vardı ve işte bir dergiden söz ettiler Türkeli dergisinden ben de gerçekten Atatürkçülüğü savunan insanların belli yayın organlarında seslerini ciddi anlamda duyara bilmesi gerektiğini düşünüyordum ve zaten şeyimizde buydu gayemizde buydu bir yayın organı çıkarıp o yayın organında insanlara ulaşa bilmekti. Tek gayemiz buydu daha sonra vatansever kuvvetler güç birliği hareketinin dernek tüzüğünü gördüm orada bir cümle dikkatimi çekti. Ve bu cümleyi konuştuk biz tanıdığım insanlara da gösterdim ve bu ne anlama geliyor dedim bu çok riske bir cümle bu her anlama çekilebilecek bir cümle orada şöyle bir şey yazılmış devletin resmi tüzel kurumlarına ait bir görevlendirmenin hani ben kelime anlamı bakımından cümle anlamı bakımından o anlama gelmeye bilir ama öyle bir ima var orada işte milis kuvvetleri falan böyle laflar olduğu zaman ben irniti olurum bundan hemen bu konuyu konuştuğumuzda hatta hiç unutmuyorum Muzaffer Tekin’e gösterdim onu dedim ki dedim ki komutanım buraya bir kaftan biçmişler ama bu kaftan buradaki herkese üç numara büyük dedim yani bu bu nasıl bir cümle dedim. Burada olmamalı bu buraya yakın olmamalıyız dedim. Ondan sonra zaten Hüseyin Görümde ayrılmış oradan o derneğin kurulduğunu duydum sadece bir tek gün dahi kapısından içeri girmedim. O zaman siyasi fikirlerimi veya bakış açımızdaki farklılıklardan dolayı Bekir Öztürk ve Fikri Karadağ bu farklılığı daha iyi anlata bilmek için yani benzer isimler taşıyorsunuz ama siz nasıl siz nasıl yapıyorsunuz işte hani biz öyle bir dergiyi hayatta tutmaya çalıştık bir dergi ayakta kalsın diye uğraştık. Alfabeye sokulan x harfinin kampanyasını başlattık. Bir şeyler bir 32. gün programına çıktılar orada anlattılar. İlişkim diye bir şey söyleyemeyiz yani ilişki olabilmesi için bir hareket olması lazım bir görüşme gitme gelme ortak bir şey olması lazım ama hiçbir suça bir şeye karıştıklarını da duymadım onlarda sanıyorum iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı çabalıyorlardı. Ama bizim yöntemimiz başkaydı. Biz başka olsun istedik onun içinde ne girdik ne gittik ne geldik hiçbir ilişkimizde olmadı bir iki telefon görüşmesi ve bir iki görüşmeden başka “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu bahsettiklerin VKGB ile ilgili galiba “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır önce VKGB den bahsettim daha sonra Kuvai Milliye 1919 un kuruluşu ve devamındaki ilişkilerimizi anlattım yani bir ilişkimiz olmadığını söyledim. Çünkü farklı bakıyorduk. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu derneklerden birine girdiniz mi yani her hangi bir üyeliğiniz var mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır hiç birine yok. Ben zaten dernek üyeliği konusuna da şey davrandım. Ben Türkiye hak malulü gaziler şehit dul ve yetimler derneği üyesiyim 1911 yılında kurulmuş bir dernektir onun dışında hiçbir derneğe üye olmadım olmamaya çalıştım ama Kuvai Milliye derneğinin amacı en az o dernek kadar ulvi bir amaçtı yani bir yayın organı çıkarıp bunu hayatta tutmak ve bununla ilgili insanlara bir şeyler anlatmak. Yazarlar gelip kitap tanıtımlarını yaptırırlardı bize onun için o derneğe tek üye olduğum dernek Kuvai Milliye şey Ankara’daki Kuvai Milliye derneğidir. Onun dışında “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” Bilgisayarınızda birçok kişinin Kuvai Milliye derneğine üye olabilmek için verdiği öz geçmiş raporları buldular bunları izah eder misiniz?”



    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim şimdi biz basında şöyle bir yazı yazmıştım o zaman ben bu hareketlerin Anadolu da ve ülkenin çeşitli yerlerinde böyle bir anda mantar gibi bitmesinden dolayı bir yazı yazmıştım ve şöyle demiştim. Kargaların cevizi nasıl kırdığını anlatmıştım. Kargalar cevizi alır önce yükseklere tırmandırır irtifa yapar cevize ondan sonra cevizi o yüksekte yere bırakır ve o cevizin yanına bir daha içini yemek için döner bir daha da yanına uğramaz. Ben o zaman demiştim ki bir yazımda ülkenin her tarafında çoban ateşleri gibi yanan bu Kuvai Milliye müdafai hukuk hareketleri bir karganın yükselttiği cevize benziyor. Burada sorun cevizin yükselişi hızlı yükselişi nasıl yükselişi değildir demiştim. Burada sorun bu karganın bu cevizi ne amaçla yükselttiğidir ve bu karganın kim olduğudur demiştim. O yüzden ben bu derneklere bu oluşumlara aralarında bir ayrım yapılması gerektiği biçimde yaklaşmıştım. Çünkü gerçekten çok samimi insanlar bütün ceplerindeki harçlıklarını her şeylerini veren insanlar bu derneklere üye oluyorlar ve can siper hane bir şeyler yapmaya çalışıyorlar yazıyorlar çiziyorlar dergi satıyorlar bir işte toplantı yapıyorsunuz geliyorlar on kişinin konuştuğu bir toplantıda çıkan ses oturduğu toplantıda çıkan ses farklıdır. 300 kişinin 1000 kişinin toplandığı toplantıda çıkan ses farklıdır. Ama bir kısmına da bazı gerek yabancı servisler gerek yerli güvelik bürokrasisinin bir kısmı özellikle işaretliyorum bir kısmının özel bir çalışmasıyla bir takım sızmalar bir takım orada acayip diyebileceğimiz davranışlar işte internette bakıyorsunuz adam bir tane ulusalcı bir site açmış kafatası ölçümü yapmaktan bahsediyor. Onları keselim bunları kıralım diyor. Dolayısıyla bitireceğim, dolayısıyla bu tür bir insan envanterine sahip olmamak için üye envanterine sahip olmamak için ve bizim yazar profilimizde bellidir. Sitedeki yazar profili de bellidir. Belli bir seviyenin de altına indirmemek için biz dedik ki Bekir beyle konuştuk ve dedik ki biz bizde üye olmak isteyen herkesten hem özgeçmişini alalım ne için özgeçmişini alalım şunun için alalım. Adamın geçmişi nedir, ne yapmış ne okumuş ne yazmış ne kata bilir fikren yani bize omuzları geniş bilmem kaç metre boyunda adam lazım değil, fikir üreten birileri olsun bir şeyler yazsın ve geçmişinde suça bulaşmamış olsun. Yani biz ben güven hareketinin bir toplantısında şöyle demiştim. Memleket davası vatanseverliği anlatmak için anlatan kişinin önce piri pak olması lazım demiştim. Tertemiz olması lazım yarın öbür gün arkasından sekreteriyle yattığı ihaleye fesat karıştırdığı çıkarsa o adam savunduğu fikre zarar verir demiştim. Bu fikrimde de hiçbir değişiklik olmadığı için bunu konuştuk Bekir beyde aynı fikirdeydi. Dedik ki katılan her üyenin üye adayının biz kim olduğunu bilelim yani bu adam bize savcılıktan alınmış bir sabıka belgesi versin bir de özgeçmiş raporu versin bu adamı tanıyalım. Aynı derneğe üye olduğumuz adamı, tamamen o maksatla alınmış ve o orada binlerce insanın ismi vardır. Onlar tamamen kendileri başvurmuşlardır. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu üye adayların üyeliğe kabulünde tek secici siz misiniz tek yetili siz misiniz? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır hayır yani ben İstanbul da üye olanları üye olmak isteyenleri bildirirdim. Onlar bildirirlerdi tanışırdık o insanlarla konuşurduk o insanlarla eğer o insanlarda bir şey varsa gerçekten bizim istediğimiz tonda bir şey yakalamışsak böyle bir ışık yakalamışsak ben derdim yani bu adam yazabilir editörlük yapabilir yardımcı olabilir işte dergide bir şeyler yapabilir değerlendirilerek ortak bir kabulle kabul edilirdi. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” sizden başka kim yetkili üyeliğe kabulde “

    Sanık Oktay Yıldırım:” yönetim kurlunun tamamı il temsilcilerinin tamamı “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” Mehmet Demirtaş dışında görevin sırasında dosyamız sanıklarından göreviniz nedeniyle tanıştığınız ve birlikte tanıştığınız ve yanınızda askerlik yapan sanık var mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır yok, Mehmet Demirtaş da 14 sene önce yapmıştır bunu yani bugün itibariyle belki 15 sene önce “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” Mahmut Öztürk’ü tanıyor musunuz? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” Mahmut Öztürk’le birlikte görev yaptık. Benim yanımda askerlik yapmadı o benden kıdemliydi aynı taburda Kilis de beraber görev yaptık. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” sorumun içerisinde o da vardı yani birlikte çalıştığınız asker olarak “

    Sanık Oktay Yıldırım:” ben asker olarak derken hani o Mahmut Öztürkle Mehmet Demirtaş vardı evet.”

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” öz geçmişinizde psikolojik hareket ve yönlendirme mesleki içi seminerine katıldığınızı ve yine özel harekat ve iç güvenlik eğitimi aldığınızı belirtmektesiniz bu seminer ve eğitimleri ne zaman ve nerede aldınız.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim bunlar görevim sırasında çeşitli yerlerde alınmış şeylerdir. O da sahibi askerler olan 2 yerde çalıştım şimdiye kadar bir, Aras holding de çalıştım Aras holdingin idari işler müdürü olarak çalıştım bir de İstanbul güvenlik aş de çalıştım. İstanbul güvenlik AŞ’nin sahipleri ortakları benim hava indirme tugayında komutanlığımı da yapmış insanlardı. Bana doğrudan emir komuta etmiş insanlardı. Emekli olmuşlardı o sadece oraya verdiğim o özgeçmişte vardır. O bilgi başka da hiçbir yerde yoktur sadece bilgisayarımda vardır o, yani o tamamen mesleğe ait bir şeydi o da bir kurs değil seminerdir zaten. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” 2006 yılının nisan mayıs haziran aylarında İstanbul dışına çıktınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” 2000 “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” 2006 yılının nisan mayıs haziran aylarında İstanbul dışına çıktınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” inanın zor bir soru hatırlamıyorum ama hatırlamıyorum ama benim eşim her yaz kayseri ye gider ailesi oradadır. Yozgat’a gider oradan Kayseri ye geçer ailesi oradadır. Benim ailem Ankara dadır. Oraya uğrar nisan mayıs haziran okulların kapanma dönemi değil doğru mu hatırlıyorum. Eğer okulların kapanma dönemi değilse çıkmamışımdır. Belki şey için çıkmış olabilirim Ankara’daki derneğin ama onun için de çok erken 2006, hatırlamıyorum yani eğer okulların kapanma dönemi ise o amaçla çıkmış olabilirim çocuklarımı götürmek için ama onun dışında hatırlamıyorum. Ha, özür dilerim nisan mayıs haziran ayları Danıştay saldırısının olduğu zamana mı denk geliyor “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” evet o döneme denk geliyor. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” tabi ki çıktım. Tabiî ki çıktım “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” nerelere gittiniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” Ankara ya gittim. Muzaffer Tekin’in sorgulandığı adliyenin bahçesindeydim. Orada bekledim o çıktığı zamanda o Salı verildiği zamanda onu alıp geldik ama onun dışında bir çıkışım olmadı. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” yazı yazdığınız sitelerde yeni bombalar patlayacak belki yeni cinayetler işlenecek şeklinde yazılar yazdınız.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” yeni operasyonlar döviz krizi ve baskın seçim başlıklı konum şey yazım olması lazım o, o bir projeksiyon yazısıdır ve ne kadar haklı çıktığımızı görüyoruz. Yani ben şu ana kadar hep şöyle düşündüm mesela Hrant Dink öldürüldüğünde benim size verdiğim yazılarımın arasında vardır. Hrant Dink vuruldu ama kim veya ne ölecek diye bir yazı yazdım. Yani ben vakit gazetesinin yaptığı o manşeti eleştirirken cumhuriyet gazetesinin aynı şelalenin artı eksi kutbunu oluşturan tehlikenin farkında mısınız başlığını da eleştirdim. Bir hark bir gerilim oluşur dedim. Ben o yazımda ben Hrant Dinkin öldürülmesinin Hrant Dinki kahramanlaştırdığını Hrant Dinke zarar vermediğini ama ulusalcı milliyetçi her hangi bir refleksin veya her hangi bir fikrin tamamen o şişli deki kan gölünde boğulacağını yazmıştım ve bundan sonra da öyle oldu zaten yüce mahkemenizin huzurunda şunu söylemek istiyorum. Hrant Dink bugün dirilse aynı cümleleri bugün kursa ben Hrant Dinki yeniden mahkemeye veririm. O mahkemeye yeniden gider müdahil olurum. Ama mahkemeye veririm müdahil olurum. Sınır budur dolayısıyla bu eylemi yapanlardan bu eylemi yapanların asıl amacı bu ülkede yükselen ulusalcılığı milliyetçiliği anti Amerikancılığı öldürmekti Hrant Dinki öldürmek değildi. Hrant Dink sadece bir semboldü. Ve bir çatışma bekliyordum. Nasıl bir çatışma bekliyordum bunun örneklerini tarih okurları bilirler Hrant Dinki öldürür sonra karşı cepheden, o yazımı dikkatli okursanız eğer sonra karşı cepheden insanları sokağa düşere bilecek toplumsal güce sahip birisine de zarar verirler veya gene insanları sokağa dökebilecek iki kutup yapıp kutuplar arasında çatışma çıkaracak bir eylem yapabilirler. Gibi bir projeksiyonla yazıldı o yazı döviz krizini de yazmıştım o yazıda baskın seçimi de yazmıştım ben o yazıda yani bir projeksiyon yazısıydı o bugün ne kadar haklı olduğumu görüyorum. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese: “ yani bu yazı öngörüye veya tahmine mi dayanıyordu”

    Sanık Oktay Yıldırım: “ tabi ki öngörüye dayanıyordu çünkü ben mesela işte size daha 25 Ocakta Aydınlık dergisinde yayınlanan bir yazımı söyleyeyim 25 Ocakta Amerikalılar Türkiye de milliyetçilerden yana bir tavır koyacaklar. Ulusalcılardan yana tavır koyup onlarla eş güdüm içinde olmaya çalışacaklar diye bir yazı yazdım orada yayınlandı. Aradan üç ay geçti iki ay geçti biz siya sayes’in açıklamalarını okuduk Graham Füller’in açıklamalarını okuduk Siya sayes Türkiye de milliyetçi ve askeri bir rejim olsa dahi biz onlarla ilişki kurarız anlamında bir söyledi. Şimdi benim öngörüm tamamen doğrulanmış oldu. Bu noktada ben sizce Bülent Ali Rıza dan brifing almış olabilir miyim veya Amerikan politikalarını kendi başıma yönlendirmiş olabilir miyim? Bu sadece bir öngörüydü duruma baktım neler olduğuna baktım. Neler olacağına baktım ve bu olacaktır bu olabilir bu olmalıdır bu olursa şöyle olur bu olmazsa şöyle olur gibi bir yazı yazdım. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” evet, eğlence merkezi Reina da çalıştığınız sıralarda oradaki birilerine bu aralar bir şeyler olacak diye bir şeyler söylediniz mi? “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ efendim orası daha öncede söylediğim gibi benim şirketimin sahip olduğu onlarca projeden bir tanesiydi. Oranın bir yöneticisi vardı yine bizim şirketimizin personeli biz polisle irtibatta olurduk. Polisten duyduğumuz her hangi bir şeyde oradaki bizim elemanımız o çocukların güvenlik kurslarını ben verdim okulda, o çocukları uyarırdık çocuklar bakın duyum alınmış bakın işte bombalı eylem yapacakmış PKK bilginiz olsun. Şey personelini uyarırdık bir takım şüpheli gördüğünüz zaman efendim haber verin. Bir gün oradaki sorumlu müdür arkadaşlar ve diğer görevli arkadaşlar sırrı Sakık’ın Behruz Galaniyle orada görüştüğünü toplantı yaptığını söylediler onu da polise bildirdik. Dedik haberiniz olsun istihbarat şubeyi aradık burada dedik bakın böyle bir toplantı yapılmış buyurun dedik haberiniz olsun yani bunlar bizim polisten aldığımız yada basından duyduğumuz oradaki insanları uyarmak maksatlı yaptığımız şeyler düşünsenize öyle bir yerde bir eylem yapıldığını yüzlerce binlerce insanın zarar gördüğünü tamamen onunla ilgili bir şey. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” peki, ne tür istihbarat i bilgiler alıyordunuz “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ nasıl ne tür istihbari “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu şekilde şeyler olabilir diye emniyetten istihbarat şubeden bilgi almış olabilirsiniz “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” benim şirketimin yöneticisi Celalettin cerrahla da görüşüyordur. Güvenlik şubenin başındaki adamla görüşüyordur. Onlar bana söylüyorlardı. Bugünlerde şöyle bir şey olabilir dikkat etsinler. Basında yazıyordu bizde ona binaen gerek basından gerek orada duyduklarımızdan insanları uyarıyorduk. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu istihbari bilgi çalışan “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ oraya gelen polislerde söylüyordu. Tanıyorlar söylüyorlar arıyorlar bizi polis geldi böyle dedi diyorlardı ben de tamam diyordum. Uyarın arkadaşlarınızı”

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese: “bu istihbari bilgi çalıştığınız yerle ilgili mi yoksa Türkiye’nin geneliyle ilgili bir şey mi? “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ hayır o genel belki bir şey oluyordur yani siz de dikkatli olun diyordur. Bu hani çünkü standart hedef listesinin içerisinde bu tip yerlerde vardır. Buralar standart hedef listesinin içerisindedir yani adam bir eylem yapacağı zaman eyleminin olabildiğince ses getirmesini ister olabildiğince gürültü çıkartmasını ister onun için verebileceği maksimum zararı vereceği bir yer seçer. Nerede insan kalabalıksa oraya yapar eylemini buda çok doğal bir reflekstir yani “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu eğlence merkezi Reina ya girmenizde her hangi birinin tavsiyesi oldu mu veya teşviki “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ hayır 20 günlük bir süreçti 20–30 gün belki bir süreçti ben İstanbul güvenlik aş de daha önce ders veriyordum. Güvenlik okulunda ders veriyordum. Sonra orada bir albay vardı. O albay ayrılmış onun yerine bir adam koymak için araştırmaya başladık ben bir arkadaşımı tavsiye ettim fakat şirket oradaki aynı zamanda eski kadrodan kalma birçok güvenlik görevlisinin de değiştirilmesi için beni de görevlendirdi ben o projeyi rotasyonla yani insanları değiştirerek rehabilite ettim işte nöbet yerlerini değiştirdim teçhizatlarını değiştirdim bütün işlerini yaptım işim bitmişti. Yani ben gözaltına alındığım gece oraya gideceğimi bilmiyordum. Bir gideyim diye gittim. Ben gene bilmiyordum oraya gideceğimi “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” ben şunu söylüyorum Reina’ya ne şekilde girdiniz nasıl oraya orada iş buldunuz.”

    Sanık Oktay Yıldırım: “ hayır şimdi birlikte görev yaptığınız insanların nerede yaptığını bilirsiniz. Oğuz Aydın benim hava indirme tugayında beraber çalıştığım benim komutanımdır. O şirketin sahipleri benim komutanım ben bilirim onların şirketlerinin yerini de bilirim şunu da bilirim bunu da bilirim. Onlar zaten daha önceden niye çalışmadığıma kızıyorlardı. Ben de çalışmıyordum. Sadece Aras da çalıştım ondan sonra hadiseler o işte hadiseler olduğu zamanda biraz işe güce vakit ayıracağım dedim ve doğrudan ben şirkete gittim. Yani her hangi bir şey var mı anlamında onlar da nerdesin gel dediler otur dediler şu var bu var o zaten o şirketin projesinden bir tanesiydi o sırada. O şirketin portföyünde bulunan onlarca proje var “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” Halil Behiç Gürcihan’ın kahve renkli not defteri içerisinde Reina’daki yeni görevini anlatıyor. İstanbul güvenlikte bizden mite geçme Faruk abi diye biri var. O oradan bir laf kaçıyor.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” kim kim kim efendim “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” İstanbul güvenlikte bizden mite geçme Faruk abi diye biri var o ağzından bir laf kaçırdı Oktay burası ticari olarak değil bizim elimizde olması gereken bir yer gibi notlar bulunmaktadır. Bu konuyu izah eder misiniz?”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim şimdi şöyle önce bir açıklama yapayım evet Türk Silahlı Kuvvetlerinden mite gitmiş orada görev yapmış emekli olmuş ve şirkette çalışan birisi. O bahsettiği şimdi ben Behiç’in böyle şeyleri not aldığını bilmiyorum. Ve kedi yorumlarını da kattığını da bilmiyorum. Oranın sadece parasından dolayı değil oranın prestijinden dolayı elden çıkmaması gereken oraya koyacağım insanların düzgün insanlar olması için söyleyen bir şirket yöneticisi yani diyor ki burası bizim şirketimizin vitrini aynı zaman da çok da önemli buraya koyacağın adamlar seçeceğin adamlar düzgün adamlar olsun burayı sık sık gel kontrol et o anlamda söylemiş ben de hafta da bir gün Behiç’le biz belki on günde bir belki hafta da bir sohbet ederken bunları konuşurken bunları konuşuruz. Behiç orada işte birazını yorumlamış birazını benden duyduğunu yazmış tamamen kendi şeyi not defterine yazdığı kendi iradesiyle yazılmış bir şey. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” burada bizim diye kastedilen nedir. Bizim elimizde olması gereken bir yer “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim şirketin ortağıydı şirketini kastediyor yani adamın kaygısı tamamen parasal şirketini kastediyor adam çünkü o sırada orada çok ciddi bir şey var rekabet var İstanbul güvenlik yeni kurulmuş bir şirket orada trilyon sermayeli şirketler var sizin verdiğiniz rakamın yarı fiyatı rakamlar teklif ediyor adamlar. Başka amaçlarla zarar edeyim ama benim adamlarım benim elimde olsun ben bunu şirket portföyüme yazayım diye tamamen ticari kaygılarla söylenmiş bir şey bu.”

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” bu İstanbul güvenlik şirketi kime aittir. Kimler tarafından kuruldu. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim tam tamamını bilmiyorum ortaklarının ama çok ortaklı bir şirket ortaklarından bir tanesi şimdi ayrıldı işte oğuz Aydın’dı benim komutanlığımı yapmıştı hava indirme tugayında Hakkı Baha Tüzüner generalim vardı. Ondan sonra birkaç kişi daha vardı tanıdığım. Ama sivil ortakları da vardı. Çok ortaklı sanırım dokuz ortaklı bir şirketti 8 veya 9 ortaklı bir şirketti. “

    Üye Hakim Hasan Hüseyin Özese :” teşekkür ederim açıklamalarınız için “

    Sanık Oktay Yıldırım:” rica ederim ben teşekkür ederim.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Oktay ben benimde birkaç sorum var. İddianamedeki ifadeler iddialar doğrultusunda bir iki sorum öncelikle var. Askerlik dönemizde yurt dışında eğitim aldınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır, hayır efendim “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ görev sırasında veya emekli olduktan sonra Natoya bağlı veya ilişkili her hangi bir kurumda eğitim aldınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” Hayır “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ özel harp dairesi seferberlik tetkik kurulu veya özel kuvvetler komutanlığında çalıştınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ dosyamız sanıklarından Fikret Emekle aynı yerde çalışma ortamı arkadaşlık msn görüşmesi vs.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” burada tanıdım efendim “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ burada tanıdınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” burada tanıdım efendim “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ 2006 yılında Eskişehir de bulundunuz mu? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sınıfınız piyade değil mi? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” piyadeydi daha sonra levazım olarak değiştirildi maluliyetimden dolayı “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ piyade sınıfının gerektirdiği eğitim dışında soruyorum görev olarak bomba konusunda bir eğitim aldınız mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim ben bir komando astsubayıyım bomba konusunda özel bir eğitim olmaz bütün piyade subayların bütün muharip sınıflar topçusu da tankçısı da standart bir eğitim alırlar bu konuda “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ onun dışında kastettim hani bomba imha uzmanı falan denir ya “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ hayır hayır benim size burada arz ettiğim bilgiler tamamen o standart eğitimin standart kitaplarında yazan hatta askeri öğrencilerin okullarda okudukları bilgilerdir. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ çalıştığınız iş yerinde yapılan aramada ele geçen size ait delil klasörlerinde dökümü yapılmış 2 GB Kingston marka flaş bellekteki bazı çıkan andıç gibi lobi belgesi gibi belgeler var. Bunları internetten temin ettiğinizi söylediniz hatırlıyor musunuz somut olarak mesela andıç belgesini bufalo operasyonu iddianamesini hangi internet sitesinden temin ettiniz.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim inanın hatırlamıyorum. Şimdi benim bilgisayarımı inceleye bildiyseniz eğer benim bilgisayarımda sık kullanılanlar bölümü vardır. Tabi incelenebilecek bir bilgisayar kaldıysa geriye bir sık kullanılanlar bölümü vardır. O sık kullanılanlar bölümünde alo ihbardan efendime söyleyeyim yeşil org PKK’nın bütün siteleri asala propagandası yapan siteler dahil olmak üzere çok çeşitli siteler vardır. Sık sık oraları kontrol ederim. Oralarda ne var ne yok on bakarım. O dosya bana benim yazılarımın altına yorum düşen bir okurum tarafımdan söylendi böyle böyle bir şeyler var ortalıkta diye benim masamda yazmayı yazılmayı bekleyen iki tane dosya vardı. Anlatmıştım bunu ifademde bir tanesi mayınlı sahalar dosyasıydı onu yazdım yarım kaldı iki seri yazdım bir tanesi de bir et yolsuzluğuydu kaçak et oda bekliyordu. Bu da bekliyordu çünkü o sırada mayınlı sahalarla uğraşıyordum. Bunları okuyamadım bile ben inanın şu an “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ internet kaynaklı dosyalar “

    Sanık Oktay Yıldırım:” tabi tabi tabi tabi”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ z.b den gelenler diye belirtilen içerisinde demin bahsettiğim işte andıç “

    Sanık Oktay Yıldırım:” internetten indirilenler z.b den gelenler diye belki siteyi kodlamışımdır. Belki siteyi kodlamışımdır belki işte başlığı kodlamışımdır hatırlamıyorum şimdi “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ yine bir başka yerde şöyle diyorsunuz. Z.b den geldiği bir başka yerde de ismi mahfuz konuk yazarın anlattıkları olarak geçen klasör 405 de “

    Sanık Oktay Yıldırım:” içeriği nedir efendim “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ şimdi ifade edeceğim. Klasör 405 dizi 102 de geçen ifadeler Muzaffer Tekin’in Danıştay baskınıyla ilgisi var mıdır bilmiyorum ama yaptıysa memleketinin hayrına olacağına inandığı veya inandırıldığı için yapmıştır. Muzaffer Tekin Danıştay saldırısının azmettiricisi ise kesinlikle bu işi kendi başına karar verip uygulamaya koymamıştır. Kutsal devlete ve üstlerine bağlılığını hiç yitirmeyen Muzaffer Tekin sözde vatanını savunan hangi gizli oluşumun içinde “

    Sanık Oktay Yıldırım:” ben hatırladım efendim onu “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ hatırladınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hatırladım o şudur o bu konuyla ilgili yazı yazan bir sitede o yazının altına yapılmış bir yorumdur bunu bana söylediler ben o yorumu aldım ve o yorumun hakkında çok ağır bir yazı yazdım ondan sonra da Muzaffer Tekin mi o da kim vatan mı bayrak mı onur mu onlar da ne diye bir yazı yazdım. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ bir konuğun anlattıkları diye de geçiyor. “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ işte bu o Muzaffer Tekin ve Danıştay la ilgili yazılmış yazının altına birisinin koyduğu bir yorum. Yüzlerce yorum var hiç birisini hatırlayamam ama bunu hatırlamamın sebebi o buna mukabele ettim. Çünkü adam orada şey diyor yani zınnen şöyle bir şey söylüyor adam işte Muzaffer Tekin iyidir hoştur şöyledir böyledir ama diyor bunu da yapmıştır diyor. Bunu da yaptıysa da devleti için vatanı için yapmıştır. Yani orada suçu isnat ediyor aklı sıra övüyor alkışlıyor ama suçu isnat ediyor orada. Orada çok ciddi bir biçimde gri propaganda var. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ altı madde sıralamış ilgili şahıs “

    Sanık Oktay Yıldırım:” başlığından hatırladım ve ona mukabele ettim yazıyla onun orada bulunma sebebi odur bahsetmişimdir de belki Muzaffer Tekine hatırlamıyorum çünkü kaç yıl geçti üstünden “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Zeki Bingöl diye birini tanıyor musunuz? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” elbette tanıyorum Türk işi morgıç kitabının yazarıdır.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tanışıklığınız nedir yani “

    Sanık Oktay Yıldırım:” tanışıklığım nedir bir kitap tanıtımında bulundum emekli bir jandarma subayı olduğunu öğrendim Türk işi morgıç kitabını çok beğendim. O kitap 1940’lardan itibaren bu ülkedeki rant şeyini hırsızlığını açıkça anlatan bizim yasalarımızda olmasına rağmen bu kadar insanın evsiz kalmamasına gerekçe olacak yasalarımız olmasına rağmen o yasaların ihlal edildiğini anlatan bir kitap iki üç oturup kalkmışlığımız vardır. Onun dışında da çok fazla, bir de yeni hayat dergisinde bazen yazıları çıkar onun dışında çok uzun uzadıya bir tanışıklığımız yok.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ olumsuz bir bakışınız yok yani Zeki Bingöl’e onu demek istiyorum.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim olumlu veya olumsuz bir bakışım olacak kadar tanımıyorum ben onu yani tamamen kişisel diploması kaideleri içerisinde nezaketen bir ilişkimiz vardır. Belli bir mesafededir ilişkimiz hani öyle olumludur. Hani o kitap bence okuması gereken bir kitaptır. O kitabı yazmakta cesur bir adamın işi olabilir ancak. Bu tarafıyla saygı duyarım ama tanırım işte şu siyasi tarafını beğenirim bu tarafını beğenmem kadar tanımıyorum adamı.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ yani z.b Zeki Bingöl mü değil mi onu sormak istedim “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır sanmıyorum “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ aynı kişi olabilir mi? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” o internetten indirilenler ve z.b den alınanlar başlığının altında ne kadar yazı var başkanım “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ epey var sanırım “

    Sanık Oktay Yıldırım:” ne kadar var tahminen “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ onu şu anda bilemem de var yani “

    Sanık Oktay Yıldırım: “yani lobi Ergenekon dışında kaç yazı var toplam “

    Üye Hakim Sedat Haşıloğlu: “mesela benim şu anda okuduğum z.b den gelen bir başka yerde ismi mahfuz konuk yazarın anlattıkları diye geçen yerler z.b den gelen başlığı altında “

    Sanık Oktay Yıldırım: “ orada çok ciddi külliyatlı bir şey var 1 GB tında üstünde belki bir şey var 2 GB’lık bir şey var orada hatırlamıyorum ola da bilir yani o ondan da gelmiş olabilir o da hatırlatmış olabilir bana bak böyle bir şey yazmışlar gibi hatırlatmış olabilir. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ bu şahsa ait yazı değil bu yorum şahsa ait “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır o bu şahsa ait değil o internette yazılan bir yorum. Bana birileri bunu belki o kendisi hatırlattı belki bir başkası birisi böyle bir şey yazmış dedi işte iyidir hoştur ama bunu yaptıysa da memleket için yapmıştır anlamında onu gönderdiler ve ona ben mukabele ettim yazı yazdım ben ona “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ nerede mukabele ettiniz yazdınız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” işte dedim siz Muzaffer Tekin’i tanımış olsaydınız vatan mı bayrak mı onur mu onlar da ne Muzaffer Tekin mi o da kim başlıklı bir yazdım. Muzaffer Tekin’i tanımış olsaydınız Muzaffer Tekin’in böyle bir şey yapacağına hayatına kıyacağını bilirdiniz dedim. Ve bu şekilde yapılan kara propagandanın vatanseverlik kaynaklı değil. Muzaffer Tekin’i veya işte ulusalcı insanları karalamak kaynaklı olduğunu yazdım yanlış hatırlamıyorsam yazılarım size verdiğim bir kısmı size verdiğim dosyanın içerisinde bir yazı da yazmadım yani üstelik. O konuda belki 4-5 yazı yazdım ben. Çünkü Şemdinli olayının devamı gibi gördüm hala da öyle görüyorum. Yani dün Mardin de öldürülen 44 tane insanı da sadece basit bir kan davası olarak görmüyorum ki değil. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ biraz önce başkan bey de sormuştu size yine z. 2 GB’lık flaş bellekte bu fotoğraflar var. Sakıncalı dikkat edilmeli sizin dışınızda flaş bellek kullanan kimse var mıdır? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim benim dışımda benim flaş belleğimi kimse kullanamaz. Ben size ben de olan hatırladığım çünkü onları hatırlamak çok zor her şeyi söylüyorum. Ama ben kesinlikle flaş belleğimde bu sakıncalıdır diye bir fotoğraf olduğunu kesin kesinlikle bilmiyorum haberim yok üstelik bir şey soracağım o fotoğrafların hacmi nedir efendim. Hacmi nedir. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ 1.15 MB olan var “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır toplam olarak bir yekün yazıdan çok daha büyük bir yekün tutuyor değil mi? “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ şu anda hesaplayamam yalnız “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır şunu söylemeye çalışıyorum. Fotoğraf yazıdan daha büyük yekun tutar doğru mudur?”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ muhakkak tabi ki “

    Sanık Oktay Yıldırım:” flaş bellekte fotoğraf taşımak bir kere mantıksız o bir kere saçma. Bir ikincisi ben kesinlikle böyle bir fotoğraf olduğunu bilmiyorum böyle bir fotoğraf olamaz benim flaş belleğimde yok “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ fotoğrafları biliyorsunuz ama değil mi? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” fotoğrafları görmem lazım eğer sitede yayınlanan fotoğraflarsa görürsem evet bu fotoğraflar vardı diye bilirim belki ama bu hafıza yani bir göre bilirsem “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Oktay bey siz buyurun “

    Sanık Oktay Yıldırım:” evet onlar toplantının fotoğrafları fakat onlar ben de var mı yok mu hatırlamıyorum a bir dakika o yazılara bakabilir miyim nasıl yazılmış onlar efendim benim hayır “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sadece görün size ait değil yani “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim o resimler bana ait olabilir o resimler bizim orada yaptığımız toplantının resimleridir doğru. Fakat ben burada size bir power point gösterisi sundum bombalardaki tutanak tutarsızlığıyla ilgili bir gösteri sundum hatırlıyor musunuz? Ben o PPS yi kiminle hazırladım kime hazırlattım biliyor musunuz o PPS yi geldi bana Bekir Öztürk hazırladı. Orada o fotoğrafın üstüne sanırım bir fotoğraf programı kullanılarak bir fotoğraf programı kullanılarak etiket yapıştırılmış ve yazı yazılmış hani bu çok göreceli bir şey ben şimdi onların benim bilgi seviyemin dışında desem siz bunu farklı algılaya bilirsiniz ama o fotoğraflar doğru olabilir ama o yazılar kesinlikle benim yazdığım yazılar değil. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tamam “

    Sanık Oktay Yıldırım:” böyle bir şey olur mu hayatta bir kere gördüğünüz insanlar hakkında nasıl o sakıncalı bu sakıncasız diye bilirsiniz. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Kuvai Milliye derneği İstanbul şubesi yönetiminde ismi gözüken Mehmet Çetin kimdir yani hatırlıyor musunuz bu ismi “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hatırlamıyorum belki bir kere karşılaştık. Çünkü ben o temsilciliği alalı ya 15 gün olmuştu ya 20 gün olmuştu.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ il yönetiminde olduğu için sordum yani “

    Sanık Oktay Yıldırım:” diyorum ya, ya 15 gün olmuştur ya 20 gün olmuştur. Belki bir kere gördüm belki iki kere gördüm. Şimdi görsem tanıyamam şudur diyemem şimdi görsem. Beş tane adamı yan yana koysanız hangisi Mehmet deseniz Çetin miydi diyemem hangisi şudur diye.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ yine Halil Behiç Gürcihan’ın blok notunda kendi şahit olduğu bir olay olarak yorumlanabilecek notları var. Nazan, Nazan Kafesci olabilir öyle birisi daha var. Nazan la yaptığı görüşmede bomba olayı konuşuluyor siz yakalandıktan sonra son zamanlarda oğuz engin diye birisi Oktay’ın etrafında dolaşıyor muş diyor. Ve karşılık olarak da Nazan Kafesçi hiç sorma diye bir cevap veriyor. Oğuz Engin diye birini tanıyor musunuz? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim soyadını tanımıyorum ama Oğuz diye birini tanıyorum. Adamla iki kere oturduk mayın vakası bir çocuk vardı Ankara da onun akrabalarından bir tanesi dernek üyesi bu çocuk. Çocuk yazılarımı çok beğendiğini tanışmak istediğini söyledi. Onu sanırım Hıdiv kasrında bir kahvaltı yaptık o bahsettiği kişiyle bir kere de Nazan Kafesçi bizim sitenin editörlüğünü yapan insanlardan bir tanesidir. Bir kere de Kadıköy de Nazan hanımda vardı. Buluştuk çay kahve bir şeyler içtik şimdi ben gözaltına alındıktan sonra o adamı sadece o adamcağızı sadece o kadar tanırım hatta adam şey demişti. Ben hastaneye terapiye gittiğim zaman ki, gözaltına alındığım zaman gidemiyordum. Sıkışık trafikte arabayı süremiyordum. Düz vitesli benim arabam sürekli debriyaja bastığımda ayağım buna izin vermiyordu ve kenara çekmek zorunda kalıyordum. Belediye otobüsünde de ayakta duramıyordum. Kimse de böyle 2 metre boyunda bir adam yer de vermiyor kimse insanlara da ben şuyum sakatım kalk oturayım diyemezsiniz böyle bir sıkıntı yaşıyordum oraya gidip çapa ya çekme köyden adamcağız ben götürürüm sizi sırtımda falan da dedi. Ama ben kabul etmedim böyle bir şeyi. Ben gözaltı “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ şüphe uyandırmasının sebebi nedir. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır hayır ben onu bilemem ben gözaltına alındıktan sonra şunu söylemeye çalışıyorum. Önce o adam hakkında bilgimi aktardım. Adamı tanıdığım bu kadar cıktır. İkincisi ben gözaltına alındıktan sonra herkes bir müsebbip aramaya başlamış dışarıda yani işte a ondan oldu bundan oldu yüzlerce komplo teorisi kafalarda herkes kendince bir yorumlama yapıyor. Suçluyu işaretliyor haklıyı işaretliyor haksızı işaretliyor. Oradaki yorum demek ki Nazan Hanım o adamın şeyinden hoşlanmamış oradaki samimiyetinden hoşlanmamış bu adam kesin bir amaçla yaklaştı gibi düşünmüş ve böyle bir şey söylemiş ben gözaltına alındığımdan beri ne Nazan hanımla görüştüm bir daha ne o adamla görüştüm ama hiç kimsenin bu şekilde günahını alamam. Adamın sitayişten başka ve hürmet etmekten başka bir şey yoktu yani “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “yine devamla aynı notun devamında el koyulan bombalarla ilgili konuşuldu kendisinin savunmayı el bombaları üzerine kuruyorsunuz bizimki kabul etti mi ki diye sorduğunda etsin veya etmesin parmak izi çıktı. Eğer patlayıcı olmadığını kanıtlarsak bu tez düşer şeklinde yanıt verdiğini ifade ediyor. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bunları kim yazmış efendim Behiç yazmış “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Behiç Gürcihan, devamında da bu kişinin sizi Muzaffer Tekin’le buluşma diye uyardığı yani Nazan Kafesçi sizi Muzaffer Tekin’le buluşma bunun yani siz cevap vermek isterseniz doğrudan muhatabı siz değilsiniz. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” tabi ki vereceğim hepsine cevap vereceğim. Şimdi bakın sayın üyem ben o hukukçular birliğinde işte o şey olduğu zaman da Behiç Gürcihan’a adeta yalvardım tekrar heceliyorum yalvardım lütfen bu konuda tek satır yazma ve kimseyi barıştırmaya çalışma ama o çalıştı. Lütfen, neden çünkü benim arkadaşımdı. Belki benim göremediğim bir şeyleri görüyordu. O böyle açıkladı haklıydı ben olsam belki bende aynısını yapardım. Ben senin göremediğin bir şeyi görüyorum kardeşim sen benim arkadaşım ben senin iyiliğine olan şeyi yaparım gibi açıklaması vardı. Haklıydı belki ben de olsam bende aynı şeyi yapardım. Burada ben hapisteyim benim üzerime bir şey atılmış bir suç atılmış ortada 27 tane el bombası var basın ortalığı ayağa kaldırıyor. Bar bar bağırıyorlar Oktay’ın parmak izleri var nerede bombaların üstünde tarih hangi tarih acaba hemen benim gözaltına alındığım tarih. Kaç tane arkadaşım var beni cezaevine beni ziyarete gelsin diye yazdığım iki üç kişiden bir tanesidir Behiç Gürcihan elbette benim eşimle avukatlarımla ve arkadaşlarımla konuşacaktır. Elbette kafasına sorun olarak gördüğü şeyleri çözümlerini kendince analiz edip koyacaktır. İşte konu ne konu bomba, fikrini koymuş oraya demiş ki niye bombalar üzerinden savunma yapıyorsunuz boş verin bombaları hiç kaale almayın. Öbür ki si demiş ki kardeşim adamın parmak izi çıktı diyorlar üzerinden o 18 inde çıkan ama polisin 15 inde haberdar olduğu çıkacağını bildiği parmak izinden bahsediyor. Ve bu bombaların üzerinde çıktı diye anlatılıyor. Ben bir kroşe yemiş boksör gibi abandone vaziyette şok vaziyette sürekli gazeteleri okuyorum. İşte her yanında parmak izlerim çıkmış öbür ki si diyor o bir gazeteci yorum yapıyor mesela çok ilginç yazılarını çok bazı yazılarını severek okuduğum siyasi fikrim uyuşmasa da gazeteci şey yazmış, işte evinde kuş gribinden sürekli kuş gribinden bahseden Oktay yıldırım çok ciddi yazılar yazan kalemi çok kuvvetli adam ama kuş gribinden bahseden adamın evinde bir koli kuş gribi bulsanız virüs bulsanız işte işkillenmez misiniz, Oktay Yıldırım’ın da yazılarında işte böyle bir şey var. Bak evinden de bomba çıktı. Bir de evinden çıktı. Ortam böyle daha Behiç Gürcihan ifadeyi görmemiş Behiç Gürcihan olaya dair bir tek veriye sahip değil avukatlarım hiç kimseye göstermiyorlar. Behiç Gürcihan dahi hiç kimseye göstermiyorlar. Eşim neye uğradığını şaşırmış vaziyette bu şartlar altında insanlar oturmuşlar ve orada ya bu adam nasıl kendini savunsun çıksın bu insanlara ne desin diye konuşuyorlar analiz yapıyorlar ve Behiç Gürcihan bunları not etmiş not etmesi çok doğal değil ama bunları konuşmaları kadar tabi bir şey yoktur. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ basın Danıştay’ın neresinde başlıklı bir makaleniz var. Şöyle diyorsunuz orada. Neredeyse dost kuvvetler bir birini vuracaktı. Bu söz ne anlama geliyor. Vurmaktan anlamında “

    Sanık Oktay Yıldırım:” tam cümleyi okumazsanız ben nasıl ifade edebilirim bunu “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ ben notlarımı böyle almışım hani yazınız olduğu için hatırlarsınız diye düşündüm “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim lütfedip hemen kalemde getirtirseniz o benim çok önemsediğim bir yazıdır. O çok bakalım bakalım ne yazmışız “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ basın Danıştay’ın neresinde esasında bu da diğerleri gibi bir medya operasyonu daha doğrusu medya komedisi adamın teki geldi Danıştay’a girip ortalığı kan deryasına çevirdi ve benim gariban halkım gazete okudu haber dinledi diye başlayan”

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim isterseniz okuyun yazıyı ruhunu kavrayalım çünkü ben “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tek paragrafı okuyacağım “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bir kelime üzerinden nasıl savunma yapayım o yazıyla nasıl bir açıklama yapayım. Bir cümle kuruyorum iki paragraf uzunluğunda “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Türk basınının kendisine sorması gereken soruları soralım kendi kendimize diye başlayan kısımda Danıştay silahını temin eden Mardinli M.Ö ile kral lakaplı kişinin ne ilişkisi vardı. Çok somut bir çıkarında bulunmuşsunuz bunun kaynağı nedir.

    Sanık Oktay Yıldırım:” o konuyla ilgili atıf yaptı bir yazı var mı yazımda “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tabi yani siz cevaplarsınız. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” birisinin yazısına birisinin yazısına atıf yapmış mıyım o konuyla ilgili. O verileri bir yazıdan alıp birisinin yazısına atıf yapmış mıyım? “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ yaptıysanız söyleye bilirsiniz onu “

    Sanık Oktay Yıldırım:” Behiç Gürcihan’ın yazdığı bir yazı vardı orada, o veriler Behiç Gürcihan’ın o yazısından alınıp ona atıf yapılmıştır yanlış hatırlamıyorsam. O konuda o şahıslar hakkında veya onlarla ilgili yazılan medya şey hakkında yazı yazmıştı Behiç Gürcihan “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ yani Mardinli M.Ö yü biliyor musunuz? Öyle birisini tanıyor musunuz Mardinliler “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır o onlar Behiç Gürcihan’ın yazısında sanırım şeyle ilgili körfezler ne adı yani evet o açıklarsa daha iyi olur hatırlamıyorum. Onun yaptığı bir şeydi o “

    Sanık Halil Behiç Gürcihan söz istedi verildi :” efendim Danıştay saldırısı sonrası ak suikastın beyaz yalanları diye bir dizi yazı yayınladım. Bu iki tanesi bu yazıların medyanın ayrıntılı analizine dairdi medyada çıkan haberlerin söz ettiğiniz isim yanılmıyorsam yazımda ayrıntısı var benim yazım önümde olmadığı için bilmiyorum ama yanılmıyorsam ya milliyet milliyet gazetesinde olması lazım öyle hatırlıyorum. Danıştay saldırısında ismi geçen kişilerle şu anda hatırlayamadığım genel konuşuyorum orta köyde işkembecinin de sahibi olan artı Rize portla bağlantılı olarak ismi geçen o söz ettiğiniz kişiden söz ediyordu bu bir haber olarak yer aldı. Fakat o haber sonradan ortadan kayboldu. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ siz takip edebildiniz mi bu Mardinli Ömer ismi işte o hal somut çok somut bir şey sizde şöyle bir ifadede bulunmuştunuz ben teyit etmediğim bilgilerimi genelde not alırım teyit ettiğim bilgileri yazıya dökerim dediniz.”

    Sanık Halil Behiç Gürcihan:” efendim bu gazete de geçen isim ben dedim ki benim o medya analizimde bu gazetede şu bağlantıları işaret eden bir haber çıktı bu haberde şu isimler geçiyordu ama ne hikmetse bu haber ertesi gün bütün gazetelerden kayboldu ve bir daha da söz eden kimse çıkmadı. Bu benim kendim vakıf olduğum kendim duyduğum bir bilgi değil. Öyle olsa dediğiniz gibi kendi duyduğum bilgi olsa ben not defterimi alırım ileriki aşamada teyit eder yada yalanlanır ona göre kullanırım. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sonradan takip edebildin mi yani bunlar “

    Sanık Halil Behiç Gürcihan : “ yok efendim zaten “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ bilginiz yok yani “

    Sanık Halil Behiç Gürcihan :” yok ama sadece o habere dikkat çeken yani o haber gazetede yer aldı fakat sonra haber ortadan kayboldu. Niye sorusunu soran bir yazı veyahut da yazı da bir paragraftır benim yazdığım o kısım.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu:“ yani sizden alıntı olarak Oktay bey kullandı “

    Sanık Halil Behiç Gürcihan : “Oktay da benden alıntı olarak şey yapmış “

    Sanık Oktay Yıldırım:” orada da zaten bir soru vardır zaten sayın üyem yani bir işaretleme yoktur bir töhmet yoktur sadece bir soru vardır. Belli iddialar var bunlar araştırıldı mı soruşturuldu mu sorgulandı mı çünkü bu konunun kritiğini çok yaptık. Yani işte o otelin giriş çıkış yatan kalkanı araştırıldı mı bugün üç gün önce beş gün önce ev tutanlar araştırıldı mı? bunları hep yazdık biz.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ orada alıntı yaptığınızı net olarak açıklamadığınız için ben sizin düşünceniz olarak şey ettim.”

    Sanık Oktay Yıldırım:” öyle mi? “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “şöyle geçiyor. İsterseniz şimdi gereksiz ayrıntılardan uzaklaşıp her önüne konulanı sorgulamadan ve araştırmadan yazan Türk basını kendisine sorması gereken soruları soralım kendi kendimize sıralıyorsunuz hiçbir askeri eğitimden geçmemiş bir sivil nasıl olurda beş el ateş edip hareketli beş hedefte vuruş kaydeder ki bu poligonda bile son derece zordur. Yasa dışı yollardan bile girince değeri en az 3 bin dolar olan silahı edinen saldırgan neden susturucu kullanmaz. Kimlik kartını göstererek içeri girebilen bir adam çıkışta neden paniğe kapılır ve silaha davranır. Halbuki yine aynı şekilde kimlik kartını gösterip çıka bilirdi. Bu saldırının keşif ve kaçırma gurupları kimlerdir. Silahı temin eden Mardinli M.Ö ile kral lakaplı kişinin ne ilişkisi vardır. Bu olayın iptal edilen Riport Rize uluslar arası liman işletmeleri ihalesiyle bir ilgisi var mıdır? Eğer Necip Türk basınının yazdığı gibi bu teknik takip uzun süredir devam ediyorsa neden saldırıya engel olunmadı veya bu saldırı birilerinin bilgisi dahilinde göz göre göre mi gerçekleşti. Bu sorulardan M.Ö yü Halil Behiç’in yazısından “

    Sanık Oktay Yıldırım:” evet, onlarda benim bu söz konusu cinayetle ortaya koyduğum sorular. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Selim Akkurt ve Muhammet Yüce ile daha önceden bir tanışıklığınız var mı? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hiç karşılaşmadım “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu:“ yok, Kemal Ata diye birini tanıyor musunuz? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” Kemal Ata, hayır efendim yani hiç çağrışım bile yapmadı.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Kuvai Milliyenin Kadıköy deki il merkezinden bahsediliyor neresidir tam olarak Kuvai Milliyenin yani sizin derneğinizle alakalı bir yerinden bahsediliyor il merkezinin bulunduğu yerden bahsediyorsunuz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” muhtemelen diğer Kuvai Milliyedir. Çünkü Kadıköy de merkezi olan onlar. Bizim İstanbul da bir yerimiz yok bir merkezimiz yok.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sizin yeriniz yok “

    Sanık Oktay Yıldırım:” yok yok yani “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ Alpaslan Arslan ile her hangi bir şekilde karşılaştınız mı Muzaffer Tekin’in bürosunda “

    Sanık Oktay Yıldırım:” hayır hiç hiç “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ karşılaşmadınız, yine klasör 411 dizi 323 de sevgili Oktay kardeşime diye başlayan bir yazı var. Bu yazı kim tarafından kaleme alındı. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim okumadınız ki bilmem kimdir yani “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sevgili Oktay kardeşime Ümit sayının da eleştirildiği bir yazı “

    Sanık Oktay Yıldırım:” belki Bekir beyin hitabına benziyor ama belki, bir okusanız onun hitabına benziyor.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sevgili Oktay Yıldırım kardeşime aslan kardeşim sitede yazılan yazıların yayınların ve görüşlerin tamamında fikir birliği oluşması elbette mümkün değil ancak bir yazarımızı düşün ki, yazarımız bütünüyle benim ülkeme olan sevdasını benden fazla yaşasa da ben bizlerin yazı yazarken fikir üretirken tümüyle düşman safıyla yüreğimizle saldırırken çuvalda bulunan çürük incirleri çıkartmak gerektiği kanaatini hep muhafaza ettim. Bu bağlamda fikir niyet ve ülküler aynı olsa bile savaş esnasında hataya tahammüle affının olmadığı durumlarda herkesin aynı arena da aynı görevi yapmaması gerektiği kanaatindeyim. Akademik nosyonu ve kariyeri ne olursa olsun söz konusu arkadaş ve arkadaşlarımızın yazdıkları fikirleri imlaları değiş ve düşünceleri ülkemiz için fayda sağlamaktan öte zarar veriyor. İçinde bulunduğumuz ortam maalesef hızlı gelişen kötü niyetli renkli ekranlarda ters algılanım aksi tesir yada gavurun dediği gibi anti propaganda etkisini bile geride bırakıyor. Devam ediyor, hatırlaya bildiniz mi yazıyı “

    Sanık Oktay Yıldırım:” inanın hatırlayamadım ama garip olan ne var. Sormayı planladığınız ne var. Bana elektronik posta yoluyla mı gönderilmiş sayın üyem bu yazı. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ onu not almamışım bu yazıda bahsedilen dramatik bir yol ayrımı bunlar düzelir pişer herkes yazı yazamaz anti demokratik yol bizi deşifre eden nedir gibi bazı beyanlarınız var.

    Sanık Oktay Yıldırım:” benim üslubum değil, onlar benim beyanlarım değil yani benim yazım değil bana bir yerden gönderilmiş “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ muhatabı siz olduğunuz için “

    Sanık Oktay Yıldırım:” muhtemelen malum olayla ilgili gönderilmiştir ama soru nedir oradaki şey betimlemesi mi? “

    Üye Hakim Sedat Haşıloğlu: “ dramatik yol ayrımı örneğin “

    Sanık Oktay Yıldırım:” evet dramatik yol ayrımı insanlar fikirlerini uyuştuğunu zannettikleri insanlarla belli noktalarda ayrıldıklarını görürler ve bu dramatiktir. Çünkü inanmışsınızdır. Hani burada bir başkasının yazısını açıklamaya çalışıyorum ama “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ muhatabı siz olduğunuz için tabi ki şöyle diye bilirsiniz. Bir başkasının yazısı ben yorumlayamam demenizi tabi karşılarım ancak yanıtlamak isterseniz de yanıtlayın. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” her kelimesini yanıtlamak istiyorum yanıtlaya bildiğim kadarıyla sayın üyem tamam söyleyin ben ne kastediyor anlatayım. Ben daha önce size anlatmıştım ben birçok yazımda bunu anlatmışıdır. Ben hayata savaş olarak bakarım yani öyle yorumlarım her şeyi “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ onu kastetmiyorum o betimlemeyi kastetmedim yani onu şey yapmadım. Devam edelim metanetimizi koruyalım. Bunlar düzelir bunlar pişer bunlar olur amaç ve niyet önemli nidaları sadece bizlere kendimizi aldatmamamızı ve güç kaybetmememizi sağlarken karşı tarafa koz vermekten öte bir hukuk adımı öte yola gidemez. Eğer bu sitede yazı yazan arkadaşımız başka arkadaşlarca komik hallerde eleştirilirken diğer insanlar tarafından da bravo yürü be abla çok güzelsin diye şakşaklanıyorsa biz bir yerde yanlış yapıyoruz demektir. Bu dramatik yanlış bizi yol ayrımına getirmelidir. İdeolojik yapısal bölünmez bütünlüğümüz ve gerçek Atatürk ülküsü savunmasını yapmak isteyen herkes bizle beraberdir. Ama herkes herkesle aynı işi yapamaz demeliyiz. Farklı bir dille yazı yazamaz. Yazar tabi yazarsa bunlar olur veya ben asker değilsem sen de medikal kalp cerrahı işinden anlamazsın. Diye bilmeliyiz diye devam ediyor. Bazı kişilerin yetiştirilmesi ham olanların pişirilmesi vs. yani “

    Sanık Oktay Yıldırım:” imza yok mu efendim bu yazının altında “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ imza yok “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bakın inanın bu yazıyı hatırlamıyorum. Ama yazdıklarını dinlediğim kadarıyla yazdıkları son derece doğru son derece masumane şeyler iki olayla ilgili yazılmış olabilir bir tanesi daha önce arz ettiğim ümit sayının siteden köşesinin kaldırılması ve benim işte bu konuyu tartışmaya açıp biz yargısız infaz yapamayız yani geçmişinde ne yapmış olursa olsun gibi bir tartışmaya açık bu konuda yazışmamla ilgili yazılmış olabilir veya söz konusu işte o olayla ilgili yazılmış olabilir ki, her iki olayda da burada yazılan bir şey yok burada diyor ki işte insanlara belli bir oranda güvenirsin belli fikirleri paylaşırsın ama bir gün yollarının ayrıldığını görürsün bu dramatiktir. Çünkü insana güvenirsin inanırsın o orada hayal kırıklığına uğramaktır dramatik olan efendim işte samimi olarak dürüst olarak gerçekten Atatürkçülüğü savunan kaç tane insan vardır. Yani yarısı Armani takım elbise ile üç yüz milyonluk cipleriyle Atatürkçülük yaparlar yarısı türban karşıtlığıyla şunla bunla Atatürkçülük yapar gibi böyle bir bu tip insanları eleştiren bir şey “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ şu cümle var ülkeme zarar verdiği noktada demokratik denilen haklara da inanmamayı gerektiğinde düşüne bilen bir anti demokratik kafalı olsam da diye bir ifadesi var yazarın “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bu sevgili Oktay kardeşim diye başlıyor ve yazar böyle yazmış ülkeme zarar verdiği noktada demokratik “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ denilen haklara a inanmamayı gerektiğinde düşünebilen bir anti demokratik kafalı olsam da ben “

    Sanık Oktay Yıldırım:” yani ben öyle düşündüğüm noktalar vardır benim de benim de öyle düşündüğüm noktalar vardır. Hemen izah edeyim. Hani bu anti demokratik derken adamın kafasını gözünü yarıp gözüne kalem sokacaksınız anlamında değil. Fikrimi beyan ederim. Fikrini beyan eder. Fikri benim dinlemeyi tercih etmediğim dinlemek istemediğim bir şeyse o noktada benim için demokrasi bitmiştir. Çünkü demokrasi özgürlükler sınırıdır. Derhal orada ben o ortam benimse eğer otokrasimi uygularım bu konuyu kapatın ve gidin derim onunsa çıkar giderim. Şöyle ki hemen bir örneklendireyim lütfen hemen örneklendireyim. Cem yılmaz iyi bir komedyen işte öbürü iyi bir komedyen her konu hakkında komik espriler yapabilirler bu demokratik bir ortamda gülüne bilir. Çok komiktir herkes güler ha ha hi hi hi kimse bu espriyi sevmek zorunda değildir. kimisi de gülmeye bilir. Ama birisi annemizle ilgili bir espri yaparsa bu espri ne kadar komik olursa olsun bizim değerlerimizle ilgili bir espri yaparsa bu espri ne kadar kaliteli olursa olsun biz o espriye a evet hiç komik değil ama ben işte demokratik karşıladım diyemeyiz. Derhal orada anti demokratik davranırız. O ortamı terk ederiz veya o adamla ilişkimizi keseriz. Anti demokrasi budur. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sizin yorumlamanız böyle “

    Sanık Oktay Yıldırım:” benim yorumlamam böyle benim hayatımdaki şey de budur. Zaten özür dilerim bir ekleme yapmak istiyorum vıcık vıcık demokrasi diye bir yazım vardı. Size arz ettiğim yazılarımın içindedir. Vıcık vıcık demokrasi diye bir yazım vardır. Demokrasi adına burada çok af edersiniz iğdiş edilmemiş iğfal edilmemiş bir tek değerimizin kalmadığı bir şeye dönüşmüştür demokrasi bir bahaneye dönüşmüştür. Ve on binaen ben o fikre kısmen katılıyorum ve kimin yazdığını da bilmiyorum o fikri yazıyı da kimin yazdığını bilmiyorum. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ son bir soru “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bu arada bir darbe bir ülkeyi en az 70 yıl geriye götürür diye de yazdım. Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olup Abdullah Öcalan asılmalıdır diyemeyen generalleri de aldım duvardan duvara çarptım yazılarımda ben biz bu cumhuriyeti Rumlarla Araplarla kurduk diye Yunanistan da beyanat veren yaşar Büyükanıt’ı en ağır eleştirenlerden bir tanesiyim. Yani burada şey Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin kimlik kartının üzerine İngilizce yazılarla yazılmasını da en ağır eleştiren bendim. Yani burada anti demokratik tavır işte darbe yanlısı şiddetle mütavai falan bir tavır değildir bu yollarımız ayrılır hepsi bu kadar “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ değerli yöneticilerimiz başlıklı flaş bellekte bulunan dosyada Kuvai Milliye derneği üyeleri arasındaki bir telefon zincirinden bahsetmişsiniz burada sistemin en ideal şekilde çalışması için kişilere aramaları gereken beş kişinin numaralarının verilmesi uygun olacaktır. Ancak her şey normal gidiyorken herkes araması gereken ilk numarayı arayacak ulaşılmaması halinde sırayla 2,3,4 ve 5. numarayı arayacaktır. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim bu bizim masumiyetimizin karinesidir. Hemen anlatayım isterseniz.”

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ bitireyim az kaldı. Normal dışındaki seçeneklerde ulaşılan kişiye kendisinin kimi arayacağı konusunda bilgi verilmelidir. Buradaki normal ve normal dışı durumları da dikkate alarak açıklama yapar mısınız? “

    Sanık Oktay Yıldırım:” ne demişim normal dışı mı demişim “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ normal dışındaki seçeneklerde ulaşılan kişiye kendisinin kimi arayacağı konusunda bilgi verilmeli haberleşme ağını ve özellikle bu ifadeleri dikkate alarak “

    Sanık Oktay Yıldırım:” öncelikle bu yazım mı bilmiyorum benim yazım olmaya bilir. Ama ama, anlatayım. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ cevap vermeye bilirsiniz “

    Sanık Oktay Yıldırım:” olur mu efendim olur mu, beraber planladığımız bir şey birlikte oturup kafa yorup planladığımız bir şey. Efendim benim şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri harp malul sıfatıyla aldığım maaş ayda 1100 YTL bununla kirada oturuyorum. Çocuk okutuyorum yaşıyorum ve o yazdığım sitenin bir etkinliği olursa oraya insanlara haber vererek il temsilcisi olarak Bekir Öztürk’ün yakın bir arkadaşı olarak insanlara haber vererek oraya işte çağırıyorum veya işte bir şey olduğunda mesaj atıyoruz. Gibi mesela İstanbul da bir toplantı yapacağız işte 15 kişiyiz biz neyle ilgili toplantı yapacağız derginin maketi çıkacak derginin maketi üzerinde konuşacağız. 15 kişiyle toplanacağız. Bu 15 kişinin 15 ini de ben arıyorum. Gelmeyeni arıyorum. Gelemeyeni arıyorum ve benim aylık telefon faturam benim maaşımın yarısına yaklaşıyor. Bekir Öztürk’le dakikalarca telefonda konuşuyoruz o adamcağızın telefon faturası bunun yarısına yaklaşıyor. Bu artık o kadar ağır bir yük haline geldi ki inanın bunu karşılayamaz olduk dedik ki bir yöntem olmalı yani çok fazla para harcamadan sadece mesajlaşarak da olsa insanların bir birlerine şurada konferans var burada toplantı var şunu konuşalım gibi bir mesajı iletmesi için bir yöntem geliştirmeliyiz dedik e oturduk işte hasan Hüseyin i arasın Hüseyin Osman ı arasın Osman Mehmet i arasın gibi bir zincir kurduk tamamen amacı budur efendim. Paramız yok paramız yok. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ normal dışı olan olmayan durumlar nedir. “

    Sanık Oktay Yıldırım:” efendim normal dışı olan olmayan adamın birisinin işte babası ölür bir arkadaşımızın babası ölür kayınvalidesi ölür aniden bir şey olur. Başına bir iş gelir. Ben hastaneye gittim o gece kaç arkadaşım geldi iki üç arkadaşım geldi. Ne oldubitti diye. “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tamam Oktay bey benim bu kadar “

    Sanık Oktay Yıldırım:” bitti mi efendim. Varsa cevaplaya bilirim. Bu yazı geldi bu arada basın Danıştay’ın neresinde yazısı geldi bu arada “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “tamam geldi ekranıma geldi benim “

    Sanık Oktay Yıldırım:” yani soracak mısınız bununla ilgili bir şey “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ tamam bu kadar “

    Sanık Oktay Yıldırım:” sormuyorsunuz “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ birkaç şey vardı onları zaten sordum “

    Sanık Oktay Yıldırım:” lütfen efendim, hiçbir şey kalmasın “

    Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “ sordum sordum “

    Mahkeme Başkanı:“ efendim gerekirse gerekirse sorulur ilerideki aşamalarda da sorulur buradayız.

      1   2   3   4   5   6   7






        Ana sayfa


    T c istanbul 13. AĞir ceza mahkemesi

    Indir 0.64 Mb.