bilgiz.org

SöZLÜ anlatimin temel kurallari




Tarih13.10.2017
Büyüklüğü100.29 Kb.

Indir 100.29 Kb.

DR. MUSTAFA UFUK ÇELİK
DERSİN ADI: DİKSİYON VE HİTABET
DERSİN KODU: TUR 221
BÖLÜM:TÜM BÖLÜMLER.
KREDİ:3
SAAT:3
ÖĞRETİM TEKNİKLERİ: Bire bir ve yüzyüze öğretim teknikleri benimsenir özellikle her bir öğrencinin konuşma telaffuz artikülasyon yada diğer konuşma bozuklukları tesbit edilir ve olumsuzların giderilmesi sağlanmaya çalışılır. Türkçenin genel geçer kuralları ve söyleyişe yönelik genel kaideler anlatılır. Öğrencilerden uygulamaları beklenir.
ZORUNLU/ SEÇMELİ: SEÇMELİ
SÖZLÜ ANLATIMIN TEMEL KURALLARI
DERS DİLİ: TÜRKÇE
İLETİŞİM: mustafaufuk.celik@neu.edu.tr
DERSİN AMACI: Bu dersin genel amacı, öğrencilerin özellikle günlük hayatın içinde karşılaştıkları öz güvene de bağlı konuşma ve ifade yetersizliklerinin giderilmesi, kendilerini anlatabilmenin ve hitabet etkilerinin artırılabilmesinin yollarının öğretilebilmesidir.

Çoğunlukla uygulama ağırlıklı olan bu dersin genel müfredatı aşağıdaki gibidir. Ders öğrenci ihtiyaçları ve performansa göre çeşitlilik gösterir.



DERSİN İÇERİĞİ:Bu derste ilk haftalarda verilen teorik bilgiler ve uygulamaya yönelik teorik bilgilerin, ilerleyen haftalarda öğrencilerin deneyimlemesi ve teorik bilgilerin uygulama alanındaki başarılarının analiz edilmesi içeriğin büyük bölümünü oluşturur.
DERS DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ: Ders değerlendirmeleri öğrencilerin performanslarıyla doğru orantılıdır. Teorik anlamda aldıkları bilgilerin ve uygulama yetenekleri ve öğretilerin değerlendirildiği iki ayrı puanlama bulunur . Ayrıca derse devam ve sınıf içi performan da önem taşımaktadır. Vize ve Final dönem içinde değerlendirilerek uygulanır.

1.HAFTA
NEDEN KONUŞURUZ?.................................................................


  • Düşüncelerin ifadesi için,

  • İletişimde olmak için,

  • İkna edebilmek için,

  • Zorlu koşullardan kurtulmak için,

  • Kendi çıkarımız için,

  • Başarılı olmak için

  • Hedeflerimize ulaşmak için

  • Para kazanmak için v.b.



KONUŞURKEN NEDEN ZORLANIRIZ?...................................................


  • Otorite karşısında,

  • Topluluk karşısında,

  • Deneyim eksikliğinden,

  • Yetersizlikten,

  • Fiziksel görüntümüzden rahatsız olduğumuzdan,

  • Eleştiriden çekindiğimizden,

  • Dış etkenler (alkol, uyuşturucu v.b.)

  • Çeşitli fobiler ve heyecan gibi...



TOPLULUK KARŞISINDA KONUŞURKEN NEDEN ZORLANIRIZ?


  • Deneyim Eksikliği,

  • Bilgi yetersizliği,

  • Eleştiriden çekindiğimizden,

  • Fiziksel görüntü,

  • Kültürel etki..


RETORİK:  ya da eski ismiyle Belâgat, etkileyici ve ikna edici konuşma sanatı. Sözcük güncel kullanımda "etkileyici ve ikna edici olmakla beraber içtenlikten veya anlamlı içerikten yoksun lisan" anlamında da kullanılır. Kavram Yunanca rhētorikos (ῥητορικός) "hitabet" kavramından türemiştir. Antik Yunanistan'da MÖ 5. yüzyılda Sokrates çevresindekiler tarafından kullanılmış olan bu kelime, ilk kez Platon’un Gorgias adlı eserinde geçmiştir.

Retoriğe felsefede, edebiyatta, siyasette, hukukta, doğal dilde, bilim dışı akıl yürütmede, fikirde, güzel konuşmada ve örtülü ifadelerde rastlanır. Farklı disiplinlerdeki anlamları her zaman birebir örtüşmez.




DOĞAÇLAMA KONUŞMAYI ETKİLEYİCİ KILAN ETKENLER...............................


  1. DEĞİŞKENLİK: Monotonluğu yıkmak, ilgiyi canlı tutabilmek, dinleyiciyi sıkmamak için zaman zaman ses tonunun arttırılması, farklı yerlerde vurgu, ses tonunun alçaltılması gibi yöntemler bütünüdür. Yönetmenler, TV’ da ki görüntülerle izleyicilerin dikkatini canlı tutmak için çeşitli kamera oyunlarına ihtiyaç duyarlar.

  2. YOĞUNLUK: Yarışan uyaranlar arasında en yoğun ya da en güçlü, en parlak, en büyük olan dikkatimizi çeker. Bu ilke hem görsel hem de işitsel simgeler için geçerlidir. Örn: Tam sayfa renkli bir ilan, ¼ sayfalık bir siyah-beyaz ilandan; güçlü bir ses, cılız bir sesten daha fazla ilgi çeker.

  3. ÇARPICILIK: Kimi zaman uyaranda görülecek yenilik, dikkat uyandırıcı değer olarak konuşmacının işini kolaylaştırır. Örn; Sıradan ve rutin bir konuşmanın konusunu değiştirerek yapılacak eklemeler (Şiddet ve cinsellik içeren örneklemeler gibi).

  4. YİNELEME (TEKRARLAMA): Sınırlı olmak koşuluyla çok etkili bir dikkat değeridir. Örn: Napolyon’ un “Para, para, para” sözü yinelenmemiş olsa bu kadar etkili olmaz, bu kadar uzun yıllardır kullanılmazdı. Pekiştirmeler, tekrarlamalar abartıya kaçmadan yararlıdır. Birinci etkisi; Önemi etkiyi arttırır. İkincisi ise; arkadan söyleyeceğiniz sözü düşünmeniz için size zaman kazandırır.

  5. BİÇİMDE BELİRGİNLİK: Uyaranın veya bir grup uyaranın açık seçikliği, belirginliği, doğruluğu, kesin olması büyük önem taşır. Anlattığınız konunun soyut olmaması, daha çok somut bir şekilde, yer-zaman belirtilerek anlatılması daha yararlıdır.


2.HAFTA

Güzel ve etkili konuşmanın on temel unsuru
Konuşma uzmanları, güzel ve etkili konuşmanın on temel ilkesini belirli başlıklar altında toplamışlardır. Kuşkusuz, bunlar donmuş, değişmez ilkeler değildir. Ancak bu ilkeleri yapacağımız bir konuşmayı kendi kendimize değerlendirme, dinlediğimiz bir konuşmayı eleştirebilme açısından birer ölçüt olarak kullanabiliriz.

Güzel ve Etkili Konuşabiliyor muyuz?

Konuşma, karşılıklı olarak gerçekleştirilen etkileşimsel bir süreç olduğuna göre güzel ve etkili bir konuşmanın nitelikleri üzerinde duran konuşma uzmanları da bu sürecin eksiksiz gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarlar. Şöyle ki konuşma karşımızdakinde ya da karşımızdakilerde bir yankı uyandırma, onları etkileme işi olduğuna göre onlar üzerinde bunu yapabiliyor muyuz? Konuşmacı olarak beklentimiz gerçekleşmiş oluyor mu? Söylediklerimizin doğruluğuna ve geçerliğine bizi dinleyenler inandılar mı? Söylemek istediklerimizi tam olarak iletebildik mi?

Bu ve bunlara benzer sorularla konuşmamızı değerlendirmek için öncelikle güzel ve etkili bir konuşmada bulunması gerekli nitelikleri, bu tür konuşmaların dayandığı ilkeleri tanımamız gerekir.

Güzel ve Etkili Konuşmanın İlkeleri Nelerdir?

Konuşma uzmanları, güzel ve etkili konuşmanın on temel ilkesini belirli başlıklar altında toplamışlardır. Kuşkusuz, bunlar donmuş, değişmez ilkeler değildir. Ancak bu ilkeleri yapacağımız bir konuşmayı kendi kendimize değerlendirme, dinlediğimiz bir konuşmayı eleştirebilme açısından birer ölçüt olarak kullanabiliriz.

1) İyi Bir Konuşma Yıkıcı Değil, Yapıcıdır:

İnsanları etkilemede önemli araçlardan biridir konuşma. Bu etkileme onların duygularını kamçılama, yanlış yönlere yöneltme biçiminde olmamalıdır. İster halk ya da topluluk önünde konuşalım ister arkadaş, eş dost çevrelerinde; bizi dinleyenlerin inançlarını, değer yargılarını göz önünde bulundurmalıyız. Bunları hiçe sayan ya da yadsıyan bir konuşma, tepkilere yol açar. Elbette ki her konuşmanın, bir iletisi (mesajı) vardır. Dinleyicilerimizi belli bir görüşe, belli bir davranışa eriştirmek isteriz. Bunun için de onların duygularını sömürmekten, özellikle kaçınmalıyız. Dinleyenleri avlamaya, gerçekleri bir yana atıp salt duygulara yönelen bir konuşma, yapıcı bir nitelik taşımaz. Yapıcı konuşma, dinleyicilerin inançlarını, değer yargılarını, düşüncelerini olumlu bir yönde değiştirmeyi amaçlar.

2) İyi Bir Konuşma, İlginç ve Değerli Konuları Kapsar:

Seçeceğimiz konu, hem kendimiz için hem de dinleyicilerimiz için ilginç olmalıdır. Açık bir gerçektir ki ilgi duymadığımız bir konuda rahatça konuşamayız. Üzerinde konuşabileceğimiz konular sayısızdır.

Söz gelimi, günlük olaylar, yurt ve dünya sorunları, hayaller, umutlar, düşler, korkular gibi. Bunlar, herkesin ilgisini çekecek nitelikteki konulardır. İki kişi bile bir araya geldiğinde söz dönüp dolaşıp bunlardan birine gelir. Konuşmanın düzeyini belirlemede de seçilen konunun büyük bir payı vardır.

3) İyi Bir Konuşma, Konuşmacının Kişiliği ile Bütünleşir:

Konuşmacının kişisel nitelikleriyle konuşma arasında sıkı bir etkileşim vardır. Söz gelimi, yalancılığı, ikiyüzlülüğü herkesçe bilinen birinin "yalancılığın kötülükleri" üzerinde yapacağı bir konuşma, kimseyi inandırmaz. Bunun gibi, konuşmacının kişisel görünüşüyle sözleri arasında da bir bağlantı kurmak ister dinleyici. Bu yönden, konuşmanın inandırıcılığında konuşmacının kişiliği önemli etkenlerden biridir.

4) İyi Bir Konuşma, Belli Bir Amaca Yönelir:

Yalın bir tanımla amaç, dinleyiciler üzerinde konuşmacının bırakmak istediği etkidir. Dinleyicilerimize neyi vermek istiyoruz? Onları neye, hangi gerçeğe yönelteceğiz? Konuşmamız süresince bu soruları göz önünde tutmak zorundayız. Bir amaca yönelmeden yapacağımız konuşma, dağınık, etkisiz kalacak, dinleyicilerimizde bir karşılık uyandırmayacaktır.

5) İyi Bir Konuşma, Konuşmayı Etkileyen Etkenleri Çözümleyerek Oluşur:

Konuşmayı etkileyen etkenler şunlardır:

Konu, dinleyici, ortam ve konuşmacı. İyi bir konuşma yapabilmek için bu öğeleri ayrı ayrı, bir bütün olarak değerlendirmeli, çözümlemeliyiz. Üzerinde konuşacağımız konunun boyutları nelerdir? Dinleyicilerimiz yönünden önemi nedir? Kimler için konuşacağız? Konuşacağımız kişilerin toplumsal, kültürel, ekonomik durumları, yaş, cinsiyet özellikleri nedir? Nerede, ne kadar süreyle konuşacağız? Konuşmacı olarak kendi durumumuz nedir? Bu soruların üzerinde durup bir bütün olarak bunları değerlendirmemiz gerekir. Konuşmamızı düzenleme, hazırlama aşamasında bu soruları göz önünde tutmazsak başarılı konuşma yapamayız.

6) İyi Bir Konuşma, Sağlam Bir Konuşma Yöntemi Üzerine Kurulur: Yöntemimizi, amacımıza ve konuşma ögelerini değerlendirmemize göre seçeriz. Genellikle konuşmalarda dört ana amaç ve bu amaçlara yönelik dört ana yöntem vardır: Tartışma, savunma, öğretme ve duyguIandırma. Amaçla yöntem arasındaki bağlantıyı kurmak, başarılı bir konuşmanın ön koşullarından biridir.

7) İyi Bir Konuşma, Dinleyicilerin İlgi ve Dikkatini Toplar:

Hangi konuda olursa olsun, ilgi ve dikkat dağıldığı zaman iletişim de durur. İlgi ve dikkatin diri, canlı kalması da dinleyicilerimizi bilinçlendirmeye, onların meraklarını ayakta tutmamıza bağlıdır. Başka bir deyişle, onları bizi dinlemeye, söylediklerimizi bizimle paylaşmalarını sağlamaya bağlıdır. Bu da öncelikle dinleyicilerimizi iyi tanımakla, söylediklerimizle onların ilgileri arasındaki bağlantıyı kurmakla sağlanır.

8) İyi Bir Konuşma, Sağlam Bilgilere Dayanır:

Hangi konuyu seçersek seçelim, o konu üzerinde rahatça, doğal bir biçimde konuşabilmemiz, konunun gerektirdiği bilgileri, araç ve gereçleri edinmemize bağlıdır. Düşüncelerin dinleyicilere etkisiz ve etkili bir biçimde aktarılması salt sözcüklerle, sözel simgelerle olmaz. Bunları konunun ve durumların gerektirdiği gereçlerle de somutlaştırmak gerekir. Varsayalım ki "köylerden kentlere göç" olayı üzerinde konuşuyoruz; kullanacağımız sayılar, resimler daha çarpıcı, daha etkili kılar konuşmamızı. Çünkü konuşma, görsel ve işitsel simgelerle oluşturulan bir iletişim işidir.
3.HAFTA

9) İyi Bir Konuşma, Etkili Bir Ses Tonu, El ve Yüz Hareketleri Gerektirir:

Etkili bir ses tonuna dayanmayan, el ve yüz hareketleriyle beslenip renklenmeyen bir konuşma, ölü bir konuşmadır. Sözcüklerin anlam ve duygu yükü, ses tonumuz, el ve yüz hareketlerimizle zenginleşir. İnsan sesinin değişik biçimler, boyutlar kazanması yönünden oldukça geniş olanakları vardır. Bu olanaklardan yararlanarak iletmek istediğimiz düşünce ve duyguları canlı kılabiliriz. Başka bir deyişle sözü, göze ve kulağa daha iyi iletebiliriz. Bu da konuşmamızın başarısını artırır.
10) İyi Bir Konuşma, Canlı Bir Dil, Hareketli Bir Üslup Gerektirir:

Konuşma, geniş anlamda sözlü bir iletişim biçimidir. Böyle olunca temel aracı sözcüklerdir. Canlı, diri, amacımıza uygun sözcükleri seçme, bunları cümle içinde yerli yerine yerleştirme, her birinin ses ve anlam hakkını vererek doğru söyleme, konuşmamızın etkisini, güzelliğini artırır. Cümlelerimiz için de bu böyledir. Kısa, yoğun, hareketli cümleler kurma, bunlar arasındaki geçişleri doğal bir biçimde sağlama, anlatışımızı canlılaştırır.

Bu on temel ilke, güzel ve etkili konuşmanın belirleyici özellikleridir. Bir konuşmayı, bu ilkelerin doğrultusunda değerlendirirsek, onun başarısı üzerinde bir sonuca ulaşabiliriz.

Öyleyse bu ilkeleri kendi konuşmalarımıza uygulamaya çalışmak, bunlara ne ölçüde uyup uymadığımızı araştırmak, konuşmamızı geliştirmenin ilk adımıdır. Ne var ki saptanan bu on temel ilke, güzel ve etkili konuşmanın temel noktalarıdır. Bunlar, kendi içlerinde de birtakım temel noktaları içermektedir. Söz gelimi, konuşmanın öğeleri olan dinleyici, konuşma ortamı, konuşmacı; konuşmanın hazırlanışını içeren amacımızı saptama, amacımıza göre konuşma türleri ve yöntemleri, konuşmanın gerektirdiği bilgi ve verilerin toplanması, konuşmanın düzenlenmesi (planlanması; konuşmanın sunuluşunu kapsayan) sunma, bedensel davranışlar, sesin idaresi, konuşmada seçilecek dil ve anlatımın özellikleri... gibi.

Görülüyor ki konuşma da bir sanattır. Bu sanatın uzun deneyimler sonunda elde edilen ilkelerini, kurallarını tanır, bunları bilinçle uygularsak konuşmamızı geliştiririz.

Bir kez daha belirtelim ki güzel ve etkili konuşma sanatı, doğuştan getirilen Tanrı vergisi değildir. Bu, denemelerle, çalışmalarla sonradan kazanılan bir beceridir. Deneyerek, çalışarak, konuşma güçlüklerinin, özürlerinin kolayca üstesinden gelebiliriz. Sesimize, sözümüze egemen olabiliriz. Hiçbir bedensel özrü olmayanları bir yana bırakalım, bugün nice kekemeler bile çalışarak kekemeliği yenmekte, güzel ve etkili konuşma sanatının inceliklerini öğrenmektedir. Yeter ki bu öğrenme isteğini duyalım...
6.

Kaynak :

"Türkçenin Doğru Kullanımı (İletişim, Etkili Konuşma, Yazma Ve Okuma Kılavuzu)", Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, (2007) ANKARA

4.HAFTA

DOĞAÇLAMA KONUŞMA ya da HİTAB’ TA HEDEF KİTLE ve DEĞİŞKENLER....................................................


  1. HEDEF KİTLENİN BİLİNÇ DÜZEYİ: Hitab edilen hedef kitlenin algı düzeyi, akademik durumu, yaş durumu ve sosyal düzeyi dikkate alınmalıdır. “Ne anlatırsan anlat, anlatabildiğin karşı tarafın anladığı kadardır”.

  2. SOSYAL FAKTÖRLER, DİN: “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz”. Toplumun belli beklenti, alışkanlık ve formları var. Bunların dışına çıkmak doğru değildir. Hitab edilen kitlenin örf, gelenek, göreneklerine hatta ritüellerine aykırı ters ve inandırıcılıktan uzak bir konuşma şekli asla etkili olamaz. “Asla” kesinlik belirtir. Kesinlik belirten şeyler daha dikkat çekicidir.

  3. ESTETİK ANLAYIŞ: Toplumlarda ya da kitlelerde estetik anlayış farklılıklar gösterir. Örn: Hindistan’daki dans, giyim-kuşam ve görsel estetikle Avrupa ülkelerindeki “asla” bağdaşmaz. Hindistan’ da ki bir moda anlayışı Avrupa’ da tutmaz. Örn: Doğu ağzıyla konuşan bir kişinin İstanbul’ da ki bir dil sempozyumda, dil üzerine sunum yapması estetik değildir.

  4. KÜLTÜRLER ARASI FARKLILIKLAR: Ayıp, günah veya ahlaksızlık sayılabilecek kelime, cümle ya da anlamların doğaçlama konuşmada kullanılması hoş karşılanmaz.

Örn: Doğum kontrolüyle ilgili verilecek eğitim kentte farklı, köyde farklı verilmelidir. Kültür farklılıkları söz konusudur.


Notlar:

  • Biz kendimizi tanıdığımız kişilerin karşısında daha rahat hissederiz ve daha akıcı bir konuşma yaparız.

  • Heyecanda konuşmamızda büyük etkendir.

  • Yaptığımız konuşmalarda tanıdığımız kişilerin karşısında isek, yani tanışmışlık değeri artıyorsa ve tolerans değeri yükseliyorsa heyecanımız azalır ve daha iyi konuşuruz

Entanasyon: Müzikalite. Hep aynı vurgu düzeyi ile konuşma demektir.

Konuşmamızdaki hataları, kişinin isteği ile ve dikkati ile giderebiliriz.

Mermer- açık “e” dir.

Altın Kelime: Bir cümle içerisinde önemli olan kelimedir.



5.HAFTA


HARFLERİN DURUMU:
Sesli harflerimiz 8 adettir; a,e,ı,i,o,ö,u,ü

Kalın sesli harflerimiz; a,ı,o,u

İnce sesli harflerimiz: e,i,ö,ü
“a”
Kalın “a”: En sık kullanılan,en çok bilinen tipik “a” dır. Yani zaman, açık,kalın,yakan gibi.
İnce “a”: Daha uzun ve daha yumuşak söylenen “a”dır. Hilal, Kemal gibi.
Uzun “a”: Mülakat, Lakin, siyasi gibi
“e”
Kapalı “e”: Tek harf uzunluğunda okunur ve yaygındır. Pencere, Kedi gibi.
Açık “e”: 1,5 ses uzunluğunda okunur. Yeni ben,sen, neresi, neden gibi.
NOKTALAMA İŞARETLERİ
(.) Nokta: Cümlede uzun soluk alma yerini gösteren işarettir. Yargı bildiren anlamı tamamlanmış tümcelerin sonlarına gelir. Kısaltmaların sıonlarında kullanılır. P.T.T., K.K.T.C. gibi.
(,) Virgül: Tümce içinde kısa durak işaret olan virgül, aynı türden ögeleri birbirinden ayırmak için kullanılır. Ahmet,Ayşe, Selim’ de oradaydı.
(;) Noktalı Virgül: Elma,armut,portakal kullanılır sonra öyle bir cümleye geçerizki pırasa,lahana,kabak derken bu iki grubu birbirine bağlarken arada noktalı virgül kullanırız. Yani Elma,armut,portakal; pırasa,lahana,kabak şeklinde kullanılır. Anlam bakımından birbirine bağlı cümleleri ayırmada kullanırız. Neden-sonuç ilgisi kurmada ve düşünce birliği sağlamada kullanılır.
(:) İki nokta: Bir konuya ilişkin ayrıntılara girmek için kullanılan genel başlıktan sonra gelir. Bir kişiden aynen aktarılmış sözlerden önce gelen “dedi ki, diyor ki, ona göre” gibi kelimelerin sonuna gelir.
(…) Üç Nokta: Tümcede kasıtlı olarak kesilmiş söylenmemiş sözcük yada sözcük gruplarının yerine kullanılır. Örn; Seni sevmek …….. gibidir.
(?) Soru İşareti: Genellikle soru anlamı taşıyan tümcelerden sonra kullanılır. Tümcenin yada cümlenin soru anlamı taşıması soru eki taşımasıyla karıştırılmamalıdır. Örn: mi, mı, mu gibi güzelmi güzel bir havada kullanılan “mi” pekiştirme amacıyla kullanılmıştır. Bodrum güzel mi? Soru tümcesidir.
(!) Ünlem işareti: Ünlem bildiren sözcükler ve tümcelerin sonunda kullanılır. Eyvah! Eyvah elimi kestim! Gibi. Tümcenin başında eylem bildiren bir sözcük var ama cümle devam ediyorsa tümcenin sonunda kullanılır.
(“) Tırnak İşareti: Genellikle bir sözü diğerlerinden ayırmaya yarar. Konuyu daha iyi açıklamak için eserden yapılan alıntılar tırnak içinde kullanılır. Örn: Napolyon “Para,para,para” diyor.
(-) Çizgi işaretleri:
Kısa Çizgi: Satır sonlarına sığmayan sözcükleri hecelere ayırmak için kullanılır.

Uzun çizgi: Genelde konuşma başlarında kullanılır.



6.HAFTA
İYİ BİR KONUŞMA SESİNİN ÖZELLİKLERİ?...............................................


  1. İŞİTİLEBİLİRLİK: Konuşurken seslerin karşıya iletilebilmesi gereklidir. Fakat bunu yaparken de aşırıya kaçmamak gerekir. Dinleyici, kulağımın dibinde ne bağırıyor diye düşünmemelidir. Konuştuğumuz yerin büyüklüğü yada küçüklüğü sesimizi ayarmamıza neden olur

  2. AKICILIK: Anlattığımız konunun monotonlaşmaması için seste akıcılığı sağlamak gerekmektedir. Zaman zaman konuşma hızımızın temposunu arttırmak suretiyle, zaman zamansa temposunu yavaşlatarak konuşmayı akıcı kılmak ve dinleyicilerin dikkatlerini ayakta tutmaya çalışmalıyız. Tek düzelikten kaçınmak için, tonlama, vurgu gibi ses özelliklerini barındıran enstrümanlardan olabildiğince fazla yararlanmak gerekmektedir. Konuşurken volümü arttırmak gibi. Anlattığımız konunun içerik özelliği çok önemlidir. Hüzünlü bir hikaye anlatırken duygusal boyut yüksekken konuşmacının sesi buğulu ve ağır aksak olmalıdır. Neşeli bir anlatımda ise coşkulu bir sesle ve sıcak kelimeler kullanarak konuşmamız daha hareketli ve canlı olmalıdır.

  3. ANLAMLILIK: Duygularınız ve kelimeleriniz örtüşmelidir. Sesiniz dinleyiciye iyi niyetinizi, amacınızı ve ilginizi yansıtmalıdır. Sesin, sözcüklerdeki anlamdan zaman zaman daha önemli olduğu kanıtlanmıştır.

  4. BÜKÜMLÜLÜK: Düşünceler ton değişiklikleri ile hız değişiklikleri ile anlatılır. Bu değişiklikler rastgele ve mekanik olmayıp düşüncenizin oluşum sürecinden kaynaklanan ve iletişim eyleminizi dinleyicinizin özelliklerine, niteliklerine uydurmanız gereğini belirler. Ton değişikliği kafamıza göre yapılmaz. Anlatırken kelimeler yerli yerince kullanılmalıdır.


7.HAFTA


KONUŞMACININ NİTELİKLERİ:...............................................................


  1. İyi bir konuşmacı gözlem gücünü geliştirmiştir. Kişi kendini çevreleyen dünyaya özellikle de insanlara karşı duyarlıdır. Tüm nesneleri ve canlıları görür, yorum yapar ve dinler. Duyarsız bir kişinin konuşması anlamca yoksuldur. Duyuları dışarıya kapalı olan ancak kendi iç aleminden yaptığı konuşmalar halka hitap etmez ve sonuç olumsuzdur. Kısacası konuşmacı dış dünyaya ne kadar açıkça o kadar iyi bir hatipdir.

  2. İyi bir konuşmacı seçtiği konuşma alanlarında bilgi birikiminin desteğini alır. Konuşma yaptığımız konuda rasyonel yada reel bilgilerimizin çokluğu iyi bir konuşmanın temelini oluşturur.

  3. İyi bir konuşmacı amacına uygun yönde ve mantıki bir akış içinde düşünme yeteneğini geliştirir. Dinleyici kitlesinde istediği etkiyi uyandırmada düşüncelerin gitgide artan bir ilişki içinde önceden belirlenmiş amaca doğru akışı çok önemlidir.

  4. İyi bir konuşmacının kendi yeteneklerinin sınırlarını saptamayı bilir. Özel deneylerinin yada deneyimlerinin ön yargılarıyla, özlem ve hayallerinin düşüncelerini, inançlarını nasıl etkilediğini hepsinden öncede kendi tepkilerini dinleyicilerinin tepkilerinden ne ölçüde ayrıldığını bilir. Katı ve kesin diller kullanmaktan kaçınır (Örn: kendi adıma, kanımca gibi kelimeler kullanabilir).

  5. İyi bir konuşmacı dinleyenini yakından tanımalıdır. Söyleyeceklerini, sözlerini, duygularını, kitlenin alım gücü yada alım yetisine göre ayarlamalıdır.

  6. İyi bir konuşmacı, konuşma eylemini oluşturan fiziksel ögelerin önemini bilir (jetz ve mimikler). Bunlardan faydalanmalıdır. Ama her şeyde olduğu gibi abartmaktan kaçınmalıdır.

  7. İyi bir konuşmacı, kendi kendinin titiz bir eleştirmenidir. Yanlış söylediklerini, konudan uzaklaştığını, dinleyenlerin sıkıldığını fark etmelidir.

  8. İyi bir konuşmacı, ahlaksal sorumluluklarının bulunduğunu aklından çıkarmamalıdır. Toplum etkileşimle ancak manevi değerlere dayalı etkileşimle ayakta durur.



  • Bulunma, yönelme ve çıkma takısı; “e”, “de”,”den” dir.

Örnek: eve, evin içinde, evin içinden. Karıştırırsak anlam bozukluğu olur.


8.HAFTA

KONUŞMA HIZI:
1 dk.da 125 kelime- 175 kelime arası normal sayılır. Konuşma hızımızı konuştuğumuz konunun ehemmiyeti belirler. Ortalama 150 kelime uygundur.

Konuşma hızı konuyla ilişkilidir. Örn: özneleri çok iyi tanıdığımı kişileri anlatırken olayı ağır aksak konuşmaya gerek yoktur. Ama ders anlatırken, bilinmeyen bir konuyu anlatırken daha yavaş konuşmalıyız. Konuşma hızı dillere göre değişir. Ortalama 125-175 kelime arası normaldir (bu sınav sorusu olabilir). Bu hızı saptarken konunun ağırlığı ve anlatılan kişilerin bilgi düzeyi önemlidir teknik olarak.


VURGU:.......................................................................


  1. HECE VURGUSU: Heceler, bir kelimenin yada bileşik kelimelerin bir kerede ağzımızdan çıkan halidir. Örn: ka-di-fe, ha-nı-me-li gibi. Bir hece en fazla 4 harften oluşur (kalp,test,kask gibi). Ama bir kelime içinde 4 harfli hece özel bir iki kelime dışında yoktur (Kalp-siz gibi). Bir kelime içerisindeki hecelerin vurgusu Türkçede çok büyük ekseriyetle özel isimlerde 1’nci hecededir. Antalya, Ankara, Karpaz gibi.

Hece vurgusu cins isimlerde vurgunun hangi hecede olduğu belli bir kurala bağlı değildir.

  1. KELİME VURGUSU: Cümle içerisinde kullandığımız kelimeleri cümlenin anlamına göre değerleri vardır. Onu diğerlerinden ayıran şey cümle içindeki ses iniş ve çıkışlarımızdır.

Soru: Aşağıdaki kelimedeki vurgulu olan hecenin vurgusunu çiziniz.

Kelime vurgusunda vurgulanacak kelime “yüklemden” önceki kelimedir çoğunlukla. Bu kural düzenli cümleler için geçerlidir. Düzensiz ve kuralsız olan cümlelerde sezginizle bulmanız gerekecektir.



Altın kelimeler” cümlede vurgu yapılan kelimelerdir. Bunlar cümlede önem arz eden kelimelerdir.(Bu da sınav sorusu olabilir. Soru şu şekilde gelebilir: aşağıdaki cümlede hangi kelime “altın kelime” dir. Örn: “Bir (yalnızca anlamında) onların damlarına leylekler yuva yapmaz” cümlesinde altın kelime yani vurgu yapılan kelime “Bir” kelimesidir.)

9.HAFTA

BEDEN DİLİ............................................................................
Beden hareketleri hitabete girer, diksiyona değil. Diksiyon kulağa hitap eder, beden dili ise göze hitap eder.
Beden Dili Nedir?
Beden dili konuşmadan önce başlamıştır. Beden dili ilk iletişim aracıdır. Beden dilinin hemen ardından nidalar çıkmış ama yetersiz kaldıkları için, nidaların ardından da sesler ortaya çıkmıştır. Seslerle dil ortaya çıkmıştır. Dilin gelişimi çok hızlı olmuştur. Ve dil, beden dilini büyük bir hızla geçmiş fakat 12 YY.dan itibaren beden dili tekrar ortaya çıkmıştır.
Beden dili 3’e ayrılır.

  1. Yüz ve beden dili

  2. Bedensel Temas

  3. Mekan kullanımı ve araçlar.



  1. YÜZ-BEDEN HAREKETLERİ: Mimikler ve jestler. Mimikler duygu, düşünce, fikir yada ünlem gerektirecek anlatımlarda duyguyu destekleyebilmek için yüzümüzün aldığı şekildir. Jestler ise; Baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin kullanılmasını gerektiren duyguları anlatmaya yarayan hareketlerdir.

  1. Baş Hareketleri: Baş hareketleri genel olarak onaylamak ve reddetmek için kullanılabilir. Baş hareketleri jestler anlamında her yerde kullanılabilir ama anlamları ülkelere göre farklılıklar gösterebilir. Örn: Bulgaristan’ da başı iki yana sallamak evetken, ülkemizde hayır olarak algılanır.

  2. Gözler: İnsan bedeninin en dikkat çeken yeri gözleridir. Yüzün ifade edeceği 30 kadar mimiğin hemen hepsi gözler tarafından desteklenir. Gözlerden; öfke, korku, nefret, endişe, hüzün, sevgi, aşk hissedilebilir. Oysa gözler aslında hareketsizdir.

  3. Kaşlar: Onayladığımızı yada onaylamadığımızı belirtir. (Kızgınlık, alay v.b.)

  1. BEDENSEL TEMAS (Dokunma):

  1. Tokalaşma (El Sıkışma): Tokalaşmayı kişilerin iç dünyalarını psikolojik anlamda anlamlandırmak mümkündür.

  2. Eller: İletişimde eller çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle saygı ve sevgi belirtilmesinde çok önemli rol oynar. Selamlaşma tarzımız, karşımızdakine gösterdiğimiz saygıyı ellerimizle gösteririz.

  3. Kadınsı ve erkeksi beden hareketleri: Kadınlar ve erkeklerin beden yapılarından ve hormonal yapılarından kaynaklanan beden dili, davranış farklılıklarını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Erkekler yalan söylediklerinde sağa doğru gözlerini kaçırırlar. Kadınlar ise; burunlarını kaşırlar. Kadınlarla erkeler arasında kalkış ve oturuş konusunda da farklılıklar vardır.

  1. MEKAN KULLANIMI VE ARAÇLAR:

  1. Mekan Kullanımı: Konuşma yaptığımız yerin yada hitap ettiğimiz yerin tamamını kullanmamızdır. Bunun amacı; mekanı doğru kullanmak boşlukları doldurmaktır.

  2. Araç Kullanımı: Anlatıma katkısı olabilecek tüm materyallerden yararlanılmasıdır (Kalem,gözlük v.b.).

10.HAFTA
a. Konuşma, bir kez işitildiğinden dolayı dinleyicilerin ilgi duymaması durumunda önemini hemen yitirir. Metinleri ise, geriye dönmek ve tekrar okumak mümkündür.

b. Konuşmacı, dinleyici grubun ve çevredekilerin dikkatini sağlama gereğini her zaman göz önüne almalıdır. Yazar ise, yazdığı sürece okuyucu kitlesinden uzaktır. Her dinleyici kitlesi, her topluluk; bir sorunun belirlenmesi, açıklanması için toplanır. Konuşmacı; dinleyici sayısını, ortalama düzeyini, öğrenim derecesini, özel ilgilerini vb. göz önünde bulundurmalıdır.

c. Konuşma üslûbu, yazı üslûbundan farklıdır; konuşma, o anda anlaşılır olmalıdır. Çünkü dinleyenler, o şeyi anlamak için geri dönemez; o cümle üzerinde uzun uzun düşünemez; cümleyi anlaşılır şekle koymak için çalışamaz. Konuşmacının cümleleri; kısa, anlatımı basit ve yazı dilinden daha açık olması şarttır.

ç. Sözlü anlatımda da, yazı türlerinden hiçbirinde önemi olmayan konuşmacının sesi, dikkate alınması gereken hususlardandır.

d. Konuşmacının anlatımının daha açık ve etkili olabilmesi için beden dili de son derece önemlidir.

2. DİKSİYON

Ses, insanın kişiliğini yansıtır. Gözlem yeteneği güçlü bir kimse, her hangi biri ile birkaç dakikalık konuşma sırasında, onun hangi özellikte bir insan olduğu hakkında genel yargıya varabilir.

Diksiyonda başarı; kişinin okuduğunu, söylediğini içinde duyabilmesine, içinden geldiği gibi sıcak, içten söyleyebilmesine bağlıdır. Havasına girebilen bir kişi, söylediklerine bir anlam derinliği ve inceliği kazandırır. (S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 243)

Bazen bir tek kelimenin telâffuzu bile, o kişinin geçmişi, öğrenim derecesi, zihin faaliyeti ve yeteneği hakkında fikir verebilir. Ses; dalgınlık, kayıtsızlık, korkma, utanma, kibirlilik, kendini beğenme, dikkatsizlik, bünyece zayıflık vb. birçok özellikleri ortaya koyabilir. Aynı zamanda o kimsenin uyanık, yetenekli, dengeli, atak, makul, cesur olduğunu da gösterebilir. Kaba, pürüzlü, sert, haşin, genizsil, çok ince sesler; dinleyenler üzerinde iyi bir etki bırakmaz.

Sesimizin niteliği hakkında bilgi sahibi olabilmek için kimi basit paragrafları yüksek sesle birçok kez okumak yararlıdır. Böylelikle sesimizin başkaları üzerinde bırakabileceği etkileri ve kusurlarımızı öğrendikten sonra, sıkı bir çalışmayla sesin az çok eğitilebilmesi mümkündür.

Bu alanda başarılı olabilmek için aşağıda belirtilen iyi bir konuşma sesinin niteliklerini bilmek gerekir.



* Sesin işitilebilir olması
* Canlılık
* Sesin ayarlanması
* Anlatımda değişiklik
* Temiz ve doğru söyleyiş

"Hitabette galip gelen, kelimeler değil; kelimelerin nasıl söylendiğidir."

Karşılıklı konuşmanın ilk istediği şey açıklık ve bütünlüktür. Sözün ağızdan çıktığı anda anlaşılmasını sağlayacak bir telâffuz yeteneği, topluluk önünde konuşanlar için son derece önemlidir.

Dinleyiciler, hatibin sesinin tonundan ya da kalitesinden ötürü, hatip hakkında yanlış intiba edinirlerse büyük bir ihtimalle kabahat hatibindir. Sert, tiz ya da zayıf bir ses, gevşek bir telâffuz, hatibin mesajından çok şey eksiltir. Sözlü anlatım çalışmalarının ilk kısmında sesin yeterli ve uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Ses doğru çıkaklarında çıkarılmalı ve iyi tınlamalıdır. Bazı sesler, tınısı bakımından kulağa hoş gelir; ama bazıları da ses tonunun iyi ayarlanamamasından ya da çok sert, çok tiz olduklarından kulağı tırmalar. Tınısız ya da donuk bir ses, inandırıcı olamaz ve beklenen etkiyi meydana getiremez. Bunun için çıkarılan ses, iyi ayarlanmış ve ahenkli olmalıdır. Söyleyişte en küçük bir yanlışa bile rastlanmamalıdır; ton değişikliği, duygu ve düşüncelerin bütün özelliklerini en iyi şekilde yansıtmalıdır.

Ses perdesinin düzeyi (esneklik); pes, orta ya da tiz olabilir. Esneklik, ses hacminin değişikliğe bağlı olan ses tonunu ya da perde değişikliğini kap-sar. Ses, yükseltildiği zaman hacimce büyür; alçaltıldığı zaman ise küçülür. Konuşmaların tekdüzelikten kurtulması için, ses hacminin ve perdelerinin karışık olarak kullanılması gerekir.

Sesin esnek olmasının şu anlamları vardır:

Kuvvetli ve yüksek ton: öfke, hoşnutsuzluk
Tatlı ve biraz yükselen ton: sevgi, şefkat
Hafif sesle orta ton : düşünce ve sükûnet
Bir yukarıdakinin daha üstünde ton : ateşlilik ve ciddiyet
Kuvvetli bir sesle alçak ton: duygu ve düşüncede dayanıklılık
Tatlı bir ses ve alçak ton: ağırlık
Fısıltı hâlinde ton: sinsi ve aldatıcı bir durum

Sesin ton değişiklikleri, önemli yerleri vurgulamayı ve tekdüzeliği önlemeyi sağlar. Genel olarak konuşmaya orta bir tonla başlanır, ses yavaş yavaş yükseltilir.



11.HAFTA

3. İYİ BİR KONUŞMA SESİNİN NİTELİKLERİ

"Kişiliğiniz sesinizde gizlenmiştir."

İnsan kişiliğinin bazı yönlerini en iyi ses, ele verir. Öğretmenlik ve askerlik bu konuda özel bir önem ve dikkat gerektiren mesleklerdir.


İyi bir konuşmanın özellikleri şunlardır:

a. İşitilebilirlik: Konuşurken, sesin, bütün dinleyiciler tarafından rahatlıkla işitilebilmesidir. Çok yavaş ya da yüksek tonlarla konuşulmamalı; ses tonu konuşulan yerin ve dinleyici kitlesinin büyüklüğüne ve özelliğine bağlı olarak ayarlanmalıdır.

b. Akıcılık: Sözlerin ve düşüncelerin, dinleyicilerin algılama hızına denk düşmesidir. Bu hız, her zaman aynı kalmamalı; heyecan durumuna, dinleyicilere ve konuya göre yer yer değişiklikler göstermelidir.

c. Hoşa giderlik: Ses tınısının katı, tiz, kulak tırmalayıcı, hırıltılı, madenî, burundan gelen, hışırtılı, boğuk, çok yumuşak, gevrek, biçimden yoksun vb. olmamasıdır. Genellikle doğuştan gelen bu özellikler, düzenli çalışma ile belli oranlarda düzeltilebilir.

ç. Anlamlılık: Sesin genel olarak, dostça bir nitelik taşıması ve güven duygusu telkin etmesidir. Ses, kelimelerdeki anlamın daha fazlasını ya da tam zıddını yansıtabilir.

d. Bükümlülük: Sesin; ton, hız ve anlam bakımından değişiklik göstermesidir.
12.HAFTA

4. KONUŞMA (DİKSİYON) YETERSİZLİKLERİ
Pek çok insanda konuşma yetersizlikleri görülür. Hatta, üniversite bitirmiş bazı insanlar bile doğru ve güzel konuşamaz.

Konuşma yetersizliklerini şu maddeler altında toplamak mümkündür:

a. Yöresel Ağızla Konuşma: Kelimeleri, kişinin yetiştiği çevrenin ağzındaki seslerle söylemedir.
Örnekler:
kalın Ü galın
gidiyorum Ü  gidiyom ya da gidim
merdiven Ü  ayahçah
tas Ü  üsküre
yuvarlanmak Ü  gındırlanmak
çukur Ü  kortik

b. Anlatımda Yetersizlik: Konu üzerinde kısa konuşulur, söylenecekler tam bildirilmez. Cümleler; bazen yarım bırakılır, bazen de bozuk cümle kullanılır. Anlamı bilinmeyen kelimeler seçilir. Yanlış telaffuz yapılır.
Örnekler:
maiyet Ü  mahiyet
yönetmelik Ü yönetmenlik
porte Ü  portre

c. Kavrayış Eksikliği: Meslekî bilgi yönünden henüz yeterli seviyeye gelinmediğini gösterir. Konuşulan ya da kişinin kendisine sorulan konu hakkında yeterli bilgisi, deneyi olmayabilir. Bunun sonucu olarak konuyu tam olarak anlamayabilir.
Yukarıda sıralanan bu yetersizliklerin yanında, az da olsa bazı insanlarda sürekli bir yargılama yapamama, dağınık konuşma, gereksiz sözler söyleme, çekingenlik, kural bilmeme, sesleri yeterli olmama, konuşurken gereksiz el - kol, gövde hareketleri yapma gibi kusurlar da görülmektedir.
(S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 232)

Bütün bu rahatsızlıklar, evde, okulda fırsat yakalandığında plânlı ve düzenli olarak çok konuşmakla giderilebilir. Ayrıca, doğru ve güzel konuşma şartları doğrultusunda konuşmaya önem vermek gerekmektedir.



13.HAFTA
5. KONUŞMADA HIZ

Olağan konuşmalarda konuşma hızı (tempo) dakikada 125-175 kelime arasında değişir. Konuşmadaki ünlü sesler tonu meydana getirir. Bir ünlünün telâffuzu sırasında geçen süreye hece uzunluğu adı verilir. Hece uzunluğuna dikkat eden bir konuşmacı doğru yoldadır.

Konuşurken yapılan duraklamalar da büyük önem taşır. Dinleyenlere anlama fırsatı vermek, söyleneni vurgulamak, dinleyicilerden tepki beklemek amacıyla duraklanabilir. Bu duraklar, normal olarak kelime aralarında ve cümle sonlarında yapılan duraklardan daha uzun sürelidir. Konuşmacı, bunların süresini istediği gibi ayarlayabilir. Bütün bunlar da konuşma hızını etkiler. Sonuçta, 125-175 kelime / dakikalık bir hız normal kabul edilir. Bunun üzerindeki ya da altındaki hızlar, iyi bir konuşmacıya ait özellikler değildir.

6. KONUŞMADA TARTIM
Söz, duraklama, hece uzunluğu ve vurgunun birleşmesiyle ortaya çıkan düzenlemeye tartım adı verilir. Herkesin kendisine özgü bir tartımı vardır. Tartım, hareketi ve canlılığı ya da tersine durgunluğu ve cansızlığı ortaya koyabilir. Kelimelerin; yaya yaya, uzata uzata ya da kesik kesik, kopuk kopuk söylenmesi bir tartım kusurudur.

7. SOLUNUM VE SESLENME
Doğru bir solunum, iyi bir seslendirmenin temel şartıdır. Üç türlü soluma vardır:
a. Üst göğüsten soluma
b. Göğüs boşluğundan soluma
c. Diyaframdan soluma
İyi bir seslendirme için en elverişsiz soluma, üst göğüsten yapılandır. Akciğerlerin en büyük ölçüde genişlemesini sağlayan, en çok hava depolayan, denetimi kolay ve ses mekanizması üzerinde olumsuz hiçbir etkisi bulunmayan soluma, DİYAFRAMDAN SOLUMA' dır.

8. VÜCUT DİLİNİN KULLANILIŞI

İyi bir görünüş, sessiz bir tavsiyedir.”

Vücut dilinin iyi kullanılmasında dikkat edilecek özellikler:


a. Aşırı derece dikkat çekici olmamak kaydıyla temiz ve güzel giyime sahip bulunma.
b. Konuşma yerine, izleyicilere ruhen yaklaşma yöntemini benimseme.
c. Konuşma boyunca sakin ve rahat bir duruşu koruma.
ç. Sıkıcı hareketlerden kaçınma.
d. Konuşurken alçakgönüllü olduğunu hissettirme.
e. Konuşurken dinleyici ile göz temasında bulunma.
g. Jest ve mimikleri uyumlu olarak kullanma.

14.HAFTA Genel değerlendirme
Konuşma ruhun aynasıdır;
insan ne olduğunu konuşurken gösterir.”






    Ana sayfa


SöZLÜ anlatimin temel kurallari

Indir 100.29 Kb.