bilgiz.org

Rekabet forumud

  • REKABET FORUMU HUKUK –EKONOMİ-POLİTİKA Şubat 2014 Sayı
  • GENEL MERKEZ: Yazışma Adresi
  • Banka
  • REKABET
  • GÖRÜŞ- ÖNERİ
  • REKABET DERNEĞİ’NİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ 1-GENEL OLARAK
  • “dört aya kadar”
  • Dernek Önerisi-3: Taslak Kanunun 7.maddesinin son fıkrasında yer alan “yoğunlaşmalar”
  • Dernek Önerisi-4: Taslak Kanunun 8.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…görüş gönderenler;” ibaresinden sonra “kamu kurumu ile”



  • Sayfa1/3
    Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü284.2 Kb.
    TipiYazı

    Indir 284.2 Kb.
      1   2   3

    Rrectangle 4rectangle 8
    REKABET FORUMU

    HUKUK
    –EKONOMİ-POLİTİKA

    Şubat 2014

    Sayı: 81
    Sahibi: Rekabet

    Derneği adına

    Av.İbrahim Gül

    Ayda Bir Yayınlanır.



    Editör: Erdal Türkkan

    Yazı Kurulu:Uğur Emek, İbrahim Gül, Gönenç Gürkaynak, Nejdet Karacehennem, Nurkut İnan, Ercan Kumcu, Gamze Öz, Hamdi Pınar, Kubilay Atasayar, Müfit Sonbay, Nahit Töre, , Uğur Özgöker, Yavuz Ege, Yılmaz Aslan.

    GENEL MERKEZ:

    Yazışma Adresi: Tuna Caddesi No:27/2 Kızılay Çankaya ANKARA TURKEY

    GSM:+90.533 6272474;

    İrtibat

    Tel:+ 90.312 435 6813

    Faks:+90 312 4356816

    e-posta: rekabetgenel@gmail.com
    EDİTÖR:

    GSM :+905323410739

    e-posta:

    erdalturkkan@hotmail.com


    WEB:

    www.rekabetdernegi.org



    Banka:TC Ziraat Bankası 0795 Necatibey Şubesi

    Hesap No: 647 654



    VERGİ No:Ankara Başkent Vergi Dairesi:7340430101

    İSTANBUL ŞUBESİ:


    Başkan: Av. Dr. Kemal Erol

    Adres: Süleyman Seba Caddesi, Spor Apt. No 62/4  Akaretler/ Valideçeşme -BEŞİKTAŞ 34357 İSTANBUL  Telefon:212- 236 53 00 



    İLK YAZI

    Toplantı Yeri 41

    Rekabet Kurumu Konferans Salonu 41

    Üniversiteler Mah. 1597. Cd. No:9, Bilkent-Çankaya-Ankara 41

      41


    Dernekle ilgili olarak rekabetgenel@gmail.com veya mimhukuk.gul@gmail.com adresine veya aşağıdaki telefonlara irtibat kurabilirsiniz. 41

    Tel: +90.312.435 68 13 begin_of_the_skype_highlighting +90.312.435 68 13 ÜCRETSİZ  end_of_the_skype_highlighting;+90.533.627 24 74 41



      41



    EKABET FORUMU
    REKABETtuval 20

    İLK YAZI

    ÖZGÜR MEDYA VE REKABET
    Prof. Dr. Erdal TÜRKKAN

    erdalturkkan@hotmail.com
    Özgür medya kavramı, halkın haber alma hakkını hiçbir baskı ve telkin altında kalmadan yanlış ve eksik bilgilendirmeye başvurmadan karşılayan medya anlamına gelir. Özgür medyanın gerekli koşulu ise yazılı, görüntülü ve sesli yayın piyasalarında adil rekabeti mümkün kılan koşulların varlığıdır. Özgür medya bir ülkede işleyebilir bir demokrasinin varlığının en önemli delili ve teminatıdır. Çünkü doğru ve tam bilgi alamayan seçmen kitlesinin siyasi tercihlerini de isabetli bir biçimde yapması ve gerçek anlamda milli iradenin tecelli etmesi mümkün değildir. Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda dünyanın en geri ülkelerinin de gerisinde gözükmesi1 vahim bir durumdur. Burada karşımıza çıkan soru medya sektöründe adil rekabetin nasıl sağlanacağı ve bu koşulların Türkiye’de ne ölçüde yerine getirildiğidir. Şüphesiz bu konu kapsamlı bir araştırmayı hak etmektedir. Ancak burada bazı temel hususlara değinilmekle yetinilecektir. Burada yapılması gereken ilk tespit, medyanın çeşitli mecralarında ( ulusal ve yerel gazete, dergi, TV, radyo, internet haberciliği) rekabet koşullarının farklı olduğu, hatta aynı mecra içinde ( örneğin ulusal gazeteler), farklı piyasaların mevcut olduğudur. Burada yapılacak analiz her bir piyasa için geçerli olabilen genel koşullarla ilgili olacaktır. Medyada adil rekabet ortamının koşullarını aşağıdaki ana başlıklar halinde özetlemek mümkündür:
    Özgür medya yaratabilen bir adil rekabetin en temel koşulu tüm temel bireysel özgürlüklerin en ileri düzeyde yasal teminat altına alınmış olması ve fiilen korunmasıdır. Her açıdan özgür olmayan bir ülkede sadece medya özgürlüğünün olması mümkün ve anlamlı değildir. Türkiye’nin dünya özgürlük sıralamalarında “az özgür” veya “yarı özgür” kategorisinde yer alması muhakkak ki medya özgürlüğü potansiyelini kısıtlayıcı bir faktördür.
    Piyasaya giriş engelinin olmaması adil rekabetin önemli bir koşuludur. Bir bütün olarak medya sektöründe bir yandan girişi kolaylaştıran sosyo- ekonomik ve teknolojik gelişmeler olurken diğer yandan da girişi zorlaştıran yeni faktörler devreye girmektedir. Örneğin ulusal gazete piyasalarına girişte önemli finansal giriş engelleri oluşurken, internet medyasına giriş oldukça kolaylaşmıştır. Türkiye’de zaman içinde çeşitli piyasalarda oyuncu sayısı etkin bir rekabeti mümkün kılabilecek sayıya ulaşmıştır. Ancak giriş özgürlüğünü diğer koşullardan bağımsız düşünmek mümkün ve anlamlı değildir.
    Piyasadan çıkış engelinin olmaması da adil rekabet açısından önemlidir. Bu koşul, çeşitli medya piyasalarında faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabet koşullarına uyum yapamadığı veya rekabetin gereklerini yerine getiremediği halde piyasayı terk etmemesi durumunu ifade eder. Bu durum genellikle kamuya ait veya kamunun finansman desteği ile yaşayan medya mecraları için geçerlidir. TRT bunun en tipik örneğidir. TMSF gibi kuruluşların geçici olarak kontrol ettiği medyayı da bu bağlamda değerlendirmek mümkündür. Ancak hükümetçe belirlenen belli bir siyasi misyonu yerine getirmesi koşuluyla bazı özel sektör kuruluşlarının oluşturdukları özel bir fondan yararlanarak faaliyet gösteren medya unsurlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi anlamlı olabilir. Bu tür durumlarda sağlıklı bir rekabet ortamının oluşması esas itibariyle mümkün değildir. Bu durum rekabetçi bir piyasada rekabet dışı bir alanın oluşması anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda medyanın bir kısmının özgür niteliğini kaybetmesi ve kamunun veya belli çıkar gruplarının emrine girmesi söz konusudur.

    Habere erişmede giriş engelinin ve kayırmacılığın olmaması da medyada adil rekabetin önemli bir koşuludur. Günlük hatta anlık haber verme yarışı içerisinde olan medya kuruluşlarının haberlere erişimde fırsat eşitliğine sahip olması gerekir. Genellikle siyasi haberlerin önemli bir kaynağı siyasi iktidardır. Ayrıca siyasi iktidarın kontrolünde olan çeşitli kurum ve kuruluşlar da çok sayıda haberin kaynağı durumundadır. Bu çerçevede hükümetin “ideolojik akreditasyon” uygulamalarıyla kendi görüşlerini benimsemeyen veya muhalif olan medyanın habere erişimini kısıtlaması veya geciktirmesi mümkündür. Seyahatlerde kendine yakın durmayan gazetecileri uçağa almama, yemeğe ve basın toplantılarına davet etmeme, beyanat taleplerini geri çevirme, bazı gelişmeleri ve haberlere sadece “yandaş” teşebbüslere servis etme habere erişimde giriş engelinin veya kayırmacılığın varlığını gösterir. Diğer taraftan bizzat Sn. Başbakan’ nın kendisine gündemle ilgili soru soran gazetecilerin azarlanması ve aşağılanması hem medyanın hem de vatandaşın habere erişim hakkını kısıtlayan bir yaklaşımdır. Böyle bir durumda adil rekabet ortamından söz etmek mümkün değildir. Çünkü balıkçılık için denizdeki balığa ulaşma ne ise medya için de habere ulaşma o kadar önemli ve belirleyicidir. Habere erişimde engel ve doğrudan kayırmacılık bir piyasada bazı teşebbüslere sübvansiyon verip bazılarına vermemekten farksızdır. Bu açıdan Türkiye’de ciddi sorunlar yaşandığı açık bir biçimde gözlenmektedir.


    Haber vermede ve yorumlamada engellemenin yönlendirmenin ve kayırmacılığın olmaması da medyada adil rekabetin olmazsa olamaz bir koşuludur. Genellikle haber verme ve yorumlamada engeller ve yönlendirmeler siyasi iktidarlar tarafından yapılır. Bunun özel çıkar grupları tarafından da yapılması mümkün olabilir. Ancak bu açıdan siyasi iktidarların elindeki baskı ve zorlama araçları çok daha etkilidir. Genellikle bu tür baskıların ortaya çıkması ve ispat edilmesi oldukça zordur. Çünkü baskı gören tarafın da bundan zarar görmesi söz konusudur. Bununla birlikte Türkiye’de son zamanlarda ortaya çıka “tapeler” bizatihi Başbakan’ın devreye girerek bu tür bir baskı uyguladığını ortaya koymuştur. Bunun yanında çok sayıda fikir önderi ve deneyimli gazetecinin ve muhabirin yazdıkları yazılar nedeniyle işini kaybetmiş olması, yorumlarda yönlendirici ve engelleyici baskıların devam ettiğini kanıtlamaktadır. Bu tür olguların sıklaşması oto-sansür denilen ve aslında daha tehlikeli olan bir olgunun da tetikleyicisi olmaktadır. Radyo Televizyon Üst Kurulu gibi fiilen Hükümetin hakimiyeti altında olan kurumların da çeşitli cezalar yoluyla oto sansür eğilimini kuvvetlendirici etkiler yaratması söz konusudur. Sn. Başbakan’ın karikatürler için bile tazminat davaları açması da en azından bir oto sansüre veya sözcüklerin ve görüntülerin bazen “kara mizah” oluşturacak şekilde sansürlenmesine neden olmaktadır.
    Dağıtım ve yayında giriş engeli olmaması da adil rekabeti engelleyici bir husustur. Özellikle yazılı basında dağıtım çok önemlidir. Dağıtım konusundaki engeller, tüm diğer alanlar sorunsuz olsa bile rekabeti imkansız hale getirebilir. THY ‘nin “muhalif” basını dışlaması, bazı belediye satış noktalarında bazı muhalif gazetelerin satışının engellenmesi gibi olgular bu konudaki zihniyeti yansıtması bakımından önemlidir.
    Reklam almada giriş engeli ve kayırmacılığın olmaması medyada rekabetin hayati unsurlarından birisidir. Çünkü reklam gelirleri medyanın varlığını sürdürebilmesini sağlayan en temel unsurdur. Bu açıdan ortaya çıkabilecek sorunlardan birisi kamu kurumlarının reklamlarının iktidara yakın medyaya tahsisidir. Ortaya çıkan veriler Türkiye’de bu hususun çok partizan bir anlayışla uygulandığını göstermektedir. Diğer taraftan resmi ilanların dağıtımında esas alınan tiraj sayılarının gerçekçi bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Kar kaygısı gütmeyen kuruluşların satılmasa bile tirajı arttırarak reklam pastasından haksız bir biçimde yüksek pay alması olasıdır. Bu nedenle sektördeki oyuncuların katı bütçe kısıtı ile çalışmaları büyük önem arz etmektedir.
    Finansal kaynaklara ulaşmada giriş engeli ve kayırmacılığın olmaması da rekabet açısından önemlidir. Özellikle iktidara yakın medyanın kamu bankalarından kolay kredi temin ederek piyasaya girmeleri rekabeti bozan bir husustur. Diğer taraftan kamu ihalesi alan kuruluşların bir havuz oluşturarak hükümete yakın medya oluşumuna katkıda bulundukları iddiası adil rekabet anlayışı ile bağdaşır bir durum değildir.
    Vergi denetiminde ayrımcılığın ve kayırmacılığın olmamasının da medyada adil rekabet ortamı ile bağdaşması söz konusu değildir. Vergi idaresinin bağımsız olmadığı ülkelerde Hükümetlerin vergi denetimi silahını kullanarak kendisine beklediği desteği vermeyen medya patronlarını çok ağır bir biçimde cezalandırması mümkündür. Türkiye’de maalesef bunun da çarpıcı bir örneği ortaya çıkmıştır. Böyle örneklerin bir kez bile yaşanması medya bağımsızlığına ve özgürlüğünü ciddi biçimde kısıtlayıcı etkilere (özellikle oto sansüre) neden olabilir.
    Medya piyasasında sadece rekabet ihlalleri değil kapsamlı bir haksız rekabet olgusu da yaşanmaktadır. İlk olarak medya içinde rakibi itibarsızlaştırmaya dayalı haksız rekabet olgusu çok yaygındır. Sn Başbakan da doğrudan doğruya bazı medya gruplarını itibarsızlaştıracak söylemlere sık sık baş vurabilmektedir.
    Medyada rekabet sadece kuruluşların değil, çeşitli fikirlerin ve çeşitli tepkilerin de adil bir biçimde yarışması ve yansıması ile anlam kazanır. Sn. Başbakan’ın siyasi nitelikli, itham edici ve kutuplaştırıcı konuşmalarının aynı anda çok sayıda haber kanalı tarafından adeta her gün tam olarak yayınlanması ve akabinde defalarca tekrar yayınlanması hiçbir demokratik ülkede görülen bir durum değildir. Buna karşılık bazı medya kuruluşlarında ve tarafsız olması gereken TRT de en küçük bir muhalif sese tahammül edilememesi, haberlerin ve yorumların tek yönlü bir partizanlık anlayışı içinde aynı görüşü paylaşan kişiler tarafından yürütülmesi adil rekabetin işlemediğinin somut bir delilidir. Aynı şekilde hükümet karşıtı bazı olayların bir kısım medya tarafından yok sayılması ve hiçbir habere konu edilmemesi haber alma hakkının ihlali niteliğindedir. Medya dünyası boşluk kabul edemez. Verilmeyen haberler mutlaka ya yabancı basında ya da sosyal medyada yerini alır. Ancak bu durumun her zaman sağlıklı haber alma ihtiyacını karşılayamadığı da bir vakıadır. Sıradan okuyucu ve izleyici doğruların arayışı içindedir. Normal vatandaşın beklentisi beyninin yıkanması değil, aydınlatılmasıdır. Medyanın özellikle de kamu imkanları ve desteğini kullanılarak beyin yıkama ve şartlandırma misyonunu üstlenmesi medyada adil rekabet, demokrasi ve özgürlükçü rejim anlayışıyla bağdaşmaz.
    Burada cevaplandırılması en zor olan soru “ne yapmalı” sorusudur. Çünkü yapılabilecek olanları yapacak merciler bizatihi medyada adil rekabetin işleyemez hale gelmesinde önemli bir sorumluk payı olanlardır. Ancak mevcut yasaların hakkaniyetle uygulanması bile sorunun çözümüne önemli katkılar yapabilir. Seçim Kanunu’nun2 “yazılı ve sözlü basının tek yönlü taraf tutan yayınlar yapamayacaklarına, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorunda olduklarına” ilişkin kuralı bu açıdan önemlidir. Ancak bu kural sadece seçim dönemini ilgilendirmektedir ve hakkaniyetle uygulandığı çok şüphelidir. Diğer taraftan her şeye rağmen medyada adil rekabetin oluşmasında bizatihi medyanın üstlenmesi gereken önemli sorumluluklar vardır. Bu sorumlulukların önemine inananların atması gereken ilk adım Türkiye’de medya alanındaki rekabet sorunlarını ciddi bir biçimde ele alarak tartışmak ve bu sorunlar çözülünceye kadar bıkmadan sürekli olarak gündemde tutmaktır. Türkiye’de hala özgürlük mücadelesi veren önemli bir medya mensubu ordusu çok sayıda medya kuruluşu vardır. Bunları medyada adil rekabetin gerekleri konusunda ortak olarak yapabilecekleri şeyler olduğu da muhakkaktır.
    Medyada adil rekabetin sağlanması konusunda Rekabet Kurumu’nun ne yapabileceği de ayrıca tartışılması gereken bir husustur. Bu konu mevcut koşullarda devletin rekabeti bozucu eylemlerine karşı Rekabet Kurumu’nun neler yapabileceği sorusunu ve sorununu gündeme getirmektedir.
    GÖRÜŞ- ÖNERİ

    1/882 ESAS SAYILI REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİKYAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA



    REKABET DERNEĞİ’NİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ

    A) TAKDİM

    Av. Dr. İbrahim Gül (Rekabet Derneği Başkanı)
    Rekabet Derneği üyesi Av. Dr. İbrahim GÜL, Doç. Dr. Nurkut İnan, Prof. Dr. Erdal Türkkan, Av. Müfit Sonbay ve Av. Dr. Kemal Erol tarafından oluşan bir komisyon,RKHK Değişiklik Tasarısını değerlendirmiş ve Tasarı hakkında Dernek görüşlerinin büyük oranda oluşmasını sağlamıştır. Dernek görüşlerinin oluşmasında, Rekabet Derneği tarafından Aralık 2013 ayında düzenlenen ve büyük bir katılımla gerçekleştirilen “Rekabet Kanunu’nda Ne Değişmeli?” konulu toplantıdan istifade edilmiştir. Yine aylık olarak yayınlanan Rekabet Forumu’nda yayınlanan yazılardan yararlanılmıştır.
    Komisyon sadece RKHK Değişiklik Tasarısında yer alan hükümlerideğerlendirmiş, Kanunu’nun bütünü üzerine bir değerlendirme yapmamıştır. Bu çerçevede Dernek görüşleri,RKHK Değişiklik Tasarısında yer alan hükümlerin ne yönde değişmesine ilişkindir. RKHK Değişiklik Tasarısı hakkında Dernek görüşlerinin bir kısmı Komisyonun oybirliği ile hemfikir olduğu sonuçlar olmakla birlikte, bir kısmı genel eğilimi yansıtmaktadır.
    RKHK Değişiklik Tasarının en zayıf yanının özel hukuka yönelik yeterli düzenleme içermemesi olduğunu söyleyebilirim. RKHK Değişiklik TasarısıTaslağın ilk şeklinde özel hukuk uygulamalarını güçlendirici hükümler bulunurken RKHK Değişiklik Tasarısında bu hükümler çıkarılmıştır. Ancak yine de tazminata yönelik kapsamı belirgin kılan hükümlerin bulunması ve üç misli tazminatın korunması RKHK Değişiklik Tasarısının olumlu yanlarıdır. Tarafımdan getirilen bir öneri, RKHK Değişiklik Tasarısının 31.maddesi ile düzenlenen 57.maddesinin 58.maddesi gereksiz kılması nedeniyle Kanun’un 58.maddesinin “Topluluk Davaları” olarak yeniden düzenlenmesidir. Bu önerinin oluşmasında Erzincan Hukuk Fakültesi Dekanı Doç. Dr. İbrahim ÖZBAYeleştirileriyle katkı sağlamıştır. Bu önerinin yasalaşması, Ülkemiz uygulamalarına önemli katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere özel hukuk uygulamalarını güçlendiren; önemli yenilikler getiren Avrupa Birliği Konsey Direktif Taslağı Avrupa Parlamentosu’nda yasalaşması sürecindedir.
    Elbette Dernek önerilerinde ve görüşlerinde eksiklikler veya hatalar olabilir. Eksikliklerin giderilmesi, hataların düzeltilmesi, gerek üyelerinden gerekse ilgili kesimlerden gelecek her önerilerle mümkün olacaktır.Bu süreçte Derneğimizin gerek üyelerinden gerekse ilgili kesimlerden gelecek her öneriyi önemsediğini, katkılarını beklediğini belirtmek isterim.RKHK Değişiklik Tasarısına dair dernek önerilerinin hazırlanmasında katkısı olan başta komisyon üyeleri olmak üzere herkese teşekkür ederim.
    Son olarak RKHK Değişiklik Tasarısı’nınen kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşmasıöncelikli arzumuz olduğunu belirtmeliyim.

    B)1/882 ESAS SAYILI REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA



    REKABET DERNEĞİ’NİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ
    1-GENEL OLARAK
    Dernek olarak RKHK Değişiklik Tasarısının rekabet ihlallerini caydırması, Rekabet Kurumu’nun verdiği kararlara olan güvenilirliğini arttırması, Kurumun şeffaflığını arttırması, yapısını güçlendirmesi, mali olanaklarını genişletmesi ve etkin kullanımını sağlaması, karar alma süreçlerini kolaylaştırması, kararların yargısal denetimini güçlendirmesi, mali ve idari açıdan meslek personeli olunmasını özendirmesi açılarından değerlendirmekteyiz. Komisyonun da RKHK Değişiklik Tasarısını bu bakış açısı ile ele alması gerektiğine inanmaktayız.
    RKHK Değişiklik Tasarısı, AB mevzuatı ile büyük ölçüde benzer kuralları içermektedir. Bu nedenle RKHK Değişiklik Tasarısı Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üye olma sürecine katkı sağlayacağına inanmaktayız.
    RKHK Değişiklik Tasarısı, fıkraların sayısını gösteren ( ) işareti içinde kullanılarak hazırlanmadığını, bu bakımından fıkra sayısını gösteren işaretlere yer verilmesinin yerinde olacağını düşünmekteyiz.
    RKHK Değişiklik Tasarısına ilişkin Dernek tarafından madde bazında aşağıda öneri getirilmemesi halinde desteklendiği, öneri getirilenlerin ise desteklenmediği veya değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.


    II-MADDE BAZINDA
    REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

    DAİR KANUN TASARISI


    MADDE 2- 4054 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “MADDE 5- Kurul, aşağıdaki hallerin tamamının varlığı durumunda, teşebbüsler arası anlaşma ve uyumlu eylemler ile teşebbüs birliği kararlarının 4 üncü maddenin uygulanmasından muaf olduğuna karar verebilir:

    a) Malların üretimi veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında ekonomik ya da teknik gelişmenin veya iyileşmenin sağlanması.

    b) Tüketicilerin bundan yarar sağlaması.

    c)İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması.

    d)Rekabetin kısıtlanmasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen amaçların elde edilmesi için gerekli olması.

    Muafiyet bildiriminin ve incelemesinin usul ve esasları Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirlenir.

    Muafiyet belirli bir süre için veya süresiz olarak verilebilir. Muafiyet, anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı tarihten itibaren geçerlidir. Muafiyet şarta bağlanabilir ve/veya muafiyet karan ile birtakım yükümlülükler getirilebilir.

    Kurul aşağıdaki hallerde muafiyet kararını geri alabilir, kararda değişiklik yapabilir ya da tarafların belirli davranışlarını yasaklayabilir:

    a) Kararın alınmasına esas teşkil eden herhangi bir unsurda değişiklik olması.

    b)Kararda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi.

    c)Kararın yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiye dayanılarak verilmiş olması.

    Geri alma karan, dördüncü fıkranın (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hallerde geriye dönük olarak uygulanabilir.

    Kurul, belirli konulardaki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarına grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan tebliğler çıkarabilir. Grup muafiyeti tebliği kapsamında olan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararların birinci fıkrada sayılan koşullardan herhangi biriyle bağdaşmaz etkilere sahip olduğunun tespit edilmesi halinde, Kurul bu anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarılmasına karar verebilir.”

    MEVCUT HALİ
    REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN
    Muafiyet

    Madde 5-Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde (Mülga ibare: 02.07.2005-5388/1.Md)2(...) teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:

    a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,

    b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,

    c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,

    d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması,

    (Değişik: 02.07.2005-5388/1.Md)3 Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.

    Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.



    Dernek Önerisi-1:
    Taslak Kanunun 5.maddesinin 1.fıkrasının b bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesi önerilmektedir:
    b.Tüketicilerin bundan yarar sağlaması veya tüketicilerin zararına olmamak koşuluyla üreticiye yarar sağlaması,”
    Gerekçe: Rekabetin temel işlevi toplumsal refahın artmasına katkı sağlamasıdır. Tüketiciye yarar sağlamadan refah artışımümkün olabilmektedir. Bu nedenle muafiyet verilmesi sadece tüketicinin yararına bağlanması yerine tüketicinin zararına olmamak koşuluyla üreticiye yarar sağlaması halinde de verilebilmesine imkân sağlamaktadır.

    REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

    DAİR KANUN TASARISI
    MADDE 3- 4054 sayılı Kanunun 7 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “Yoğunlaşma İşlemleri, Bildirimi ve İncelenmesi

    MADDE 7- Kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde;

    a)İki veya daha fazla teşebbüsün birleşmesi, ya da

    b)Bir ya da daha fazla teşebbüs veya hâlihazırda en az bir teşebbüsü kontrol eden bir ya da daha fazla kişi tarafından, ortaklık payı ya da malvarlığının satın alınması, sözleşme veya diğer bir yolla, bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün devralınması,

    bu Kanun anlamında yoğunlaşma işlemi sayılır. Bağımsız bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması da (b) bendi anlamında bir yoğunlaşma işlemidir.

    Ülkenin tamamında ya da bir kısmında bir mal veya hizmet piyasasında, tek başına ya da birlikte hakim durum yaratılması veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesi başta olmak üzere rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak yoğunlaşma işlemleri yasaktır.

    Kurul tarafından belirlenen eşiklerin aşılması durumunda, yoğunlaşma işlemlerinin gerçekleştirilmeden önce Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bildirim, Kurul tarafından hazırlanan bildirim formunda istenen bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak Kurum kayıtlarına intikal ettirildiği tarihte yapılmış sayılır.

    Kurul, bildirim tarihinden itibaren otuz işgünü içinde incelemeyi tamamlamak zorundadır. Ancak incelemenin derinleştirilmesi ihtiyacının ortaya çıkması durumunda inceleme süresi, özelleştirme yoluyla gerçekleştirilen yoğunlaşma işlemleri hariç, Kurul karan ile dört aya kadar uzatılabilir. İnceleme sonucunda Kurul, işleme aynen ya da belirli şart ve yükümlülükler çerçevesinde izin verebilir veya işlemi yasaklayabilir.

    Kurulun inceleme süresinin sonuna kadar herhangi bir karar vermemesi halinde, işleme izin verilmiş sayılır.

    İzin kararında öngörülen şart ve yükümlülükler, ancak bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarının giderilmesi amacıyla taraflarca verilebilecek taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olabilir.

    İzin kararının taraflarca verilen yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak alınmış olması ya da kararda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hallerinde, bu karar geri alınabilir.

    Kurul, iznin geri alınması veya öngörülen şarta uyulmaması nedeniyle iznin ortadan kalkması durumunda, yoğunlaşma işleminin sona erdirilmesi için teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarım devretmeleri de dâhil gerekli gördüğü her türlü tedbiri alır. Bu durumda, tarafların konuya ilişkin savunmaları istenir.

    Yoğunlaşma işlemleri, Kurul tarafından izin verilene kadar gerçekleştirilemez. Ancak Kurul, bildirilmesi zorunlu bir yoğunlaşma işleminin izin alınmaksızın gerçekleştirildiğinden haberdar olduğunda işlemi incelemeye alır. İnceleme sonucunda Kurul; 16 ncı madde gereğince idari para cezası verir ve ayrıca belirli şart ve yükümlülükler çerçevesinde işlemin devamına karar verebilir ya da işlemin sona erdirilmesi için teşebbüslerin belirli faaliyetlerini yahut ortaklık paylarım devretmeleri de dâhil gerekli gördüğü her türlü tedbiri alabilir. Bu durumda, tarafların konuya ilişkin savunmaları istenir.

    Kurul, tarafların yazılı görüşünü almadan yasaklama karan veremez. Bu durumda, görüş isteme yazısının tebliğinden görüşün Kuruma intikal ettiği tarihe kadar inceleme süresi durur.

    Kurul, hangi yoğunlaşma işlemlerinin Kuruma bildirilmesi gerektiğini, bildirimin ve incelemenin usul ve esaslarım tebliğlerle belirler.

    Yoğunlaşma niteliğinde olmayan veya Kurul tarafından belirlenecek eşikleri aşmayan yoğunlaşma işlemleri Başkanlık tarafından sonuçlandırılır.”

    MEVCUT HALİ

    Birleşme veya Devralma

    Madde 7- Bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.

    Hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder.
    Dernek Önerisi-2:
    Taslak Kanunun 7.maddesinin 4.fıkrasıda yer alan “dört aya kadar” ibaresinin “iki aya kadar” şeklinde değiştirilmesi önerilmektedir:
    Kanunun 7.maddesinin 4.fıkrasıda yer alan “dört aya kadar” ibaresinin “iki aya kadar” şeklinde değiştirilmesi önerilmektedir.
    GEREKÇE:

    Yoğunlaşma işlemlerinin en kısa sürede sonuçlandırılması, ticaret hayatın gereğidir. Bu nedenle dört ayın iki ay olarak değiştirilmesi önerilmektedir.


    Dernek Önerisi-3:
    Taslak Kanunun 7.maddesinin son fıkrasında yer alan “yoğunlaşmalar” ibaresinin çıkarılması önerilmektedir.

    GEREKÇE:


    “yoğunlaşma” kelimesi gereksiz yere kullanılmıştır. Bu nedenle kaldırılması önerilmektedir.

    REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

    DAİR KANUN TASARISI

    MADDE 4- 4054 sayılı Kanunun İkinci Kısmının İkinci Bölümünün başlığı

    “Yetkiler” şeklinde ve 8 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “Rekabet Savunuculuğu

    MADDE 8- Kurum, ülke çapında rekabet ortamının tesisi ve geliştirilmesi, rekabet hukuku ve politikasının etkinliğinin sağlanması amaçlarıyla diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar, kamuoyunun aydınlatılması ve rekabet bilincinin arttırılması için rekabet savunuculuğu faaliyetlerinde bulunur.

    Kurum ayrıca, mal ve hizmet piyasalarında 4 üncü, 6 ncı veya 7 nci maddelerde yasaklanan eylem ve işlemlerle benzer etkiye sahip sonuçlar doğurabilecek idari işlem ve düzenlemeler hakkında ilgili kurum ve kuruluşlara görüş gönderebilir; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bu nitelikteki idari işlem ve düzenlemelerinin iptali için Kurul kararı ile yargı yoluna başvurabilir.

    Rekabet savunuculuğu çerçevesinde; mal ve hizmet piyasalarında rekabetçi bir ortam oluşturulması ve geliştirilmesi amacıyla, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, ortak politika önerilerinde bulunmak ve rekabetçi ortamı etkileyebilecek konulara ilişkin görüş bildirmek üzere Rekabet İstişare Konseyi kurulur. Konseyin sekretarya hizmetleri Kurum tarafından yürütülür. Konseyin oluşumu, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

    MEVCUT HALİ

    Menfi Tespit

    Madde 8- İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin başvurusu üzerine Kurul, elinde bulunan bilgiler çerçevesinde bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya birleşme ve devralmanın bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerine aykırı olmadığını gösteren bir menfî tespit belgesi verebilir.

    Kurul, bu belgenin düzenlenmesinden sonra 13 üncü maddedeki şartlar çerçevesinde görüşünden her zaman dönebilir. Ancak bu durumda taraflara Kurulun görüş değiştirmesine kadar geçen süre için cezaî müeyyide uygulanmaz.

    Dernek Önerisi-4:
    Taslak Kanunun 8.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…görüş gönderenler;” ibaresinden sonra “kamu kurumu ile” ibaresinin eklenmesi önerilmektedir.

    GEREKÇE:


    Taslak Kanunun 8.maddesi bütünüyle yerinde bulunmakta, ancak kapsamın genişletilmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.

    REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

    DAİR KANUN TASARISI

    MADDE 7- 4054 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.

    “Bilgi ve Belge İsteme

    MADDE 14- Kurum, bu Kanun ile verilen görevlerini yerine getirirken, konusuyla ilgili ve sınırlı olmak kaydıyla gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgeyi, gerçek ve tüzel kişilerden, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından isteyebilir. İstenen bilgi ve belgenin belirlenen süre içinde verilmesi zorunludur. Devlet sırrı niteliği taşıyan bilgi ve belgeler hariç olmak üzere, özel kanunlarda yazılı gizlilik ve sır saklama hükümleri ileri sürülerek bilgi ve belge vermekten imtina edilemez.”

    MEVCUT HALİ

    Bilgi İsteme

    Madde 14- Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü her türlü bilgiyi tüm kamu kurum ve kuruluşlarından, teşebbüslerden ve teşebbüs birliklerinden isteyebilir.

    Bu makamlar, teşebbüsler ve teşebbüs birliklerinin yetkilileri istenen bilgileri Kurulun belirleyeceği süre içinde vermek zorundadır.



    Dernek Önerisi-5:
    Taslak Kanunun 14.maddesinin ikinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesi ve devamına bir cümle eklenmesi önerilmektedir.

    Devlet sırrı niteliği taşıyan, özel hayata ilişkin ve avukatın müvekkili ile ilişkisi hangi nitelikte olursa olsun, bu ilişkiden doğan bilgi ve belgeler hariç olmak üzere, özel kanunlarda yazılı gizlilik ve sır saklama hükümleri ileri sürülerek bilgi ve belge vermekten imtina edilemez. Verilmesinden imtina edinilebilecek bilgi ve belgeler her hangi bir şekilde Kurul’un elinde ise, bunlar derhal ilgiliye iade olunur ve Kurul’un yapacağı hiçbir işlemde bunlar delil olarak kullanılamaz.


      1   2   3






        Ana sayfa


    Rekabet forumud

    Indir 284.2 Kb.