bilgiz.org

İspanya’da siyaset; Sİyasi partiler ve siyasal iletiŞİm uygulamalari

  • Kral Juan Carlos I
  • Partilerin koltuk sayılarına göre 2008 seçimlerinden sonra Vekiller Meclisi
  • Pablo Iglesias
  • Francisco Franco
  • 1982 Genel Seçim Kampanyasında Kuallanılan PSOE Afişi “Değişim için- PSOE’ye oy verin!
  • NATO Karşıtı Poster/ “NATO’ya girişe hayır! Dinlemelerini talep ediyoruz. Referandum talep ediyoruz”
  • José Luis Rodríguez Zapatero
  • Yalan ve manipülasyon!! - Bilmek İstiyoruz! Kim Yaptı!
  • Mart 2008 Genel Seçimleri Sonrasında Zapatero
  • Manuel Fraga Iribarne



  • Sayfa1/3
    Tarih14.10.2017
    Büyüklüğü128.75 Kb.

    Indir 128.75 Kb.
      1   2   3

    İSPANYA’DA SİYASET; SİYASİ PARTİLER VE SİYASAL İLETİŞİM UYGULAMALARI

    1. İSPANYA SİYASETİNİN YAPISI VE GELİŞİMİ

    Avrupa'nın kuzey batısında, İber yarımadasında yer alan İspanya –bir diğer deyişle İspanya Krallığı- insanlık tarihinde önemli ve köklü bir yere sahiptir. Roma İmparatorluğu'nun en önemli bölgesi olmaktan, müslüman egemenliğine girmekten, ve Coloumb'un Yeni Dünya'ya ulaşmasıyla başlayan küresel imparatorluktan, iç savaştan, diktatörlük ve ekonomik durgunluktan ve nihayet ekonomik iyileşme ve demokrasiye kavuşmaktan oluşan geniş bir tarihe sahiptir. Günümüzün modern İspanya'sı on yedi bağımsız/otonom bölgeden oluşmaktadır ve yönetim şekli "anayasal monarşi"dir.

    İspanya,iç savaşın sonlandığı 1939 yılından 1975 yılına kadar general Franco'nun diktatörlük rejimiyle yönetilmiştir. General Franco'nun ölümüyle parlamenter demokrasiye geçilmiş ve monarşi 22 Kasım 1975 itibariyle Kral Juan Carlos I' a geçmiştir. Demokrasiye geçilmesiyle birlikte 1986 yılında Avrupa Birliği'ne katılan İspanya, istikrarlı bir ekonomik büyüme yakalamanın yanı sıra önemli kültürel gelişmeler de göstermiştir.

    1987 yılında tamamlanan anayasa, günümüz İspanya'sında yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin sahiplerini, anayasal monarşi yönetim şekline uygun olacak şekilde tanımlar. Yürütme yetkisi; monarşi –kral- tarafından aday gösterilen ve Vekiller Meclisi (Congress of Deputies)'nin onayına sunulduktan sonra kral tarafından atanan, hükümet başkanına – başbakana eş değer- aittir. Yasama yetkisi, Vekiller Meclisi ve Senato'dan oluşan çift/iki kamaralı Kort'ta (Cortes Generales) bulunmaktadır. Yargı yetkisi, yasama ve yürütme yetkilerinden bağımsızdır.

    K
    Kral Juan Carlos I


    ral, 1987 Anayasası’nda belirtildiği gibi, ülkenin ve silahlı kuvvetlerin başında durarak birlik ve kalıcılığını sergiler. Ülkedeki kurum ve kurluşlarının düzenli çalışmasını denetleme, uluslarası görevlerde ülkeyi en üst dereceden temsil etme, anayasa ve hukukta belirtilen kendisine atanmış fonksiyonları en iyi şekilde yerine getirme Kral’ın yetki ve sorumluklarını oluşturur. Ayrıca, Kral olarak adlandırlan kişi dokunulmazlık hakkına sahiptir.

    İspanyol Anayasası’na göre -62. Maddede belirtiği üzere- İspanya Kralı’nın bir çok tanımlanmış zorunlu sorumluluğu bulunmaktadır. Kral, hukuk kurallarını onaylayıp yürürlüğe koymaktadır. Kral, Cortes Generales’i – Vekiller Meclisi ve Senato’dan oluşan- göreve çağırır, dağıtır ve seçim ister. Referenduma çağırır.Vekiller Meclisin’den bir adaya hükümet başkanı olma –başbakanlık- teklifi götürür, atamasını yapar ve gerekli gördüğü durumlarda görevden alır. Hükümetin üyelerini atar veya görevden alır.

    Vekiller Meclisi’nin üzerinde anlaşmaya vardığı kararları yayınlar/duyurur. Kral’ın ülkeyi ilgilendiren konularda ve ilişkilerde son derece bilgili olması gerekmektedir. Bu nedenle, Kral gerekli gördüğü zaman Vekiller Meclisi’nin toplantılarına katılır. Sivil ve askeri çalışanlar için düzenlenen ödül törenleri ve özel günlerde konuşma yapar. Silahlı Kuvvetler üzerinde en yüksek yetkiye sahiptir. Belli durumlarda “af”ları belirler ve gerçekleştirir. Kraliyet Akedemileri üzerinde en yüksek hamililik deresine sahiptir.

    Vekiller Meclisi, demokratik d'Hondt kısmi temsil sistemine göre, eyaletlerdeki nüfus gözetilerek seçilmektedir ve 350 adet koltuk bulunur. Her eyalet –Ceuta ve Melilla dışında- 2 adet üye çıkarır. Bu 2 vekile ek olarak, o eyaletin nüfus yoğunluğuna göre meclisteki koltuk sayısı artar. Ancak bu yönetimin az miktarda da olsa, küçük eyaletlerin aşırı derecede temsil edilmesine yol açtığı tartışılabilir.Örnek olarak; en küçük eyalet olan Soria’nın 78,531 seçmenle 2 üye çıkarmasına (1 meclis üyesi 39,265 oyla gelmekte) karşın en büyük eyalet olan Madrid’in 4,458,540 seçmenle 35 meclis üyesi çıkarması ( 1 meclis üyesi 127,387 oyla gelmekte) gösterilebilir.

    Hükümet Başkanı, Kral tarafından aday gösterilir ve alt kamaranın (lower house) onayını alıp Kral tarafından atanır. Gösterilen aday, alt kamarada oyların çoğunluğunu (majority) almalıdır. Eğer alamazsa, adaylar arasında en çok oy alanı olması (plurality) koşulu aranır.

    Hükümet Başkanı, konseyin diğer üyelerini belirler ve üyeler, Kral tarafından atanırlar. Hükümetin tüm genel aktivitelerini belirlemek ve yönetmek Hükümet Başkanı’nın en önemli görevleri arasındadır. Ayrıca, zorunlu olamamakla birlikte, çeşitli başkan yardımcıları da Hükümet Başkanı tarafından atanabilir. Son olarak önemle belirtmek gerekir ki Hükümet Konseyi (State Council), hükümetin en üst seviyede bulunan danışma organıdır.

    S
    Partilerin koltuk sayılarına göre 2008 seçimlerinden sonra Vekiller Meclisi


    enato, toplamda 208 adet senatörden oluşumaktadır ve –Vekiller Meclisi’nde olduğu gibi- senatör sayısı, eyaletlerin nüfus yoğunluğuna göre belirlenir. Her bir eyaletten dört adet olmak üzere kırk yedi eyaletten seçilen 178  senatör,üç ada eyaletinden 16 senatör ve Cevta ile Melilla'dan gelen 4 senatör bulunmaktadır.

    Senato ve Vekiller Meclisi’nde kullanılan seçim metodları farklılık göstermektedir. Senato seçimlerinde kapalı oransal –nüfusa göre- listeler kullanılırken, Vekiller Meclisi seçimlerinde oylama esas alınır. Ayrıca, bir takım senatörler bağımsız/otonom yasalarla da atanabilirler.

    Senato ve Vekiller Meclisi seçim metodlarındaki bir ikinci farklılık ise yasama yetkisinde yatmaktadır. Birkaç istisna dışında, tüm kanunlar Meclis’in oylarıyla onaylanır. Senato ise kanunlar üzerinde değişiklikler yapma veya onaylamama haklarına sahiptir. Ancak Meclis, Senato’nun bu kararlarına itaat etmek zorunluluğunda değildir.

    İspanya Seçim Sistemi’ne siyasi partiler açısından baktığımızda iki(çift)-parti sistemine çok yakın bir sistem görürüz. Buna göre iki dominant parti bulunmaktadır ve tek bir partinin Vekiller Meclis’indeki koltukların tümüne yakınını elde etmesi imkansızdır.

    Baskve Katalan Bölge’leri gibi otonom yerlerde, bölgesel partiler çok güçlüdür. Bundan dolayı, büyük partiler bu bölgesel partilerle koalisyon kurma alışkanlığındadırlar. İkili parti sistemi ve güçlü yerel partiler gibi nedenlerden dolayı İspanya siyasi parti sistemi bir “çoklu parti sistemi” olarak sınıflandırılabilir.


    1. İSPANYA SİYASETİTİN EN ÖNEMİ AKTÖRLERİ; SİYASİ PARTİLER



    İSPANYOL SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (Partido Socialista Obrero Español-PSOE)

    İspanya’nın iktidar partisi İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, 1833 yılında kurulmuş olup ikinci en eski İspanyol partisi olma ünvanını taşır. PSOE, kendisini merkez-sol, sosyal-demokrat, demokratik sosyalist ve gelişmeci/ilerlemeci olarak tanımlar.

    Partinin kuruluş amacı Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının hak ve çıkarlarını temsil etmektir ve parti, Marxizmin devrimci özelliklerinden ihlam alarak sosyalizme ulaşma amacıdı güder. Günümüzde PSOE, sosyal-demokrat ve demokratik sosyalist bir parti olarak tanımlanabilir.

    Avrupa Sosyalistler Partisi’nin kurucusu olan PSOE aynı zamanda uluslarası sosyalist bir grup olan Socialist International’ın da üyesidir.



    PSOE’nin bir işçi birliği/sendikası olan Unión General de Trabajadores (UGT) ile güçlü ve derin bağları bulunmaktadır. Kurulmasından uzun bir süre sonra dahi UGT üyeliği, PSOE üyeliği için bir ön koşul olarak kalmıştır. Ancak 1980’ler süresince UGT, PSOE’nin ekonomik politikalarını eleştirmiş ve hatta 1988 yılında genel bir ayaklanma çağrısı yapmıştır.

    İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin resmi kuruluşu 2 Mayıs 1879 tarihindedir. Parti, Madrid’te İspanyol işçilerinin tarihi lideri Pablo Iglesias tarafından kurulmuştur. İspanyol sosyalist hareketini yönlendiren Pablo Iglesias, PSOE’nin -1879- yanı sıra İspanyol İşçilerinin Genel Sendikası UGT’nin -1888- de kurucusudur.

    E
    Pablo Iglesias
    rken yaşta Madri’te yerleşip çalışmaya ve okumaya başlayan Iglesias, çeşitli matbalarda çalıştı. Öğrenimi sırasında Fransızca öğrenip, Fransız politik tarihinde önemli yeri olan klasikleri inceledi. Fransız sosyalist düşünürlerinin kitaplarını İspanyolcaya çeviren Iglesias, uluslarası kongrelere katılma şansını yakaladı.

    Uluslarası İşçi Birliği’nin İspanyol kanadının düzenlediği konferans serilerine katılan Iglesias, 1870 yılında basın bölümüne davet edildi. Böylelikle gazetecilik kariyerine başladı ve gazetecilik alanındaki çalışmalarını hayatının sonuna kadar sürdürdü.

    Gazetecilik çalışmalarının yanı sıra gizli bir şekilde dünyanın ikinci işçi partisini kurma çalışmalarını sürdüren Iglesias, PSOE’yi 2 Mayıs 1879 tarihinde liderliğindeki 25 kişi ile kurmuştur. Politik aktivistliği, Iglesias’ın sık sık, ilk 1882 ve son olarak da 1910 yılında –tam altmış yaşındayken-, hapse girmesine yol açmıştır. Iglesias’ın kendisine önerilen ceza hafifletme ve af olanaklarını sürekli reddetmiş ve kariyeri boyunca aldığı maaşın ancak hayatta kalmasına yetecek kadar olduğunu bilinmektedir.

    12 Ağustos 1888 tarihinde İspanyol İşçilerin Genel Sendikası UGT’yi de kurmuş ve 1889 Kongresinde , gelecek 36 yılda taşıyacağı, “ulusal kongrenin başkanı” ünvanını almıştır. 1890 yılında 1 Mayıs İşçi Bayramı Madrid’te Iglesias’ın başı çektiği gösterilerle kutlanmıştır.

    Iglesias’ın Madrid Şehir Konseyi’ne ilk katılması 1905 yılında gerçekleşmiştir. Ancak konseydeki cumhuriyetçiler, Iglesias’ın katılmasını itiraz etmişlerdir. Konseydeki bir cumhuriyetçi-sosyalist grup, Iglesias’ın 1910 seçimlerinde yolunu açarak İspanyol Parlamentosu’ndaki ilk sosyalist vekil olmasını sağlamışlardır.

    İspanyol sosyalist düşünürler arasında en başarılıları olarak sivrilen Iglesias, şiddetli koruma ve öfkeli saldırı içeren tarzıyla yazıları ve söylemlerinde umudun yitirilmemesini desteklemiştir. Yeterli eğitim alamayışına karşın İspanya ve uluslarası platformda pek çok değerli yazılar yazmıştır. 2000’in üzerinde yayınlanmış gazete makalesi bulunmaktadır.



    Ölümüyle bıraktığı tek mali miras, sosyalist harekete verilmek üzere 1000 persetaydı. Cenazesi çok büyük ilgi ve katılıma sahne olmuştur. Hükümetin onayıyla, 150.000’den fazla işçi cenaze işlerimlerinde görev almış ve Madrid’teki sivil mezarlığına son yolculuğunda Iglesias’a eşlik etmişlerdir.

    İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), İkinci İspanyol Cumhuriyeti sırasında hükümetin bir parçası olarak yeraldı ve 1936 yılında iktidara seçildi. PSOE, İspanyol iç savaşı sırasında birincisi Franciso Largo Caballero’nun yönettiği solcu-devrimci Marksist, ikincisi Indalecio Prieto tarafından yönetilen merkezci ancak şiddet güdümlü, üçüncüsü Julian Besteiro tarafından yönetilen reformist olmak üzere üç kanada ayrıldı.

    D
    Francisco Franco
    iktatörlüğü ilan eden Francisco Franco, PSOE’yi 1939 yılında yasaklamıştır. PSOE, ancak 1977 yılında yeniden yasal hale gelmiştir. Diktatör General Franco’nun iktidarı süresince PSOE eziyet görmüştür. Partinin bir çok lideri,üyesi ve destekçisi hapise atılmış ya da ülke dışına sürgüne gönderilmişlerdir.

    1977 yılında yeniden yasal hale gelen PSOE, %29.2 oyla Vekiller Meclisi’nde ana muhalefet partisi olurken Senato’da da koltukların 118’ine sahip oldu. PSOE’nin gücü 1978 yılında Halkın Sosyalist Partisi’nin 6 vekilinin PSOE ile birleşme kararıyla daha da pekişmiş oldu.



    Partinin 27. Kongresi’nde -1979-,o dönemde partinin başkanlığını yapmakta olan Felipe González PSOE’nin Marksist karakterini terketmediği gerekçesiyle istifasını verdi. González’in istifası üzerine, olağandışı bir ayrıcalık yapıldı ve 28. Kongre’de González yeniden seçilerek partinin Marksist özelliklerini geride bırakacağı açıklandı.

    Avrupa’daki sosyalist partiler de González’in duruşunu desteklediler ve Almanya Sosyalist Partisi PSOE’ye para yardımında bulundu. Ayrıca parti sembolünün bir elin (yumruğun) tuttuğu gül şeklinde değiştirilmesi de bu döneme denk gelmektedir.

    1979 yılı genel seçimlerinde PSOE, %30.5 oy aldı ve 121 koltuk kazandı. Böylece ana muhalefet partisi pozisyonunu sürdürmeye devam ediyordu. PSOE için asıl önemli genel seçim 1982 tarihinde gerçekleşti. Oyların %48.3’ünü aldı ve parti 1996 yılına kadar sahip olcağı iktidar partisi olma ünvanını aldı.

    A
    1982 Genel Seçim Kampanyasında Kuallanılan PSOE Afişi “Değişim için- PSOE’ye oy verin!-
    şamalı bir ekonomik program izleyecek bir parti imajı çizmiş olan PSOE, sosyal reformlarını liberal ve kapitalist bir ekonomi politikasıyla harmanlamayı tercih etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, partinin sol görüşteki tabanı, parti liderlerinin zengin ve güçlü kesimle iş birliği içinde olmaları nedeniyle hayal kırıklığı yaşamışlardır.

    İktidara gelmeden önce NATO (İsp: OTAN) karşıtı olan PSOE’de iktidara geldikten sonra bazı liderler NATO’ya katılmayı desteklemeye başlamışlardır. Bu durum üzerinde González hükümeti 1986 yılında halkı referanduma çağırmış ve sonuç NATO’ya katılmak isteyenlerin çoğunluklukta olduğu çıkmıştır.

    G
    NATO Karşıtı Poster/ “NATO’ya girişe hayır! Dinlemelerini talep ediyoruz. Referandum talep ediyoruz”
    onzález iktidarı, resmi isim olan NATO’yu kullanmaktan sakınıp yerine “Atlantik Birliği” ismini kullandıkları için eleştirilmiştir.

    NATO hakkındaki fikilerin değişiminin bir diğer sembolü de NATO aleyhine kampanyalar düzenleyen Javier Solana’nın bir kaç yıl sonra NATO Genel Sekreteri olmasıdır.

    Ayrıca PSOE, Amerika Birleşik Devlerleri’ni Körfez Savaşı süresince desteklemiştir. 1982 yılından beri iktidarda olan PSOE ve González; ekonomik kriz, çeşitli rüşvet skandalları ve ETA adlı terörist örgüte karşı devlet terörizmi yüzünden desteğini yitirmiş ve 1996 yılında iktidarı Halkın Partisi’ne (PP) kaptırmıştır.

    Genel seçim yenilgisinin ardından PSOE, 1996 ve 2001 yılları arasında parti içi bir krize ve González’in 1997 yılında istifasına sahne olmuştur. PSOE, 2000 yılındaki genel seçimlerde yeniden –ve daha büyük bir- yenilgi yaşamıştır. Ancak Endülüsi Castilla-La Mancha gibi otonom bölgelerde iktidar partisini konumuna sahip olmayı sürdürmüştür.

    José Luis Rodríguez Zapatero (ZP)

    2001 yılında genel sekreterliğe seçilen Zapatero, partiye yenilik getirdi. Zapatero’nun parti genel sekreterliğine atanmasından bir süre sonra PSOE belediye seçimlerini kazandı. PSOE’nin iktidar partisi olan Halkın Partisi’nden en önemli farkı Irak Savaşı’nı desteklememesi ve şiddetle karşı çıkmasıydı.

    2


    José Luis Rodríguez Zapatero
    003 yılındaki bölgeseler seçimlerde oy sayısını artırmasına karşın PSOE, Katalanya’da ikinci oldu. Bir seri müzakere sonucunda Cumhuriyetçi Sol Katalan Partisi ve Katalan Çevrecileri Girişimi partisi ile bir anlaşma yapıp Katanya’yı yönetti.

    11 Mart 2004 terörist saldırılarından tam üç gün sonra yapılan genel seçimlerde PSOE oyların neredeyse %43’ünü alarak seçimleri kazandı. Ve aynı tarihten beri Avrupa Parlamentosu’ndaki lider konumunu korumaktadır.

    PSOE, 2004 genel seçimleri kampanyalarında seçmenlere verdiği sözlerden bir kısmı aşağıda maddelenen gibidir;

    * her yıl kiralık ya da satılık 180.000 yeni ev,

    *dengeli devlet bütçesinin korunup bütçede açık verilmemesi ancak Halkın Partisi’nda daha esnek bir yaklaşım sergilenmesi,

    *çift dilde eğitim (İspanyolca ve İngilizce –ancak özel bölgelerin ise kendi dillerinde-),

    *her iki öğrenci başına bir bilgisayar,

    * Mali yardım için azami iki yıl yasal süreç,

    *ArGe yatırımlarının artırılması,

    *Devletin sahip olduğu televizyon şirketinin, yöneticisinin parlamento tarafından belirlenerek iktidardan daha bağımsız hale getirilmesidir.

    PSOE’nin günümüzdede devam eden iktidar konumunu ele geçirdiği 2004 seçimlerinin öncesinde, Halkın Partisi’ni en ağır şekilde eleştirdiği noktalardan bazıları Irak işgaline karşı tutumu ve pahalı ev fiyatlarıdır. Aznar’ın yerini alan Halkın Partisi yeni genel başkanı Mariano Rajoy ise Zapatero’yu Birleşik Sol ya da Cumhuriyetçi Sol Katalan Partisi gibi partilerle tahmin edilebilir birleşmeleri için eleştirmiştir.

    Ancak 2004 Genel Seçimleri ile ilgili unutulmaması gereken önemli bir nokta seçim öncesi yapılan kamuoyu anketlerinde Halkın Partisi’nin iktidara geleceği sonucu alınmıştır. Ancak seçimlerden üç gün önce meydana gelen Madrid bombalama olayları seçimlerin akışını tamamen değiştirmiştir.

    İlk dönem iktidarı sırasında Avrupa Anayasası’na 2002 yılında evet oyu veren PSOE, o günden beri eşcinsel evlilikleri yasal olarak onaylamakta ve Avrupa Birliğine daha da entegre olmak için gereken adımları yerine getirmektedir. PSOE ayrıca, terörist grup ETA ile hükümet arasındaki müzakereleri destekleyen bir pozisyon almıştır.

    PSOE’nin ilk itidar döneminin önemli bir politik olayı da terörist grup ETA’nın Mart 2006’da başladığını idda ettiği “kalıcı ateşkes”in Haziran 2005’te bittiğini ilan etmesiydi. ETA’nın ateşkesin bitişini ilanından sonra Zapatero, Kongreyi ETA ile müzakerelere oturmak için çeşitli adımların atılması konusunda bilgilendirmiş ve ETA’ya herhangi bir politik taviz verilmeyeceğini de vurgulamıştır. Muhalefet partisi olan Halkın Partisi, grubun eylemlerini durdurmak için verilebilecek olası politik tavizlerden çekindiğini dile getirmiş ve ETA ile müzakere yapmanın iyi bir fikir olmadığını savunmuştur.



    30 Aralık 2006 tarihinde Madrid Uluslarası Havalimanı’nda (Bajaras) bomba yerleştirilen bir aracın havaya uçuması olayını sahiplenen ETA, ateşkesi bitirdiğini göstermiştir. Bu olay üzerine Zapatero, ETA ile müzakere çalışmalarını durdurma emri verdi. Bajaras Havalimanın’daki patlamanın ertesi günü tüm ülkede bombaları lanetleyen gösterilen yapıldı.



    Yalan ve manipülasyon!! - Bilmek İstiyoruz! Kim Yaptı?!

    Kimi gösteriler saldırının yanısıra hükümetin politikalarını lanetliyordu. Bazı gösteriler ise 11 Mart 2004 tarihinde gerçekleşen Madrid bombalamalarının sahiplerini sorguluyordu.



    9 Mart 2008 tarihinde genel seçimlerleri yeniden kazanan PSOE iktidara geldi ve Zapatero başbakanlık görevine devam etti. PSOE, Vekiller Meclisi’ndeki koltuk sayısını 164’ten 169’a çıkarmayı da başardı.

    Seçim öncesi yapılan anketler de Sosyalist Parti’nin zaferini işaret eder yöndeydi. Sandıklardaki oyların büyük bir çoğunluğu sayıldığında PSOE’nin kazandığı kesinleşmişti.

    Partinin genel merkezininde partililer ve seçmenleri

    s
    Mart 2008 Genel Seçimleri Sonrasında Zapatero


    ayımlar tamamen sona ermeden kutlamalara başladılar.





    PARTIDO POPULAR (HALKIN PARTİSİ)

    “Halkın Partisi” –sık rastlanan İngilizce çevirisi; People’s Party- halkın sesini dile getirdiği inanışına sahip partilerin genel olarak aldıkları addır. Çeşitli ülkelerdeki Hakın Partisi adı, genellikle sağ ve sol farketmeksizin tüm politik görüşlerdeki partiler tarafından kullanılır.

    Örneğin Birleşik Krallıkta; Halkın Sosyalist Partisi (Socialist People’s Party), Avrupa’da; Avrupa Halkın Partisi (European People’s Party), Türkiye’de ise Cumhuriyet Halk Partisi gibi isimler alır. Ancak Avrupa’da “Halkın Partisi”, merkez sağ ve eski hıristiyan-demoktrat partilerin kullandıkları bir isimdir.

    İspanyol Halkın Partisi,merkez görüşlere sahip olduğu bilenen Manuel Fraga Iribarne’nin kurup yönettiği “Halkın Birliği” (Alianza Popular, AP) adlı partinin bir yeniden oluşumu şeklinde doğmuştur. Manuel Fraga Iribarne, General Franco rejiminde turizm bakanlığı görevinde bulunmuştur.

    9 Ekim 1976 tarihinde kurulan, Halkın Birliği (AP), Manuel Fraga’nın tahmin ettiği demokrasiye adım adım yavaş geçişin aksine büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Bunun nedeni olarak Franco’nun diktatörlük rejiminin ardından İspanyol halkının demokrasiye özlemi gösterilebilir.

    Ancak 1977 seçimlerinde Halkın Birliği (AP), sadece %8.3 oy alabilmiş ve Manuel Fraga, partisini geniş bir kitleye hitab eden merkez-sağ bir partiye dönüştürmeyi hedeflemiştir. Maul Fraga’nın bu isteği, kendisini partiden kopmuş hisseden üyelerin ayrılmasına yol açmıştır. Geriye kalan Halkın Partisi üyeleri orta derecede muhafazakar olan Demokratik Koaliston (Coalición Democratica, DC) partisini kurmuşlardır.

    1979 seçimlerinde yüksek oy oranlarını yakalaması beklenen bu yeni oluşum sadece %6.1 oy alabilmiştir. Bu sonuç da parti üyelerinin üyeliklerini sorgulamasına yol açmıştır. Üyeler arasında tartışılan bir yaygın görüş de yeni koalisyonun seçmenlerin kafasını karıştırdığı yönündedir.

    1
    Manuel Fraga Iribarne


    980’lerin başlarında Manuel Fraga, sağın çeşitli elementlerini çevresinde birleştirmeyi başarmış ve güçlü rakip parti olan Demokratik Merkez Birliği’nin (UCD) içindeki kırılmalardan yararlanmaya başlamıştır. 1982 yılındaki genel seçimlerde AP, eski UCD seçmeninin de oylarının bir kısmını almayı başararak %25.4 oya ulaşmıştır. Bu başarılar, partinin tabanını genişletme motivasyonunu daha da artırmıştır.

    Küçük Hıristiyan partileri de kendine bağlayan AP, yerel seçimlerde de tabanını genişletmeyi sürdürmüştür. 1983 yılında 26% oy oranına ulaşma başarısını göstermiştir.

    1986 seçimleri öncesinde Liberal Parti ve Popüler Koalisyon partileriyle birleşip oy oranını daha da artırmayı hedefleyen AP terrörizme karşı daha sert önlemler, daha fazla özelleştirme ve hükümet harcamaları ve vergilerde kesintiyi vaad ediyordu. Tüm bu girişimlerine karşın AP, 1986 yerel seçimlerinde oy kaybına uğradı.

    Manuel Fraga, 1986 yerel seçimlerinin ardından istifasını vererek partiden ayrıldı. 1987 yılında yapılan Genel Kongre’de , Antonio Hernández Mancha genel başkan olarak seçildi. AP’nin artık “modern, sağ-kanat Avrupa partisi” olacağını ilan eden Mancha, ulusal düzeyle politik deneyim yetersizliğinden dolayı partideki gerileyişe engel olamadı.

    Manuel Fraga’nın istifasının ardından İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin başarıları, AP’yi derin bir krize doğru yöneltti. Bunun üzerine, Manuel Fraga partisine geri dönerek yönetimi ele aldı. 1989 Kongre’sinde de tek bir parti olan Halkın Partisi’ni (PP) kurdu.

    Halkın Partisi de, 2002 yılında Manuel Fraga’yı “Kurucu Başkan” nişanıyla onurlandırmayı ihmal etmemiştir. Halkın Birliği (AP) partisinin bir yeniden yapılandırılması olan Halkın Partisi (PP), AP’nin muhafazakar kanadı, küçük hıristiyan-demokratik gruplar ve liberal partilerin bir karışımı olarak tanımlanabilir.Halkın Partisi (PP), son seçimlerde -9 Mart 2008- en büyük muhalefet partisi olup Vekiller Meclisi’nde 350 koltuktan 154’üne sahip olmaktadır.

    Ayrıca, Senato’da en fazla koltuğa sahip olan partidir; 208 senatörden 101’i Halkın Partisi (PP) üyesidir. Halkın Partisi’nin gençlik organizasyonu da İspanya politik sahnesinde önemli bir yere sahiptir.



    José María Aznar

    1953 Madrid doğumlu Aznar, Halkın Partisi tartışmasız en önemli isimlerinden biridir. Hem babası hemde büyükbabası General Franco döneminde devlette çeşitli pozisyonlarda yer almışlardır. Aznar, gençlik döneminde faşist kanatta yer alan bir öğrenci birliğinin (Falange Española Independiente ) üyesi olmuştur.

    M

      1   2   3






        Ana sayfa


    İspanya’da siyaset; Sİyasi partiler ve siyasal iletiŞİm uygulamalari

    Indir 128.75 Kb.