bilgiz.org

İnsan iLİŞKİlerinde ustalik




Tarih29.06.2017
Büyüklüğü110.4 Kb.

Indir 110.4 Kb.

İNSAN İLİŞKİLERİNDE USTALIK

Hoşgeldiniz


İnsan İlişkilerinde Ustalık, tüm insani yetenekler içinde en çok kazandıran kaynaktır.

Sizin İnsanlarla İlişkide Ustalığınız, Sosyal Yaşamınız-Aile Yaşamınız-İş Yaşamınızın niteliğini belirlemektedir.

Bu sayfalardaki Bilgi ve Teknikler sizin İnsan İlişkilerindeki Ustalığınızı büyük ölçüde geliştirecektir.
Bunları mutlaka kullanın !
İyi şanslar.
İNSANIN KAVRAYIŞ BİÇİMİ: 1 NASIL ÖĞRENİR (VE SATIN ALIRIZ)?


% 83

GÖREREK

% 11

İŞİTEREK

% 3,5

KOKLAYARAK

% 1,5

DOKUNARAK

% 1

TADARAK


İNSANIN KAVRAYIŞ BİÇİMİ: 2 BİLGİLERİ NASIL TOPLARIZ?
% 10 OKUDUKLARIMIZLA

% 20 DUYDUKLARIMIZLA

% 30 GÖRDÜKLERİMİZLE

% 50 GÖRDÜKLERİMİZ VE DUYDUKLARIMIZLA

% 70 KONUŞURKEN SÖYLEDİKLERİMİZLE

% 90 BİR ŞEYİ YAPARKEN SÖYLEDİKLERİMİZLE
İNSANIN KAVRAYIŞ BİÇİMİ: 3


ÖĞRETME YÖNTEMLERİ

3 SAAT SONRA HATIRLAMA ORANI

3 GÜN SONRA HATIRLAMA ORANI

SADECE ANLATARAK

%70

% 10

SADECE GÖSTEREREK

%72

%20

ANLATIM VE GÖSTERME BİRLİKTE KULLANILDIĞINDA

%85

%65


1) İnsanları ve İnsan Doğasını Anlama

İnsanlarla ilişki kurma (başarılı insan ilişkileri) ye­teneğinizi geliştirme konusunda ilk aşama, insanları ve insan doğasını doğru olarak anlamaktır.

İnsan doğasını ve insanlan doğru olarak anladığınız zaman, insanların yaptıklan şeyleri niçin yaptıklannı anladığınız zaman, insanlann belirli koşullar altında ne­den ve nasıl tepki gösterdiklerini anladığınız zaman, ancak ondan sonra usta bir insan idarecisi olabilirsiniz.

İnsanları ve insan doğasını anlamak, onların nasıl olduklarını düşündüğünüz ya da nasıl olmalarını iste­diğinizi değil, basit olarak onların ne olduklarını bil­mekten geçer.



İNSANLAR ESAS OLARAK SİZLE DEĞİL, KENDİLERİYLE İLGİLİDİR!
Aynı düşünceyi başka bir şekilde dile getirir­sek, öteki kişi sizinle ilgilendiğinden on bin kere daha fazla kendisiyle ilgilenmektedir.

Bunun tersi de doğrudur! Siz kendinizle, dünya­daki herhangi bir insanla ilgileneceğinizden daha fazla ilgilenirsiniz.

İnsanların hareketlerinde daima kendini düşünme ve kendine ilgi duymanın önde gelen etken olduğunu unutmayın; bu özellik insanda çok güçlü olduğu içindir ki, hayır işi yapan insanlarda hakim olan duygu, verdikleri şeyin ne kadar yararlı olacağı değil, veren kişilerin vermekten aldığı zevk ve tatmin duygusudur. Yarar ikinci planda gelir!

İnsan doğasının bu şekilde sadece kendisine dönük olmasından dolayı utanç duymak veya özür dilemek zorunda değilsiniz; bu durum, insan yeryü­züne bu doğasıyla geldiği için, zamanın başlangı­cından beri böyle olmuştur ve sonuna kadar da böyle olacaktır. Bu konuda hepimiz birbirimize benzeriz.

Bu bilgi, yani insanların esas olarak kendilerine ilgi duyduklarını bilmek, insanlarla ilişki kurmak için uğraş verdiğinizde size temel dayanak olacaktır.

Bu, aynı zamanda, başkalarıyla ilişki kurmada size yetenek ve güç kazandıracaktır. Bundan sonraki bölümlerde, bu anlayıştan türetilmiş birçok başarılı tekniği göreceksiniz.

Sonuç olarak, insanların esas olarak sizinle değil, kendileriyle ilgili olduklarının farkına varmak, yaşamınızın bir anahtarı olacaktır.
2) İnsanlarla Nasıl Ustalıkla Konuşulur?

İnsanlarla konuştuğunuz zaman, onlarla konuş­mak üzere dünyanın en ilginç konusunu seçin.

Onlara göre dünyanın en ilginç konusu nedir? KENDİLERİ!

Onlarla kendileri hakkında konuştuğunuz zaman, çok derin bir ilgi duyacaklar ve tam anlamıyla büyüleneceklerdir. Böyle yaptığınız için sizin ne kadar iyi bir insan olduğunuzu düşüneceklerdir.

İnsanlarla kendileri hakkında konuştuğunuz za­man, onları doğru yöne sürüklüyor, insan doğası ile uğraşıyorsunuz demektir. İnsanlarla kendiniz hakkın­da konuşuyorsanız, onları yanlış yöne sürüklüyor, in­san doğasına aykın hareket ediyorsunuz demektir.
Şu dört sözcüğü dağarcığınızdan çıkarıp atın: "ben, bana, benim, benimki"

Bu dört sözcük yerine bir sözcüğü, insan ağ­zından çıkan en güçlü sözcüğü kullanın: " sen "
Örneğin, "Bu SEN'in için," "Eğer şunu yaparSAN, KENDİN kârlı çıkarsın," "Bu SEN'in ailen için çok yararlı olacak," "İkisinin de avantajlarını SEN kullanacaksın," gibi.
ÖNERİ: Eğer KENDİN hakkında konuşmaktan duyduĞUN tatmin duygusundan vazgeçerSEN, eğer "ben, bana, benim, benimki" sözcüklerini bırakırsan, SEN'in kişisel etkinliğin ile SEN'in etki ve gücün bü­yük ölçüde artacaktır. İtiraf edelim ki, bunu yapmak gerçekten zordur ve oldukça gayret gerektirir, ancak karşılığında elde ede­ceğimiz ödül de gerçekten buna değerdir.

Karşılıklı konuşma sırasında insanların ilgisini ken­dileri üzerine toplamanın diğer bir iyi yolu da, onların kendileri hakkında konuşmalarını sağlamanızdır. O zaman, insanların başka bir konu yerine kendilerinden konuşmaya ne kadar istekli olduğunu hayretle fark edersiniz.

İnsanların kendilerinden konuşmasını sağlayan bu manevraları yaptığınız zaman sizden çok daha fazla hoşlanacaklardır. Bunu onlara şu tip soruları sorarak rahatlıkla yapabilirsiniz:
Onlar nedir?
"John, ailen nasıl?"

"Askerde olan oğlunuzdan haber var mı?"

"Evlenen kızınız nereye yerleşti?"

"Bu şirkette ne zamandan beri çalışıyorsunuz?"

"Orası sizin memleketiniz mi?"

"Siz ne düşünüyorsunuz?"

"Bu sizin ailenizin resmi mi?"

"Yolculuğunuz nasıl geçti?"

"Aileniz de sizinle beraber mi geldi?"
Çoğumuz başkalarının üzerinde pek etkili olama­makta, zira dikkatimizi daha çok kendimizi düşünme­ye yoğunlaştırıp kendimiz hakkında konuşmaktayız. Burada unutmayacağımız şey, konuştuklarımızı ve konuyu bizim ne kadar sevdiğimiz değil, bizi dinleyen lerin ne kadar hoşlanmış olduklarıdır.

Buna göre, birileriyle konuşurken onlardan söz edin. Onların da kendileri hakkında konuşmalarını sağlayın.

Bu, sizin nasıl çok ilginç bir konuşma arkadaşı olabileceğinizi gösteren yoldur!

3) İnsanlar Önemli Olduklarına Nasıl Ustalıkla İnandırılır?
İnsanların dünyadaki en evrensel özelliği sizde de herkeste de varolan bir özellik insanlara yaptık­ları şeyleri iyi veya kötü yaptıran en güçlü özellik, önemli olma arzusu, başkaları tarafından tanınma ar­zusudur.

Öyleyse, insan ilişkilerinde usta olacaksanız, insanlara kendilerinin önemli olduğunu hissetti­rin. İnsanlara kendilerinin önemli olduğunu ne kadar fazla his s ettirir seniz, onların da size o öl­çüde karşılık vereceklerini unutmayın.

Herkes kendisine önemli bir kişi gibi davranılmasını ister; "yüz bulma" alışkanlığının temeli de budur.
Hiç kimse, sanki bir hiçmiş gibi, ihmal edilmekten, konuşurken aşağılanmaktan ya da bu şekilde davranılmaktan hoşlanmaz.

Siz kendinizi ne kadar önemli görüyorsanız, baş­kalarının da kendilerini en az aynı ölçüde önemli gör­düklerini aklınızdan çıkarmayın. Bu özelliği kullan­mak, başarılı insan ilişkileri kurmanın köşe taşlarından birisidir.

Şimdi sizlere, insanlara önem vermek ve onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlayacak birkaç ipucu vereceğim:

1. Onları dinleyin (bkz. Bölüm V: "İnsanlar Nasıl Ustalıkla Dinlenir?")

İnsanları dinlemeyi reddetmek, onlara önemsiz bir kişi olduklarını hissettirmenin veya onları bir hiç düzeyine indirmenin en kesin yoludur. Onları dinle­mek ise kendilerini önemli hissettirmenin en iyi yo­ludur.



2. Onlara iltifat edin ve alkışlayın.

Bunu hak ettikleri zaman.



3. İsimlerini ve resimlerini mümkün olduğu kadar sık kullanın.

İnsanlara hitap ederken isimlerini kullanır ve baş­kalarına anlatırken resimlerini gösterirseniz sizi daha fazla seveceklerdir.



4. Yanıt vermeden önce biraz duraklayın.

Bu durum, söyleyeceğiniz şey üzerinde düşündü­ğünüz ve saygıya değer oldukları izlenimi doğuracak­tır.



5. Onların sözcüklerini ("sen" ve "senin") kul­lanın.

"Ben, bana, benim, benimki" sözcüklerini kullan­mayın.



6. Sizi görmek için bekleyen insanlara değer verin.

Eğer beklemek zorundaysalar, onların bekledikle­rini bildiğinizden haberdar edin. Bu, kendilerine ger­çekten değer verildiğini gösterecektir.



7. Bir gruptaki herkese gerekli dikkati gösterin.

Sadece grubun lideri ya da konuşmacıya değil. Bir grup, bir kişiden daha fazla bir şeydir.


4) İnsanlarla Nasıl Ustalıkla Anlaşılır?
İnsanlarla ilişkide usta olmak için atabileceğiniz en önemli adım, sizin için Makul Olma Sanatı'nda usta­laşmak olacaktır.

Gerçekten bu, zamanımıza ait zekânın pırlantala­rından biridir. Yaşamınızda, uygulaması kolay olan bu makul olma tekniğinden daha çok yararını göreceğiniz herhalde hiçbir şey yoktur.

Yaşadığınız sürece, sadece aptalların başka insan­larla anlaşamadığını ve anlaşmanın, özellikle de hatalı olan diğer insansa, akıllı, zeki, kısaca büyük insanlara özgü olduğunu asla unutmayın.

Makul Olma Sanatının altı boyutu vardır:



1. Makul olmayı, İnsanlarla anlaşmayı öğrenin.

Kendinizi bir düşünce çerçevesine yerleştirip, ma­kul bir tutum sergileyin.

Makul bir doğa geliştirin. Doğal olarak kolay an­laşılır bir kişi olun.

2. İnsanlarla anlaştığınız zaman bunu onlara söyleyin.

İnsanlarla anlaşmak tek başına yeterli değildir.

İnsanların da onlarla anlaştığınızı bilmelerini sağ­layın.

Başınızı "Evet" diyerek sallayın ve bunu yaparken onlara bakın, onlara "Sizinle aynı fikirdeyim" veya "Haklısınız," gibi sözler söyleyin.



3. Açıkça gerekli olmadığı sürece, fikirlerine katılmadığınızı insanlara söylemeyin.

Karşınızdaki insanlarla anlaşma olanağı bulamı­yorsanız, ki pek çok durumda da bulamazsınız, açıkça gerekli olmadıkça onlarla anlaşmazlığa düş­meyin.

O zaman, böyle bir durumla ne kadar seyrek karşılaşacağınızı hayretle farkedeceksiniz.

4. Hatalı olduğunuz zaman bunu kabul edin.

Bir hata yaptığınız zaman, bunu sözle ifade edin: "Ben bir hata yaptım," "Ben hatalıyım," vb.

Bunu ancak büyük kişiler yapar ve hatasını kabul edebilen kişilere de herkes hayranlık duyar.

Sıradan insanlar yalan söyler, inkâr eder veya ha­tasını reddeder.



5. Münakaşa etmekten kaçının.

İnsan ilişkilerinde en zayıf tekniğin münakaşa et­mek olduğu herkesçe bilinmektedir. Haklı olduğu­nuzda bile münakaşa etmeyin.

Hiç kimse münakaşa ederek bir tartışmayı ya da bir dostu kazanamaz.

6. Kavgacı kişilere doğru ve uygun şekilde yaklaşın.

Kavgacı insanlar sadece tek bir şey isterler: kavga.

Onlarla başa çıkmanın daha iyi bir tekniği, onlarla kavga etmeyi reddetmektir. Bu durumda önce mızmızlanırlar, sonra alevlenirler, sonunda da tam bir aptala dönerler.

Makul Olma Sanatı'nın arkasındaki nedenler:

a. İnsanlar kendileriyle anlaşan kişilerden hoşlanır­lar.

b. İnsanlar kendileriyle aynı fikirde olmayan kişi­lerden hoşlanmazlar.

c. İnsanlar anlaşmazlığa düşmekten hoşlanmazlar.


5) İnsanlar Nasıl Ustalıkla Dinlenir?

Ne kadar çok dinlerseniz, o kadar daha akıllı gö­rünür, o kadar daha fazla beğenilir ve o kadar iyi bir konuşmacı olursunuz.

İyi bir dinleyici, insanlan etkilemede her zaman iyi bir konuşmacının önünde yer alır. Bunun nedeni, iyi bir dinleyicinin insanlara her zaman en çok beğenilen konuşmacıyı kendilerini dinleme olanağını vermesidir.

Yaşamda size iyi bir dinleyici olmaktan daha fazla katkıda bulunacak çok az şey vardır.

Ancak rastgele iyi bir dinleyici olunmaz. İşte sizlere, iyi bir dinleyici olmanın beş kuralı:

1. Konuşan kişiye doğru bakın.

Dinlemeye değer olan insan, bakılmaya da değerdir.



2. Konuşmacıya doğru eğilin ve onu dikkatle dinleyin.

Tek bir sözcüğü bile kaçırmak istemiyormuş gibi görünün.



3. Sorular sorun.

Bu, karşınızda konuşan kişinin sizin onu dinledi­ğinizi bilmesini sağlar.

Soru sormak, karşınızdaki insanı övmenin etkili yollarından birisidir.

4. Konuşmacının konusundan çıkmayın ve onun sözünü kesmeyin.

Yeni bir konuya başlamak için ne kadar istekli olursanız olun, karşınızdaki söyleyeceklerini bitirmeden konuyu değiştirmeyin.



5. Konuşmacının sözcüklerini ("siz" ve "sizin") kullanın.

Eğer "ben, bana, benim, benimki" gibi sözcükler kullanırsanız, ilgi odağını konuşmacıdan kendinize kaydırırsınız. Bu da dinleme değil, konuşma olur.

Bu beş kuralın birer nezaket göstergesinden fazla bir şey olmadığını da unutmayın. Nezaket, en çok dinlerken işinize yarayacaktır.
6) İnsanlar Nasıl Ustalıkla Etkilenir?

İnsanlara istediğiniz şeyi yaptırmak için atacağınız en büyük adım, onlara bunun neyi yaptıracağını (ne istediklerini) öğrenmektir.

Onları neyin harekete geçireceğini öğrendiğiniz zaman, onları nasıl harekete geçireceğinizi de öğren­miş olursunuz.

Hepimiz farklı kişileriz, farklı şeylerden hoşlanırız, farklı şeylere farklı değerler veririz. Diğer insanların, sizinle aynı şeylerin peşinden koştuğunu, aynı şeyler­den hoşlandığını düşünme hatasını yapmayın.

Onların neyin peşinde olduklarını, nelerden hoş­landıklarını öğrenin.

Bundan sonra onları, duymak istediği şeyleri söyleyerek harekete geçirebilirisiniz. Onlara ba­sitçe, yapmalarını istediğiniz şeyleri yaparak, is­tediklerini nasıl elde edeceklerini gösterebilirsi­niz.

İnsanları etkilemenin en büyük sırrı budur. Söyle­diğiniz şeylerle hedefte tam isabet sağlamak anlamına gelir, ancak doğallıkla, hedefin neresi olduğunu bil­meniz de gerekmektedir.

Bu ilkeyi uygulamaya geçirmenin bir örneği ola­rak, bir işveren olduğunuzu, sizinle çalışacak bir mü­hendisi işe almayı istediğinizi varsayalım. Üstelik, bu mühendise başka şirketlerin de iş önerdiğini biliyor­sunuz.

Bu durumda, "İnsanlann Ne İstediğini Öğrenme" ilkesini uygulayarak, ilk önce bu mühendisin nasıl bir şirket ve nasıl bir pozisyon arzuladığını saptarsınız. Eğer işte bir gelişme fırsatı aradığını öğrenirseniz, ona işinizin nasıl gelişme fırsatları sunduğunu gösterirsiniz. Eğer güvence peşindeyse, ona işinizin sunduğu gü­vence olanaklarından bahsedersiniz. Daha fazla eğitim ve deneyim peşindeyse, onlardan bahsedersiniz. Bu­rada önemli olan nokta, sizin onun ne istediğini öğ­renmeniz ve ondan sonra onun peşinde olduğu bu şeyi, sizin istediğiniz şeyi (örneğin, sizin için çalışma­ya başlayarak) yaparak nasıl elde edeceğini göstermenizdir.

Şimdi, bu ilkeyi karşıt bir açıdan uygulayarak, si­zin çok arzu ettiğiniz bir iş için başvurmuş olduğunu­zu varsayalım. İlk önce onların bu iş için bekledikleri yetenekleri, görevleri ve sorumlulukları öğrenir ve ondan sonra bu gereksinimleri sizin nasıl yerine geti­rebileceğinizi gösterirsiniz. Eğer müşterilerle telefon görüşmeleri yapacak birine gereksinimleri varsa, onla­ra müşterilerle telefonla ne kadar iyi görüştüğünüzden (veya daha önce görüşmüş olduğunuzdan) bahsedin. Siz onların ne aradığını bildikten sonra, rahatlıkla on­ların duymak istediği dille konuşabilirsiniz.

İnsanların Ne İstediğini Öğrenme yöntemi, onlara soru sormak, izlemek ve dinlemekten geçmektedir. Bir de, bunu öğrenmek için ek çaba harcamak gerekir.
7) İnsanlar Nasıl Ustalıkla İkna Edilir?

Kendi çıkarınıza hizmet edecek şeyler söyledi­ğiniz zaman sizin ve sizin söyledikleriniz hakkında şüpheci olmaları insanların doğasından kaynaklan­maktadır.

Siz bu şüpheciliği, büyük ölçüde, onları değişik bir yöne yönlendirerek, kendine hizmet eden cümleler (muhtemelen kendi ilginize uygun açıklamalar) haline getirdiğinizde giderebilirsiniz.

Sizin için daha iyi bir yol, bu sözü, doğrudan değil bir başkasından alıntı yaparak söylemektir. Bırakın si­zin için bu cümleyi bir başkası yapsın, hatta bu kişi gerçekte varolmasa bile.

Örneğin, satmış olduğunuz ürünün çok uzun süre dayanıp dayanmayacağını soran insanlara, "Bitişik komşum bir tanesini dört yıldır kullanıyor ve hâlâ iyi çalışıyor," diyebilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, bitişik komşunuz orada olma­masına rağmen, bu soruyu sizin için yanıtlamış olmak­tadır.

Örneğin, bir iş başvurusu yapıyorsanız ve müstak­bel işveren temsilcisi sizin bu işin altından kalkıp kal­kamayacağınızı merak ediyorsa, daha önceki işveren­lerinizin sizden ne kadar memnun olduklarını anla­tabilirsiniz.

Örneğin, bir daireyi kiraya vermeye çalışıyorsa­nız ve bu daireyi kiralamak isteyen kişiler apart­manın gürültüsüz olup olmadığını merak ediyorlar­sa, onlara daha önce bu daireden çıkan kişilerin apartmanın ne kadar sakin olduğunu ifade ettiklerini anlatabilirsiniz.

Şimdi, tüm bu örneklerde, soruların hiçbirini siz yanıtlamadınız. Bitişik komşunuz, eski işvereniniz ve eski kiracılarınız sizin adınıza yanıt verdiler.

Konuşmakta olduğunuz insanlar, yanıtlan siz vermiş olsaydınız aynı ölçüde etkilenmezlerdi.

Belki çok saçma gelecek ama, insanlar üçüncü kişilerin ağzından anlattığınız şeylerin doğru olduğun­dan en küçük bir şüphe bile duymazlar. Hatta aynı sözleri kendi ağzınızdan söylerseniz, asıl o zaman şüpheye kapılırlar. Bu nedenle, üçüncü kişilerin ağzından konu­şun!

Başka insanlardan alıntı yapın, başarı öyküleri an­latın, sayılar ve istatistikler verin.


8) İnsanların Düşünceleri Nasıl Ustalıkla Şekillendirilir?

İnsanlara "Evet" dedirtmek, şans, tahmin ya da onların kaprislerinden daha fazla şeyi gerektirir.

İnsan ilişkilerinde ustalaşmış olan kişilerin, insan­ların kendilerine "Evet" deme olasılıklarını büyük öl­çüde artıracak çok sayıda yöntem ve teknikleri vardır. (İnsanların size "Evet" demelerini sağlamak, basitçe onlardan yapmalarını istediğiniz şeyleri yaptırmak demektir.)

İşte dört yararlı yöntem:



1. İnsanlara size "Evet" demeleri için NEDEN­LER gösterin.

Bu dünyada herşey bir nedenle yapılır. Bunun için, birinin bir şey yapmasını istediğiniz zaman, ilk

önce onu neden yapması gerektiğini ortaya koyan bir neden gösterin.

Ancak, onlara gösterdiğiniz nedenlerin, onların nedenleri olduğundan, onların çıkarları ve avantajla­rını yansıttığından emin olun.

Sizin için burada hatalı olabilecek yol, onlara ken­di çıkar ve avantajlarınızı neden olarak göstermenizdir.

Kısacası, insanlara, yapmalarını istediğiniz şeyleri yaptıklarında, sizin nasıl yararlanacağınızı değil, onla­rın ne gibi yararlar elde edeceklerini anlatın.



2. "Evet" dîye yanıt verilecek sorular sorun.

İnsanların size "Evet" demeleri için çalıştığınız za­man, öncelikle onları "Evet" düşünce kalıbına sokun. Bu işlem, onlara "Evet" diye yanıtlanacak iki veya üç soru sorarak yapılabilir.

Örnekler:

"Siz ailenizin mutlu olmasını istersiniz, değil mi?" (Tabii ki ister.)

"Paranızın en iyi şekilde değerlendirilmesini ister­siniz, değil mi?" (Tabii ki ister.)

Bir "Evet" sorusu, sadece "Evet"le yanıtlanabilecek bir sorudur.

"Evet" sorularının arkasındaki düşünce, insanları zihinsel olarak "Evet" diyecek bir ruh haline sokarsa­nız, büyük olasılıkla isteğiniz karşısında "Evet" diye­cekleridir.
Ancak yine de, "Evet" sorusunu uygun bir şe­kilde sorun. Bununla şunu demek istiyoruz: SO­RUYU SORARKEN BAŞINIZI DA "EVET" ŞEKLİNDE ÖNE DOĞRU EĞİN VE SORUNUZA MUTLAKA "SİZ" SÖZCÜĞÜYLE BAŞLAYIN.

"Siz, güzel bir tost istiyorsunuz, değil mi?" (Başınızı "Evet" şeklinde öne eğerek.)

"Siz, güzel görünümlü bir elbise istiyorsunuz, değil mi?" (Başınız yine öne doğru eğilerek onay veriyor.)

3. İnsanlara iki "Evet" arasında seçme şansı verin.

Bu basitçe, insanlara şu ya da bu yolla "Evet" de­mek arasında bir seçim yapma hakkı verilmesi anla­mına gelmektedir. İki yolu da seçseler size "Evet" demiş olacaklardır.

Bu durum, onlardan bir şey yapmalarını istediği­nizde olduğu gibi, "Evet" veya "Hayır" arasında bir seçim yapma şansı vermekten çok daha tercih edilebi­lecek bir durumdur.

"Evet" demek yapacaklarını, "Hayır" demek ise yapmayacaklarını gösterir.

Ustalık, onların yapmalarını İstediğiniz şeyi bu veya öbür yolla, ancak mutlaka yapmalarını sağlamaktır. Örneğin, Mr. Smith'den bir randevu almak istiyorsunuz:

"Mr. Smith, bugün öğleden sonra sizin için uygun mu, yoksa yarın olmasını mı tercih edersiniz, sabahtan mı öğleden sonra mı?" (Mr. Smith'e sizinle buluşması için zamanı seçme şansını veriyorsunuz; yani "Evet"ler arasında bir seçim şansı.) Bu konuda en kötü yol, direkt olarak randevu is­temektir. Böyle yapmakla siz ona, "Evet" (randevuyu aldığınızı gösterir) veya "Hayır" (randevuyu alamadı­ğınız gösterir) arasında bir seçme şansı veriyorsunuz.

Örnekler:

"Siyah olanı mı, yoksa beyaz olanı mı istersiniz?" ("Bunlardan hangisini istersiniz?"e göre daha fazla tercih edilir.)

"Çalışmaya yarın mı yoksa Salı günü mü başlamak istersiniz?" ("Çalışmaya başlamayı istiyor musunuz?" yerine sorulabilir.)

"Bunu hesabınıza mı yazalım yoksa nakit mi öde­yeceksiniz?" ("Bunu alıyor musunuz?" şeklinden çok daha iyidir.)

Bu yöntem her zaman işlemeyebilir, ancak çoğu zaman uygulanabilir ve insanlara "Evet" ile "Hayır" arasında bir seçim yapma şansı vermekten çok daha iyi sonuç doğurur.

4. İnsanların size "Evet" demelerini bekleyin ve "Evet" demelerini beklediğinizi bilmelerini sağlayın.

İnsanların size "Evet" demelerini beklerseniz, bu size güven verir. Ancak bunu güvenden de ileri gö­türmelisiniz; bir adım daha ileriye. Onlara "Evet" de­melerini beklediğinizi göstermeli, bunu çok açık ola­rak hissettirmelisiniz.

Hemen hemen tüm insanlar, bir soruya başlangıç­ta "tarafsız" olarak yaklaşırlar ve yanıt konusunda yönlendirilebilirler. Çoğu insan, onlardan ne beklen­diğini açık bir biçimde hissettirirseniz, istediğiniz şeyi yapmakta tereddüt etmeyecek ya da kararsızlık gös­termeyeceklerdir.

Bu, mükemmel bir psikolojidir ve ilk birkaç başa­rıdan sonra sizin için de uygulaması gayet kolay ola­caktır.



9) İnsanların Tutumları Nasıl Ustalıkla Yönlendirilir?
10 insandan 9'unu hemen kendinize benzetebilir­siniz!

10 insandan 9'unu bir saniye içinde nazik, yardım­sever ve dost canlısı biri hale getirebilirsiniz. (Aynı si­hirle.)

Nasıl mı?

1. Bir ilişkideki ilk birkaç saniyenin, genellikle bu ilişkinin ruhunu ve tonunu oluşturacağını unutmaya­rak;

2. Daha sonra İnsan Davranışları 2. Ana Yasası'nı İNSANLAR ÇOĞUNLUKLA DİĞER İNSANLARIN DAV­RANIŞLARINA NAZİKÇE KARŞILIK VERMEYE EĞİ­LİMLİDİR kullanarak.

(Bunu, İNSANLAR NAZİKÇE KARŞILIK VERİR şek­linde kısaltalım.)

Öyleyse, ilk saniye içerisinde, ilk göz temasını kurduğunuz anda, herhangi bir şey söylemeden önce, sessizliği bozmadan önce, İNSANLARA İÇ­TENLİKLE GÜLÜMSEYİN.

O zaman ne olacak? Onlar da NAZİKÇE KARŞILIK VERECEKLER, GÜLÜMSEYİP HOŞ BİR TUTUM TAKINACAKLARDIR.

İnsan ilişkisinin varolduğu her sahnede iki insan arasındaki her ilişkide bir atmosfer, bir ortam, bir sahne düzeni bulunmaktadır.Buradaki ustalık, bu atmosferi, bu ortamı, bu dü­zeni oluşturmaktır. Bunu da ya siz ya da karşınızdaki kişi yapar. Eğer akıllıysanız, bunu kendi çıkarınıza gö­re siz düzenlersiniz.

İnsan ilişkilerindeki trajik durumlardan birisi, in­sanlara verilen herşeyin aynen kendilerine geri gele­ceğini anlayamamalarıdır. Siz insanlara güneş ışığını sunarsanız, güneş ışığı onlardan size geri dönecektir. Eğer buz gibi bir ayaz verirseniz, size buz gibi ayaz geri dönecektir.

Buradaki anahtar, zamanlamadır; gülümseme sizin sessizliği bozmanızdan önce gelmelidir. Böyle bir du­rum sahnenin sıcak ve dost bir atmosferde oluşmasını sağlayacaktır.

Sizin ses tonunuz ve yüz ifadeniz de çok önemli­dir, çünkü iç dünyanızı onlar ortaya koymaktadır.

Gülümsemenizi profesyonel sunucu ve modellerle aynı şekilde başlatmayı unutmayın. Kendi kendinize şunu söyleyin:

"ÇİİİZ*


Göreceksiniz, işe yarayacaktır!
10) İnsanlar Nasıl Ustalıkla Övülür?

İnsanlar sadece ekmekle yaşayamaz!

Tıpkı vücudumuz gibi, insan ruhunun da besine gereksinimi vardır. Size güzel bir söz söylendiği veya kompliman yapıldığı zaman neler hissettiğinizi hatır­layın. Bu güzel söz veya komplimanın tüm gününüzü veya gecenizi nasıl aydınlattığını hatırlayın. Bu güzel duyguların ne kadar uzun sürdüğünü hatırlayın.

İşte, diğer insanlar da sizin gibi tepki göstereceklerdir. Öyleyse, insanlara duymak istedikleri güzel sözleri söy­leyin. Onlar sizi, söylediğiniz sözler için severken, siz de onlara güzel sözleri söylemiş olmaktan haz duyacaksınız.



ÖVGÜNÜZDE CÖMERT OLUN. Övmek için bir kişi veya bir şey arayın ve sonra da onu övün.

Ancak,


a. Övgü samimi olmalıdır.

Samimi ve içten değilseniz, o övgüyü yapmayın.



b. Hareketi övün, kişiyi değil.

Hareketi övmek, karışıklıktan ve mahcup olmak­tan kaçınmanızı sağlar, çok daha samimi görünür, ta­raf tutma duygusundan korur ve aynı hareketin bir daha yapılmasını teşvik eder.

Örneğin, "John, bu yılki çalışman gerçekten hari­ka." ("John, sen iyi bir adamsın," demekten daha iyi.)

"Mary, yıl sonu raporunu mükemmel hazırlamış­sın." ("Mary, sen iyi bir işçisin," demekten daha iyi.)

"Mr. Smith, bahçeniz ve araziniz çok güzel." ("Mr. Smith, çok çalışıyorsunuz," demekten daha iyi.)

Övgünüzü belirgin yapın övdüğünüz şeyin altını çizin.

MUTLULUK FORMÜLÜ: Her gün en az üç kişiye iyi bir söz söyleme alışkanlığını edinin. Sonra, KEN­DİNİZİN neler hissettiğinize bakın!

Bu SİZİN için bir mutluluk formülüdür!

Bunu yaparak başkalarına verdiğiniz mutluluk, saygı ve hazzı gördüğünüzde, SİZ kendinizi daha da iyi hissedeceksiniz. Vermenin keyfi, almaktan daha çoktur.

Bunu deneyin.




11) İnsanlar Nasıl Ustalıkla Eleştirilir?

Başarılı bir eleştirinin anahtarı, eleştirinin ruhunda yatmaktadır.

Yaptığınız eleştirilerde "tek tek hatalarını sayarsa­nız," "akıl vermeye kalkarsanız" ya da "aşırılıklarını anlatırsanız," bu eleştiriden kendi egonuzu tatmin et­mekten ve karşınızdakini kızdırmaktan başka bir şey elde edemezsiniz, çünkü hiç kimse eleştirilmekten hoşlanmaz.

Bununla birlikte, sonuç olarak düzeltici olmakla ilgilenirseniz, doğru şekilde hareket etmek koşuluyla eleştirilerinizle çok daha fazlasını elde edebilirsiniz. İşte bunu sağlayacak bazı kurallar:

Başarılı Bir Eleştiri İçin Yapılması Gereken Yedi Şey:

1. Eleştiri kesinlikle özel bir ortamda yapılma­lıdır.

Kapılar kapalı olmalı, ses asla yükselmemeli ve biç kimse dinlememelidir.



2. Eleştiriye güzel bir söz veya komplimanla başlanmalıdır.

Dost bir atmosfer yaratın, fırtınayı yumuşatın. (Birine tekme atmadan önce onu öpün.)

3. Eleştiriyi kişiselleştirmeyin; kişiyi değil, ha­reketi eleştirin.

Eleştirilmesi gereken, kişiden çok, bir hareket ol­malıdır.



4. Çözümleri de ortaya koyun.

Çözüm burada doğru yol anlamına gelmektedir. Birine yaptığı bir hareketin hatalı olduğunu söyledi­ğiniz zaman, aynı zamanda ona doğrusunu da söyle­meniz gerekir.



5. İşbirliğini isteyin, sakın zorlamayın.

İnsanları zorlamaktan çok, işbirliği istediğiniz za­man onu daha fazla elde edeceğiniz basit bir gerçek­tir.

Mecbur etmek, en son başvurulacak önlemdir.

6. Bir hata için bir eleştiri yapın.

En adil eleştiri, sadece BİR KERE yapılan eleştiri­dir.



7. Eleştiriyi dostça bir sözle tamamlayın.

Eleştirinizi şöyle bir sözle bitirin: "Biz dostuz, şimdi problemlerimizi çözdük, gel birlikte çalışalım ve birbirimize yardımcı olalım."

Asla, "Herşey söylenmiştir, şimdi top sende," de­meyin.

Bu, yedi kuralın en önemlisidir.


12) İnsanlara Nasıl Ustalıkla Teşekkür Edilir?

İnsanlara minnettarlık duymak ya da takdir etmek yeterli olmamaktadır. Aynı zamanda sizin bu minnet­tarlık ve takdir duygularınızı karşı tarafa göstermeniz de gerekir.

Bunun nedeni, kişilerin kendilerini memnun eden ve iyilik yapan insanlara karşı aynı şekilde karşılık vermek istemeleri ve bundan doğaları gereği hoşlanmalarıdır. İnsanlar, kendilerine verilenden daha fazla­sıyla karşılık verirler.

Eğer insanların yaptıklarından memnun olur ve bunu onlara bildirirseniz, gelecek sefere sizin için da­ha fazlasını yapacaklanndan emin olabilirsiniz. Eğer te­şekkür etmesini bilmezseniz (onlara müteşekkir olsanız

bile) gelecek sefere bu şansınız hiç olmaz veya çok daha azını elde edersiniz.

Bununla birlikte, "Teşekkür Ederim" demek bir sanattır:



1. "Teşekkür ederim" dediğiniz zaman, ger­çekten bunu KASTEDİN.

İnsanlara teşekkür ettiğiniz zaman samimi olun.

İnsanlar onlara gerçekten teşekkür edip etmediği­nizi anlarlar.

İnsanlar samimi olup olmadığınızı da bilirler.



2. Bunu açık ve seçik olarak söyleyin.

İnsanlara teşekkür ederken, bunu mırıldanarak, kısık bir sesle ya da sözcükleri yutarak yapmayın.

Teşekkür ederken sözcükleri sanki bunu söyle­mekten mutluluk duyuyormuşsunuz gibi söyleyin.

3. Teşekkür ederken, karşınızdaki kişiye ba­kın.

Teşekür ederken, karşınızdaki kişiye bakmanız onun için çok şey ifade edecektir.

Teşekkür etmeye değer olan herkes, yüzüne ba­kılmaya da değerdir.

4. İnsanlara ismen teşekkür edin.

Teşekkürlerinizi isim vererek kişiselleştirin.

"Teşekkür ederim," yerine, "Miss Jones, size çok teşekkür ederim," demek arasında büyük fark bulun­maktadır.

5. İnsanlara teşekkür etmek İçin gayret göste­rin.

Bu, insanlara memnunluk duygularınızı gösterme şansını sürekli gözlemeniz anlamına gelmektedir.

Sıradan bir insan, açıkça görülen bir şey için te­şekkür edecektir; sıradan olmayan bir insan ise bunu çok açık olmayan bir şey için yapacaktır.

Yukarıda sıralanan kurallar kadar basit olsa da, in­san ilişkilerinde, onlara doğru bir şekilde teşekkür et­me yeteneğinden daha önemli olan çok az sayıda teknik vardır.

Bunu başarmak, size yaşamınız süresince çok şey kazandıracaktır.
13) Nasıl Ustalıkla İyi Bir İzlenim Yaratılır?

Başka insanların bizim hakkımızdaki düşüncelerini büyük ölçüde yine kendimiz denetleriz. Biz herkesin gözünde başlangıçta yabancıyızdır, ancak sonradan, bizim hakkımızdaki davranışlarını büyük ölçüde kendi davranışlarımız belirleyecektir. Bunu bildiğimiz za­man, kendi davranışlarımızın diğer insanların üzerinde iyi bir etki yaratması bir çeşit öngörü haline gelmek­tedir.

Yakışıklı olmak, yakışıklılar gibi davranmak de­mektir.İnsanların sizin hakkınızda iyi şeyler düşünmesini, size saygı duyup hayranlıkla bakmalarını istiyorsanız, onların üzerinde bunları hak ettirecek bir izlenim bırakmanız gerekmektedir. Bu da ancak sizin kendi­nize verdiğiniz değerle ortaya çıkabilir.Kendinizden, kim olduğunuzdan, ne yaptığı­nızdan, çalıştığınız yerden gurur duyun (ancak kibirli olmayın). Kendiniz ve hayatta bulunduğu­nuz yer için pişmanlık göstermeyin. Siz ne iseniz osunuz; bunun için kendinize gururla ve saygıyla bakın.Örneğin, insanların size yaşamınızı kazanmak için ne yaptığınızı sorduklarında, vereceğiniz yanıt büyük önem taşımaktadır. Sizin bir sigorta satıcısı olduğunu­zu düşünürsek, bu senaryoda şu şekilde yanıtlayabi­lirsiniz:

"Oh, ben de öyle bir sigortacı satıcısıyım."

Bu sözlerinizle, belki sizin etkilenecek bir değeri­niz olmadığını söylemenizden biraz etkilenebilirler; hepsi o kadar.

"Kendinize gururla ve saygıyla bakın," kuralını uy­gularsanız:

"Beyefendi, ben ülkenin en iyi şirketlerinden biri olan Blank Sigortacılık Şirketi'nde çalıştığım için talih­liyim."

İkinci yanıtın, insanların aklında birinci yanıttan nasıl farklı bir değer ölçüsü yaratabileceğinizi kolaylık­la gözünüzde canlandırabilirsiniz.Öyleyse,



1. Samimi olun.

Ucuz övgülerden, boş vaatlerden ve anlamsız sözlerden uzak durun.

Yalnız inandığınız şeyleri söyleyin. Söylediğiniz şeylere mutlaka inanın.

2. Coşkunuzu gösterin.

Yaptıklarınızla kendinizi ortaya koymak ve kanıt­lamak, paha biçilmez bir değerdir.

Coşku bulaşıcıdır. Siz kendinizi ortaya koyduktan sonra, bunu başka insanlara da bulaştırırsınız ve bu böylece sürer.

3. Fazla hırslı olmayın.

İnsanlarla ilişkide, çok hırslı gözükmekten kaçının.

Fazla hırslı olmak, insanlarda merak ve şüphe uyandırır.

İnsanlar bir şey yapmalarını "çok ateşli bir şekilde" istediğinizi hissederlerse, bu hareketi yapma yerine bekleme eğilimi gösterirler. Onların doğal tepkisi, ya şüphe göstermek ya da çok sıkı bir pazarlığa girişmek şeklinde olacaktır.

Endişenizi gizleyin. Aktör gibi davranın.

4. Başkalarını küçük düşürerek kendinizi yükseltmek için uğraşmayın.

Her zaman kendi değerlerinize güvenin; diğer in­sanları kötü duruma sokarak kendinizi iyi göstermeye uğraşmayın.

Yaşamda gerçek ilerleme kendi değer ve gayretle­rinizle ortaya çıkacaktır. "Başkalarının omuzlarının üzerine basarak" çok fazla yükselemezsiniz.

Kendi değerlerinize güvenerek, yaptıklarınızla kendinizi ortaya koyun. Kendinizi iyi göstermek için diğerlerini küçük düşürürseniz, dikkatler size değil, onlara kayar.



5. Hiç kimseye ve hiçbir şeye sataşmayın.

İyi bir şey söyleyemiyorsanız, hiçbir şey söyleme­yin.

Sataşmak kötüdür, ancak bu sataşmamak için ana neden değildir. Ana neden, sataşmanın bumerang gi­bi, sonunda sataşanın da canını yakmasıdır.

Sataşmak bir insanın iç dünyasının dışa vurması demektir.

Akıllı olun, sakin ve düzenli olun, kimseye sataş­mayın.
14) Nasıl Ustalıkla Konuşma Yapılır?
Şimdi, izlediğiniz takdirde sizi ilginç bir konuşmacı yapacak olan beş kuraldan söz edeceğim. Bunlar il­ginç konuşmacılar ile ilginç olmayan konuşmacılar arasındaki farkı oluşturmaktadır.

1. Söylemek istedikleriniz hakkında bilgili olun.

Söylemek istediğiniz şeyler hakkında tam bir bilgi sahibi değilseniz, ayağa kalkmayın ya da ağzınızı aç­mayın.

Konunuzdaki otoritenizle, bilgilerinizle ve kendi­nize olan güvenle konuşun. Bu da ancak konuşmak istediğiniz konuda tam bir bilgi sahibi olursanız ger­çekleşebilir.

2. Söyleyeceğinizi söyleyin ve yerinize oturun.

Kısa konuşun, konuyu dağıtmayın ve sözünüzü tamamladığınızda yerinize oturun.

Hiç kimsenin çok kısa konuştuğu için eleştirilmediğini asla unutmayın; sizden daha fazlası isteniyorsa, bunu sorular sorarak belirtebileceklerini hatırlatın.

Galip olarak ayrılın.



3. Konuşurken dinleyicilere bakın.

Bu kuralın önemini fazla vurgulamaya gerek yok­tur. Kendileriyle konuşmaya değer olan her insan, aynı zamanda yüzüne bakılmaya da değerdir.

Konuşmalarını kâğıttan yapan insanların çok az dinlenmesinin nedeni budur.

4. Dinleyicilerin ilgisini çekecek konularda konuşun.

Önemli olan, söylemek istediğiniz şeyler değildir. Önemli olan dinleyicilerin duymak istedikleridir.

Başta gelmesi gereken, sizin değil, dinleyicilerin ilgisidir.

Kazanan ve beğenilen bir konuşmacı olmanın en gü­venilir yöntemi, insanlara duymak istediklerini anlatmaktır.



5. Nutuk atmaya uğraşmayın.

Nutuk atmaya uğraşmayın; bunu çok az kişi başa­rabilir. Onun yerine normal bir konuşma yapmayı ter­cih edin.

Nasıl Ustalıkla Konuşma Yapılır?

Doğal olun, kendiniz olun. Zaten bu yüzden siz konuşuyorsunuz.

Sadece söylemek istediklerinizi, doğal bir yolla söyleyin.
15) SİZLER İçin Son Birkaç Düşünce

Samimi olmak gerekirse, Les Giblin'in "İnsan İlişkilerinde Ustalık" isimli bu kitabı ve İnsan İlişkileri seminerlerindeki bilgiler, onları uygula­madığınız sürece hiçbir şey kazandırmayacaktır.



Bilginin tek başına bir değeri yoktur. Onu de­ğerli yapan, BİLGİNİN KULLANILMASI'dır. Bu dü­şünceyi başka bir şekilde ortaya koyarsak, ya­şamda yapabileceğiniz şeylerin size bir getirisi yoktur. Yaşam size yaptığınız şeyler için kazan­dırmaktadır.
Bu bilgiler, daha iyi bir yaşam sürmek, daha fazla dost kazanmak, daha büyük başarılar elde etmek ve daha fazla mutlu olmak için anahtar önemdedir. Bu bilgileri kendiniz ve aileniz için HEMEN uygulamaya koyun.
Umarım, başarırsınız. İyi şanslar!






    Ana sayfa


İnsan iLİŞKİlerinde ustalik

Indir 110.4 Kb.