bilgiz.org

Inception

  • YAPIM HAKKINDA



  • Sayfa1/3
    Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü128.94 Kb.

    Indir 128.94 Kb.
      1   2   3

    (INCEPTION)


    Gösterim Tarihi: 30 Temmuz 2010

    Dağıtım: Warner Bros.
    Ünlü sinemacı Christopher Nolan, yerkürenin dört bir yanında olduğu kadar, rüyaların mahrem ve sonsuz dünyasında da bir gezinti sunan, özgün bilimkurgu filmi “Başlangıç/Inception”da uluslararası bir oyuncu kadrosunu yönetiyor.

    Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) tehlikeli bir sanat olan ‘bilgiyi çekip çıkartma’da bu işin en iyisi olan yetenekli bir hırsızdır: Uzmanlık alanı, insan zihninin en zayıf olduğu rüya görme evresinde, kişinin bilincinin derinliklerinden değerli sırları çalmaktır. Cobb’un ender görülen bu yeteneği onu şirket casusluğunun düzenbazlıklarla dolu bu yeni dünyasında aranan bir oyuncu hâline getirmişse de, uluslararası bir kaçak durumuna düşmesine ve hayatı boyunca sevdiği her şeyi kaybetmesine neden olmuştur. Şimdi Cobb’a bir kefaret fırsatı tanınır. Son bir işi daha yaptığı takdirde hayatı kendisine geri verilecektir. Fakat bu işte ondan istenen; Başlangıç’ı başarması, yani bilgiyi yerleştirmesidir. Cobb ve uzmanlardan oluşan ekibi bu kez mükemmel bir hırsızlık yerine bunun tam tersini yapmak durumundadırlar; görevleri bir fikri çalmak değil, onu yerleştirmektir. Başarılı olabilirlerse, bu mükemmel bir suç olacaktır.

    Ancak, ekip ne denli dikkatli bir planlama ve uzmanlık sergilese de, tehlikeli bir düşman için yeterince hazırlıklı olamazlar. Çünkü bu düşman sanki her hareketlerini önceden tahmin edebiliyordur. Bu öyle bir düşmandır ki onun gelişini sadece Cobb görebilir.

    Bu yaz, olay yeri zihniniz olacak.
    Warner Bros. Pictures, Legendary Pictures işbirliğiyle, bir Syncopy yapımı olan Christopher Nolan filmi “Başlangıç/Inception”ı sunar.

    Filmin başrollerinde üç kez Oscar® adayı Leonardo DiCaprio (“Blood Diamond”, “The Aviator”), Oscar® adayı Ken Watanabe (“The Last Samurai”), Joseph Gordon-Levitt (“500 Days of Summer”), Oscar® sahibi Marion Cotillard (“La Vie en Rose”), Oscar® adayı Ellen Page (“Juno”), Tom Hardy (“RocknRolla”, “Bronson”), Cillian Murphy (“Batman Begins”), Oscar® adayı Tom Berenger (“Platoon”), Dileep Rao (“Avatar”), ve iki Oscar® sahibi Michael Caine (“Hannah and Her Sisters”, “The Cider House Rules”) yer alıyor.

    “Başlangıç/Inception”ı Oscar® adayı Christopher Nolan (“Memento”, “The Dark Knight”) yazdı ve yönetti. Nolan, ayrıca, Emma Thomas’la birlikte filmin yapımcılığını da üstlendi. Chris Brigham ve Thomas Tull’ın yönetici yapımcı olarak yer aldığı “Başlangıç/Inception”ın ortak yapımcısı ise Jordan Goldberg.

    Nolan’a kamera arkasında eşlik eden isimler de şöyle sıralanabilir: Üç kez Oscar® adayı görüntü yönetmeni Wally Pfister (“The Dark Knight”, “The Prestige”, “Batman Begins”), yapım tasarımcısı Guy Hendrix Dyas (“Indiana Jones and Kingdom of the Crystal Skull”, “Elizabeth: The Golden Age”), iki kez Oscar® adayı kurgu ustası Lee Smith (“The Dark Knight”, “Master and Commander: The Far Side of the World”), Oscar® adayı kostüm tasarımcısı Jeffrey Kurland (“Bullets Over Broadway”, “Collateral”) ve Oscar® adayı özel efektler amiri Chris Corbould (“The Dark Knight”). Filmin müziği ise Oscar® ödüllü besteci Hans Zimmer’ın (“The Dark Knight”, “The Lion King”) imzasını taşıyor.


    www.baslangicfilm.com

    YAPIM HAKKINDA

    COBB


    Bir rüya dünyası yaratıyorsun.

    Deneği o rüyanın içine sokuyorsun


    ve o, orayı kendi sırlarıyla dolduruyor.
    Yönetmen-yazar-yapımcı Christopher Nolan, “Başlangıç/Inception”ın dünyasını filmi hayata geçirmesinden yaklaşık 10 yıl önce yaratmaya başladığını ifade ediyor: “On yıl kadar önce, rüya konusuna, uyanık geçirdiğimiz hayatla rüyadaki hayatımız arasındaki ilişkiye merak sardım. Korkutucu, mutlu ya da fantastik olsun, bir rüyada her şeyin kendi zihniniz tarafından üretiliyor olmasını, ve bunun hayalgücünün potansiyeli için anlamını çok ilginç buldum. Bunun üzerine, rüya olgusunun insani boyutu çok güçlü olan bir aksiyon filmine nasıl uyarlanabileceğine kafa yormaya başladım”.

    “Başlangıç/Inception”, içinde olduğunuz sürece tamamen gerçek gibi görünen ve hissedilen rüyaları paylaşmanın mümkün olduğu önermesine dayanıyor. Ve bu bilinçaltı durumunda, kişinin en derin ve en değerli sırları alınmaya müsait bir şekilde duruyor. Nolan bu konuyu şöyle açıyor: “Filmin özünde yatan mevhum, düşüncenin en dirençli ve güçlü parazit olduğu. Bir düşüncenin izi her zaman aklınızda bir yerlerde kalır. Birinin, son derece fiziksel anlamda, rüya alanınıza gireceği ve ne kadar mahrem olursa olsun fikrinizi çalabileceği düşüncesi oldukça zorlayıcı”.

    Yapımcı Emma Thomas da bu görüşe katılıyor ve filmin heyecan yumağı ile duygu serüveni arasında denge kurması gerektiğini kaydediyor: “‘Başlangıç/Inception’ bir soygun filminin öğelerini barındırıyor, ama daha fantastik bir ortamda geçiyor. Muazzam aksiyon sekanslarına sahip olmakla birlikte, hakikaten önemsediğiniz karakterler ve film boyunca devam eden gerçek bir duygusal güdüm içeriyor”.

    Bu güdüm büyük ölçüde Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı ana karakter Dom Cobb’da hayat buluyor. Aktör bu konuda şunları söylüyor: “Özünde beni senaryonun içine hemen çeken şey buydu. Her şeyin olabileceği, son derece eğlenceli, karmaşık bir gerilim; öte yandan, özünde, bir adamın uzun zamandır gömülü kalmış bir gerçeği ortaya çıkarmak ve eve dönmek için verdiği mücadele yer alıyor. Ayrıca fevkalade özgün bir film; kimsenin daha önce böyle bir şey yaşadığını söyleyeceğini sanmam. İşte bu karışım ve de Chris Nolan’la çalışma fırsatı beni projede yer alma konusunda heyecanlandırdı. Chris bu tür çok katmanlı hikayeleri alıp, izleyici için gerçekçi ve somut kılma konusunda tam bir uzman”.

    Thomas’ın yorumu ise şöyle: “Chris yıllar içinde büyük filmler yapma konusunda çok şey öğrendi ve öğrendiklerinin çoğu bu filmde kendine yer buldu. Ayrıca, ‘Başlangıç/Inception’ çok yenilikçi ve farklı olmanın yanında, son derece de kişisel. Chris’e üzerinde çalışacağı tamamen temiz ve saf bir tuval sağladı”.

    Nolan hikayenin merkezindeki temanın hem kişisel hem de evrensel olduğunu belirtiyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Çünkü hepimiz rüya görürüz. Hepimiz zihnimizin bir dünya yaratması ve bu yaratma süreciyle eşzamanlı olarak orada yaşamamız fenomenini deneyimleriz. Ayrıca, rüyalar dünyasında muazzam bir tezat mevcuttur: Hem çok mahremdirler hem de hayal edebileceğimiz şeyler konusunda sonsuz bir olasılığa sahiptirler. Dolayısıyla, buradaki zorluk, bir rüyada yer alabilecek mahremiyet ve duygu ile beynimizin muazzam tasavvur gücünü birleştirmekti. İzleyicilerin sadece rüyalarda fark edebildiğimiz sınırsız gerçekliği yaşayabileceği bir film yaratmak istedim”.

    “Konusundan dolayı, ‘Başlangıç/Inception’ın büyük bir yapım olmak zorunda olduğunu biliyorduk çünkü rüyada her şeyi yapabilirsiniz” diyor Thomas ve ekliyor: “Aslında, bu filmin çapı daha önce yaptığımız her şeyden daha büyük; sırf, çekim yaptığımız ülke sayısı açısından bile.”

    “Başlangıç/Inception”ın yapım ekibi dünyayı dolaştı; ana çekimleri dört ayrı kıtada, altı ayrı ülkede gerçekleştirdi. Çekimler süresince, oyuncular ve set ekibi bir dizi aşırılık yaşadılar; Fas’taki Tanca’nın ısısına katlandıkları gibi Kanada’daki Calgary’nin karlarına göğüs gerdiler. Çekimler, ayrıca, Tokyo, Paris ve Los Angeles’ta yapıldı. Los Angeles’ta, efektler ekibi, bir yük treninin yolun ortasında ilerleyişiyle tamamlanan çok araçlı bir aksiyon sekansı için sağanak yağış yarattılar”.

    Nolan daha önce hem “Batman Begins” hem de “The Dark Knight”ta bazı sekansları çektiği, İngiltere-Cardington’daki uçak hangarından çevrilmiş mağarayı andıran platoyu da kullandı. Oyuncular Cardington’da iç mekan çekimleri yapılırken oradaki öğelerden fazla etkilenmediyseler de, 360 derece dönebilme özelliğine sahip, yer çekimine meydan okuyan setlerde ve dev bir yalpa çemberinin üzerine inşa edilmiş olup üzerindeki her şeyi ve herkesi “sallayan” bir diğer sette oldukça zorlandılar.

    “Bana göre, elimizdeki malzeme çok geniş çaplı bir yaklaşım gerektiriyordu” diyor Nolan ve ekliyor: “Bu yüzden, altı farklı ülkede çekim yaptık, devasa setler inşa ettik ve bilgisayar efektleri yerine gerçek olarak başarabileceğimiz şeylerin sınırlarını hakikaten zorladık”.

    Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “İnsan beyninin sık sık bilgisayarla karşılaştırılması ilginç. Oysa bu son derece yetersiz bir benzetme çünkü beyin bizim asla bilemeyeceğimiz becerilere sahip. Bir sinemacı olarak, insan zihni, derinliğine inmek için ideal bir dünyaydı çünkü zihnin yaratabileceği şeyler için kurallar yok; ve bunu irdeleyen bir filmin en büyük forma sahip bir eğlencelik olması gerekirdi”.
    SAITO

    Ekibinizi toplayın, Bay Cobb.

    Ve adamlarınızı akıllıca seçin…
    “Başlangıç/Inception” tüm dünyada çekilmiş olmasının yanı sıra, Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Marion Cotillard, Ellen Page, Tom Hardy, Tom Berenger ve Dileep Rao gibi Nolan’la ilk kez çalışan; Ken Watanabe, Cillian Murphy ve Michael Caine gibi Nolan’la tekrar bir araya gelen uluslararası bir oyuncu kadrosuna da sahip.

    Thomas şunu söylüyor: “Filmde harika roller var, ve oyuncular filmin malzemesine gerçekten çok olumlu tepki verdiler ki, bu da oyuncu seçme sürecinin pürüzsüz yürümesini sağladı. Böylesine üst düzeyde yeteneklerle çalıştığımız için kendimizi çok şanslı hissettik. Bana kalırsa, oyuncular rol arkadaşlarından da ilham aldılar; birlikte çalışmayı ve ekibin bir parçası olmayı istediler”.

    Oyuncuların istediği bir başka şey, Christopher Nolan’la çalışmaktı.

    Ellen Page bunu şu sözlerle doğruluyor: “Chris’in o kadar büyük bir hayranıyım ki bu filmin bir parçası olma düşüncesi çok heyecan verici geldi. Ayrıca senaryo da aklımı başımdan aldı; daha önce okuduğum hiçbir şeye benzemiyordu. Senaryonun içinde tamamen kaybolup gittim; ve bitirdiğimde resmen terliyordum. Konsept olarak son derece özgün ve son derece dokunaklıydı; insanın gerçekten özdeşleşebileceği güçlü bir duygusal omurgası vardı. Büsbütün dünyaları, daha önce asla görmediğiniz şeyleri böylesine inanılmaz bir şekilde yaratabilen bir sinemacıyla çalışmak olağanüstüydü”.

    Daha önce Nolan’la “Batman Begins”de çalışmış olan Ken Watanabe ise, “Chris beni arayıp kendisine katılmamı istediğinde, evet demek kolay oldu çünkü daha önce birlikte çalışmayı çok sevdiğim bir yönetmenle tekrar bir araya gelmek için muhteşem bir fırsattı. Senaryoyu okuduktan sonra daha da memnun oldum. Dolayısıyla, kalbim ve beynim bu filmi kesinlikle yapmam gerektiğini söyledi” diyor.

    Hem “Batman Begins” hem de “The Dark Knight”ta rol almış olan Cillian Murphy de benzer bir görüş dile getiriyor: “Senaryo beni çok heyecanlandırdı. Sonra Chris bana filmde yer alacak diğer oyuncuları söylediğinde, bundan iyisinin olamayacağını düşündüm. Bence Chris’in filmleri zekice ve son derece eğlenceli. ‘Başlangıç/Inception’ da bu çerçeveye mükemmel oturuyor”.

    Marion Cotillard ise yönetmen için şunu söylüyor: “Chris’in zihni çok zengin. Onu olağanüstü bir yazar ve yönetmen yapan şey de bu. Böylesine hayalgücüne sahip bir filmde, güvenebileceğiniz bir yönetmene ihtiyacınız var, elinizi tutup sizinle vizyonunu paylaşacak birine. Ben Chris’e yüzde yüz güvendim. Bana gerçekten ilham ve ihtiyacım olan anahtarları verdi”.

    DiCaprio da rol arkadaşlarına katılıyor: “Chris fevkalade yetenekli bir sinemacı. Bunun yanı sıra, böylesine inanılmaz bir oyuncu kadrosuyla bu kadar yakın çalışma fırsatı bulduğum için de müteşekkirim. Karakterlerimiz hakkında, bireysel öyküleri ve ilişkileri hakkında uzun uzun konuştuk. Chris de bunu kesinlikle teşvik etti; rolleri ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun her oyuncunun karakterinii özümsemesini ve onu sahiplenmek için masaya bir şey koymasını istedi”.

    Nolan’ın bu konudaki yorumu şöyle: “Tıpkı hikayedeki karakterlerin yaptığı gibi oyuncuların da bir grup olarak evrimini izlemek büyüleyiciydi. Bu süreç beraber oynadıkları sahnelere zenginlik kattı. Yazar olarak, böyle bir elektrik olmasını ümit ediyorsunuz; fakat oyuncuların canlandırdıkları karakterin mizacını ve kendi aralarındaki ilginç iç etkileşimlerini ortaya çıkardıklarını ancak sete adım attıktan sonra görebiliyorsunuz. Herhangi bir filmin, özellikle de soygun filmlerinin can alıcı noktası budur. Bana göre, oyuncularımız bunu gerçekten başardı”.

    Yönetmen şöyle devam ediyor: “Filmde çok farklı kişilerden oluşan bir ekip var; her biri benzersiz becerilere sahip ve bu kişiler bir araya gelerek özel bir görev başarıyorlar. İçlerinden herhangi biri üstüne düşeni başaramazsa felaket olabilir. Bu yüzden, başarıları için her bireyin katılımı şart. Onların yaşadıkları her şeyi anlıyoruz çünkü serüvenlerinde onlarla birlikteyiz”.


    Dom Cobb – BİLGİ ÇIKARTICI

    Leonardo DiCaprio filmde bilgi çıkartma uzmanı Dom Cobb’ı canlandırıyor. Aktör, “Cobb insanların zihnine girerek bilgileri çıkartıp alabilen kişilerin kara borsasında çok iyi tanınmasını sağlayan bir uzmanlık düzeyine ulaşmış” diyor.

    Nolan ise şunları ekliyor: “Filmin başında, Cobb’ın piyasadaki en iyi bilgi çıkartıcı olduğunu öğreniyoruz. Şirketler, başka türlü asla elde edemeyecekleri bilgilere ulaşması için onu tutuyorlar. Tema herhangi bir konseptin bilinçaltına takılıp kalacağı düşüncesi ya da olgusuna dayanıyor. Buna göre, öğrenilmiş bir şeyi unutmak mümkün değil ki bu da bilgiye erişmek konusunda bir bilgi çıkartıcının yapabileceklerine temel oluşturuyor”.

    Bilgi çıkartma işlemi rüya paylaşımı denen bir süreçle, yani rüya dünyasını üretip deneği o dünyaya sokmakla mümkündür. Denek, içinde olduğu sürece, o dünyayı tamamen gerçek olarak görür.

    Fakat Cobb’ın ender görülen becerileri onu asla eve dönemeyecek bir kaçak durumuna düşürür. Thomas bu konuda şunları söylüyor: “Başlangıçtan itibaren, onun Amerika’ya dönmesini imkansız kılan bir geçmişe sahip olduğunu biliyoruz. Ama çocukları orada ve bu durum onu her şeyden daha çok motive ediyor. Eğer en çok sevdiği kişilere ve şeylere dönebilmesi anlamına geliyorsa işinde her türlü riski almaya hazır”.

    Bu nedenle, DiCaprio yönetmenle birlikte şu yaklaşımı benimsediklerini söylüyor: “Rüya durumu ne kadar gerçeküstü olursa olsun, her şeyin karakterle ilintili gerçeklere dayanması gerekir; her şeyin duygusal bir anlamı olması gerekir. Cobb’ın durduğu noktadan bakıldığında, işin ucunda çok gerçek bir şey var; dolayısıyla, seçimlerinin hepsi, tepkileri ve beraber çalıştığı insanlarla etkileşimi bir amaca hizmet ediyor: Hayatını geri almaya”.

    Nolan bunu şöyle açıyor: “Leo’yla ilk çalışmalarımızda, karakterin duygusal yönüne gerçekten eğildik. Bunun hikayenin yönlendirici teması olması Leo için çok önemliydi. Bu sayede, izleyiciyi, bu karmaşık hikayede çok net bir şekilde sürükleyip götürebiliyor. Büyük oyuncuların bir projeye katabildiği şey işte bu. Leo da filme muazzam bir katkı sağladı. Bence o en usta oyuncularımızdan biri ve filmdeki performansı da olağanüstü”.
    Arthur – PLANLAYICI

    Cobb’ın uzun süreli ve en güvendiği meslektaşı Arthur’ı Joseph Gordon-Levitt canlandırdı. Cobb esas planlayıcı olsa da, ayrıntıları Arthur hallediyor. Gordon-Levitt bu konuda şunları söylüyor: “Arthur aralarındaki organize kişi, her şeyin yerli yerinde olmasını o sağlıyor. Ben bunu şöyle görüyorum: Cobb sanatçı, Arthur da yapımcı. ‘Tamam, vizyonunu anladım. Şimdi senin kendi şeyini yapabilmen için ayrıntıları nasıl halletmem gerekeceğine bakacağım‘ diyen kişi Arthur. Öte yandan, tüm titizliği ve profesyonelliğine rağmen, Arthur organizasyon konusundaki becerilerini avukatlık, doktorluk ya da olabileceği herhangi bir şey için kullanmak istememiş çünkü rüya paylaşımı büyüleyici bir şey. Bu, onun için bir iş değil. Sanırım rüya paylaşımı teknolojisi onu ilk duyduğundan beri peşinde sürüklemiş. Kısacası, bunu para için yapmıyor. İyi bir maaş için hayatını tehlikeye atacak biri değil. Bu işi seviyor”.

    Gordon-Levitt canlandırdığı karakterin rüyalara duyduğu hayranlığı paylaştığını söylüyor ve, “Kendimi yaratıcı bir insan olarak görüyorum ve rüyalar da hepimizin sanatçı olduğu yer. Rüyanızda yaptığınız her şey , gördüğünüz, duyduğunuz, hakkında konuştuğunuz herkes sizin yaratımınız. Bunlar, izin verdiğimizde, yaratıcı zihnin ne kadar güçlü olabileceğinin kanıtı. Dolayısıyla, rüyalar hakkında bir film yapmak ilgimi çekti. Buna bir soygun filmi diyebilirsiniz ama ben daha çok bir dolandırıcılık filmi olarak görüyorum. Karakterlerimizi kibar hırsızlar olarak algılıyor ve onlarla özdeşleşiyorum çünkü onlar birer sanatçı, birer oyuncular. Geçimlerini sağlayabilmek için yalan söylüyorlar… sadece yalan söylemek de değil, gerçek üretiyorlar. Gerçekliği yaratıyorlar; benim yaptığım iş de bu” diyor gülerek.

    “Joe birlikte çalışmak için muhteşem bir aktör: Çok karizmatik, kendini işine olağanüstü veren biri ve fiziksel olarak da çok uygun” diyor Nolan ve ekliyor: “Sadece karakterin iç yaşamını bulmakla kalmayıp hareket ve ifadeleriyle bunu fiziksel olarak yansıtabilen bir performans sanatçısı. Bu iyi bir şey çünkü Arthur’da kesinlikle çok fiziksel bir öğe de mevcuttu”.


    Arıadne – MİMAR

    Rüya alemini üretmek için ekibin en kilit üyelerinden biri mimardır. Cobb’ın bir iş için yanaştığı parlak mimarlık öğrencisi Ariadne’yi Ellen Page canlandırıyor. Page söz konusu iş için, “Pek yasal değil ama Ariadne’nin entelektüel merakı ağır basıyor ve böylesine eşsiz bir fırsata karşı koyamıyor” diyor.

    Bu fırsat, gerçekte var olmayan yerleri tasarlamak ve inşa etmektir. Page şunu aktarıyor: “Cobb, deyim yerindeyse, Ariadne’yi bu alemin içine çekiyor. Ariadne çemberin dışında düşünme konusunda hemencecik doğal bir yetenek sergiliyor ve ufkunu Cobb’ın yaratmak istediği şeyi kolaylaştıracak şekilde genişletiyor. Sonunda, Cobb’ın gerçekte neler yaşadığını ve neleri kontrol edemediğini öğrendikçe işe daha da çok dahil oluyor. Ortaya çıkan korkulara rağmen, takımın başarılı olması için Cobb’a yardım etmeye uğraşıyor”.

    Nolan ise bu konuda şunları söylüyor: “‘Başlangıç/Inception’ın senaryosunu yazarken, izleyici için bir iletkenin, bu alemi ilk kez görüp onu keşfetmeye istekli bir karakterin olması benim için çok önemliydi. Ariadne karakteri böyle doğdu. Ayrıca, izleyicinin Cobb’ı Ariadne’nin gözlerinden görmesi ve karakterin özünü anlaması da çok önemliydi. Ellen’la buluştuğumda, şu mükemmel bileşime sahip olduğunu gördüm: Tazelik, bilgiçlik ve yaşının ötesinde bir olgunluk. İnanılmaz bir yaratıcılığa, kendine özgü, içten gelen bir meraka sahip. Olağanüstü bir oyuncu. Doğal olarak, bu özelliklerini Ariadne’ye de taşıdı. Ellen, karakterinin duygusal hayatını, Ariadne’nin izleyiciyi öyküye çekme ve onlara gerçeği gösterme misyonuyla dengelemeyi başardı”.

    Page ise, “Chris’in zeki, kendiyle barışık, müthiş bir genç kadın rolü yazması beni çok heyecanlandırdı. Ariadne kendini tamamen yeni bir ortam ve alışılmadık bir durum içinde bulsa da, bunların üstesinden başarıyla geliyor. Özellikle, biraz erkekler kulübü gibi olan bir ortamda bile kendine yer ediniyor” diyor gülerek.
    Eames – Taklitçi

    Ariadne’in aksine, Eames rüya paylaşımında deneyimli bir kişidir. Cobb’la ortak geçmişinde bazen müttefiki bazen de muhtemelen rakibi olarak bu sektörde yer almıştır. Tom Hardy, taklitçi olarak şaşırtıcı yeteneklere sahip olduğunu -üstelik sadece kağıt üzerinde de değil- ifade ettiği Eames rolünü canlandırdı. “Rüya aleminde, Eames herhangi birinin görüntüsünü yansıtabiliyor; yani, bir kimliğin taklidini fiziksel görüntü olarak ortaya çıkartabiliyor ve karşıdaki kişinin aldatılmasında ekibe yardım edebilmek için ekibin istediği kişi olabiliyor. Benim için bu karakterlerin özellikle ilginç olan yönü birer anti kahraman olmaları düşüncesi: Yaptıkları şey onursuz olarak görülebilir fakat yine de onların tarafını tutuyorsunuz. Bu hoş bir şey çünkü siyah-beyaz değil; oynayabileceğim bol miktarda gri alan vardı”.

    Nolan, Hardy’nin tıpkı canlandırdığı karakter gibi bir bukalemunu andırdığını söylüyor: “Tom bir karakterin içine girip role hemen bürünebilen bir oyuncu. Bunu Eames karakterinde de çok etkili bir şekilde yaptı. Karakterdeki potansiyeli hemen gördü ve performansına müthiş bir küstahlık getirdi. Bunun ortaya çıkışını görmek bana keyif verdi”.

    Emma Thomas ise Hardy ile Gordon-Levitt arasında yapılan şakalaşmaların bazı komedi unsurları içerdiğini ekliyor: “Filmde Eames ile Arthur arasında eğlenceli bir dinamik mevcut. Belli ki aralarında hikayemizin başlamasından çok önceye giden bir rekabet var; fakat, aynı zamanda asla itiraf etmeseler de birbirlerine gönülsüz bir hayranlık besliyorlar. Soygun ilerlerken izlemesi oldukça komik bir ikili oluşturuyorlar”.


    Mal – Gölge

    Marion Cotillard’ın canlandırdığı Mal karakteri Cobb’ın hayatının aşkı. “Mal tarifi zor bir karakter çünkü pek çok şeyin bir karışımı” diyor aktris esrarengiz bir tavırla ve ekliyor: “Fakat belki tarif etmeniz gerekmeyen şeylerden biridir çünkü farklı insanlar farklı şekilde yorumlayabilirler”.

    Nolan ise şunları söylüyor: “Mal femme fatale’in (vamp kadın) ta kendisi. Marion, performansına istisnai bir akılda kalıcılık özelliği kazandırdı. Sadece gözleriyle ve duygusal açıklığıyla yapabildikleri oldukça güzeldi. O ve Leo birlikte inanılmaz dokunaklı bir çift portresi çizdiler. Bence ‘Başlangıç/Inception’ın içindeki tüm o aksiyon, büyük ölçüde, bir aşk hikayesine dayanıyor; ve bu iki oyuncu bundaki gerçeği kayda değer bir şekilde ortaya çıkardılar”.

    “Leo çok yetenekli bir aktör. Çalışmalarının her zaman büyük hayranı olmuşumdur. Dolayısıyla, onunla çalışmak inanılmazdı” diyor Cotillard ve ekliyor: “Kendini bütünüyle işine veriyor ve sınırsız bir yoğunluğa sahip. Bunu gözlerinde görebiliyorsunuz. Onunla bir sahneyi paylaştığınızda, yaptığı her şeye güvenebilirsiniz çünkü o son derece sahici”.

    DiCaprio da rol arkadaşına övgüler yağdırıyor: “Marion’la birlikte kamera karşısına geçmek muhteşemdi. Aynı anda hem güçlü hem kırılgan, hem umutlu hem de yürek dağlayıcı olabiliyor. Bu özelliği karakterinin tüm çelişkileri için mükemmeldi”.
    SaIto – Turİst

    Ken Watanabe, zengin ve güçlü işadamı Saito’yu canlandırıyor. Saito paradan daha değerli bir karşılık ödeme vaadiyle Cobb’a çok özel bir iş verir. Özetle, eğer Cobb, Saito’ya istediği şeyi verirse, Saito, Cobb’ı evine gönderecektir. Tek bir şartı vardır: Saito iş sırasında Cobb’ın ekibine eşlik ederek parasının karşılığını aldığını görmek istemektedir. Thomas bu konuda, “Ona ‘turist’ diyoruz çünkü bir uzmanlığa sahip değil; gruba dahil olmak için maddi gücünü kullanıyor” diyor.

    Watanabe’nin gözlemi ise şöyle: “İlk başta, bu sadece bir iş ilişkisi, fakat hikaye ilerledikçe Saito ve Cobb birbirlerine karşı anlayış ve saygı beslemeye başlıyorlar. Birbirlerine ihtiyaçları var”.

    Nolan, Saito rolünü Watanabe’yi düşünerek yazdığını belirtiyor: “Rolü özellikle Ken için yazdım çünkü onunla tekrar çalışmak istedim. ‘Batman Begins’de onu yönetmekten büyük keyif almıştım. Ancak rolü daha küçüktü ve beraber fazla vakit geçiremedik. Bu kez daha büyük bir rolü olmasını temin ettim. Ken olağanüstü karizmatik bir aktör, gerçek bir sinema yıldızı. Her sahneden en fazlasını çıkarmayı bilen dört dörtlük bir oyuncu. Onun çalışmasını izlemek başlı başına bir zevk”.


    Robert FIscher – HEDEF

    Saito’nun iş teklifinin hedefi Robert Fischer’dır. Ölüm döşeğindeki babasının milyarlarca dolarlık imparatorluğunun başına geçmek üzere olan Fischer’ı Cillian Murphy canlandırdı. Aktör, “Muazzam servetine rağmen, Robert her türlü güvensizliği yaşıyor. Bunun nedenini tahmin etmek güç değil: Tüm hayatını olağanüstü güçlü bir kişinin gölgesinde geçirmiş. Babasıyla çok gergin bir ilişkisinin olması da ona pek yardımcı olmuyor. Kısacası, karşınızda dünya kadar servete konmak üzere olan, belki de en çok istediği tek bir şey haricinde hiçbir eksiği olmayan biri var. Onun yegane isteği babasıyla düzgün bir ilişki” diyor.

    Thomas’ın yorumu ise şöyle: “Cillian’la tekrar çalıştığımız için çok mutluyuz. Müthiş bir aktör. Bu role çok şey kattı. Bence Robert Fischer karakteri özellikle ilginç çünkü bir soygun filminde hedef her zaman bu kadar komplike değildir. Fakat Robert bu hikayenin duygusal boyutunun çok geniş bir bölümünü kaplıyor. Bunu Cillian’ın performansında büyük ölçüde görmek mümkün”.

      1   2   3






        Ana sayfa


    Inception

    Indir 128.94 Kb.