bilgiz.org

İLGİ: 11. 02. 2011 tarih ve 205 sayılı yazınız




Tarih26.12.2017
Büyüklüğü34.65 Kb.
TipiYazı

Indir 34.65 Kb.

03.03.2011

BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA

KDZ.EREĞLİ

İLGİ:11.02.2011 tarih ve 205 sayılı yazınız.

İlgi sayılı yazınız ile ilçemizin Müftü Mah.Devrekyolu Cad.tapunun pafta 10 ada 405 parsel 751’de kayıtlı taşınmazda bulunan,benim kiracı olarak kullandığım, benim kullanımımın çok daha öncesinde yapılmış bulunan ve Başkanlığı’nızca yıkılan ve fakat yıkımına benim sebep olmadığım yapıdan dolayı görüntü kirliliği oluştuğunu,yola bakan yüzlerinin 1,5 metre yüksekliğinde ahşap yada saç koruma ile kapatılmasını talep etmişsiniz.
Belediyemize daha önce defaten verdiğimiz ve cevap alamadığımız ve en kötüsü galiba okumadığınız dilekçelerimizde belirttiğimiz gibi o yerdeki binalar çok uzun yıllardır ordaydı ve biz kiracıydık,binaları biz yapmadık ve de biz yıkmadık dolayısıyla da yazınızın muhatabı biz değiliz.Ayrıca ilçemizin yığınla sorunu varken,bu tür sonuçsuz yazı ve işlerle Belediyenin ekipmanlarını ve personelini meşgul etmemenizi diliyorum.Bilginiz ve tecrübeniz yok diye hatırlatıyorum;sözkonusu korumayı (ki bu koruma dediğiniz şey nasıl bir şeydir,neyi kimden korumaktadır anlaşılır değildir) ahşaptan yapsanız 3 yıl sonra çürür,metal yapsanız 5 yıl içinde çürür,paslı kötü bir görüntü verir ve yapılan masraflara gerçekten çok yazık olur ve ayrıca her şartta şehrin girişinde Kolej ve Anadolu Lisesinin hemen önünde duvarlarla çevrili olan bir yer,sanki orada cezaevi varmış gibi bir izlenim yaratmakla kalmaz,Berlin Duvarı (ki hatırlatayım Berlin Duvarı yıkılalı 21 yılı geçti) yada İsrail’in Filistinlileri cezalandırmak için yaptığı duvara benzer bir durum ortaya çıkar ki kentimizin Avrupa Kenti olduğuna ilişkin iddianızı kendi ellerinizle çürütmüş olursunuz.

Doğru Çözüm ise; Şehrin parasını boş işlerle kendi tanıtımınla harcamayıp araziyi istimlak ederek şehre yakışan bir görüntüyle merkezin o tarafa kaydığını düşünerek gelecek 50 yılı planlayıp o bölgenin ihtiyacına göre yapılandırmak ve  kalıcı bir tane eser bırakmak olur yada bütçeyi ayarlayamam,beceremem diyorsan yine hem şehrin giriş görüntüsünü güzelleştirecek hem de yine gelecek 50 yılı düzenleyecek yeni imar planı hazırlayıp yer sahipleriyle iyi ilişkilerle araziyi verimli hale getirmek olur.Böylelikle ilçemizin Avrupa Kenti olduğuna ilişkin iddianızı da devam ettirme şansını yakalayabilirsiniz.


Son yerel seçimlerde Belediye Başkan adayı olmam nedeniyle, demokrasiyi özümseyememiş olmanızdan kaynaklanacak ki, şahsım ve şirketlerimle büyük bir savaş başlatmış bulunuyorsunuz. Yıllardır bu şehirde faaliyetini sürdüren Balcı Şirketler Grubu bünyesindeki şirketler, yüzlerce insana istihdam sağladığı gibi, bölgesine olan sosyal sorumluluk bilinci ile hareket etmiş ve bu şehrin her köşesine hizmet götürmüştür.Kaldı ki buna en yakın şahit siz olmalısınız.Belediye olarak düzenlediğiniz tüm etkinliklere yıllarca maddi ve manevi destek vermiş bulunmaktayız.Bugün yıkıp geçtiğiniz Devrek yolundaki işyerlerimizden elde ettiğimiz kazançlarla festivallerinize binlerce lira maddi desteğin yanında, manevi desteğimizi de yapmış bulunmaktayız.Bunun en somut örneği, yıllar önce düzenlediğiniz Gurbetçiler Gecesidir. Yıktığınız o işyerlerinin kazancı ile sizin talebiniz üzerine o gecenin tüm masrafları karşılanmıştır.
Balcı Şirketler Grubu’nun bugün Ereğli’nin tüm köylerindeki cami, okul, yol ve çeşme gibi bütün noktalarında maddi desteği vardır. Elbette Belediye olarak sizin de katkınız vardır. Ancak aramızdaki fark şudur ki;

Siz Belediye’nin parası ile bir şeyler yapıyorsunuz, biz ise alın terimiz ile kazandığımız paralar ile topluma hizmet veriyoruz.


Belediye’nin verdiği gücü şahsi kin ve nefretiniz için kullanarak yıktığınız o işyerinin kazançları ile seçim almanız bile sağlanmıştır. Yıllardır, sizden önce de orada faaliyet gösteren ve onlarca ailenin ekmek kapısı olan o işyerlerini yıkarken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Yıktığınız o işyeri Karadeniz Ereğli’den ulusal bir marka çıkarmıştır. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında oluşturduğu bayi ağı ile sektörde önde gelen firmalar arasında yerini alan, İstanbul’dan sonra Kayseri ve Niğde’deki yatırımlarını da süratle yapan Fixkim, acımasızca yıktığınız o işyerinden doğmuştur.Hani sizin de sık sık ziyaret ederek çay kahve içtiğiniz o küçük kulübe gibi işyeri vardı ya, işte oradan doğmuştur…

Hani sık sık ziyaret ederek o işyeri ile gurur duyduğunuzu söylediğiniz ve bugün belediye gücünü kullanarak yıktığınız işyeri var ya; Oradan bahsediyorum…


Sayın Halil Posbıyık;
Ben Yüksel Balcı olarak Karadeniz Ereğli’den kazandığım paraları Karadeniz Ereğli’ye yatırıyorum. Okul yaptırıyorum, bu şehrin kamu binalarından tutun da en ücra köşesindeki köylerin okul, cami ve yollarına kadar her türlü hizmetlerine katkıda bulunuyorum. Allah izin verdiği sürece bunu yapmaya da devam edeceğim. Hem de alın

terimiz ile kazandığımız paralar ile. Peki siz ne yapıyorsunuz?Belediye’nin paraları ile yaptığınız her türlü yardımı şahsınıza malediyorsunuz. Allah aşkına söylermisiniz kendi kazancınız ile bu memlekette nereye yardım yaptınız, hangi garibana bir öğün aş verdiniz, hangi gariban öğrenciyi okutarak bu memlekete kazandırdınız?Sizin yapmadıklarınızı biz yapıyoruz.İşyerimizi yıktınız bizi yıkamadınız…Yıkamayacaksınız da…Çok merak ediyorum, Belediye Başkanlığı göreviniz bittiğinde bu kentte selam verecek insan bulabilecek misiniz?Daha önce istifa ettiğinizde hani ‘Artık beni düğünlere bile davet etmiyorlar’ diye sitem ediyordunuz ya…Bırakın davetiyeleri, bu tavrınız ile Ereğli halkı size sokakta selam bile vermeyecek diye düşünüyorum,zaten bu şehre bir daha uğrayacak gücü kendinizde bulabileceğinizi de sanmıyorum.


Yıllardır bu memlekette iş adamlığı yapıyorum. Sayın Ruhi Cöbekoğlu döneminde Ereğlisporu 3. lige çıkardık ve yıllarca kulüpte yöneticilik yaptım, 5 yıl belediye meclis üyeliği,meclis başkanlığı, komisyon başkanlığı ve üyelikleri,kent meclisi üyeliği, Belediye başkan vekilliği yaptım.Yüzlerce insan çalıştırıyorum.Buna rağmen müstakil evimi bile birkaç yıl önce yaptırdım.Her ne kadar sizin köşkünüz kadar güzel olmasa da,belediye personeli tarafından korunmasa da…Gazetelerin yazdığına göre; belediye imkanlarını bile kullanarak yapmış olduğunuz köşkünüzün nasıl yapıldığının belgelerini-faturalarını niye açıklamıyorsunuz? İstanbul’daki, Ankara’daki,Ereğli’deki ve daha bilemediğimiz mülklerinizi nasıl edindiğinizi niye açıklayamıyorsunuz? Gözümüz yok. Gözü olanın gözü çıksın… Ama bizim mütevazi evimizde birilerinin gözü olmalı ki belediyenin iş makinaları tarafından saldırıya-tacize uğradı. Ereğli’de yıkımı gerçekleştirilmesi gereken kaçak binaları yıkmak için belediye makine ve ekipmanlarının yetersiz olduğunu söylerken, benim bahçe duvarımı yıkmak için belediyenin iş makinasının 10-15 gün orada bekletilmesine ne demeli! Hele hele o köpeğe yapılan işkence karşısında vicdanınız hiç mi sızlamadı? Kaldıki yolu açmadınız, çünkü yol için gerekli olan istimlaklar yapılmadığı için yolun devamı da yapılmadı. Peki bu durumda soruyorum size;o zaman duvarı niye yıktınız?İlçemizin şu aşamada o bölgede yol ihtiyacı olmadığı halde sırf beni mağdur etmek için duvarı yıktığınızı düşünmek istemiyorum.Bilakis Ereğli’nin tam bir Avrupa Kenti olması için yıktığınızı düşünmek konusunda kendimi zorluyorum.
Sayın Halil Posbıyık;
Açıklamalarınızda Balcı ailesinin Ereğli’yi sömürdüğünü söyleyecek kadar ileri gidiyorsunuz, Bunun hesabını yargı önünde vereceksiniz hiç kuşkusuz,Ancak merak ediyorum;Ereğli’yi sömürdüğümüz için mi sık sık plaketler veriyordunuz?

Ben size şimdi desem ki; Ereğli’yi sömüren sensin, belediye makamını kullanarak ailene maddi ve manevi çıkar sağladın, belediye başkanı olduğunda henüz öğrenci olan çocuklarını işadamı yaptın desem kabul eder misin? Bunu söylemek bana yakışmaz zaten,yakışmadığı için de böyle bir şeyi asla söylemeyeceğim.


Biz hiçbir makamı kendimize basamak yaparak ticaretimize katkı sağlamadık. Bunu sen de çok iyi biliyorsun. Halen demokrasiyi özümseyemedin. Halen makamların gelip geçici olduğunu anlayamadın, Ereğli’de yerli yabancı kavgasını hortlatarak bu halkın arasına nifak soktuğunuzun farkında mısınız?
Bu dilekçe belki de Kdz.Ereğli Belediyesine verilmiş tarihindeki en uzun dilekçe olacak ama 50 yıl sonra,100 yıl sonra sen şehir mezarlığında (İstanbul’u tercih

etmezsen tabii), ben Kocaali Köyündeki Aile Mezarlığımızda yatıyor ve mezar taşlarımız bile çürüyor olacak. Ama bu dilekçe şehrin tarihindeki yerini alacak ve sen şehre kaybettirdiğin 15 boş yılla anılacaksın bense 10 yıl boyunca seni ikazlarımla. 


Biliyorsun seçim döneminde de seçim kazanma endişesiyle değil şehrin doğru yönetilmesiyle ilgili sana nasihatlarda bulundum seçimin hemen ertesinde belediyeye hayırlı olsuna geldim, tecrübelerimden yararlanman için tavsiyelerde bulundum, daha sonraları çok büyük yanlışlıklar içinde olduğunu gördüm,telefonla da gereken ikazlarımı yaptım ve bunlara karşılık benim iyiniyetli düşüncelerimi sana sunmama rağmen,beni ve ekibimi çeşitli şekillerde psikopatlar, sırf bu düşüncelerimden dolayı tehdit etti ve ben tüm bu cahil hareketleri kabul ettim,insanları bu tür  boş işlerle, küçük adamların yapacağı işlerle meşgul etmemek için şehre duyurmadım.Şimdi de ikazlarımı yazıyla yapıyorum umarım bu sefer yazılı olarak sunduğum bu uyarılarımı dikkate alır,hiçbir zaman Allah’tan başka kimseden korkum olmadığını anlar ve işgal ettiğin koltuğun ağırlığını taşımaya çalışır ve öyle hareket edersin.
Seçimlerden bugüne kadar Belediye’nin idari yaptırım gücünü kullanarak yaptığın, yapmaya çalıştığın tüm hukuka aykırı işlemlerine aldırmıyorum,sen de hala umurumda değilsin ve sana hiçbir kötülük yapmadım ve yine yapmayacağım.Senden tek istediğim,ilçemizin sorunlarıyla ilgilen ve çözüm üret,zira seni o koltuğa,oraya buraya saldırman için,şahsi işlerinle uğraşman için değil,ilçenin sorunlarına çözüm üretmen için oturttular.
Seçim döneminde de bugün de kendi partimin içindekiler de dahil olmak üzere kötülük yapan, kötü düşünen, kötü senaryolar hazırlayan, hayatta yaşadıklarından,Allah’ın cezalandırmalarından  ders almayıp halen doğruymuş gibi siyasi menfaatleri için senaryolar kurup anlatan,yalanı dolanı prensip ve hayat tarzı edinen herkesi Allah’a havale etmiştim,şimdi de Allah’a havale ediyorum ve bunlarla uğraşmayıp kendi hedeflerimiz, şirketlerimizin hedefleri ve ülkemizin kalkınması doğrultusunda çalışıyorum.Sen de onu yap ve bu şehirdeki işsizler için,yoksullar için,hastalar için,yaşlılar için,gençler için,kenar mahalleler için,gelecek nesiller için neler yapabilirsin ona kafa yor. Tekrar belirtmem gerekirse; o koltuk bu işler için ama ne yazık ki o koltuk,son 10 yıldır şehrimize,şehrimizin geleceğine çok zarar verdi.Bari son 3 yılından bu şehir fayda görsün.
Son 10 yılda Türkiye dünyanın en büyük 16. ekonomisi olmuş, ihracatımız 20’ye katlanmış, turizm gelirimiz 15’e katlanmış, sağlıkta, eğitimde, ulaşımda dünyanın ilk 10’una ulaşmışız, yüzde 7’lik yıllık büyüme yakalamışız,Türkiye’nin her yeri inşaat halinde ve geleceğe büyük umutlarla bakıyor ama ne yazık ki sadece ama sadece Kdz. Ereğli son 10 yılda geri gitmiş, küçülmüş ve yıkık bir moralle yaşıyor.Belki halkın bir kısmı Ereğli dışına çıkmıyor ve ülkenin diğer yerlerindeki gelişmeleri idrak edememiş olabilir,peki sık sık şehir dışına çıkan bir belediye başkanı olarak Türkiye’nin gelişen diğer şehirlerini gördükçe senin vicdanın sızlamıyor mu?Artık Ereğli’yi soktuğun bu Brezilya dizisi ortamından çıkarıp dünyanın ve Türkiye’nin gündemini yakalamaya çalış.Bu senin birinci önceliğin olmalı. Şehrimizin parasını harcarken, bütçeyi kullanırken, festival paralarını kullanırken, Ereğli sporun parasını kullanırken, şahsi paranı, kendi şirketinin parasını kullanır gibi, titiz ve hesaplı kullan o paraların bu şehirde yaşayan garip gurebanın, yetimin, yaşlının, hastanın parası olduğunu hiç aklından çıkarma.Ankara’ya,İstanbul’a siyaset için,milletvekilliği hayalleri için,estetik ameliyatların için, eğlence için gittiğin kadar Ereğli’ye hizmet için,bir çivi çakmak için de git.Zonguldak milletvekilleri,valisi,kaymakamları,bürokratları ve çevre il,ilçe,belde belediyeleriyle iyi ilişkiler kur.İyi ilişki kurmak,insan fıtratında olan bir şeydir,senin fıtratında bu olmayabilir belki ama lütfen iyi ilişki kurma noktasında biraz mücadele et.Önemli bir hatırlatma;Ajansın Nurettin Bey,belediyenin parası ile kendi resimlerini koyarak, binlerce yaptırdığın ve belediye araç ve personeli ile dağıttırdığın o takvimlerin altındaki mesajı aslında sana vermiş bunları yapmalıydın diye.Onları lütfen iyi oku ve uygulamaya çalış,çok doğru hatırlatmalar yapmış.
  Oğlun Ereğli’ye çok büyük hizmetleri olan birkaç aile için çok saygısız ifadeler kullanmış, umarım en azından işin içinde aile olunca ayakların yere basar ve gereken terbiye ve uyarıyı vermek elbetteki bir baba olarak sadece sana düşer.
  Basına verdiğin demeçlerde bazı aileler için “Sömürücü”, ”Sömürüyorlar” gibi ifadeler kullanmışsın. İnsanın fikri neyse zikri de oymuş. Bak anlatayım sana; iş kurmak, istihdam yaratmak, üretmek sadece para için değildir; Şehrine, ülkene, insanlığa, dünyaya hizmettir, katkıdır. Ayrıca en önemlisi Allah indinde en makbul olandır.

Senden sonra gelecek başkanın işi gerçekten çok zor. İnşallah yeni gelecek olan başkan, iyi eğitimli, dünyayı bilen, tanıyan, ülkemizin hedefleriyle Ereğli’nin

menfaatlerini birleştirebilecek, üretmeyi, ekip çalışmasını en verimli olarak becerebilen,siyasi hayatı ile birlikte mazisi de temiz,düzgün aile ilişkileri olan,hayatında bazı şeyler başarmış, hak hukuk bilen,Adalet bilen,Vicdan sahibi biri olur ve o koltuğun imajını yeniden düzeltir. 

Sayın Halil Posbıyık;

Zaman zaman açıklamalarınızda sarfettiğiniz sözlerle bu güzel kentin psikolojisini bozuyorsunuz. Bu kentin mafya ve tefecilerin istilasına uğradığını iddia ediyorsunuz. Dolayısıyla Türkiye’de Karadeniz Ereğlisini ‘güvensiz’ bir kent olarak tanıtıyorsunuz.

Bir yatırımcı yatırım yapacağı bölgede öncelikle huzur arar, güven arar. Huzur ve güvenin olmadığı kente hiçbir yatırımcı gelip yatırım yapmaz…

Karadeniz Ereğli sizin sarfettiğiniz sözlerinizle ‘Mafya’ kenti olarak görülmeye başlandı…

Bu kenti mafyalardan, tefecilerden kurtaracağınızı söylüyorsunuz! Allah aşkına siz Devletin Emniyet güçlerinden, Cumhuriyet Savcılarından daha mı üstünsünüz, güçlüsünüz?

Eğer mafya ve tefecilerden yakınıyorsanız bugüne kadar niye suç duyurusunda bulunmadınız?

Şimdi size sormak istiyorum; Mafya tefeci dediğiniz bazı çevreler ile geçmişte diyaloğunuz varmıydı?

Oğlunuzun işlediği bir suçta bu çevreleri devreye soktunuz mu?

Çünkü Ereğli kamuoyu bunları konuşuyor…

Sayın Posbıyık;

Karadeniz Ereğli’de yaymaya çalıştığın korku psikolojisine bir son ver artık. Dünyadaki gelişmelere ayak uydur…

Karadeniz Ereğli’de özellikle inşaat sektörü durdu. Sebebi ise belediye olarak inşaat sahiplerine çıkarttığınız zorluklar. İnşaat yapan insanlar artık bu kenti terketmeyi ve yatırımlarını başka kentlere yönlendirmeyi düşünüyorlar…

İnşaat ruhsatı almak için müracaat eden insanlara bazı ‘Zorunlu’ bağış şartlarını koymayınz lütfen. Bu kentin yatırımcısı, işadamı zaten bölgesindeki sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere duyarlıdır. Ama insanlara bağış yapmak için ‘şart’ koşarsanız o inanlar yaptıkları bağışı haram ederler…

İnsanları hor görmekten, azarlamaktan vazgeçin artık…

AKM’de son yaptığınız toplantıda bile insanlara kendinizi acımasızca eleştirmelerini söylediniz, soru sormalarını istediniz. Ancak ilk soru soran vatandaşı azarlayarak tüm katılımcıların soru sormalarını engellemiş oldunuz…

Yıllardır o makamdaki zamanınızı proje üreterek geçirmiş olsaydınız eğer, bugün karadeniz Ereğli güzel bir pazaryerine, güzel bir otogara sahip olurdu…

Sahi, otogarımız eski olabilir ama niye bakımını yapmıyorsunuz, temizliğine önem vermiyorsunuz. Türkiye’nin hiçbir yerinde böylesine bakımsız bir terminal yoktur. Sahildeki çöp kovalarını sık sık değiştirirken terminaldeki çöp kovaları bile halen 15 yıllık ve dökük durumdalar…

Belediye’nin en iyi gelir elde ettiği o terminale karşı bir alerjiniz mi var yoksa?

Ereğli’de bir kafeye karşı baskıcı bir tutum sergilerken, kafelerin kapılarının önüne küçük bir masa bile koymalarına izin vermezken, sahilde kardeşinizin olduğu bilinen kafe tüm sahili işgal altına almış durumda. Niye yakınlarınıza ayrıcalık gösteriyorsunuz?

Milyonlarca lira bütçe ile yapılan festivallerin gelir gider tablolarını niye bu kamuoyuna açıklamıyorsunuz?

Yıktığınız işyerlerinin de içerisinde olduğu bu kentin parası ile yapılan Festivalin işlerini çocuklarınıza ait şirkete yaptırdığınız müfettiş raporları ile belgelendi. Ancak festivalleri resmi olarak belediye organize etmediği için ve ihale yasasına tabi olmadığı için soruşturma açılmasına gerek duyulmamıştı. Peki, vicdanen rahatmısınız? Yaptığınız bu hareket sizce etik mi?

Belediye’nin kapılarını halka açın. Halk o makamı kendi evi gibi görsün, Halil Posbıyık’ın tapulu malı gibi görmesin…

Unutmayın ki makamların sahibi halktır, makamlardaki görevler sona erdikten sonra siz de o halkın arasına katılacaksınız.

İnsanların ticareti ve ekmek paraları ile oynamaktan vazgeçin…

Tekrar etmem gerekirse; o yerdeki binalar çok uzun yıllardır oradaydı ve biz kiracıydık, binaları biz yapmadık ve de biz yıkmadık, dolayısıyla da yazınızın muhatabı biz değiliz. Saygılarımızla.


YÜKSEL BALCI






    Ana sayfa


İLGİ: 11. 02. 2011 tarih ve 205 sayılı yazınız

Indir 34.65 Kb.