bilgiz.org

İKİNCİ yeni sonrasi toplumcu şİİR (1960-1980)

  • “umut, güzel günler beklentisi, mücadele, direniş”
  • Evet İsyan
  • Cuma Mektupları
  • SÜREYYA BERFE(1943-…)
  • "Evrim"
  • Şiir
  • Çocuk
  • Bir Siyasinin Şiirleri
  • Düzyazı
  • Roman
  • Hasretinden Prangalar Eskittim
  • Öykü
  • Derleme
  • "Yağmurlu Sokak"
  • Denemeler ve Siyasi Yazılar



  • Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü95.62 Kb.

    Indir 95.62 Kb.

    İKİNCİ YENİ SONRASI TOPLUMCU ŞİİR (1960-1980)

    1960 sonrası toplumcu şairler “İkinci Yeni”yi eleştirmiş, toplumcu şiiri savunmuşlardır. Toplumsal temalar ağırlık kazanmış, yeni teknik ve biçim arayışları ile dil zenginleşmiştir. Şiirlerde genel olarak güncel temalar işlenmiş, toplumsal duyarlık konusunda mesajlar verilmiştir. II. Yeni şiirinin bunalım ve yalnızlık temalarının yerini “umut, güzel günler beklentisi, mücadele, direniş” gibi temalar almıştır.



    Toplumculuk: Toplumda yaşayan her insanın kendisi için istediğini toplumda yaşayan herkes için ayrı ayrı istemesidir. Toplumculuk bir ilkedir, toplumun menfaatlerinin ve varlığının kişi menfaatlerinin önünde tutulması, her çeşit faaliyetin, toplumun yararına olacak şekilde yürütülmesidir.

    Toplumculuk görüşü ikiye ayrılır: Ekonomik görüşü esas alan(mülkiyeti kabul eden) ve sosyal yapıyı temsil eden bölüm(sosyal adalet, fırsat eşitliği…)



    Toplumcu gerçekçilik: Toplumsal olayları, aksaklıkları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişim süreci içinde irdelemektir. Marksist ideolojinin sanatçıya yansımasıdır. Sanatın toplum için olduğu savunulur. Marksist söylemle kent ve kentleşme sorunları ele alınır., halk ve işçi sınıfı anlayışı dile getirilir. Sanatta estetik kaygı duyulmaz, düşünsel boyutla sanata yaklaşılır. Bireyle toplum arasındaki çatışmayı ortadan kaldırarak bireyin gelişmesini sağlayacak bir düzeni amaçlar.

    1960-1980 döneminde Türk şiirinde 1960 İhtilali’nden sonra yenilikler oluşmaya başlar. Ülke ve yurt sorunları tekrar gündeme gelir. Soyuttan somuta, anlamsızlıktan anlamlıya doğru bir yöneliş başlar. Düşün ve yazın alanımızda yeni bir dönem başlar. Kültür ve sanat alanında toplumsallaşma yaşanır. Sanatın işlevi, sanatçının konumu, sanatın toplum ve politikayla ilişkisi gibi kavramlar tartışma ortamı yaratır.

    Sanata, estetik kaygılardan çok ideoloji doğrultusunda yaklaşan devrimci söylem, genel olarak şu izlekler üzerinde yoğunlaşır:

    *Yerleşik düzeni eleştiri

    *Sınıf anlayışı; halk ve işçi sınıfları

    *Yeni bir sığınak: kadın

    *Doğa ve diyalektik diriliş

    *Kentleşme ve problemleri

    Mevcut düzeni sorgulayan bu anlayış, gücünü anamalcı ve sömürücü düzene karşı çıkmaktan alır.

    sınıfsızlaşmış bir toplum kuruluncaya kadar bu karşı çıkış devam edecektir ve şair, vicdanını rahatsız eden nu düzeni korumaya çalışan güçlerle sürekli çatışma halinde olacaktır.

    Ataol Behramoğlu, İsmet özel, Süreyya Berfe, Afşar Timuçin, Turgay Gönenç gibi şairler “Yelken” dergisi etrafında toplanıp şiirlerini yayımlar.

    1960 dönemi şiirimizde yenileşme ve özgürleşme dönemidir. Bu dönem şairleri, şiirde, dil, imge ve biçim yönünden bir yapı kurmaya çalışırlar. Çeviri eserlere ve bilimsel düşüncenin kaynaklarına yönelirler. 1960 kuşağı şairleri, çağdaş Türk şiirinin oluşumunda etkili olmuştur. Bu akımın şairleri “II. Yeni”yi eleştirmiş, toplumcu şiiri savunmuşlardır. İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu’nun 1970-1971 yıllarında çıkardıkları HALKIN DOSTLARI dergisi de bu anlayışın bir parçası olmuştur. Bu dönemde II. Yeni etkisinden sıyrılarak düşünce yapılarını oluşturmaya çalışan şairler arasında Kemal Özer, Hilmi Yavuz, Özdemir İnce de sayılabilir.


    İSMET ÖZEL(1944-…)

    Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı.

    Şiir hayatına İkinci yeni akımının şiir estetiğiyle başlamış; şiirlerindeki imgeleri lirik bir tarzla dile getirmiştir. Ataol B. İle Halkın Dostları dergisini çıkarır. Şiirlerini ve yazılarını dönemin önemli dergileri olan “Devinim, Papirüs, Yeni Dergi, Diriliş, Mavera, Dergah”ta yayımlar.

    1969 yılında büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet İsyan’da topladığı şiirleriyle 1960 sonrası toplumcu şiirimizin önde gelen şairlerinden olmuştur. 1970’e kadar Marksist görüşle şiirlerini oluşturmuş; Amentü şiiriyle İslami söyleme yönelmiş; mistik bir görüşü benimsemiştir. İnsanların temel sorunu olan yabancılaşma, başkaldırı, bunaltı ve özgürlük gibi sorunlar şiirlerinin temasını oluşturmuştur. Sınırları ihlal edilen modern insan adına dünyaya başkaldırmıştır. Her iki dönemde de ser bir biçem kullanmıştır. Şiirlerinde ton daima yüksektir. Şiirin dokusu, imge örgüsü farklı özellikler taşır.



    Şiir: Geceleyin Bir Koşu, Evet İsyan, Cinayetler Kitabı, Celladıma Gülümserken, Erbain , Bir Yusuf Masalı, Of Not Being A Jew

    Deneme, Söyleşi, Mektup : Üç Mesele, Şiir Okuma Kılavuzu , Zor Zamanda Konuşmak, Taşları Yemek Yasak, Bakanlar ve Görenler ,Faydasız Yazılar, Surat Asmak Hakkımız, Tehdit Değil Teklif, Waldo Sen Neden Burada Değilsin?, Cuma Mektupları, Neyi Kaybettiğini Hatırla, Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar, Tavşanın Randevusu, Kırk Hadis, Henry Sen Neden Buradasın? , Kalın Türk, Çenebazlık

    Şairin Devriye Nöbeti (6 kitap)


    ATAOL BEHRAMOĞLU(1942-…)

    Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. . 1975'te kardeşi Nihat Behramoğlu'yla birlikte "Militan" dergisini kurdu. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir. Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı.

    Üniversite yıllarında “Ataol Gürus” takma adıyla mahalli gazete ve dergilerde yayımlanan şiirleriyle tanınmıştır. İmgeci şiir anlayışından toplumcu şiire geçerek siyasal düşünceleri de şiirlerinde eritmiştir. Halkın Dostları dergisini İsmet Özel’le çıkarmıştır. Rus edebiyatından birçok eseri Türkçeye çevirmiş; Asya, Afrika Yazarlar Birliği Lotus Ödülü’nü almıştır.

    Şiirlerinde zaman zaman sloganvari söyleyişler vardır. Yaşananları ve yaşadıklarını şiire yansıtmıştır.

    Bir Gün Mutlaka” şiiri onun toplumcu gerçekçi yönünü yansıtan bir beyanname niteliği taşır.



    Şiirleri

    Bir Ermeni General (1965)

    Bir Gün Mutlaka (1970)

    Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974)

    Ne Yağmur... Ne Şiirler... (1976)

    Kuşatmada (1978)

    Mustafa Suphi Destanı (1979)

    Dörtlükler (1983)

    İyi Bir Yurttaş Aranıyor (1983) (Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından oyunlaştırılmıştır.)

    Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985)

    Kızıma Mektuplar (1985)

    Eski Nisan (1987)

    Bebeklerin Ulusu Yok(1988)

    Bir Gün Mutlaka-Toplu Şiirler I(1991)

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var-Toplu Şiirler II (1991)

    Kızıma Mektuplar- Toplu Şiirler III(1992)

    Sevgilimsin (1993)

    Aşk İki Kişiliktir(1999)

    Yeni Aşka Gazel(2002)

    İki Ağıt(2007)

    Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar (2008)

    Okyanusla İlk Karşılaşma(2008)

    Hayata Uzun Veda(2008)

    Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar (seçme şiirler)(2008)




    Deneme-İnceleme

    Yaşayan Bir Şiir (1986),eklerle yeni basım 2007

    Şiirin Dili-Anadil (1995),eklerle yeni basım 2007

    Utanıyorum (1996)

    Mekanik Gözyaşları (1997)

    Nazım’a Bir Güz Çelengi (1997),eklerle yeni basım: Nazım Hikmet-Tabu ve Efsane(2008)

    İki Ateş Arasında (1998)

    Kimliğim İnsan(1999)

    Başka Bir Açı(2000)

    Gerçeklik Duygusunun Kaybolması(2001)

    Rus Edebiyatı Yazıları (2001)

    Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği(2001)

    Kendin Olmak ya da Olmamak(2003)

    Yeni Ortaçağın Saldırısı (2004)

    Biriciktir Aşk(2005)

    Rus Edebiyatının Öğrettiği(2008)

    Sivil Darbe(2009)

    Benim Prens Adalarım(2010



    Anı

    Aziz Nesinli Anılar (2008)


    Gezi

    Başka Gökler Altında (1996),eklerle yeni basım 2010

    Yurdu Teninde Duymak(2008)
    Oyun: Lozan(1993)
    Mektup

    Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar(İ.Özel'le mektupları,1995)

    Şiirin Kanadında Mektuplar(M.Demirtaş'la mektupları,1997)
    Çocuk

    Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı(şiir-masal)

    Dünya Halk Masalları(çeviri-uyarlama)

    Düşler Kuruyorum (kitapta bölüm)

    M.Zoşçenko-Lastik Papuçlar(çeviri)
    Antoloji

    Büyük Türk Şiiri Antolojisi (2 cilt)

    Dünya Şiiri Antolojisi ( 4 cilt, Özdemir İnce ile)

    Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi (1983,Özdemir İnce ile)

    Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi

    Uçur Diye, Ey Aşk(Tematik Aşk Şiirleri,2007)





    SÜREYYA BERFE(1943-…)

    Asıl adı, Hikmet Süreyya Kanıpak. Önceleri İkinci Yeni akımı içinde yer aldıysa da, sonradan halk şiirinin yolundan giden başka arayışlara yöneldi. 1960 kuşağı şairleri arasında sayıldı.

    Çocuk kitapları da yazan Berfe, aralarında 1966'da aldığı ve tanınmasını sağlayan Türkiye Milli Talebe Federasyonu Kültür Yarışması Şiir Dalı Birincilik Ödülünün(Kasaba şiiri ile) de bulunduğu çeşitli ödüller aldı. Ayrıca metin yazarlığı yapmaktadır.

    Şiirlerinde kenar mahalle insanının duygu ve düşüncelerini anlatır. Şiirlerinde Marksist ideoloji ve bu yolda verilen mücadeleyi anlatır.

    Hepsi O Kadar adlı şiiri, Ece Ülker ve Vedat Sakman tarafından bestelendi.

    Şiir: Gün Ola… , Savrulan, Hayat ile Şiir, Ufkun Dışında, Şiir Çalışmaları, Ruhumun, Kalfa, Nâbiga, Seni Seviyorum,

    Foklar Söyledi Ben Yazdım, Çıkrık,



    Çocuk kitapları: İlkokullar İçin Matematik, Çocukça, Eksik Alfabe

    REFİK DURBAŞ(1944-..)

    İlk şiiri İzmir'de Ege Ekspres gazetesinin sanat sayfalarında yayınlandı. Devinim, Gösteri, Sanat Olayı, Soyut, Papirüs gibi dergilerdeki şiirleriyle dikkat çekti. Arkadaşlarıyla birlikte 1962-1964 arasında "Evrim" dergisini, 1967'de de "Alan 67" dergisini yayınladı. 1971'de ilk şiirlerini Kuş Tufanı adlı şiir kitabında topladı. İkinci Yeni esintisi ile başladığı şiir yaşamı, zamanla toplumcu yönelim kazandı. Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle, baştan beri tavrını ve varlığını keskinleştiren, anlam kadar biçime de önem veren şiirler yazdı. Çarşıların, işçi kızların, pazar yerlerinin, çay evlerinin dünyasını yansıtan şair olarak tanındı. Şiirinde günlük konuşma dili içine ustaca serpiştirilmiş eski sözcükler de kullandı.



    Şiir: Kuş Tufanı (1971), Hücremde Ayışığı, Çırak Aranıyor, Çaylar Şirketten, Nereye Uçar Gökyüzü, Siyah Bir Acıda, Bir Umuttan Bir Sevinçten, Meçhul Bir Aşk, Adresi Uçurum, Geçti mi Geçen Günler, Menzil, Kimse Hatırlamıyor Nereye Uçar Gökyüzü, İki Sevda Arasında Kara Sevda, Tilki Tilki Saat Kaç, Düşler Şairi, İstanbul Hatırası

    Çocuk: Yedi İklim, Dört Bucak, Kırmızı Kanatlı Kartal, Denizler Sincabı
    CAN YÜCEL (1926-1999)

    Dünyaca tanınan modern Türk şair. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğludur. 1943 yılında, yakın dostu Gazi Yaşargil ile birlikte yurtdışı eğitim bursu kazandığı halde, babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in " Bakan, kendi oğluna torpil yaptı derler" diyerek engellemesi nedeniyle yurtdışına gidemedi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.

    Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum ve Marmaris'te turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu. Son yıllarında Eski Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkûm oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı. 1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

    Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında “Yazma” adlı kitapta toplamıştır.

    Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.

    Şiir: Yazma (1950), Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler), Sevgi Duvarı (1973)Bir Siyasinin Şiirleri (1974), Ölüm ve Oğlum (1976), Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı), Rengâhenk (1982), Gökyokuş (1984), Canfeda (1985), Çok Bi Çocuk (1988), Kısa Devre (1990), Kuzgunun Yavrusu (1990), Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993)

    Gezintiler (1994), Maaile (1995), Seke Seke (1997), Alavara (1999), Mekânım Datça Olsun (1999)



    Düzyazı: Düzünden, Ve Can’dan Yazılar
    NİHAT BEHRAM(1946-…)

    1975'te ağabeyi Ataol Behramoğlu ile birlikte Militan dergisini ve 1979'da Yılmaz Güney ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. 1972'de çıkardığı ilk şiir kitabı olan Hayatımız Üstüne Şiirler kitabı yasaklandı ve yazdıklarından ötürü 12 Mart Dönemi'nde iki yıl askeri cezaevinde tutuklu olarak yattı.



    Şiir: Hayatımız Üstüne Şiirler, Fırtınayla Borayla Denenmiş Arkadaşlıklar, Dövüşe Dövüşe Yürünecek, Hayatı Tutuşturan Acılar, Irmak Boylarında Turaç Seslerinde, Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinde, Ay Işığı Yana Yana ,

    Yine de Gülümseyerek, Cenk Çeşitlemeleri, Kundak, Ölülerimiz, Ayaklanma Çağrısı, Ya Osmanlıya Dönüş Ya Sosyalist Cumhuriyet Mitingi (2009)



    Roman: Gurbet (1987)Lanetli Ömrün Kırlangıçları (1991)Kız Ali (1998)

    Çocuk kitabı: Kuyruğu Zilli Tilki (1979)Göğsü Kınalı Serçe (1980)

    Anı: Darağacında Üç Fidan (1976)Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (1977)
    AHMED ARİF(1927-1991)

    Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Kendine has lirizmi ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Türkçeyi en iyi kullanan şairlerdendir. Şiirlerinde hep ezilen insandan yana oldu ve ezilenlerin kardeşliğine vurgu yaptı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968'de yayınlandı. Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Şiirlerinin çoğu bestelenmiştir.


    KEMAL ÖZER(1935-2009)

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Yazıları, henüz öğrenciyken yayımlanmaya başladı. Üniversiteden arkadaşlarıyla birlikte, 1956 – 1960 yılları arasında a dergisi’ni çıkardı. Şiir Sanatı dergisini 1966 – 1968 yılları arasında yayınladı. 1972’den itibaren yayımlanmaya başlanan Yeni a Dergisi’nin kurucuları arasında bulundu. İlk dönemlerinde İkinci Yeni Hareketi içinde yer aldı. Daha sonra “toplumcu gerçekçi”ler arsında yer aldı.



    Şiir: Gül Yordamı, Ölü Bir Yaz, Tutsak Kan, Kavganın Yüreği, Yaşadığımız Günlerin Şiirleri, Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya, Geceye Karşı Söylenmiştir, Kimlikleriniz Lütfen, Araya Giren Görüntüler, Sınırlamıyor Beni Sevda, İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle, Bir Adı Gurbet, Onların Sesleriyle Bir Kez Daha, Sevdalı Buluşma

    Çağdaş ve Boyun Eğmeyen, XX. Yüzyıldan Duvar Kabartmaları 1-2 (2000)



    Öykü: Baba ile Kız (1999)

    Deneme: Umut Edebiyatı Yedi Canlıdır, Acı Şölen, Gün Olur Söze Yazılır, Yaşadığımız Günlerin Yazıları

    “Benim Ellerimi Al, Benim Gözlerimi Kullan” , Bendeki Görüntüler, Şiiri Sorgulayan Yazılar



    Anı: İkinci Yeni’den Toplumcu Şiire

    Gezi: Güldeki Şafak , Düşmanı Kardeş Yapmak

    Günlük: Tanık Günler, Gölgeden Güneşe,

    Çocuk kitapları: Nasrettin Hoca, Tatil Köyünün Çocukları, Trenler Ne Güzeldir, Dünya Onlarla Daha Güzel,

    Şiirlerle Ezop Masalları, Çiçek Dürbünü, Şiirlerle Andersen Masalları, Sinemayı Seven Çocuk, Sorulardan Bir Gökkuşağı, Güneş Arkasına Baktı,



    Derleme: Dünden Bugüne Türk Şiiri (Asım Bezirci’yle, 2002)
    ARİF DAMAR(1925-2010)

    Şiir yazmaya orta birinci sınıf öğrencisi iken başladı. Bir müddet Arif 'Barikat' takma ismiyle toplumsal gerçekçi anlayışta şiirler yazdı. 1958 yılında "İstanbul Bulutu" adlı kitabıyla Yeditepe Şiir Armağanı'nı Cemal Süreyya ile birlikte aldı. Sonraları İkinci Yeni şairlerinin yanında, imgeye ağırlık veren bir şair olarak göründü. 1985 yılında Melih Cevdet Anday ile ortak imza attığı "Yağmurlu Sokak" adlı romanı yayımladı.



    Şiir: Günden Güne, İstanbul Bulutu (1958), Kedi Aklı (1959), Saat Sekizi Geç Vurdu (1962), Seslerin Ayak Sesleri (1975), Alıcı Kuşu Kardeşliğin (1976), Ölüm Yok ki (1980), Ay Ayakta Değildi (1984), Acı Ertelenirken (1985), Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988), Eski Yağmurları Dinliyordum (1995)
    ÖZDEMİR İNCE(1936-..)

    Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. İlk şiiri 1954'te "Kaynak" dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Türk Dili, a, Değişim, Dost, Şiir Sanatı, Papirüs, Soyut, Türkiye Yazıları, Milliyet Sanat, Yusufçuk, Adam Sanat gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. Şiir üzerine kuramsal yazılar ve değişik konularda denemeler, eleştiriler yazdı.



    Şiir: Kargı, Tutanaklar, Kiraz Zamanı, Karşı Yazgı, Rüzgara Yazılıdır, Elmanın Tarihi, Yedi Deryalar Geçsen Siyasetname, Zorba ve Ozan, Başak ile Terazi, Burçlar Kuşağı, Can Yelekleri Tavandadır, Yazın Sesi, Uykusuzluk Evren Ağacı, Ot Hızı,

    Denemeler ve Siyasi Yazılar: Şiir ve Gerçeklik, Tabula Rasa,………….

    Seçki: Bulgar Şiiri Antolojisi, Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi(Ataol Behramoğlu ile birlikte), Genç Bulgar Şiiri (F. Erdinç ile birlikte), Dünya Şiiri Antolojisi(Ataol Behramoğlu ile birlikte)
    SÜREYYA BERFE(1943-…)

    İlk şiirlerini halk türkü ve deyimleri tarzında yazmıştır. Sonra nesir ile şiir arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Şiirlerinde pek çok unsur ve malzemeyi kullanmıştır.



    Şiir: Gün Ola, Savrulan, Hayat ile Şiir, Ufkun Dışında, Şiir Çalışmaları, Ruhumun, Nabiga, Kalfa(Toplu Şiirler)


    Ama zor

    Ama kolay

    Yoksulduk

    Dünyayı sevdik


    Tavanda bir yarım ay
    Arif damar

    Nice nice acıları aklına getir

    Bunca yoksulluğu aklına getir

    Gözyaşlarını aklına getir

    "GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir

    Gitme aklına getir

    Arif damar



    DÖRTLÜK
    Bir elim ekmekte bir elim sende

    Bir elim gerçekte bir elim sende

    İki el bir baş içinmiş masal

    Bir elim gelecekte bir elim sende


    Arif damar



    BİR GÜN MUTLAKA
    Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra

    Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu

    yaz

    Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür



    gümbür bir telaş

    Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne

    güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!

    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz

    kafalılar! Ey sadrazam!

    Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç

    yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz

    Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl

    bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar

    Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz

    bir gömlek giyiyorum

    Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma

    Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli

    bir pardesü

    Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir

    kitapları

    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür

    ucundaki ırmakları

    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda

    Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum

    istasyona

    Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya

    İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su

    Ne yapsam...ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu

    Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma

    Ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette

    Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl

    ölebilir, nasıl unutulur insan

    Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl

    tarlalar

    Ne yapsam...ne yapsam...Dekart okuyorum sonradan...

    Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş

    Çankaya' ya

    Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara

    Bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis

    bir çocuk

    Lermontov' un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi

    bakıyor sonra

    Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,

    kuş sesleri geliyor kulağıma

    Ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor

    beni


    Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına

    Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına

    yüzünün oynamasına

    Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama

    İlençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal

    almaya



    İlençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri,

    bireyin kurtuluşunu filan

    İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan

    Uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey

    Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan

    Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün

    izliyor arkadan

    Yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek

    kısaca

    Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum



    sağda solda

    Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak

    kanatlarından merakla

    Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların

    olduğu alanlara

    Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının, sonbaharı anlatan

    şiiri

    Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa



    Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden

    sokaklara fırlamaya

    Kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama

    Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm

    filmlerden mi ne

    Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya

    Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla

    Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o

    yollar geliyor aklıma

    Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun

    gibi tombul ve sıcak elleri

    Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde

    yeni bir kız, kahvede yeni bir garson

    O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...

    Şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan

    yüreğimi bu telaş

    Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da

    Gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin

    fotoğrafını duvarda

    Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder

    misiniz karakola

    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür

    ucundaki ırmakları

    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce Vietnam' da

    Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya

    Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!

    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey

    şeyhülislam!

    Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz!

    Bunu söyleyeceğiz bin defa!

    Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çoğaltacağız

    marşlarla

    Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda

    Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla

    Yürüyeceğiz çoğala çoğala...

    Ataol BEHRAMOĞLU





    Sordum yeni doğmuş bir bebeğe:

    -Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?

    -Annemin sütünü düşleyerek.
    Bir mezarlıktan geçerken sordum ölülere:

    -Affedersiniz. Boş zamanlarınızı nasıl

    değerlendirirsiniz?

    -"Gelecek"leri düşünerek.

    Şiir çalışmaları/süreyya berfe
    ÇIRAK ARANIYOR

    Elim sanata düşer usta

    Dilim küfre, yüreğim acıya

    Ölüm hep bana

    Bana mı düşer usta?
    Sevda ne yana düşer usta

    Hicran ne yana

    Yalnızlık hep bana

    Bana mı düşer usta?


    Gurbet ne yana düşer usta

    Sıla ne yana

    Hasret hep bana

    Bana mı düşer usta?



    Refik DURBAŞ

    AĞIT


    annem mi bir kadın

    geciken bir kadın gece yatısına

    ölüm kendini göstereli babamın saçlarından

    günübirlik bir kadın

    üsküdar'la istanbul arasında
    babamdı sakalıydı babamın

    bir akşam göle batırdı

    çıkmamak üzere bir daha

    hepsi de ekmek kokardı

    sayısı unutulan parmaklarının
    akşam bir attır bütün ülkelerde

    serin esmer bir attır

    terkisine çocukların bindiği

    kemal özer


    METAMOSMORİS

    İlkin ELİFBA'ydı

    Sonra ALFABE oldu

    Derken ABeCe

    Şimdi de A.B.D. can yücel



    EY OĞUL YAZICI OLURSAN

    Ey oğul bir gün yazıcı olursan

    gözü gözünde yüreği yüreğinde eli elinde

    inancın tadını söyle ülkemin çocuklarına


    Ey oğul bir gün yazıcı olursan

    kuşkunun birikmenin ve beklemenin yazıcısı

    sakın masal anlatma ülkemin çocuklarına
    Zaman akıp gitmekte dağ taş değişmektedir

    demir paslanmakta temel çürümektedir

    al kalemi bildiğin en gerçek sözü yaz
    İşte ateş tuğlası ağaçlar kökleri

    işte ayağımızın bukağısı sırtımızdaki hançer

    yazılmamış şiir isimsiz kapalı kitap
    Erkeklerimiz var elmanın bir yarısı

    biraz sabır biraz öfke biraz sarmaşık

    sorusu sorulmamış yanıt boynu Pir Sultan
    Ey oğul bir gün yazıcı olursan

    sesini sev sevgini çoğalt yüreğini aç

    onu güzel ölüyü anlat ülkemin çocuklarına

    özdemir ince
    Başka türlü birşey benim istediğim,

    Ne ağaca benzer ne de buluta benzer;

    Burası gibi değil gideceğim memleket,

    Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;

    Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız

    Rengi başka, tadı başka.

    Can yücel
    BAYRAMLIK

    Koyunlar keçiler ve koçlar için

    Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı

    Bu barış var ya, bu barış

    Cephedekiler için o kadar barış

    Can YÜCEL

    SÜRGÜN


    Uyandırın anamı

    Söyleyin gidiyorum

    Yolumu gözlemesin

    Dönemem belki geri

    Arkadaşlarım duysun

    Kardeşim bunu bilsin

    Söyleyin gidiyorum

    Dönemem belki geri

    Babama haber salın

    Çiçekler onda kalsın

    Sulasın günaşırı

    Dönemem belki geri

    Korulara söyleyin

    Dağlara asmalara

    Baygın çocukluğumun

    Çınladığı kırlara

    Söyleyin gidiyorum

    Dönemem belki geri

    Gelsinler anılarım

    Uğurlasınlar beni

    Sadece sevdiğime

    Söylemeyin duymasın

    O kadar körpe ki kalbi

    Bilmiyor yitirmeyi

    Söylemeyin bu akşam

    Sevdiğim ağlamasın



    Nihat behram

    ANAYASASI İNSANIN

    Ustamız Eluard’ın izinden
    Kan yasası bu insanın:

    Üzümden şarap yapacaksın

    Çakmak taşından ateş

    Ve öpücüklerden insan!

    Can yasası bu insanın:

    Savaşlara yoksulluklara

    Ve binbir belaya karşın

    İlle de yaşayacaksın!

    Us yasası bu insanın:

    Suyu şavka döndürüp

    Düşü gerçeğe çevirip

    Düşmanı dost kılacaksın!

    Anayasası bu insanın

    Emekleyen çocuktan

    Uzayda koşana dek

    Yürürlükte her zaman



    Can yücel







        Ana sayfa


    İKİNCİ yeni sonrasi toplumcu şİİR (1960-1980)

    Indir 95.62 Kb.