bilgiz.org

İKİNCİ BÖLÜm karar mehmet bilen başvurusu

  • İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan
  • III. OLAY VE OLGULAR A. Olaylar
  • IV. İNCELEME VE GEREKÇE
  • B. Değerlendirme 1. Esas Yönünden
  • 3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
  • HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A.



  • Tarih27.12.2017
    Büyüklüğü37.23 Kb.

    Indir 37.23 Kb.



    TÜRKİYE CUMHURİYETİ

    ANAYASA MAHKEMESİ

    İKİNCİ BÖLÜM

    KARAR


    MEHMET BİLEN BAŞVURUSU

    (Başvuru Numarası: 2013/6009)

    Karar Tarihi: 22/6/2015

    İKİNCİ BÖLÜM

    KARAR

    Başkan : Alparslan ALTAN

    Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR

    Celal Mümtaz AKINCI

    Muammer TOPAL

    M. Emin KUZ

    Raportör Yrd. : Derya ATAKUL

    Başvurucu : Mehmet BİLEN



    Vekili : Av. İsmail Erdem GENCAN

    I.      BAŞVURUNUN KONUSU

    1. Başvurucu, “yasa dışı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçunu işlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

    II.    BAŞVURU SÜRECİ

    1. Başvuru, 31/7/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

    2. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/1/2015 tarihinde, başvurunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

    3. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2015 tarihinde, başvurunun esas incelemesinin yapılmasına karar verilmiştir.

    4. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

    III.  OLAY VE OLGULAR

    A.     Olaylar

    1. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

    2. Başvurucu, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 18/4/2001 tarihinde gözaltına alınmıştır.

    3. Başvurucu ve diğer otuz dört şüpheli hakkında, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 24/5/2001 tarih ve E.2001/568 sayılı iddianamesi ile "yasa dışı terör örgütünün kurucusu ve üyesi olmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış, dava, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2001/197 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

    4. Devlet güvenlik mahkemelerinin kapatılması üzerine, yargılamaya Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) E.2001/197 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.

    5. Mahkemece, 27/11/2012 tarih ve E.2001/197, K.2012/773 sayılı karar ile başvurucu hakkında her ne kadar "yasa dışı terör örgütü üyesi olmak" suçundan kamu davası açılmışsa da yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eyleminin “yasa dışı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçunu oluşturduğu ve bu suça ilişkin zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

    6. Karar, başvurucuya 25/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

    7. Başvurucu, 31/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

    B.     İlgili Hukuk

    1. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi, 104. maddesinin ikinci fıkrası ve 169. maddesi.

    IV.   İNCELEME VE GEREKÇE

    1. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 31/7/2013 tarih ve 2013/6009 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

    A. Başvurucunun İddiaları

    1. Başvurucu, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 24/5/2001 tarihli iddianamesi ile "yasa dışı terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

    B. Değerlendirme

    1. Esas Yönünden

    1. Başvurucu, “yasa dışı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçundan hakkında açılan kamu davasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

    2. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

    3. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

    4. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "yasa dışı terör örgütü üyesi olmak" suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç 765 sayılı mülga Kanun’un 168. maddesinin ikinci fıkrasında hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

    5. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltına alındığı 18/4/2001 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucu hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği 27/11/2012 tarihidir.

    6. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 18/4/2001 tarihinde gözaltına alınan başvurucu ile diğer otuz dört şüpheli hakkında, Başsavcılığın 24/5/2001 tarihli iddianamesi ile "yasa dışı terör örgütünün kurucusu ve üyesi olmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, davanın, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2001/197 sayılı dosyasına kaydedildiği tespit edilmiştir. Devlet güvenlik mahkemelerinin kapatılması üzerine, yargılamaya Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/197 sayılı dosyası üzerinden devam edildiği, Mahkemece başvurucunun savunması ile tanık beyanlarının alındığı, uzun süre başvurucu dışındaki diğer sanıkların savunmalarının alınabilmesi için haklarında çıkarılan yakalama emirlerinin infazının beklendiği belirlenmiştir. Mahkemece, 27/11/2012 tarihli karar ile başvurucu hakkında, her ne kadar "yasa dışı terör örgütü üyesi olmak" suçundan kamu davası açılmışsa da yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eyleminin “yasa dışı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçunu oluşturduğu ve bu suça ilişkin zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

    7. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

    8. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu 11 yıl 7 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

    9. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

    3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

    1. Başvurucu, yargılama makul sürede sonuçlandırılmadığı için 15.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

    2. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

    “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

    1. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin 11 yıl 7 aylık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 11.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

    2. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

    3. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

    1. HÜKÜM

    Açıklanan gerekçelerle;

    A. Başvurucunun;

    1. 1. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

    2. 2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

    3. B.  Başvurucuya net 11.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

    4. C.  Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

    5. D.  Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

    6. 22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 



    Başkan

    Alparslan ALTAN



    Üye

    Serdar ÖZGÜLDÜR



    Üye

    Celal Mümtaz AKINCI













    Üye

    Muammer TOPAL



    Üye

    M. Emin KUZ












        Ana sayfa


    İKİNCİ BÖLÜm karar mehmet bilen başvurusu

    Indir 37.23 Kb.