bilgiz.org

Fransa Cumhuriyeti (Fransızca: République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako




Tarih26.12.2017
Büyüklüğü181.79 Kb.

Indir 181.79 Kb.




KONYA TİCARET ODASI




FRANSA CUMHURİYETİ

ÜLKE RAPORU


Etüd-Araştırma Servisi

Temmuz 2011
İÇİNDEKİLER

GİRİŞ 1
BİRİNCİ BÖLÜM

FRANSA HAKKINDA GENEL BİLGİLER


    1. Ülke Kimliği 2

    2. Siyasi ve İdari Yapı 3

    3. Nüfus ve İşgücü Yapısı 3


İKİNCİ BÖLÜM

GENEL EKONOMİK DURUM
2.1. Ekonomik Durum 4

2.2. Önde Gelen Sektörlerin Durumu 5

2.2.1. Tarım ve Hayvancılık 5

2.2.2. Sanayi Sektörü 6

2.2.3. İnşaat ve Müteahhitlik 7

2.2.4. Madencilik ve Enerji 7

2.2.5. Turizm Sektörü 8

2.3. Dış Ticaret 8

2.3.1. Dış Ticaret Rejimi 8

2.3.2. Dış Ticaret Politikası 9

2.3.3. Dış Ticaret İstatistikleri 10

2.4. Doğrudan Yabancı Yatırımlar 11



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

TÜRKİYE İLE FRANSA ARASINDA EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLER
3.1. Siyasi İlişkiler 12

3.2. Ticari İlişkiler 13

3.2.1. Dış Ticaret Rejimi 13

3.2.2. İkili Ticaret 13

3.3. Yatırım İlişkileri 15

3.4. İki Ülke Arasında Ticaretin Geliştiği Sektörler 15

3.4.1. Kara, Hava ve Uzay Araçları 15

3.4.2. Tarım ve Hayvancılık Ürünleri 16

3.4.3. Tekstil ve Hazır Giyim 16

3.4.4. Diğer Sektörler 16

3.5. Fransa ile Ticarette Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar 17

3.6. Fransa’da Düzenlenen Önemli Fuarlar 19


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

KONYA-FRANSA TİCARİ İLİŞKİLERİ
4.1. Konya-Fransa Ticari İlişkileri 20
GİRİŞ

1994 yılında ülkemizi hedef ülke seçen ve bu tarihten itibaren ticari faaliyetlerimizin yoğunluk kazandığı Fransa, bugün önemli ticaret partnerlerimiz arasında ön sıralarda gelmektedir.

Ülkemiz ihracatının artırılması ve rekabet edebilirlik düzeyimizin yükseltilmesi için ticari faaliyetlerimizin yüksek olduğu ülkeleri en iyi şekilde tanımamızın önemi büyüktür.

Bu kapsamda hazırlamış olduğumuz bu çalışmanın birinci bölümünde Fransa’nın genel göstergelerine yer verilerek ardından ikinci bölümde Fransa ekonomisi detaylı bir şekilde incelenecektir. Son bölümde ise Türkiye-Fransa ikili ilişkileri irdelenecek ve Konya-Fransa arasındaki ticari durum kısaca ele alınacaktır.



BİRİNCİ BÖLÜM

FRANSA HAKKINDA GENEL BİLGİLER

1.1. ÜLKE KİMLİĞİ
Resmi Adı: Fransa Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi: Parlamenter Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Devlet Başkanı: Nicolas Sarkozy
Başbakan: François Fillon
Başkent: Paris
Önemli Şehirleri : Lyon, Nice, Marsilya, Bordo
Nüfusu: 65,821,885 (Temmuz 2011 tahmini)
Yüzölçümü: 543.965 km²
Resmi Din: Roma Katolikleri %83-88, Protestan %2, Musevi %1,

Müslüman %5-10, inançsız %4


Resmi Dil: Fransızca %100, bazı bölgesel lehçe ve diller
Etnik Yapısı: Fransız, Magripli (6 milyon), Siyahi (2,5 milyon)
Doğal kaynakları: Kömür, demir, boksit, çinko, potas, kereste, balık
Para Birimi: Euro (€)
Para Kuru: 1 $ = 0,7715 €
1.2. SİYASİ VE İDARİ YAPI
Cumhurbaşkanı 5 yıllık bir süre için doğrudan seçilir, yürütmenin devamını sağlamakla yükümlü olup bu kapsamda Bakanlar Kuruluna başkanlık eder başbakanın atamasını yapar, dış ilişkiler ve savunmaya ilişkin en kritik alanda sorumluluğu üstlenir, uluslararası anlaşmaları imzalar ve orduyu yönetir. Başbakan ise gündeme ilişkin diğer konulardaki faaliyetleri yönlendirir.

Fransız Parlamentosu (Assemblée Nationale) Fransa'nın ana yasama organıdır. Milletvekilleri 5 yıllık süre için doğrudan halkoyu ile seçilir. Senatörler ise Parlamento tarafından 9 yıllığına seçilmektedir. Senato seçimleri her 3 yılda bir yapılır ve her seçimde senatonun üçte biri yenilenir. Senato'nun yasama gücü sınırlıdır: Senato ile Parlamento arasında anlaşmazlık olması durumunda son söz Parlamento'ya aittir. Parlamento'nun gündemini belirlemede hükümetin önemli rolü bulunmaktadır.


1.3. NÜFUS VE İŞGÜCÜ YAPISI
65,8 milyon nüfus ile Avrupa’nın en kalabalık ülkesidir (2011). Nüfusun %77,4 ü kentlerde yaşamakta olup ülkenin en büyük kentsel yerleşim merkezi toplam ülke nüfusunun % 16sını barındıran Paris’tir. Paris’ten sonra en kalabalık kentler Marsilya, Lyon, Touluse ve Nice’dir.

Ülkenin nüfus artışında ülkeye her yıl 150.000 kadar gelen göçmenlerin payı da vardır. Gelen göçmenlerin büyük kısmı Fransız vatandaşlığına geçmektedirler. Göçmen nüfus içerisinde en büyük paya sahip olanlar gruplar ise sırasıyla Portekiz, Cezayir ve Fas kökenli kişilerdir. Fransa’da % 4 oranında Türk nüfus olduğu tahmin edilmektedir.




TABLO 1. İstihdam-İşgücü İstatistikleri




2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011a

2012a

2013a

İşgücü(Milyon)

27,4

27,5




27,9

27,9

28,0

28,0

28,1

28,3

28,4

İşgücündeki Değişim(%)

0.5

0.6

0.9c

0.5c

-0.1c

0.3

0.1

0.1

0.7

0.7

Çalışan nüfus(Milyon)

25.0

25,1

24,4

25,7

25,8

25,3

25,0

25,1

25,4

25,6

Çalışan sayısındaki değişim(%)

0.1

0.6

1.0

1,4

0.5

-2.2

-1.2

0.6

1.0

1.0

Çalışan sayısındaki değişim(%)

0.1

0.6

1.0

1,4

0.5

-2.2

-1.2

0.6

1.0

1.0

İşsiz sayısı

2,4

2,4

2,4

2,2

2,1

2,7

3,1

2,9

2,9

2,8

İşsizlik oranı(%)

8,9

8,9

8,8

8,0

7,4

9,7

10,9

10,5

10,2

9,9

(a)tahmin

Kaynak: Economic Intelligence Unit, France, Country Forecast,2010


BÖLÜM II

GENEL EKONOMİK DURUM
2.1. Ekonomik Durum

Fransa, Avrupa’nın iktisadi açıdan güçlü ülkelerinden biridir. Tarım ürünleri bolluğu ve çeşitliliği ile Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde birinci sırada, süt ürünleri açısından ise dünyada dördüncü sırada yer almasının yanı sıra, sanayisi oldukça güçlü bir ülkedir. Endüstri, ülke gelirinin çeyreğini ve ticaret kazancının %80`inden fazlasını karşılamaktadır.

Fransız ekonomisinin 1990’lı yıllardan bu yana en önemli ekonomik sorunları sırasıyla, düşük büyüme hızı, özellikle delokalizasyonun (uluslararası rekabet dolayısıyla üretim maliyetlerinin yüksek kalması nedeniyle fabrikalarının üçüncü ülkelere taşınması) artırdığı işsizlik, bütçe açıkları ve sosyal güvenlik sistemi açıklarıdır.

Fransız ekonomisi özellikle 1990’lı yıllardan bu yana gelişmiş ülkelerin kaydettiği büyüme oranlarının altında bir büyüme gerçekleştirmektedir. 1990-2000 yılları arasında yıllık %2’lik bir büyüme gerçekleştiren Fransa’nın büyüme hızı, 2000 yılından sonra %2’nin altına düşmüştür.

Devlet 1990’ların başından beri Fransa Telecom, Fransız Havayolları ve bankalar gibi diğer endüstrilerdeki hisselerini elden çıkarmaya başlamıştır. Yüksek orandaki işsizlik hala Fransa için sorun teşkil etmektedir. Fransa, geniş refah imkanlarını ve muazzam devlet bürokrasisini kesmekten kaçınmış ve bütçe açığını kapatmak için savunma harcamalarını kesmeyi ve vergileri yükseltmeyi tercih etmiştir.

Dünya piyasalarında, 2002 yılında yüksek petrol fiyatları, düşen sermaye piyasaları, uluslararası siyasi belisizlikler gibi pek çok etken nedeniyle beklenen olumlu gelişmeler gözlenememiş ve bu durum Fransa’yı da olumsuz etkilemiştir. Ülkedeki işsizliğin artmasının yanı sıra gelirin belirgin şekilde yükselmesinin etkisiyle hanehalkı tüketimindeki artış Fransa’daki aktiviteleri desteklemiştir.


TABLO 2. Temel Ekonomik Göstergeler

Yıl

GSYİH (Milyar Dolar)

Kişi Başına Gelir (Dolar)

Büyüme Oranı (%)

Enflasyon Oranı (%)

İşsizlik Oranı (%)

İhracat (Milyar Dolar)

İthalat (Milyar Dolar)

2005

1,868

30.546

1.961

1.9

9.9

443,4

473,3

2006

1.976

32.085

2.418

1.912

8.7

490,0

529,1

2007

2,081

33.598

2.323

1.607

7.9

546,0

600,9

2008

2,169

34.177

0.033

3.159

7.4

601,9

692,0

2009

2,114

33.434

-2.547

0.103

9.1

473,4

535,8

2010

2.145

34.092

1.565

1.64

9.5

508,7

577,7

Kaynak: IMF, 2010 World Economic Outlook
2008 yılını %0,3 büyüme ile bitiren Fransa ekonomisi, küresel krizin etkisi ile 2009 yılında yüzde 2,5 daralmıştır.

Fransız ekonomisi 2010 yılının toparlanmaya başlamış olup 2010 yılı ı için büyümenin %1,5 olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılı için büyümenin biraz yavaşlayarak %1,4 olması, 2012’den itibaren küresel ekonomik krizin etkilerin giderilmesi beklentisi ile iyileşmenin devam etmesi ve 2012—2015 döneminde%1.5 den %1,8’e yükselmesi beklenmektedir.

Kişi başına düşen GSYİH 2010 yılı için 34 bin Dolardır. Tek kişilik hane sayısındaki artış ve yaşlanan nüfusun tüketim eğilimlerin etkisi olacaktır. Özellikle ev gereçleri, iletişim ürünleri ile sağlık ve eğlence ve turizm hizmetlerinin bu eğilimden başta etkilenecek sektörleri olması beklenmektedir.
2.2. Önde Gelen Sektörlerin Durumu

2.2.1 Tarım ve Hayvancılık

Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarımın gayrı safi milli hasıla ve istihdam içindeki payı Fransa’da da gerilemektedir. 1945 yılından sonra tarımın ülke ekonomisindeki göreceli önemi azalmıştır. 1970’lerde ülkede tarım, balıkçılık ve ormancılık sektörlerinde çalışanların toplam sayısı 2,8 milyon iken bu sayı bugün için yarı zamanlı çalışanlar da dahil olmak üzere 1,0 milyona düşmüştür

Fransa’nın 543.965 km2 olan topraklarının %52’si tarım arazisi olarak kullanılırken %31,4’lük bölümü ormanlık arazi ile kaplıdır. AB ülkeleri içerisinde en büyük tarım üreticisi ülke konumunda olan Fransa aynı zamanda dünyada ABD’den sonraki en önemli tarım ürünleri ihracatçısıdır. Fransa aynı zamanda 10 yılı aşkın bir süredir dünyada üçüncü büyük ihracatçı ülke konumundadır.

Tarım ve tarımsal üretime dayalı gıda endüstrisinin Fransa ekonomisindeki payı %4,2 civarındadır. Balıkçılık ise %2,2 oranında bir payı ifade etmektedir. Bu sektörlerin her biri ekonomi içinde yaklaşık metalürji, enerji gibi sektörler kadar yer tutmaktadır.

Fransa iklimi ve coğrafi yapısını ile bağlantılı olarak tarım için son derece elverişli koşullara sahip bir ülkedir. Ülkedeki ormanlar 16 milyon hektarlık alanı kaplamakta olup, bu alan ülkenin yüzölçümünün yaklaşık % 29’una karşılık gelmektedir. Bunun sonucu olarak Fransa önemli bir kereste üreticisidir .

Yıllık 918.000 ton üretim ile Fransa AB ülkeleri arasında Danimarka, İspanya ve İngiltere’nin ardından dördüncü büyük üretici konumundadır. Ürünün büyük bölümü geleneksel yöntemlerle yapılan avlanmayla elde edilmektedir. Özellikle Bretagne ve Akdeniz kıyılarında küçük balıkçı tekneleri ile avlanma oldukça yaygındır.




2.2.2. Sanayi

Fransa, sektörel anlamda geniş yelpazeli bir imalat sektörüne sahiptir. Fransa Otomobil, Havacılık ve Uzay Sanayi, Çelik, Makina, Kimyasal Ürünler, Metalurji, Elektronik, Madencilik, Plastik Sanayi, Tekstil, Gıda Sanayii, Turizm olmak üzere pek çok alanda oldukça gelişmiş bir sanayiye sahiptir.

Çeşitli ara, sermaye ve tüketim malları üretimi yapılan Fransa’da öne çıkan sanayi sektörleri ise yüksek teknolojili uzay ve havacılık ile otomotivdir.

İmalat sanayi sektörleri, bölgelere göre de belli alanlarda yoğunlaşmıştır. Kuzeydoğu Fransa (Nord-Pas-des-Calais) demir çelik, çeşitli metal sanayileri ve otomotivde öne çıkarken, Lyon bölgesi kimya sektöründe, Toulouse bölgesi havacılık ve uçak üretiminde, büyük Paris ve Alsace bölgeleri de KOBİ düzeyinde çok çeşitli hizmet ve üretim dallarında öne çıkmaktadır.


2.2.2.1.Otomotiv

Fransa’nın ihracatında taşıt araçları birinci sırada yer almaktadır. Fransa, otomotiv sektöründe Avrupa’da Almanya’dan sonra en büyük endüstriye sahip ülkedir.

2008 yılında Fransa’da 2,1 milyon motorlu taşıt üretilmiş, bunun 1,7 milyonunu otomobiller oluşturmuştur. Otomotiv sektörü, yarattığı katma değer ile milli gelirin %10’nu oluşturmakta ve 257.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Halihazırda ülkede bulunan 21 otomobil fabrikasında 21 çeşit araç üretilmekte, ayrıca 6 ticari, 7 otobüs ve kamyon fabrikası bulunmaktadır. Sektör, 126 milyar Euro’luk cirosuyla ülke sanayinin en önemli sektörü konumundadır. En büyük firmalar Renault, PSA Peugeot ve Citroen’dir.
2.2.2.2. Savunma, Havacılık ve Ulaşım

Savunma sektöründe Thales, ulaştırma sektöründe ise hızlı trenleri (TGV) üreten Alstom firmaları öne çıkmaktadır. EADS grubunun bir parçası olan AIRBUS firması da dünyanın en büyük uçak üreticilerinden birisidir.

Söz konusu sektörlerin hepsinin sabit harcamaları ve Ar-Ge giderleri ciro içinde yüksek bir meblağa denk düşmektedir. Söz konusu yüksek sabit giderler çoğunlukla devletçe finanse edilmektedir. Son yıllarda artan bütçe ve devlet açıkları ve ekonomik kriz nedeniyle bu sektörlerin Ar-Ge harcamalarında azalma yaşanmaktadır.
2.2.2.3. Kimya Sektörü

Fransa’nın kimya (eczacılık) sektörü, Avrupa’nın en büyüğü olarak İngiltere ve Almanya’yı geride bırakmaktadır. 2006 yılında iç üretim 35 milyar Avro’dur. Sanofi-Aventis sektörün en büyük firmasıdır. Sektörde irili ufaklı 300 şirket bulunmaktadır.



2.2.3. İnşaat ve Müteahhitlik

Fransa’da devletin altyapı ve ulaşım sektörlerinin gelişimine verdiği önem dolayısıyla inşaat sektörü hem çok gelişmiş, hem de devletin kontrolü altında kalmıştır.

Fransız inşaat sektörü, Paris’teki iş merkezi bölgesi olan La Defense’ın geliştirilmesinden otoyol inşaatlarına ve devletin koruyuculuğu altında uluslararası müteahhitlik ihalelerinin alınmasına kadar çok çeşitli alanlarda faaliyet göstermektedir. En büyük inşaat ve müteahhitlik firmaları Vinci ve Bouygues’dur.

Fransa‘nın hizmet sektöründe 2011 – 2015 döneminde aşamalı olarak 1,6- 2,0 arasında büyüme beklenmektedir. Yine önümüzdeki dönemlerde yatırımlarda hafif bir büyüme beklenmekte olup eskiyen makine ve ekipman parkını yenilenmesi söz konusu olup genelde inşaat sektöründe yatırımlara soğuk bakılmaktadır. Ancak yenilenebilir enerji sektöründe kullanılan inşaat malzemesi ve ekipmanı konusunda

Fransız piyasasında büyüme görülmekte olup bu artış, özellikle avantajlı gelir vergisi kredisine, % 0 faizli çevre kredilerine, ulusal ve bölgesel bazda doğrudan veya dolaylı verilen desteklere ve yeniden yapılandırmalar için KDV’nin % 5,5 oranında uygulanmasına bağlanmaktadır.

Fransız gayrimenkul ve inşaat sektöründe sürdürülebilir gelişim için çevre dostu (yeşil) yapılara artan oranda ilgi gösterilmektedir. Fransız hükümeti de düşük veya sıfır enerji tüketen evlerin geliştirilmesi konusunda kararlılık göstermektedir.

Fransa’da müteahhitlik sektörü konusunda bir girişimin düşünülmesi halinde İstanbul’da Fransız sefaretine bağlı olarak çalışan Fransız Yatırım Ajansından ülkedeki son uygulamalar ve devlet yardımları konusunda bilgi alınması da mümkündür.
2.2.4. Madencilik ve Enerji

19. yüzyılın sonlarından ikinci Dünya Savaşının ertesine kadar madencilik önemli bir sanayi sektörü olmuş, özellikle kömür ve demir cevheri kaynakları Fransa’nın zenginleşmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak kömür rezervleri oldukça azalmış, 2007 yılında devlete ait kömür işletmeleri kapatılmıştır. Bu nedenle artık ülkede kömür kullanılmamaktadır. Diğer taraftan bir zamanlar zengin demir yataklarına sahip Loraine bölgesinde rezervler artık bitme noktasına gelmiştir. Bu nedenle Dunkirk yakınındaki ve Fos’ta yer alan demir çelik fabrikaları artık ithal girdi ile çalışmaktadır

Enerji sektörü ülkenin GSYİH’dan aldığı pay 2007 yılında %2 olmuştur. Sektörde 232.000 kişi çalışmaktadır.

Fransa’nın enerji politikası 1970’lerdeki petrol krizinin ardından değiştirilmiş, enerji bağımlılığını azaltma yönlü politikalar uygulamaya konmuştur. Bu politikalarla Fransa’nın uzun dönem enerji ihtiyaçlarının güvenli bir şekilde sağlanması hedeflenmiştir. Bu çerçevede Fransız enerji politikası üç temele dayandırılmıştır:

-Her türlü enerjinin (elektrik, doğal gaz, akaryakıt, katı yakıt vs.) uzun süreli, garantili ve güvenli bir şekilde temini

-Enerjinin rekabet edebilir fiyatlarla piyasaya sunularak kamu ve özel sektördeki enerji firmalarının hem iç piyasada hem de uluslararası piyasalarda uyumlu ve rekabet içinde çalışmasının sağlanması,

-Çevreye ve gelecek nesillere duyarlı temiz enerji üretimini sağlayacak modellerin kurulması ve geliştirilmesinin sağlanması

Bu kapsamda, Fransa petrol bağımlılığını başka enerji kaynakları bularak azaltmak, enerji ithalatını Norveç, İngiltere gibi daha istikrarlı ülkelerden yapmak ve yerel enerji üretimini artırmak şeklinde özetlenebilecek uygulamalar sayesinde; ısıtma amacıyla artık petrol yerine daha çok elektrik (büyük bölümü ülke içi kaynaklardan sağlanmakta) ve doğal gaz (halen büyük bölümü ithalat yoluyla karşılanan ) kullanmaktadır.

Ayrıca nükleer enerji, Fransa’da enerji üretiminde önemli bir rol oynamakta olup Fransa’nın tükettiği elektriğin %80’i nükleer teknoloji ile üretilmektedir. Halen ülkede 59 adet nükleer tesis vardır. Ayrıca enerji üretiminde yenilenebilir enerjinin ve rüzgâr enerjisinin payı % 10, klasik termik santrallerin (kömür ve petrol) üretimdeki payı ise % 12’dir.

Fransa, enerji firmalarının özelleştirilmesine şiddetle karşı çıkmakta AB Komisyonu birimleriyle karşı karşıya gelmektedir. Enerji güvenliği endişesi ile Fransa, doğal gaz ve elektrik piyasalarının liberalleştirilmesine direnmektedir.


2.2.5. Turizm Sektörü

Fransa, Ülkeye giren kişi sayısı dikkate alındığında dünya turist akışı bakımından ilk sırayı alan ülkedir. 2008 yılında, dünya turist hacminin %10’ununu teşkil eden 79 milyon uluslararası turisti ağırlamıştır. Bu kadar fazla turisti çeken çok farklılık gösteren doğal güzellikleri ve tarihi siteleri, zengin mimarisi ve mutfak mirası ve iyi gelişmiş taşımacılık alt-yapısıdır. Ayrıca Fransa sportif ve kültürel olaylar ile turistik açıdan yeni olanaklar sunmaktadır. Turizm sektörü yaklaşık 894 bin kişiyi istihdam etmektedir.


2.3. Dış Ticaret

2.3.1. Dış Ticaret Rejimi

AB üyesi olan Fransa, dış ticaret politikasıyla ilgili tüm mevzuatını Avrupa Birliği müktesebatına uyumlaştırmıştır. Bu politikada serbest ticaret esastır. Ancak, uluslararası taahhütler çerçevesinde, bazı ürünlerin Topluluk sınırlarına girişi gözetim altına alınmış, sınırlanmış ve bazı tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede kontenjana tabi ürünler ithalat lisansı ile ithal edilmekte, ithalat akışının izlenmesi gereken bazı ürünlerde ise gözetim belgesi düzenlenmektedir.


Fransa'nın gümrük rejiminde uluslararası alanda geçerli kamu sağlığı, kamu düzeni ve güvenliği, milli varlıkların korunması, hayvan ve bitki türlerinin korunması, çevre korunması, taklit ile mücadele gibi esaslara dayalı olmak üzere ithali ve ihracı özel izne tabi ürünler bulunmaktadır.

Serbest dolaşım rejimi üçüncü ülkelerden Topluluğa ithal edilen ürünlerle ilgili olarak uygulanan ticaret politikası tedbirleri ile tarifeleri belirlemektedir. Gümrük vergileri, Ortak Tarım Politikasından kaynaklanan vergiler, varsa antidamping vergileri tahsili ile, kontenjan ve diğer kısıtlama tedbirleri gibi, topluluk ticaret politikasından kaynaklanan tedbirlerin uygulanması bunlar arasındadır.

Tüketime sunma rejimi ise; Katma Değer Vergisinin, Petrol ürünleri üzerinden alınan vergilerin, Alkol üretimi ve tüketimi, içki dolaşımı vergisinin, Bazı tarım ve sanayi ürünlerinden alınan parafiskal vergilerin ödenmesi gibi ithalatçının ürünü iç piyasaya serbestçe sunabilmesini sağlamak üzere yerine getirilmesi gereken formalitelerden oluşmaktadır.

Fransa’da KDV oranı genel olarak % 19,6 olup, ilaç ve yazılı basına %2.1, gıda (alkollü içkiler ve çikolata hariç) ve kitaplara ise % 5,5 uygulanmaktadır.


2.3.2. Dış Ticaret Politikası

Fransa'nın dış ticaretini geliştirme yönünde bölgesel, ulusal ve Avrupa boyutunda olmak üzere sunduğu destekleri arasında en çok önem ve destek verdiği alan küçük ve orta ölçekli işletmelerin uluslararası alana açılımlarını özendirme ve yurtdışı faaliyetlerini geliştirmesidir. Fransa'da bu amaçla çok sayıda ve çok çeşitli yardım türleri resmi, yarı resmi ve özel kuruluşlar tarafından organize edilmektedir. Söz konusu yardımlar, yabancı piyasaların tanıtımı, mevzuat bilgisi temini, pazar olanakları bilgisi temini, seminer, konferans organizasyonu yardımı, fuar katılım desteği, firma karşılaştırmaları organizasyonu, reklam tanıtım faaliyetleri desteği, teknolojik tanıtım desteği, yatırımların garantisi, kredi ve sigorta destekleri, teknolojik yeniliklerin teşviki, araştırma ve geliştirme faaliyetleri desteği, seyahat masraflarının karşılanması desteği vb. şeklinde gerçekleşmektedir.

Fransız Hükümetince 1998 yılında yürürlüğe giren mali protokol ile gelişmekte olan ülkelere ihracat yapan KOBİ’lerin desteklenmesi uygulaması çerçevesinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülke (Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Tayland, Hindistan, Azerbaycan, Kazakistan, Fas, Tunus, Cezayir, Filipinler, Kolombiya, Bolivya, Peru, Panama) pazarlarına girişte Fransız KOBİ’lerine proje bazında kredi sağlama uygulaması sürdürülmektedir.

Ekonomi Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Dış Ticareti Geliştirme Merkezi (CFCE) arasında yapılan bir Protokol ile firmalar artık yurt dışındaki ihracatlarına destek olmak gayesiyle kredi sistemi çerçevesinde, bölgesel meslek odalarından her türlü bilgi edinme hakkına sahip bulunacaklardır. Bu aynı zamanda Fransız esnaf ve zanaatkar firmaları ile çok küçük ölçekli işletmelerin dış pazara açılmalarını sağlayacaktır.

Fransa’nın ihracatının artırılması ve yabancı ülkelerdeki yatırımlarının daha geliştirilmesi, amacıyla, Ekonomi, Maliye ve Sanayi Bakanlığı kapsamında bulunan ve dış ticaretten sorumlu kuruluş olan Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü dış teşkilatı itibariyle 2002 yılı başında yeni bir yapılanmaya giderek, diğer ülkelerde bulunan Büyükelçilikler nezdindeki Ekonomi, Ticaret, Maliye ve Gümrük Müşavirliklerini tek bir yapı altında birleştirmiştir. Bu reform çerçevesinde 113 ülkede 156 Ekonomi ve Ticaret Müşavirliği mevcut bulunmaktadır.
2.3.3. Dış Ticaret İstatistikleri

Fransa’nın dış ticaret dengesi, 2005 yılından bu yana oldukça ciddi bir bozulma sergilemiştir.

2003 yılından bu yana yaşanan petrol fiyatlarındaki artışlar ile 2002 yılından beri Euro’nun değer kazanması sonucunda Fransız firmalarının rekabet gücünde düşüş yaşanması bu bozulmanın altında yatan başlıca nedenler olmuştur.

Fransa’nın son yıllarda sergilediği kötü ihracat performansı, kısmen ticaretinin kompozisyonu ve yönü ile açıklanabilir. Sermaye mallarının Fransa ve Almanya’nın ihracatındaki payı birbirine yakın olmakla birlikte, Fransa’nın sermaye malı ihracatı uzay ve havacılık gibi sektörlerde yoğunlaşırken Almanya’nınki daha fazla çeşitlilik sergilemektedir.

Fransa’nın ihracatının %15’i en büyük ticaret ortağı Almanya’ya olurken bu ülkeden yaptığı ithalatın toplam ithalatı içindeki payı %20’dir. Fransa’nın bu ülkeyle olan ticareti, geri kalan AB ülkeleriyle olan mal ticaretinin 1,5 katından fazladır. Fransa’nın Almanya’dan sonra en büyük ihracat pazarı ispanya olurken AB dışındaki en büyük ihracat pazarını ABD oluşturmaktadır.

Gıda işleme ile Airbus tarafından gerçekleştirilen yolcu uçağı üretimi Fransa’nın en önemli ihracat kalemlerini oluşturmaktadır.


TABLO 3. Fransa’nın Dış Ticareti (2005-2010)

YILLAR

İHRACAT

İTHALAT

DENGE

HACİM

2005

351,9

387,5

-35,6

739,4

2006

385,3

428,9

-43,6

814,2

2007

396,4

453,1

-56,7

849,5

2008

412,3

484,2

-71,3

896,5

2009

339,9

397,1

-57,2

737

2010

392,1

443,2

-51,1

835,3

2010 yılı verilerine göre Fransa yaklaşık 400 milyar dolar değerindeki ihracat ile Çin, Almanya, ABD ve Japonya’nın ardından Dünyadaki 5. büyük ihracatçı konumundadır.



Tablo 4. Fransa’nın Dış Ticaretinde Başlıca Ürün Ve Ülkeler Tablosu

İhracatında Başlıca Ürünler:

Makineler ve donanımları %20,1, motorlu araçlar %20, kimyasallar, parfümler ve kozmetik %12,1, işlenmiş gıda ve içecekler %9,8, eczacılık ürünleri %7,6

İthalatında Başlıca Ürünler:

Makineler ve donanımları %21, motorlu araçlar %14,8, enerji %10,2, kimyasallar, parfümler ve kozmetik %8,5, işlenmiş gıda ve içecekler %7,4

İhracatında Başlıca Ülkeler:

Almanya %15,9, İtalya %8,1, İspanya %7,8, Belçika %7,4, İngiltere %7, Türkiye %1,45

İthalatında Başlıca Ülkeler:

Almanya %19,4, Belçika %11,7, İtalya %8, Hollanda %7,2, İspanya %6,7, Türkiye %1,29


2.4. Doğrudan Yabancı Yatırımlar
Fransa, eğitimli işgücü, kaliteli altyapısı ve büyük pazarı dolayısıyla önemli ölçüde doğrudan yabancı sermaye çeken bir ülkedir. Ancak diğer gelişmiş ülkelere kıyasla düşük düzeyde Ar-Ge yatırımları, yüksek vergi yükü ve ağır bürokrasisi nedeniyle yabancı sermaye çekmede gerçek potansiyelini yakalayamamakta, hatta Fransız firmaları, düşük vergi ve ucuz işgücünden yararlanmak için Doğu Avrupa, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da giderek daha çok yatırım yapmaktadırlar. Geleneksel olarak Fransa’nın en çok yatırım yaptığı bölgeler; Kuzey Amerika ve Batı Avrupa olup (ABD, İngiltere, Belçika, Hollanda, Almanya, İtalya ve Lüksemburg), yabancı yatırıma konu alanlar finans, enerji, imalat, telekomünikasyon, gayrimenkul ve perakende sektörleridir.

Fransa’ya en çok doğrudan yabancı sermaye yatırımında bulunan ülkeler sırasıyla Hollanda, İngiltere, ABD, Almanya, Belçika, İsviçre, İtalya, Japonya, İspanya ve Kanada’dır.



BÖLÜM III

TÜRKİYE İLE FRANSA ARASINDA EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLER
3.1. Siyasi İlişkiler

Fransa ve Türkiye ilişkileri köklü bir geçmişe sahiptir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa Osmanlı Devleti’ni diğer Batı Avrupa ülkelerine karşı bir tür dengeleyici olarak görmüş ve işbirliği yapmıştır.

İkinci Dünya Savaşını müteakip Türkiye ile Fransa BM, NATO gibi uluslararası kuruluşlarda müttefik konumunda yer almaktalarsa da, iki ülke ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. 1980’li yılların ortalarından itibaren Türk-Fransız ilişkilerinde yakalanan ivme, Jacques Chirac’ın 1995 Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle hız kazanmıştır. Fransa, bu çerçevede, 1995’te Gümrük Birliği kararının alınmasında ve 1999 Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin aday ülke statüsünün resmen tanınmasında önemli ve işlevsel bir rol üstlenmiştir. Öte yandan, 1998 yılında imzalanan ve Türk-Fransız ortaklığını stratejik bir çerçeveye oturarak, iki ülke ilişkilerine siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda yeni bir ivme kazandırmayı amaçlayan “Türkiye-Fransa 2000 Eylem Planı” başlıklı belge ile bu belgeye pratikte işlerlik kazandırılması için geliştirilen "Uygulama Eki" 1998 yılında imzalanmıştır.

Siyasi ilişkilerde, 2001 yılında 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını tanıyan bir yasanın çıkarılması, 2006 yılında ise Sözde Ermeni soykırımının “inkârını” suç sayan yasa teklifinin Ulusal Meclis’te benimsenmesi ilişkilerde sıkıntılı dönemlere girilmesine neden olmuştur. Sözkonusu yasa teklifinin Senato’da gündeme alınmamasıyla ilişkiler normalleşme sürecine girmiş, karşılıklı temas ve ziyaretlerin de etkisiyle de ilişkilerde gelişme kaydedilmiştir.

Türkiye’nin AB üyeliği Fransa kamuoyunda uzun süre tartışılmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Türkiye'nin AB üyeliğine karşı bir tutum benimsemiştir. Bu çerçevede, Fransa, beş faslın müzakerelere açılmasını engellemektedir.
Bugüne kadar iki ülke arasında yapılan anlaşmalar şunlardır:


  • 31.08.1946 - Ticaret ve Ödeme Anlaşması

  • 18.02.1987 - KEK Kurulmasına İlişkin Protokol

  • 05.01.1989 - Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması

  • 11.02.1992 - Bilimsel ve Teknik İşbirliği Anlaşması

  • 13.04.1992 - Turizm İşbirliği Anlaşması

  • 15.01.1993 - KEK III. Dönem Toplantısı Mutabakat Zaptı

  • 04.02.1993 - Standartlar Alanında İşbirliği Anlaşması

  • 05.09.1996 - Denizcilik anlaşması

  • 20.02.1998 - Türkiye – Fransa 2000 Anlaşması

3.2. Ticari İlişkiler

3.2.1. Dış Ticaret Rejimi

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında tamamlanan Gümrük Birliği ile, sınai ürünler ve ayrı bir anlaşmaya konu teşkil eden bazı demir-çelik ürünleri üye ülkelerle aynı rejime tabi olmuştur. Yani Topluluk ülkelerinde veya Türkiye’de üretilen ya da Topluluk veya Türkiye’de serbest dolaşımda olan tamamen veya kısmen üçüncü ülke kaynaklı ürünlerden üretilen ürünler, Topluluk veya Türkiye’de serbest dolaşımda olan üçüncü ülke kaynaklı ürünler, serbest dolaşımda sayılmaktadır.

İhracatçı ülke makamları tarafından verilen A.TR modeli bir dolaşım belgesi ile sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinin serbest dolaşımı sağlanmaktadır.


  • Taraflar arasında yolcu beraberinde taşınan mallar ile,

  • Posta yoluyla gönderilmiş olup, söz konusu serbest dolaşım rejiminden yararlanmağa hak kazanmış mallar, A.TR belgesi ibrazından muaf tutulmaktadırlar.

Taraflar arasındaki tarım ürünleri ticareti ise çeşitli ürünlerde vergi indirimleri veya muafiyetlerini içeren tercihli bir anlaşma çerçevesinde yürütülmekte olup, bu ürünlerin ticaretinde 1.1.1999 tarihinden itibaren EUR 1 belgesi kullanılmaktadır.
3.2.2. İkili Ticaret

Fransa, ikili ticarette sürekli açık verdiğimiz ülkelerden birisi durumundadır. Ülkemizin en önemli ticaret ortaklarından birisi olan Fransa ile ticaretimizde ortaya çıkan açıkta motorlu taşıtlar ile aksam ve parçaları çok önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu ürünlerin Fransa’dan toplam ithalatımız içindeki payı yaklaşık % 15 civarındadır.

Diğer taraftan, Fransa, ithalatımızda olduğu gibi ihracatımızda da önemli bir yere sahiptir. İthalatımızda motorlu taşıtlar ile bunların aksam ve parçaları ilk sırada yer alırken, ihracatımızda giyim eşyaları, motorlu taşıtlar, tekstil elyafı ve mamulleri ilk sıralarda yer almaktadır.

İkili ticari değişimler, on yıl önce ortaya konan Gümrük Birliği dinamiğinin de teşvikiyle, bir çok yıldan bu yana, güçlü ve düzenli bir büyüme göstermektedir. Avrupa Birliği pazarı dışında, Türkiye, Rusya, Kanada ya da Hindistan gibi büyük ülkelerin önüne geçerek, Fransız ihracatında, 6. sıraya yükselen pazar olmuştur. Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren, Türkiye’deki Fransız varlığı, sanayi, gıda, dağıtım ve bankacılık ile finansal hizmetler de dahil olmak üzere, hizmetler sektöründe imrenilecek bir durumdadır.

Fransa ile Türkiye arasındaki ticari alışverişlerin önü, Avrupa Birliği ile gümrük birliği anlaşması yürürlüğe girdiği anda gözle görülür şekilde açılmıştır. On yılda, değer olarak üç misli artmıştır; Fransa’nın yalnızca Türkiye’ye ihraç ettiği mal, tüm ihraç mallarının toplamından 4 kez daha hızlı bir şekilde artış göstermiştir. Özellikle, otomotiv sektörünün, her iki yöndeki değişimlerde % 30’luk baskın ağırlığı; Türkiye’nin Avrupa üretim ve tüketim alanına tam olarak girdiğini doğrulayan bir durumdur.

Son birkaç yıldır Fransız arzının Türk pazarında iyi bir denkliğinin olması, Fransa ile Türkiye arasındaki ticari değişimlerin belirli bir olgunluk seviyesine erişmesini sağlamıştır. Ticari değişimler artık kamu talebine bağımlı değildir. Özel talepler, özellikle de şirketlerin talepleri, değişimlerde yüksek düzeylere ulaşılmasını sağlamaktadır.

İki ülke arasındaki, iyi ticari ilişkilerimiz, bizi tembelliğe götürmemelidir. Fransa, 2004 yılında, Türkiye’nin 3. sıradaki ticari ortağıydı. 2005 yılında, Çin’in Türk pazarında artan performansından dolayı 4. sıraya geriledi. Dolayısıyla, daha belirgin bir rekabet evresine girmiş bulunuyoruz ve Türkiye’de hala fethedilmesi gereken pazar payları bulunuyorsa, şirketlerimizin bu ülke için daha büyük bir merak ve ilgi göstermeleri gerekmektedir.

Fransa ve Türkiye, çoğu aynı olan hizmet ve ürün üretimini yapmaktadırlar ve birbirlerine ihraç etmektedirler. Bu sebeple, bazı değişiklikler dışında, bu ürün ve hizmetlerin Fransa’da pazarlanması, Türkiye’deki iç piyasayla benzerlik göstermektedir.



Son zamanlarda özellikle Türk piyasasının yeniden hareketlenmesi ve Türk Lirasının değer kazanması, Türkiye’nin Fransa’dan yaptığı ithalatı frenlemiştir. İkili ticari değişimler halihazırda Fransa’nın lehine bir ölçüde gerçekleşmektedir.
TABLO 5. Türkiye-Fransa Dış Ticaret Verileri


YILLAR


İHRACAT

(FOB)


DEĞİŞİM (%)


İTHALAT

(CIF)


DEĞİŞİM (%)


HACİM


DENGE

1999

1.569.848

20,3

3.127.160

3,1

4.697.008

-1.557.312

2000

1.656.968

5,5

3.531.818

12,9

5.188.786

-1.874.850

2001

1.895.290

14,4

2.283.939

-35,3

4.179.229

-388.649

2002

2.134.575

12,6

3.052.706

33,7

5.187.281

-918.131

2003

2.826.140

32,4

4.164.120

36,4

6.990.260

-1.337.980

2004

3.668.417

29,8

6.201.348

48,9

9.869.765

-2.532.931

2005

3.805.760

3,7

5.887.816

-5,1

9.693.576

-2.082.056

2006

4.604.349

21

7.239.953

23

11.844.302

-2.635.604

2007

5.974.462

29,8

7.849.708

8,4

13.824.170

-1.875.246

2008

6.617.511

10,7

9.022.015

14,9

15.639.526

-2.404.504

2009

6.208.801

-6,1

7.091.795

-21,4

13.296.018

-872.036

2010

6.038.122

-3

8.176.351

15

14.214.471

-2.138.229

Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
Türkiye-Fransa dış ticaret hacmi 2008 yılında, bugüne kadar kaydedilen en yüksek değer olan 15,6 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Ülkemiz ile Fransa arasındaki dış ticaret dengesi ülkemiz aleyhine seyretmektedir. Küresel ekonomik krizin olumsuz etkisi 2009 yılında ikili ticaret hacmi rakamlarına da yansımıştır. Diğer taraftan, 2009 yılında Fransa ile ikili ticarette yaşanan düşüş oranı dış ticaretimizdeki genel düşüş oranının altında kalmıştır.

2010 yılında da Fransa’nın Türkiye’ye ihracatı genel ihracat artışından, Fransa-Türkiye ticareti Fransa’nın genel ticaret artışından daha yüksek oranlarda seyretmiştir. 2010 yılında Türkiye’nin Fransa’nın ihracatındaki payı % 1,62, ithalatındaki payı % 1,20, dış ticaretindeki payı % 1,39 olmuştur.

Fransa’ya ağırlık olarak ihraç edilen mal grupları şu şekilde sıralanabilir: Otomobiller, otobüsler, kamyonlar, traktörler, kauçuktan dış lastikler, kara taşıtları aksam ve parçaları, televizyon ve videolar, buzdolapları, çamaşır makineleri, elektrikli su ısıtıcılar, şofbenler, içten yanmalı pompa- motor aksam ve parçaları, tişört ve örme giyim eşyası, bay ve bayan takım elbiseleri, yatak çarşafları ve masa örtüleri, bay/bayan gömlekleri, yıkama, temizleme doldurma makineleri, plastik levhalar, inşaata elverişli işlenmiş taşlar. Bu ürün gruplarının 2010 yılında Fransa’ya ihracatından 4.1 milyar dolar değerinde gelir elde edilmiş olup bu değer, anılan ülkeye ihracatın değerce % 68 ini oluşturmuştur.
3.3. Yatırım İlişkileri

Ülkemizde 2.000 adet Fransız sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. Fransız firmaları özellikle nükleer enerji santralleri ihaleleri, yenilenebilir enerji ve ulaştırma alanlarındaki proje ve ihalelere ilgi göstermektedir. Fransız yatırımları otomobil, elektronik, çimento, eczacılık ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşmaktadır.

2002-2010 döneminde ülkemize gelen yatırımların yaklaşık 4 milyar Dolarlık bölümü Fransa kaynaklıdır. 2010 yılında Fransa’dan ülkemize gelen yatırım miktarı ise 600 milyon Dolar olmuştur.

Fransa’daki Türk yatırımcılar, gerek ülkemizin sanayi ve hizmetler sektörü firmalarından gerek Fransa’da yerleşik vatandaşlarımızın kurup geliştirdikleri ve genelde inşaat ve gıda alanlarında faaliyet gösteren firmalardan oluşmaktadır.


3.4. İki Ülke Arasında Ticaretin Geliştiği Sektörler
3.4.1. Kara, Hava ve Uzay Araçları

Otomotiv sanayi ülkemizde özellikle son yıllarda büyük gelişme göstermiştir. Otomotiv sanayi ihracatımızda Fransa’ya olan ihracatımızın payı büyüktür. Her ne kadar Fransa’daki ekonomik sıkıntılar dış alımlarını etkilemişse de bu sektördeki en önemli ihracat kalemlerimiz olan taşıt araçları ihracatındaki % 17’lik artış ile taşıt araçları ekipmanlarındaki % 16’lık artış memnuniyet vericidir. Öte yandan ihracatımıza paralel olarak ithalatımızdaki artış da dikkate değer bir artıştır. Ülkemizdeki otomobil kredi faizlerinin düşük olması, döviz kurunun reel anlamda düşmesi ithal otomobil girişini arttırmıştır.



3.4.2. Tarım Ve Hayvancılık Ürünleri

Fransa’ya tarım sektörü ihracatımız sanayi ürünlerine oranla oldukça düşüktür. Bunun nedeni ise, AB üyesi olan Fransa’nın AB ortak tarım politikası uygulamasıyla birlikte kendi ihtiyaçlarını kendi içinden karşılıyor olmalarıdır. Tarım ürünleri ihracatında bu ülkeye en çok ihraç ettiğimiz mallar arasında; hazır sebze meyve özü ve içecekler için meyve ve bitki sayılabilir. Fransa’ya olan ihracatımızın arttırılabilmesi noktasında özellikle ülkede biyolojik tarım ürünlerine olan ihtiyacın artacağı da göz önünde bulundurularak ve AB’nin sübvansiyonlarını azaltmasıyla birlikte tarım politikamızın etkin şekilde yeniden belirlenmesi ve verimliliği esas alması, gerekli yatırımların yapılması oldukça etkili olacaktır.


3.4.3. Tekstil Ve Hazır Giyim

Tekstil ve hazır giyim, ülkemizin Fransa’ya yönelik en önemli ihracat kalemidir. Son yıllarda eski artış hızında olmasa da ihracatımızdaki artış devam etmektedir. Avrupa Birliği’nin Çin’e uyguladığı kota miktarlarını her yıl arttırması, bu sektörde rekabetimizi olumsuz etkilemektedir.


3.4.4. Diğer Sektörler

Fransa’dan ithalatımızda önemli kalemlerden biri de Kimya Sanayii ve Eczacılık Ürünleridir. Özellikle bu sektörde Fransızların etkinliği ile birlikte Türkiye’de yaptıkları yatırımlar da gözönüne alındığında önemli bir tedarikçi oldukları görülmektedir.

Bunun dışında demir çelik ve demir dışı metaller, makina ve elektrikli cihazlar, plastik, cam ve seramik ürünler Fransa ile dış ticaretimizde önemli olan diğer kalemleridir. Demir çelik ürünler ile demir dışı metallerde Fransa’ya olan ihracatımız her geçen yıl önemli oranda artış göstermektedir.
3.5. Fransa İle Ticarette Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
• Türk firmalarının Fransa pazarında tanınmasında fuar ve sergi türü organizasyonlara iştirak etmesi, özellikle Paris’te düzenlenen uluslararası fuar potansiyelinden daha fazla yararlanması gerekmektedir. Bunlarla ilgili detaylı bilgi ve broşürler Ticaret Müşavirliklerinden temin edilebilir.
• Türk firmaları, Fransız bir firmayla iş yapmadan önce mutlaka bu firmanın ticari sicil durumunu hakkında bilgi edinmelidir. Ticaret Müşavirliklerine başvurarak firmanın ticaret sicili hakkında Fransız resmi makamlarından alınmış güncel bilgiye ulaşılması mümkündür.

• Fransa ile iş yapmak isteyen firmalarımızın, bu ülkeye 2-3 günlüğüne gelip hemen bir iş

bağlantısı kurması mümkün değildir. Sağlam bir iş bağlantısı kurulabilmesi için, çok iyi bir ön araştırma yapılarak Fransa’ya yapılacak seyahatin altyapısının oluşturulmasında fayda vardır.
• Dış Ticaret Müsteşarlığı, İGEME vb. kuruluşlarca organizasyonunda Fransa’dan gelen alım heyetleri ile yapılacak ikili görüşmelere iştirak edilmesi, Fransız firmaları ile iş bağlantıları kurulmasında son derece etkilidir.
• Fransızlar, kendi dillerini kullanmayı tercih etmekte ve bu konuda oldukça katı sayılabilecek bir tutum sergilemektedir. Fransa pazarına girmek isteyen KOBİ’lerin gerek yazışmalarında gerekse yüz yüze görüşmelerinde Fransızca iletişim kurmaları işlerini kolaylaştıracaktır.
• Fransa’ya ihracat yapmak isteyen firmalarımızın Fransız standartları ve özellikle Avrupa Birliği’nin Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerdeki uygulamalar hakkında önceden bilgi sahibi olmalarında yarar görülmektedir.
• Fransa, Fikri Mülkiyet Hakları’nın korunması konusunda da son derece duyarlı davranmaktadır. Fikri mülkiyet haklarına aykırı uygulamalardan mutlak suretle kaçınılmalıdır. Bu konuda yaşanacak bir olumsuzluk, tüm Türk ihraç ürünlerine karşı olumsuz bir yargının oluşmasına yol açacaktır.
• Türkiye’nin ev tekstili, yaş meyve ve sebze, ambalaj, inşaat malzemeleri, elektrikli ve elektronik aletler, mobilya gibi sektörlerde Fransa pazarındaki potansiyelden yeterince değerlendirememektedir. Yaş meyve ve sebzedeki en önemli rakibimiz Kuzey Afrika ülkeleridir. Firmalarımızın yeterli tanıtımının yapılarak pazarda tanınması sağlanarak, Kuzey Afrika ülkelerinin pazar paylarından kapabilmeleri mümkündür. Mobilya sektörü de potansiyelin çok yüksek ancak pazar payımızın düşük olduğu bir alandır. Mobilya ile ilgili fuarlara katılınması, firmalarımızın pazarda tanınmasına katkıda bulunacaktır.
• Fransa’nın ülkeye ithal edilecek ürünlere yaklaşımı sektörel bazda değişebilmektedir. Örneğin, kıymetli metaller ve taşların ülkeye girişinde son derece katı bir prosedür uygulanmaktadır. Türk ürünlerinin, bilhassa tekstil sektöründe, Fransa pazarında olumlu bir imajı vardır. Bu imajın korunması, istenilen standartlara uygun kaliteli ürünlerle bu pazarda yer almaya devam edilmesine bağlıdır.
• Türkiye’nin Fransa’daki yatırımları son derece düşük düzeydedir. Zorlu Grubu’nun tekstil sektöründe bazı yatırımları ve Beko, Vestel, Toprak ve Ege Seramik gibi büyük firmalarımızın temsilcilikleri dışında kayda değer bir faaliyetimiz bulunmamaktadır.

3.6. Fransa’da Düzenlenen Önemli Fuarlar
Milli Katılımda Devlet Desteği Olan Fuarlar
Le Cuir a Paris (Paris - Eylül/Her Yıl)

Deri, deri ürünleri, ayakkabı

Web Sitesi : http://www.lecuiraparis.com
MIDEST (Paris - Kasım/Her Yıl)

Yan Sanayi

Web Sitesi : http://www.midest.com
Bireysel Katılımda Devlet Desteği Olan Fuarlar

BATIMAT (Paris - Kasım/Her Yıl)

İnşaat Teknolojileri ve Dekorasyon

Web Sitesi : http://www.reedexpo.fr
EQUIP AUTO (Paris - Ekim/Her Yıl)

Otomobil, ticari araçlar, oto yedek parça ve aksesuarları

Web Sitesi : http://www.equipauto.com
SALON DE L' HABITAT - Interior Design Exhibition (Dijon - Şubat/Her Yıl)

Mobilya, iç dekorasyon

Web Sitesi : http://www.tradeshowalerts.com
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

KONYA – FRANSA EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİ

4.1. Konya – Fransa Ekonomik Ve Ticari İlişkileri

Konya ile Fransa arasındaki ticari ilişkiler arzu edilen düzeyde olmasa da, dış ticaret verilerine bakıldığında Konya’nın Fransa’ya ihracatının hızlı bir şekilde artmakta olduğu görülmektedir.



TİM verilerine göre Konya’nın Fransa’ya 2010 yılında gerçekleştirdiği toplam ihracat 9.927 bin dolar iken, 2011 yılının ilk altı ayında Fransa’ya gerçekleştirilen ihracat ise 8.877 bin dolardır Neredeyse geçen senenin rakamı şimdiden yakalanmıştır.

Konya Ticaret Odası Dış Ticaret servisi verilerine göre ise 2010 yılında Fransa ihracat yapılan ülke sıralamasında 892 bin 698 dolarlık ihracat ile 46.sırada yer almaktadır. 2011 yılının ilk altı ayı toplamında ise Fransa 1 milyon 882 bin dolarlık ihracat ile 20.sıraya yükselmiştir.



Geçtiğimiz yılın ilk altı ayında Fransa’ya gerçekleştirilen ihracat miktarının 291 bin 589 dolar olduğu dikkate alındığında geçen yılın aynı dönemine göre bu yılın ilk altı ayında gerçekleştirilen ihracatta %545’lik bir artış olduğu görülmektedir. Bu yılın ilk altı ayında gerçekleştirilen rakam geçen yılın tamamındaki rakamı geçmiştir.

Konya’nın Fransa’ya ihraç ettiği ürünlerin başında makine sektörü gelmektedir. Makine sektörünü otomotiv yan sanayii ve mobilya sektörü izlemektedir.

Ülkemizin Fransa’ya yönelik ihracatının üçte birinden fazlasını otomotiv ürünleri olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Konya’nın otomotiv yan sanayisi için çok bir ihracat potansiyeli olduğu açıktır.



Ayrıca makine, yaş meyve sebze ve hazır giyim sektörleri açısından da önemli bir potansiyel mevcuttur.








    Ana sayfa


Fransa Cumhuriyeti (Fransızca: République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako

Indir 181.79 Kb.