bilgiz.org

Erzurumlu İbrahim Hakkı (Hz)

  • ÖNSÖZ
  • KISALTMALAR
  • GİRİŞ



  • Sayfa1/14
    Tarih28.12.2017
    Büyüklüğü246.99 Kb.

    Indir 246.99 Kb.
      1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   14

    Musiki hikmete dair fendir.

    Bilene bilmeyene rûşendir.

    Nice esrarı var idrâk idecek.

    Yer gelür sineleri çâk idecek.



    Erzurumlu İbrahim Hakkı (Hz).

    Çok insan anlayamaz eski musikimizden

    Ve ondan anlayamayan bir şey anlamaz bizden.

    Açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını

    Hemen yayılmaya başlar sada ve nur akını.

    Yahya Kemal BEYATLI

    ÖNSÖZ


    Türklerin İslam’ı kabul etmesinden sonra tarih boyunca bu dine ellerinden gelen en büyük hizmetleri sunmak için büyük bir gayret içerisinde olan milletimiz, İslam dininin ibadetlerini de zevkli hale getirebilmek ve estetik "açıdan bir güzellik kazandırabilmek amacıyla yoğun çaba sarf etmişler ve bu çabanın neticesi olarak da dini musiki alanında, gerçekten büyük başarılar kazanmış ve ortaya yıllardan beri güzelliğinden ve sanatsal değerlerinden hiçbir şey kaybetmeyen çok büyük eserler meydana getirmişlerdir. Günümüzde dahi halen söylenen ve dinlenen bu eserlerin ortaya çıkmasındaki en büyük etken bu işe gönül vermiş kimselerin musiki konusuna çok bilimsel ve ciddi bir şekilde yaklaşmış olmalarından kaynaklanmaktadır. Bilhassa dini musikinin en çok kullanıldığı mekanlar olan cami, tekke ve Mevlevihaneler birer musiki dershanesi gibi işlev görmüş ve büyük sanatçıların büyük bir çoğunluğu buralardan yetişmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra tekke ve benzeri kurumların kapatılmasının ardından burada yetişmiş ailelere mensup kişiler ve musikiye özel ilgi duyan kimseler, üstün musiki bilgisine sahip imam ve müezzinler tarafından dini musikinin gelişimi süre gelmiştir.

    Osmanlı ve cumhuriyet tarihinde önemli yer etmiş olan bu musiki üstadlarını incelerken başlangıçtan günümüze doğru gelindiğinde dini musikiyle uğraşanların sayı olarak gittikçe azaldığını, bu ilmi öğrenecek insanların tek tek yok olmaya başladığını üzülerek görmekteyiz. Geçmişten günümüze kadar gelen ve musikimizin oluşmasında emeği geçen büyük şahsiyetleri tanımamız gerekir.

    Bunun için biz de Cumhuriyet döneminde yaşamış musikişinas din adamlarımızı araştırmaya çalıştık. Çalışmamızda bize her konuda yardımcı olan ve desteklerini esirgemeyen başta sevgili hocam Öğretim Görevlisi Erdoğan ATEŞ Bey’e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca madden ve manen desteklerini esirgemeyen abim Ahmet ACIR’a ve sevgili arkadaşlarıma minnet duygularımı ifade etmek isterim.

    Mehmet ACIR

    11.05.2002/ ISPARTA


    KISALTMALAR


    T.M.A. : Türk Musikısi Ansiklopedisi

    D.İ.B. : Diyanet İşleri Başkanlığı

    T.D.V. : Türkiye Diyanet Vakfı

    A.g.e. : Adı Geçen Eser

    a.g.m. : Adı Geçen Makale

    a.g.d. : Adı Geçen Dergi

    T.M.T. : Türk Musikisi Tarihi

    YY. : Yüzyıl

    T.M. Ant. : Türk Musikisi Antolojisi

    Ans. : Ansiklopedi

    T.M : Türk Musikisi

    M.E.B. : Milli Eğitim Bakanlığı



    GİRİŞ


    Musiki insanlığın doğuşuyla beraber başlamıştır. İnsanoğlunun geçirdiği evrelere paralel olarak musiki de kendi gelişimini sürdürmüş ve bu günkü muazzam şeklini almıştır. Türk Musiki sistemi bu gün, Batı Musiki sistemi ile birlikte dünyaya en çok yayılmış musiki sistemidir. Türk Musikisinin cihanşumul izleri Türk medeniyet ve kültürünün en güzel özelliklerini taşıyan bir bölümüdür. Bu bakımdan yüksek bir milletin ve medeniyetin, musikisi olan Türk Musikisi yüzyıllar içinde üstadlarını yetiştirmiş, klasiklerini, şaheserlerini ve bilimsel eserlerini vermiştir.

    Tarihte musikiye hizmet etmiş bir çok şahsiyet yetişmiştir. Bunların arsında hiç şüphesiz yüce kelamı ezberlemiş, O’nun nuruyla aydınlanmış hafızlarımız, din adamlarımız, tasavvuf erbabı insanlarımız vardır. Öyle ki, Türk musikisinin babası sayılan Merağalı Abdülkadir dahi bu şahsiyetlerin başında gelir. Babası O’nun Kur'an-ı Kerim’i çok güzel okusun diye musiki eğitimi almasını istemiştir. O da bunun en doruk noktalarına erişmiştir. Merağalı Abdülkadir’den sonra bu güne kadar binlerce musikişinas hafız, imam ve müezzinler yetişmiştir. Bundan sonra da yetişecektir. Biz tezimizde, yakın tarihimizde yetişmiş, bu işe gönül vermiş “Cumhuriyet dönemi musikişinas hafız, imam, müezzinleri inceleme fırsatını bulduk. Cumhuriyetimizin ilanını duyup, kurulmasını gören musikişinasları da tezimize dahil ettik.

    Toplumumuzda hafız, imam ve müezzin ile müzisyen kavramının yan yana bulunması ve aynı şahısta toplanması hoş karşılanmamaktadır. Bunun sebebi de kanaatimizce toplumun yanlış ve eksik bilgilendirilmesidir. Bu çalışmamızın, bir nebze de olsa bu yanlış ve eksik bilgilenmenin düzeltilmesi ve giderilmesinde etkili olacağını ümit ediyoruz. Umarım başarılı oluruz.

    Türk Din Musikisi formları içerisinde cami ve tasavvuf musikisinin önemi büyüktür. Camiden, tekkeden yetişen musikişinasların ekseriyetini İmamlar, Müezzinler ve Kur'an hafızları oluşturmaktadır. Dolayısıyla cami ve tasavvuf musikisi formları içinde geçen başta Kur’an ve ezan olmak üzere bu formların güzel icra edilebilmesi için mutlaka musiki bilgisi, ses ve kulak terbiyesi gerekmektedir.

    Musikinin her alanda kullanılması, musikinin evrenselliğini gösterir. Dolayısıyla dini olsun din dışı olsun, insanların duygu ve düşüncelerine hitap ettiğinden dolayı insanların her kesimi için ortak bir paydadır. Bu ortak paydanın iyi ve etkili kullanılması inanların birlik ve beraberliğinin korunmasında büyük ve önemli bir faktör olacaktır. İşte bu faktörü en iyi şekilde kullananların başında imamlar, müezzinler ve hafız musikişinaslar gelmektedir. Musikişinaslarımızın, bir yanda imam, müezzin müftü yada şeyh olmaları; bir yandan da gâzel, şarkı okumaları, yada bestekar olmaları da, dini vecibelerini yerine getirmelerine bir engel teşkil etmemiştir. Onlar bunu çok iyi bir şekilde kullanmışlardır.

    Biz de musiki unsurunun doğru ve yerinde kullanılmasının ve topluma olumlu yönleriyle aktarılmasının savunucusuyuz. Çünkü bu şahsiyetlerin okuduğu ezanlar, Kur’an’lar toplumumuzu çok etkilemiştir. Onların ezan okuduğu minarelerin altında o güzel sesin ruha işlediği büyük kalabalıkların toplanması, gönüllerin huşu ile camilere dolarak akın etmesi de bunun en güzel göstergesidir. Sevgili Peygamberimizin Hz. Bilâl’e “ Ya Bilâl bizi rahatlat” demesi de o güzel sesin insan ruhuna nasıl tesir ettiğinin en güzel örneğidir. Zamanımızda böyle güzelliklerin çok nâdir olması da olayın üzücü yönünü teşkil etmektedir.

    Kısaca memleketimizin çeşitli bölgelerinde yetişmekte olan imamlarımıza ve müezzinlerimize Kur’an ezberinden sonra musiki bilgisi verilmesi ses ve kulak eğitiminden geçirildikten sonra geleceğin din görevlisi olarak ilgili eğitim kurumlarına verilmesi, onlara tarihte isimleri altın harflerle yazılan hafız musiki üstatlarının tanıtılması gerekir. Geçmişte yaşamış olan bu şahıslar ses unsurunu çok iyi kullanmak suretiyle gönülleri fethetmişler ve camileri cemaatle doldurmuşlardır. Böylece örnek simaların tanıtılması için yaptığımız bu çalışma da hedefine ulaşırsa bizim için büyük haz ve mutluluk sebebi olacaktır.


      1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   14






        Ana sayfa


    Erzurumlu İbrahim Hakkı (Hz)

    Indir 246.99 Kb.