bilgiz.org

Eroğlu, yapılan görüşmeler hakkında topluma bilgi vermekten kaçınıyor. Büyük olasılıkla öne sürdüğü politikaların toplumda tartışma yaratmasından ve özellikle kendi tabanı tarafından tepki almaktan çekiniyor

  • Elimizde çözüm sürecinin yapıcı bir şekilde ilerlediğine dair güçlü ve tatmin edici veriler olmadığına göre, sürece sahip çıkma ya da destek olma gibi bir şansımız da elbette yoktur.
  • “bir adım önde olma”



  • Tarih07.07.2017
    Büyüklüğü10.72 Kb.

    Indir 10.72 Kb.

    Maraş...

    Hristofiyas Eroğlu görüşmeleri ile ilgili yapılan spekülasyonlar dışında, müzakere süreci ile ilgili elimizde tatmin edici bilgi yok. Eroğlu, yapılan görüşmeler hakkında topluma bilgi vermekten kaçınıyor. Büyük olasılıkla öne sürdüğü politikaların toplumda tartışma yaratmasından ve özellikle kendi tabanı tarafından tepki almaktan çekiniyor.

    Farklı nedenlerle hem solun hem de sağın tepkisini alma potansiyeline sahip bir Cumhurbaşkanı’nın bu işi nereye kadar götüreceğini hep birlikte göreceğiz.

    Elimizde çözüm sürecinin yapıcı bir şekilde ilerlediğine dair  güçlü  ve tatmin edici veriler olmadığına göre, sürece sahip çıkma ya da destek olma gibi bir şansımız da elbette yoktur. Bu nedenle Kıbrıs sorununun, farklı şekil ve içerikte tartışılmasından bu anlamda rahatsız olmaya da gerek olmadığını düşünüyorum.

    Bir grup Mağusalı aydının, Maraş’ın açılması yönündeki çıkışını okurken bunları düşündüm. Dolayısıyla Talat döneminde bütünlüklü çözümün bir parçası olarak gördüğümüz ve yapıcı müzakere süreci devam ederken, ‘parça parça çözüm’ yönteminin kabul edilemeyeceği görüşünden hareketle ayrı bir olgu olarak Maraş’ın görüşülmemesi haklı bir siyasi bir tavırdı. Ancak bugün, Maraş yanında, Mağusa limanının açılması, yeşil hat, doğrudan ticaret tüzüğü v.d ve bunların birbirleri ile bağlantılı kısmi çözümünü konuşmama, tartışmama gibi bir tercihimizin olmaması gerektiğini düşünüyorum.

    Eğer kendinizi ‘milli’ bir davanın parçası, unsuru olarak görüyor ve ‘çözüm’e bu ince politik kanaldan ulaşacağınızı düşünüyorsanız, elbette siyasi durum, tavır değişir. Buna sözüm yok.

    1979 Denktaş Kipriyanu üst düzey anlaşmasında yer alan “Maraş'la ilgili bir anlaşmaya varılması  halinde, diğer yörelerle ilgili anlaşma beklenmeden Maraş açılacaktır.”  maddesine bağlı olarak, Maraş konusu 1993 Gali Fikirler dizisine kadar, bütünlüklü çözümün dışında da değerlendirmeye alınmıştır. Gali Fikirler Dizisinde bir sonuç elde edilememesinin ardından, Türk tarafı tek yanlı olarak Maraşı güven artırıcı önlemler bağlamından çıkardığını ve bütünlüklü çözümün bir parçası olarak değerlendirdiğini açıklar.

    1984 BM Güvenlik Konseyinin 550 sayılı  kararının bir satırında da, “Maraş’ın herhangi bir bölümüne kendi sakini dışındaki insanların yerleştirilmesi çabalarını  kabul edilmez olarak niteler ve bu bölgenin Birleşmiş Milletler yönetimine devredilmesi çağrısında bulunur.” ifadesi yer alır.

    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

    Bugüne dek özellikle Kıbrıslı  Türk iş adamlarının, Maraş’ın açılması ve oradaki ekonomik potansiyelin Kıbrıslı Türk insanı tarafından kullanılmasına yönelik girişimleri olagelmiştir. Özellikle Maraş’ın Kıbrıs Türk otoritesi altında eski mal sahiplerine açılması gibi... Yani aslında özel bir bölge ve uygulama olarak düşünüldü.

    Bu tür bir girişim,  orta vadede Kıbrıs Türk otoritesinin (Mal Tazmin Komisyonu üzerinden), Kıbrıslı Rumlar tarafından daha yaygın kabul görmesini sağlayabilir. Uluslararası ilişkiler çerçevesinde ise, eğer süreç doğru yönetilir ise, Kıbrıs sorununun çözüm sürecini tetikleyici bir unsur haline dönüşebilir. 550 sayılı karara rağmen, bu tür bir radikal adımın Türkiye tarafından göğüslenebilmesi ve gerekli diplomatik lobinin yürütülmesi kaydıyla elbette. Çünkü uluslararası hukuk karşısında sorumluluk Türkiye’de.



    Maraş’ın BM’ye iadesi ve kendileri tarafından yönetilmesi BM misyonu ve yetkileri bakımından realist bir talep değil. BM’ye verilmesi, kanımca Kıbrıs Rum otoritesine devredilmekle ve yeni bir sınır düzenlemesiyle aynı şey. Dolayısıyla, BM’ye verildikten sonra gelişecek yeni ekonomik süreçten Kıbrıslı Türklerin yararlanacağını düşünmek, bana pek rasyonel gelmiyor. Üstelik Kıbrıslı Rum toplumu gözüyle bakıldığı zaman, Maraş BM’ye ve dolayısıyla Kıbrıslı Rumlara verildikten sonra, her ne kadar aynı olmasa da Girne ve Güzelyurt’un verilmemesini nasıl açıklayacaksınız? Gelecek baskıyı nasıl göğüsleyeceksiniz? Zor...

    Bu çerçevede, bütünlüklü çözüme katkı  koyma adına ve özel bir proje olarak, Kıbrıs Türk otoritesi altında Maraş’ın bölüm bölüm eski sahiplerine açılması  ve Kıbrıs Rum tarafındaki ataleti, rahatlığı  ortadan kaldırma anlamında, önemli bir rol oynayabilir; düşünülebilir. Dediğim gibi Türkiye’nin bunu uluslararası güçler ve hukuk karşısında göğüsleme cesaretine bağlı olarak.

    Bu öngörü, Hristofiyas’ın beklentisinin çok dışında ve aynı zamanda Kıbrıs Türk otoritesini güçlendirip, çözümü zorlayacak bir adım olarak düşünülebilir.



    Hani o ünlü “bir adım önde olma” politikası çerçevesinde.






        Ana sayfa


    Eroğlu, yapılan görüşmeler hakkında topluma bilgi vermekten kaçınıyor. Büyük olasılıkla öne sürdüğü politikaların toplumda tartışma yaratmasından ve özellikle kendi tabanı tarafından tepki almaktan çekiniyor

    Indir 10.72 Kb.