bilgiz.org

Enstrüman çEŞİtleri: Tambur

  • Buzuki (yunan halk çalgısı)
  • Ud Klasik Gitar
  • mandolin kaval
  • bandoneon akordiyon
  • Tulum
  • Trombon
  • Zurna
  • ÇİFTLEMELER Sesdaş Çiftleme
  • İki Sekizliden Çiftleme



  • Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü63.41 Kb.

    Indir 63.41 Kb.

    ENSTRÜMAN ÇEŞİTLERİ:

    Tambur

    Tambur, Türk müziğinde yaygın olarak kullanılan ve yalnız Türklerde görülen telli bir çalgıdır.

    Tamburun kökeni, hangi tarihte ortaya çıktığı bilinmemektedir. Sümerce "pantur"dan geldiği hakkında bilgiler mevcuttur. Araplar, kelimenin "kuzunun kuyruğu" anlamına gelen "dumba-i bara"dan geldiğini söylerler. Sözcük, sonraları İran'da ve Orta Asya'da, daha çok bağlamaya benzeyen armudi gövdeli, uzun saplı çalgıların adı olarak kullanılmıştır. Özellikle Avrupalı gezginlerin (örn. Charles Fonton ve Toderini), sapındaki perde bağları dolayısıyla Türk müziğinin ses sistemini gözle görülür biçimde yansıttığını yazdıkları tambur, günümüzde yalnızca Türkiye'de kullanılan belki de tek çalgıdır. Sazı icra edenlere "tamburi" ismi verilir. Farabi, "horasan tamburu"ndan bahsetmektedir. Evliya Çelebi XVII. yüzyılda İstanbul'da 500 tamburi bulunduğunu ifade ediyor. Tarihte tambura; Farabi'de Horasan Tamburu, Maragali Abdulkadir'de Tambur-u Sirvaniyan ile Tambura-i Türki adlarındaki çesitleri ile değinilmiştir.

    Buzuki (yunan halk çalgısı)

    Buzuki (bouziki) çağdaş Yunan müziğinin belli başlı çalgılarındandır. Gitar ve bağlamanın karışımıdır. Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir. Gitar ve bağlama karışımı klavyeye, bağlamanın tellerine ve gitarın perde düzenine sahiptir. İsmini sazdan bozularak yeni bir çalgı oluşturulduğu için bozuk dendiği, bozuk kelimesinin yerini zamanla Yunanca telaffuzla birlikte bouziki adını aldığı söylenir. Diğer bir görüş de ismini Türkçe bozuk sazdan türemiş olduğu, bir saz çalma şekli olan bozuk düzenden geldiğidir. Buzuki, yumurta biçimli gövdesi ve uzun sapıyla bağlama, kopuz ve udla aynı aileden gelmektedir. Rebetika müzik kültürünün etkin müzik aletidir. Buzukiye İrlanda folklorunda da rastlanır. Gövdesinin ön kısmı genelde sedef kakmalar ile süslenmiş olan buzuki, mızrap veya pena ile çalınır.

    Buzukiyi üç çeşide ayırabiliriz:

    Trichordo üç çift tele sahiptir.


    Tetrachordo dört çift tele sahiptir.
    Irlanda Buzukisi dört çift tele ve düz bir sırta sahiptir.



    Tenör Balalayka

    Balalayka, Lavta ailesinden Rusya'ya özgü bir telli çalgı türüdür. Balalyaka, aslında halk şarkılarıyla birlikte tek başına çalınır. Ama son yıllarda büyük balalayka orkestraları kurulmuştur.




    Ud
    Klasik Gitar

    Tenör Banjo
    mandolin
    kaval

    bateri
    bas gitar

    clavecin flamand (klavsen)
    old violin (keman

    bağlama

    alto klarnet

    bandoneon
    akordiyon



    mey

    Mey, kayısı, erik, dişbudak, abanoz gibi ağaçlardan yapılan, üflemek için sıkıştırılmış kamıştan ağızlık takılan bir nefesli sazdır. Kuzeydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde sıklıkla kullanılır. Tarihi 3000 yıl öncesine kadar dayanan mey Balkanlar'da, Rusya'da, Ermenistan, Azerbaycan ve İran'da da kullanılmaktadır. Derin ve etkileyici bir sese sahiptir. 1,5 oktav ses genişliğine sahiptir.





    Tulum

    Tulum Anadolu'nun kuzeydoğusunda Trabzon, Rize, Artvin, Erzurum-İspir illerinde kullanılan nefesli bir halk çalgısının adıdır. Trakya bölgesi, Balkan yarımadası ve İskoçya'da kullanılan gaydadan en önemli farklı pes sesleri kontrol edebilen boruya sahip olmamasıdır.


    Trombon

    Trombon, üflemeli bir çalgı çeşididir. Fincan biçimli bir ağızlığa dayanan dudakların titreşmesiyle ses çıkarmaktadır. Boru uzunluğunu değiştiren ve "kulis" adı verilen bir sürgüsü vardır. Bu sürgü trombonun farklı notalarda ses çıkarabilmesini sağlar. İlk olarak 15. yüzyılda kullanılmıştır.

    Piston Trombon, kulis yerine trompet gibi 3 adet pistonu olan bir türü daha vardır, ses sınırları kulis trombon ile aynı ve sesinin rengi kulis trombondan biraz farklıdır.



    Zurna

    Türkiye'nin birçok yerinde kullanılan, tahta, metal ve kamış kullanarak yapılan, yüksek sesli, bu yüzden büyük davul ile birlikte çalınan, yine bu yüzden açık havada kullanıma uygun, nefesli saz çeşididir.

    Türkiye dışında Fas'tan Çin'e kadar uzanan iklim kuşağındaki her ülkede kullanıldığı da bilinmektedir.

    Zurnanın boy ve şekil olarak çok çeşitleri vardır. Zurnadan zurnaya küçük değişikliklerle aynı olan özellikleri:

    Büyük parçasının sert bir ağaçtan yapılması (dağ eriği, ceviz, vs..)


    İçinin açılarak sesi tam karşıya gönderecek şekilde olması (uzunlama kesiti parabola benzer)
    Sesinin küçücük bir kamış silindirin ezilerek daracık bir elips haline getirilmiş dış deliğinin açılma kapanma titremeleriyle çıkması
    İç boru deliğinin en kamışa yakın tarafının önce şimşir sonrada metal parça ile daha da daralması.
    Kamışın özelliğinden sesinin ancak yuksek basınç sonucu çıkabilmesi
    Yüksek basıncın gereği nefes çevirerek (ezgiyi kesmeden, şişirtilmiş avurtlardaki havayi kullanirken burundan nefes alıp devam ederek) çalınması.
    Doğu Karadeniz folklorunda nadiren (Trabzon'da Akçaabat, Giresun ve Ordu'nun iç bölgelerinde) ancak mutlaka bas davul eşliğinde kullanılan, ahşap, yedi delikli nefesli bir sazdır .

    Mehter takimları ve bunun modern şekli bando mızıka takımlarının eskiden hükümdarların hükümdarlık işareti olarak fermanlarını zurna eşliğinde okutmalarından geliştiği tahmin edilmektedir.

    VİYOLA

    Alm., Bratsche


    Fr., Viole
    İng., Viol
    İta., Viola

    Uzunluğu : 66 cm


    Yayla çalınan telli bir çalgıdır.
    Notası, üçüncü çizgi Do (kalın seslerde) ve ikinci çizgi sol (ince seslerde) açkısı ile yazılır.
    Orkestralarda, genel olarak iki partisi bulunur.
    Solo ve eşlik görevi verilir (özellikle eşlik çalgısıdır).
    Boğuk ve sevdalı ses renginin tokluğu ve sıcaklığıyla özel bir karakter taşır.
    Ses telleri: Do, Sol, Re, La olarak akort edilir.

    Viyola çalmak demek, biraz büyükçe bir keman çalmak demektir. Bu nedenle, çocuğun doğrudan doğruya viyolaya başlaması değil, önce keman sonra viyolaya geçmesi düşünülmelidir. Viyolada kemandan daha çok parmakların aralarını açmak gerektiğinden, kemandan sonra buna alışılacağı akla en yakın olanıdır. Kemanda aranılacak bütün nitelikler, viyola için de söz konusudur. Viyola çalmak için bünyenin yeterli derecede dayanıklı olması gerekir. Kemandan daha yorucu olduğu için, başlangıç yaşını onbeşten aşağıya indirmemek yararlı olur. Bu yaşa kadar keman çalması, iyi bir viyola calicisi olmak isteyenlerin gideceği en doğru yoldur.


    Yaylı çalgılar içinde kemandan sonraki en önemli yer viyolanındır. Daha çok eşlik görevi verilir, az olarak ta solo kullanılır. Alto ve tenordaki ezgiler viyolalara verilir. Büyük ve geniş ezgiler viyolalara, keman ve viyolonselden daha az verilir. Bunun nedeni, viyolanın tınlayışının az olması, dolayısıyla kısa motiflere ve karakteristik cümlelere uygun gelmesi, bir de orkestrada az sayıda olmasıdır. Birçok durumlarda viyolaya verilen ezgiler, diğer yaylı veya tahta çalgılarla katlanır.

    Viyola için Gevaert: "Erkek sesiyle kadın sesi arasında olan viyolanın, hemen hemen hakkında bir karara varılamayacak kadar karışık bir karakteri vardır. Boğuk olan sesi, sevdalıdır. Viyola ıstırabı, kederi ve duygunun düşkünlüğünü anlatıma yarar. Bununla beraber, viyola ile etkisi anlaşılabilecek ayırtılar elde edilebilir, iki ince kirişler, sertliğe kadar gidebilen, etkili bir titreşime maliktirler...Diğer iki kiriş üzerinde viyolanın sesi, karanlık ve sert bir anlatıma maliktir ki, bu durum korkunçluğa kadar gidebilir" diyor.



    ÇİFTLEMELER
    Sesdaş Çiftleme:

    Keman ile Viyola


    : Kemanın rengi egemendir. Dolgun ve yumuşak bir renk sağlanır.
    Viyola ile Viyolonsel
    : Dolgun bir duyuluş sağlanır. Viyolonselin rengi egemendir.

    Sekizliden Çiftleme:

    Keman ile Viyola


    : Buna çok sık rastlanır, iyi bir etki sağlar.
    Viyola ile Viyolonsel
    : Çok duygulu seslendirişlerde kullanılır. Keman ile Viyoladan daha iyidir.

    İki Sekizliden Çiftleme:

    Birinci Keman, ikinci Keman ve Viyola


    : Bu biçim geniş ve uzun ezgilerde, özellikle (F) de kullanılır.

    Üç ve Dört Sekizliden Çiftleme:

    Birinci Keman, ikinci Keman ve Viyola


    : Bu biçim çok az kullanılır ve soluklu çalgılarla katlanır.

    Kabak Kemane: Türk Halk Müziğinin telli, yaylı ve deri kapaklı sazlarımızın tek örneğidir. Menşei Orta Asya'ya dayanmaktadır. Kabak Kemane Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da (Ege Bölgesi’nde) yaygın olarak kullanılan bir sazdır. Kabak, Kabak Kemane, Rebap (Güneydoğu Anadolu’da Rubaba, Hatay yöresinde Hegit) ve Iklığ gibi adlar ile bilinmektedir.



    Orta Asya Türkmenlerinin Gijek adını verdiği ve Azerbaycan halk müziğinde Kemança adıyla kullanılan çalgı da aynı köktendir. Gövdesi kabak veya hindistan cevizi, göğsü deri, iki veya üç telli olan bir halk çalgısıdır. Yörelere ve biçimlerine göre farklılık gösterir; Yay için at kılı kullanılması tercih edilir. Su kabağı sap kısmından 1/3 oranında kesilir. Bu bölüme tekne adı verilir ve üzeri eskiden tavşan, günümüzde ise yürek zarı ile kaplanır. Tekne çapı yaklaşık 10-15 cm arasındadır. tekneden sonra sap ve burgular gelir. Gövdenin en alt kısmında, çalgıcının kabak kemaneyi dizine dayayıp çalması için demir çubuk vardır. Bu çubuk aynı zamanda kabak ile sapın birbirini tutmasını da sağlar. Kemane perdesiz bir çalgı olduğu için her türlü kromatik ve komalı ses elde edilebilir. Ses genişliği, 2,5 oktavdır. Kabak kemane geçmişten günümüze kadar otantik görünüşünü korumuş bir halk çalgısıdır. Türkler kemane ve kemençe kültürlerini üç kıta üzerine yaymışlardır. "Iyık" Altaylarda "Yançak komus", Kırgızlarda "Kıl Kıyak", Türkmenlerde "Gıcak" gibi isimlerle anılmıştır. Kabak kemane yapılırken Su kabağı yukarı doğru incelen boğum altından kesilir ve üzerine yürek zarı veya deri geçirilir. Daha sonra kabağa ağaçtan sap (kol) monte edilir. Kemanenin aslı üç telli olup, daha geniş ses elde etmek için daha sonraları dördüncü bir tel ilave edilmiştir. Kabağın çapının büyük veya küçük olması elde edilecek sesin tiz veya pes olması sonucunu doğurur. İki eşik arası (üst ve alt eşik) normal şartlarda 32-33 cm. uzunluğunda olmalıdır. Ancak derinin az veya çok gergin olması bu uzaklığın değişmesinde etkendir. Şu anda kemanede normal bağlama telleri (çelik ve sırma) kullanılmaktadır. Ancak kemanenin doğal yapısı ile orantılı olarak keman telleri de kullanılabilir. Sazımız at kılıfından yapılmış yay ile çalınır. İyi, kaliteli ve gür ses elde etmek için kıllar üzerine reçine sürülür.


    Burdur teke yöresine ait 4 telli, perdesiz, 2,5 oktav ses aralığında, gövdesi su kabağıdan yapılmış eski türk enstrümanlarından biridir. Ayrıca kemanda olduğu gibi yay vasıtasıyla çalınır.

    Nefesli Çalgılar

    Piccolo
    Piccolo, normal flütünün 1 oktav üzerinde olacak şekilde ayarlanmış bir tür yan flüttür 3 oktava yakın ses genişliğiyle günümüz orkestrasında en tiz seslere ulaşan enstrümandır Genellikle orkestralarda özel efekt amacıyla kullanılmakla beraber marş topluluklarında da kendine geniş yer bulmaktadır Flütün yerini alacak şekilde çalınır
    Tarihçe:
    Piccolo ilk olarak ağaçtan yapılmış ve insanın ön planda olduğu bestecilerin eserlerinde yer almıştır Piccolo’nun ilk kullanıldığı eserlerden birisi Beethoven’in 5Senfonisidir Piccolo’nun kullanıldığı en tanınmış yapıtlardan birisi, John Philip Sousa’nın “The Stars and Stripes Forever” marşının finalidir

    Flüt
    Flüt çoğu orkestra, topluluk ve nefesli gruplarında soprano sesi veren enstrüman olarak kullanılmaktadır Flütlerin büyük bir çoğunluğu metalden yapılmaktadır ve bir ucunda ağızlık olan bir tüp şeklindedir Müzisyen flütü yatay olarak tutup ağızlıkta bulunan oval şekilli bir parçadan içeri üfler Aynı anda düğme denen tuşlara basar Bu tuşlara basılıp bırakıldıkça flütte değişik tonlar oluşturan delikler açılır Do anahtarında akort edilen orkestra flütü en popüler flüt türüdür ve 3 oktavlık bir ses genişliği vardır Flüt ailesinin diğer üyeleri, piccolo, alto flüt ve bas flütten ibarettir Jean Pierre Rampal ve Aure Nicolet bu sazın ünlü solistlerindendir


    Tarihçe:
    Batı Müzüğinde en çok kullanılan şekliyle kullanılan flüt cinsi olan Yan Flüt’ün Çin’de MÖ 900 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir Flüt, Avrupa’ya 12 Yüzyıl’da, öncelikle Almanca konuşulan bölgeler olmak üzere, girmiş ve ilk önceleri çoğunlukla askeri bandolarda kullanılmıştır Alman Flütü isminin verilmesi bu zamana denk gelmektedir Flüt daha sonra 16 ve 17 yy’da Oda müzüğinde kullanılan bir enstrüman haline dönüşmeye başlamıştır Bu ilk flütler, 6 parmak deliğinden ibaret tek parçadan oluşmaktaydı Ancak 1600 lerde, flüt birbirine bağlı 3 parçadan ibaret olarak yeniden tasarlanmıştır Aşamalı olarak, flüte daha fazla tuş eklenmiş ve orkestra parçalarında yerini almaya başlamıştır 1800 lü yıllarda 4 tuşlu flüt en çok kullanılan türü olmakla beraber, 8 tuşlusu da geliştirilmiştir Günümüzde,silindir şeklinde, 13 veya daha fazla ton delikli ve basmalı tuşlu Bohemia Flüdü en çok kullanılan cinsidir

    Korno
    Korno, obua ailesinin bir üyesidir 15 oktav daha tiz olduğu için alto obua da denmektedir Şekli genellikle obuaya benzer olup, orkestra’da 3 obuacı tarafından çalınmaktadır


    Tarihçe:
    Korno’nun ilk prototipleri 17yy sonundan önce ortaya çıkmıştır Bu aletler kıvrık boynuz biçiminde, deri kaplı ve gövdesi delikliydi Delikler, parmakların açılımını kapsayacak bir açı ile yerleştirilmişlerdi Johan Sebastian Bach tarafından kullanılan Oboa da Caccia (Av obuası) nın, kornonun çok benzeri olduğuna inanılmaktadır Karanlık ve yaslı sesi, Hector Berlioz, Peter Ilich Tchaikovsky ve Richard Wagner gibi besteciler tarafından öne çıkarılmıştır

    Obua
    Obua, en küçük ve en geniş oktavlı enstrümanlardan biridir Silindirik ahşap bir gövdesi ve gövdesi boyunca tuşları vardır 3 oktav ses aralığıyla çalması çok zor bir enstrümandır Çok nefes isteyen ve doğru nefes tekniklerine sahip olunmasını gerektirir


    Tarihçe:
    Obua, 17yy’da iki Fransız müzisyeni, Jean Hotteterre ve Michel Philidor tarafından icat edilmiştir “Shawm” adı verilen bir enstrümanı “Hautbois” (obua) ya çevirdiler “Hautbois” in Shawm’dan daha dar ve 3 parçalı bir gövdesi vardı 18 yy da çoğu orkesra bu enstrümanı bünyesine katmaya başlamıştı Tarih boyunca bazı besteciler, obua için solo eserler bestelediler Bunların arasında, George Frideric handel, Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig Van Beethoven vardır

    Klarnet
    Ahşap nefesli çalgılar ailesinin bir üyesi olan Klarnet, bir ucunda ağızlık olan diğer ucu da çan şeklinde olan bir uzun tüpten ibaretttir Çoğunlukla ahşaptan yapılan klarnetin üzerinde, küçük metal tuşlar bulunan delikler vardır Dil titredikçe, dolu ve zengin bir ton elde edilir Tuşlara basıp bırakarak tonlama yapılır Klarnet 4 nota da imal edilir ve en çok kullanılan düz-si klarnettir Bu klarnetin 35 oktav kadar ses genişliği vardır


    Tarihçe:
    18yy’da Alman bir flüt imalatçısı olan Johann Christoph Denner tarafından dilli bir halk çalgısı olan “Chalumeau” adlı enstrümanın değiştirilmesi ile elde edilmiştir 1840 lı yıllarda 2 farklı karmaşık tuş takımı geliştirilmiştir Klarinetler orkestralarda 1780 lerde popüler hale gelmiştir Klarneti ön plana çıkaran eserlerden bazıları George Frideric Handel’in 2 klarnet ve bir korno için üvertürü, Carl Strawitz ve Wolgang Amadeus Mozart’ın klarnet konçertosudur

    Fagot
    Fagot iki dilli bir enstrümandır Toplamda 25 metreye yakın silindirik ahşap tüpten yapılmıştır 4 bağlantı parçasından oluşur: Bass parça, tenor parça, çift parça ve çan parça olmak üzere Çan parça olarak adlandırılan kısım bass kısma alttan bağlı olup kıvrıktır Bu grup tenor kısma sonra topluca çift parçaya bağlıdırlar Çift dilli ağızlık tenor parçaya bir başka parçayla bağlıdır Bassoon üzerinde 8 delik ve 10 tuş bulunur Müzisyen dilli parçadan üfleyerek ve tuşlarla ton değiştirerek enstrümanı çalar


    Tarihçe:
    Fagot 1650 lerde büyük bir ihtimalle, kıvrık şekilli tek parçalı bir enstrümandan türetilmiş olmalıdır Modern Fransız Fagot’u, 19yy ortalarında, Buffet-Crampon isimli bir Fransız firması tarafından geliştirilmiştir Alman Fagot’u ise Wilhelm Heckel isimli bir imalatçı tarafından mükemmelleştirilmiştir Avrupa’nın çeşitli yerlerinde farklı türlerde çalınmaktadır

    Saksafon


    Saksafon dil sesli nefesli çalgılardan birisidir Yapısında, klarnet’in tek dilli ağızlığı, metal bir gövde, obuanın konik kısmına benzeyen bir kısım bulunur Çoğu saksafonun alt kısmı eğiktir ve bu şekliye bass klarneti andırır Çok azı, örn: soprano saksafon, düzdür ve klarnete benzer Saksafonun üzerinde 12 tuş ve delik bulunur 6 çiviye basıp bırakılarak gruplar halinde açılıp kapatılmak suretiyle değişik tonlar elde edilir Aletin üzerinde, normal sesinin bir oktav altında veya üstünde ses çıkartmaya yardımcı olan 2 de fazladan delik vardır En çok kullanılan saksafon türleri olan, soprano, alto ve tenor saksafonun 25 oktavlık bir ses genişliği vardır
    Tarihçe:
    İlk defa 1840 yılında Adolph Sax isimli bir imalatçı tarafından icat edilmiştir 1844 de ilk defa senfonik orkestralarda görünmüşlerdir Ancak saksafon için yazılan parçalara pek rastlanmaz Jazz’ın gelişimi ile saksafonun popüler olmasını 20yy başına kadar beklemek gerekmiştir
    Yan Flüt Nedir / Yan Flüt
    Batı müziğinde en çok kullanılan flüt cinsi olan yan flütün Çin'de MÖ 900 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir Flüt, Avrupa'ya 12 yüzyılda, öncelikle Almanca konuşulan bölgeler olmak üzere girmiş ve ilk önceleri çoğunlukla askerî bandolarda kullanılmıştır "Alman flütü" isminin verilmesi bu zamana denk gelmektedir Flüt daha sonra 16 ve 17 yüzyılda oda müziğinde kullanılan bir enstrüman haline dönüşmeye başlamıştır Bu ilk flütler, 6 parmak deliğinden ibaret tek parçadan oluşmaktaydı Ancak 1600'lerde flüt, birbirine bağlı 3 parçadan ibaret olarak yeniden tasarlanmıştır Aşamalı olarak flüte daha fazla tuş eklenmiş ve orkestra parçalarında yerini almaya başlamıştır 1800'lü yıllarda 4 tuşlu flüt en çok kullanılan türü olmakla beraber, 8 tuşlusu da geliştirilmiştir
    Ünlü Alman flütçü Tehobald Boehm, sanatının zirvesine ulaştığı yıllarda, kullanılan yan flütlerin ihtiyaca cevap vermekte yetersiz kaldığını görmüştür Çağ, müzik edebiyatının olağanüstü gelişme gösterdiği bir çağdır Bestecilerin ifade gücü, çalgıların teknik gelişmişlikleriyle sınırlı da olsa bu sınır zorlanmaktadır Besteciler sınır tanımazken, çalgılar yetersiz kalmaktadır
    Bu düşünceden yola çıkan Boehm, 1832 yılında akustik (ses fiziği) bilgisi ile sanatındaki becerisini birleştirerek, bugünkü modern flütü geliştirmiştir Yan flüt, bu yüzden "Boehm flüt" adıyla da bilinmektedir
    Yan flüt, orkestraların ve bandoların önemli bir melodi çalgısıdır İlk zamanlarda abanoz ağacından yapılırdı Günümüzde ağaç flütler hâlâ kullanılıyor olmasına rağmen çok yaygın değildir Bakır alaşımlı, gümüş, krom ve nikel gibi paslanmaz madenlerle kaplanmış parlak :-):-):-):-)llerden yapılanlar en çok kullanılanlarıdır En değerlileri de gümüş ve altından yapılanlarıdır Yan flütün iç çapı 1,9 cm, uzunluğu 67 cm'dir Üç ana parçadan oluşmaktadır Baştaraf hafif konik, orta ve uç kısmındaki parçalar silindirik boru şeklindedir Üzerindeki ("perde" diye adlandırılan) deliklerin birbirine uzaklıkları ve çapları farklı ölçülerdedir
    Boyu yaklaşık 30 cm olan yan flütün bir küçüğüne pikolo denir Pikolo, yan flütün hemen hemen kopyası gibidir Pikolonun boyuna yakın bir benzeri ise fifredir Fifre, ağaçtan yapılmıştır, üzerindeki mekanizma daha basittir Her ikisi de yan flüte göre bir oktav tiz ses verirler Üçü de üfleme tekniği bakımından birbirine benzeyen çalgılardır Son yıllarda yan flütün alto ve bas çeşitleri de üretilmiştir fakat yaygın olarak kullanılmamaktadır
    Bazı çalgılar sol anahtarına göre ikinci aralığa yazılan "la" notasını, başka bir ses gibi kabul eder Örneğin klarnetlerden bir tanesi, portenin altındaki birinci çizgiye yazılan "do" sesini "si bemol" olarak verir O yüzden bu klarnete "si bemol klarnet" denilmiştir Bu tip çalgılar "transpoze çalgılar" olarak adlandırılırlar Yan flüt, sol anahtarını kullanır Transpoze çalgı olmadığı için notaların yerlerini değiştirmeden okur
    En kalın sesi portenin altına çizilen birinci ilave çizgideki "do"dur Bu yüzden "do flüt" olarak da bilinir Fazla kullanılmamakla birlikte do sesinin altına inen flütler de vardır En ince sesi ise portenin üstüne çizilen, beşinci ilave çizgiden sonraki "do"dur İnceye doğru bu sınır birkaç ses daha zorlansa da bu seslerin kullanımı çok yaygın değildir Genellikle ses sınırı üç oktav diye tanıtılır
    Nefesli çalgıların birçoğunda (klarnet, obua, zurna gibi) ses çıkarmaya yarayan bir düzenek (dil) vardır Yan flüt, pikolo, fifre ve ney'de doğrudan ses çıkarmayı sağlayan bir düzenek olmadığı için "dilsiz nefesli çalgılar" grubunda sayılırlar
    Nefesli çalgılar için bir başka gruplama da, üretiminde kullanılan maddeye göre yapılır "Bakır nefesliler" ve "ağaç nefesliler" şeklindeki bu gruplamaya göre yan flüt her ne kadar gülden yapılmış olsa da "ağaç nefesliler" grubunda yer alır
    Yan flüt; parlak sesi ve kıvrak hareketleri yapabilme özellikleri dolayısıyla etkileyici melodileri çalmada çok kullanılan önemli bir solo ve eşlik çalgısıdır Toplumsal olaylardan zafer coşkularını, sevinç ve mutlulukları, insan sevgisini, özgürlüğü, ilkbahar ve yazın doğal hareketliliğini, çiçekleri ve kuşların cıvıltısını müzikle anlatmayı en güzel yapan çalgıdır Sesinde karamsarlık yoktur

    Klarnet

    Uzunluğu : 59 cm Tek kamışlı soluklu bir çalgıdır


    Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır
    Diyapazona göre duyulusu, bir büyük ikili aşağıdandır
    Orkestra ve Armoni Muzikalarında; solo, birinci ve ikinci Klarnetler olmak üzere, üç bölümde kullanılır
    Ses rengi, açık, tat, ve parlaktır
    Ses dizisi genişliği:

    a Kalın bölüm a1) Kusurlu sesler b Orta bölüm c İnce bölüm



    Bu çalgı diğer bütün Klarnetlerin örneği olmuş, gelişmesi, yapımı, dizge ve tutuş özellikleri; Klarnetler konusunun başında verilen genel bilgilerde açıklanmıştır a(1) de gösterilen üç ses, yararsız olup, parlak değildir Ancak başarılı bir çalıcı ile kusursuz ve iyi olarak çıkarılması sağlanabilir Çalgının ince bölümünde son ses olarak gösterilen Sol sesinden sonra, dizeğin üstünde beşinci ek çizginin üstündeki Do sesine değin, bu çalgıda çıkılabilir Ancak, gerek soluk, gerek bu seslere yazılacak ezgilerin çabuk yürütülememesi ve çalıcı için güç olduğundan kullanılmazlar Gerçekte bu seslerin, kusurlu çıkarıldıkları gibi, renkleri de iyi değildir, büyük Klarnetin dizge oluşumunun çok gelişmiş olduğunu, onun için yazılan, bağlı - bağsız, dilli, diatonik, kromatik, sıçramalı, en güç geçişlerle işlenmiş dizimler, tirillemeler, çabuk ezgilerle yüklü; beste, egzersiz ve çeşitlemeleri incelemekle daha iyi anlaşılır Kemanlar için bile güç olan en çabuk ezgilerle işlenmiş Uvertürler, Armoni Muzikalarında Klarnetlerin varlığı sayesinde, kolaylıkla çalınabilmektedir Orkestrada Harp' ın yaptığı ezgisel düzenleri, kolaylıkla benzeti yoluyla seslendirebilir Armoni Muzikalarında, orkestradaki Kemanların yerini tutar Bu nedenle çoklukla ince seslerde çalmak zorundadır Bunun için, Solo Klarnet ve Küçük Klarneti sürekli kullanmak zorunluluğu vardır Özellikle kalın ses bölümlerinde, Saksofonların yardımı ile başlayan bir ezgisel geçişi ince seslerde Küçük Klarnet tamamlar Küçük Klarnet, ince seslerdeki ezgisel geçişi desteklediği gibi, Solo Klarnetin çalamayacağı incelikteki sesleri de çalarak, ezgisel geçişin bitimini sağlar Yalnız bu geçişler güç ve uzun olursa, bu durumda sesler Klarnet çalıcılarına toplu olarak verilmez Böyle geçişler, çalıcılara kesikleşe verilerek, hem çalıcılar toplu olarak yorulmaz, hem de ezginin gelişimi ve bitimi kusursuz olarak sağlanmış olur
    Armoni Muzikalarında Si b Büyük Klarnetler üç görev bölümüne ayrılırlar:
    1 Solo Klarnet:
    a Orkestranın, Solo Kemanlarının yerini tutar,
    b Orkestranın, Solo Klarnetinin yerini tutar
    c Bir virtüozite çalgısı olarak kullanılır
    d Bir Opera parçasında, Soprano sesini benzetide kullanılır
    2 Birinci Klarnet:
    a Orta ses bölümündeki ezgilerde, Solo Klarneti destekler
    b İkinci Klarnetlere yardımcı olmak ve ikinci Klarnetlerde desteklenmesi gerekli ezgilerin çalmışına katılmakta kullanılır
    3 İkinci Klarnet:
    a Orkestranın, ikinci Kemanları ile Alto çalgılarının yerini tutar
    b Solo olarak kullanılır
    Genel Sonuç:
    1 - Armoni Muzikalarındaki Klarnetler, toplu olarak; Orkestradaki Kemanların yerini tutarlar
    2 - Senfoni Orkestrasının, bir Klarnet solosu veya bir ezgisel geçişi, Armoni Muzikalarındaki çalgılardan; Büğlü veya Alto Saksofona, geçişin güçlüğü veya rengi bakımından verilemiyorsa, bu görev Solo Klarnete verilir
    3 - Armoni Muzikalarındaki Solo Klarnete, Orkestradaki Solo Kemanların görevi verilir
    4 - Orkestradaki Kemanlara toplu olarak verilmiş görevler; Armoni Muzikalarına aktarılmış bestelerde, toplu olarak Klarnetlere verilir
    Çok önemli bir yöntemi ve yeteneği vardır Deyi gücü, hiç bir soluklu çalgıda yoktur Özellikle solo olarak, bütün güçlükleri başarabilecek niteliktedir Önemli bir solo çalgısı olan Klarnetin, tartı (ritim) ve ezgi bakımından en güçlü durumlarda kolaylıkla seslenişi, hiç bir soluklu çalgıda yoktur Geniş ses dizisinin bütün bölümlerinde ses ayırtılarını PP, ya dek kusursuz olarak kolaylıkla çıkarabilmesi, gereğinde istenildiği gibi çabuk çalabilmesi, sesinin güzel ve parlak rengi ona; soluklu çalgılar içinde çok önemli bir yer sağlar İnce bölümündeki; parlak, orta bölümündeki; sıcak ve kalın bölümündeki; tatlı ses rengiyle tüm duyguların deyisinde başarı ile kullanılabilir Özellikle eşlik görevlerinden uzak tutulması gereğini o, yeteneği ile tanıtlamış durumdadır Onun için, birçok ünlü bestecilerin hazırladıkları dinleti besteleri, incelendiğinde; bu çalgının değeri, yararlılığı, yeteneği için gerekli ve gerçek yargıya varılacaktır İnce duyguların, coşkuların, sevinçlerin yasların tüm duyguların; tatlı ve yumuşak sesli ileticisi Klarnet için, kelimelerle değil, notalarla yazmak gerekir Çünkü onun betiminden çok daha önemli olan, onun duyguları betimleyişidir; anlatım gücüdür

    Piyano



    Piyano, tuşlu bir çalgıdır. Tuşlarına basıldığında, sahip olduğu karmaşık çekiçli mekanizma sayesinde tellere vurarak ses veren klavyeli çalgı.
    Yapım biçimi ile duvar (konsol) ve kuyruklu (salon / konser / grand) adı verilen çeşitleri vardır. Piyano kelimesi İtalyanca "Güçlü ve Hafif sesli klavsen (harpsikord) - gravicembalo col piano e forte" 'den gelir. Pianoforte olarak adlandırılması da bundandır. Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Piyano çalan kişiye piyanist veya piyano sanatçısı denir.
    İlk tuşu La-0, son tuşu Do-8 olma üzere toplam 88 tuştan oluşur.

    Tarihçe
    İlk Piyano 1700 lü yıllarda İtalya - Floransa'da Bartolommeo Cristofori' tarafından yapıldı. Cristofori'nin en büyük başarısı, piyano'nun temel mekanik sorunu olan, çekicin tellere vurması anında sesin çekicin etkisi ile sönümlenmemesi ve çekicin çok çabuk bir şekilde tellerden ayrılarak notanın yeniden çalınabilmesi sorununa bir çözüm üretmesidir. Öldüğü 1732 yılına dek 20 civarında piyano üretti.
    Fransız Marius'un bu çalgıya katkısı, tokmaklı klavseni bulmak oldu. Saksonyalı Silbermann ise, Schröter' in çekiç sistemini geliştirdi ve Bach'ın da değerli öğütlerinden yararlanarak, klavyenin tüm ses genişliğinde eşit bir ötüm elde etmeyi başardı. Augsburg' da org yapımcısı Johann Anderas Stein (1728-1792) Alman veya Viyana usülü denen mekanizmalı piyanolar meydana getirdi. 1789'da Stein, ayrıntıları belirtmek için kullanılmakta olan dizliklerin yerine pedal koydu. Andreas ve torunu Johann Baptist Streicher (1796-1871), piyanonun yapısını (Beethoven'in arzusu üzerine) daha sağlamlaştırdı ve ikinci bir otum kapağı ekleyerek daha dolgun bir ses sağladı. Piyano sanayinin gerçek kurucusu Alman Zumpe' dir, "kılavuzlu" denen mekanik piyanoyu gerçekleştirdi. İlk düz piyanoyu, 1789' da İrlandalı William Southwell yaptı. Sebastian Erard 1822'de piyano yapım tekniğini geniş ölçüde etkileyen bir yenilik getirdi (ikili itme dilleri). Henri Pape, çapraz tel ve keçeli çekici buldu. James Thom , ekleme demir çatıyı kurdu.

    Bu çalgı, büyük bestecilerin en yakını olmuştur, dolayısıyla bu çalgı için verilen bestelerin sayısı ciltler tutar. "Piyanistler, diğer çalgıları çalanlara nazaran, çıkaracakları sesleri piyano üzerinde hazır bulurlar" gerekçesiyle, küçük yaştan (altı-on) başlayarak, öğrenebilecek çalgılardan birisidir.Hatta günümüzde çok daha küçük yaşlara yönelik piyano eğitimi verilebilmektedir.


    Ünlü Piyanist Sigismund Thalberg: "Çalarken, sesleri uzatmayı, iyi bir ses çıkarmayı ve ses çıkarırken gerekli olan değişiklikleri yapabilmek için, zorunlu olan ilk şartlardan biri her türlü sertlikten uzak bulunmaktır. Kolda, elde ve parmaklarda yetenekli bir şarkıcının sesinde sahip olduğu incelik ve bükülmeler bulunmalıdır" diyor ve şöyle devam ediyor: "İhmal edemeyeceğimiz bir konu varsa, o da , çalarken vücudun hareketlerinde büyük bir ölçü olmasının; kolları, elleri büyük bir sükunetle yönetmenin, piyanoya çok yüksekten vurmamanın, kendi kendini dinleyebilmenin ve hüküm verebilmenin gerekliliğidir. Genellikle, parmaklarla fazla çalışılmakta, fakat kafa ile yeter derecede çalışılmamaktadır."
    Piyano pedallarının kullanılması hakkında, Antoine Marmontel şöyle diyor : "Pedalları kullanmasına izin verilen öğrencilerin büyük bir kısmı onları usülleri saymak için kullanırlar veya ayaklarını pedalın üzerine basarlar ve bir daha çekmezler. Şüphesiz ki, her ikisi de kusur sayılan bu alışkanlıklara sahip olmamak gerekir. Lavignac ise: "Pedal sanatı ayağın nasıl konulacağını değil, nasıl çekileceğini bilmektir" diyerek, gerekli öğüdü vermiştir.

    Cümbüş

    Zeynel Abidin Cümbüş tarafından 20. yüzyıl başlarında geliştirilmiş olan ud benzeri bir müzik aletidir. Sap kısmı gövde ile bağlandığı noktadan ayrılabilmektedir. Bu şekilde yalnız telleri değiştirilerek mandolin, banjo, gitar gibi birçok enstrümana çevrilebilir. Genel yapısı banjoya ve uda benzer.

    Bazı cümbüş çeşitleri


    Standart cümbüş
    Saz-cümbüş
    Cura-cümbüş
    Tambur-cümbüş
    Yaylı tambur - cümbüş
    Gitar-cümbüş
    Mando-cümbüş
    Cura

    Türk halk çalgılarından biridir. Anadolu ozanları tarafından çoklukla kullanılan bu çalgının uzunluğu 55-60 cm kadardır ve bağlama ailesinin en küçük çalgısıdır. Cura genellikle altı, beş, dört ya da üç tellidir. İki telli curalar da vardır. Bu curaların alt teli "la", üst teli "re" sesine ayarlanmıştır. Curaların tekne derinlikleri ile göğüs genişlikleri 15 cm dolayındadır. Sap uzunlukları ise 40 cm kadardır. Sapın ucundaki burgu denen anahtarlarla çalgı akort edilir. Dört telli curalarda üstteki tel ahenk telidir. Öbür teller bu ahenk telinin sesine ayarlanır. Sapları kısa olduğu için curalarda az sayıda perde bulunur.
    Cura mızrapla ya da tellere parmakla vurularak çalınır. Ama genelde tek başına çalınan bir çalgı değildir. Yaygın olarak öbür sazlarla birlikte çalınır. Bağlamanın bir oktav tizine ayarlanan sesi, öbür sazların içinde belirginleşerek ezgiye hareket ve renk katar. Oyun havalarının kıvrak ve hareketli çalınış biçimine uygun bir çalgıdır.
    Curalar büyüklüklerine göre değişik adlar alır. Curadan biraz büyük olanlara "cura bağlama" denir. Sesi curadan daha kalın olan cura bağlama en yaygın kullanılan cura türüdür. "Cura cura" ya da "cura zurna" adıyla bilinen tür ise curadan daha küçüktür ve sevimli görünüşü nedeniyle süs eşyası olarak çokça kullanılır.

    Keman

    Keman dört telli yaylı, perdesiz bir çalgıdır. Keman 4 telli olmadan önce 7 telliydi zaman içinde değişerek şu anki 4 telli halini almıştır. Değiştirilmesinin sebepleri ise görünüşünün kaba ve tutuşununda zor olmasından kaynaklanır. Keman'ın telleri sırayla 7'den 6'ya, 6'dan da 5'e düşmüştür.
    Viyola ve viyolonselin de bulunduğu violin ailesinin en küçük ve en yüksek tondan çalan üyesidir. Akor sesleri pesten tize sol, re, la, ve mi'dir.
    Keman yayına arşe denir. Arşede yapay ya da gerçek at kılının yanı sıra ham misina olarak adlandırılan bir madde de kullanılabilir.
    Almanca: Geige, Fransızca: Violon, İngilizce: Violin, İtalyanca: Violino dur. Uzunluğu 60 cm'dir. Yayla çalınan telli bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi Sol açkısı ile yazılır. Orkestralarda, genel olarak (Solo, I, II) üç partisi bulunur.Solo ve eşlik görevi verilir (özellikle bir solo çalgıdır). Hiçbir çalgıda olmayan ses rengiyle, çok zengin bir anlatım gücü vardır.
    Telleri: Sol, Re, La, Mi olarak akort edilir.

    Tarihçesi
    Keman ilk olarak 14.yüzyılda Kuzey İtalya'da ortaya çıktı; bu dönemde keman Avrupa'da yayıldı. İlk keman yapımcılarının Rebec, Rönesans de Fer tarafından Ortaçağ'da İtalya'da Lira da Braci, Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır. Lavignac, Keman'ın Türklerin Kemençe'i guz (Oğuz Kemençesinden)alındığını yazar. Bazı kaynaklarda ise Arapların Rebab'ından geliştirildiği öne sürülmüştür. 16.ve 17. yüzyıldaki Keman yapım ustaları Nicolo Amati, Paolo Maggini, Giuseppe Guarneru, Antonio Stradivarius Keman'a son şeklini vermişlerdir. Keman asıl biçimi korumakla birlikte 19. yüzyılda , bazı değişikliklere uğradı. Çağdaş kemanda gövde ve sap daha uzun, köprü daha yüksektir.







    www.herodevyapilir.com












        Ana sayfa


    Enstrüman çEŞİtleri: Tambur

    Indir 63.41 Kb.