bilgiz.org

Avrupa ve ameriKA’da faiZSİz bankacilik iŞlemleri ve tüRKİYE’deki uygulamalariyla mukayesesi

  • A. Batı Ülkelerinin Faizsiz Bankacılığa Yönelmesindeki Etkenler
  • B. Alanın Batıda Gelişim Süreci
  • II. BİREYSEL BANKACILIK HİZMETLERİ
  • B. Yatırım/Katılım hesapları
  • C. Ev ve Araç Kredileri
  • C. Döviz BLOC Sertifikaları
  • G. İslami Mülkiyet ve Leasing Fonları (Property and leasing funds)
  • IV. BATI VE TÜRKİYE UYGULAMALARININ MUKAYESESİ



  • Tarih30.09.2017
    Büyüklüğü57.53 Kb.

    Indir 57.53 Kb.

    AVRUPA VE AMERİKA’DA FAİZSİZ BANKACILIK İŞLEMLERİ VE TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALARIYLA MUKAYESESİ
    Arş. Gör. Necmeddin Güney

    I. GİRİŞ


    Son 30 yılda Faizsiz Bankacılık ve Finansman (kısaca FBF) alanında hemen tüm finansal ihtiyaçları karşılayacak, oldukça verimli işleyen çok sayıda finansal ürün/hizmet ortaya çıkmıştır. Avrupa ve Amerika kamuoylarında İslam’a karşı bütün önyargılara ve çekincelere karşın, bu alan, pragmatik yaklaşım sebebiyle, batıdaki banka ve yatırım kuruluşları arasında gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu raporumuzda Avrupa ve Amerika’daki durum ve uygulamalar çeşitli yönleriyle ortaya konularak Türkiye ile mukayese edilmeye çalışılacaktır.

    A. Batı Ülkelerinin Faizsiz Bankacılığa Yönelmesindeki Etkenler


    Körfez ülkelerindeki büyük sermaye sahiplerinin dini hassasiyetlerine uygun ürünler sunarak körfez sermayesini kendilerine çekebilme ve Avrupa’daki artan Müslüman nüfusunun inançlarına uygun ürünler sunmak başta gelen amaçlardandır. Batılı kuruluşlar, bu alanı geleneksel faizli işlemler dışında alternatif bir alan olması sebebiyle, müşterilere sundukları ürün seçeneğini artırma imkânı, dolayısıyla yeni bir ticari faaliyet alanı olarak görmektedirler. Bu alandaki diğer bir amaç ise, etik ilkelere ve toplumsal faydaya hizmet eden (“socially responsible”) alternatif finansal ürünler oluşturmaktır.1

    B. Alanın Batıda Gelişim Süreci


    Faizsiz bankacılığın ilk uygulama örnekleri İslam ülkelerinde ortaya konulmuştur. Bu sebeple, faizsiz bankacılık ve finans uygulamaları 90’lı yılların başında Avrupa bankaları ve finansal kurumları tarafından başta körfez Arap ülkeleri olmak üzere İslam ülkelerinden kopyalanmıştır. Şu anda ise artık karşılıklı bir bilgi aktarımı ve paylaşımı ortamı oluşmuştur. Özellikle körfez sermayesini çekme gayretiyle, Avrupa bankaları geleneksel yapıları içinde sundukları ürünlerle (interest-free product); oluşturdukları faizsiz pencerelerle (interest-free window) ve körfez ülkelerinde açtıkları yan kuruluşlarıyla (subsidiary) bu alanın gelişimine katkıda bulunmuşlardır.2 Her ne kadar ürün geliştirmeler daha ziyade kurumsal müşteriler ve yüksek gelirli körfez ülke vatandaşları için yapıldıysa da, uzun vadede bunlar bireysel bankacılık alanında da kullanılmaya başlanmış ve bu yönüyle sektörün geneline olumlu etkileri olmuştur.3

    Londra’nın dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri olması ve büyük İngiliz bankalarının Arap ve İslam dünyasıyla sıkı ticari bağlarının bulunması sebebiyle Avrupa’da FBF’nin ilk başladığı ülke İngiltere olmuştur. 80’lerden itibaren önde gelen İngiliz bankaları faizsiz uygulamalar sunarak veya faizsiz pencereler açarak İslami ilkelere uygun ürünler sunmaya başlamıştır ancak bu dönemdeki müşterileri büyük oranda kurumlar veya yüksek gelire sahip kişilerdir.4 2000’li yıllara gelindiğinde HSBC ve Lloyds TSB gibi bankalar faizsiz pencereleri aracılığıyla bireysel bankacılık hizmetleri de sunmaya başlamışlardır. Avrupa’nın ilk tamamen faizsiz çalışan bankası olan Islamic Bank of Britain 2004’ün sonunda ve European Islamic Investment Bank ise 2006’da İngiltere’de faaliyetlerine başlamıştır. Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg gibi Avrupa ülkeleri ile Amerika da bu alanda hukuki düzenlemelerde bulunmuş, bu yönde ufak da olsa bazı adımlar atmışlardır.5 İngiltere halen batıda FBF’nin merkezidir. 2007 verilerine göre, İngiltere FBF ve tekâfül (İslami sigorta) alanında topladığı sermaye ile (18.1 milyar $) dünyada 8. sırada yer almakta ve bu yönüyle Müslüman nüfusları İngiltere’den daha fazla olan Almanya, Fransa gibi ülkeleri oldukça geride bırakmış durumdadır. Aynı verilere göre Türkiye 15.8 milyar $ ile 9. sırada yer almıştır.6

    Amerika’daki Müslüman nüfusu kesin olarak bilinmemekle birlikte 3-7 milyon arasında farklı tahminler yapılmaktadır ancak Ortadoğu’dan uzak oluşu vb. sebeplerle FBF pek gelişmemiştir.7 Amerika’daki ilk faizsiz finans kuruluşu, oradaki Müslümanlarca 1987’de kurulan Lariba Finance House’tır.8 Bu kuruluş 1987’ye kadar murabaha usulüyle konut finansmanında bulunmuş, daha sonra kendi üyelerinden gelen itiraz ve eleştiriler neticesinde, Londra Albaraka Bankasının vaktiyle uyguladığı model esas alınarak geliştirilmiş yeni bir model ortaya koymuştur.9 Bu modelde, müşteri ve banka’nın ortak olarak müşareke yoluyla aldığı konutun mülkiyeti (milku’r-rakabe) müşteriye, irtifak hakları (hakku’l-menfa‘a) ödeme bitesiye kadar bankaya ait olmaktadır. Modelin en önemli farkı olarak, evin/arabanın aylık kirası, diğer uygulamalarda olduğu üzere Libor (London Inter-Bank Offer Rate) vb. endekslere göre değil, konutun piyasadaki gerçek kira bedeli neyse, ona göre belirlenmektedir. Ayrıca ödeme zorluğu çekenlere esneklik tanınmakta, evin piyasa değerinin üzerinde olmamasına dikkat edilmektedir.10 Bank of Whittier isimli bankayla da anlaşmış olan Lariba, tüm Amerikada faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Global bankalardan Amerika’da faizsiz penceresi olan tek banka HSBC’dir ve New York eyaletinde faaliyetlerini yürütmektedir. Lariba ve HSBC Amanah dışında, Devon Bank gibi sadece belli eyaletlerde faaliyet gösteren 5-6 kuruluş daha mevcuttur.11


    II. BİREYSEL BANKACILIK HİZMETLERİ


    FBF alanı Türkiye de dahil olmak üzere İslam dünyasında daha ziyade Müslüman kitlelerin taleplerini karşılamak üzere ortaya çıktığı için, bireysel bankacılık hizmetlerinin her zaman öncelik arz ettiği gözlenmektedir. Mesela en büyük faizsiz bankalardan Suudi Arabistanlı Al Rajhi, Kuwait Finance House (Beytu’t-temvil), Dubai Islamic Bank ve Bank Islam Malaysia daha ziyade perakende ve bireysel bankacılık hizmetleri sunmaktadırlar. Buna karşın batıdaki uygulamalarda ise, öncelikli hedefin ve sunulan hizmetlerin genelde yüksek gelirli kişi ve kurumların ilgisini ve parasını çekmeye yönelik olduğunu; bireysel hizmetlerin daha sonraki aşamalarda ve daha yavaş geliştiğini görüyoruz.

    A. Cari hesaplar


    Faizsiz bankalarda her zaman cari hesap hizmeti bulunmaktadır ve bu hesaplara dayalı olarak çek hizmeti, ATM kartları vb. hizmetler mevcuttur. Bu hesaplar vekalet/karz akdi üzerine kurulmakta ve banka bu paraları helal alanda veya karz-ı hasen olarak kullanacağı taahhüdünde bulunmaktadır. Mesela faizsiz pencerelere sahip olan HSBC ve Lloyds TSB’nin islama uygun cari hesapları bu şekilde işlemektedir. 12

    B. Yatırım/Katılım hesapları


    Faizsiz bankalar çok çeşitli katılım ve yatırım hesapları sunmaktadır. Çoğu mudarabe esasına göre olmakla beraber, murabaha temelli bazı hesaplar da mevcuttur. Bunların bir kısmında yatırılması gereken asgari miktar söz konusudur.

    Mesela Islamic Bank of Britain’ın (IBB) sunduğu iki katılım hesabı türü, mudarabe temelli olarak açılmakta, banka web sitesinde13hedef kar oranları (target profit rates)” zikredilmekle beraber, bu oranlara bir garanti verilmemektedir. Mudarabe ilkelerine göre, bankanın elde ettiği kara göre müşteriye verilecek miktar artması gerekirken, IBB dahil birçok faizsiz banka, hedef oranlar üzerindeki kârları müşteriye aktarmak yerine ayrı bir ihtiyat fonuna aktarmaktadır. Amaç gelecekteki daha düşük kar durumlarında veya faizlerin yükseldiği dönemde rekabeti sürdürebilmek için bu fondan müşterilere ödeme yapmaktır.14

    Aynı bankanın asgari miktar şartı olmayan diğer bir hesap türü (“fixed-term deposit account”) ise, belli miktardaki paranın 24 aya kadar vadeli olarak yatırılmasını öngörmektedir. Hesap murabaha temelli çalıştırılmak üzere açılmakta, yatırılan para Londra Maden Borsasında (London Metal Exchange) mal alım satımında kullanılmakta, müşteriye verilecek “hedef kar oranı” önceden belirlenmekte, banka da henüz malı alırken borsada satış fiyatı anlaşması yaparak kendi durumunu sağlama almaktadır.

    Banka kârına ortak olmak üzere açılan bu hesaplarının yanı sıra, henüz Avrupa’da hizmete sunulmamış daha spesifik mudarabe hesapları da mevcuttur. Bu hesaptaki paralar, mudinin bilgisi dâhilinde belli şirketlere ortak olmak üzere aktarılır. Müşteri, ortağı olduğu şirketin kârını tahsil ederken, banka ise aracı durumundadır ve müşteriden yıllık işlem masrafı alır. Müşterinin bu hesaplardan elde edeceği getiri daha dalgalı bir seyir izlemektedir. Özellikle Ürdün’deki Jordan Islamic Bank’ta bu hesap türü, müşterilerce oldukça rağbet görmüştür.15

    Türkiye’de olduğu üzere, İngiltere’de de faizsiz bankalarda bulunan mevduatlar, tasarruf mevduatları sigortası (deposit insurance) kapsamındadır.

    C. Ev ve Araç Kredileri


    Avrupa’daki Müslümanların önceliklerinden birisi de faizsiz bir şekilde ev sahibi olmaktır. Bu alanda ilk ürün, Al Baraka tarafından Londra’da ev sahibi olmak isteyen körfez ülkeleri Arapları hedef alınarak 1988 yılında sunulmuştur. İcâre temelli bu örnekte, banka, müşteri adına evi satın almakta; müşteri evin taksitlerinin yanı sıra bağımsız olarak belirlenen kiraları da aylık olarak ödemekteydi. United Bank of Kuwait ise 1997 yılından itibaren hem murabaha hem de icare usulüyle ev finansmanı faaliyetine başladı. Murâbaha temelli olan işlemde, kar ve taksit miktarları sabit iken; icâre temelli işlemde, belirlenen kiradaki muhtemel değişim sebebiyle taksitlerde de dalgalanma mümkündü. Dolayısıyla ilki sabit faiz oranlı/sabit taksitli ev kredisine, ikincisi ise değişken faiz oranlı ev kredisine alternatif olarak sunuluyordu. Ancak İngilitere’de banka hem alırken hem de ödemenin tamamlaması neticesinde evi müşteriye aktarırken iki kere damga vergisi ödenmek durumunda olduğu için, ayrıca rekabet mevcut olmadığı için, bu finansman metodu, konvansiyonel ev kredilerinden oldukça pahalıya mal oluyordu. 16

    Çifte damga vergisi uygulamasının 2003 yılında kaldırılmasının ardından İngiltere pazarına giren Arab Banking Corporation’a bağlı Al Buraq isimli finansman şirketi, İngiltere’de faizsiz ev kredileri konusunda en büyük pazar payına sahip olmuştur (2007 itibariyle). Kendi özel şubelerine sahip olmayan şirket, Bristol and West isimli emlak şirketinin, ayrıca IBB ve Lloyds TSB bankalarının aracılığıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Al Buraq’ın finansmanı icare ve müşareke metodlarını birlikte kullanmaktadır (diminishing musharaka). Buna göre, müşteri evin fiyatının en az %10’unu, banka ise kalanını ödemektedir. Bankaya yapılan ödeme 25 yıla kadar vadelendirilmektedir ve bankanın en önemli geliri, bu süre boyunca müşterinin bankanın evdeki mülkiyeti oranında ödemeye devam ettiği kiradır. Ancak bu kira, evin piyasadaki kira bedeli esas alınmak yerine, Libor’a endekslenerek belirlenmektedir ve halen müşterilerde dini açıdan tereddüt konusu olmaktadır. Al Buraq’a en yakın rakipler, HSBC Amanah ve IBB’nin finansmanlarıdır ve Al Buraq’a benzer tarzda işlemektedir.17 Genç müşteriler ilk yıllarda daha düşük ücret ödemeyi tercih ettikleri ve sonraki yıllarda daha fazla ödeyebilir hale geleceklerini ümid ettikleri için, bankalar, ödemelerde ilk birkaç yılda yalnızca kirayı tahsil ederken, sonraki yıllarda evin kendi parasının tahsilini gittikçe arttırmaktadır.

    Diğerlerinden farklı olan bir ev finansmanı sağlayıcısı ise, üyelerin parasıyla kurulmuş olan ve sadece üyelerine ev finansmanı sağlayan bir finans kuruluşu olan Ansar Finance’tır. Ansar Finance, 1998 yılında üyelerine faizsiz ufak krediler vermek üzere Müslümanların bir araya gelip kurdukları bir kuruluştur. Ev finansmanı, “diminishing mushâraka” usulüne göre yapılmaktadır.

    Ev finansmanı, ABD’deki İslami finans kuruluşlarının başlıca faaliyet alanıdır. Küresel krizden önceki dönemde bazı kuruluşlar, ev finansmanlarını menkul kıymetleştirerek mortgage haline getirerek başka kuruluşlara satmışlar, böylece alacaklarına ikincil piyasa oluşturmuşlardır. Bu kuruluşlar ayrıca araç finansmanı sağlamakta ve şirketleri de finanse etmektedir. Kâr amacı gütmeyen bazı vakıflar da, düşük gelirli veya mülteci Müslümanlara mikrokredi vererek iş sahibi olmalarını sağlamaktadır.18

    III. DİĞER UYGULAMALAR

    A. Teverruk işlemleri


    Türkiye’de uygulanmayan bir metod olan teverruk (tawarruk) işlemi, IBB dahil bazı bankalar tarafından, müşterilerin düğün, ameliyat vb. durumlardaki nakit ihtiyacını karşılamak üzere kullanılmaktadır. Bu ürün, murabaha işleminin hemen ardından banka tarafından tavsiye edilen üçüncü şahsa ilgili ürünün satılması ve bunun neticesinde nakit temini esasına dayanmaktadır. Doğrudan bey‘u’l-‘îne olmaması için üçüncü şahıs devreye sokulmuştur, nakit krediden farklı bazı hukuki neticeleri vardır ancak fıkhen meşruluğu konusunda ciddi tartışmalar mevcuttur.19

    B. Sukuk Uygulamaları


    Sukuk olarak ifade edilen kira senetleri, değişken faiz oranlı tahvillerin şer’i alternatifi olarak tasarlanmışlardır, temelde “bir gayrimenkulün belli süreyle satın alınması ve sahibine kiralanması” usulüne göre işlemekte, kira oranları ise genellikle Libor, Euibor vb. uluslar arası faiz oranlarına endeksli olarak belirlenmekte, bazen ise sabit oranlı olmaktadır. Avrupa’da sukuk alanında ilk uygulama, Almanya’nın Saksonya (Saxony-Anhalt) eyaletinin 2004 yılında ihrac ettiği 100 milyon avroluk sukuktur. Bu ilk uygulamadan sonra çok sayıda özel şirket, özellikle altyapı ve yatırımlarının finansmanı için sukukları kullanmıştır (“corporate sukuk”).20 İngiltere, hazine olarak sukuk ihrac etmek için ciddi adımlar atmıştır ancak henüz sukuk ihraç edilmemiştir.

    C. Döviz BLOC Sertifikaları


    İsviçreli UBS’nin bir ürünü, özellikle dolar/euro alanındaki dalgalanmalardan korunmak veya kar etmek isteyenler için kullanılan döviz BLOC (buy low or cash) sertifikalarıdır. Normalde bankaların fıkıh kurulları future ve forward işlemlerine cevaz vermezken, bu sertifikalara, vade dolana kadar elde tutulduğu ve tekrar satılmadığı için olsa gerek, cevaz verilmiştir.21

    D. Yatırım Bankacılığı


    İslam ülkeleri açısından henüz yeni sayılabilecek yatırım bankacılığı, bu bankaların gelirlerinin çoğunluğu ücret/komisyon esasına dayandığı için, Müslüman yatırımcılar için cazip bir alan oluşturmaktadır.

    Avrupa’da İslami ilkelere tamamen uygun işlem yapan ilk yatırım bankası, yatırım bankacılığın merkezi olan Londra’da 2005 yılı başında kurulan European Islamic Investment Bank’tir (EIIB). Banka, aynı alandaki büyük bankalara kıyasla oldukça mütevazi kalmaktadır. Çünkü Avrupalı büyük yatırım bankaları da körfez ülkeleri ve diğer İslam ülkelerindeki dini hassasiyeti olan müşterilerine bu alanda ürünler sunmuşlardır. Özellikle Alman Deutsche Bank ve Fransız Societe Generale ve Calyon bankaları, körfez ülkeleriyle çok sayıda yatırım bankacılığı işlemleri yürütmüşlerdir.22


    E. Servet Yönetimi


    Servet Yönetimi (wealth management) alanındaki ilk faaliyet, 1981 yılında Suud Prensi Muhammed Faysal’ın öncülüğüyle İsviçre’nin Cenevre kentinde kurulan Dâr al-Mâl al-Islâmî isimli kuruluştur. Dâr al-Mâl bir yatırım kuruluşudur ve şu anda İslam ülkelerindeki çok sayıda faizsiz bankanın hissedarı durumundadır. Bu kuruluşa bağlı olarak işleyen ve Bahama adalarında kurulmuş olan Islamic Investment Company of the Gulf isimli yan kuruluşu, İslami ilkelere uygun servet yönetimi alanında oldukça önemlidir. Dâr al-Mâl al-Islâmî topladığı sermayeyle (2006’da iki milyar dolar civarında) Avrupa ve gelişmekte olan pazarlarda İslami ilkelere uygun alanlara yatırım yapmaktadır. Dünyada servet yönetiminin merkezi konumundaki Cenevre’de bulunması, Investment Dar, International Investor of Kuwait ve Arcapita (Bahreyn) gibi körfez ülkelerinde bulunan kuruluşlara kıyasla durumunu avantajlı hale getirmiştir.

    Bir İsviçre bankası olan UBS uzun yıllardır körfezdeki zengin yatırımcılarına İslami ilkelere uygun servet yönetimi hizmeti sunmaktadır. 2006 yılına kadar Bahreyn merkezli ve İslami ilkelere uygun çalışan Noriba isimli bankaya sahip olan UBS, bu tarihten sonra Dubai’ye açtığı ofisle bizzat kendi isim şemsiyesi altında faaliyetlerine devam etme kararı aldı. Sadece üst sınıf müşterilerle çalışan banka (yatırılabilecek en düşük para 250.000 dolardır) eşya murabahası temeline dayalı olarak temel madenlerin peşin alınıp vadeli satılması yoluyla kar elde etmekte ve bu karını müşterileriyle paylaşmaktadır. Para gerçek ticari işleme bağlandığı için ve mevduat sertifikalarının ikincil piyasası bulunmadığı için, vade dolmadan paranın çekilmesi mümkün değildir. Kar oranları, faiz oranları civarında seyretmektedir.23


    F. Fon yönetimi


    İslami değerlere uygun fon yönetimi alanı, ilkeleri itibariyle etik fon yönetimi (“ethical fund management”) alanına benzemektedir. Her ikisi de önceden belirlenmiş kriterlere göre, yatırım alanlarını süzgeçten geçirirler. Sektör göstergeleri ve finans göstergeleri olmak üzere iki tür süzgeç kullanılmaktadır. Elenen başlıca yatırım alanları şunlardır: Alkol ve domuz ürünlerinin üretimi ve dağıtımı; kumar, gazino ve her türlü bahis oyunuyla ilgili sektörler; müstehcen ve gayr-i ahlaki yayın ve üretim yapan medya sektörleri… Buna göre mesela bankalar faizli işlemleri sebebiyle elenmektedir. Kumarhanesi olan hotel zincirleri, alkol satışı yapan alışveriş merkezleri vb. çok sayıda alan elemeye tabi tutulmaktadır. Ancak ana faaliyet sahası haram olmayan işletmelerin yan faaliyetlerindeki haram unsurları müsamahayla karşılayan bazı esnek fetvalar da verilmiştir. Şirketlerin aşırı borçlanmış veya sermayesinin önemli bir kısmını faiz yoluyla toplamış olmaları da, elemede kullanılan diğer bir kriterdir.

    İslami fon yönetimi hizmetleri, 80’li yılların ortalarından itibaren Avrupa’da sunulmaya başlanmıştır. Şu andaki fonların çoğunluğu, İslami pencereye sahip çok uluslu bankalara aittir. Mesela HSBC Amanah (açılış: 1998), üçü Dublin’de ve biri Lüxemburg’ta olmak üzere dört ayrı fon seçeneği sunmaktadır. Deutsche Bank ve Lloyds TSB bu alandaki diğer önemli bankalardır. Avrupadaki tek müstakil İslami fon yöneticisi olan Oasis’in merkezi güney Afrika’dır ve körfez ülkeleriyle oldukça bağlantılıdır.

    Bazı bankaların çocuklu ailelere yönelik bir ürünü ise, İslami Küçük Tasarruf Bonolarıdır. Bunlara aile ayda en fazla 100 sterlin yatırmakta, çocuk 18 yaşına girdiğinde tek seferde biriken parayı çekebilmektedir.

    G. İslami Mülkiyet ve Leasing Fonları (Property and leasing funds)


    Londra bu fonların da merkezidir. Bu fonlar daha ziyade yüksek gelirli kişilerin katıldığı ve para 3-5 yıl kilitli kaldığı için de likiditesi daha düşük olan fonlardır. Erken çıkmak isteyenlere para cezası uygulanmaktadır. ABC Islamic Asset Management bu alandaki en önemli kuruluştur ve tüm dünyada öğrenci yurtları, sağlık merkezleri ve normal mesken alanında yatırım yapmaktadır. Finansmanda murabaha ve icare temelli işlemler uygulanmaktadır.24

    IV. BATI VE TÜRKİYE UYGULAMALARININ MUKAYESESİ


    Ülkelerde faizsiz bankacılık ve finansman uygulamaları temelde üç unsura göre şekillenmektedir: a) Başta bankacılık mevzuatı ve vergi uygulamaları olmak üzere, o ülkenin hukuki altyapısı b) Faizsiz bankaların kurumsal tercihleri ve vizyonları c) Müşterilerin tutum ve beklentileri

    80’li yıllarda FBF kuruluşları arasında deneme niteliğinde farklı uygulamalar söz konusu olmuş, bunlardan bir kısmı geliştirilerek devam ettirilmiş, kimisi ise uygulamadan çekilmiştir. Sonraki süreçte, standartlaşmaya doğru gidilmiştir. Halen standartları belirleyen iki önemli özerk kuruluş, 1991’de Bahreyn merkezli olarak kurulan AAOIFI (Accounting and Auditing Organisation of Islamic Financial Institutions) ve 2002 yılında Malezya’da kurulan IFSB (Islamic Financial Services Board)’dir.25 Dünyadaki hemen hemen tüm FBF kuruluşları ve hükümetlere bağlı denetleme kurulları bu kuruluşlardan birine veya her ikisine üyedir. Bu uluslararası kuruluşların çalışmaları ve belirledikleri kriter ve standartlar (me‘âyîr) sayesinde şu anda bankalar arasındaki uygulama farklılıkları ilk dönemlere göre nispeten azalmıştır.26

    Çalışmamızda verdiğimiz bilgilerden de hareketle, uygulama farkları alanında şu tespitleri yapmak mümkündür:

    - Türkiye’de FBF alanında ara formlar söz konusu değildir. Batıdaki bankalarda ise geleneksel banka yapıları içinde faizsiz ürün sunma (interest-free product); faizsiz pencere açma (interest-free window) veya kendilerin bağlı (subsidiary) faizsiz banka açma şeklinde farklı uygulamalar mevcuttur. Faizli ve faizsiz uygulamaların sermayelerin karışmaması açısından Türkiye modelinin daha sağlıklı olduğu söylenebilir.

    - Gerek Türkiye’de gerekse batıda bu alanla ilgili çok çeşitli önyargılar bulunmaktadır. Batıda muhafazakâr ve milliyetçi politikacılardaki İslami değerlere olumsuz bakış açıları, bu alana da kısmen yansımakla birlikte, Türkiye’de bu konular daha ziyade politik ve sembolik anlamlarına göre değerlendirilirken, batıda FBF konusu daha ziyade ekonomik/finansal yönüyle değerlendirilmektedir ki, ekonomik rasyonalite de zaten bunu gerektirmektedir.

    - Türkiye’deki uygulamalar daha çok bireysel bankacılık temelli ve dini hassasiyetler sebebiyle ekonomiye girmemiş âtıl fonları toplama hedefiyle hareket ederken; Batıdaki uygulamalar başta körfez sermayesi olmak üzere yüksek gelirli şahıs ve kurumları öncelemektedir ve sektör de petrol fiyatlarıyla irtibatlı olarak gelişmektedir.

    Fransa ve Almanya’da Müslüman nüfusu daha fazla olmasına rağmen, Müslüman nüfusa yönelik bireysel bankacılık faaliyetlerinin –sınırlı da olsa- müstakil olarak sunulduğu tek ülke İngiltere’dir. İngiltere’de bankacılık sektörünü düzenleyen FSA’nın (Financial Services Authority) bu alana verdiği onay ve destek, diğer merkez bankaları ve siyasal otoritelerce pek verilmemiş ve konuya ilgisiz kalınmıştır. Ayrıca 2008 finansal krizinden sonra Lloyds ve HSBC gibi global bankaların zaten nispeten az olan Avrupa’daki bireysel faizsiz bankacılık uygulamalarının da Ortadoğu bölgesine kaydırıldığı görülmektedir. ABD’de Lariba ve Devon gibi Müslümanların kendi sermayeleriyle oluşturdukları kuruluşların yanı sıra HSBC de bu alanda etkilidir ancak bu uygulamaların oradaki Müslüman nüfusa yeterince duyurulabildiği ve ulaşılabildiği söylenemez.

    - Batı ve Türkiye’de sunulan hizmetlerde ve uygulama detaylarında bazı farklılıklar mevcuttur ve genellikle Türkiye uygulamasının daha ihtiyatlı ve tutarlı olduğu söylenebilir. Mesela, Türkiye’de her zaman geçmişe dair kar oranları ilan edilirken IBB dahil bazı batı uygulamalarında “Hedef kar oranı” adı altında, geleceğe yönelik kar oranları ilan edilmektedir. Bu oran kesin olarak taahhüt edilmemekle birlikte, faiz ile kar arasındaki farkı bulanıklaştırması açısından sakıncalı görünmektedir. Yine Mudarabe ilkelerine göre, bankanın elde ettiği kâr arttıkça müşteriye verilecek miktar artması gerekirken, “hedef kar oranı” uygulamasının da etkisiyle IBB dahil birçok faizsiz banka, hedef oranlar üzerindeki kârları müşteriye aktarmak yerine ayrı bir ihtiyat fonuna aktarmaktadır. Amaç gelecekteki daha düşük kar durumlarında veya faizlerin yükseldiği dönemde rekabeti sürdürebilmek için bu fondan müşterilere ödeme yapmaktır. Ayrıca Türkiye’de hiçbir zaman nakit kredi uygulaması olmamasına rağmen, IBB dahil batıdaki bazı bankalar tarafından, müşterilerin acil nakit ihtiyacını karşılamak üzere meşruluğu tartışmalı olan teverruk işlemi uygulanmaktadır.

    Türkiye’de FBF alanındaki eğitim ve araştırma çok yetersiz durumda iken, başta İngiltere olmak üzere, batı bu alanda önemli ilerleme kaydetmiştir. Araştırma enstitüleri ve üniversitelerde faizsiz bankacılık alanından özel lisansüstü programlar mevcuttur. Aslında araştırma ve eğitim için batı ve batı dışında çok sayıda ülkede eğitim kurumları ve enstitüler mevcuttur: Mesela Londra’daki Institute of Islamic Banking and Insurance, Bahreyn’deki The Center for Islamic Finance ve merkezi Malezya’da bulunan ve merkez bankasının desteklediği International Centre for Education in Islamic Finance (INCIEF) gibi…27 Önde gelen Amerikan üniversitelerinden Harvard’ın 1995’ten beri bu konularla ilgili araştırma projesi bulunmaktadır (IFP – Islamic Finance Projecet). Türkiye FBF alanındaki araştırma ve eğitim eksiğini bir an önce gidermelidir.

    Türkiye’de çeşitli sebeplerle isimlendirmelerde dini terminoloji kullanılmazken, batıda Müslümanların dikkatini çekmek ve dini isimlendirmenin avantajlarından faydalanmak üzere bir çok banka ve üründe İslam dininin adı ve dini terimleri kullanılmaktadır. Dini terimlerin kullanılmaması şeklindeki Türkiye uygulaması, bir çok açıdan daha uygun bir tercih olarak görünmektedir: Mesela manevi değerlerin ticarete alet edilmemesi, uygulamanın başarısız olması durumunda manevi değerlerin bundan yara almaması, gayr-i Müslimlerin bu hizmetlerden uzaklaştırılmaması gibi sebepler zikredilebilir.

    Lariba ve Devon gibi birkaç istisna hariç tutulursa, Batı’daki kurumların çoğunun faizli sistemin Libor vb. endekslerini temel almaya devam ettiği görülmektedir. Benzeri durum Türkiye’de de murabahada kar oranları vb. hususlar belirlenirken söz konusudur. Faizsiz bankaların tuttukları paranın bankaların toplam mevduatındaki oranı düşük olması sebebiyle, bu bankalar fiyat/piyasa belirleyen (price maker) konumunda değil fiyata/piyasaya uyan (price taker) konumundadırlar. Başta murabaha olmak üzere banka işlemlerinde esas alınan kar oranlarının, şu veya bu şekilde faiz göstergelerine endekslenmiş olması, bu kuruluşlara yöneltilen en önemli eleştirilerden birisidir ve faizsiz bankaların bu durumunun kısa ve orta vadede değişmesi beklenmemektedir. Yine bankacılık içindeki mevduat oranları oldukça düşük olduğu için, ekonominin tamamını etkileyen 2008 krizinden faizsiz bankalar da etkilenmiştir. Mesela IBB, zarar etmeye devam ettiği için 2010 yılı ortasında Katarlı ortaklarınca satın alınarak kapanmaktan kurtarılmıştır.

    Avrupa’da çok az yer alan, Türkiye’de ise hiç bulunmayan bir alan ise ‘Takaful’ alanıdır. Körfez ülkelerinde ve Malezyada oldukça güçlü olan bu sektör, her iki bölgede de henüz hareketlenmemiştir.28



     Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi. necmguney@gmail.com

    1 Wilson, Rodney, “Islamic Finance in Europe”, RSCAS Policy Papers No: 2007/2, s. 1

    2 Rehman, Aamir, Gulf Capital & Islamic Finance, New York: Mc Graw Hill 2010, s. 268-270

    3 DeLorenzo, Yusuf Talal, "The Shari'a Scholar's View of Islamic Consumer Finance and Retail Products", Islamic Retail Banking And Finance (Ed. Sohail Jaffer), İngiltere: Euromoney Books 2006, s. 6-7

    4 Wilson, Rodney,“The Growth of Islamic Banking and Product Development Among Islamic Retail Banks”, Islamic Retail Banking And Finance (Ed. Sohail Jaffer), İngiltere: Euromoney Books 2006, s. 25

    5 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 3; Schoon, Natalie, “Islamic Finance in Continental Europe”, Islamic Finance News, 6 March 2009, s. 15

    6 Schoon, “Islamic Finance in Continental Europe”, s. 14

    7 Wilson, “Islamic Banking in the West”, Handbook of Islamic Banking, (ed. M. Kabir Hassan ve Mervyn K. Lewis), İngiltere: Edward Algar publ. 2007, s. 425. Mesela Amerikan bankası olan Citibank faizsiz merkezini Bahreyn’de açmıştır.

    8 Lariba’nın kuruluş süreci ve sonrasındaki faaliyetleri hakkında kurucuları arasında yer alan Yahya Abdurrahman’dan detaylı bilgi almak için bkz. Abdul-Rahman, Yahia, The Art of Islamic Banking: Tools and Techniques for Community-Based Banking, New Jersey: John Wiley & Sons 2010, s. 22-29

    9 Abdul-Rahman, The Art of Islamic Banking, s. 226.

    10 Lariba usulü finansman modeli hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. A.mlf, The Art of Islamic Banking, s. 258-277.

    11 Amerikadaki kuruluşlar ve uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Wilson, “Islamic Banking in the West”, s. 425-430

    12 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 15

    13 http://www.islamic-bank.com/target-profit-rates/ [Erişim Tarihi 28.11.2010]

    14 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 16-7

    15 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 17-18; a.mlf., “The Growth of Islamic Banking and Product Development Among Islamic Retail Banks”, s. 19

    16 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 19; A.mlf., “Islamic Banking in the West”, s. 420

    17 http://www.islamic-bank.com/personal-banking/home-purchase-plan/ [Erişim Tarihi 28.11.2010]

    18 Ayrıntılı bilgi için bkz. Chiu, Shirley ve diğerleri, “Islamic finance in the United States: A small but growing industry”, Chicago Fed Letter, May 2005, No: 214, s.2, 4.

    19 Wilson, “The Growth of Islamic Banking and Product Development Among Islamic Retail Banks”, s. 26; A.mlf., “Islamic Banking in the West”, s. 423.

    20 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s. 9-12

    21 İşleyiş tarzı için bkz. Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s.24.

    22 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s.27

    23 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s.22-23

    24 Wilson, “Islamic Finance in Europe”, s.32

    25 AAOIFI ve IFSB hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Iqbal, Munawar, “International Islamic Financial Institutions”, Handbook of Islamic Banking, (ed. M. Kabir Hassan ve Mervyn K. Lewis), İngiltere: Edward Algar publ. 2007, s. 373-378

    26 DeLorenzo, "The Shari'a scholar's view of Islamic consumer Finance and retail products", s. 7

    27 Rehman, Gulf Capital & Islamic Finance, s. 282

    28 Takaful uygulaması hk. ayrıntılı bilgi için bkz. Khan, Mohammed, "Takaful", Islamic Finance: A Guide for International Business and Investment, (ed. Habiba Anwar), London: GMB publishing 2008, s. 129-143






        Ana sayfa


    Avrupa ve ameriKA’da faiZSİz bankacilik iŞlemleri ve tüRKİYE’deki uygulamalariyla mukayesesi

    Indir 57.53 Kb.