bilgiz.org

AtasözleriMİZ, deyimleriMİz ve manileriMİzde

  • THE RELATION SHIP BETWEEN MOTHER-IN LAW AND DAUGHTER IN LAW IN OUR PROVEBS, IDIOMS AND MANIS * ABSTRACT
  • SÖZLÜKLERİMİZDE BULABİLECEĞİMİZ GELİN VE KAYNANA İLE İLGİLİ İFADELER: Gelin
  • Gelinboğan
  • Gelin çiçeği
  • Kaynanalık
  • 2. ATASÖZLERİMİZ VE DEYİMLERİMİZDE GELİN-KAYNANA İLİŞKİSİ Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış (kurmamış)
  • Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar 16 Ananın bahtı kızına 17 Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)
  • Evladı (oğlumu) ben doğurdum, ama gönlünü ben doğurmadım
  • Gelini ata bindirmişler “ya nasip” demiş
  • Gelin ata binmiş ya nasip, kim bilir kime münasip 23 Gelin altın kürsü getirmiş, çıkmış üstüne kendi oturmuş 24
  • Gelin çiçek, her dediği gerçek, kaynana yılan her dediği yalan 27 Gelin eşikte, oğlan beşikte 28
  • Gelin odası ziynetli olur 32 Gelini dini yok kaynananın imanı 33 Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım
  • Karımın kurduğu başa, anamınki dağa taşa
  • Kaynana dırıltısı 39 Gelinin dini yok kaynananın imanı Kaynana gelinin altın duvağıdır Kaynana öcü, oğlu cici
  • Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başı yarılır
  • Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir
  • Kaynana Damat İlişkisi İle İlgili Bir Fıkra
  • 4. İKİ GAZETE HABERİ VE İKİ MEZAR TAŞI
  • 5. MANİLERİMİZDE GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ Kaynananın Söylediği Maniler
  • Gelinin Söylediği Maniler
  • Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı ABD. Öğretim Üyesi * a form of Turkish folk literatüre



  • Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü92.33 Kb.

    Indir 92.33 Kb.

    ATASÖZLERİMİZ, DEYİMLERİMİZ VE MANİLERİMİZDE

    GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ
    Yard. Doç. Dr. Serhan Alkan İspirli**

    ÖZET

    Atasözlerimiz, deyimlerimiz ve manilerimizde gelin kaynana ilişkisi üzerine bir gezinti yaptık. Atasözleri, deyimler ve manilerimizde gelin kaynana kimdir, birbirlerine karşı tutum ve davranışları, birbirlerinden beklentileri nelerdir?... sorularına cevap aradık.




    THE RELATION SHIP BETWEEN MOTHER-IN LAW AND

    DAUGHTER IN LAW IN OUR PROVEBS, IDIOMS AND MANIS*
    ABSTRACT

    We had a trip to daughter-in-law mother-in-law relationship in our proverbs, idioms and manis. We tried to find answers; who the daughter-in-law is, who the mother-in-law is, what manners, behaviours and expects they have to each other.






    GİRİŞ

    Kadın, bir anne olarak fedakarlık sembolüdür. Ancak kayınvalide (kaynana) olunca araya yetiştirip büyüttüğü kızının eşi (damadı) veya oğlunun eşi (gelini) girince fedakarlık sembolü olan anne “kaynanalık etmeye” başlar. “Kaynanalık etmek” Türkçe sözlükte: “1/Gelin ve damada kötü davranmak 2/ Bir yakınına gereğinden çok karışmak”1 şeklinde ifade edilir.

    Kaynana-gelin anlaşmazlığına dair ilk veriler 4 bin yıl önceye gidiyor:

    “Bundan 4 bin yıl önce yaşayan genç bir kadın, kocasına gönderdiği çivi yazılı mektupta: “Annenden çok çekiyorum. Bir an önce dön ve beni bu kadından kurtar” diye sesleniyor.

    İki ezeli rakip olan gelin-kaynana arasındaki anlaşmazlığın 4 bin yıllık bir geçmişi olduğu belgelerle ispatlandı. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan çivi yazılı bir tablette, genç bir kadının kendisinden binlerce kilometre uzaktaki kocasına, “Gel beni bu annenden kurtar, yoksa öleceğim” diye seslendiği ortaya çıktı.

    Kayseri yakınlarındaki Kültepe-Kaniş Höyüğü’nde, 1948 yılından beri kazı çalışmalarına başkanlık eden Prof. Dr. Tahsin Özgüç, günışığına çıkartılan çivi yazılı tabletlerde, M.Ö 2000 yılına ait önemli bilgilere rastlandığını söyledi. Özgüç, Kültepe ve Kaniş’e yerleşen Asurlu tüccarların Mezopotamya’dan getirdikleri kalay ve kumaşları Anadolu’da yüksek fiyatlarla satarak gelir elde ettiklerini belirterek şu bilgileri verdi:

    “Asurlular silah yapımında kullanılan kalay ile dünya moda merkezi olan Mezopotamya’dan getirdikleri kumaşları Anadolu’da pazarlamışlar. Asurlu tüccarlar ayrıca, Mezopotamya’dan kendilerine kalay ve kumaş gönderen meslektaşlarıyla ve orada bıraktıkları yakınlarıyla karşılıklı çivi yazılı tabletler göndererek mektuplaşmışlar. Bu tabletler içerisinde Mezopotamya’da kalan bir gelin, Kaniş’de bulunan kocasına kervanla gönderdiği mektupta kaynanasını şikayet edip “Annenden çok çekiyorum, bana büyük kötülük yapıyor, artık bunu taşıyacak halim kalmadı. Bir an önce dön ve beni bu kadından kurtar” diyor. Kocasının Kaniş’ten geri dönmemesi üzerine dertli gelin, eşine gönderdiği ikinci mektubunda ise “Çocukların da büyüdü, onlara da söz dinletemiyorum. Annen ve çocukların beni öldürmeden çabuk gel.” diye yazıyor. Adam, aldığı mektuplara rağmen Mezopotamya’ya geri dönmüyor ve Kaniş’te ölüyor. Prof. Dr. Özgüç, kayınvalidesinden yana dertli olan gelinin gönderdiği iki çivi yazı mektubun, Kaniş’te ölen tüccara ait mezarda bulunduğu kaydetti.

    …Kayseri-Malatya karayolundaki Kültepe-Kaniş Höyüğü’nde bulunan çok sayıdaki çivi yazılı tablet ile diğer tarihi eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Kayseri Arkeoloji müzesi’nde sergileniyor…”2

    Manilerimizde, atasözlerimizde kaynana-damat çekişmesinden daha çok gelin-kaynana çekişmesine rastladık.


    1. SÖZLÜKLERİMİZDE BULABİLECEĞİMİZ GELİN VE KAYNANA İLE

    İLGİLİ İFADELER:

    Gelin: “1/ Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın 2/ Bir kimsenin oğlunun karısı 3/ Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın”3

    Gelinboğan: “Bir ahlat türü”4

    Gelin böceği: “Hanımböceği”5

    Gelincik: “1/ Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bir yıllık ve otsu bitki 2/ Sansargillerden ince ve uzun yapılı, sivri çeneli küçük bir hayvan 3/ Mezgitgillerden yılanbalığına benzer eti sevilen bir balık 4/ Yılancık, arpacık, çıban vb verilen ad”6

    Gelin çiçeği: “Zambakgillerden bir bitki”7

    Gelinfeneri: “Kuş kirazı”8

    Gelin havası: “Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması”9

    Gelin kuşağı: “Gökkuşağı”10

    Kaynana: “Kadını göre kocasının, kocaya göre karısının annesi, kayınvalide”11

    Kaynana dili: “1/ Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan kaktüs türüne halkın verdiği ad 2/ Bir iğne oyası örneği”12

    Kaynanalık: “1/ Kaynana olma durumu 2/ Kaynanaya yakışır davranış ___etmek: 1/ (kaynana) geline veya damada kötü davranmak 2/ Bir yakınına gereğinden çok karışmak”13

    Kaynana zırıltısı: “Bir sap çevresinde çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran çocuk

    oyuncağı”14




    2. ATASÖZLERİMİZ VE DEYİMLERİMİZDE GELİN-KAYNANA İLİŞKİSİ

    Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış (kurmamış): Ana baba kızlarını sultanlar gibi yaşatabilirler. Ama onun evlendikten sonra mutlu olmasını sağlamak ellerinde değildir.15

    Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar16

    Ananın bahtı kızına17

    Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)18

    Anasına bak kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak bezini al19

    Evladın var mı derdin var20
    Evladı (oğlumu) ben doğurdum, ama gönlünü ben doğurmadım: İnsanın çocuğu kendisinin bir parçasıdır. Bir çok özellikleri onunkine benzer. Yalnız gönlü ve huyu benzemeyebilir. Bir kimse evladına emredip bir çok şeyler yaptırır, ancak gönlüne hükmedemez.21

    Gelini ata bindirmişler “ya nasip” demiş: 1. Nikah kıyılmış, gelin kocasının evine gitmek üzere ata binmiş de olsa evlenmenin gerçekleşmemesi ihtimali vardır. 2. Kesin sonuç alınmadan, hiçbir işe oldu bitti gözü ile bakılmamalıdır. Umulmadık engeller işi bozabilir.22

    Gelin ata binmiş ya nasip, kim bilir kime münasip23

    Gelin altın kürsü getirmiş, çıkmış üstüne kendi oturmuş24

    Gelin atta kısmeti yadda25

    Gelin babasına “hem ağlarım hem giderim” demiş26

    Gelin çiçek, her dediği gerçek, kaynana yılan her dediği yalan27

    Gelin eşikte, oğlan beşikte28

    Gelin gitti yerine, kalan kızlar yerine29

    Gelin güvey olmak30

    Gelin odası gibi31

    Gelin odası ziynetli olur32

    Gelini dini yok kaynananın imanı33

    Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım34

    Karı koca ipek, araya giren köpek35

    Karıdan korkmayan yanılır36

    Karımın kurduğu başa, anamınki dağa taşa37

    Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle (işit, anla): Düşüncelerimi çok yakınım olan birisine söylüyorum. Ama maksadım bunları onun bilmesi değil, doğrudan doğruya kendisine söylemeyi uygun bulmadığım kimsenin bilmesidir. Çünkü sözlerimi ikisi birden dinlemektedir.38

    Kaynana dırıltısı39

    Gelinin dini yok kaynananın imanı

    Kaynana gelinin altın duvağıdır

    Kaynana öcü, oğlu cici: Gelinler kocalarını severler de kaynanalarını rahatsızlık veren bir yaratık sayarlar.40

    Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başı yarılır: Kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun her hali gelinini rahatsız eder.41

    Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası: Eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek kadar fazla görülür. Ama kızın anası baş köşeye oturtulur.42

    Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir: Kendine uygun bir evlenme yapmayan kız, yerine yerine helak olur. Boya göre dikilmemiş elbise de yerde sürünerek yıpranır gider.43


    3. FIKRALARIMIZDA GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ

    Gelin, yaşlı kaynanasını iyice gönlü olacak şekilde yıkar. Kaynanası bu işten çok memnun olur. Gelinine içten bir dua etmek ister. “E gelin sen beni nasıl pakladın ise, Allah da seni paklasın” der.


    Kaynana Damat İlişkisi İle İlgili Bir Fıkra

    Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkarmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeğini ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: “Niçin yanan eve girip çıkıyorsun, hiçbir şey getirmiyorsun?” diye. “Kayınvalidem içeride!” demiş adam. “Arada bir gidip çeviriyorum.”


    4. İKİ GAZETE HABERİ VE İKİ MEZAR TAŞI

    1. “Konya’da 1933’te ölen Ali Baş’ın mezar taşında kayınvalidesine yazılan methiye dikkat çekiyor. Ali Baş’ın vasiyeti üzerine yazıldığı belirtilen mezar taşında “Üçüncü son kaynanam Fatma, sen her muradı tattırdın bana, Seydişehir’den göçtün bu yana. Ben kalır mıydım geldim yanına” ifadesi yer alıyor.”44

    2. “Samsun’da bir karı koca, intihar eden kızlarının mezar taşına “Kaynanası yüzünden intihar etti” sözlerini yazdırdı.

    4 ay önce Almanya’nın Mannheim kentinde Ren Nehri’ne atlayarak intihar eden 21 yaşındaki 15 aylık evli Ümmü Gülsüm Tüzen, Samsun Kıranköy Mezarlığı’na defnedildi. İntihardan kayınvalide Serhat Tüzen’i sorumlu tutan Ümmü Gülsüm’ün annesi Fikrinaz ve babası Cemal Şimşek, kızlarının mezar taşına, “Almanya’da kaynanası yüzünden kendini Ren Nehri’ne atıp intihar eden 21 yaşındaki Ümmü Gülsüm Şimşek, Ruhuna Fatiha” yazdırdı.”45


    5. MANİLERİMİZDE GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ
    Kaynananın Söylediği Maniler:
    “Tereye petek koydum

    İçine ipek koydum

    Gelinimin adını

    Zincirli köpek koydum


    Bulgur verdim serçeye

    Pisler büke peçeye

    Bizim gelin benziyor

    ……
    Gözleri patlak gelin

    Çenesi hırtlak gelin

    Seni mezar kaçkını

    Suratsız hortlak gelin”46
    “Çürük gelin ne derdin
    Gelin değil kedersin

    Yoğurda zehir koydum

    Yesin yesin gebersin
    Bahçe çapa istiyo

    İşçi para istiyo

    Düşük çeneli gelin

    Çamdan sopa istiyo


    Eli elçekli gelin

    Kolu kolçaklı gelin

    Oğlanı ben doğurdum

    Şişe bacaklı gelin


    Çiçek gibi her yanım

    Sen hizmetçi ben hanım

    Evden kovarım seni

    Eğer isterse canım


    Başı saçaklı gelin

    İpten kuşaklı gelin

    Dün geldin adam oldun

    Leylek bacaklı gelin”47


    “Kız gelin dırdır etme

    Fazla ileri gitme

    Vakitsiz horoz gibi

    Gece yarısı ötme


    Sokakta geziyorsun

    Oğlumu üzüyorsun

    Sen de ne güzellik var

    Maymuna benziyorsun


    Oğluma çatacağım

    Seni boşatacağım

    Sırtına tekme vurup

    Sokağa atacağım”48


    “Gelini sevmeli

    Ayda bir görmeli

    Gördün mü sövmeli

    Azınca dövmeli


    Kazan dolu salça

    Dökülür akça akça

    Yaktın beni kül ettin

    Şişko gelin Hatça

    Gönül bilir dostunu

    Yere serer çulunu

    Paçalı don yaparım

    Gelin senin postunu


    Gelin seni oyarım

    Sen hizmetçi ben hanım

    Seni evden kovarım

    Eğer isterse canım


    Ben yaylada kışlarım

    Türlü nakış işlerim

    Pis gelini görünce

    Dayanamam dişlerim


    Çift minderin çift yüzü

    Biz ne tanırdık sizi

    Kürk giydin hanım oldun

    Aslın çingene kızı


    Ele zağar gibi zırlama

    İşin gör olma avara

    Akşam söylersem oğluma

    Getirir üsten bir kuma


    Gelin evde durmalı

    Konuşmayıp susmalı

    Çok gezen gelinin

    Ayaklarını kırmalı


    Çarşıda güzel çok

    Gelinden çirkini yok

    Makyaj sana az gelir

    Kafanı boyaya sok


    Aya çıktım bakarım

    Altın yüzük takarım

    Çirkin gelin seni

    Para gibi harcarım

    Eli bıçaklı gelin

    Eteği saçaklı gelin

    Oğluma hora mı geçtin

    Yengeç bacaklı gelin”49


    “Maşa bacaklı gelin

    Eli bıçaklı gelin

    Oğlan senin sen elin

    Ayağımı kemir gelin


    Masa üstünde pekmez

    Bu pekmez bana yetmez

    Gelinin dediği laf

    Benim kulağıma yetmez


    Taştan duvar örülür mü

    Kaynana dövülür mü

    Kaynanayı döven gelin

    Mahallede övülür mü


    Yaşa gelin yaşa

    Kına yakmış başa

    Arkamdan konuşursun

    Dilin karnına kaça


    Tekkeden hu gelir

    Çeşmeden su gelir

    Benim terbiyesiz gelin

    Gort gort diye geğirir


    Gelişe bak gelişe

    Bayılırım yemişe

    Gelin bana da vermezsen

    Gece altına işe


    Tarlaya ektim lahana

    Tez uyandım sabaha

    Ben kadar taş düşsün

    Gelin yamuk kafana


    Kartal sinek avlamaz

    Köpek kuşa havlamaz

    Aklı olan gelin

    Kaynanaya hırlamaz”50


    Gelin, gelin olduğu eve henüz gelirken kaynananın söylediği şu maniler gelinini tanımadan onu sevmediğine işaret ederler:


    “Gelin gelin kapımıza

    Altın dolu küpümüze

    Çeyzi var hepimize

    Gelin hoş geldin hoş geldin


    Kayadan bakar aya

    Bak kıllı karıya

    Saftirik olan gelini

    Bindirdiler kör taya”51


    Kaynananın zaman zaman gelininin annesine de laf dokundurur:

    “Oluyor da oluyor

    Kız gelin oluyor

    Testisi susuz kalıyor

    Annesi kızsız kalıyor”52

    “Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası” ata sözü dikkate alındığında ise kız anasının söylediği şu mani başka bir anlam kazanır:


    “Cevahirin hasıyım

    Has ova elmasıyım

    Övünsem de yeri var

    Gelinin anasıyım”53


    Gelinin Söylediği Maniler:
    “Sini sini şekerim

    Üstüne bal dökerim

    Kaynanamın kahrını

    Oğlu için çekerim


    Çarşıda et kaynana

    Başında bit kaynana

    Biz oğlunla yan yana

    Dışarı git kaynana


    Maniye maraz derler

    Güzele kiraz derler

    Senin gibi kaynanaya

    Küllükteki horoz derler


    Ak karpuz kara karpuz

    Kaynanalar çok arsız

    Arsız olursa olsun

    Oğlun durmuyor yarsız


    Hop hop kaynana

    Güp güp kaynana

    Ben oğlunla yan yana

    Sen dışarıda kaynana


    Çarşıdan aldım lahana

    Kıydım koydum sahana

    Hiç ömrümde görmedim

    Böyle cadı kaynana


    Ak tavuk almadın mı?

    Kümese salmadın mı?

    Ah cadı kaynana ah

    Sen gelin olmadın mı?


    Kaynaya evde durmaz

    İşe elini vurmaz

    Bir köşede oturur

    Çenesi hiç durmaz”54


    “Portakalın dilimi

    Tut kaynana dilini

    Şimdi oğlun gelirse

    Kırar kambur belini


    Ben bir biberim

    Yuvarlanıp giderim

    Çok söyleme kaynanam

    Oğlunu alır giderim


    Kaynana kişmiş yemez

    Eşeğine deh çüş demez

    Akşama pişmiş yemez

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Kaynanalar çeker maşa

    Gelin durmaz kaçar dışa

    Koca köpek ölse kışa

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Koçhisar”dan gelir paşa

    Kabak kaynar taşa taşa

    Koca köpek beni boşa

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Kaynanam hamama gitse

    Dört ayağı birden kaysa

    Sandık içi bana kalsa

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Kaynanamın adı Huri

    Kör olsun gözünün biri

    Koca köpek senden diri

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Sağ göğsünde olur beni

    Hep çektiğim gelin derdi

    Günde ölsün üçü dördü

    Kaynana kaynana kalk cazı oyna


    Kaynanam kazan karası

    Kaynanam Allah belası

    Kaynanam Allah alası

    Oğlu da bana kalası


    Rafa bir fincan koydum

    İçine mercan koydum

    Kaynanamın adını

    Poççikli sıçan koydum


    Atım var katırım var

    Elimde satırım var

    Vallah vurur öldürürüm

    Oğlunun hatırı var


    Kaynanam esti mesti

    Beni oğluna kesti

    Kesti de neler etti

    Sarıldı bağrına bastı


    Kaynananın elini

    Arı soksun dilini

    Yedi sene ısırsın da

    Doğrultmasın belini


    Ak tavuk olmadın mı?

    Kümese girmedin mi

    A benim kel kayın anam

    Sen gelin olmadın mı?


    Görümcem baş belası

    Kaynana kazan karası

    Damadı sorarsan

    Baklavanın ortası


    Bir o yana bir bu yana

    Kol kol seğmenler dolana

    Gözlerin aydın kaynana

    Şen ola düğün şen ola


    Eve serdim kilimi

    Tut kaynana dilini

    Akşam oğlun gelince

    Kırar kambur belini


    Oyna hopla kaynana

    Hortlak kaynana

    Oğlun beni istiyo

    Çatla patla kaynana


    Kapılar dayanıyor

    Karyolam boyanıyor

    Çok söyleme kaynana

    Efendim uyanıyor


    Rafta hedik kaynana

    Dişleri gedik kaynana

    Oğlun çerez getirdi

    Sensiz yedik kaynana


    Rafa fincan koydum

    İçine mercan koydum

    Kaynanamın adını

    …..
    Kaynanayı netmeli

    Kaynar kazana atmalı

    Yandım yandım dedikçe

    Altına odun atmalı”55

    6. FARKLI BİR KAYNANA

    Dede Korkut Hikayelerinden “Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek” hikayesinde Beyrek esaretten kurtulup geri dönünce karısı Banı Çiçek kayınvalidesine ve kayınpederine Beyrek’in döndüğü müjdesini verince, kayınvalide gelinine şöyle der:

    Dilin için öleyim gelinciğim

    Yoluna kurban olayım gelinciğim

    Yalan ise bu sözlerim gerçek olsun

    Beyrek sağ esen çıkıp gelse

    Karşı yatan kara dağlar sana

    Yaylak olsun gelinciğim

    Soğuk soğuk suları sana

    İçit olsun gelinciğim

    Kulum halayığım sana

    Kırnak (cariye) olsun gelinciğim

    Şahbaz atlarım sana

    Binit olsun gelinciğim

    Katar katar develerim sana

    Yüklet olsun gelinciğim

    Ağıllarda akça koyunlarım sana

    Şölen olsun gelinciğim

    Altın akçam sana

    Harçlık olsun gelinciğim

    Dünlüğü altın, ban evim sana

    Gölge olsun gelinciğim

    Benim kara başım sana

    Kurban olsun gelinciğim56



    SONUÇ

    Dede Korkut Hikayeleri’nde gelinin “atamdan ileri kayınata, anamdan yeğrek kayınana”57 ifadeleri ile gelin kayınpederi ve kayınvalidesinden bahseder.

    Ancak, gelin-kaynana ilişkisinin manilerimizde, atasözlerimizde,… pek çok edebiyat ürünlerinde pek de olumlu işlemediği görülür. Kayınvalide bir zamanlar gelin olduğunu unutmuş, gelinine hoşgörü göstermek yerine “yaşadığını yaşatmayı” tercih eder olmuştur.

    Atasözlerimiz, deyimlerimiz ve manilerimizde gelin kaynana ilişkisini ele aldığımız bu çalışmada 31 atasözü ve deyimde, sözlüklerde bulabileceğimiz gelin kaynana ile ilgili 12 ifadede, özellikle Erzurum’un Olur ilçesinde yaptığımız derleme çalışmasında da bu bağlamda 64 mani tespit ettik.

    Meselenin, edebî boyutu yanında psikolojik ve sosyolojik boyutunun da olduğu gerçeği ile aile kurumunu yıpratabileceğinin dikkatlerden uzak tutulmaması gerektiğini ifade etmek yerinde olacaktır.

    KAYNAKLAR
    Ayşe Duvarcı, Kaynana, “Türk Aile Ansiklopedisi” T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1991 Ankara
    Akşam Gazetesi, 7 Ekim 2002
    Kaynak kişi: Aliye Coşkun, Çataksu, Olur/Erzurum, Okur yazar değil, Yaş: 45, derleme tarihi: 1991
    Kaynak kişi: Cevat Coşkun, Çataksu, Olur /Erzurum, İlkokul mezunu, yaş:48, derleme tarihi:

    Milliyet, 3 Ocak 2002, Kerem Pulgat Konya DHA


    Kaynak kişi: Fadime Bulut, Çataksu, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 60, derleme tarihi: 1991
    Kaynak kişi: Fahime Akçay, Çukurbağlar, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 35, derleme tarihi: 1992
    Kaynak kişi: Hatice Özbek, Çataksu, Olur/Erzurum, okur yazar değil, yaş: 72, derleme tarihi: 1991
    Kaynak kişi: Hatice Yılmaz, Taşlıköy, Olur/Erzurum, İlkokul Mezunu, yaş: 39, derleme tarihi: 1992
    Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991
    Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikayeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 252, Halk Kitapları 1, İstanbul 1976
    Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK.yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1984
    Sabahat Emir, Atasözleri ve Vecizelerin Açıklamaları, Emir Yayınları, 1970 İstanbul
    Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988
    Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971
    Zaman Gazetesi , 18 Ağustos 2001

    ** Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı ABD. Öğretim Üyesi

    * a form of Turkish folk literatüre

    1 Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, C.2, sa. 823)

    2 Akşam Gazetesi, 7 Ekim 2002

    3 Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, C.1, sa 534

    4 a.g.e., c.1, sa. 534

    5 a.g.e., c.1, sa. 534

    6 a.g.e., c.1, sa. 535

    7 a.g.e., c.1, sa. 535

    8 a.g.e., c.1, sa. 535

    9 a.g.e., c.1, sa. 535

    10 a.g.e., c.1, sa. 535

    11 a.g.e., c.2, sa. 823

    12 a.g.e., c.2, sa. 823

    13 a.g.e., c.2, sa. 823

    14 a.g.e., c.2, sa. 823

    15 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK.yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1984., c.1, sa.133

    16 a.g.e., c.1, sa.133

    17 a.g.e., c.1, sa.134

    18 a.g.e., c.1, sa.134

    19 a.g.e., c.1, sa.134

    20 a.g.e., c.1, sa.234

    21 a.g.e., c.1, sa.234

    22 a.g.e., c.1, sa.241

    23 Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971, c.1, sa.190

    24 a.g.e., c.1, sa.190

    25 a.g.e., c.1, sa.190

    26 a.g.e., c.1, sa.190

    27 a.g.e., c.1, sa.190

    28[ a.g.e., c.1, sa.190

    29 a.g.e., c.1, sa.190

    30 a.g.e., c.1, sa.190

    31 a.g.e., c.1, sa.190

    32 a.g.e., c.1, sa.190

    33 a.g.e., c.1, sa.190

    34 a.g.e., c.1, sa.190

    35 a.g.e., c.2, sa254

    36 a.g.e., c.2, sa.254

    37 a.g.e., c.2, sa.254

    38 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi 1984., c.2, sa.786

    39 Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971, c.2, sa.258

    40 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi 1984, c.1, sa.288

    41 a.g.e., c.1, sa.288

    42 a.g.e., c.2, sa.325

    43 a.g.e., c.2, sa.382

    44 3 Ocak 2002 Milliyet, Kerem Pulgat Konya DHA

    45 18 Ağustos 2001, Zaman Gazetesi

    46 Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991

    47 Kaynak kişi: Hatice Özbek, Çataksu, Olur/Erzurum, okur yazar değil, yaş: 72, derleme tarihi: 1991

    48 Kaynak kişi: Fadime Bulut, Çataksu, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 60, derleme tarihi: 1991

    49 Kaynak kişi: Hatice Yılmaz, Taşlıköy, Olur/Erzurum, İlkokul Mezunu, yaş: 39, derleme tarihi: 1992

    50 Kaynak kişi: Fahime Akçay, Çukurbağlar, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 35, derleme tarihi: 1992

    51 Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991

    52 aynı kişi

    53 aynı kişi

    54 Kaynak kişi: Aliye Coşkun, Çataksu, Olur/Erzurum, Okur yazar değil, Yaş: 45, derleme tarihi: 1991

    55 Kaynak kişi: Cevat Coşkun, Çataksu, Olur /Erzurum, İlkokul mezunu, yaş:48, derleme tarihi: 1991

    56 Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikayeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 252, Halk Kitapları 1, İstanbul 1976, sa.89

    57 a.g.e., sa.211









        Ana sayfa


    AtasözleriMİZ, deyimleriMİz ve manileriMİzde

    Indir 92.33 Kb.