bilgiz.org

Araştırma Yöntem ve Teknikleri

  • 2. UYGULAMALI ARAŞTIRMALAR
  • ARAŞTIRMANIN TEMEL NİTELİKLERİ
  • BİLİMSEL ARAŞTIRMA SÜRECİ
  • ARAŞTIRMA ÖNERİSİ



  • Sayfa2/5
    Tarih14.10.2017
    Büyüklüğü441.09 Kb.

    Indir 441.09 Kb.
    1   2   3   4   5

    1. TEMEL ARAŞTIRMALAR

    Temel araştırmalar amacı var olan bilgilere yenilerini eklemek olan araştırmalar olarak

    tanımlanmaktadırlar. Bu araştırmalar sadece bilgilere ulaşmayı hedeflediği için araştırmaların en halini

    temsil eder. Temel araştırmalar ile farklı düzeylerde bilgi üretilebilir. Bunlar en temel de dört grupta

    toplanabilir:

    o Anlama ( açımlama, ayrıntılı tekil ve ilişkisel betimleme ile)

    o Açıklama ( nedensel ilişki belirleme)

    o Neden -sonuçilişkisi

    o Kuram geliştirme düzeyi

    1. Anlama, açımlama süreci

    Bilgi üretiminin ilk basamağını oluşturur. Anlama amacı ile yapılan araştırmalarda, varlığı hissedilen bir sorunun gerçekten ne olduğu ve hangi değişkenlerin etkisinden oluştuğu, durumu aydınlatmak için en uygun neler olabileceği üzerinde durulur.

    2. Açıklama, ayrıntı saptama düzeyi

    Sorunu olabildiği çlçüde tanımlandıktan sonra, sorunla ilgili görülen değişkenlerin neler olabileceğinin

    belirlendiği ve incelendiği düzey süre. Olarak tanımlanabilir. Bu düzeyde ayrıntı saptamakamaçlanmıştır.

    Ayrıntı saptama aşamasında iki betimleme olduğunu vurgulamakta yarar vardır. Bunlar:

    o Tekil betimleme,

    o İlişkisel betimlemedir.

    Tekil betimleme, değişkenleri tek tek betimlemeye çalışırken, ilişkisel betimleme düzeyinde ise ilgili değişkenlerin birlikte değişip değişmediğine bakılır

    3. Neden - sonuç ilişkisi düzeyi

    Nedensel ilişki betimlemelerinde değişkenler, ilişkisel betimlemelerde olduğu gibi betimlenirken buradaki betimlemelerde niçin?, neden? gibi sorulara yanıtlar bulunmaya çalışılır

    4. Kuram geliştirme düzeyi;

    Bilimsel araştırmalarda üretilen bilgilerin en ileri düzeyi olarak kabul edilir. Gözlenebilir verilerin kavramsal bir bütünlüksağladığı, ilke ve modelin oluştuğu düzeyi temsil eder. Bu düzeydeki bilginin uygulanabilirliği en geniş bilgi olmakla birlikte, bir bilgiler kümesi, bir kuramı oluşturuyorsa o bilgiler kümesinin doğaldır ki evrenselliği söz konusudur



    2. UYGULAMALI ARAŞTIRMALAR

    Uygulamalı araştırmalar, üretilmiş ya da üretilmekte olan bilgilerin denemeli uygulanması anlamındadır. Uygulamalı araştırmalar, kendi içinde iki sınıflama içinde değerlendirilmektedirler. Bunlar;

    1. Aksiyon Araştırmaları

    Uzman araştırmacıların yürütücüğünde, uygulayıcıların ve probleme taraf olanların katılımıyla varolan uygulamanın, değerlendirilmesi yapılarak, durumu daha iyi bir hâle getirmek için yapılan araştırmalar olarak tanımlanmaktadır.

    2. AR - GE Araştırmaları

    Araştırma-geliştirme türündeki araştırmalar, uzman bir gruptafından üretilmiş bilginin denemeli uygulaması ol, problemin çözümündeetkili olabilecek nitelikte, geçerliliği denenmiş, somut ürünler geliştirmeyi amaçlayan araştırmalardır



    ARAŞTIRMANIN TEMEL NİTELİKLERİ

    Herhangi bir eylemin araştırma olarak ifade edilebilmesi aşağıdaki niteliklere sahip olunmasını gerektirmektedir. Bu nitelikler on grup içinde değerlendirilmektedir.

    1. Araştırma yeni bilgiler toplar, üretir.

    2. Araştırma herhangi bir şeyi kabul ettirmeye değil, onu anlamayı tanımlamaya odaklanmıştır.

    Araştırma bir uzmanlık işidir.

    Araştırma ile yıkılmayacak, dayanıklı bir sonuca varmak amaçlanır.

    Araştırmada olabildiğince sayılarla ifade edilebilen veriler toplanır.

    6. Araştırma herkesçe gözlenebilen, ortak ölçütler ortaya koyar.
7.Araştırmanın, yetkin ve yeterlilik noktasında bir yoruma ihtiyacı vardır.

    Araştırma başkalarınca da tekrarlanabilir özelliktedir.

    Araştırma, diğer araştırmacılar ve tüm bilim insanları içinde özel bir öneme sahiptir.

    10. Araştırma, yazılı, rapor edilmiş bir belgedir.

    BİLİMSEL ARAŞTIRMA SÜRECİ

    Bilimsel bir araştırma sürecinde aşağıdaki aşamaların gerçekleştirilmesi gerektiği pek çok yazar tarafından kabul eilmiştir. Bunlar:

    Araştırma düşüncesinin ve hipotezin geliştirilmesi,

    Bir araştırma yönteminin belirlenmesi,

    Evren ve örneklemin belirlenmesi,

    Neyin gözlenceğine ve uygun ölçütlere karar verilmesi,

    Veri toplama aracının geliştirilmesi ve uygulanması,

    Bulguların analizi ve yorumlanması,

    Sonuçların raporlaştırılması,

    Tüm sürece yeniden başlamaktır



    ARAŞTIRMA ÖNERİSİ

    Araştırma planının yazılı dökümünearaştırma önerisi denir. Yazılı bir planlama süreci yaşayan araştırma,

    süreçte önemli bir aşama kaydetmiş sayılır. Ancak bu yazılı aşamnında nitelik ve kurallarına uyulması

    koşuluyla.

    Bir araştırmada araştırma planının yapılması en temelde iki amacı yerine getireceği umulmaktadır.

    Bunlar:


    o Yapılacak işlerin açık, eleştiriye sunularak olası düzeltmelerin yapılması süreci,

    o Uygun durumlarda, araştırmayı destekleyebilecek kişi ya da kurumlara gerekli bilgilerin, toplu hâlde

    sunulmasıolanağıdır.

    Bir araştırma önerisinde aşağıdaki başlıklar ve içeriklerinin olması beklenir. Bu başlıklar ve içerikleri

    aşağıda;

    1. Araştırmanın adı 2. Problem 3. Araştırmanın amacı 4. Araştırmanın önemi

    5.Varsayımlar 6.Sınırlılıklar 7.Tanımlar 8.Yöntem

    9. Süre ve olanaklar 10. Geçici anahat 11.Ekler 12. Kaynakça

    4.

    "Bilimsel araştırma, birikimli bir süreçtir."



    "araştırma önerisi başlığı altında on bir aşamalı bir süreci ifade ettiği ifade edilmişti aşağıda bu aşamalar

    bulunmaktadır"

    1. araştırmanın adı 2. araştırma sorunu 3. araştırmanın amacı 4. araştırmanın önemi

    5.varsayımlar 6.sınırlılıklar 7.tanımlar 8.yöntem

    9. süre ve olanaklar. 10. geçici anahat 11.ekler

    ARAŞTIRMA SORUNUN TANIMLANMASI

    pek çok araştırma kitabında "araştırma sorunu"yerine "araştırma problemi" kavramı kullanılmaktadır. Burada kullanılan "sorun" kelimesinin "problem" kelimesinden başka bir anlamı yoktur

    Nedir sorun?

    Bir şeyi sorun hâline getiren nedir?

    Bu iki soru kalıbı, düşündüğünüz birolay ya da olgunun araştırma sorunu olmasının en ön adımlarıdır. En

    kısa ve öz haliyle araştırma sorunu; "giderilmek istenen her güçlük" olarak ifade edilmektedir. Güçlüğün

    giderilmek istenmesi için insanı fiziksel ya da düşünsel olarak rahatsız etmesi, fark edilmesi (sezilmesi)

    gereklidir. Buradan da anlaşılıyor ki sorun;insanın bilmediği ve onu rahatsız eden bir durumdur. Bu

    noktada karşımıza iki durumun varlığı çıkmaktadır,

    »İnsanın ne olduğunu bilmediği bir durum

    »İnsanı rahatsız eden bir durum ( aslında bazen araştırma sorunkları insanı rahatsız etmelerinden değil,

    o durma yanıt bulamamalarından kaynaklanır. Ancakbu durum da yine insanın yanıtını bilmediği bir

    durumdan rahatsız olması anlamına gelmektedir

    Herhangi birdurumun (olguya da olay) bilimsel bir araştırmanın sorunu olabilmesi için en az iki koşulu yerine taşıması gerektiği belirtilmektedir. Bu koşullar şunlardır:

    1. Kararsızlık durumu

    2. Birden çok olası çözüm yolu

    ARAŞTIRMA SORUNUNUN SEÇİMİ VE ÖLÇÜTLER

    Kuşkusuz biraraştırmanın en önemli ve bir o kadar da zor aşamalarından biri "araştırma sorununun "uygun seçimi ve formüle" edilmesidir. Pek çok araştırmacı için uygun bir araştırma sorununun seçimi ve formüle edilmesinin, o araştırmayı çözmekten daha zor olduğu söylenir

    Araştırma sorunununaşamalıseçimi diyagramı (şekil 1)

    Genel çerçeve (yoksulluk) Daralan çerçeve (Türkiyede yoksulluk) Daha da d ara lan çerçeve (Türkiye'de bölgelere göre yoksulluk)

    Araştırma Sorunu

    Şekil l'degörüldüğügibi, bu seçim modelinde araştırmacı önce genel alan, sonra giderek daraltılan sorun dilimini belirler

    Araştırma adları, çalışmanın künyeleridir. Çalışmalar öncelikle adlarıyla anılırlar ve içerikleri "adlan" doğrultusunda ele alınır. Bu durum özellikle bilimsel araştırma yapmak isteyen ve bu konuda yeterli deneyimi olmayanlara tekrar rekrar hatırlatılması gereken bir durumdur.

    Bir araştırmada sorun belirlemede dikkate alınması gereken bazı ölçütler bulunmaktadır. Bu ölçütler en temelde iki grupta ele alınmaktadır. Bunlar; 1. Genel ölçütler 2. Özel ölçütlerdir

    1. Araştırma Sorunun Belirlenmesinde Genel Ölçütler

    Bir araştırma sorunun belirlenmesinde, o araştırma sorunundan kaynaklanan sınırlılıkları dikkate almak için oluşturulmuş ölçütlere "genel ölçütler" denmektedir

    Bir araştırmacı, araştırmasında "sorunu" belirlerken genel ölçütler noktasında, ilgilendiği konuyla ilgili aşağıdaki ölçütleri, araştırmasının karşılayıp karşılamadığını gözden geçirmelidir. Bu ölçütler: © Çözülebilirlik © Önemlilik © Yenilik © Etik kurallara uygun araştırılabirliktir

    Çözülebilirlik ; Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını gözden geçirdikten sonra kendisine ya da bilimsel araştırma süreci ile ilgisi ve bilgisi olanlar şu sorulara yanıt aramalıdır.

    1. Ele alınan sorun, araştırma ile çözülebilir mi?

    2. Ele alınan sorunda, veri elde edilebilir mi?

    Araştırmacının bu iki soruya da evet yanıtını bulmadan, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir

    Önemlilik ; Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine yada bilimsel araştırma süreci ile ilgisi ve bilgisi olanlar şu sorulara yanıt aramalıdır.

    Ele alınan sorun, önemli mi ?

    Sorunun çözümü ile sağlanacak yarar nedir?

    Bu yarar kuramsal bir yarar mı, yoksa uygulamaya dönük bir yarar mı?

    Araştırmacının bu üç soruya da bilimsel araştırma içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Yenilik;


    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine yada

    bilimsel araştırma süreci ile ilgisi ve bilgisi olanlar şu sorulara yanıt aramalıdır.

    Ele alınan sorun, yeni mi?

    Ele alınan sorun, daha önce çözülmemiş mi?

    Araştırmacının bu iki soruya da bilimsel araştırma içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Etik kurallara uygunluk;

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ya da bilimsel araştırma süreci ile ilgisi ve bilgisi olanlar şu sorulara yanıt aramalıdır.

    Ele alınan sorun, bir etik sıkıntı yaratırmı mı ?

    Ele alınan sorun, etik bir sıkıntı nedeniyle tamamlanama sıkıntısı Yaşar mı?

    Araştırmacının bu iki soruya da bilimsel araştırma içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Araştırmacı araştırma sorununun belirlenmesinde genel ölçütler" adı verilen bu ölçütlere ilişkin, ele aldığı konu doğrultusunda verdiği, verebildiği yanıtlar doğrultusunda "araştırma sorununu belirleme" noktasında bir karar vermeli, araştırmaya ilişkin planlamasını da buna göre yapmalıdır

    2. Araştırma Sorununun Belirlenmesinde Özel Ölçütler

    Bir araştırmacı kendisinin bilgi, birikim, yetkinlik, yeterlik, kişisel yetenek ve potansiyeli, sahip olduğu

    olanakları ile ele almayı düşündüğü araştırma sorunu konusunda "yapılabilirlik" açısından bir analiz

    sürecinden geçmesinde, araştırmanın sorun belirleme aşamasındayararvardır. Bu öçütler aşağıda

    sunulumuştur;

    © Alanda yeterlik © Yöntem ve teknik konularda yeterlik © Veri toplama izni

    © Zaman ve olanak yeterliği © İlgi yeterliği

    Alanda Yeterlilik

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ilişkin, şu

    sorulara yanıt aramalıdır.

    Ele alınan konuya ilişkin, bilgi ve birikimim yeterli mi?

    Ele alınan konuya ilişkin, bilgi ve birikimim sonuçları değerlendirmeye yeterli mi? Araştırmacının bu iki somyada kendi kişisel donanımı içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Yöntemde ve Teknikliklerde Yeterlilik

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ilişkin, şu soruya aramalıdır.

    1. Ele alınan konuya ilişkin, verilerin toplanması ve değerlendirmesinde gerekli yöntem, ölçme, istatislik ve bilgi işlem bilgisine sahip miyim ?

    Araştırmacının bu soruya da kendi kişisel donanımı içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Veri Toplama İzni

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ilişkin, şu

    soruya aramalıdır

    1. Ele alınan konuya ilişkin, veri toplama izni alabilecekmiyim ?

    2.Ele alınan konuya ilişkin , veri toplama izni verilebilir mi ?

    Araştırmacının bu iki somyada kendi kişisel donanımı içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar

    bulamadığında, ve izin alınacak kurumun bu izini verip veremeyeceği noktasında bir belirsizlik söz konusu

    ise , ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    Zaman ve olanak yeterliliği

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ilişkin, şu sorulara yanıt aramalıdır.

    Ele alınan konuya ilişkin, araştırmanın tamamlanabilmesi için gerekli zaman, eleman ve mali güç var mı ya da sağlanabilir mi?

    Araştırmanın bu nedenlerden dolay, yarıda kesilmeyeceği güvencesi sağlandı mı? Araştırmacının bu iki soruya da kendi kişisel donanımı içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    İlgi Yeterliliği

    Araştırmacı planlama aşamasında olduğu araştırmasını, gözden geçirdikten sonra kendisine ilişkin, şu

    sorulara yanıt aramalıdır.

    1. Ele alınan konuya ilişkin, soruna duyulan ilgi, bütün güçlükleri karşılamaya ve sonucun getirebileceği
eleştirilerden korkmadan araştırmayı yürütmeye yeterli mi?

    2. Ele alınan soruna ilişkin, sonuçne çıkarsa çıksın, o sonucu savunabilecek cesaretiniz var mı?
Araştırmacının bu iki soruya da kendi kişisel donanımı içeriği ve niteliğinde yeterli yanıtlar
bulamadığında, ele aldığı sorun noktasında bir çalışmaya kalkışması, boşa bir çaba olabilir.

    ARAŞTIRMA SORUNUNUN TANIMLANMASI

    Bilinmelidir ki araştırma sorunları, fark edildikleri biçim ve içerikleriyle her zaman göründüğü kadar açık

    ve seçik değildir. Araştırıcılar, ilgilendikleri araştırmaları tanımlarlar ancak, varolan sorun, var olduğu

    hâlden başka biçim ve içerikte araştırma sorunu olarak fark edilir, algılanır ve tanımlanırsa, bu

    olduğundan farklı araştırma sorununayanıt bulmakçok da mümkün değildir.

    Bu noktada belirtmekte yarar vardır ki, araştırma sorununun

    © Fark edilmesi (sezilmesi)

    ©Tanımlanması

    © Araştırılmak üzere seçilmesi

    ARAŞTIRMA SORUNUNUN BELİRLENMESİNDE AŞAMALI YAKLAŞIM

    Çalışmak üzere seçtiğiniz bir konuda, araştırma sorununu tanımlamak istiyorsanız, üç basamaklı bir yol

    izlemeniz gerekecektir. Bu üç basamaklı yoldaki adımlar sırasıyla;

    1. Bütünleştirme

    2.Sınırlandırma

    3.Tanımlama aşamalarıdır.

    Bütünleştirme aşaması

    Bu aşamada genel sorun alanı, belli bir sistem bütünlüğü içinde ele alınarak, dilimlenir ve her birinin

    birbirleriyle olan ilişkileri ile kısaca açıklanır.

    Sınırlandırma aşaması Bu aşamada, araştırılmak istenen sorun dilimi, bütün içindeki yerinden alınarak

    tanıtılır. Böylece, o alanın özelliği ortaya çıkarılmış olur, bu;sorun alanının sınırlandırılmış olması hâlidir.

    Tanımlama aşamasında Araştırmada sorun alanının ayrıntılı olarak açıklanması bu aşamada

    gerçekleştirilir. Bu aşamada sorunu etkilediği düşünülen önemli değişkenler belirlenir ve araştırma

    sorunu ile olası ilişkileri açıklanmaya çalışılır

    5.

    ARAŞTIRMA SORUNUN TANIMLANMASINDA DEĞİŞKENLER VE ÖNEMİ Araştırma sorunu ile soruna etki eden değişkenler arasındaki ilişki araştırmanın belki



    de en önemli kısmını oluşturmaktadır. Bu bölüm aynı zamanda araştırma amacının

    araştırma sorunu ile bağlantısını da sağlaması açısından çok daha önemlidir. Değişken Değişebilen, yani en az iki değer alabilen her şey anlamına gelmektedir. Örneğin

    araştırmaya katılanların kadın ve erkek olarak cinsiyet açısından değer almalarında

    olduğu gibi.

    Değişken Türleri

    Değişkenler iki grup açısından sınıflandırılmaktadırlar. Bu gruplar şunlardır.

    1. Aldıkları "değerlere" göre sınıflandırma

    • Süreksiz değişken: Alt veüstsınırları içinde benzer değerler dışında başka değer alamayan değişkenlerdir. Cinsiyet değişkeninde olduğu gibi, araştırma nüfusu cinsiyet değişkeni açısından kadın ve erkek olarak çalışmada temsil edilecektir •Sürekli değişken: Alt ve üst sınırları arasında da değer alabilen değişkenlerdir. Örneğin uzunlukveya ağırlık, çalışmada bir değişken ise bu değişken sürekli değişken olarak tanımlanır

    2. "Kontrol"şekillerine göre sınıflandırma

    Bağımlı değişken: Araştırma soruna etkisi olduğu düşünülen, araştırmacıyı

    kuşkulandıran ve açıklamak istediği durumu ifade eder. Örneğin bir ruh hastalında,

    ailedeki diğer bireylerin, kişinin hastalığına etkisi üzerinde durulmak isteniyorsa, bu

    örnekte bağımlı değişken ruh hastalığıdır.

    Bağımsız değişken: Araştırmada sorunu etkilediği düşünülen, araştırmacıyı

    kuşkulandıran ve etkisini görmek istediği, açıklamak istediği durumu ifade eder.

    Yukarıdaki örnek doğrultusunda kişinin ruh sağlığına etki ettiği düşünülen (aile

    bireylerinin davranışları, tutumları), ekonomik süreçler, çevresel faktörler vb.)

    değişkenler bağımsız değişken olarak kabul edilmektedir. Kısa tanımıyla bağımlı

    değişken üzerinde etkisi olduğu düşünülen değişken olarak ifade edilebilir

    Kontrol değişkenleri: Araştırma sorunu ile ilgili ele alınan bağımsız değişkenerden ayrı

    olarak ancak yine de bağımlı değişkeni bir biçimde etkileyen ya da etkileyeceği

    düşünülen değişken olarak tanımlanabilir. Kontrol değişkenleri üç grup içinde ele

    alınmaktadır:

    o Araştırma nüfusuna ilişkin

    o Araştırma süreçlerine ilişkin

    o Araştırmanın çevresel unsurlarına ilişkin

    ARAŞTIRMA SORUNUNUN VE AMACININ OLUŞUMUNDA KURAMSAL ÇERÇEVENİN OLUŞTURULMASI

    Araştırma sorununun ele alınması, araştırmacının araştırmanın kurgusunu yapmak kadar, ele aldığı soruna ilişkin "kuramsal birikimin" , ele alınacak araştırma sorunu ile bütünleştirilmesini de gerektirir. Bir araştırma sorununa yönelik olarak, kuramsal çerçeve oluşturmak açısından kaynaklar iki grupta incelenmektedir.

    1. İlgili literatür (alan yazın) Araştırma sorunu ile ilgili, litaretürün taranması, konuyla ilgili varolan bilgilerin gözden geçirilmesi, bilgilerin yeniden yapılandırılması, araştırmanın genel bilgisel çerçevesinin oluşturulmasıanlamına gelmektedir. 2. Araştırma sorunu ile ilgili araştırmalar Araştırma sorunu ile ilgili yapılmış araştırmaların okunması ve yapılandırılması, hem araştırma sorununun oluşumu, hem araştırmanın amaçlarının oluşumu hem de araştırmanın yöntemsel planının yapılması için çok gereklidir.

    Araştırma sorununa benzer sonuçları içeren çalışmaların son dönemde lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmlarında araştırmanın amaçlar bölümündeçalışmanın sınırlılıkları bölümündensonrayöntembölümünegirmeden ya da, problem cümlesi yazılmadan iki biçimde araştırma önerilerinde ya da tezlerin ana metinlerinde yer aldıkları görülmektedir. Gerçekleştirilmiş araştırmalarda iki boyut bulunmaktadır.

    Evrensel boyut, dünyada araştırma sorununa ilişkin gerçekleştirilmiş çalışmaların özetlenmesi

    Yerel boyut, o ülkede ya da o bölgede konuyla ilgili gerçekleştirilmiş çalışmaların özetlenmesi

    ARAŞTIRMA AMACI

    "Araştırma amacı, iyi tanımlanmış bir araştırma sorunu ifadesinde kendini gösterir" Araştırma sorununun en belirgin olarak ortaya çıktığı yer araştırmanın amaçlarıdır. Ancak bu o kadar birbirini besleyen bir süreçtir ki, araştırma amacı da varlığını araştırma sorunu cümlesinde bulur. Araştırma amaçları, bu araştırma ile neyi neden ve nasıl yapmak istediğimizin ifade edildiği yerdir. Bir tür araştırmanın nasıl bir ışık tutacağı, neyi aydınlatacağının yazıldığı yerdir.

    Araştırma amaçlarının ifade edilişi

    Sosyal bilim araştırmalarında amaçlar iki grup içinde ele alınmaktadır. Bu gruplar

    şunlardır:

    Araştırma amacının kapsam olarak ifade edilişi

    Araştırma amacının biçimsel olarak ifade edilişi

    1. Sosyal bilim araştırmalarında, araştırmanın kapsamı açısından da ifade iki grupta ele alınmaktadır bunlar;

    1.1. araştırmanın genel amacı

    Araştırma genel amacı, araştırma ile ne yapmak istendiğinin formüle edildiği "giriş cümlesidir" Örneğin; - " Türkiye'deki boşanmanın bugünkü düzeyinin belirlenmesi" olabilir.

    1.2. Araştırmanın alt amaçları

    Araştırmanın alt amaçları araştırmanın genel amacının yanı sıra daha işlevsel düzeyde olan , sınırlandırılmış kısa , belirgin değişkenler arası nasıl bir ölçümleme ve karşılaştırma yapacağı cümleden belli olan ancak genel amaca bağımlı ve ondan kopuk olmayan araştırma cümleleridir. Yukarıda verilen örnek doğrultusunda--#Boşanma oranlarının Türkiye'de bölgelere göre farklılıkları #Türkiye'de, boşanma süreçlerinin en fazla evliliğin kaçıncı yıllarına denk geldiği #Türkiye'de boşanma sayılarında kadın ve erkeklerin yaş dağılımlarının ne olduğu araştırmanın alt amaçları olabilir soru cümleleridir.

    2.2. Denenceler (hipotezler) ile araştırmanın amacının ortaya konması

    Araştırmada amaçların denenceyle ifade edilmesi, araştırmacının sonuca ilişkin bir yargı geliştirmesi anlamındadır. Zaten denecenin kavramsal anlamı, denenmeden geliştirilen yargı olarak ifade edilmektedir. Bu ifadede en az iki değişken arasında bir ilişkinin varlığını kabul etmek ve bu iki değişkenin nasıl değişeceğine ilişkin de bir yargınızı ifade etmeniz gerekmektedir. Araştırma amacının denencelerle sunulmasına örnek olarak;

    Türkiye'de boşanma oranları açısından, çocuk sahibi olanların , çocuk sahibi olmayanlara göre daha yüksektir.

    Türkiyede boşananların çoğu, ekonomik düzeyi iyi ailelerden gelmektedirler vb. Bilimsel araştırma süreçlerinde literatür incelendiğinde iki tür araştırma denencesinin varlığı gözükmektedir. Bunlar: 1. Araştırma denencesi 2. İstatistiksel denence

    Bilimsel araştırma süreçlerinde ve bilimsel araştırma raporlarında özellikle eğitim

    süreçlerine ilişkin gerçekleştirilen çalışmalarda, çalışmanın ilk bölümü (bakınız

    araştırma önerisi) aşağıdaki sıralama ile başlamaktadır.

    »Araştırmanın adı

    » Araştırma sorununa kuramsalyaklaşım

    »Araştırma sorunu

    »Araştırmanın amacı

    Bu sıralama sonrası araştırma sorunu ve amacına bağlı olarak, araştırmanın;

    o Önemi o Varsayımları o Sınırlılıkları o Tanımları

    ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

    Araştırmanın önemi, araştırma sonuçlarının hangi anlamda kullanılacağının belirlenmesi sürecidir. Bu hâliye araştırma sorunu ve araştırma amaçalarıyla son derece yakın bağı olan önem, iki açıdan araştırmanın sonucunun nasıl yarar sağlayacağının önceden kestirilmesi anlamına gelmektedir. Bunlar:

    Kuramsal yarar; Araştırmanın temel araştırmalarda olduğu gibi, hangi bilgiyi üreteceği ve bu bilginin nasıl bir bilgi bütününün bir parçası olacağının yanıtını oluşturur. Örneğin sosyal hizmet alanları ya da bireyle çalışma açısından kuramsal bir çalışma olacağı inancı taşınmaktadır vb. denebilir.

    Uygulamaya dönükyarar: Araştırmanın sonuçlarının, uygulama üstündeetkisi olacağına ilişkin inancın bir yansımasıdır. Gerçekleştirilen çalışma sonrasında uygulamada bir farklılğa gidileceği beklentisi ortaya koymaktadır. Örneğin gerçekleştireceğiniz araştırmada toplanan bilgilerin Türkiye'de koruyucu aile hizmetlerinde bir farklılaşım yaşanacağını araştırmacı savunabilir ve çalışmasının sonuçlarında önerilerini bu noktadasunabilir.

    ARAŞTIRMANIN VARSAYIMLARI

    Araştırmacının araştırmada, denemeden kabul ettiği ve doğruluğunu kabul ettiğini düşündüğünü belirttiği ifadelere varsayım denmeketdir. Araştırma kitaplarının bazılarında bu ifade "sayıltı" olarak da geçmektedir. Liteatürde 3 tür sayıtlıdan bahsedilmektedir. Bunlar;

    Değerlere, araştırma sorunu ve kuramlara ilişkin varsayımlar

    Kontrol değişkenlerine ilişkin varsayımlar

    Araştırma yöntem ve süreçlerine ilişkin varsayımlar

    Herhangi bir şeyin varsayım olabilmesi için Karasar(1995)ussslveolgusal gerekçeler olması gerektiğini savunarak üç önermede bulunmaktadır. Bunlar;

    Doğruluğundan büyükölçüde emin olmak

    Doğruluğunu deneyerek kontrol etmek için harcanacak bilimsel çabanın maliyetinin yararından çok dahafazla olması ya da bu konuda denemenin olanaksız olması

    Şu ya da bu şekilde olması, araştırma sonucunu ve dolayısıyla verilerin yorumunu büyükölçüde etkileyeceğinin umulması gerekir.

    ARAŞTIRMADA SINIRLILIKLAR

    Araştırmacının çeşitli nedenlerle vazgeçmek zorunda kaldığı "şeyler" araştırmanın sınırlılıkları olarak ifade edilebilir.

    Araştırmada sınırlılıklar araştırmacıdan kaynaklanabileceği gibi (kişisel ve olanaklardan) araştırma sorunundan da kaynaklanabilir.

    ARAŞTIRMADA TANIMLAR

    Araştırma raporarında tanımlar iki grup içinde yer alırlar

    Kavramsal tanım: Bir kavramın başka kavramlarla, anlatılması, kavramsalştırılmasıdır.

    Operasyonel tanım: Araştırmada bulunan bir kavramın bu araştırmada ne anlama geldiğinin operasyonel olarak tanımlanmasıdır.

    6.

    Araştırma Yöntemi

    Yaşamın her bir noktasında insanın yaşayabilmek için, ayakta kalabilmek için, kendi bireysel ve sosyal anlamda üstlendiği rol ve işlevlerini yerine getirme noktasında her zaman pek çokaklında sorusu, busoru ya da sorunlarına yönelik amaçları ve bu amaçların gerçekleşmesinin kendisi için bir önemi vardır. Bu noktada hep aklını bu amaca nasıl ulaşılırım, bu hedefime ne yaparsam ulaşırım? sorusu ve bu soruya vereceği cevap vardır.

    Evet araştırma sürecinde "yöntem" bir yol, bir vasıta, bir model bulma arayışıdır. Amaca ulaşma noktasında;

    # Neleri? # Nasıl? # Nerede? # Ne zaman? # Hangi koşullarda
toplayacağımız?

    # Bu topladıklarımızın anlamlılığını ne olduğu?, # Nasıl ölçümleyeceğimiz? #Nasıl
kanıtlayacağımız? süreçlerini kapsamaktadır

    Yöntem seçiminde araştırmacının birkaç başlığı uygunlukaçısından tekrar gözden geçirmesinde yararvardır. Seçilecek araştırma modeli ile aşağıdaki başlıkların uyumu araştırma için var olma sürecini oluşturur, yani yaşamsaldır. Ya araştırma modeli uygun olur ve araştırma bilimsel bir araştırma olarak amacına ulaşır ya da bir araştırma deneyimi olarak kalır. Bu uyum sürecindeki başlıklar aşağıda sırayla sunulmaktadır;

    # Araştırmanın adı. # Araştırma sorunu. # Araştırma sorun cümlesi #
Araştırma amaçları

    Uyum bunlardan herhangi birine değil hepsini, tümüne birden bir uyumdur.

    Araştırma modeli

    "Model" kelimeden de anlaşılacağı gibi bir temsildir, bir örnektir. Bir doktorun yapacağı amaliyatı göstermesi, bir mimarın çizdiği, tamamlayacağı binayı maket yaparak göstermesi gibi, Model de var olan sistem bütününün temsil yeteneğine sahip küçük bir parçasıdır

    Model kavramsallaştırmasındayukarıda sıralanan zorluklardan kaynaklanan üç model varlığı bilinmektedir. Bunlar;

    # Simgesel modeller # Uyuşum modelleri # Benzeşim modelleri olarak ifade
edilmektedir.

    Simgesel modellerde sembollerle ifade tarzı bulunmaktadır. Uyuşum modelleri, birebir benzeyen ancak ölçüleri küçültülmiş bir örnektir, benzeşim modelleri ise bir sistemi diğerine benzetmede daha çok ifade edilir, elektrik şebekesi ile su şebekesinde olduğu gibi.

    Araştırma Modelleri ve Türleri

    İlgili araştırma literatürü incelendiğinde, bilimsel araştırma sürecinde, yöntemsel anlamda en temelde iki yaklaşımın var olduğu görülmektedir. Bu temel yaklaşımlar, sırasıyla

    # Tarama modelleri (survey) # Deneme modelleridir

    Tarama Modelleri (Survey)

    Karasar'a göre ( 1995) tarama modelleri, geçmişte ya da şu an var olan bir durumu var olduğu biçimiyle betimlemeyi amaçlayan araştırma modelidir. Pek çok araştırma kitabında " survey" olarak da isimlendirilmektedir. Tarama modelinde araştırma sorununun kapsadığı olgu ya da olay, kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. ( Var olanı değiştirmeye kalkmadan, onu etkileme çabası olmadan, olduğu gibi, o an "fotoğrafını" çekmek gibi)

    Tarama modelinin aklımızda kalan kısmı # var olanı # değiştirmeye kalkmadan # en uygun haliyle

    # onu ve # o halini # tanımlayacak verileri toplayıp # analiz etme süreci olmalıdır

    Tarama Modeli ve Türleri Tarama araştırması birbirinden nüanslarla ayrımlaşmış pek çok araştırma modelinden oluşmaktadır

    Tarama modelleri en temelde iki gruba ayrılmaktadır. Genel tarama modeli ve örnek olay tarama modelleri olarak;

    1.Genel Tarama Modeli;

    Çok sayıda unsurdan oluşan (araştırma nüfusu, eleman) bir evrende, o evren hakkında araştırma sorunu ve amacı doğrultusu hakkında genel bir yargıya varmak için, ilgilenilen tümü ya da ondan alınacak bir grup, bir örnek ya da örneklem üzerinde gerçekleştirilen araştırma modelleridir. Genel tarama modelleri iki grup içinde ele alınmaktadır. Bunlar; ## Tekil tarama modelleri ##İlişkisel tarama modelleri

    1.1. Tekil Tarama Modeller;

    Araştırmada değişkenlerin tek tek tür ya da miktar olarak oluşumlarının tanımlanması ve belirlenmesi amacı doğrultusunda gerçekleştirilen araştırma modelleridir. Bu araştırma modelleri, için nüfus sayımları örnek olarak gösterilebilir.

    Tekil Tarama modelleri iki grup içinde ele alınmaktadır. Bunlar: ## An'lık durum saptamaları, ## Zamansal durum saptamalarıdır.

    1.1.1. Anlık durum saptamaları Araştırmada varolan bir durumun o ana ilişkin saptanması ve değerlendirilmesi anlamındadır. Söz konusu olan bir tek zaman vardır

    1.1.2.ZamansaldurumsaptamalarZamansalgelişim ve değişimlerin gözlenmesi esasına dayanan bu araştırma modelinde biribirinden farklı zamanlar anlamlandırılarak bu zaman aralıklarında ölçüm ve değerlendirmeler yapılmakta, böylece olgu yada olayın zamansal gelişim ve değişimi gözlenip, değerlendirilebilmektedir.

    Zamansaltaramalar iki alt yaklaşım içinde ele alınmaktadırlar. Bu yaklaşımlar
aşağıda sunulmuştur. . ##izleme. ## kesit alma

    1.1.2.1 İzlemeyaklaşımı;

    Zamansal gelişim ya da değişimi gözlenmek, ölçülmek istenen olgu bir başlangıç zamanından alınarak, sürekli olarak ancak belli aralıklarla gözlenir ve bu gözlemler değerlendirilerek bir amaca ulaşmaya çalışılır.

    1.1.2.2 Kesitalmayaklaşımı;

    Kesit alma yaklaşımında, araştırmacı çeşitli gelişmişlik evrenlerini temsil ettiği kabul edilen birbirinen farklı olgu ve olaylar üzerinde bir kesit alarak gözlemlerini ya da ölçümlerini yaparak çalışmasını değerlendirir.

    1.2. İlişkisel Tarama Modelleri;

    İki ve daha çok sayıdaki değişken arasında (birlikte değişim) varlığını ve veya ölçüsünü (derecesini) saptamayı amaçalayan araştırma modelidir. İlişkisel çözümleme iki grupta ele alınmaktadır. Bunlar sısrasıyla aşağıda gösterilmektedir. ## Korelasyon türü ilişkisel tarama ## Karşılaştırma yolu ile ilişkisel tarama

    1.2.1 Korelasyon türü ilişkisel tarama;

    Bu araştırma modelinde ele alınan değişkenlerin birlikte değişip değişmedikleri gözlenir. Değişkenlerin her birinde bir değişim varsa ya da değişkenlerin hiçbirinde bir değişim yoksa bu süreç anlaşılmaya ve değerlendirilmeye çalışılır. Bu noktada bir ilişki aramada üçtürsonuçgözlenir: »İki değişken arasında sistemli bir ilişki yoktur.

    »İki değişken arasında sistemli bir değişim söz konusudur(herikiside birlikte değişmekte yada birlikte değişmemektedirler. ) >»Değişkenlerde ters değişim söz konusudur.

    1.2.2 Karşılaştırma yoluyla ilişkisel tarama;

    Karşılaştırmalı ilişkisel tarama modellerinde, karşılaştırma yoluyla ilişki belirlemede iki ya da daha fazla değişken mevcuttur. Bunlardan birine sınanmak üzere bir değişken grubu oluşturulur, diğeri kendi ortamında serbest bırakılır ve sonuçlar karşılaştırılması esasına dayanır.

    2. Örnekolay tarama modelleri

    Tarama modeli araştırmaların temelde genel tarama modeli ile birlikte ikinci grubunu oluşturan bu araştırma modelinde; araştırma sorun evrenindeki herhangi bir olgunun (birey, kurum, vb) derinliğine ve genişliğine, kendisi çıktıları, ilişkileri vb. doğrultusunda ele alınarak değerlendirilmesinin yapıldığı araştırma modelleridir.

    Deneme Modeli ve Türleri

    Deneme modelleri de tarama modellerinde olduğu gibi birbirinden nüanslarla ayrımlaşmış pek çok araştırma modelinden oluşmaktadır. Deneme modelleri; temelde deneme öncesi modeller, gerçek deneme modelleri ve yarı deneme modelleri olarak üç gruba ayrılmaktadır.

    1. Deneme Öncesi Modeller;

    Deneme öncesi modeller gerçek anlamda bir deneme modeli kabul etme şansı düşük modellerdir. Bilimsel değeri çokdüşükolarak ifade edilen bu modeller de; 1.1 Tek grup son test modeli Rastgele seçilmiş bir gruba bağımsız değişkenin uygulanması ve sonucun bağımlı değişken üzerinde ölçülmesi anlamında kullanılmaktadır

    1.2 Tek grup öntest-son test modeli Rastgele seçilmiş bir gruba bağımsız değişken uygulanması ve sonra hem deney öncesi hem de deney sonrasıölçme gerçekleştirildiği modellerdir. 1.3 karşılaştırmalı statik grup modeli Rastgele seçilmiş başlangıç benzerlikleri bulunmayan iki gruba (biri kontrol grubu) uygulanır. Bir deney sonrası ölçmeleri içeren modeldir.

    2. Gerçek Deneme Modelleri

    Bilimsel değeri itibarıyla en yüksek araştırma modelleridir. Bu modellerde ki ortak özellik birçok grup kullanılmasıdır, bu gruplar çoğunlukla yansız atama ile oluşturulmaktadırlar.

    2.1. Ön test-son test kontrol gruplu model Yansız atama ile oluşturulmuş iki grup bulunur( biri deney diğeri kontrol) her iki grupta da deneme önecesi ve deneme sonrası ölçümleme yapılır ve değerlendirilir.

    Son test kontrolgruplu model Yansız atama ile oluşturulmuş iki grup bulunur. Gruplara sadece son test uygulanır ve değerlendirilir.

    Solomon dört grup modeli; Bu model 2.2 ve 2.3 modellerinin ikisini birden aynı modelde toplayan bir modeldir.

    3. Yarı deneme modelleri

    Gerçek deneme modellerinin gerektirdiği kontrollerin sağlanamadığı ancak bazı deneme modellerinin kısmen de olsa kullanıldığı modellerdir. Beş grup içinde ele alındığı görülmektedir.

    Zaman dizisi modeli Rastgele seçilmiş bir tek grup, izleme aracılığıyla bağımlı değişken doğrultusunda ölçülür, belli bir zaman da bağımlı değişken etkisi belli bir zaman dada etki dışarıda tutularak ölçümleme yapılıp değerlendirilir

    Eşit zaman örneklemi; Rastgele seçilmiş birgupta birbirinden farklı (rastgele zamanlarda ölçümleme yapılması ve değerlendirilmesidir.

    Eşitlenmemiş kontrolgruplu model Bu model öntest-son test kontrolgruplu modele çok benzeyen, aralarındaki farkın burada her iki grubun da rastgele seçilmiş grup olması durumu vardır

    3.4Öntest-son test ayrı örnek grup model Rastgele seçilmiş iki grup bulunur, biri ön test için ikincisi ise son test için kullanılır ve değerlendirilir.

    3.5 Rotasyon model Deneme modelleri içinde son model olan rotasyon modelinde birden çok gruba eşit sürelerle ve yansız bir sıra ile bağımsız değişken etkisi uygulanır ve değerlendirilir

    7.

    ARAŞTIRMADA EVREN VEÖRNEKLEM



    7.1. EVREN VEÖRNEKLEM

    "Evren" kavramı "kâinat" kavramı yerine konulan (ikame edilen) bir kavramdır. Kâinat yıldızları, gezegenleri, galaksileri, dünya ve diğerleri ile bir bütündür. Bu bütünü anlamayı ve açıklamayı felsefe ve din amaçedinir.

    Toplanan bilgiler araştırma planındaki yerlerine yerleştirilir. Araştırma planı, bilgilerin nasıl sistematize edileceğini gösteren bir projedir. Bu işlem, tıpkı bir iskambil kâğıdı oyunundaki gibi, bitmek için kâğıtların sıraya dizilişine benzer. Sonuçta kâğıtlar bitecek şekilde dizildiğinde oyun açılır. Bir bilimsel araştırmanın genel sonucu, kanundur, teoridir. Artık bulunan bu kanun veya teori sahibine atfedilirve onun adıyla anılır.

    ARAŞTIRMA SÜRECİ ve ARAŞTIRMA EVRENİ

    Araştırma evreninin belirlenmesi O O Evrenden bilgilerin toplanması

    Bilgilerin zihinde birleştirilmesi O Model O Bilimsel Bilgi Bir sosyal araştırmada sosyal olay ve olguların olduğu gibi, değiştirilmeden ortaya konması tasvir (descriptive) metodu ile yapılır. Bu tür araştırmalar mevcut durumları, şartları ve özellikleri olduğu gibi ortaya koymaya çalışır. Bunatarama modeli de denilmektedir.

    Sosyal bilimlerde tasvir metodu/tarama modeli ile elde edilen bilgilerin kaynağıtoplumdur.Toplum belli sayıda insan rezervinin (nüfusun) meydana getirdiği geniş bir sosyokültürel bünyedir. Böyle bir bünyeyitek tek bütün bilgileriyle gözlem alanına taşımak ve tasvir etmek kolay değil, hatta imkânsızdır. Tasvir metodu/tarama modeli aynı zamanda geniş kitlelerin küçültülmüş örneklerini yaratarak onları gözlem alanına taşıma ve yeni oluşturulan bu örnek vasıtasıyla ana kitleyi tasvir etme metodudur.

    Uygulamalı sosyal araştırmalarda tasvir metodunun özel bir şekli de surveydir. Survey araştırmalarıyla objelerin, bu objelerde cereyan eden olay ve olguların ne oldukları açıklanmaya çalışılır. Survey araştırmaları, sadece verileri toplayıp mevcut özellikleri kaydetmeşeklinde, olayların sanki fotoğrafını çekmek gibi basit bir işlemle tanımlanamazlar. Bu tür araştırmalar vasıflama (betimsel) ağırlıklı olmasına rağmen, olayların daha önceki olay ve şartlarla ilişkileri dikkate alınarak durumlararası etkileşim de açıklanmaya çalışılır. Demek ki, survey tipi araştırmalarda, verilerin analizi ve açıklanması suretiyle yorumlama, değerlendirme ve yeni durumlara uygulanacakşekilde genellemelere varma gibi daha yüksek seviyede işlemlere yer verilmektedir.

    Demek ki, tasvir metodu: © Tam sayımlı araştırmalarda. © Örneklem araştırmalarında kullanılan bir metottur. Örneklem türü araştırmalarda tasvir metodu üç aşamalı bir süreçte gerçekleştirilir:

    • Ana kitleyi küçültmek • Örneklemden bilgi toplamak • Örneklemin sonuçlarını ana kitleye genellemek

    7.2. ÖRNEKLEME TEKNİKLERİ

    Herhangi bir gözlem alanına giren obje ya da fertlerin tümüneana kitle denir. Herhangi bir evrenden, belirli bir yolla seçilmiş daha küçüksayıdakiobjeya da fertlerin oluşturduğu gruba da örnek denir. Örnekten edinilen bilgilere dayanarak evren hakkında genellemelerde bulunulur. Zira pek çok durumlarda asıl amaç örnek grubu tanımak değil, evreni (ana kitleyi) tanımak, onunla ilgili sonuçları çıkararak kararlar vermektir. İşte bir ana kitleden amaca uygun örnek seçme işlemine örnekleme ve seçilen örnek modele de örneklem adı verilir.

    Bir örneklemde bulunması gereken özellikler şunlardır:

    • Örneklemin doğrulukşartının müsaade ettiği ölçüde küçük olması,

    •Tesadüfi yöntemle bilgi toplanmasını kolaylaştıracak derecede birbirinden bağımsız değişkenlerin

    olması,


    •Ölçme tekniğinin müsaade ettiği ölçüde süratle bilgi toplamaya elverişli olması.

    7.2.1 Ana Kitleyi Küçültmel
Bir araştırmanın ana kitlesini küçültme işlemi aynı zamanda bir örnekleme işlemidir. Bir araştırmanın

    evrenini oluşturan ana kitleden örneklem çıkarabilmek için temel şart, örneklemin ana kitleyi temsil yeteneğine sahip olmasıdır. Bu aşamada karşımıza çıkan şey "Bir ana kitleden kaç birim örnek örnekleme dâhil edilmelidir ki, örneklem ana kitleyi temsil yeteneğine sahip olsun?" sorusudur Bu nedenle araştırmacının:

    Araştırmanın ana kitlesini iyi tanıması, • Ana kitleyi oluşturan birimleri ve kategorileri iyi belirlemesi,

    Ana kitlenin bu birimlerinden hangi güven düzeyinde ve ne kadar yanılgı payı (standart hata) ile kaç birimi örnekleme dâhil edeceğine karar vermelidir.

    Demek ki, örnekleme girecek birimlerin sayısının tespitinde iki önemli faktör rol oynamaktadır:

    Araştırmanın amacı.

    Ana kitlenin özellikleri,

    Aynı şekilde, araştırmacının, örneklemeye girişirken yapacağı kestirmenin kesinliğiyle ilgili olarak iki önemli karar almak zorundadır:

    Göz yumulacakyanılgının derecesi,

    Kestirmenin gerçekten gözyumulanyanılgı aralığı içine girdiği yolundaduyulacakgüven düzeyidir.
    Araştırmada Geçerlik ve Güvenirlik

    Hata Payı ve Güven Düzeyi

    Ana kitleden örneklem çıkarmada amaç, ömeklemi tasvir etmek değil örneklem vasıtasıyla ana kitlenin karakteristiklerini kestirmektir. Ancak bir ana kitleyi tam sayımla tasvir etmedikten sonra elde edilecek ölçümler ana kitlenin karakteristiklerini yaklaşık olarak kestirme imkânı sağlar. Bu nedenle bir karakteristiğin ana kitle içindeki gerçek değeri ile örneklerindeki değeri birbirinden farklı olacaktır. İşte bu farklılığa sapma adı verilir. Sapmanın derecesi de hata payını (ortalama sapma) oluşturmaktadır.

    7.3 ÖRNEKLEM BÜYÜKLÜĞÜNÜN HESAPLANMASI

    Göz yumulabilecek yanılgı payını ve amaçlanan güven düzeyini belirledikten sonra, gerekli örnek büyüklüğünü hesaplamakmümkündür

    Ns= (oZ/T)2 eşitliğini ifade etmektedir.

    Ns: Gerekli örnek büyüklüğünü

    02: Ana kütlenin standart sapmasının ön kestirmesini

    Z2: Seçilen güven düzeyine karşılık olan standartyanılgı birimlerinin sayısını

    T: Örnek ortalamasında göz yumulabilir yanılgı payını sembolize etmektedirler. Yukarıdaki formüle dayanarakörnek büyüklüğünü hesaplamakiçin üçdeğerin bilinmesi lazımdır

    Bir oranın evrende gerçekleşme ihtimalinin % 50 olduğu durumlarda, standart sapmanın en yüksek düzeye ulaştığı bilinmektedir.

    Ancak her zaman kestirilmek istenen özelliğin standart sapması bilinmeyebilir. Böyle durumlarda araştırmacının ana kitleyi ve birimlerini tanıma ve bilme derecesi, en önemlisi önsezisi önemli rol oynar.

    7.4 ÖRNEKLEME GİRECEK ÖRNEKLERİN TESPİTİ

    Ana kitleden örneklemde yer alacak örneklerin belirlenmesi için dört önemli tekniksöz konusudur:
l.TesadüfîÖmekleme. 2.Kota Örneklemesi.

    3.Tek Birimli (Monografik) Örnekleme. 4. Kartopu Örneklemesi

    7.4.1 Tesa d üfî Örnekleme

    Burada kullanılan tesadüf (rastlantı) kelimesine aldanmamak lazımdır. Günlük dildetesadüf, beklenilmeyen, önceden düşünülmeyen birisi veya bir olayla karşılaşmak anlamına gelir. Hâlbuki bizim burada kullandığımız tesadüf kavramı önceden tayin ve tespit ettiğimiz bir ana kitlenin birimleri arasından kura çekmek suretiyle yapılan bir seçme işlemidir. Demek ki tesadüf, eşit birimler arasında kura sonucundaki isabet etme durumunu ifade etmektedir. Ana kitledeki birimlerin hepsine örneğe girmeleri için eşit şans tanınarak bir tercih yapılmaz; birimler arasında bir fark gözetilmezse, seçim tesadüfîyapılmış olur.

    Tesadüfî örnekleme sonucunda elde edilen listede mevcut kişi ile mutlaka görüşülür. Bir başkası ile görüşülmemelidir. Mesela 40 dairelik bir apartmandan 4. daireye kura isabet etmiş ise görüşmeye gittiğimizde dördüncü dairede aradığımız kişi yoksa nasıl olsa aynı binada oturuyorlardiye, karşıdaki 5. dairedeki kişi ile görüşmeyapamayız. Bu şart dolayısıyla tesadüfîörnekleme, bazen zaman, alan ve ekonomik bakımdan maliyeti artıran bir usuldür.

    7.4.1.1 TesadüfîÖmeklemeTürleri

    Tesadüfîörneklemenin çok kullanılan dörttüm mevcuttur. Bunlar:
•Basit Tesadüfîörnekleme. »Tabakalı Basit Tesadüfîörnekleme

    •Alan Örneklemesi »Küme Örneklemesi usulleridir

    »7.4.1.1.1 Basit Tesadüfîörnekleme«

    Basit tesadüfîörnekleme ile örneklemin seçimi için iki önemli şart mevcuttur: •Ana kitleyi oluşturan elemanların istatistikî bakımdan birbirinden bağımsız olması, •Bütün bireylerin tam bir listesinin mevcut olması

    Tesadüfî örneklemede, örneğe girecek şahısların tespitinde rehber kataloglardan, harita veya fotoğraflardan, kümeörneklemesi tekniklerinden yararlanılır. Eğer ana kitledeki birimlerin terim sayısı fazla ise "tesadüfîörnekleme sayılan" adı verilen tablolardan yararlanılır

    »7.4.1.1.2 Tabakalı Basit Tesadüfîörnekleme«

    Ana kitlenin tabakalara ayrılarak hertabaka için ayrı ayrı bir örneklem seçilmesi ve bu ömeklemlerin oluşturduğu örneklem vasıtasıyla evren hakkında genellemelerde bulunulması işlemidir. Bu yolla bütün tabakalara karakteristiklerine ve önem derecelerine göre temsil imkânı tanınır. Mesela, bir gazetenin üzerinde bir araştırma yapmak istenildiğinde, bu gazetenin aboneleri kadın ve erkek diye iki tabakaya ayrılabilir. Yapılacak işlem, kadın ve erkek abonelerin bir listesini çıkarmak ve hangi oranda bir örnek hacmi isteniyorsa, mesela % 10'luk bir örnek hacmi öngörülüyorsa, her iki listedeki her on aboneden birinin seçilmesi durumunda, cinsiyete göre tabakalandırılmış bir örnek alınmış olur.

    Demek ki, bir araştırma evrenini tabakalara ayırmak gerektiğinde karşılaşılan ilk problem, söz konusu evrenin nasıl alt tabakalara ayrılacağı meselesidir. Bunun için cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum, mesken tipi, sosyal tabaka piramidindeki statü gibi kriterler kullanılabilir. Ancak bu kriterlerin araştırılmakta olan değişkenle doğrudan ilişkili olması gerekir. Bunun için de ana kitlenin iyi tanınması ve analiz edilmesi şarttır. Mesela, bir araştırmada "Eğitim ve Başarı Düzeyi" araştırılıyorsa, araştırmanın değişkenlerinin din veya siyasîsistemle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Bu nedenle evreni dinî ve siyasî sistemlere göre tabakalara ayırmakyanlış olur.

    »7.4.1.1.3. Kümeörneklemesi«

    Tesadüfîörneklemenin tipik bir şekli de kümeörneklemesidir. Basit tesadüfîömeklemede örnekleme giren fertlerin tam listesi elde mevcuttur. Bu listeden tesadüfîusulle örneklem çıkartılır.

    Kümeörneklerinde örnek alınan birimler mesela, öğrenciler, konutlar vs. gibi ilk birimler değil, okul, şehir blokları, hastaneler, hapishaneler, örgütler, dernekler, işyerleri vb. gibi kümelerdir.

    »7.4.1.1.4 Alan Örneklemesi«

    Alan örneklemesi de tesadüfîörneklemenin bir türüdür. İşleyiş biçimi kümeörneklemesinin aynıdır. Farklı özelliği, örneklemeye başvurmadan önce evren birimlerini kümelendirmek ve örnekleri bu kümeler arasından seçmektir. Alan örneklemesinde kümelendirme işlemi için, şehir planları, nazım planları, krokiler, imar planlarından, topografik haritalardan yararlanılır

    Tesadüfîörnekleme sonucunda elde edilen listede mevcut kişi ile mutlaka görüşülür. Bir başkası ile görüşülmemelidir. Bu şart dolayısı ile tesadüfîörnekleme, bazan zaman alan ve ekonomik bakımdan maliyeti artıran bir usûldür

    7.4.2 Kota Örneklemesi

    Kota kelimesi Türkçe'de sınırlandırma anlamına gelmektedir. Ana kitleden daha önce özellikleri tespit edilen örneklerin (kategorilerin) belli sınırlar dâhilinde örneklemde yer almasını ifade eder

    Kategorilerin teşkili, modelin kurulması için gereklidir. Sosyal araştırmalarda kullanılan belli başlı kategoriler şunlardır:

    Cinsiyete göre kategoriler • Yaşa göre kategoriler

    Eğitim düzeyine göre kategoriler • Ekonomik düzeye göre kategoriler

    Ailelere göre kategoriler • Mesleklere göre kategoriler

    İ kamet yerine göre kategoriler • Bölgeye göre kategoriler.

    Kota örneklemesi, üç aşamada gerçekleştirilir: •Soruşturmaya uygun düşecek sosyal kategorilerin kurulması •Bu kategoriler vasıtası ile minyatürmodelin kurulması •Her kategorideki nüfusun sayısının (kotasının) belirlenmesi

    Demek ki kota örneklemesi:

    Soruşturmaya uygun düşecek sosyal kategorilerin kurulması,

    Bu kategoriler vasıtası ile minyatür modelin kurulması,

    Her kategorideki nüfusun sayısının (kotasının) belirlenmesi

    şeklinde üç aşamada gerçekleştirilmektedir.

    7.4.3. Tek Birimli (Monografik) Örnekleme

    Monografikörneklemede: Eldeki bilgilere dayanılarak tasvir edilmek istenen ana kitlenin herhangi bir alt grubu, ana kitleyi temsil edeceği varsayılarak, örneklem olarak seçilir. Monografik örnekleme ile araştırma yapabilmek için, ana kitlenin (araştırmanın evreninin) homojen olması gerekir. Aksitakdirde örneklem ana kitleyi temsil etmez.

    Monografik örnekleme ile gerçekleştirilen araştırmaya "monografi" adı verilir. Monografiler, tipik birimler üzerinde, mümkün olduğu kadar karşılaştırmaya elverişli, kantitatif ve kalitatif bilgiler toplamak amacıyla yapılan derinlemesine araştırmalardır. Aile, sendika, örnek olay, köy, şehir, kasaba monografileri vb. türleri vardır.

    Monografik araştırmalarda örnekleme giren birimler en küçük parçalarına kadar analiz edilirler, analiz edilen parçalar arasında karşılaştırmalar yapılır; birimlerin tek tek tasviri ile örneklemin tasvirine ve örneklemin tasvirinden de ana kitleye ait genellemelerde bulunulur; örneklem vasıtasıyla ana kitle tasvir edilir.

    Monografitekniğini ilk defa sosyolojiye kazandıran Le Play (1806-1882)olmuştur. Le Play Avrupa İşçileri (Les Ouvries Europeens) adlı araştırmasında işçi ailelerinin monografilerini yapmıştır. Le Play'dan sonra monografik araştırmalar deyim yerinde ise moda haline gelmiştir.

    Bu tekniğin en önemli yararı, seçilen örneklerin çok dar alanla sınırlandırılmış olması nedeniyle, ekonomik bakımdan elverişli olmasıdır. Buna karşılık, bu teknik, olasılık ilkesinin gereklerine uygun düşmediği için, bu yolla seçilmiş örneğin ana kitleden ne derece sapma göstereceğini hesaplamak mümkün değildir.

    7.4.4. Kartopu Örneklemesi

    Kartopu benzetmesi, küçük bir kartopunun büyük bir çığ meydana getirmesini ifade etmesindendir. Mesela Palandöken'den (Erzurum) birtop büyüklüğündeki kartopu aşağıya doğru yuvarlanmaya başlarsa, yuvarlandıkça büyürve dağın dibinde çığ olur. Bu bir benzetmedir. Kartopu örneklemesi de buna benzer; tek veya küçük bir birimle başlanır, bunlar vasıtasıyla örneklemin büyütülmesi gerçekleştirilir.

    Demek ki, kartopu örneklemesi yöntemi ile bilinen bir birimden bilinmeyen birimlere ulaşılır. Yeter sayıda (temsil gücüne sahip) birimlerle anket, mülakatlar yapılır ve bilgiler toplanır. Daha açık bir ifade ile kartopu yöntemi, tek birimden aşama aşama çok birime ulaşmayöntemidir.

    8.

    Araştırmada Veriler ve Toplanması



    Nicel bir sosyal araştırmada ikinci aşama (örneklemin tespitinden sonra), örneklemden araştırma amacına uygun; araştırma hipotezlerini test edecek bilgilerin (verilerin) toplanmasıdır

    Örnekleme metot ve teknikleri ile elde edilen bilgiler, ana kitle yerine, örneklemden toplanmaktadır. Bu işlem tasvir metodunun bilgi toplama teknikleri ile gerçekleştirilir.

    8.1 Örneklemden Bilgilerin Toplanması

    Sosyal bilimlerde, örnekleme metot ve teknikleri vasıtasıyla tespit edilen örneklemden, araştırmanın hipotezlerini test edecek bilgileri toplama işi, birçok metot ve teknikle yapılabilmektedir.

    Bu tekniklerden bazıları: l.Anket 2.Mülakat 3.Ölçme 4.Davranış Gözlemi ve Eğitim Surveyi'dir.

    8.1.1 Anket Tekniği

    Survey denilince akla ilk gelen, anket ve mülakat teknikleridir. Diğer bir tanımla anket, kalem-kâğıtyolu ile ferdin veya grubun kendisi hakkında bilgi vermesidir.

    Araştırma problemi belirlendikten sonra, birbiriyle ilgili olmakla beraber, iki ayrı alanda hazırlık yapmak gerekir. Bunlardan birincisi bilginin nasıl, ikincisi bilginin kimlerden toplanacağıdır.

    Bilgi toplama aracı genellikle bir soru cetvelidir. Cetvelde nelerin yer alacağını, araştırma probleminin ilgilendiği değişkenler belirler. Aynı değişkeni araştıran sorular, başka çalışmalarda denenmiş ve başarılı olmuşsa bunların kullanılması tercih edilmelidir.

    Soru cetveli hazırlandıktan sonra, kesinleşmeden önce bir denemeye (pilot araştırma) tabi tutularak, hazırlayanın sezemediği pürüzler giderilir. Soru cetveli hazırlanırken, uygulama tekniği üzerinde de bir karara varılır. Araştırmanın ilgilendiği topluluğun eğitim seviyesi yüksek, sorulara kolay ve kısa cevaplar vermek mümkünse, cevapların irdelenmesine ihtiyaçgörülmüyorsa ki o zaman posta yoluyla uygulama tercih edilebilir. Ankettekniği, sosyal bilimler araştırmalarında laboratuvar deneyi niteliğinde olup, kolay ve maddi imkânları fazla zorlamadan bilgileri doğrudan doğruya toplamaya da elverişli bir tekniktir. Ayrıca anket sayesinde büyükgruplar üzerinde araştırma imkânı sağlanır.

    Anketlere isim yazılmaması, daha objektif cevap imkânını sağladığı gibi, anket üzerinde sorular yazılı ve bunlara cevap verecek kişilerin cevaplarını tekrar tekrar kontrol etmesi mümkün olduğundan bilgilerin daha doğru olabileceği beklenilir. Ancak anketin bu yararlarına karşılık sakıncaları da mevcuttur. Mektupla gönderilen ankette iletişim kurmak zordur. Dolayısıyla soruların anlaşılmaması gibi bir durum ortaya çıktığında bu soruların rastgele doldurulması ihtimali mümkündür. Diğer yandan posta ile gönderilen anketlere cevap alabilme ihtimali çok zayıftır. Buna karşılık sayı yönünden rahat oluşu; istenilen sayıda yapılabilmesi bu dezavantajınıgidermede kullanılabilir.

    Soruların, cevaplandıran kişilerin kişiliği, inanışları, şahsi özellikleri, çevresi ve çalıştığı yer ile çelişkiye düşmemesi, anlayış, kavrayış ve bilgi seviyelerine de uygun olması gerekmektedir. Anketin uzunluğu da önemli bir konudur. Araştırmacı, daha çok bilgi toplamak amacıyla uzun anketler hazırlama yoluna gitmemelidir.

    Anketle beraber bir açıklama hazırlanmalı; anketin uygulanacağı kişilere yapılan araştırmanın amacı, verilerin nerelerde kullanılacağı, böyle bir çalışmaya neden gerek duyulduğu hakkında bilgi verilmelidir . Böyle bir açıklama araştırmacı ile denek arasında yakınlaşmayı sağlarken diğeryandan deneği bilgilendirir ve böylece güveni artırır.

    Anketteki sorular özelliklerine göre gruplandırılmalıdır. Bir ankette soruların formunu tayinden önce, soruların amaçlarına göre sınıflandırma işlemi çözümlenmelidir. Bir ankette amaçlarına göre sorular dört başlık altında toplanabilir: •Olgu soruları, «Görüş ve kanaatsoruları, «Bilgi soruları, «Davranış soruları

    OAnketformunda soruların ifade ediliş şekline de dikkat etmek gerekmektedir. Soruların ifade ediliş biçimi, soruların sıralanışı, görüşme cetvelinin uzunluğu ile ilgili olarak uyulması gereken prensipler şunlardır:

    1. Soruların İfade Edilişi İle İlgili Prensipler:

    Sorular, incelenen gruptaki en az zeki olan kimsenin anlayacağı kadar basit olmalıdır.

    Sorular uzun ve karmaşık değil, mümkün olduğu kadar açık ve kısa olmalıdır.

    Özel ifade ve terimlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca mesleki ve teknik terimler de ancak seçkin gruplar söz konusu olduğunda kullanılmalıdır.

    İfade tarzı, cevap verenin "evet'"den çok "hayır" veya "hayır"dan çok "evet" demesini kolaylaştıracak nitelikte olmalıdır

    Fena, iyi, mükemmel vb. sübjektif terimler nicel veya nitel çözümlemeler için elverişli ifadeler değildir. Bunun için mümkün olduğu kadar daha objektif terimler kullanılmalıdır.

    •Anketteki, sorularda kullanılan referans birimleri açık şekilde tanımlanmalıdır. Meselâ, mümkünsedoğum tarihleri öğrenilmelidir. Veya bir malın toptan veya perakende fiyatı mıdır, belirtilmelidir.

    •İstenen bilgilerin soruları cevaplandıran şahsın bilgi kapasitesi içinde olması gerekir. Bunu ölçmek için filtre soruları ve kontrol soruları kullanmak faydalıdır.

    2. Soruların Sıralanışı İle İlgili Prensipler:

    •İlk sorunun cevap verilmesi en kolay soru olmasına dikkat edilmelidir.

    Daha sonraki soruları etkileyebilecek soruları öne almak daha doğru olur.

    Belli bir konuyu ilgilendiren bütün sorular, mümkünseaynı grupta toplanmalıdır. •Zaman kronolojisineuygun bir sıra izlenmelidir.

    3. Görüşme Cetvelinin Uzunluğu ile İlgili Prensipler: •Görüşme cetvelinin uzunluğu ile ilgili standart bir kural koymak mümkün değildir. Burada söylenebilecekler; her soru araştırmanın amacına uygun ve hipotezi test edecek özellikte olmalıdır. Anketi cevaplandırma süresi fazla zaman almamalıdır. •Sözü edilen bu prensipler yanında, anketin kime hitap edeceği belli olmalı, okunaklı olmalı, mümkünse basılı olmalı, iyi cins kâğıt kullanılmalıdır.

    • Bir anket, şekil bakımından iki türlü olabilir. Bir diğer ifade ile anketteki sorular şekil
bakımından açık uçlu ve kapalı uçlu olabilir. Bunlara doldurmalı ya da seçmeli de
denmektedir. Açık ve doldurmalı tipindeki soruların cevapları, ankete cevap verenler
tarafından doldurulur. Kapalı veya seçmeli tipindeki anketlerde ise soruların
seçenekleri de birlikte verilmiştir. Burada kişi, sadece uygun bulduğu şıkkı
işaretleyecektir. Kapalı tipteki soruların cevaplandırılması ve değerlendirilmesi daha az
zaman almaktadır. Bu nedenle çok mecbur olmadıkça açık uçlu sorulardan
kaçınılmalıdır

    8.1.2 Ankette Geçerlik

    Anketin geçerliğine ait bilgiler şu bulgulara dayanmaktadır: •Ankete alınan her soru ön test yapılan öğretmenlerin hepsi tarafından işaretlenmişse, işe yaramayan ve ilgi çekmeyen soru yok demektir.

    •Anketin ön test ile ayrı ayrı öğretmenlere uygulanmasısonucunda, soruların işaretlenen seçeneklerinin aritmetik ortalaması birbirine yakınsa bu da anketin cevap alabilme kabiliyetinin bir ifadesidir.

    •Ankettekisorular süratli okumayısağlayacak kadar kısa ve kısa zaman içerisinde öğretmenlerin birçoğu tarafından cevaplanmaya uygunsa,

    •Anketin uygulandığı öğretmenler sorulara karşı olumlu bir tavır göstermişlerse, hatta soruların sonuna konan: "Bu ankette sizi üzen veya düşündüren soruların seçeneklerini işaretlemekten hoşlandınız mı?" sorusuna öğretmenlerin hemen hemen hepsi "evet" cevabını vermisse,

    •Anketin sonuna: "Yukarıdakilerden başka sizce; ilkokula yeni başlayan birinci sınıf öğrencilerini tanımada öğretmenlerin karşılaştıkları başka güçlükler var mıdır?" sorusuna bütün güçlüklerin konmuş olduğu şeklinde bir cevap alınmışsa, bu anket geçerlidir diyebiliriz .

    8.1.3 Ankette Güvenirlik veTutarlık

    Anketin iç tutarlılığını tespit etmek için de aynı konuyu test etmeyi amaçlayan ek sorular hazırlanarak 3, 4 ve 5. sorunun iç tutarlılığına bakılabilir.

    Aynı konuyu ölçen ayrı soruların aynı derecedeki seçenekleri işaretlenmişse, anketimiz iç tutarlılığa da sahiptir diyebiliriz.

    Anketin geçerliliği, güvenilirliği ve iç tutarlılığı konusunda yapılan her uygulamada ve uygulama sonucunda mutlaka uzman görüşlerine başvurulmalıdır.

    8.2 Görüşme Tekniği

    Görüşme (interview-mülakat) tasvir metodunu gerçekleştirme de bilgi toplama teknikleri arasında yer alır. Görüşme, sözlü iletişim yoluyla veri toplama tekniğidir. Görüşme çoğunlukla, yüz yüze yapılmakta ise de, telefon ve televizyon gibi anında ses ve resim ileticileriyle de olabilir.

    Görüşmede, söylenenlerin, yüzeysel anlamları yanında, gerçek ve derinliğine anlamları da çıkarılabilir. Yapmacık cevapların ayıklanabilme ve gerçeklerin ortaya çıkarılabilirle ihtimali yüksektir. Araştırmacı, karşılaştığı her karanlık noktayı, anında soracağı sorularla aydınlatma imkânına sahiptir.

    Görüşmede, ses tonu, mimikler ve soruları cevaplamada gösterilen istek, söylenenlerin değerlendirilmesinde önemli ipuçları niteliğindedir. Görüşme ile veri toplamanın geniş uygulama alanı vardır. Hastası ile konuşan bir doktor, müvekkili ile görüşen bir avukat, suç zanlısını sorguya çeken bir savcı, öğrencisini dinleyen bir öğretmen, kamuoyu araştırmasıyapan biri gibi. Görüşme, özellikle üst yöneticilerden, çocuklardan, okuma-yazma bilmeyenlerden veri toplamak için idealdir. Görünürdeki kolaylığına karşın, görüşmenin öznelliği ve güçlülüğü önemli sınırlılıklar getirir. Görüşmecilerin seçimi, eğitimi, özel bir çaba ve duyarlılık gerektirir. Çok iyi yetişmiş görüşmeciler olmadıkça, özellikle, görüş, inanç ve tutum gibi aslında öznel olan birçok konuda veri toplama ihtimali son derece sınırlıdır

    Görüşme, kendi içinde çok ayrı sınıflara ayrılarak incelenebilmektedir. Görüşmeler, görüşmeamacına, görüşmeye katılanların sayısına, görüşülmek istenen kişi ile görüşmedeki kuralların katılığına bağlı olarak sınıflandırılabilir. Genel olarak, görüşmenin üç temel amacı vardır: •İşbirliğini sağlamak ya da sürdürmek. •Tedavi ve kendine güveni artırmak, •Araştırma verisi toplamak

    Burada üzerinde durulan görüşme, araştırma amacıyla yapılanıdır. Özellikle tedavi amacıyla yapılan terapötik görüşmelerin kendine has teknikleri vardır.

    Görüşmeye katılanların sayısına göre de görüşmeler, bireysel ve grupça olmak üzere iki sınıfta incelenebilir. Bireysel görüşmede, görüşmeci ile kaynak kişi dışında kimse bulunmaz. Grupça görüşmede ise çok sayıda kaynak kişi bir arada bulunur. Konuyu birlikte tartışırlar. Çoğu görüşmeler, bireysel niteliktedir. Kişiye özel bilgiler, ancak bireysel görüşmelerde elde edilebilir.

    Grupça görüşmedeönemli bir sakınca, gruptaki birkaç üyenin aşırı hevesleriyle bütün grubun yanlı davranması ihtimalidir. Özellikle, grup üyeleri liderleriyle ters düşmek istemeyebilir. Bu durumda geçerli bilgi toplama ihtimali azalır.

    Görüşmede sorulacak soruların hazırlanışı, özellik ve kapsamları anket tekniğinin benzeridir. Ancak görüşmedegörüşmecilerin önceden yetiştirilmesi, bilgi ve tekniklere hâkimiyetlerinin sağlanması gerekir.

    8.3. Ölçme Tekniği

    8.3.1 Ölçek ve Ölçme

    ÖLÇME: Önceden belirlenmiş kurallara uygun olarak objelerin özelliklerine sayılar ve semboller verme işlemi.

    ÖLÇEK: Önceden belirlenmiş kurallara uygun olarak objelerin özelliklerine atanan sayıları ve sembolleri gösteren mekanizma/araç

    Ankettekniğinin temel özelliği aynı zamanda bir ölçme aracı görevi görmesidir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, anket formunda, aralarında anlamlı bir ilişkinin mevcut olduğu varsayılan bağımsızve bağımlı değişkenler yer almaktadır. Bu anlamda ÖLÇME, belli kurallara uygun olarak nesnelere ve olaylara sayısal değerler verilmesi işlemi, ÖLÇEK de, belli kurallara uygun olarak nesnelere ve olaylara sayısal değer verilmesi sonucunda oluşturulan ölçme aracıdır. İnsan, kendigüç ve anlayışı oranında yaşadığı mekândan kullandığı aletlere, giysilerinden görünümüne, konuşma veyazma tarzına ve hatta yeme içme, oturup kalkma şekillerine, binaların, sokakların ve şehirlerin düzenlenmesine kadar bütün yaşantısına estetik bir boyut katmak istemektedir.

    Araştırmada hipotez hâlinde yer alan bu ilişkiyi doğru ölçebilmek için ölçme aracının belli kurallara göre oluşturulması gerekir.

    8.3.2 Ölçek Türleri

    Değişkenlerin ölçümündegenelde dört tür ölçek söz konusudur. Bunlar; •Sınıflayıcı Ölçek (Nominal): Nesnelerin veya olayların belli niteliklerine göre sınıflandırılması ile elde edilen ölçektir.

    •Sıralayıcı Ölçek (Ordinal): Nesneler veya olaylar niteliklerine göre belli bir boyut üzerinde sıralanabiliyor ve aralarında bir sıralama ilişkisi gösterebiliyorsa sıralayıcı ölçek elde edilir. Sıralayıcı ölçekte tespit edilen özelliğe göre bir derecelendirme mevcuttur. •Aralıklı Ölçek (Interval): Sınıflayıcı ölçekte olduğu gibi nesneler veya olaylar belli sınıflar içerisinde toplanır, sıralayıcı ölçekte olduğu gibi de sınıflar arası büyüklük-küçüklük derecelendirmesi yapılır; daha sonra da sınıflar arası aralıkların eşitliği sağlanır.

    •Oranlı Ölçek (Ratio): Aralıklı ölçeğe ek olarak başlangıç noktası şeklinde bir sıfır noktası belirlendiğinde oranlı ölçek elde edilmiş olur. Oranlı ölçekte yer alan nesne veya olaylar belli niteliklerine göre gruplandırılır, bu gruplandırma işlemi gerçek bir başlangıç noktasına göre yapıldığı için gruplar arası aralıklar birbirine eşittir.

    8.4 Olay Kaydı ve Eğitim Surveyi

    Bilgi, subjeile obje arasındaki ilgi olarak tanımlandığında, gözlemin de algıyla ilgili olduğu açıktır. "Biz algı denince, sadece çıplak görme ve işitmeyi değil, aynı zamanda duyu organlarımızın teleskop, mikroskop gibi optik araçlarla, ışık, elektrik dalgalarıyla çalışan radar, ses-dinleme araçlarıyla donatılmasını da birlikte anlıyoruz. Bir insanın bize karşı gösterdiği güveni, güvensizliği ve nefreti yine algı aktı sayesinde öğrenebiliriz. Fakat algı aktı bütün bu işlevlerin yan yana gelmesiyle ya da birbirine eklenmesiyle değil, onların birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. Bunlar bir bütün oluştururlar ve birbirlerini tamamlarlar. Fakat böyle bir bağ, yalnız burada, aynı algı-aktını sağlayan duyu organlarının işlevleri arasında yoktur; algı aktı ile başka bilgi ve duygusal aktlar arasında da birbirini tamamlayan ve birbirini destekleyen bir bağlantı vardır.

    Bütün bilimler, başlangıçta gözleme dayanır. Gerçekte bütün diğer metotlar gözlemin birer türüdürler. Bilimsel yollarla varılan sonuçların geçerliğini denemek için deyine gözleme başvurulur. Problem ile muhtemel çözüm yolları, dikkatli bir gözlem sonucu algılanabilir. Gözlem, olaylar arasındaki, nitel ve nicel olabilecek bağların bulunmasına ve onların istenen biçimlerde etkilenmesine imkân sağlar. Gözlem tekniğinin en önemli özelliği, gözlenilenlerin kendi doğal ortamları içinde bulunmalarıdır.

    Gözlem türlerini tespit etmek amacıyla, burada iki kriter kullanıldı. Bunlar: Gözlemci ile gözlenen arasındaki fiziki yakınlık ve ilişki ile gözlemdeki sürekliliktir.

    Gözlemci ile gözlenen arasındaki fiziki yakınlık ve ilişkilere göre, iki türlü gözlem vardır. Bunlar:

    • Dışarıdan gözlem. «Katılarak gözlem

    Dışarıdan gözlemde, gözlenenin gözlemciyi görme imkânı yoktur. Özellikle rehberlik ve psikolojikçalışmaların yürütüldüğü, biryüzü aynalı olan bir camla çevrilmiş deney odaları, bu tür gözlemler için geleneksel uygulama örnekleridir.

    Katılarak gözlemde, gözlemci, gözlenenle birlikte olup, onlardan biri gibi davranır. İdeal olarak onun bir gözlemci olduğu da bilinmez. Bu türgözlemler özellikle antropologlarca yoğun şekilde kullanılır.

    Bu teknik bazı çevrelerde nitel araştırma yöntemi ya da etnografik araştırma tekniği olarak da adlandırılmaktadır.

    Katılarak gözlem dışarıdan gözleme oranla, daha çok bilgi verir. Dışarıdan gözlemde gözlenen davranışların nedenleri, gözlemci tarafından kestirilmeye çalışıldığı hâlde katılarak gözlemde bu nedenler daha derinliğine ve daha geçerli bir biçimde tespit edilebilir. Belli bir davranışı kestirmenin en iyi yolu onu yaşamak ve duymaktadır. Katılarak gözlemin en yalın şekli, bireyin kendi kendisini gözlemek anlamındaki iç gözlemdir.

    Katılarak gözlemin en yalın şekli, bireyin kendi kendisini gözlemek anlamındaki iç gözlemdir. Gözlem tekniğinin en kuvvetli yönü, gözlemde, doğal belirtilerin gözlenmesiyle, daha yansız veri toplama imkânının bulunmasıdır. Özellikle toplum bilimlerinde bireylerden, kendi davranışlarına ilişkin yansız verilerin, soruşturma ile toplama imkânı çok sınırlıdır. Çoğu kez bireyler, oldukları gibi değil, görünmek istedikleri gibi rapor ederler. Gözlemin, uzun süre, para ve iyi yetişmiş gözlemcileri gerektirmesi nedeniyle, pahalı bir veri toplama tekniği oluşu, onun uygulama imkânı bakımından, en zayıf yönünü oluşturur.

    Öğretmenlerin "Gelişigüzel GözlenV'den faydalanırken şu hususları gözönünde bulundurması gerekir;

    •Gelişigüzel gözlem sonucu obje hakkında elde edilen hükümler, onun bir veya birkaç özelliğini tanıyarak bütünü hakkında verilmiş hükümlerdir. Bu yolla bir kimsenin çeşitli özelliklerini tanıma işi güç, hatta imkânsızdır. Yapılacak iş, parçaların bütünü temsil etmesini sağlayacak bilgiler elde etmektir. Unutulmamalıdaki varlık hakkında ne kadar çok özellik tespit edilirse o varlık hakkında verilecek hükümlerde o kadar isabetli olur. •Gelişigüzel gözlemle öğretmenler, çoğu zaman göze batan öğrencileri tanıyabilirler. Kendini gösteremeyen öğrencileri tanımazlar. Öğretmenler tanımadıkları öğrenciler hakkında genellikle belirsiz ve kesin olmayan hükümlere sahiptirler. •Gelişigüzel gözlem yolu ile elde edilen bilgiler sübjektif;şahsi kanaatlerdirler; kişiden kişiye değişirler. Hâlbuki kişi çoğu zaman bunun farkında bile olmaz. İnsanları doğru olarak tanıyıp değerlendirdiği kanaatini taşır. Bu nedenle, gelişigüzel gözlem sonucu elde edilen hükümlerde hata payının olabileceği daima gözönündebulundurulmalıdır.

    Gözlemde, gözlemcinin şahsi özellikleri, tutumları, değer yargıları, inançları, istekarzu ve ihtiyaçları, beklentileri gözlem sonuçlarını etkiler. Bu nedenle gözlemde objektif davranmak zor bir iştir. Aslında gözlemcilerin olguları ve durumları bir fotoğraf makinesi gibi tespit etmesi gerekir. Ancak bu ideal bir durumdur. Gerçekte ise, çoğu zaman gözlemci hükümlerinde gerçek olayları değil kendi dünyasını (kognitif yapısını) yansıtmaktadır.

    Gözlem verilerinin güvenirliği ve geçerliğini şu kurallara uyarak artırmak mümkündür:

    •Gözlem yapılmadan önce neyin gözleneceği açık bir şekilde tespit edilmelidir; davranışın hangi boyutunun, ferdin hangi özelliğinin inceleneceği iyice bilinmelidir. Mesela, iş birliği yapabilme, sorumlulukalabilme, ikna kabiliyeti vb.

    • Belli bir zaman içinde yalnız bir öğrenci gözlenmelidir.

    •İnceleme konusu olan özellik için "kritik" sayılabilecek davranışlar gözlenmelidir. •Öğrenci bir gün boyunca farklı zamanlarda ve farklı durumlarda gözlenmelidir. Yani bir öğrenciyi, bir defada ve uzun bir zaman süresi boyunca gözlemekten çok, kısa süreli olarak farklı zamanlarda gözlemek verilerin geçerliğini artırır.

    • Gözlem sonuçları gözlenenin gözü önünde kayıt edilmeden gözlem yapılmalıdır. Zira
kişinin gözlendiğini fark etmesi davranışlarındaki tabiiliği bozar.

    •Gözlem biter bitmez sonuçlar detaylı olarak kaydedilmelidir.

    •Gözlemci gözlem verilerini kaydederken yalnız gözlenen davranışları, zaman ve yer

    belirterek ve mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir şekilde yazmalıdır.

    •Gözlemci şahsi kanaat ve hükümlerini gözlem verileri ile karıştırmamalıdır. Ancak

    gözlem sonucunda elde edilen şahsi hükümler ve genellemeler, olayların tasdikinden

    sonra ve onlardan ayrı olarak başka biryere kaydedilebilir

    Sistemli gözlemin sonuçlarının güvenirliklerini, gözlemci sayısını artırmak ve gözlemciyi gözlem yapılacak konuda yetiştirmekle artırmak mümkündür. Bunun için; •Gözlemcinin bu metodu uygulayabilecek gerekli bilgi ve beceriyi kazanmış olması, •Gözlemcinin gözleme katılan algı organlarında arıza bulunmaması, •Objektif davranabilmesi için kendini iyi tanımış olması,

    •İlmî metot ve teknikleri uygulayabilecek; tek bir olayla değil, değişik zamanlarda ayrı ayrı olaylara dayalı olarak yorum yapabilecek ilmîtavırve anlayışa sahipolması, •Gözlemcinin zamanında ve olay unutulmadan olayları kaydetme alışkanlığını kazanmış olması gerekir.

    Öğretmen yapacağı gözlem için bir gözlem formu hazırlar. Bu formda birtakım sorular bulunur.Soruların hazırlanmasında yukarıda belirtilen hususlargöz önüne alınmalıdır. Gözlemi yapılacak öğrencinin bio-psiko-sosyo-ekonomikyapısıgenel olarak kavrandıktan sonra gözlenecek tipik davranışlarına ait sorular teşkil edilir. Her sorunun cevabı da evet... hayır... bazen... şeklinde veya açık uçlu olabilir. Dikkat edilecek bir diğer husus da soruların formdaki dizilişinin sentez-analiz-sentez kuralına uygun olmasıdır.

    Öğretmenin öğrenciyi gözlemesinden birçok faydalı sonuçlar çıkar. Zaten eğitimde gözlemin amacı da bu sonuçları elde etmektir. Bunlar, doğru tespit, doğru karar, doğru yönlendirme (motivasyon) veverim elde etmektir.

    8.5 Olay Kaydı Yoluyla Gözlem

    Olay kaydı, belli bir ortamda gözlenen öğrenci davranışlarının objektif bir tasviridir. Yapısı ve amacı bakımından diğerferdîtanıma tekniklerinden ayrılır. Olay kaydı yoluyla öğrencinin manidar bir davranışının ayrıntılı bir tablosu; gözlemcinin bir anlık bir olayı fotoğraflarla yakalamasıdır. Tabii şartlarda ortaya çıkan gerçek bir davranışı yansıttığı için olay kaydı, öğretmen ve danışmanlara, diğer metotlarla elde ettikleri bilgileri anlamlı bir bütün hâlinde birleştirme imkânı verir. Ancak olay kaydıtek bir olay anlattığı için o olay dışındaki davranışlar için genellemeye müsaitdeğildir.

    Olay kaydı, sayısal değerlendirmeleri tamamladığı ve öğretmenlerin dikkatini öğrenci davranışlarına çektiği için faydalı birtekniktir. Ancak olay kaydıda aslında bir gözlem tekniği olduğundan gözlem tekniğinin fayda ve mahzurları olay kaydı tekniğinde de mevcuttur. Ayrıca;

    •Bir öğrenci ile ilgili bir olayı, onu tüm okul hayatından soyutlayarak inceleyip kayıtetmek, onu tek başına yorumlamak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Olay kayıtlarından elde edilen bilgiler, başka tekniklerle elde edilen bilgilerle birlikte değerlendirilirse bir anlam ifade eder.

    •Olay kaydı, bir öğrenci için bir olay "tipik" olma özelliğini yitirdikten sonra bile olayı öğrenci aleyhinde kullanma eğiliminde olanlara veri sağlamış olabilir. Öğretmenler genellikle can sıkıcı, istenmeyen davranışları gözleyip kaydetme eğiliminde olduklarından, olay kayıtları daha çok öğrencilerin olumsuzyanlarını yansıtan veriler bütünü haline gelebilir. Olay, diğer bilgiler gibi, öğrenci hakkında kullanılacak ve bir işe yarayacaksa kaydedilmeli ve kayıtlar iyi saklanmalıdır.



    9.

    VERİLERİN ANALİZİ VE YORUMLANMASI

    Yine bundan önceki bölümlerde ifade ettiğimiz gibi yaptığımız araştırma ile ilgili elde ettiğimiz veriler ya nitel verilerdir ya da nicel verilerdir. Nitel verileri anlayıcı ve yorumlayıcı metodolojilerle nicel verileri ise istatistik veri analiz teknikleri ile test ederek bilimsel bilgilerine (neden-sonuçilişkilerini açıklamak suretiyle) ulaşırız. Daha açık bir ifade ile elde mevcut veriler matematik rakamlarla ifade edilmesi mümkün değilse (ki bu durumda bu veriler niteldir) onları anlama veyorumlamayoluna gideriz, eğer bu verilere matematik semboller verebiliyorsak bu durumda istatistik metot ve tekniklerden yararlanma yoluna gideriz. Bu söylediklerimizden nitel veriler nicel verilere, nicel veriler de nitel verilere dönüştürülemezleranlamı çıkmamalıdır. Mesela, anket tekniği ile biz deneklerden olgu soruları (cinsiyet, medeni hal, doğum yeri, eğitim durumu gibi) ile nitel bilgiler de toplarız. Bunları kategorizeedip onlara matematik semboller verirsek mesela, cinsiyeti a. Kadın b. Erkek şeklinde kategorize edip a. yerine 1, b. yerine 2.dersek cinsiyet verisini nitelden nicele dönüştürmüşoluruz.Aynışekildedolaylı gözlemle elde edilmiş veriler istatistik veriler ise, veya belgede mevcut bilgileri kategorize edip bu kategorilere matematik semboller verebiliyorsak mesela, bir toplumda rüşvet olgusunu araştırdığımızı varsayalım. Gazete haberlerinde rüşvetle ilgili haberlerin frekansı o toplumdaki rüşvet olgusunun durumu hakkında bize bilgi verebilir.

    9.1. Nicel Analiz

    İstatistik, olayları, olguları, nesneleri; bunların özelliklerini, ilişkilerini rakamlar veya sembollerle ifade etme bilimidir.

    1   2   3   4   5






        Ana sayfa


    Araştırma Yöntem ve Teknikleri

    Indir 441.09 Kb.