bilgiz.org

Aralik07 doc

  • KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA V. KOÇ: “Geleceği doğru okumak başarının önkoşuludur”
  • Türkiye ekonomisinin son yıllarda sergilediği performans ile karşı karşıya bulunduğu makro sorunları nasıl değerlendiriyorsunuz
  • 2007 yılını Koç Topluluğu açısından değerlendirdiğimizde öne çıkan başlıklar neler oldu
  • Koç Topluluğu’nun 2008 yılına ilişkin öngörü ve beklentileriniz nelerdir
  • Koç Topluluğu mensuplarına 2008 yılı için ne mesaj vermek istersiniz
  • Değişim
  • Mortgage’ın anlattığı riskler
  • Değişimi konuşuyoruz, çünkü hızı baş döndürücü”
  • Değişim içinde nasıl bir yönetici
  • Bild Zeitung Başeditörü Kai Diekmann:“Avrupa Birliği-ABD işbirliği gerekli”
  • Değişimin adresi üst düzey yöneticiler”



  • Sayfa1/6
    Tarih26.12.2017
    Büyüklüğü284.61 Kb.

    Indir 284.61 Kb.
      1   2   3   4   5   6

    Yarının peşindeyiz
    Türk sanayiinde birçok “ilk”in öncüsü olan Koç Topluluğu’nu bugünkü başarısına ulaştıran temel yaklaşım, yenilikleri hep bir adım önde izlemek ve yeniliği katma değere dönüştürmek olmuştur. Yenilik ise bilindiği gibi sürekli olarak “değişim”i zorunlu kılmaktadır. Aslında Topluluğumuzun vizyonunda var olan “değişim” olgusuna, ülkemizdeki ve dünyadaki rekabet koşullarını dikkate alarak yeniden güçlü bir vurgu yapmak amacıyla, 2008’e stratejik bir yaklaşım getiren bu yılki Üst Düzey Yöneticiler Toplantımızın da ana temasını “değişim” olarak belirledik. Değişimin, doğru konumlandırıldığında “bir tehdit değil, bir fırsat” olduğunu ve liderliğin “değişim korkusu”nu yenmek açısından büyük önem taşıdığını konuştuk. Yönetim Kurulu Başkanımız Mustafa V. Koç’un da dergimize verdiği röportajda ifade ettiği gibi, “Koç ailesinin mensupları olarak, kurum kültürümüzün bir parçası olan değişimi, gelişime yönelik bir fırsat olarak görmeli ve değişimin gücünden yararlanmalıyız”.
    “Yarının peşinde olma” yaklaşımımızın doğal sonucu olarak da 2007’yi, Koç Topluluğu şirketlerini “dünya markası” kimliğine kavuşturma yolundaki başarılı adımlarla kapatıyoruz. 49 yıl önce ilk yerli çamaşır makinesinin üretimini gerçekleştiren ve bugün dünyanın dört bir yanında devlerle rekabet eden Arçelik, Aralık ayında Çin’de de üretime başladı. Çin’de bir diğer başarılı adımı da Ford Otosan attı. Ford Avrupa’nın, Çin Halk Cumhuriyeti’nin de ortak olduğu JMC firmasının Çin’deki tesisleri, Ford Otosan’ın bilgi desteğiyle yenilendi. Yine bir dünya markası olan Beko Elektronik de tasarımlarıyla ülkemize ve Topluluğumuza gurur verici iki ödül daha kazandırdı. Piano LCD tasarımı, dünyanın ünlü markaları arasından sıyrıldı ve iki uluslararası ödülle, CES ve iF ödülleriyle başarısını kanıtladı.
    Bir diğer ödüle de Yapı Kredi layık görüldü. Uluslararası alanda bankacılık ve finans sektörünün önde gelen yayını The Banker dergisi, Yapı Kredi’yi “Türkiye'de Yılın Bankası" seçti. “Etkileyici mali performansı ve Türkiye bankacılık tarihinin en büyük birleşmesini başarılı bir biçimde gerçekleştirmesi dolayısıyla” ödüle layık görülen Yapı Kredi’nin ve gurur tablosuna adını yazdıran diğer şirketlerimizin yöneticilerini ve çalışanlarını bu vesileyle bir kez daha kutluyoruz.
    İnanıyorum ki, değişimi doğru kavramış ailenin bireyleri olarak örnek başarılarımızı 2008 yılında da artırarak sürdüreceğiz. Bu inançla, Topluluğumuz adına yeni yılda tüm çalışanlarımıza, bayilerimize ve ulusumuza esenlik ve başarılar diliyorum.
    Ali Y. Koç

    Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı



    KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA V. KOÇ:
    Geleceği doğru okumak başarının önkoşuludur”
    Bizden Haberler’e 2008 beklentilerini değerlendiren Mustafa V. Koç, Topluluğun çok başarılı bir yıl geçirdiğini söyleyerek, “Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de liderliğimizi sadece iş alanlarımızda değil, aynı zamanda toplum için yaptığımız çalışmalarla da sürdüreceğiz” dedi.
    Bünyesindeki şirketleriyle birlikte bir dünya şirketi olma vizyonu ile ilerleyen ve pek çok ürününü birer “dünya markası” çizgisine taşıyan Koç Topluluğu, 2007’yi de başarılı bir yıl olarak geride bıraktı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, yeni yıla girerken 2008 beklentilerine ve hedeflerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.
    Türkiye ekonomisinin son yıllarda sergilediği performans ile karşı karşıya bulunduğu makro sorunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Türkiye ekonomisinde iç talebe bağlı yüksek büyüme stratejisinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeler var. 22 Temmuz 2007 seçimleri ile, endişe edilen belirsizlikler geride kaldı ve ekonomide yeni bir büyüme süreci potansiyeli ortaya çıktı. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için her şeyden önce, sağlanmış olan makroekonomik istikrarın pekiştirilmesi, önümüzdeki dönemde, yapısal reformların mali disiplinden ödün vermeden sürdürülmesi ve Türkiye’nin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından daha fazla pay alması gerekmektedir. Üretim süreçlerinin yeniden yapılandırılmasını gerektirecek bu değişim, yoğun ve yaygın bir mikroekonomik reform süreci ile mümkündür. Bu çerçevede de, sanayi ve hizmet sektörleri için Türkiye’nin rekabet stratejisi belirlenmelidir. Bunlar, uzun vadede üretime, istihdama, ihracat potansiyeline olumlu katkılar sağlayacak yeni yatırımlardır, bunları oluşturmalıyız.
    Ar-Ge altyapımızı güçlendirmeliyiz. Teknoloji yoğunluklu alanlara ve ürünlere yönelmeliyiz. Ve her zaman söylediğimiz gibi, katma değeri yüksek yatırımlara öncelik vermeliyiz.
    Diğer yandan, son yıllarda alınan sıkı tedbirlerle enflasyon geriledi ve 2006 yılı sonunda yüzde 10’un altına düştü. Yüzde 9 gibi de olsa tek haneyi gördük. Bu çok önemli bir gelişmedir. Ancak 2007 yılında başarılı olduk denemez. Hedef yüzde 4 iken 2007’yi yüzde 10’un üstünde kapatabileceğiz. Bu yıl, enflasyonda iyi geçmedi demektir bu. Enflasyonda bu artış, kuraklık ve global petrol ve hammadde fiyatlarının ani yükselişleriyle bütün ülkelerde aynı zamanda olmuştur. Kısaca son gelişmeler, yıllardır yakalanan olumlu gidişatta bir yavaşlamaya sebep olmakla birlikte, henüz uzun vadeli hedeflerden önemli bir sapma gözlenmemiştir. Hedefimiz, eskiye göre çok daha düşük enflasyona sahip, yüksek büyüme ile düşük enflasyonun bir arada görüldüğü ve olumlu beklentilerle şekillenen bir ekonomik yapı olmalıdır. Bu nedenle de 2007 seçim ortamında gevşeyen mali disiplinin 2008’de yeniden ısrarla tesisi gereklidir. Enflasyon olgusu ülkemizin gündeminden tamamen çıkana kadar mücadeleye devam etmeliyiz.
    2007 yılını Koç Topluluğu açısından değerlendirdiğimizde öne çıkan başlıklar neler oldu?
    Şunu gururla söyleyebilirim ki çok başarılı bir yıl geçirmiş durumdayız. Ekonomik istikrarın güçlenmesi bize yatırımlarımız için olumlu koşullar sundu. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek hedeflerimize ulaştık. 2007 yılı sonuçlarına göre, konsolide ciromuz dolar bazında yüzde 12 oranında artışla 38.8 milyar dolara ulaştı. Faaliyet kârımız ise yüzde 40 artışla 2.9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Sektörün en iyileri olan 15 şirketimizle ciro, kâr, ihracat ve çalışan sayısı olarak Türkiye’nin lider sanayi grubu olduğumuz biliniyor.
    Ciromuz, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun cirosunun yüzde 21’ini temsil ediyor. İstanbul Sanayi Odası’nın çalışmasına göre, en büyük 500 sanayi kuruluşu içinde yer alan 20 şirketimizin 500 büyük şirketin toplam istihdamı içinde yüzde 5 payı bulunması çok önemli. Başarılarımızda Ar-Ge’ye verdiğimiz önem büyük. Yeni teknolojilerin ve ürünlerin geliştirilmesi için yaptığımız çalışmalarımızın sonuçları her geçen gün bizi biraz daha ileri taşıyor.
    Dünya konjonktürü içinde stratejik hedeflerimiz doğrultusunda hızla ilerleyerek kârlı bir büyüme gerçekleştirdik. Bu yıl dünyanın en büyük 200 şirketi arasına girme başarısını gösterdik. Fortune 500 listesinde 168 basamak yükselerek 190. sıraya ulaştık. Avrupa’daki başarımızı ise, Alman Handelsblatt gazetesi tarafından gerçekleştirilen araştırma tescil etti. Gazetenin Avrupa’nın en büyük 50 şirketi araştırmasında bu yıl 49. sırada yer aldık.
    Koç Topluluğu’nun 2008 yılına ilişkin öngörü ve beklentileriniz nelerdir?
    Geleceği doğru okumak ve ona göre pozisyon alıp hazırlık yapmak, başarılı olmanın önkoşuludur. Gelecek artık değişimle şekillenen çok bilinmeyenli denklem. Bu denklemin bileşenlerini önceden kestirebilenler ise bu çağın kazananları olacak. Bu çerçevede her anlamda kazananlardan biri olmak için tüm gücümüzle hep birlikte çalışıyoruz. Biz de değişimin fırsatlarından yararlanabilmek ve değişimi gelişime dönüştürmek amacıyla Topluluğumuzun stratejik planının temel prensiplerine bağlı kalarak, şartların gerektirdiği odaklılık çerçevesinde bazı yapısal değişiklikler yapma kararı almıştık. Bu karar doğrultusunda önümüzdeki dönemde küresel rekabet gücünü elimizde tutabileceğimiz alanlar olan enerji, dayanıklı tüketim, otomotiv ve finans sektörlerine odaklanıyoruz. Bu sektörler son beş yıldaki ciro büyümemiz içinde yüzde 88 paya sahip.
    Topluluğumuza getirisi en çok olan bu sektörler “dünya markası” olma vizyonumuzu da güçlendirecek. Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda dünya ölçülerinde mükemmelliği hedeflerken, markalaşma çalışmalarına da önem veriyoruz. Günün getirdiği hızlı değişimi yakalayabilmek için kendi iç yapılanmamızı gereksinimleri en iyi şekilde cevaplayabilecek şekilde geliştiriyoruz. İnsan kaynaklarıyla ilgili yeni uygulamalarla sahip olduğumuz insan kaynağından en verimli şekilde yararlanmayı hedefliyoruz.
    Koç Topluluğu mensuplarına 2008 yılı için ne mesaj vermek istersiniz?
    Dünyada rekabet şartlarının daha da güçleştiği, değişimin ivmesinin giderek arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Dünyadaki değişime en iyi şekilde adapte olarak, gerekli atılımları doğru zamanlamayla hayata geçirmemiz büyük önem taşıyor.

    Gelecekteki konumumuzu güçlendirmek için değişimi doğru hesaplayarak kendimizde ve işimizde gerekli dönüşümü bugünden başlatmalıyız. Koç ailesinin mensupları olarak, kurum kültürümüzün bir parçası olan değişimi, gelişime yönelik bir fırsat olarak görmeli ve değişimin gücünden yararlanmalıyız. Topluluğumuz Türkiye’nin en büyük grubu olarak, “hızlı ve istikrarlı büyüme ile dünyanın lider şirketlerinden biri olmak” vizyonu doğrultusunda ilerlemeye devam ediyor. Çalışanlarımızın ve tüm iş ortaklarımızın bu yönde özverili çalışmalarını sürdüreceklerine ve önemli başarılara imza atacaklarına inanıyorum.


    Hep birlikte performansımızı sürekli daha ileri taşımak, artan rekabete karşı başarımızı sürdürmek için, her alandaki verimliliğimizi artırmak zorundayız. Başarılı performansımızın sürekliliği için çok çalışacağız. Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de liderliğimizi sadece iş alanlarımızda değil, aynı zamanda toplum için yaptığımız çalışmalarla da sürdüreceğiz. İçinde yaşadığımız dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzdur. Üstelik, artık sadece ülkemize karşı değil, bulunduğumuz coğrafyaya karşı da sorumluluklarımız var. Bu bilinç ile çalışmak, durmadan ve yavaşlamadan çalışmak durumundayız.

    Değişim tehdit değil FIRSATTIR”


    Koç Holding’in 21. Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı, bu yıl “değişim” ana temasıyla yapıldı. Toplantıda, Koç Topluluğu’nun kurumsal dokusunda yer edinmiş temel ilkelerden ödün vermeden, değişimi temel alan sağlam adımlarla geleceğe yapılan yürüyüşe vurgu yapıldı.

    Sahnede beliren iki kelebek, mükemmel bir estetikle doğanın onları zorunlu kıldığı “değişimi” anlatıyorlardı. Artık toplumlarda, toplumsal hayatın mekanizmalarında da neredeyse kelebeğinki kadar gözle görülür hale gelen “değişim”, Koç Holding’in 21. Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’nın ana teması olarak seçilmişti.


    Çırağan Sarayı’ndaki toplantıda 2007 yılı, dünya ölçeğinden grup ve şirket ölçeğine kadar farklı düzeylerden bakılarak değerlendirildi. Amaç, bu değerlendirmelerden yola çıkarak mümkün olduğunca gelecekle ilgili öngörülere varmaktı.
    Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, “Değişim tehdit değildir, bir fırsattır” çağrısı yaptığı konuşmasına şöyle başladı: “Eskiden değişimden söz ederken, genellikle teknolojiyi kastederdik. Şimdi değişim, çok farklı disiplinleri ve hatta hayatın her alanını kuşatıyor ve doğal olarak değişimden nasibini alan ne varsa, hepsini göz önüne alarak değerlendirme yapmak gerekiyor. Son yıllarda ekonomik, siyasal ve sosyal çevremizde, hatta coğrafi çevremizde yaşanan değişimin baskısını üzerimizde çok daha ağır biçimde hissetmeye başladık. Dünya ekonomisinin işleyiş biçimi, küresel sermayenin akış biçimi değişiyor. Varlıklar el değiştiriyor, ekonomik ve dolayısıyla siyasi ağırlık noktaları değişiyor. Finansal işlemlerin dinamikleri, örneğin borç alanlar ve verenler değişiyor. Sınırlar, rejimler değişiyor. Hem coğrafi anlamda hem yaşam tarzının ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi anlamında yeni pazarlar, yeni fırsatlar ve yeni riskler ortaya çıkıyor. Ürünler, hizmetler ve beklentiler değişiyor. Son 30 yıldır ‘değişmeyen tek şey değişimin kendisi’ diyebiliriz. 2007 de, değişim rüzgârının iliklerimize kadar işlediği bir yıldı. İçinde yaşadığımız yılın, geleceğimizi her bakımdan bu kadar sahici bir biçimde belirleyecek gelişmelere gebe olduğunu tümüyle görebilmiş olduğumuzu söyleyemem.”
    Mortgage’ın anlattığı riskler

    Mustafa V. Koç, 2007’nin en çarpıcı gelişmelerinden biri olarak gösterdiği Mortgage krizi ardından yaşananların, 2008 açısından bazı güçlü risklerin varlığına işaret ettiğini belirtti: “Bu noktada, bu küresel krizin bizdeki yansımalarına bakmakta fayda var. Mayıs 2006’dan bu yana bir dizi küresel çalkantı yaşadık. Gördük ki, zaman zaman diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla etkilensek de, risk primimizde bir-iki puanlık artışlar yaşasak da, neticede ekonomimiz bu çalkantıları dirençle karşılayabildi. Kaynak girişi sürdü. Bunun da temel nedeninin, ekonomide yapısal reformlar konusunda dikkate değer bir mesafe kaydetmemiz olduğunda tüm yorumcular anlaştı.” Küresel likiditede son yıllarda yaşanan bolluğun sonsuza dek sürmeyeceğine işaret eden Mustafa V. Koç, kısa vadede cari açığın dış kaynakla finanse edildiğini ancak Türkiye ekonomisinin bir an önce daha fazla katma değer üreten, dış kaynağa daha az bağımlı bir yapıya kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ve riskleri daha iyi yönetebilmek için uzun vadeli yeni bir strateji oluşturulması gerektiğini ifade etti.

    Petrol fiyatlarındaki hızlı artışa ve ortaya çıkan enerji güvenliği sorununa değinen Mustafa V. Koç, dünya ekonomisinin geleceği konusunda olduğu gibi, küresel politik gelişmelerle ilgili olarak da gözlerin yine “en büyük risk faktörü” olarak görülen ABD’nin üzerinde olduğunu belirtti:
    Dengelerin yeniden belirlendiği AB’ye de değinen Mustafa V. Koç şöyle dedi:

    “Genelde genişleme süreci, özelde Türkiye’nin tam üyeliği konusunda bugün geçerli gibi gözüken eğilimlerin, yarın çok farklı şekillenebileceğini gözden uzak tutmamak gerekiyor. Özellikle güçlü bir Kuzey Atlantik ekseni oluşmasından söz ediyorsak, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinin çok daha fazla önem kazanacağını da burada parantez içinde belirtmekte yarar var. Öte yandan, küresel sermayenin Türkiye’ye ilgisi de, Türkiye’nin istikrarlı biçimde yönetilmesinden ve AB ile olan ilişkilerinin pozitif seyir göstermesinden olumlu etkileniyor. Bu bakımdan AB ile ilişkiler gündemimizde yeniden üst sıralara çıkmalı.”


    Türkiye ekonomisinde yüksek cari açık, yüksek borç stoku, kronik tasarruf açığı, derinlikten yoksun piyasalar gibi yapısal kökenli bazı olumsuzluklar bulunduğunu hatırlatan Mustafa V. Koç, şu görüşleri dile getirdi: “Bugünlerde bunlara, yapısallaşmasından korktuğumuz yenileri eklendi. Enerji darboğazı kapımıza dayandı. Kuraklıkla, bunun süreklilik kazanması halinde karşılaşabileceğimiz ekonomik ve sosyal sonuçları da gündemimize almalıyız. Türkiye’nin ayrıca ekonomi alanında yeni stratejiler oluşturmaya, ekonomisinin kırılganlığını gidermeye ihtiyacı var. Cari açığı sürekli hale getiren ekonomik yapımızı değiştirmeliyiz. Yılda yüzde 7 civarında, istihdam dostu bir büyüme gerçekleştirmeliyiz. Sektörel öncelikler tespit etmek, yatırımların bölgesel dağılımını gözetmek, üretimde katma değeri artırmak, orta ve küçük ölçekli işletmeleri geliştirmek gibi hedeflere uygun stratejileri ve politikaları belirlemeli ve bir an önce uygulamaya sokmalıyız.”
    Yöneticilere çağrı

    Koç Topluluğu’nun her zaman ülkesinde öncü ve örnek bir yapı olduğunu belirten Mustafa V. Koç, üst düzey yöneticilere şu çağrıyı yaptı: “Dünyanın hızla değiştiği, Türkiye’nin ciddi bir değişime ve atılıma ihtiyacı olduğu bir dönemde, Topluluğumuzun da değişime uyumlu ve hatta istekli bir yapıya kavuşması şarttır. Burada sizlerin liderliğinin özellikle ‘değişim korkusu’nu yenmek açısından çok önemli olduğunu ifade etmek isterim. 2006’da büyük harflerle ‘Küçük bir fark büyük bir adım’ dedik ve bu sloganı tüm kadrolarımızla birlikte hayata geçirdik. İşlerimizde fark yaratmasını bilerek değişime hazır olduğumuzu kanıtladık. 2007’de Koç farkıyla dünya çapındaki büyük değişimlere hazırız; toplumsal ve ticari sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirirken büyük değişimlerin öncüsü olmaya da gönüllüyüz. Hepimiz büyük harflerle şu sözü duvarlarımıza kazımalıyız: Değişim bir tehdit değil, bir fırsattır.”

    Değişimi konuşuyoruz, çünkü hızı baş döndürücü”

    Koç Holding CEO’su Dr. Bülent Bulgurlu da konuşmasında değişime ayak uydurmak, liderlik, yenilikçilik, girişimcilik, stratejik yönetim, risk yönetimi ve verimliliği esas aldı. Bulgurlu, 2007’nin seçimler nedeniyle politik belirsizliklerin damgasını vurduğu bir yıl olduğunu, ancak tüm zor şartlara rağmen Türkiye’nin ekonomik büyümesini kesintiye uğratmadığını belirtti. Büyümenin tüm sektörlere aynı oranda yansımadığını hatırlatan Bulgurlu, Topluluğun otomotiv ve beyaz eşyadaki pazar daralmasını ihracat artışıyla kısmen telafi ettiğini belirtti. 2008’deki iş programlarını yüzde 6 büyüme ve iç talebin hareketlenmesi varsayımıyla hazırladıklarını bildiren Bulgurlu, Topluluğun 2007 sonuçlarını ve 2008 hedeflerini şöyle sıraladı:


    “2007 sonunda kombine ciromuzun 74 milyar YTL, konsolide ciromuzun 51 milyar YTL olmasını bekliyoruz. Eriştiğimiz büyüklükle Fortune dergisi sıralamasına göre, dünyanın en büyük 190’ıncı, bir diğer araştırmaya göre ise Avrupa’nın 49’uncu şirketiyiz. Portföyümüzden çıkan şirketlerin etkisini ayıkladığımızda, ciro büyümemiz kombinede ve konsolidede yüzde 5’e yükselir.
    Yurtdışı gelirlerimiz yüzde 2 artışla 13 milyar dolar olarak gerçekleşmektedir. Burada da portföyden çıkan şirketlerin etkisi vardır. Reel büyüme yüzde 18’dir. İhracatımız ise yüzde 14 artışla 11.4 milyar dolara ulaşmıştır.
    İç piyasadaki daralma ve düşen kurların ihracat kârlılığı üzerindeki baskısına karşın, faaliyet kârlarındaki artış memnuniyet verici. Kombine faaliyet kârımız yüzde 20 artışla 5.5 milyar YTL’ye ulaşmıştır, yatırım harcamalarımız, 2007’de yüzde 33 artışla 2 milyar dolara ulaştı.”
    Topluluğun kombine cirosunun, milli gelirin yüzde 13’üne eşdeğer olduğunu belirten Bulgurlu, İstanbul Sanayi Odası’nın “500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında beş Koç şirketinin ilk 10 içine girdiğini, listenin en tepesindeki Tüpraş’ı Ford Otosan’ın izlediği sıralamada, Arçelik, Tofaş ve Aygaz’ın da yer aldığını hatırlattı.
    Dr. Bülent Bulgurlu, toplantının ana temasıyla ilgili bilgi verirken de hızla değişen dünyada müşteri alışkanlıkları ve beklentileri ile bunlara bağlı olarak iş yapış süreçleri ve satış yöntemlerinin değiştiğini vurguladı. Değişimin her zaman var olduğunu, ancak günümüzde farkın, değişimin hızı olduğunu belirten Bulgurlu, “Gelişmeler paralelinde bir taraftan rekabet kaynakları çeşitleniyor, diğer taraftan pazar olarak görmemiz gereken coğrafya genişliyor. Yani tehdit ve fırsat bir arada. Tüm dünya piyasaları birbirini etkiler hale geldi” dedi.
    Değişim içinde nasıl bir yönetici?

    Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’nın amacını “İşlerimize bir gün ara verip konulara daha geniş bir açıyla uzun vadeli bakmak, gelecek planlarımıza yön verecek tespitler yapmak” olarak tanımlayan Bulgurlu sözlerini şöyle sürdürdü:



    “Değişen ortamda hayatta kalabilmek için biz de değişmeliyiz. Gelişmelere ve değişime ayak uydurmak konusunda, Topluluğumuzda hem başarılı hem de başarısız örnekler bulabilirsiniz. Sizlerden beklenen, şirketlerinizin bu konuda başarılı örnekler arasında yer almasını sağlamanız.
    Günümüz şartları, klasik değil girişimci yönetici diye adlandırabileceğimiz, lider tipini geçerli kılıyor. Girişimci yönetici, az önce belirttiğim özelliklerin yanı sıra daha stratejik düşünen, fırsatlara odaklanan, yenilik için kabul edilir risk almaktan çekinmeyen, liderlik özellikleri daha güçlü bir profili temsil ediyor. Peter Drucker’ın tarifini hepiniz duymuşsunuzdur: ‘Yöneticiler işi doğru yaparlar, liderler ise doğru işi doğru zamanda yaparlar.’ Çevremizde bu gelişmeler olurken, son yıllarda, bizler de önemli değişiklikler yaşadık. Karşımıza çıkacak fırsat ve tehditlere daha güçlü ve hızlı reaksiyon verme imkânına sahip olmamız gerektiği sonucuna vardık ve dört ana sektöre odaklanmaya karar verdik: otomotiv, dayanıklı tüketim, enerji ve finans. Bu dört sektörde ve tüm diğer işlerimizdeki ortak payda; sürdürülebilir kârlılık, verimlilik, şirket değeri artışı ve büyümeye verdiğimiz önem. Bu stratejik yönetim anlayışının, şirketler seviyesinde de uygulanması gerek. Gerektiğinde radikal adımların atılmasında gecikilmemeli. Buradaki en önemli tuzak, işlerimizin iyi gittiği dönemde konfor hissine kapılarak geleceği yönetememektir.”
    Değişimi yönetirken üzerinde önemle durulması gereken bir konunun da risk yönetimi olduğunu vurgulayan Dr. Bülent Bulgurlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Oldukça istikrarlı bir dönem geçirdik. Ancak risklerin tamamen ortadan kalktığı düşüncesine, daha önce söz ettiğim konfor hissine kapılmayalım. Holding olarak bir kriz beklentimiz veya yüksek bir risk algılamamız olduğu anlaşılmasın. Hep birlikte ‘ihtiyatlı bir iyimserlik’ içerisinde olalım.”
    Bütün bunları başarıyla hayata geçirdiğimizde, Topluluğumuzun gelecek nesillerde güçlenerek yaşamasını ve ülkemiz için değer üretmeye devam etmesini sağlayacağız. En tepedeki hedefimiz, hissedar değeri yaratmak ve ülke kalkınmasına katkıda bulunmak, kârlılık ve büyüme de, bunu destekleyen stratejilerdir.”
    CEO olarak, Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’nda, Topluluk yöneticilerine ilk kez seslendiğini hatırlatan Bulgurlu, tüm yöneticileri çaba ve başarıları için kutladı ve “Burada tüm anlattıklarımı özetlemektedir” diyerek, konuşmasını Vehbi Koç’tan yaptığı iki alıntıyla bitirdi: “Ülkem varsa ben de varım”, “En önemli sermayemiz insan kaynağımızdır.”

    Bild Zeitung Başeditörü Kai Diekmann:“Avrupa Birliği-ABD işbirliği gerekli”
    Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’na katılan Alman Bild Zeitung gazetesinin onlarla nasıl baş edilmeli” konusunu içeren bir konuşma yaptı. Hür dünyayı ve demokratik yaşamı, terörizm ve dini savaşlardan korumak için Avrupa Birliği ve ABD’nin ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Diekmann, “Küresel sorunlarla baş etmek için Atlas Okyanusu’nu aşan köprülerin güçlü olması gerekiyor. Batılı değerler etrafında kurulacak ittifaka ihtiyaç duyuyoruz. Değerler ittifakını çıkarlara ve küçük siyasi hesaplara kurban etmeyelim” dedi. Deikmann konuşmasında, Berlin Duvarı’nın yıkılışından sonra siyasi ve ekonomik belirsizliklerin iyice arttığını ve kargaşalı bir dünya düzenine gidildiğini belirtti. “Dünyamız hem küreselleşti hem de parçalandı. Biz kendimizi bilinmeyen topraklarda bulduk” diyen Deikmann, Ortadoğu’da artan belirsizliklere karşın Avrupa Birliği ile Türkiye’nin daha yakın ilişkilerde bulunması gerektiğini vurguladı. “Türkiye, bizim Ortadoğu’ya uzanan köprümüzdür. Türkiye, Ortadoğu’nun zihniyetini anlamamızı kolaylaştıracak. İslam, liberal bir devletle beraber yaşayabilir mi? Sanıyorum yaşayabilir. Türkiye bunun en önemli ve maalesef tek örneğidir” diyen Diekmann, AB’nin sözünde durup Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Diekmann, Türkiye’nin ayrıca bölgesel güç olduğuna işaret ederek, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’da istikrar sağlayan bir ülke konumunda bulunduğunu söyledi.

    Değişimin adresi üst düzey yöneticiler”


    İnovasyon ve yaratıcılık uzmanı konuk konuşmacı Ken Robinson, yaratıcılık ve hayal gücünün teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı ve şu görüşleri dile getirdi:
    “İlerinin büyük şirketleri, karlılık için fikir yaratanlar olmayacak. Çevre açısından sorumluluk sahibi olan, kültürel açıdan maceracı olan ve en önemlisi, personelini temel kaynak gören şirketler olacak. Ancak bu sayede güçlü topluluklar oluşturabiliriz. İşte bence bu şartlar geçekleştiğinde, Koç’un geleceğinin geçmişten daha büyük olacağına inanıyorum. Birçok şirketin asıl sorunu aşırı yükseği hedefleyip başarısız olmaları değil, aşırı alçak hedefler belirleyip başarılı olmalarıdır. Koç yüksek hedefliyor, doğru strateji benimsenirse başarılı olacağınıza inanıyorum. Şirketlerde genel olarak fikir üretimi yüreklendirilmiyor, çalışanların programa uymaları isteniyor. Birçok şirkette alışkanlık zincirleri, kırılamayacak kadar sıkı hale gelene kadar hissedilmiyor. Değişime karşı bir direnç vardır ama teşvik de olması gerekiyor. Yani insanlar yaptıkları işin kendileri için değeceğini düşünmeli, hissetmeli, teşvik de çok önemli. Bütün bunlar varsa ama elinizde kaynak yoksa o zaman sinirleri bozuluyor herkesin. Ama eylem planı da yoksa o zaman insanlar başıboş kalır, dağılır. Yani eylem planı olmazsa, kim neyi yapacağını bilemez.

    Üst düzey yöneticilerin asıl görevi eylem planını hazırlayıp ilham vermektir. İnsanların beynine zorla iyi fikirler sokamazsınız, ‘hadi şu anda iyi bir fikir üret’ diyemezsiniz. Ama insanların iyi fikir üretmesi için gerekli ortamı oluşturabilirsiniz. Sağlıklı bitki sadece yukarıdan büyümez. Sağlıklı bir kurum da sadece üst düzeyde büyümez. Büyümenin her yerde gerçekleşmesi gerekiyor. Başarılı şirketler büyümeyi, inovasyonu, yeni düşünceyi şirketin her yerine yayar, şirketin bütün aşamalarında bunları uygulamaya geçirir. Eğer insanların doğru teşvik veya yanlış teşviklerle dengesi bozulursa, işte asıl o zaman sorun yaşanmaya başlanır. Vizyon sahibi liderin becerisi de burada ortaya çıkar.”


      1   2   3   4   5   6






        Ana sayfa


    Aralik07 doc

    Indir 284.61 Kb.