bilgiz.org

Aile doktorlari iÇİn kurs notlari – AŞama – T. C. Sağlik bakanliğI

  • Programın yapısı
  • Değerlendirme
  • Program İçeriği



  • Sayfa2/29
    Tarih27.12.2017
    Büyüklüğü1.46 Mb.

    Indir 1.46 Mb.
    1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29

    Birinci Aşama


    Amaç

    10 gün süreli bu eğitim katılımcıların birinci basamakta Aile Hekimliği uygulamasının temel özelliklerini kavramaları, bu özelliklere uygun tutum geliştirmeleri, kendi öğrenme gereksinimlerini tanımlayabilmeleri, var olan bilgilerini tazelemeleri ve hekimlik uygulamalarında kullanabilecekleri yeni beceriler kazanmalarını amaçlamaktadır.

    Kursun sonunda katılımcılar;


    • Aile Hekimliği uygulama özelliklerini ve aile hekiminin görevlerini kavramış,

    • Hastayla görüşme ve iletişim becerilerini geliştirmiş,

    • Bireysel öğrenme gereksinimlerini belirlemenin önemini benimsemiş ve kendini geliştirme becerileri kazanmış,

    • Kendi deneyimlerinden öğrenme ve akran gruplarında reflektif öğrenme becerileri kazanmış,

    • Birinci basamakta Aile Hekimliği uygulama ortamının özelliklerini öğrenmiş,

    • Aile Hekimliği klinik yöntemini kavramış ve problem çözme becerileri kazanmış,

    • Hekimlik uygulaması ve araştırma ilişkisini kavramış ve temel araştırma yöntemlerini öğrenmiş,

    • Birinci basamak hasta yönetiminin temel özelliklerini kavramış,

    • Sağlıkta örgütlenme ve finans modellerinin yapısı ve teknik yönleri hakkında bilgi sahibi olmuş,

    • Birinci basamak sağlık kuruluşlarının yönetimi, hasta kayıtları, kayıt ve kodlama sistemleri konusunda bilgi, tutum ve becerileri kazanmış olacaklardır.



    Programın yapısı


    Birinci aşama eğitim programının içeriği ve yapısı öğrenme gereksinimlerinin farkına varma ve benimseme, benimsenen gereksinimler için öğrenmeyi sağlama temel anlayışıyla kurgulanmıştır. Bunun yanında katılımcıların eğitim beklentilerini karşılayacak şekilde seminerler ve grup çalışmaları da yapılacaktır.

    Değerlendirme


    Katılımcıların değerlendirilmesi eğitim sürecindeki performansları gözlemlenerek eğiticiler tarafından yapılacak, ayrıca kurs öncesi ve sonrasında ön test ve son test yapılacaktır. Programın tamamına katılma ve devam şartı aranacaktır.

    Programın değerlendirmesi her eğitim gününün sonunda katılımcılardan sözlü geribildirim alma ve kurs bitiminde katılımcılardan sözlü geribildirim ve yazılı değerlendirme alma şeklinde yapılacaktır. Ayrıca kurs sonunda eğiticiler bir değerlendirme oturumu yaparak eğitim sürecini değerlendirecek ve yazılı rapor hazırlayacaklardır. Bu değerlendirmeler programı geliştirme yönünde kullanılacak ve tüm eğiticilerle paylaşılacak. Geribildirimlerin değerlendirilmesi ve programın gözden geçirilmesi çekirdek eğitici grubu tarafından aylık değerlendirme toplantılarıyla yapılacaktır.



    Program İçeriği


    Programa yönelik olarak hazırlanacak eğitim içeriği ve takvimi her kursun eğiticileri tarafından hazırlanacak ve katılımcılara dağıtılacaktır.

    Sertifika


    Bu programı başarıyla tamamlayanlara geçerlilik süresi yönetmeliklerle belirlenecek olan “Uyum Programı Katılım Sertifikası” verilecektir.

    BÖLÜM I
    TANIM VE İLKELER

    AİLE HEKİMLİĞİNİN TANIMI VE TEMEL İLKELERİ

    Pemra Ünalan2



    Ne Tip Bir Sağlık Hizmeti Hedeflenmektedir? Neden?

    Toplumlar sürekli olarak sosyal ve ekonomik kalkınma için çalışmaktadır. Kalkınmanın esas amacı da insan sağlığının geliştirilmesi ve iyilik halinin sürekli kılınabilmesi yoluyla toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesidir. Olanaklı en yüksek nitelikli sağlık hizmetinin sunulmasını ve adalet yaklaşımına bağlı kalarak yaygınlaştırılmasını sağlayabilen toplumlarda, temel insan haklarından biri olan yaşama hakkı gözetilmiş olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün Mayıs 1998 tarihinde yapılan 51. toplantısında oluşturulan Dünya Sağlık Bildirgesi’nde, sunum sisteminin bu hedefe ulaşmayı sağlayabilecek bir sağlık hizmeti geliştirebilmesi için onanan ilkelerden bazıları aşağıda sıralanmıştır (1):



    • Evrensel nitelikte ulaşılabilirliği olan, aile ve toplum yönelimli, altyapı, personel ve hizmet sunum standartları bakımından güçlendirilmiş birinci basamak sağlık hizmetlerinin sistemin merkezinde yer alması,

    • Birinci basamak hizmetlerin, esnek, ihtiyaçlara yanıt veren bir hastane sistemi tarafından desteklenmesi,

    • Hizmet sunum basamakları arasında entegrasyonun sağlanması,

    • Çağdaş koşullara uygun ve basamaklar arası geri bildirim sistemi içeren sevk zincirinin hayata geçirilmesi,

    • Sağlık hizmetlerinin her aşamada bilimsel kanıtlara dayalı olarak yürütülmesi,

    • İyi kalitede ve maddi olarak karşılanabilir bir biçimde sunulması,

    • Uygun bir teknoloji ve enformasyon sistemine sahip olması,

    • Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir nitelikte finansmana sahip olması.

    Bu ilkelerden pek çoğu temel sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi ve finansmanına ilişkin olmakla beraber, hizmetin, ulaşılabilir, aile ve toplum yönelimli, entegre ve kanıta dayalı olarak yürütülmesi buradaki sağlık personelinin özellikle de hekimin yönelimi sayesinde gerçekleşebilir.
    Aile Hekimine Neden Gerek Duyulmuştur?

    Diğer taraftan tıbbi bilgi birikimi geometrik bir hızla büyümekte ve karmaşıklaşmakta, tıbbi teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Bu nedenle tıp kısa süre içinde çok sayıda ileri uzmanlık dalına bölünmüştür. Bu doğal süreç artan bir hızla sürmektedir. Sağlık hizmeti sunumu da bu gelişmelerden payını alarak, aşırı derecede karmaşıklaşmış, küçük dallara ayrılmış, disiplinler birbirinden kopmuş, yüksek ve pahalı teknolojilere bağımlı hale gelmiştir. Tıbbın gelişim süreci içinde, tanı ve tedavi olanaklarının artması, aşılar, sağlıklı su ve çevre koşullarının sağlanması ile bir çok hastalık toplumsal boyutta geriletilmiştir. Bu durum ülkelerdeki beklenen yaşam sürelerinin ve kişilerin bireysel olarak tıbbi bakım aldıkları sürelerin uzamasını sağlamıştır. Anne ve çocuk sağlığı başta olmak üzere, temel halk sağlığı sorunları önemini korumayı sürdürürken, kronik hastalıklar, şiddet, kazalar, alkol ve tütün kullanımı ve yaşlılık sorunları ön plana çıkmaya başlamıştır. Davranış bilimlerinin gelişmesi ile bazı sorunlar karşısında yeni yaklaşımlar gündeme gelmiş, sağlığın "insanın ruhsal, bedensel ve sosyoekonomik yönden tam bir iyilik halinde olması" şeklinde tanımlanmasıyla birlikte insanın sosyal, kültürel, ekonomik, ruhsal ve biyolojik çevresiyle birlikte düşünülmesi kabul edilmiştir. Gerek etkili bir sağlık eğitimi yürütebilmek ve gerekse maliyet etkin olması amacıyla kişiye yönelik koruyucu hekimlik hizmeti ile birinci basamak tedavi hizmetlerinin entegre olarak verilmesi benimsenmiştir.

    Bu gelişmelerin sonucunda, kişileri ve aileleri, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olarak ele alan, yaş, cinsiyet ve hastalık ayırımı yapmaksızın kesintisiz ve bütüncül sağlık hizmet sunabilen bir hekim tipine ihtiyaç duyulmuştur.

    Hekimlikteki bu dağılarak bölünme sürecini, ünlü ABD’li hekim Peabody daha 1923 yılında tanımlamıştır. Peabody “hızla genel tababete dönülmesi” yönünde uyarıda bulunmuştur. Bu uzak görüşlü uyarı ancak 2. Dünya Savaşından sonra, tıp dünyası tarafından algılanabilmiş ve 1952’de İngiltere’de “Genel Pratisyenlik Akademisi” (College of General Practitioners), 1960’lı yıllarda da A.B.D’de “Aile Hekimliği Yeterlik Kurulu” (Board of Family Practice) kurulmuştur(2). İzleyen yıllarda Avrupa’da birinci basamak hekimliğini geliştirmeyi amaçlayan pek çok birlik kurulmuştur. Sağlıkta teknoloji ve kaynak kullanımının da önemli boyutlara ulaşması birinci basamak sağlık hizmetinde uzmanlaşmayı gerekli kılmıştır.

    Kişisel, bütüncül ve kesintisiz olarak birinci basamak sağlık hizmeti sunan, bu konuda uzmanlık eğitimi görmüş, tıp doktoru ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın 1985’de tıp fakültesi eğitimi sonrası en az 3 yıl uzmanlık eğitimini benimsediği adla ‘Aile Hekimi’dir. Bazı ülkelerde ise uluslararası standartlara göre mezuniyet sonrası eğitim almış olan birinci basamak hekimi, ‘Genel Pratisyen’ adını almaktadır.

    Mezuniyet sonrası eğitimin 3 yıl süreyle zorunlu hale gelmesi, değişen sağlık sistemlerinde gittikçe daha büyük bir rol almakta olan aile hekimleri için çok önemlidir. Hastanın sistemle ilk karşılaştığı kişi olan aile hekiminin eğitimi, hastanın birinci basamakta tedavi edilip edilemeyeceğini, diğer branş uzmanı ve/veya hastaneye sevkinin gerekip gerekmeyeceğini ayırt edebilecek, güncel tarama, korunma, tedavi ve takip protokollerini uygulayabilecek ve birinci basamağın gerektirdiği gibi multi-disipliner araştırmalar yapıp yürütebilecek nitelikte olmalıdır.


    Aile Hekimliğinin Temel Özellikleri

    Bu özellikler aile hekimliğinin bir disiplin olarak tanımlanmasını sağlayan temel unsurlardır. Aile hekimlerinin içinde çalışmakta oldukları sağlık sistemine dayanmazlar.



    Sağlık sistemiyle ilk tıbbi temas noktasını oluşturur; hizmet almak isteyenlere açık ve sınırsız bir olanak sağlar; yaş, cinsiyet ya da kişinin başka herhangi bir özelliğine bakmaksızın tüm sağlık sorunlarıyla ilgilenir.

    Kolay ulaşılabilir: Yalnızca coğrafi anlamda değil, ekonomik ve kültürel anlamda da kolay ulaşılabilir bir hizmet sunar.

    Entegre ve koordine: Koruyucu hekimlik uygulamalarını, tedavi ve rehabilite edici uygulamalarla bütünleştirir. Aile hekiminin çözemediği sağlık sorunları konusunda ikinci basamağa sevk işlemi yapılır ve sonuçlar yine aile hekimi tarafından takip edilir, aile hekimi ile birlikte değerlendirilebilir. Aile hekimi hastasının yararına birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonunda önemli rol oynar.

    Süreklilik: Hastalığın belirli bir evresi ile sınırlı değildir; sağlıklı dönemlerde sunulması gereken hizmetleri de kapsar ve bireyi tüm yaşamı boyunca izleyebilir. Pek çok ülkede aile hekimi hastalarının doğumundan başlayarak bu görevi üstlenir. Hamile kadınların antenatal bakım hizmetlerinden çocuğun doğmasına kadar doğrudan hizmet sunar. Aynı zamanda bireyin, çocukluk, erişkinlik ve yaşlılık süreçlerinde hizmetleri sunmaya devam eder; akut, kronik, tekrarlayan durumlar ve pek çok olguda ölen, ölmekte olan, terminal safhada hastalığı olan kişilere de hizmet sunar.

    Bütüncül: Bireyin sağlıkla ilgili tüm sorunlarını ele alırken fiziksel, psikolojik ve sosyal özellikleri ile bir bütün olarak değerlendirir.

    Kişisel: Hastalık merkezli olmaktan çok birey merkezlidir. Sunduğu hizmeti bireyin gereksinimlerine göre şekillendirir.

    Aile ve toplumsal yönelimli: Sorunlar sadece bireysel değil, aile ve toplumsal örüntüleri bağlamında da ele alır. Aile hekimi toplumun sağlık sorunlarından haberdar olmalı, diğer sektörlerin meslek grupları ve kuruluşlarıyla, gönüllü kuruluşlarla birlikte bölgesel sağlık sorunlarında olumlu değişiklikleri başlatmak için çalışmalıdır.

    Gizlilik ve yakınlık: Aile hekimi ve sorumluluğunu aldığı kişiler arasında yaşama yayılan, sürekli ve yakın bir ilişki vardır. Bu nedenle aile hekimi için temel etik sorumluluk ve haklardan biri olan, kişisel bilgilerin gizliliğinin korunması can alıcı önemdedir.

    Savunuculuk: Aile hekimi, tüm sağlık konularında ve sağlık hizmeti veren diğer kişilerle ilişkilerinde, sorumluluğunu aldıkları kişilerin yanındadır. Hastanın kendi sağlığı için verilecek kararlarda daha fazla söz ve sorumluluk sahibi olabilmesi için bilgilendirilmesini gözetir.

    Sağlık kaynaklarının etkili kullanımı: Bireylere sunulan bakımı koordine eder, birinci basamakta diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte çalışır, diğer uzmanların sunduğu hizmetlerle teması yönetir ve gerektiğinde hasta adına savunuculuk üstlenerek bunu sağlar. İlk başvuru yapılan hekim olarak, aile hekimi büyük kaynakları kontrol eder. Bu kaynaklar reçete yazımı, uzmana sevk, hastalığın laboratuar tetkikleri ile araştırılması ve belirli ölçülerde hastaneyi kapsar. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kaynaklar sınırlıdır. Aile hekimi bu kaynakları kullanırken hastasının maksimum yararını düşünmek sorumluluğunu taşır.

    Özgün bir görüşme ve klinik karar verme süreci vardır. Çünkü;

    Etkili bir iletişimle zaman içinde doktor ve hasta arasında gelişen bir ilişki kurulmasını sağlar.

    Sıklıkla henüz ayrımlaşmamış şekildeki rahatsızlıklarla ilgilidir. Aynı anda farklı yakınma ve hastalıkları değerlendirebilir.

    Toplumdaki rahatsızlıkların prevalans ve insidansının belirleyici olduğu özgün bir karar verme süreci vardır.



    Ekip hizmeti: Diğer disiplinlerle ve diğer sağlık personeli ile işbirliği içinde çalışır ve ekip hizmeti sunar. Gereğinde toplumda sosyal hizmet, eğitim hizmeti ve iş hizmeti verenlerle de işbirliği yapabilir.

    Bir hekim bu niteliklerde hizmet sunuyorsa, basamaklandırılmış bir sağlık sisteminde, sağlık sisteminin merkezinde yer alan birinci basamak sağlık kurumlarında çalışarak DSÖ’nün 21.yüzyıl hedeflerine yönelebilir. Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, birinci basamak tedavi edici hizmetler, evde bakım ile ikinci ve üçüncü basamak tedavilerin ayakta ve evde takibini gerçekleştirebilir.



    Aile Hekimliği Uygulamaları Gelişmelidir: Gerekçeler

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Aile Hekimleri Birliği (WONCA), 1978 Alma Ata Konferansında ilan edilen “2000 Yılında Herkese Sağlık” hedefi doğrultusunda, 1994 yılında Ontario-Kanada’da “Tıp Eğitimi ve Uygulamalarını İnsanların Gereksinimlerini Daha İyi Karşılar Hale Getirmek: Aile Hekiminin Katkısı” konulu ortak bir konferans düzenlemişlerdir (5).

    Her iki birliğin temsilcilerinin ortak imzaları ile yayınlanan konferans dokümanının özet bölümünde şu ifade yer almaktadır.

    İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için, sağlık sisteminde, tıp mesleğinde, tıp fakültelerinde ve diğer eğitim kuruluşlarında köklü değişiklikler yapılmalıdır. Genel Pratisyen yada Aile Hekimi, sağlık hizmet sistemlerinde kaliteye, sosyal adalete, etkinlik ve düşük maliyete ulaşılmasında merkezi role sahip olmalıdır. Bu sorumluluğu yerine getirebilmek için Aile Hekimi; hasta bakımında yetkin olmalı, bireysel ve toplumsal sağlık hizmetini bir bütün halinde ele almalıdır. Bu amaç doğrultusunda Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Aile Hekimleri Birliği tarihi bir işbirliği gerçekleştirmektedir.”

    Sözü edilen işbirliği, toplumun sağlık gereksinimlerini karşılayabilmek için aile hekimlerinin daha donanımlı hale getirilebilmesini amaçlamaktadır. Bu donanımı sağlayacak olan, aile hekimliği uzmanlık eğitimi programlarıdır. Aile hekimliği, uzmanlık eğitim programları özenle geliştirilen ve toplumun değişen sağlık gereksinimleri doğrultusunda sürekli olarak gözden geçirilen bir disiplin olarak gelişmelere açık olacaktır.

    Aynı dokümanda “Toplumun Gereksinmelerini Gözeten Bir Sağlık Hizmeti ve Tıp Eğitimi Sistemi Oluşturmak İçin Öneriler” bölümünde aşağıdaki öneriler de yer almaktadır:



    Öneri 15 Aile Hekimliği bir disiplin olarak tanımlanmalıdır.

    Öneri 16 Temel tıp eğitimi, sonraki uzmanlık eğitimi için uygun bir temel sağlamalıdır.

    Öneri 17 Aile Hekimliği disiplini her tıp okulunda öğretilmeli ve aile hekimi/dal uzmanı dengesi kurulmalıdır.

    Öneri 18 Her ülkede aile hekimliği mezuniyet sonrası uzmanlık eğitim programları oluşturulmalıdır.

    Tıp öğrencileri aile hekimliğinin temel tıp eğitimi içinde anılmaya başlanması ile birinci basamak sağlık hizmetleri kavramıyla daha erkenden tanışabilecek ve henüz öğrenciyken toplum yönelimli hekimlik kavramına yakınlaşmaları sağlanabilecektir. Bu öğrencilerin genel tıp disiplinine ilgi duyması beklenebilir. Bu durum birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesine yansıyacaktır. Çünkü, uluslararası sonuçlar uzman birinci basamak hekimleri ile yürütülen etkili birinci basamak sağlık sistemlerinin gerek maliyet gerekse klinik sonuçlarının birinci basamak yönelimi zayıf olan hekimlerle yürütülen hizmete göre daha etkin olduğunu göstermektedir(6).

    Son 20 yılda tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sonrasında yaygın olarak kullanılabilecek tarama testleri, daha güvenli ve etkin tedaviler, sekonder korunma yaklaşımları ortaya konmuştur. Böylece kişilerin hastaneye gitmeden sağlık hizmeti alabileceği durumlar oluşmaktadır. Hastaların evlerinde tedavi ve bakım olanakları da artmaktadır. Bu durum aile hekimlerinden beklentileri arttıracaktır.

    Birinci basamak hekimlerinin yeterliği, bunun sınanması yeniden sertifikalandırılması gibi konular gündemdedir. Yine bu nedenle birinci basamak hekimlerinin sürekli mesleki gelişimini sağlayan programlar oluşturulmaktadır.

    DSÖ Avrupa Bölgesi içinde yer alan ülkeler, 1998 yılında Kopenhag’da toplanarak, bölgedeki temel sağlık hizmetinin niteliği ile ilgili hedeflerini belirlediler. Türkiye de 1997 yılında ilgili stratejilerin tartışıldığı bir Bölge Komite Toplantısı'na İstanbul'da ev sahipliği yaparak, “21. Yüzyılda Herkese Sağlık” sloganı ile duyurulan bu hedeflerin belirlenmesi çalışmasında yer almıştı. DSÖ, 21.yüzyılda ulaşılmasını vurgulamak için, 21 başlık altında topladığı sağlık hedefleri (7):


    • Avrupa bölgesinde sağlık dayanışması ile üye ülkeler arasındaki farklılıkları azaltmak,

    • Ülkelerde sosyal adaleti gözeterek varolan sağlık düzeyi farklılıklarını azaltmak,

    • Üreme sağlığının geliştirilmesi ile yaşama sağlıklı başlangıç,

    • Toplumun gelişmesi için gençlerin sağlığını koruyup geliştirmek,

    • Yaşlıların sağlık hallerini koruyarak toplumda rollerini korumak,

    • Ruhsal iyilik halini geliştirmek,

    • Bulaşıcı hastalıkları eradike, elimine etmek ya da azaltmak,

    • Kronik hastalıkların olumsuz etkilerini azaltmak,

    • Şiddet ve kazaların etkilerini azaltmak,

    • Sağlıklı ve güvenli fizik çevrede yaşamak,

    • Sağlıklı yaşam biçimini benimsemek,

    • Alkol, ilaç ve tütüne bağlı zararları azaltmak,

    • Sağlıklı ortamlarda yaşamak,

    • Çok sektörlü sağlık sorumluluğu yaratmak,

    • Esnek ve duyarlı bir entegre sağlık sistemi oluşturmak,

    • Hizmet yönetimlerini sonuçlarla değerlendirmek,

    • Sürdürülebilir finansman ve kaynak tahsisine sahip olmak,

    • Sağlık insan kaynaklarını geliştirmek,

    • Kanıta dayalı politika ve uygulamalar için bilgi üretmek ve yaymak,

    • Bireyler, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşu tüm tarafları harekete geçirmek,

    • Bölgesel ve yerel sağlık politikalarını alt yapı, süreç ve yenilikçi liderlikle desteklemek

    şeklinde sıralanabilir.

    Bunlara ulaşmak için birinci basamakta iyi işleyen bir sağlık hizmet sunumu kaçınılmazdır. Bu nedenle de aile hekimliğinin gelişmesi ve yaygınlaşması desteklenmelidir.


    Kaynaklar:

    1. World Health Declaration. Fifty-first World Health Assembly.May, 1998.

    2. Textbook of Family Practice’de (ed) RE Rakel. 6th ed., WB Saunders Company Philadelphia 2002.

    3. TAHUD 1.Çalıştay Bildirgesi. Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği. Ankara, 21-22 Aralık, 2002.

    4. The European definition of general practice/family medicine. WONCA Europe. WONCA Europe office. Barcelona, Spain 2002.

    5. Making medical practice and education more relevant to people’s needs. WHO-WONCA joint conference. WHO-WONCA. Ontario, Canada, 6-8 Nov 1994.

    6. Starfield B. Primary care: balancing health needs, services and technology. Oxford University Press. Oxford, 1998.

    7. Health 21: the health for all policy frame work for the WHO European region. WHO Regional office for Europe. Copenhagen, 2000.



    AİLE HEKİMİNİN GÖREV TANIMI
    Nilgün Özçakar3
    İdeal sağlık hizmeti içinde bulunduğu sosyo ekonomik koşullarda toplumun öncelikli sağlık gereksinimlerini karşılayabilen etkin, kapsamlı, entegre bir sağlık bakımını bireysel düzeyde biçimlendirerek sunan bir hizmet olarak tanımlanabilir. Bu tür bir hizmet eldeki tüm kaynakların başta birinci basamak olmak üzere her düzeyde etkin, işbirliği içinde ve eşgüdümlü olarak kullanılması ile mümkündür. Bu özellikler Aile Hekimliği (AH) disiplininin ilkeleri ile doğrudan örtüşmektedir. Bu nedenle aile hekimlerinin ideal bir sağlık hizmetindeki rolleri kadar hizmeti geliştirmek üzere nasıl katkıda bulunabileceklerini de ortaya koymak gibi bir sorumlulukları da vardır.

    Aile hekiminin görevlerinin tanımı son olarak 2002 yılında Avrupa Aile Hekimleri Birliği (WONCA Europe) tarafından yapılmıştır. Bu çerçevede görevlerin belirlenmesinde karşılıklı olarak etkileşen üç bileşenden söz edilmektedir. Bunları şöyle sıralamak olasıdır: AH disiplininin ilkeleri, hasta gereksinim ve beklentileri, sağlık sistemi Şekil 1’de gösterilmiştir.


    Sağlık sistemi Hasta gereksinim ve beklentileri

    AİLE HEKİMİNİN GÖREV TANIMI



    AH’nin ilkeleri


    Şekil 1: Aile Hekiminin Görev Tanımının Etkileştiği Parametreler
    Aile Hekimliği Disiplininin İlkeleri

    Aile hekimliğinin dayandığı ilkeleri belirten birçok tanımlama yapılmıştır. 1974 Leeuwenhorst tanımı 1998 WHO, WONCA 2000 ve 2002 tanımlarının temelini oluşturmuştur. Bir disiplinin başarısı ve ömrü toplumun sağlık gereksinimlerine ne kadar ve nasıl yanıt verdiği ile yakından ilgilidir. Bu yanıt ise temel ilkelerde aranmalıdır. Bu ilkeler önceki bölümde ayrıntılı olarak aktarıldığı için bu bölümde AH’nin tanımı üzerinde durulacaktır. WONCA (Dünya Aile Hekimleri Birliği) 2002 tanımına göre :

    AH disiplini ilkelerine göre eğitilmiş ve kendi sağlık sistemi içinde genel tıp uygulayarak çalışan hekimlerdir. Kişisel hekimlerdir; öncelikli sorumlulukları yaş, cinsiyet ve hastalıktan bağımsız olarak sağlık hizmetine gereksinim duyan herkese kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktır. Bireylere kendi aile, toplum ve kültür ortamlarında hizmet verirler. Sorunların çözümünü hastaları ile paylaşırken fiziksel, psikososyal ve sosyal etkenleri birlikte değerlendirir ve tekrarlayan karşılaşmalarla oluşturulmuş güveni kullanırlar. Aile hekimleri mesleksel rollerini, sağlığı geliştirerek, kişilerin gereksinimleri ve toplumun kaynakları doğrultusunda doğrudan veya dolaylı olarak tedavi, bakım veya destek sağlayarak ve gerektiğinde hastalarının var olan hizmetlere ulaşmasına yardımcı olarak yerine getirirler.
    Hasta Beklenti ve Gereksinimleri

    Sağlık gereksinimleri toplumdan topluma, bireyden bireye değiştiği gibi zamanla da değişmektedir. Bu değişimlere pek çok faktör etki etmektedir. Örneğin son yirmi yılda yaşlı nüfusun artması, sağlık hizmetlerinin yaşlılığa bağlı hastalıklar yanı sıra kronik hastalıklara yönelmesine neden olmuştur. İletişim teknolojisindeki dev gelişmeler bilginin hızla yayılmasına neden olarak hem sağlık hizmetlerini geliştirmiş ve değiştirmiş hem de hastaların beklentilerini arttırmıştır. Toplumsal değişim bireysel düzeyde daha da çeşitlenmektedir.

    İnsanın biyopsikososyal bir varlık olarak kabul edildiği modern tıp anlayışı, hastaların beklenti ve gereksinimlerini göz önüne alan bir yaklaşımı kaçınılmaz kılmıştır. Hekim ve sağlık kuruluşlarının hasta adına hasta için en iyiye karar verme yetkileri yerini hastalar ile birlikte karar vermeye bırakmıştır. Bu durum bireylerin sağlık kültürünün etkilerini hesaba katmayı beraberinde getirmiştir. Değişimin öteki yüzü bireylere kendi sağlıklarına ilişkin sorumluluk getirmesidir. Bu açıdan bakıldığı zaman bir aile hekiminin insan duygu ve düşünce sistemini çok iyi tanıması, kişilerin beklentilerinin farkına varması ve vardırması, bazen danışmanlık bazen savunuculuk yapabilmesi gerekir.

    1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29






        Ana sayfa


    Aile doktorlari iÇİn kurs notlari – AŞama – T. C. Sağlik bakanliğI

    Indir 1.46 Mb.