bilgiz.org

Ağız yolu ile bulaşan hastalıklar, mikroplu su ve gıdaların tüketilmesi ile bulaşır

  • Şüpheli Suların Dezenfekte Edilmesi
  • 2. Çiğ Gıdalarla Pişmiş Gıdaların Ayrılması
  • 4. Gıdaların Güvenli Sıcaklıkta Saklanması
  • Güvenli Gıda Hazırlanmasında Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 Altın Kuralı 1. Gıda İşlemi İçin Güvenli Gıda Seçin
  • 2. Gıdalarınızı Tam Olarak Pişirin
  • 3. Pişmiş Gıdaları Vakit Geçirmeden Hemen Yiyin
  • 4. Pişirilmiş Gıdaları Dikkatlice Saklayın
  • 6. Pişirilmiş Gıdalar ile Çiğ Gıdaların Temasını Önleyin
  • 7. Kişisel Temizlik Kurallarına Uyun
  • 8. Tüm Mutfak Yüzeylerini Temiz Tutun
  • Sağlıklı Gıda Tüketimine Yönelik Tavsiyeler
  • Ağız Yolu ile Bulaşan Hastalıklardan Genel Korunma Yolları



  • Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü82.58 Kb.

    Indir 82.58 Kb.

    03-09 EYLÜL HALK SAĞLIĞI HAFTASI

    SU VE BESİNLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR VE KORUNMA YÖNTEMLERİ

    BİLGİ NOTU

    Su sağlığımızın garantisidir. Hayatın gücü, yaşamsal besinlerin en önemlisidir. Vücudumuza ihtiyacı kadar temiz ve kaliteli suyu sağlamadan sağlıklı olmak mümkün değildir. Sağlıklı ve kaliteli bir hayat için yeteri kadar sağlıklı su tüketilmelidir.


    Tükettiğimiz suların mineral içerikleri (kalsiyum, magnezyum, sodyum gibi) farklı olabilir.
    Her yaşta suya ihtiyaç vardır:
    Su, yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası, vücudumuzun temel ihtiyacıdır. Tüm canlılar için hayati bir öneme sahip olan su, sağlığımız ile de doğrudan ilintilidir. Yaşımız ne olursa olsun, bol su tüketmek, sağlığımızın en önde gelen koşullarından biridir.

    Bebeklerde Su Tüketimi:

    Bebekler ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmelidir. Anne sütü aynı zamanda bebeğin su ihtiyacını da karşılamaktadır. Çünkü, anne sütünün büyük kısmını su oluşturur. Suyun dışında anne sütünde bebeğin beslenmesini ve hastalıklara karşı dayanıklı olmasını sağlayan maddeler bulunur. Herhangi bir nedenle anne sütüyle yeteri kadar beslenemeyen ve ek gıdalara başlanan bebeklerde, bebeğin su ihtiyacını karşılamak konusunda dikkatli olmak gerekmektedir. Bebeklerin susadıklarını dile getirememeleri nedeniyle bu konuda annelere büyük görev düşmektedir.





    Vücudumuz değiştikçe su ihtiyacımız da değişir:

    Doğduğumuzda vücut ağırlığımızın %75'ini su oluşturur. Yaş ilerledikçe bu oran giderek azalır ve ileri yaşlarda %50'ye düşer. Yaşlandıkça vücudumuzun sıvı dengesini düzenleyebilmek için daha fazla su tüketmeliyiz.





    Yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacı yaklaşık olarak 1,5- 2 litre (8-10 bardak) kadardır. Ancak hava sıcaklığının çok yükseldiği ve vücudun su ihtiyacının arttığı durumlarda tüketilmesi gereken su miktarı da artar.







    Su, 1 kısım oksijen ve 2 kısım hidrojen molekülünden oluşmuş basit bir yapıdır. Kilo yapıcı herhangi bir madde içermez. Her vücut hücresi, dokusu, organı ve vücudun her türlü fonksiyonu için su gereklidir. Bu nedenle su, vücudun en fazla oranda ihtiyaç duyduğu besin öğesidir.

    Su;


    • Vücut hücrelerinde oksijen ve besin ögelerinin taşınmasını sağlar.

    • Ağız, gözler ve burun gibi organların nemlenmesine yardımcı olur.

    • Vücut sıvılarının (kan, mide sıvısı, tükürük, idrar ve bebeğin anne karnında iken içinde bulunduğu sıvı bölüm) büyük bir kısmı sudur.

    • Eklemlere destek sağlar, organ ve dokularının korunmasında etkilidir.

    Dış ortamda yapılan yoğun çalışmalarda özellikle sıcak ve nemli günlerde vücuttan su kaybedilir. Vücuttan sadece 0,5 - 1 kilogramlık su kaybı susama hissini oluşturur. Biraz daha fazla kayıp vücutta dayanıklılık ve güçte azalmalara neden olur. Orta düzeyde su kaybı (dehidratasyon) fiziksel performansı bozar. Yüksek sıcaklıklarda uzun süre sıvı kaybı yaşayan kişilerde sıcak çarpması veya sıcaklık şoku riski bulunur. Vücuttaki sıvı miktarının %20 oranında azalması yaşamsal risk oluşturmaktadır.











    Sağlıklı ve temiz su, içerisinde hastalık yapıcı mikroorganizmaların ve vücutta zehirli etki yapacak kimyasal maddelerin bulunmadığı sudur.

    İçme suyu güvenle içilebilen bir sudur. İçme suyu renksiz, tatsız, tortusuz ve kokusuz olmalıdır.


    Bazı kimyasal maddeler renk ve kokusunda önemli değişiklik yapmadan suya karışabilir. Ancak, fazla miktarda katılmaları rengini ve kokusunu etkiler, içimini zorlaştırabilir. İçme suyunun lezzeti en iyi 8-16°C ısıda algılanır.




    Bazı kimyasal maddelerin ve mikropların suda bulunması suyun kirlenmesine neden olur. Suyun kirliliği fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik analizlerle belirlenir.
    Suyun fiziksel analizi ile sıcaklığı, saydam ya da bulanık olup olmadığı, rengi, tadı, kokusu, lezzeti ve elektriksel direnci araştırılır. Bu özelliklerin bir bölümü basit araçlarla ölçüme, diğerleri ise duyu organları ile kontrole bağlıdır.



    Kaynatmak:


    Kirliliğinden şüphe edilen suların 10 dakika kaynatılması suyun mikroplardan temizlenmesi için yeterlidir. Bu süre suyun kirlilik derecesine bağlı olarak değişebilir. Sular kaynatılan kapta bekletilirse daha sağlıklı olur. Kaynatılan sularda tat değişmesi meydana gelir. Kaynamış su bir süre geniş yüzeyli kaplarda beklerse tekrar tat kazanır.
    Şüpheli Suların Dezenfekte Edilmesi
    Ana eriyik ya da %1’lik klor eriyiği hazırlamak için suyun 1 litresine 40 gram kireç kaymağı (kalsiyum hipoklorit) konulur. Kireç kaymağı iyice eritildikten sonra tortunun çökmesi için yarım saat beklenir. Üstte kalan kısım alınır. Elde edilen çözelti %1 klor içeren ana eriyiktir. Ana eriyik damlalıklı plastik şişelere doldurularak topluma dağıtılır. Kişiler/aileler içecekleri suyun her bir litresi başına, bu eriyikten 3 damla damlatıp yarım saat bekledikten sonra, suları dezenfekte olmuş olarak ve güvenle içebilirler. Klor eriyiği, üzerinde uyarılar bulunan özel damlalıklı şişeler dışındaki kaplara (içecek şişeleri vb.) kesinlikle konulmamalı ve çocuklardan uzak tutulmalıdır.
    Bireysel klorlama piyasada bulunan ve eczanelerde pazarlanan klor tabletleri ile de yapılabilir. Prospektüsünde (kutu içi açıklayıcı kâğıt) belirtilen miktarda suyun içine tablet atılır ve yarım saat bekledikten sonra su dezenfekte olmuş demektir; güvenle içilebilir. Seyahatlerde ve geçici yerleşimlerde kişilerin kendini koruması açısından pratik bir uygulamadır.




    GIDA
    Gıda Güvenliği; Gıdaların sağlık tehlikesi yaratabilecek kimyasal, biyolojik ve fiziksel etkilerden korunması, sağlığa uygun halde bulundurulmasıdır.
    Güvenli gıda ise her türlü bozulma ve bulaşmaya yol açan etkenden arındırılarak tüketime uygun hale getirilmiş gıdadır.
    Gıda kaynaklı hastalıklar, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde insan sağlığı üzerinde özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerde ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Bunun sonucunda insanların sağlığını ve hayatını kaybetmesi yanında, yapılan sağlık harcamaları büyük ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Gıda güvenliği programlarının uygulanmasıyla bu tehlikeler en aza indirilerek meydana gelen hatanın nereden kaynaklandığı ve çözümü bulunabilmektedir.






    Sağlıklı gıda tüketiminde beş anahtar



    1. Temizlik
    Gıdaları hazırlamaya başlamadan önceki kişisel temizliğe dikkat edilmelidir. Gıdalar hazırlanmadan önce ellerin yıkanması ve hazırlama esnasında da yıkama işleminin tekrarlanması gerekir.
    Gıda hazırlamada kullanılan tüm yüzey ve aletlerin yıkanması, mutfakların sinek, böcek ve diğer hayvanlara karşı korunması gerekir.
    2. Çiğ Gıdalarla Pişmiş Gıdaların Ayrılması
    Gıdaların hazırlanma aşamasında taze et, kanatlı hayvan eti ve deniz ürünlerinin diğer gıdalardan ayrılması gerekir. Özellikle çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması, hazırlanmış gıdalar ile çiğ gıdaların birbirinden ayrılacak şekilde kapalı kaplarda saklanması gerekir.
    3. Uygun Pişirme
    Özellikle kırmızı et, kanatlı hayvan eti, yumurta ve deniz ürünleri gibi gıdaların uygun pişirilmesi gerekir.
    Gıdaların kaynatılmasında en az 75oC’ye ulaşılması, et ve kanatlı hayvan etlerinin sularının pembe değil, berrak olmasına dikkat edilmesi gerekir. Uygun pişirme yöntemi tehlikeli mikroorganizmaları öldürür.
    4. Gıdaların Güvenli Sıcaklıkta Saklanması
    Pişmiş gıdaların iki saatten fazla oda sıcaklığında bırakılmaması, pişmiş ve hassas gıdaların 5oC’nin altında soğutulması; servis sırasında ise pişmiş gıdaların 60oC’nin üzerinde ısıtılması gerekir.
    Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt rafında çözülmeye bırakılması uygundur.

    5. Hammadde Kullanımı
    Taze ve sağlıklı gıda seçmeye özen göstermek, gıdaların hazırlanmasında temiz su kullanmak, özellikle taze yenecek meyve ve sebzeleri akan su altında yıkamak gerekir.







    Güvenli Gıda Hazırlanmasında Dünya Sağlık Örgütü’nün 10 Altın Kuralı
    1. Gıda İşlemi İçin Güvenli Gıda Seçin

    Sebze, meyve gibi gıdalar tabii hâllerinde en iyi konumda iken diğerleri ancak işlendiğinde güvenli olurlar. Örneğin işlenmemiş süt yerine, pastörize ve uzun ömürlü süt (UHT) tüketin. Eğer seçme şansınız varsa taze veya şok dondurma işlemine tabi tutularak dondurulmuş beyaz etleri seçin.


    2. Gıdalarınızı Tam Olarak Pişirin

    Mükemmel yapılan bir pişirme ile mikroplar ölür. Ancak, gıdanın bütün kısımlarının en az 75oC’ye ulaşması gerektiği unutulmamalıdır. Gıdalar tam olarak pişirilmelidir. Donmuş sığır eti, balık ve tavuk eti pişirilmeden önce tamamen çözündürülmelidir.


    3. Pişmiş Gıdaları Vakit Geçirmeden Hemen Yiyin

    Pişmiş gıdalar oda sıcaklığına geldiği zaman mikroorganizmalar çoğalmaya başlar. Bekleme süresi uzadığında risk de artmaktadır. Güvenli tüketim için pişmiş besinler, ısılarını kaybetmeye başlamadan hemen yenmelidir.


    4. Pişirilmiş Gıdaları Dikkatlice Saklayın

    Bazı gıdaları güvenli bir şekilde saklamak için 60oC üzerinde sıcak veya 5oC altında soğuk ortamlarda bekletin.


    5. Pişirilmiş Gıdaları Bütünü ile Tekrar Isıtma İşlemine Tabi Tutun

    Yeniden ısıtma, depolama sırasında oluşabilecek mikroplara karşı en iyi koruma şeklidir (Uygun depolama mikrobiyal büyümeyi yavaşlatır ancak, mikropları öldürmez). Bir kez daha yeniden ısıtma, gıdaların bütün kısımlarının en az 75oC’ye ulaşması gerektiği anlamına gelmektedir.


    6. Pişirilmiş Gıdalar ile Çiğ Gıdaların Temasını Önleyin

    Güvenle pişirilmiş gıdalar, çiğ gıdalarla çok az süre bile temas ettiğinde bozulma olabilir. Örneğin; çiğ tavuk hazırlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtası, yıkanmaksızın pişmiş tavuğun parçalanmasında kullanılmaz.


    7. Kişisel Temizlik Kurallarına Uyun

    Gıdaların hazırlanışı işlemine başlanmadan önce ve her bir ara verme (kesinti) sonrası özellikle eğer bebek bezi değiştirmek durumundaysanız veya tuvalete girmişseniz eller çok iyi bir şekilde yıkanmalıdır. Balık, et, veya tavuk gibi çiğ gıdaların hazırlanmasından sonra, diğer gıdaların işlemine başlamadan önce eller tekrar yıkanmalıdır. Ellerinizin üzerinde her hangi bir yara varsa gıdayı hazırlamadan önce ellerinizi sararak veya eldiven giyerek durumdan emin olun. Köpek, kuş vb. evcil hayvanların ellerinizden gıdaya geçebilecek mikropları barındırabileceğini de unutmayın.


    8. Tüm Mutfak Yüzeylerini Temiz Tutun

    Gıdalar kolaylıkla bozulduğundan, gıda hazırlanması için kullanılan her yüzey temiz tutulmalıdır.


    9. Gıdaları Böcekler, Kemirgen ve Diğer Hayvanlardan Koruyun

    Hayvanlar, gıda kaynaklı hastalıklara sebep olan mikropları taşırlar. Gıdaları, sıkıca kapatılmış kaplar içerisinde depolayarak saklamak en iyi korumadır.


    10. Temiz Su Kullanın

    Temiz ve güvenli su, içmek için önemli olduğu kadar gıda hazırlanması için de çok önemlidir. Eğer su stokları hakkında herhangi bir şüpheniz varsa gıdaya ilave etmeden önce suları kaynatın.












    Sağlıklı Gıda Tüketimine Yönelik Tavsiyeler

    • Doğal ve taze gıdalar tercih edilmelidir.

    • Sağlam, zedelenmemiş, bozuk olmayan gıdalar seçilmeli, hastalık yapabilecek şüpheli gıdalar, özellikle küflenmiş, rengi, görüntüsü ve kokusu değişmiş gıdalar kesinlikle satın alınmamalı ve tüketilmemelidir.

    • Meyve ve sebzeler, akan su altında iyice yıkanmalı ve gerekirse yıkama fırçası kullanılmalı, sebze ve meyve yıkamada deterjan veya sabun kullanılmamalıdır.

    • Çiğ olarak tüketilen gıdaların yeterince temizlenememesi halinde, sağlık için her zaman tehlike oluşturabileceği unutulmamalıdır.

    • Ambalajlı gıda maddeleri tercih edilmeli, gıdaların ambalajları üzerinde üretici firma adı, adresi ve tanıtıcı işareti, maddenin adı, imal ve son kullanma tarihi, mamulün çeşidi, asgari net miktarı, gıdanın kullanımı ile ilgili uyarıcı bilgilerin yazılı olmasına ve ambalaj yüzeyinin düzgün olmasına dikkat edilmelidir,

    • Eller yemekten önce ve sonra, tuvaletten önce ve sonra, dışarıdan eve gelince sabun ve bol su ile 15-30 saniye iyice yıkanmalıdır.

    • Katkı madde içeriği fazla olan gıdalardan kaçınılmalıdır,

    • İyi kaynatılmayan süt ve bu sütlerden yapılan peynir tüketilmemelidir,

    • Küçük çocuklara katkı maddesi içeren yiyecekler mümkün olduğunca yedirilmemelidir,

    • Saflaştırılmış ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri tercih edilmeli, özellikle kepekli vb. ekmek tüketilmelidir,

    • Hayvansal gıdalar hiçbir şekilde çiğ olarak tüketilmemelidir.

    Ağız yolu ile bulaşan hastalıklar, mikroplu su ve gıdaların tüketilmesi ile bulaşır.

    Bu hastalıklar:


    • Besin zehirlenmeleri (Botulismus dahil),

    • Tifo,

    • Kolera,

    • Viral Hepatit A,

    • Bruselloz (Malta Humması),

    • Bağırsak kurtları ve solucanları (kıl kurdu, abdest bozan:tenya, kancalı kurt vb.),

    • Poliomiyelit (çocuk felci),

    • Toksoplazmoz,

    • Bağırsak veremi,

    • Tularemi.

    Yukarıda sayılan hastalıkların bir kısmı ishalle seyreder. İshal; normal kıvamdaki dışkının sulu, yumuşak, bazen kanlı ve sümüklü şekil alıp dışkılama sayısının artması olarak tanımlanır. İshal, su ve gerekli kimyasal maddelerin vücuttan kaybına neden olur. Bu durum, çocuklarda ve yaşlılarda ciddi klinik tablolara neden olabilir. Özellikle çocuklar başta olmak üzere ishali olanlara bol sıvı verilmelidir.




    Gıda Zehirlenmesi
    Gıda hammaddesinin işletmeye girmesinden başlayarak ürün elde edilmesi aşamasına kadar oluşan üretim zincirinde ürüne çeşitli kaynaklardan mikropların bulaşması söz konusudur. Mikroplar, uygun ortamlarda hızla üreyerek üründe istenmeyen değişikliklere yol açabilmektedir. Ancak, fermente gıdaların üretimi esnasında endüstriyel mikrobiyolojide faydalı mikroorganizmalardan istifade edilmektedir. Örneğin; yoğurt, peynir, sirke, turşu vb. fermente ürünlerin üretiminde mikroorganizma üremesi istenen bir durumdur. Elbette ki bu üretimler de belli koşullar altında yapılmaktadır.
    Gıda zehirlenmeleri, toplum sağlığını ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir. Gıda zehirlenmeleri, sağlıktaki olumsuz etkileri nedeniyle iş gücü ve ekonomik kayıp oluştururken ölümlere de neden olabilmektedir.
    Sık karşılaşılan basit gıda zehirlenmeleri, gıdanın vücuda alınmasından 1-6 saat sonra ortaya çıkmakta; baş dönmesi, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal ile kendini gösterip 12-24 saat kadar sürebilmektedir. Zehirlenmeye en sık neden olan gıdalar bozuk et, tavuk, yumurta, krema ve balıktır.
    BESİN ZEHİRLENMELERİ
    Etkeni: Bakteriler, virüsler, parazitler.
    Bulaşma Yolu: Ağız yoluyla kirli (kontamine) su ve gıdaların alınması sonucu bulaşır. Kişisel temizlik kurallarına uyulmaması ve özellikle el temizliğine dikkat edilmemesi, bulaşmada çok önemlidir.
    Belirtileri:


    • Besin zehirlenmeleri, farklı belirtilerle seyreden çok sayıda hastalığı kapsar. Bu hastalıklarda en sık görülen belirti ishaldir. İshal, dışkının kıvamının sulu ve sayısının artmış olmasıdır.

    • Karın ağrısı, bulantı ve kusma eşlik edebilir. İshal ve kusmaya doğrudan mikroorganizmalar sebep olabileceği gibi bu mikroorganizmaların salgıladığı maddelerin (toksinler) bulaştığı gıdaların tüketilmesi ile de olabilir.

    • Ateş, iştahsızlık ve hâlsizlik olabilir.

    • Aşırı susuzluk hissi, vücuttan fazla miktarda su kaybedildiğini gösterir.

    • Bazı durumlarda ishal kanlı olabilir (dizanteri).


    Önemi:


    • Yaz aylarında daha sık karşılaşılır.

    • Temiz su ve gıda temini ile önlenebilir olması en önemli özelliğidir.

    • İshal, vücudun susuz ve bazı kimyasal maddelerden (elektrolitler ve çeşitli mineraller gibi) yoksun kalmasına neden olur.

    • Vücuttan su ve gerekli kimyasal maddelerin aşırı miktarda kaybı sonucu ağır klinik tablolar (böbrek yetmezliği ve ölüm gibi) görülebilir. Bu sebeple ishalli hastalara bol sıvı verilmelidir.

    • Hastalanma durumunda sağlık kuruluşuna gidilmelidir.



    TİFO
    Etkeni: Bakteri.
    Bulaşma Yolu: Ağız yoluyla kirli (kontamine) su ve gıdaların alınması sonucu bulaşır.
    Belirtileri:


    • Baş ağrısı,

    • İştahsızlık, kusma, ishal ya da kabızlık,

    • Su kaybı (dehidratasyon),

    • Yüksek ateş (40 dereceye kadar),

    • Kol ve bacak ağrısı,

    • Dalgınlık,

    • Ayrıca karın ve göğüs cildinde döküntüler görülebilir.


    Önemi:


    • Salgınlara neden olur.

    • Özellikle yaz aylarında görülür.

    • Tedavi edilmediği takdirde bağırsak delinmesi ve kanama gibi ciddi sonuçlara neden

    olabilir. Mutlaka hekim kontrolünde tedavi edilmelidir.






    KOLERA
    Etkeni: Bakteri.
    Bulaşma Yolu: Genellikle kirli (kontamine) su ve gıdaların ağız yolu ile alınması sonucu bulaşır.
    Belirtileri:


    • Şiddetli ishal ve kusma,

    • Hızla gelişen sıvı ve elektrolit kaybı,

    • Hafif ishalden hastayı şoka sokacak kadar ağır tablolara neden olabilir.


    Önemi:


    • Hastalık, daha çok yaz ve sonbahar mevsiminde ve her yaşta görülür.

    • Salgınlar yapar.

    • Ölümlere neden olabilir. Tedavi hekim gözetiminde hastanede yapılmalıdır.





    BOTULİSMUS
    Etkeni: Bir bakteri toksinidir (Klostridium botulinum).
    Bulaşma Yolu: İçinde mikrop üremiş konserve, sucuk, salam gibi gıdaların yenmesi sonucu bulaşır.
    Belirtileri:


    • Hastalığın asıl belirtisi; gıdalarla alınan toksinlerin merkezi sinir sistemine ulaşması ile ortaya çıkan güçsüzlük, göz kapaklarında düşme, solunum sıkıntısı ve felçtir.

    • Kontamine gıdalar yenildikten sonra bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı görülebilir.


    Önemi:


    • Hazırlama aşamasında bakterilerle bulaşmış gıdaların tüketilmesi sonucu meydana gelir.

    • Merkezi sinir sistemine etki ederek felç ve ölümlere kadar giden ağır klinik tablolara neden olabilir.

    • Kapaklarında bombeleşme olan ya da kullanma süresi geçmiş konserveler tüketilmemelidir.

    • Konserveler kaynatıldıktan sonra tüketilmelidir.

    • Acilen tedavi edilmediği takdirde ölümcüldür.





    VİRAL HEPATİT A
    Etkeni: Virüs (Hepatit A virüsü).
    Bulaşma Yolu: Kontamine su ve gıdalarla bulaşır.
    Belirtileri:


    • İştahsızlık, hâlsizlik, bulantı, kusma,

    • Koyu renkli idrar çıkarma,

    • Göz aklarında ve deride sararma.


    Önemi:


    • Hepatit A virüsünün, karaciğerde hastalık yapması ile ortaya çıkar.

    • Özellikle okul, kreş ve askeri birlikler gibi toplu yaşam alanlarında salgınlara neden olabilir.

    • Erişkinlerde karaciğer yetmezliğine neden olabilir.

    • Aşısı vardır ancak Sağlık Bakanlığı aşı takviminde yer almamaktadır. Hekime danışılarak yaptırılabilir.

    BAĞIRSAK PARAZİTLERİ
    Etkeni: Çeşitli bağırsak parazitleri.
    Bulaşma yolu:


    • Tenyalar; daha çok iyi pişmemiş veya çiğ tüketilen sığır etleriyle,

    • Kist hidatik (köpek tenyası), kedi ve köpek dışkılarının su ve gıdalara bulaşması ya da doğrudan ağız yoluyla alınmasıyla,

    • Diğer bağırsak parazitleri ise bu parazitlere ait yumurtaların bulaştığı su, sebze, meyve ve diğer gıdaların ağız yoluyla alınmasıyla bulaşır.

    • Kancalı kurtlar, vücuda daha çok ayak parmakları aralarından girerek kan dolaşımı yolu ile bağırsaklara yerleşir.


    Belirtileri:


    • İştahsızlık, bulantı, bazen kusma ve karın ağrısı, kilo kaybı, sarılık, bağırsak tıkanması,

    • Uyurken ağızdan salya akması,

    • Özellikle geceleri anüste kaşıntı,

    • Çocuklarda geceleri uykuda kâbus görme,

    • Dışkıda bağırsak solucanı, kıl kurdu ve tenya-şerit parçası görülmesi,

    • Vücutta kaşıntı ve bazen kırmızı lekeler halinde döküntü görülmesidir.


    Önemi ve özellikleri:


    • Bağırsak parazitlerinin birçok çeşidi vardır.

    Bağırsak solucanı; yaklaşık 20-30 cm uzunluğunda, kirli beyaz renkte ve yuvarlak görünümdedir.

    Kıl kurdu; beyaz renkte, yaklaşık 4-5 mm uzunluğundadır.

    Tenya (şerit- abdest bozan); yaklaşık 5-10 metre uzunluğundadır ancak erişte şeklinde küçük parçalar halinde d,üşer. Sığır ve domuz tenyası olmak üzere iki farklı tipi vardır. Ülkemizde sığır tenyası yaygındır.

    Kist hidatik (köpek tenyası); başta karaciğer olmak üzere akciğerler, böbrekler, beyin ve az da olsa diğer organlarda tutulum yapabilir.



    • Bağırsak parazitlerinin büyük bir kısmı kansızlık ve çocuklarda gelişme geriliğine neden olabilir.

    • Başta el temizliği olmak üzere kişisel temizliğe özen gösterilmelidir.

    • Tırnaklar uzatılmamalıdır.

    • Çiğ tüketilen sebze ve meyveler iyi yıkanmalı; çiğ et ve çiğ köfte tüketilmemelidir.

    • Özellikle kancalı kurttan korunmak için tarım alanlarında çıplak ayakla dolaşılmamalıdır.








    Ağız Yolu ile Bulaşan Hastalıklardan Genel Korunma Yolları


    • Eller;

    Yemeklerden önce ve sonra,
    Yemek hazırlamadan önce ve sonra,
    Diş, ağız, yüz, göz temizliği yapmadan önce,
    Tuvalet gereksiniminin giderilmesinden önce ve sonra,
    Kirli, tozlu bir işi tamamladıktan sonra,
    Dışarıdan eve ve işe geldikten sonra,
    Hasta ziyaretinden sonra,
    Yukarıdakilere uyan hiçbir iş yapılmasa bile gün içinde çeşitli saatlerde (her zaman temiz görünecek şekilde) 15-30 saniye yıkanmalıdır.

    • Kişisel temizlik kurallarına uyulmalı,

    • Gıdalar, üretimden tüketimine kadar bütün aşamalarında temiz olarak muhafaza edilmeli,

    • Pastörize ya da UHT tekniği ile paketlenmiş uzun ömürlü süt tüketilmeli,

    • Çiğ süt tüketilecekse kaymak tuttuktan sonra karıştırılarak 5-7 dakika kaynatılmalı, ardından olabildiğince kısa sürede soğutulmalıdır.

    • Çiğ yenen meyve ve sebzeler, akansu (musluk) altında iyice yıkandıktan sonra tüketilmeli,

    • Doğal tat ve kokusu değişmiş bozuk gıdalar tüketilmemeli,

    • Botulusmus zehirlenmesi gibi felç ve ölümlere neden olan hastalıklardan korunmak için özellikle konserve gıdalar, iyice kaynatıldıktan sonra tüketilmeli,

    • Kapağı bombeleşmiş ve kullanma süresi geçmiş konserve gibi gıdalar tüketilmemeli,

    • Karasinek ve hamam böceği gibi mekanik taşıyıcıların üreme koşulları ortadan kaldırılmalı,

    • İçme ve kullanma suları temiz olmalı, şüpheli durumlarda içme suları kaynatılmalı,

    • Toplu yerlerde (okul, kışla vb.), içme sularının muslukları ters çevrilmiş olarak takılmalı ve sular el değmeden içilmeli,

    • Şebeke suyu boruları, kuyu ve tulumba gibi içme ve kullanma suları, hela çukurlarından en az 30 metre uzakta olmalı,

    • Mutfak ve yemek atıkları gibi ıslak çöpler ayrı torbalarda toplanmalı ve alınma saatine yakın kapalı ortam içinde dışarı çıkarılmalı,

    Çöplük ve gübrelikler zararsız duruma getirilmeli, olabildiğince evlerden uzakta olmalıdır.







        Ana sayfa


    Ağız yolu ile bulaşan hastalıklar, mikroplu su ve gıdaların tüketilmesi ile bulaşır

    Indir 82.58 Kb.