bilgiz.org

3 grafikler ve teknik analiZ

  • 1. Grafiğin Genel Tanımı ve Kullanım Alanları
  • 3. Hisse Senedi Piyasasında Kullanılan Grafikler
  • B. Grafik Türleri 1) Çizgi Grafikleri (Line Charts)
  • 2) Çubuk Grafikleri (Bar Charts, High-Low Charts)
  • 3) Nokta ve Şekil Grafikleri (Points and Figure Charts)
  • 4) Mum Grafikleri (Candlesticks)
  • Mumlarda Ortaya Çıkan Görünümler
  • 5) Grafiklerde Zaman Ölçüsü
  • 6) Aritmetik ve Logaritmik Eksenler
  • FİNANS VE FİNANSMAN KAVRAMLARI, FİNANSMAN TÜRLERİ 1.1. Finans Kavramı
  • 1.3. Finansman Türleri 1.3.1. Kredi
  • 1.3.1.1. Kredinin Unsurları
  • 1.3.1.2. Kredi Çeşitleri
  • 1.3.2. Leasing (Finansal Kiralama)
  • Uluslararası Ticari Kurallar, Kurumsal Hizmetler Bölümü Yayın No: 1, 4, 3,-03
  • Finansal Teknikler, Analiz, Teori, Uygulama
  • İ hracatın Finansmanında Güncel Bir Yöntem: Forfaiting, Hazine ve Dı ş Ticaret Dergisi, sayı: 8
  • , a.g. e



  • Tarih01.10.2017
    Büyüklüğü92.83 Kb.

    Indir 92.83 Kb.


    A GRAFİKLER VE TEKNİK ANALİZ

    Serbest piyasa anlayışının geçerli olduğu ortamlarda fiyatlar arz ve talep koşullarına göre serbestçe dalgalanır.

    Geçmişteki fiyat hareketlerinin benzerlerinin gelecekte de tekrarlanacağını varsayarak ileriye dönük tahminler yapmakta kullanılan araç teknik analizdir. Bu inceleme fiyat / zaman grafikleri kullanılarak yapılır.

    Grafikler piyasadaki alıcı ve satıcıların değişik fiyatlara zaman içinde gösterdikleri tepkileri ortaya koyar. Geleceği göstermez.

    Yeterli derinliğe sahip, tek başına hiçbir yatırımcının fiyatları etkileyemiyeceği piyasalarda, teknik analiz başarılı sonuçlar vermektedir.

    Bireylerin kazanma içgüdüsü ile sergiledikleri davranış biçimleri bu sonuçlarda etkili olmaktadır.

    Piyasadaki fiyat oluşumunu etkileyen tüm faktörleri içinde barındıran sonuçlar, istatistiksel yöntemlerle grafikler olarak önümüze konmaktadır.

    Teknik analist olarak yapmamız gereken, geçmişteki fiyat / arz / talep oluşumlarını, benzer koşullarda ileride de tekrarlanacağı üzerine kurulmuş teorilerden faydalanarak gelecekteki fiyat oluşumlarını belli sapmalar dahilinde öngörmektir.

    Temel analiz yöntemi kullanılarak orta ve uzun vadeli piyasa tahminleri yapmak

    mümkündür. Ama bu yöntem kısa - orta vade de piyasa psikolojisini dikkate almadığından verilerin önceden alınıp - satılmasını dikkate alamaz. Teknik analiz yöntemleri temel analiz ve yapısal verileri de dikkate alarak daha verimli sonuçlara ulaşmamızı sağlar.
    Fiyat Hareketleri

    Ardındaki nedenler ne olursa olsun, fiyatlar düşmek için çıkar, çıkmak için düşer. Piyasa denge ve dengesizlik arasında gelip gider. Her fiyat hareketi karşı bir hareketin sebebi olur.

    Herhangi bir ürünün fiyatının yükseldiğini görenler, kazanma fırsatından yararlanmak için bu piyasaya yönelirler, talep artar. Bu malı elinde tutanlar, daha fazla kazanmak için doğal olarak yükselişi görünce beklemeyi tercih ederler, arz kısılır. Fiyat yükselmeye devam eder.

    Fiyat yükseldikçe fırsatı kaçırdığını düşünen bazıları almaktan vazgeçer, talep kısılır; fiyatın gereğinden fazla yükseldiğini gören kimileri de bu seviyeleri kaçırmamak için satışa başlar, arzı artırır. Bir süre denge oluştuktan sonra piyasaya yeni giren alıcı ve satıcılar kendi


    1. Grafiğin Genel Tanımı ve Kullanım Alanları

    Geniş bir kullanım alanı olan grafikleri (charts), sayısal verilerin çizgiler kullanılarak kolay

    algılanmasını sağlayan şekiller olarak tanımlayabiliriz. Grafik hazırlayanlar (chartists), ilgilendikleri sayısal verilerin kendi belirledikleri zaman dilimi geçtikçe aldıkları değerleri grafiğin dikey "y" ekseninde gösterirler. Zaman ise grafiğin yatay olan "x" eksenindedir.

    Grafiklerden para piyasası, sermaye piyasası, mal (commodity) piyasası, kıymetli maden piyasası ile vadeli işlemler (futures) piyasalarında yararlanılır.


    3. Hisse Senedi Piyasasında Kullanılan Grafikler

    Grafikler, hisse senedi piyasasında genellikle üç şekilde hazırlanır. Çizimi hakkında detaylı bilgi verilen grafikler, teknik analiz programları tarafından kolay bir şekilde hazırlanabildiği için, yöntemleri ezberlemeye gerek yoktur. Çizim yöntemi sadece bilgilendirme amacıyla verilmiştir.


    B. Grafik Türleri

    1) Çizgi Grafikleri (Line Charts)

    Bu grafik türünde piyasayı tek başına temsil edebilen veriler kullanılır. Hisse senetlerinin kapanış ve ağırlıklı ortalama fiyatları ile endeksler bu özelliğe sahiptir. Grafik, her verinin bir öncekine (bugünkü fiyatın dünküne, dünkünün ise bir öncekine) bir doğru ile bağlanması sonucu elde edilir. Böylece sürekli bir şekil ortaya çıkar.



    2) Çubuk Grafikleri (Bar Charts, High-Low Charts)

    Hisse senedi piyasasında sıkça kullanılan çubuk grafikleri, ilk olarak 1896 yılında The Wall Street Journal tarafından yayınlanmıştır. En basit haliyle, en yüksek, en düşük ve kapanış verilerini (fiyat veya endeks değerlerini) içeren çubuk grafikleri, ilgilenilen verinin herhangi bir zamanda (örneğin günde) aldığı çeşitli değerleri göstermeye yarar.1 Bu grafik, fiyat aralığının (range, trading range) kolayca görülebilmesini sağlar.

    Belirlenen zaman dilimi içinde (1 gün veya 1 hafta gibi) piyasada oluşan en yüksek ve en düşük değerler grafiğe "-" ile işaretlenir. Bu iki işaret dikey bir çizgi ile birbirine bağlanır.

    (İki yatay çizgi aşağıdaki örnekte olduğu üzere bazen çizilmez.) Dikey çizginin sağına konan "-" (right tic) işareti ile kapanış değeri, soluna konan "-" (left tic) işareti ile de açılış fiyatı belirtilir.



    3) Nokta ve Şekil Grafikleri (Points and Figure Charts)

    Çizimi en karmaşık olan bu grafik türü, ilk olarak 1880'li yıllarda kullanılmaya başlanmıştır.

    Hisse senedi piyasasında kullanılan grafiklerin en eskisi olmasına rağmen günümüzde yaygın olarak kullanılmamaktadır. Nokta ve şekil grafiğini diğerlerinden ayıran en önemli özellik, değerlerin sürekli değil de, grafiği çizenin baştan belirlediği şartlar sağlandığında ("önemli değişikliklerde") grafiğe işlenmesidir.

    Nokta ve şekil grafikleri endeks, kapanış veya ağırlıklı ortalama fiyatları gibi temsil yeteneği geniş, tek bir veri kullanılarak kareli kağıtlara çizilir. Çizim öncesi "kutu boyu" (box size) ile "geri adım katsayısı" (reversal criterion) belirlenmelidir. Grafiğin "y" ekseni yönünde her kutu seçilen "kutu boyu" değeri kadardır. İlerideki örnekte görüleceği üzere, hisse senedi için hazırlanan nokta ve şekil grafiğinde fiyat adımına dikkat edilmelidir.

    Grafikte "x" işareti veride meydana gelen artışı, "o" ise azalışı gösterir. İşaretleme sadece grafiği çizen kişinin belirlediği artış veya azalış miktarı kadar veya bunun üzerinde bir değişim meydana geldiğinde yapılır. Bu yüzden, grafiğin "x" eksenine bakarak herhangi bir değişimin ne kadar zaman biriminde (örneğin gün içinde) olduğu anlaşılmaz. Nokta ve şekil grafiklerinin zamanı dikkate almadığını söyleyenler bu noktaya dayanırlar. Bu önermeye karşın, grafikte gösterilen değerler belirli zaman (örneğin gün) sonu itibariyle birbirleriyle karşılaştırıldığı için, nokta ve şekil grafiklerinde zamanın tümüyle göz ardı edildiğinden de bahsedilemez.
    4) Mum Grafikleri (Candlesticks)

    Japonlar tarafından değişik piyasalarda kullanılmak üzere geliştirilen bu grafik yöntemi son yıllarda teknik analizde de kullanılmaya başlanmıştır. Çubuk grafiğindeki gibi hareket eden bu grafikler muma benzeyen şekillerden oluşur. Her mum şekli ilgili periyodda (seans, gün, hafta vs.) gerçekleşen açılış, en yüksek, en düşük ve kapanış bilgilerini içerir. Açılış fiyatı seans öncesinde işlem gören ilk fiyattır. Pratikte açılış fiyatına erişilemediği durumlarda ise bu fiyat yerine önceki günün kapanışı kullanılmaktadır.


    Mumun boyu açılış fiyatı ile kapanış fiyatı arasındaki farka göre artar veya azalır.

    Kapanış fiyatı açılış fiyatından daha büyükse mumun iç kısmı boş oluşur. Şayet kapanış fiyatı açılış fiyatından daha düşükse o zaman da mumun içi dolu yani rengi koyu olur.

    Mumun içinin dolu olması ya da diğer bir deyişle koyu renkli mum satışların alışlara göre fazla olduğunu ve düşüşü ifade eder. Kapanış fiyatının en düşük fiyata, açılış fiyatının ise en yüksek fiyata eşit olması durumunda mumun altındaki ve üzerindeki çizgi olmaz. Ve içi dolu olarak teşekkül eder. Aksi halde ise, yani açılışın en düşük fiyata eşit, kapanışın ise en yüksek fiyattan oluşması durumunda yine alt ve üst çizgileri olmayan ama içi boş bir mum şekli oluşur.

    Diğer grafik şekillerinde oluşan formasyonlar mum grafiklerinde de benzer şekilde meydana gelir. Genelde içi boş mum şekilleri yükselişi ve piyasanın sağlamlığını, içi dolu şekilleri ise düşüşü ve piyasanın zayıflığını ifade eder.



    Mumlarda Ortaya Çıkan Görünümler

    Yükseliş trendinde veya yükseliş öncesi oluşan bazı mum grafik şekilleri ve isimleri:



    Düşüş trendinde veya düşüş öncesi oluşan bazı şekiller ve isimleri:


    5) Grafiklerde Zaman Ölçüsü

    Her üç grafik türünde de seçilen zaman ölçüsü çoğunlukla gündür. Günlük grafikler çizilirken, fiyatlarda süreklilik sağlamak amacıyla, hafta sonuna denk gelen günler "x" ekseninde gösterilmez. Tatil günlerinde de aynı durum söz konusudur. Günlük grafik, İngilizce'de "daily graph" veya "inter-day graph" olarak adlandırılır.

    Grafikler, günlük yerine haftalık, aylık, yıllık gibi daha geniş zaman ölçülerinde de hazırlanabilir. Gün içinde oluşan verilere erişmek mümkünse (her dakika veya saat başı gibi) bunlar grafiklerde gösterilebilir. Bu grafiklere gün içi grafikleri (intra-day charts) denir.

    Bu grafiklerin hazırlanması, çok sayıda ve sık veri geldiği için hızlı olmalıdır. Veri girişi gibi, grafiğin hazırlandıktan sonra, incelenip yorumlanması ve buna göre bir karar alınması da hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Bu işlemlerin hepsi (karar alma işlemi de dahil olmak üzere) veya bir bölümü gelişmiş borsalarda iletişim araçları ve bilgisayarlar sayesinde çok hızlı gerçekleştirilmektedir.


    6) Aritmetik ve Logaritmik Eksenler

    Zaman içerisindeki fiyat değişimlerinin grafik üzerinde mutlak değerler olarak gösterilmesi “aritmetik”, orantısal değerler olarak gösterilmesi “logaritmik” olarak adlandırılır. Logaritmik y ekseni, uzun zaman sürecinde fiyatlar arasındaki değişimi daha anlamlı olarak izleme fırsatı verir.



    FİNANS VE FİNANSMAN KAVRAMLARI, FİNANSMAN TÜRLERİ

    1.1. Finans Kavramı

    Finans terimi diğer bilimsel kavramlar gibi araştırmacıların farklı yaklaşımlarından kaynaklanan değişik şekillerde tanımlamışlardır. Ancak, tanımlama şekli farklı olmasına rağmen aynı anlamı vermektedir.

    İktisat terimleri sözlüğünde “finans” Latince kökenli olup, nakit ve gelir anlamına gelmektedir. İktisadi açıdan genelleme yapılırsa, para ve para ile ifade edilebilen araçları, finansal kaynakları, bunların oluşum ve hareketini inceleyen, dağıtımı ve yeniden dağıtımı, kullanımını, kurumlar arasında iktisadi ilişkilerinin hesabını ve şartlarını, parasal muameleyi ve kullanımını ifade etmektedir.

    FİNANS: İhtiyaç duyulan fonların uygun şartlarda sağlanması ve etkin bir şekilde kullanılmasıyla ilgili faaliyetlerdir.

    Finans, işletmenin gereksinim duyduğu fonların en uygun koşullarda ele geçirilmesi ve ele geçirilen fonların en etkin kullanımını sağlamaktır.

    Finansın diğer disiplinler ile örneğin iktisat ve muhasebe ile çok yakın bağları vardır. Örneğin iktisat, emek ve sermaye gibi kıt kaynaklara tahsisine ilişkin genel sorun ile ilgilenirken finans yalnızca iktisadın özel bir alanını oluşturan kıt finansal kaynakların tahsisi ile uğraşır. Finansal yöneticinin karşılaştığı kararlar firmanın muhasebe sisteminin sağlaması gereken bilgiyi gerektirir. Ancak, bilgi her /aman uygun biçimde değildir ve bu nedenle finansal yönelici muhasebecinin verdiği raporları yorumlayabilmelidir.

    İş yapabilmek için paraya ihtiyaç vardır. Yani günlük hayatımıza girmiş bir deyimle, işi FİNANSE etmek gerekir, Para, iş sahibinin kendisi tarafından işe konabileceği gibi, Çeşitli şekillerde borç olarak da sağlanabilir.

    Bol parası bulunan bir işadamı için işi finanse etmek zor bir sorun değildir; lüzumlu parayı kolayca işine yatırabilir. Fakat işadamının amacı işin finanse edilmesi, yani lüzumlu paranın sağlanması değildir. Amaç para kazanmak, kâr elde etmektir veya daha bilimsel ve gerçeğe uygun bir deyim kullanılır ise amaç, işletmenin varlıklarının değerini maksimum düzeye çıkarmaktır.1



    1.2. Finansman Kavramı

    Finansman: işletmenin gereksinim duyduğu fon ve paraların gerekli koşullarda uygun vadelerle temin edilmesi, temin edilen finansmanın işletmenin amaçları doğrultusunda kullanılmasıdır.

    Finansman: bir işletmenin kuruluşunda ya da faaliyet dönemlerinde mal ve hizmet üretmek amacıyla gerekli işletme girdilerini sağlamak için her zaman parasal kaynaklara gereksinme duyulur. Bu kaynakların nasıl kullanılacağını belirleyen işlere finansman işlevi denilir.2

    Finans kavramında olduğu gibi finansman da değişik tanımlara ve yorumlara sahiptir. Söz konusu tanım ve yorumlar içerisinde en uygun olanlarını aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:

    Finansman- kurum sermayesinin bir bütün şekilde oluşturulması.

    Finansman- genişletilmiş yeniden üretimi parasal araçlarla temin etme şeklimde tanımlana bilir.



    1.3. Finansman Türleri

    1.3.1. Kredi:

    Kredi, Latince bir kelime “credere” kökünden olup, inanma anlamına gelmektedir. Kavram genel olarak, “belli bir süre sonra ödenmek vaadiyle mal, hizmet, para cinsinden satın alma gücünün sağlanması ya da var olan satın alma gücünün belli bir zaman sonra geri alınmak üzere başka  bir kimseye devredilmesi” şeklinde tanımlanabilir.

    Kredi bankacılık açısından tanımlanacak olursa, bir bankanın yapacağı istihbarat sonucunda gerçek tüzel ya da tüzel kişilere, yasaları, iç kurallarını ve kendi kaynaklarını da göz önünde tutarak teminat karşılığında ya da teminatsız olarak para, teminat ya da kefalet vermek şeklinde tanıdığı olanak ya da sınırdır.

    Günümüzde iktisadi ve ticari faaliyetlerinin çeşitlenmesi, tüccarların, sanayicilerin, imalatçıların ve üreticilerin yatırım ve işletme masraflarının sürekli olarak artmasına neden olmaktadır. Kuşkusuz bütün bu gereksinimlerin işletme sermayesi ile karşılanması olanaksızdır. Bu nedenle üretimin aksamaması, malların dağıtımının sağlanması, üretim ve imalat birimlerinde ortaya çıkan her türlü masrafın karşılanması için bir kredi sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. İşte bu gereksinimi kredi kurumları ve büyük ölçüde de bankalar tarafından sağlanmaktadır.

    Bankalar çeşitli yollardan  topladıkları paraları yatırım faaliyetleri şeklinde belirli kurallar çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine belirlenen kredi sınırları içinde borç verirler ya da kendi itibarlarını ortaya koyarak müşterileri lehine taahhüt ve garantilerde bulunurlar. Alacaklarını vadelerinde geri alırlar ve ihtiyaç sahiplerine verirler. Bu süreçte banka veya  kredi kurumu çeşitli mali tahliller ve sağladıkları istihbaratlarla riskleri asgari düzeye indirirler.

    1.3.1.1. Kredinin Unsurları

    a) Kredide Zaman Unsuru: Kredi sözleşmeleri belirli vadeye göre taahhütler edilir. Bu unsur hem banka hem de müşteri için söz konusudur. Anlaşmada geçerli olan vadelerde gerekli işlemlerin gerçekleşmemesi her iki taraf içinde yaptırım gerektirir. Böyle bir durum tarafları itimat ve itibar kaybetmelerine  neden olur. Ayrıca müşterinin bu olumsuzluklar yanında kredibilitesini de düşürmektedir.

    b)Kredide Güven Unsuru: Belli bir zaman sonra krediye konu borcun vadesinde ödeneceğinden emin olunması kredide güven unsurunu meydana getirir. Kredide zaman unsurunun bulunması  güven unsurunun en büyük dayanağıdır.

    c) Kredide Risk Unsuru: Kredi borcunun ödenmemesi iş ve hizmet yükleminin yerine getirilememesi risk unsurunu oluşturmaktadır. Riskin azalması ya da artması müşterinin alacağı kredi karşılığında bankaya sağlayacağı teminata bağlıdır. Banka tarafından sağlanacak teminat oranı ne kadar yüksek olursa riski de o ölçüde azalacaktır.

    Aynı zamanda teminatın türü de bu konuda etkili olacaktır. Borç alan açısından da riskin azalması kredi maliyetini düşürerek müşterinin masrafını azaltacaktır. Dolayısıyla ödemeler daha rahat yapılacak ve risk asgari düzeyde kalacaktır.



    d) Kredide Gelir Unsuru: Kredi geliri faiz ve/veya komisyondan oluşmaktadır. Kredinin müşteri tarafından vadesindesin de gerçekleştirilmesi vade unsurunun yerine getirir ve kredi gelirini artıracaktır. Müşterinin ödeme yapamaması ya da ödemeden kaçınması doğal olarak kredi gelirini azaltacaktır. Bunun yanında banka ve müşteri arasındaki güvenin tam olması ve riskin asgari düzeyde olması kredinin gelirini ve verimliliğini artıracaktır.

    1.3.1.2. Kredi Çeşitleri

    A. Nitelik Açısından Krediler

    — Nakdi Krediler: Faiz ya da komisyon karşılığında belli bir vadeye bağlı olarak ödünç para verilmesi  “nakit” olarak kullandırılan kredilerdir. Borçlunun herhangi bir nedenle oluşan nakit ihtiyacını bu tür kredilerle belirli bir zaman sürecinde ve işletmenin kredili bitesi kadar karşılanmaktadır. Bankalar tarafından kredi verilirken belirlenen faiz ve komisyon oranı üzerinden elde edilecek gelir düşünülmekte ve buna göre kredi kullandırılmaktadır. Faiz gelirleri ticari bankaların gelir kalemleri içinde genellikle en önemli paya sahiptir. Borçlu cari hesap ıskonto-iştira şeklinde kullandırım nakdi krediye verilecek örneklerden bazılarıdır.

    — Gayri nakdi Krediler: Bir işin yapılmasını, bir malın teslimini veya bir borcun ödenmesini taahhüt eden kimselerin bu taahhütlerini kararlaştırılan koşullara uygun olarak yerine getireceklerini veya borçlandıkları paraları vadelerinde ödeyeceklerini temin etmek üzere bankaca karşı tarafa hitaben taahhütte bulunulması, kefil olunması şeklinde kullandırılan krediler gayri nakdi kredi olarak tanımlanmaktadır.

    Bu tür kredilerde ödünç para verilmesi, yani bankalardan nakit çıkışı söz konusu olmayıp, bir garanti verilmesi (borcun ödenmemesi halinde tazmin edilme taahhüdü) durumu vardır. Gayri nakdi kredilerde bankanın randımanı bu tür işlemler karşılığında aldığı komisyondur. Ödünç para verilmesi söz konusu olmadığı için gayri nakdi kredilere faiz yürütülemez. Söz konusu kredilere teminat mektubu kredisi, harici garanti kredisi, kefalet kredisi örnek olarak verilebilir.



    B. Vadeleri Açısından Krediler

    — Kısa Vadeli Krediler: İşletme ihtiyacı dediğimiz günlük ihtiyaçlar için kullanılır. Kredi olarak verilen  tutarın kredinin kullandırış tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde bankaya geri dönüşünün beklendiği kredilerdir.

    — Orta ve Uzun Vadeli Krediler: Bankaya geri dönüşü 1 – 8 yıllık süre içinde olan kredilerdir. Bu kredilerin vadelerinin uzunluğu ve tutarlarının yüksekliği nedeniyle daha riskli kredi olarak değerlendirilir ve temel olarak banka kaynaklarından verilmez. Muhtelif dış kaynaklardan  yatırım, yenileme projelere dayalı olarak temin edilen fonların firmalara aktarılması yoluyla kullandırılır. Ancak sadece fonun diğer kaynaktan firmaya aktarılmasına aracılık edilmekle beraber orta ve uzun vadeli kredilerde de kredinin geri dönmemesi sonucu oluşacak risk ve zarar bankaya aittir. Bu nedenle bu tür kredinin verilişinde önce firma ve kredinin talep nedeni olan proje hakkında ayrıntılı analiz yapılmalıdır. Orta ve uzun vadeli krediler bir geri ödeme (itfa) planına bağlandıktan sonra kullandırılır. Bu plan içinde genellikle geri ödemesiz bir süre yer alır.
    C. Teminat Açısından Krediler

    — Açık (teminatsız) Krediler:  Kredili müşterinin şahsi kredi değerliliğinin yüksek olması durumunda, sadece bu müşterinin imzası karşılığında kullandırılan kredi türüdür. Bankanın bu krediyi kullandırırken kredi alan müşterinin mal varlığı dışında bir teminatı bulunmamaktadır.

    Bu nedenle açık kredi, diğer kredilere oranla daha riskli bir kredi durumundadır. Oluşturduğu  risk nedeniyle, çok güvenilir, borçlarına sadık, mali verileri güçlü, kendi sektöründe önde gelen işletmelere kısa vadeli krediler açık kredi olarak kullandırır. Müşteri kredi sözleşmesini imzaladıktan sonra kredi kullanımına hazır hale gelmiş olmaktadır.

    —Teminatlı Krediler: Kredili müşterinin borçlu imzasına ek olarak, başka bir gerçek veya tüzel kişi veya kişilerin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzasının alınması kaydıyla kullandırılan kredilerdir. Ayrıca senet karşılığı, ihracat vesaiki karşılığı, rehin karşılığı ve ipotek karşılığı teminatlı kredilerde bulunmaktadır.



    D.Veriliş Maksadı Açısından Krediler

    -Kısa Vadeli Finansman Kredileri: İşletmelerin  ticari işlemleri sırasında çeşitli nedenlerle ihtiyaç duydukları finansmanın sağlanması amacıyla kullandırılan kredilerdir.  İşletmeler bu tip kredi ile işletme sermayesi ihtiyaçlarını finanse ederler. Bazı hallerde vadeleri bir güne kadar düşebilmektedir.

    — İhracat Kredileri: İhracat faaliyetinde bulunan işletmelere ihracat işlemlerini finanse etmeleri amacıyla, ihraç konusu malların yurtdışına yüklemesinin yapılmasından önce veya yüklemeden sonra  kullandırılan kredilerdir. İhracat amacıyla kullandırılan krediler vergi, resim ve harç masraflarından muaftır. Ancak, bu kredi karşılığı taahhüt edilen döviz tutarı, ihracat mevzuatında belirtilen süreler içinde sağlanamazsa daha önce uygulanan istisnalar cezai faizleriyle birlikte geri alının maktadır.

    — İthalat Kredileri: Yurt dışından ithal ettiği malları yurt içinde pazarlayan kuruluşların ithal ediş ile satış arasındaki nakit veya gayri nakdi ihtiyaçlarını gidermek için verilen kredilerdir. İthalat kredisi, kabul kredisi ve akreditif  kredisi bu amaca uygun olarak tahsis edilecek kredi türleridir.



    E.  Yatırım Kredileri

    Yeni bir tesisin kuruluşu veya mevcut bir tesisin genişletilmesi ya da yenilenmesi amacıyla kullandırılan kredilerdir. Orta vadeli krediler sınıfında yer almaktadır. Vadesinin uzunluğu nedeniyle gelişmekte olan ülkelerdeki bankaların öz kaynaklarından kullandırılmaz. Ayrıca bu tür kredilerde de mali tahlil ve araştırma son derece önemlidir.



    F. İşletme Kredileri

    İşletme kredisi olarak tahsis edilen kredilerde orta vadeli kredi şeklinde kullandırılmaktadır. Yeni bir yatırım ya da genişlemesi sonucunda kapasite artışının gerektirdiği işletme sermayesi ihtiyacının finansmanı amacıyla kullandırılması öngörülmüştür.



    1.3.2. Leasing (Finansal Kiralama)

    Leasing 60’ncı yılların başında ABD’de ortaya çıkmış ve istikrarlı gelişme göstermiştir. Finansman türü olan leasing söz konusu yıllarda bankalar tarafından sunulan finansal hizmet türlerinde olagelmektedir. Ancak, leasing geçmişi çok yakın olmayıp, tarım arazileri ve teknolojilerin kiralanması şeklinde yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Ayrıca, 18–19. yüzyıllarda da üretimde kullanılan makine ve üretiklerin satış öncesi bulundurdukları ambarların kiralanması olarak bilinmekteydi.

    Finansal kiralama hizmetinin bankalar tarafından sunulan kredilerin yanında yer almaya başlamasına ve gelişmesine neden olan önemli faktörlerden biri orta ve küçük ölçekli işletmelerin gelişen piyasa şartlarında ihtiyacı olan teknolojilerin satın almasında karşılaştıkları güçlüklerdir.

    Günümüzde finansal kiralama hizmetleri bankalar ve ayrıca sadece leasing hizmeti veren kurumlar tarafından sunulmaktadır. Leasing adı altında işletmelere ihtiyacı olan teknolojilerin uzun vadeli olarak kiraya verilesi anlaşılmaktadır

    Yapılan açıklamalar ışığı altında finansal kiralamayı, bir menkul veya gayrimenkulün ekonomik ömrünün belirli süresi veya tamamı boyunca mülkiyetini kiraya verende, kullanım hakkını ise belirli bir bedel karşılığında kiracıda bırakan, kira süresi sonunda varlığın geri verilmesi veya belirli bir bedel karşılığında mülkiyetinin kiracıya devredilmesini sağlayan bir finansman türü olarak tanımlanabilir. Finansla kiralamanın gerçekleşmesi için üç tarafın bulunması gerekmekte olup, söz konusu tarafları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

    A. Finansal Kiralama (Leasing) Kurumu:

    İthalatçı ya da yatırımcının yararlanmak istediği malı satın alıp, malın mülkiyetini elinde tutan ve malı kiraya veren.

    B. Satıcı:

    Malı finansla kiralama kurumuna satan satıcı.
    C. Alıcı (Kiracı):

    Yatırım malını kiralayan ve malın kullanım hakkını elde eden kiracı.

    Leasing kurumları tarafından verilen hizmetler finansal ve operasyon el leasing olmak üzere iki şekelde sunulmaktadır.

    A.Finansal Leasing

    Leasing şirketinin sadece finansman riskine katlandığı, kiracı tarafından sözleşmeye konu malın kira bedellerinin tamamen ödendiği ve sözleşme suresi sonunda sembolik bir bedelle (iz bedeli) malın mülkiyetinin kiracıya geçtiği leasing türüdür.

    Kiracı mal bedelinin tamamını ödediği için genel olarak leasing dönemi sonunda malın mülkiyetini ekonomik olarak devir alır.

    B.Operasyon el Leasing

    Leasing şirketinin finansman riski yanında sözleşmeye konu olan malla ilgili olan riski de üzerine aldığı, kiracı tarafından mal bedelinin tamamı yerine bir kısmının ödendiği (genel olarak %80’inden düşük bir kısmı) leasing turudur.

    Malın sözleşme süresi sonundaki değerine ilişkin risk ise leasing şirketi tarafından üstlenilmektedir. Kiracının dönem sonunda malı satın alma mecburiyeti bulunmamaktadır. Genel olarak kiracı leasing’e konu malın finansman maliyeti ile ilgili bedelin tamamını ödememektedir ve malın ekonomik ömrüne yakın ancak daha kısa bir süre için leasing yapmaktadır.

    Leasing’in İşleyiş Sureci

    A.Yatırımcı (kiracı, ithalatçı) yatırım yapmak istediği malı seçer, yatırımcı (alıcı) ile satıcı (ihracatçı) arasında bir ürün sözleşmesi imzalanır.

    B. Alıcı yatırım yapmak istediği malı finanse etmesi için leasing kurumuna başvurur. Leasing kurumu, yatırımcı hakkında gerekli araştırma ve incelemeleri yaptıktan sonra sonucu olumlu bulursa alıcıyla bir leasing sözleşmesi yapar.

    C. Leasing Kurumu yapılan sözleşme istinaden malı satın alır, bedelini satıcıya öder.

    D. Satın alınan mal leasing kurumu tarafından kiracıya teslim edilir. Kiracı ise kira bedellerini, malın mülkiyetini elinde bulunduran leasing kurumuna ödeyecektir.

    Leasing’in olumlu yönleri:

    1. Kullanıcı işletme/ kiracı kredi alarak yatırım malının bedelini satıcı firmaya ödemez. Mal bedelini leasing kurumu satıcı firmaya ödemektedir. Kiracıya leasing kurumu tarafından bir tür ayni kredi açılmış olmaktadır. Leasing bilânço kayıtlarında borç olarak gözükmeyip bilânço dışı bir işlem olduğu için kiracının borç / öz sermaye dengesini olumsuz etkilemez.

    2. Projelere %100 finansman desteği; Leasing ile yatırımın tümü finanse edilebilmektedir. İşletmeler yeterli kaynağa sahip olmasalar dahi yatırım yapabilirler.

    3. Kiracı leasing yaparak mevcut kaynaklarını tüketmeden başka alanlarda da kullanabilme olanağına kavuşur.

    4. Finansal kiralamada kira bedelleri, esnek kira ödeme planları ile vade ve diğer şartlar yatırımcının imkânlarına göre ayarlanabildiğinden yatırımcıya ödeme kolaylığı sağlanabilir.

    5. Kiracı teknolojik yenilikleri takip edip, ayak uydurabilme olanağına sahiptir.

    6. Leasing, üretici firmaların yeni mallarını tanıtma ve pazarlaması için iyi bir fırsattır.

    7. Leasing islemi banka kredilerine gore daha esnektir.

    8. Leasing sözleşmesi uzun ve istikrarlı bir finansman yöntemidir.

    9. Kira süresi sonunda kiralanan yatırım malı, dönem sonunda sembolik bir bedelle satın alınabilmektedir.

    10. Satıcı için leasing işlemi peşin satışla eşdeğer bir işlemdir. Bu nedenle satıcı ne ihracatın finansmanı ne de döviz riski konularında bir endişe duymaz. Satıcının yabancı müşterileri malın riskinden de kurtulmuş olur; çünkü leasing kurumu malı satın aldığı için müşterilerle ilgili riski de üstlenir.

    11. Yatırım malının mülkiyeti kiralayanda kaldığı için risk azalmaktadır. Teşvikli yatırımlarda Leasing şirketi teşvikten yararlandırılabilir.

    12. Özellikle kiralanan dönemde leasing’de uygulanan sabit faiz nedeniyle faiz riski kiralayan acısından ortadan kalkar.

    13. Kiracı kiralarını, yatırımdan gelecek kârlarla geri ödeyebilmektedir.

    14. Enflasyona karşı güven ortamı; Leasing ile kiralama süresi ve kira ödemelerinin değişmezliği ile kiracı yapacağı ödemeleri bileceği için kendini güvende hisseder, ileriye dönük planlarını onunu görerek yapabilir.

    15. Kiralayan ile kiracı arasında yapılan Leasing sözleşmesi için alınan teminatlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır

    1.3.3. Factoring:

    Gerek yurtiçi gerek yurtdışı piyasalarda, alacağın vadesinde tahsilini, istenildiğinde vadeden önce belli oranda peşin ödemeyi sağlayan, tahsilât riskinin factor kurumu tarafından üstlenilmesine olanak sağlayan bir finansman aracıdır.3

    Factoring, büyük miktarda kredili satışlar yapan işletmelerin, bu satışlardan doğan alacak haklarının ‘factor’ veya ‘factoring’ şirketi olarak adlandırılan finansal kurumlar tarafından satın alınması esasına dayanan finansal bir faaliyet. Bir factoring anlaşması ile factor, satıcı firmanın yaptığı kredili satışlarla ilgili her türlü muhasebe kayıtlarının tutulması, kredili satışlardan doğan alacakların vadesinde tahsil ve takip edilmesi, alacakların tahsil edilmemesi halinde doğacak kayıpların tam olarak karşılanması, satıcı firmaya kredili satış tutarlarının belirli bir oranında kredi verilmesi, potansiyel ve mevcut müşterilerin mali durumları hakkında bilgi toplanması ve malların satış imkânlarını arttırmak üzere piyasa araştırması yapılması gibi fonksiyonları üstlenir.

    Tarafları

    Bir Factoring işleminde dört taraf bulunur:

    1- İhracatçı:

    Vadeli alacağını devreden taraf.

    2- Factor:

    Vadeli alacağı devir ve satın alan kurum.

    3- Muhabir Factor:

    İthalatçının ülkesinde ithalatçı hakkında bilgi toplayarak istihbarat yapan, tahsilâtı yapan kurum.

    4- İthalatçı:

    Mal alımı dolayısıyla borçlu olan taraf

    Özellikleri

    1. Factoring, kısa vadeli bir finansman aracıdır. (90-180 gün)

    2. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için uygun bir finansman yöntemidir.

    3. Alacak hakkı factoring kurumu tarafından satın alınır, alacağın tahsil edilememesi durumunda tüm risk factor’e ait olup ihracatçıya rücü hakkı bulunmamaktadır.

    İhracat Factoringi, ihracatçının vadeli ihracatından doğan alacak hakkının factora devredilerek, alacak riskinin borçlunun ülkesindeki muhabir factor tarafından üstlenilmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlayan factoring türüdür.

    İthalat Factoring i ise ithalatçı firmanın yaptığı ithalatta, yurtdışında bulunan factorun aynı ülkedeki ihracatçı firmaya factoring hizmeti sunmasıdır.4

    Yurtdışı Factoring, İthalat ve İhracat Factoring olarak ikiye ayrılır. Günümüzde sıkça başvurulan bir yol olan Yurtdışı Factoring şu şekilde işler:

    — Satıcı malları ve faturayı alıcıya yollar;

    — Satıcı faturanın bir kopyasını factoring firmasına gönderir;

    — Factoring şirketi satıcıya faturanın %80’ine kadar bir ön ödeme yapar;

    — Factoring şirketi fatura kopyasını alıcının ülkesindeki muhabirine yollar;

    — Muhabir faturayı tahsil eder;

    — Muhabir, factoring firmasına ödemeyi yapar, factoring firması da satıcıya kalan ödemeyi yapar.

    Factoring in Avantaj ve Dezavantajları

    a. Avantajları

    1. İhracatçının alacağını vadesinde tahsil edilememe riskini factoring işlemi ortadan kaldırır.

    2. İhracatçının mal satımı ile ilgili muhasebe ve defter kaydı tutmasına gerek kalmamaktadır. Bu işlemleri factoring şirketi gerçekleştirmektedir.

    3.İhracatçı alacağını vadesinden önce belli oranda tahsil edebildiğinden nakit ihtiyacını giderebilmekte, başka kredi imkânlarına bas vurmaya gerek olmayabilmektedir.

    4. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit ihtiyacı zamanında karşılanabildiğinden bu firmaların dış piyasalara girmesi kolaylaşır.

    5. Bilânço daha likit hale gelir. Çünkü ihracatçının alacakları azalmaktadır.

    6. Factoring, ithalatçıya kredili satış imkânı tanıdığından ihracatçının rekabet gücü ve ihracatı artar.

    7. İthalatçının ihracatçı lehine akreditif açtırmasına gerek kalmayıp, ithalatçının ekstra maliyet yüklenmesini önler.

    8.İthalatçı açısından vadeli mal alımı söz konusu olduğundan ithalatçı ihracatçı tarafından finanse edilmiş olur.

    9. Factoring şirketi bu hizmetinden dolayı komisyon yanında birde faiz geliri elde etmektedir.

    10. Factoring şirketi dış piyasalara ait bilgiler toplamaktadır. Müşteri ile ilgili geniş bir bilgi birikimine sahip olabilmekte, müşteri ağını genişletebilmektedir.

    b. Dezavantajları

    1. Factorun üstlendiği risk karşılığı alacağı komisyon ve faiz ihracatçı için maliyetli olabilir.

    2. Kur riski, tahsilâtın yapılamaması veya gecikmesi riski, politik ve ticari risk factoring şirketi için üstlenilen dezavantajlı durumlardır.

    3. Her bir müşteriye yapılan satışların değeri küçük ve fatura sayısı fazla ise maliyeti yüksek olabilir.5

    4. Factoring bazı işletmeler için riskli bir finansman aracı olarak görüldüğünden, bu finansman aracılığını kullanan işletmelere vadeli mal satmamaktadır.6

    1.3.4. Forfaiting:

    Forfaiting, özellikle vadeli mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan ve bir kambiyo senedi (poliçe, bono), garanti mektubu veya alacağın devrine izin veren başka bir araç ile belgeli alacakların, ihracatçıya ve belge leh darına rücü edilmeyecek şekilde satın alınmasıdır.7

    Forfaiting işleminde genelde alıcının borcu karşılığında satıcıya verdiği emre yazılı senet ve poliçeler kullanılmakta olup, işlem gerçekleştikten sonra ihracatçının hiçbir yükümlülüğü kalmamaktadır.

    Her çeşit alacak forfaiting işlemine konu edilebilirse de, uygulamada emre yazılı senet ve poliçe şeklindeki ticari alacaklar daha güvenli olduklarından tercih edilmektedir. Forfaiting hizmeti veren kurum, belli bir ıskonto oranı üzerinden devraldığı senet veya poliçe şeklindeki alacakların karşılığında, teminat olarak banka garantisi talep etmektedir.

    Dış ticarette banka (forfaiter) politik risk, transfer riski, döviz kuru riski, ticari risk ve faiz oranı riskini ihracatçıya rücü etmeksizin üstlenir. Bu risklere karşı banka (forfaiter), kendini korumak için o ülkede tanıdığı bir bankanın poliçelere aval vermesini istemek durumundadır. Aynı zamanda ithalatçı ve ülkesi hakkında ayrıntılı bilgilere sahip olmalıdır.

    Tarafları

    Bir forfaiting işleminde dört taraf mevcuttur:

    1. Satıcı

    2. Alıcı

    3. Aval veren veya Garantör olan banka

    4. Alacak hakkını satın alan forfaiter.

    Özellikleri

    1. Kısa vadeli bir finansman aracı olan factoring işleminin tersine, forfaiting orta ve uzun vadeli bir finansman aracıdır.

    2. Alacak hakkı forfaiter’e geri dönülemez yani rücü edilmeyecek şekilde satılır.

    3. Banka tarafından alacağa aval verilmekte veya garantör olunmaktadır.

    4. Alacak senetleri ikincil piyasada da işlem görebilir.

    5. Yatırım malları ihracatından doğan alacakların iskontosunda uygulanır.

    Forfaiting’in avantajları:

    1. Kur riski, mal bedelinin ithalatçı tarafından ödenmemesi riski, ticari ve politik riskini forfaitere yüklendiğinden, ihracatçı bu risklere karşı kendini korumuş olur.

    2. Riskler Forfaiter tarafından üstlenildiği için ihracatçının ihracat kredi sigortası yaptırmasına gerek yoktur.

    3. Forfaiting ile ihracatçı %100 finansman sağlar.

    4. İhracatçı vadeli alacağını vadesinden önce nakde dönüştürebildiğinden likiditesini arttırır.

    5. Forfaiter mal bedeli tahsil edemediğinde, alacağı ihracatçıya rücü edilemeyecek şekilde satın aldığından alacağın tahsili, takibi gibi işlemleri kendisi yürütür. Bu durum ihracatçıya avantaj sağlar.

    6. İhracatçıya genellikle sabit faiz oranı uygulandığından ihracatçı faiz oranlarındaki değişimlerden etkilenmemektedir.

    7. Forfaiting ihracatçıya zaman tasarrufu, finansman kolaylığı sağladığından, ihracatçının rekabet gücünün artmasına ve pazar ağının genişlemesine katkı sağlar.

    8. İhracatçı forfaitingle likiditesini güçlendirerek orta vadeli kredi almasına gerek kalmadan borçlanmasını azaltabilir.

    9. Forfaiting işlemi ihracat finansmanı sağlayan diğer geleneksel finansman araçlarına göre daha basit bir prosedürlerle yapıldığı için ihracatçı daha kısa sürede ve daha az belgeyle finansman sağlayabilmektedir.8

    10. İthalatçı için forfaiting basit, işlemin hızlı yürümesi ve sabit faizli finansman imkânı önemli avantajlardır.9

    11. Alacağı gösteren bono ve poliçeler ikincil piyasalarda işlem görebildiğinden Forfaiter için avantajlıdır.

    12. Garantör forfaiting işleminde faiz geliri elde eder ve sunduğu hizmet karşılığı ücret alır.10

    Forfaiting’in dezavantajları:

    1. Mal bedelinin ödenmemesi durumunda, forfaiterin ihracatçıya rücü hakkı olmamaktadır.

    2. Forfaiting işleminde, forfaiter tüm riskleri üstlendiği için, daha yüksek bir pay uygulamakta, bu nedenle forfaiting finansman yöntemi, diğer finansman yöntemlerine göre daha pahalıdır.11 Dolayısıyla forfaiter uyguladığı yüksek marjlar hem ihracatçı hem de ithalatçı için dezavantajdır.

    3. İthalatçıya aval veren ya da garantör olan banka nezdinde ithalatçının kredi limiti azalmaktadır.

    4. İthalatçı forfaiting işleminde ödemesi gereken bedeller yanında bir de aval/garanti bedeli ödemektedir.

    5. Forfaiter ihracatçının mal-alım satımı yaptığı farklı ülkelerin bono, poliçe, garanti veya avalle ilgili tüm yasal düzenlemeleri ve yönetmelikleri bilmesi gerekmektedir.12



    6. Forfaiting işleminde, garantör garanti ettiği ödemekle yükümlüdür.


    1 http://enm.blogcu.com/finans-nedir_4579633.htm(07.12.09)

    2 https://www.veribaz.com/login.html?m=1&ul=finansman-342016.html(08.12.09)

    3 Pamukbank T.A.Ş. Uluslararası Ticari Kurallar, Kurumsal Hizmetler Bölümü Yayın No: 1, 4, 3,-03, İstanbul, 2002, s.161.

    4 ALİ TAŞPOLAT, Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret, Seçkin yayıncılık, İstanbul, 2004. ss.560–561.

    5 APAK SUUDİ, Uluslararası Finansal Teknikler, Analiz, Teori, Uygulama, İstanbul, Emlak Bankası Yayınları, 1992, s.97.

    6 SUUDİ, a.g. e1992. s.97

    7 NİYAZİ ERDOĞAN, Uluslararası İşletmelerde Mali Risk ve Yönetimi & Çağdaş Finansman Teknikleri,2.Baskı, İstanbul 1995, s.172.

    8 HÜSAMETTİN KILIÇ KAYA, İhracatın Finansmanında Güncel Bir Yöntem: Forfaiting, Hazine ve Dış Ticaret Dergisi, sayı: 8, 1991, s.61.

    9 ERKUT ONURSAL, Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama, Ankara, 1996. s.351.

    10 ONURSAL, a.g. e. s.351.

    11 ONURSAL, a.g. e. s.351.

    12 ERDOĞAN, a.g. e, s.183.






        Ana sayfa


    3 grafikler ve teknik analiZ

    Indir 92.83 Kb.