bilgiz.org

3. Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi

  • Medya İletişim: UMUT KABLAN (ERA MEDYA) 0.212.297 89 90 http://www.gidaguvenligikongresi.org



  • Tarih27.12.2017
    Büyüklüğü21.55 Kb.

    Indir 21.55 Kb.







    3.Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi
    Gıda Güvenliğinin Sağlanabilmesi İçin Bağımsız Otorite

    Oluşturulmalı!
    Toplum sağlığının korunması, gıda sektörünün sağlıklı gelişebilmesi ve uluslararası pazarlarda ürünlerimizin yer alabilmesi için gıda güvenliğinin vazgeçilmez bir ön koşul olduğu tartışmasız bir gerçektir. 3 - 4 Mayıs 2012 tarihinde İstanbul Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi'nde yaklaşık 650 kişinin katılımı ile Gıda Güvenliği Derneği koordinatörlüğünde Uluslararası Gıda Koruma Birliği – IAFP işbirliği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteğinde gerçekleştirilen, Gıda Güvenliği konusuna özel olarak ülkemizde düzenlenen tek kongre niteliğinde olan 3. Gıda Güvenliği Kongresi’nde, gıda güvenliği konusu her yönüyle değerlendirilmiş ve bu değerlendirmelerin sonucunda süzülen çıktılar kamuoyunun bilgisine sunulmak üzere hazırlanmıştır. Gıda güvenliğinin her yönüyle değerlendirildiği sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaşan Kongre Başkanı Saner; sonuç bildirgesinin gıda güvenliği konusunda yapılması gerekenlerin bir özeti olduğunu, ilgili tüm kesimlerin bu doğrultuda üzerlerine

    düşeni yapacaklarını umduklarını ifade etmiş, çıkan sonuçları kendilerinin de takip edeceğini bildirmiştir.
    1- Son yıllarda halkı yanlış yönlendiren ve artarak, engel tanımaz bir biçimde sürmekte olan bir bilgi kirliliği mevcuttur. Yazılı ve sözlü medya kanalıyla, konu uzmanı olmayan kişiler her an bilimsel temellerden uzak açıklamalar yapmakta; medyanın körüklediği bu durum tüketiciyi yanıltarak risk algısını gerçek risklerden uzaklaştırmaktadır. Tüketicileri yanıltan kişilere yönelik olarak geliştirilen hukuki bir sistem bulunmamakta, bağımsız bir Gıda Otoritesi’nin bulunmayışı ve üniversitelerin, meslek ve sivil toplum örgütlerinin çekimser tutumu sorunu daha da derinleştirmektedir.
    Risk iletişiminde Bakanlıkça kullanılması gereken yöntemler henüz net olarak belirlenmediği için, gerek bilgi kirliliği gerekse riskin varlığı karşısında zamanında etkin tavır geliştirememekte ve zamanında doğru bilginin aktarılmasında gereği gibi hızlı davranamamaktadır. Tüm bunların önlenmesi için acilen;


    • Risk iletişiminde güven telkin eden bağımsız bir otoritenin oluşturulması. Otorite oluşturulana kadar Bakanlığın öncü bir rol üstlenmesi, proaktif olması ve 7 gün 24 saat risk iletişimini sağlayabilecek yapıya kavuşturulması




    • Risk iletişimi stratejilerinin ilgili kamu kurumları, üniversiteler-bilim insanları, sektör temsilcileri, Sivil Toplum Örgütleri, Meslek Odaları gibi tüm taraflarla birlikte belirlenmesi




    • Risk iletişimi yöntemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasında mutlaka iletişim bilimci ve sosyolog gibi meslek dallarının yer alması sağlanmalıdır.

    Gıda güvenliği konusunun tüm paydaşları, bilgi kirliliği ile mücadelede hukuki yolları kullanma kararlılığındadır. Bu amaçla yeni bir yapılanma oluşturulması için acilen değerlendirmelerin yürütülmesi gerekmektedir.


    2- Risk değerlendirmesi gıda güvenliğinin en temel kavramlarından biridir. Bu konuda AB’deki EFSA gibi bağımsız, şeffaf bir risk değerlendirme otoritesi kurulmalı, bu konuda yeni gıda mevzuatındaki planlama döneminin bir an önce tamamlanarak uygulamaya geçilmesi gerekmektedir.
    3- Mevzuat oluşturma çalışmalarında konuyla ilişkili paydaşlardan alınan görüşler göz ardı edilmemeli; yansıyan sorunların algılanması ve katılımcılığın sağlanması konusunda çaba sarf edilmelidir.
    4- Gıda denetimlerinin etkin ve gereği gibi yürütülmesi sağlanmalı; bu amaçla altyapı eksiklikleri giderilmeli ve eleman eksikliği uygun nitelikte personel alımı ile kapatılmalıdır.
    Bakanlık ve yetkili özel laboratuvarlarda kullanılan kit ve analiz yöntemleri arasında bütünsellik sağlanmalı, analizleri gerçekleştiren personele eğitim verilmelidir.
    Bu denetimlerin yeni mevzuatta öngörüldüğü gibi; gıda zincirinin tüm aşamalarında bir bütünsellik içinde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
    5- Gıda denetimlerinde taklit ve tağşiş yapan firmaların ve güvenli olmayan gıdaların teşhirine yönelik çalışma başlatılması olumlu bir gelişmedir, ancak bu konuda izlenen yolda belirsizlikler mevcuttur. Var olan Kanun ve yönetmelikler teşhiri mümkün kılmakta ama bu konunun uygulama usul ve esaslarıyla ilgili yayınlanmış bir talimat veya genelge veya yönerge bulunmamaktadır. Bu amaca yönelik olarak kullanılacak yöntemlerin ve uyulacak kural ve ilkelerin ve gıda güvenliğine ait ülkemizin öncelikli konularının belirlenmesine ihtiyaç vardır.
    Bilgi paylaşımında sadece kayıtlı ürünler gündeme gelmekte, kayıtdışına yönelik tespit olmaması ve dolayısıyla teşhir mekanizmasının işlememesi tüketiciyi Bakanlık’ın onayı dışında olan kayıtsız, ambalajsız ürünlere itmektedir. Bakanlık tarafından tüketicilerin bu tip ürünlere yönlendirilmesine karşı alınması gereken önlemlere yönelik detaylı bir çalışma yapılmalıdır.
    Gıda işletmeciliğini kurallara uygun olarak yapan firmaların da kamuoyunca bilinmesi sağlanmalıdır. Tüketicinin kayıtlı ürünlere ilgisinin arttırılması hedeflenmelidir. Kayıt ve onay alan firmaların webden duyurulmasına bir an önce başlanmalıdır.
    6- Gıda sektörü her üretim dalında tüketici güvenini yükseltme konusunda bir strateji belirlemeli, gıda güvenliğine gerekli özeni göstermeyen veya taklit-tağşiş yapan firmaların sektör örgütleri kanalıyla dışlanması sağlanmalıdır.
    7- Gıda sektöründe kayıtdışılık önemli bir sorun alanı oluşturmaya devam etmektedir. Kayıtdışına karşı mücadele verilmesi halinde gerçek anlamda halk sağlığını koruma yönünde adımlar atılmış olacaktır.
    8- KOBİ’lerin gıda güvenliği konusunda bilgi eksikliğinin giderilmesi ve bu işletmelerde üretilen ürünlerin güvenirliğinin sağlanması gerekmektedir. Yeni gıda mevzuatımızın gıda sektörü tarafından uygulanabilmesi için KOBİ’lerin gıda güvenliğine yönelik olarak yapacakları altyapı, eğitim, danışmanlık ve analiz gibi konularda uygun finansal teşvik programlarının devlet tarafından uygulamaya geçirilmesi tüketici sağlığının korunması ve Türk gıda ürünlerinin markalaşıp yurtdışında yaygınlaşması açısından çok önemlidir. 30 BG , 10 çalışanın altındaki işlemelere konu uzmanlarının ulaştırılması sağlanmalıdır. Bu amaca yönelik olarak Gıda Danışmanlığı sistemi getirilmelidir.
    9- Gıda işlemelerinde zorunlu olan HACCP sisteminin gereği gibi işlemesi sağlanamamıştır. HACCP belgeleri ticarete konu olur hale gelmiştir. Sorunu önlemeye yönelik gereken önlemler bir an önce alınmalı, HACCP konusunda sektörel rehberler hazırlanmalı ve Bakanlığın HACCP denetimlerini de yapabilmesi sağlanmalıdır.
    Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri uygulaması ihtiyari olan ancak gıda güvenliğinin sağlanmasına hizmet eden sistemlerdir. Bu sistemlerin uygulamada yaygınlaştırılması özendirilmelidir. Hijyen Kılavuzlarının hayata geçilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
    10- Gıda ve gıda ile temas eden maddelerin üretiminde kullanılan yeni teknolojilerin gerek çevre gerekse sağlık üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda risk değerlendirmesinin yapılması ve bu teknolojilerle üretilen ürünlerin etkin kontrol yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
    11- Gıda işletmelerinin henüz kurulmadan önce, tasarım aşamasında hijyenik dizayn ve gıda üretimine uygunluk anlamında proje onayına tabi olması sağlanmalıdır.
    12- Ülkemizde gıda kaynaklı sağlık sorunlarına yönelik tıbbi veri toplama ve veri analizi sürecinde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı bu eksikliği acilen kapatması, epidemiyolojik çalışmalara öncelik vererek ülkemizde güvenilir gıda sorunları biyoistatistiklerinin oluşturulmasına yönelik altyapı ve uygulamaları geliştirmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
    13- Bitkisel ve hayvansal birincil üretimdeki ölçek ekonomisi sorunu üretim maliyetlerini arttırmakta ve dolayısıyla karsız üretimlerin yapılmasına ve dolayısıyla gıda güvenliğinin ikinci plana atılıp göz ardı edilmesine neden olmaktadır. O nedenle tarımsal üretimde verimliliğin geliştirileceği; tarla büyüklüklerinin ve çiftlikteki hayvan sayılarının ekonomik ölçeğe büyütüleceği kırsal kalkınma bazlı iyi uygulama örnekleri ve modelleri geliştirilmelidir. Tarımsal üretimde gıda güvenliğinin sağlanmasında ölçek ekonomisinin kritik bir nokta olduğu göz ardı edilmemelidir.


    Medya İletişim: UMUT KABLAN (ERA MEDYA) 0.212.297 89 90
    http://www.gidaguvenligikongresi.org










        Ana sayfa


    3. Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi

    Indir 21.55 Kb.