bilgiz.org

1.“Gerçeği buldum.” deme, “Bir gerçek buldum.”de!

  • YAŞAM VE UMUT



  • Sayfa9/13
    Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü0.78 Mb.

    Indir 0.78 Mb.
    1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13

    SAYGI VE SAYGINLIK

    Saygı ve saygınlığa ilişkin değer yargılarımız, davranışlarımız, genellikle hatalıdır. Kişileri; niteliklerinden çok, bulundukları mevki veya servetleri açısından değerlendiriyor ve onlara bu çerçevede saygı gösteriyoruz. Para ve mevki, adeta saygınlık ölçüsü oluyor. Bu değer yargısının doğal sonucu olarak kişi, bulunduğu mevkiden ayrıldığında veya serveti azaldığında toplumdaki saygınlığını da yitirmiş oluyor.


    Kişiler; topluma katkıları, yapıtları, nitelikleri, davranışlarıyla değerlendirilmeli; buna göre saygınlık kazanmalıdır. Rastlantılar, fırsatçı davranışlar, eş-dost desteklemesi, bazı kişileri uygun düşmedikleri makamlara getirebilir. Ancak bu tür kişilere, bulundukları makam, mevki gerçek bir değer kazandırmaz.

    Kişiler, bulundukları makam nedeniyle saygınlık kazanmamalı, kendi kişilikleriyle bulundukları makama saygınlık kazandırmalıdırlar.



    Ö. AKGÜÇ

    Yazar, hangi tür davranışlardan yakınıyor?

    Yazara göre kişi saygınlığının asıl ölçütü neler olmalıdır?

    Yazının son cümlesinden ne anlıyorsunuz? Kısaca açıklayınız?



    ARKADAŞLIK

             Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.

            “Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”demiş.

    Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.  Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:

               “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.”demiş.

                 Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası ona:

               “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar” demiş.

    Baba oğluna niçin çivilerle dolu bir çuval vermiş?

    Yukarıdaki parçadan hangi ana fikri çıkarabiliriz?

    Aşağıdaki bulmacada yukarıdaki parçada geçen beş kelimeyi bulunuz ve anlamlarını kısaca belirtiniz?

    AZMİN GÜCÜ

    Gözleri yüksekte olup güvenle yola çıktıklarını gördüğüm insanların hepsi hedeflerine ulaştılar, hem de tahminimden çok daha erken. Gerçi onlar faydalı bir girişimi asla ihmal etmemiş, işlerine yarayabilecek insanlarla daima ilgilenmekten geri durmamışlardır. Kısacası gerektiği zaman gerekenleri de pohpohlamışlardır. Nice tembeller görmüşümdür: “ Parmağımı bile kımıldatmam, ayağıma gelip beni arasınlar.” derler. Asıl isterler ki, kimsecikler onlara dokunmasın. Gerçekten kimse dokunmaz onlara. Bazen toplum adaletsizdir. Derler ya, bu hüküm haksızdır. Toplum kendisinden bir şey istemeyene, yani devamlı ve sebatlı bir şekilde istemeyene bir şey vermez.

    ALAIN
    S-1- Yazar, kimlerin tahmininden önce hedefe ulaştıklarını söylüyor? ( 10 Puan )

    S-2- Yazara göre yargılarında haksız olanlar kimlerdir? ( 10 Puan )



    İMTİHAN

    Dördü de aynı evdeydi.Sabah uyandıklarında iş işten geçmişti ve bunun anlamı da;Türkçe imtihanının kaçmış olduğuydu...Biraz da ikna kabiliyetine güveniyorlardı hani.Nasılsa Türkçeci sakin bir adamdı.

    O gün okula bile uğramadılar!

    Yarın...


    Dördü bir ağızdan konuşuyordu,çünkü panik halindeydiler.Sebebi;hocanın,mazeretlerini kabul etmiyor olmasıydı.

    Fakat onlar,sabah erkenden evden çıktıklarını,beraber arabaya bindiklerini ve lastik patladığı için sınava yetişemediklerini söylemekte ısrar ediyorlardı.

    Hoca dördüne de uzun uzun bakarak dediki;


    • Tamam.Üç gün sonra gelin.Dördünüzü de imtihan edeceğim.

    Hocayı kandırdıklarına inanan dört kafadar sevinçle birbirlerini kutladılar.Üç gün sonra;

    • Umarım üç gün boyunca daha iyi hazırlanmışsınızdır.dedi hoca.

    • Hazırlandık hocam...

    • Size inandığım için tekrarladığım bu imtihanda çok basit sorular hazırladım sizlere.Kağıtlarınızı oturacağınız sıralara koydum.Hadi sınıfa girelim ve başlayalım.

    Sınıfta dört kağıt vardı;Sınıfın dört köşesine gelen,birbirlerine uzak sıraların üzerinde...

    Dört öğrenci birer kağıdın başına gitti.Kağıdın ön yüzünde dört soru vardı;Kenarlarında “10 Puan “yazan...ki bunlar,neredeyse ilkokuldan beri her gün çözdükleri cümlelerdi.

    Altmış puanlık tek soru arka sayfadaydı.Ve o,diğerlerinden bile kolaydı aslında...

    Kağıdın üstündeki soru cümlesi şuydu:

    “Patlayan hangi lastikti?”

    Hoca ,sınıfın bir kenarından;dört köşeye oturmuş öğrencilerini süzüyordu sessizce....

    D.Ali MISIRLIOĞLU

    Yukarıdaki metinde öğrenciler imtihanı neden kaçırıyorlar?

    Öğrencilerin davranışları sizce doğru mudur?

    Öğretmen öğrencileri kaç gün sonra nasıl imtihan yapıyor?

    İlk dört sorunun cevabı imtihanı başarmalarına yeterli puanı sağlıyor mu?

    Kağıdın arka yüzündeki soru öğrencilerin yalanını nasıl ortaya çıkaracaktır?



    YAŞAM VE UMUT

    Güzel bir bahar günü iki kurbağa güle oynaya kırlarda gezerlerken , nasıl olduysa içi süt dolu bir kovaya düşmüşler.Kurbağalardan biri hemen paniğe kapılır ve “ Artık burdan kurtulmam olanaksız.” diye düşünerek kendini bembeyaz sütün içine bırakır.Zavallı kurbağacık çaresizce dibe doğru çöker ve boğulur.İkincisi ise “Belki kurtulurum.Ama sonuçta boğulsam da çırpınacağım,direneceğim.”der.Dediği gibi de yapar kurtulma umuduyla sürekli devinmeye, hareket etmeye başlar. Bu çabaları sonunda süt yağ bağlar.Umutsuzluğa kapılmayan kurbağa da oluşan yağ tabakalarından birinin üzerinde kalarak kurtulur.

    Gördüğünüz gibi ,birinci kurbağa umudunu yitirerek kendi sonunu hazırlar .

    Belli ki hiçbir umut ışığı kalmazsa bazı insanlar da kendilerini ölümün ellerine teslim edebilirler.Böyleleri umutsuzluğun,karamsarlığın batağında boğulanlardır.Çünkü umutsuzluk hastalıkların en korkuncudur.Umudumuzu yitirirsek yaşama isteğimizi ,direncimizi kısaca herşeyimizi yitiririz.


    1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13






        Ana sayfa


    1.“Gerçeği buldum.” deme, “Bir gerçek buldum.”de!

    Indir 0.78 Mb.