bilgiz.org

1.“Gerçeği buldum.” deme, “Bir gerçek buldum.”de!

  • BİTKİLER NASIL YARDIMLAŞIR



  • Sayfa7/13
    Tarih29.12.2017
    Büyüklüğü0.78 Mb.

    Indir 0.78 Mb.
    1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   13

    Ü Ç B A L I K


    Birkaç balıkçı, bir gölcüğün kıyısında üç balık görürler . Bir ağ getirmek üzere koşup gittikleri zaman balıklardan en akıllısı düşündü:”Bu balıkçılar bizi nasıl yakalayacak? Arkadaşlarla konuşacak olsam, türlü fikirlerle aklımı çelerler. İyisi mi ben buradan çekilip gideyim...” diyerek, gölcüğü terk etti, denize daldı. İkinci balık yarı akıllıydı. Kaçıp kurtulmayı akıl edemedi. Şöyle düşündü : “Su yüzüne çıkar, sırt üstü döner,kendimi ölü gösteririm. Ölü balığı hiçbir balıkçı tutmak istemez.” Üçüncü balık hiçbir tedbir düşünmüyor, keyfine bakıyordu.

    Bu sırada balıkçılar geldiler. Su yüzünde ölü bir balık görünce , alıp karaya attılar. Kendini ölü gösteren balık , çırpına çırpına , gizlice suya daldı; canını güçlükle kurtararak kaybolup gitti. Balıkçılar ağ atarak üçüncü balığı yakaladılar.

    Zavallı balık, ateş üzerindeki yağlı tavada zıplarken şöyle diyordu:

    “Eğer bir kez daha dünyaya gelirsem , gölcükte değil denizde yaşarım bir. Her işte arkadaşlarıma danışırım iki, tehlike anında keyfimi değil,tedbirleri düşünürüm üç.”

    MEVLANA


    1. Üç balığın özelliklerini belirtiniz.

    2. Balıkçıları gören balıklar ne yapıyor? Kısaca açıklayınız.

    3. Parçada bize kaç öğüt veriliyor? Bunları açıklayınız.



    BİTKİLER NASIL YARDIMLAŞIR


    Yosunlar soğuğa karşı dayanıksızdırlar. Kış mevsiminin sert soğuklarından korunmak zorundadırlar. Bir bakıma yaşamaları buna bağlıdır, diyebiliriz.

    Peki, ne yapacak su yosunu? Oturup ağlayacak değil ya! Isınması lâzım. Ama denizin dibinde soba yok, kalorifer yok...

    Su yosunu kara kara düşünürken deniz mantarı imdadına yetişir. Onu sıkı sıkıya sarar, ısıtır.Böylece sert soğuklardan korur, hayatını kurtarır.

    Bununla da kalmaz. Mantar, solunum yoluyla çıkardığı karbondioksiti, yosuna ikram eder. Ayrıca ona ham besin suyu da sağlar. Yosunun yaşaması için bunlar da gerekli.

    Komşuluk bu kadar yapılır doğrusu. Mantar üzerine düşen görevi tam manasıyla yerine getirir. Su yosunu dostumuz, bunca iyiliğe nasıl cevap verir dersiniz? Yoksa bazı insanların yaptığı gibi, iyiliğin üzerine mi yatar....

    ( 1,2,3 ve 4. sorular yukarıdaki parçaya aittir. )

    1-Su yosunu niçin kara kara düşünmektedir? Onu bu durumdan kim kurtarır ?

    2-Mantar, bir komşu olarak su yosununa hangi yardımlarda bulunur?

    3- Yazarın insanlarda gördüğü olumsuz davranış nedir ?

    4-Metnin ana fikrini kısaca yazınız.

    Köylünün birinin traktörü bozulmuş. Saatlerce uğraşmış; ama arızayı bulamamış. Tamirci çağırmak zorunda kalmış. Tamirci geldiğinde kaportayı açmış, motorun bir yerine çekiçle tek bir kez vurmuş ve araba çalışmaya başlamış. Köylü, yaptığı işin ücretini sorunca, tamircinin istediği 30 milyon lirayı çok bularak:”Çekiçle bir kez vurdun diye mi bu kadar para istiyorsun? “demiş. Tamirci: “Çekiçle vurmaya bir milyon lira alıyorum zaten.” demiş, “Yirmi dokuz milyonu, nereye vuracağımı bildiğim için istedim.”

    (Aşağıdaki 4 soruyu bu metinden yararlanarak düzgün cümlelerle yanıtlayınız.)


    1. Köylünün tamirci çağırmasının nedeni nedir?

    Köylünün tamirci çağırmasının nedeni; traktörünün bozulması, denediği halde kendisinin tamir etmeyi başaramamasıdır.


    1. Tamircinin, nereye vuracağını bildiği için para istemesinin nedeni nedir? Açıklayınız.

    Tamircinin yaptığı iş, basit görünmesine karşın herkesin yapabileceği bir iş değildir. O bu mesleği öğrenmek için ömründen önemli bir zaman dilimini harcamış, eğitimini almıştır. Zaman ve emeğin yanında para da harcamış, şimdi bunların karşılığını almaktadır.


    1. Köylü tamircinin istediği ücreti niçin çok buluyor?

    Köylü, tamircinin bu işi öğreninceye kadar çektiği sıkıntıyı düşünemiyor; yalnızca bir çekiç darbesiyle, hiç zaman harcamadan işi yaptığını görüp parayı çok buluyor.



    1. Bu olaydan nasıl bir sonuç çıkarıyorsunuz?( ana düşünce/ileti/mesaj )

        1. Her meslek saygıdeğerdir; çünkü onun inceliklerini öğrenmek için kişi; zaman, emek ve para harcamıştır.

        2. Yapılan işi küçümsemeden önce onu öğrenmek için kişinin çektiği sıkıntıyı düşünmeliyiz.



    TIRTIL NASIL KELEBEK OLUR?

    Selçuk, ipek böceği ile uğraşan bir kasabalıdan yirmi kadar yumurta almıştı. Yumurtaları bir karton kutuya koyup günlerce beklemişti. Sonunda bir gün yumurtalar çatladı, kurtçuklar çıkıverdi ortaya. Önce, sırf körpe dut yapraklarını yiyebiliyorlardı. Ama büyüdükçe oburlaştılar.

    Selçuk, daha büyük bir kutu buldu. İçine çatallı dallar yerleştirdi. Günün geldiğinde tırtıllar, kendilerine birer çatal seçip aralarına yerleştiler. Orada kozalarını örmeye koyuldular.

    Günler geçti. Bütün kozalar tamamlandı. Tırtıllar ortada yoktu artık. Çünkü kendilerini kozaların içine kapatmışlardı. Bu kozalar, kabuklu yer fıstığı biçiminde ve gümüş beyazıydı.

    Selçuk, kardeşi Aslı’ya: - Yakında kozalar delinecek, dedi. Dışarı kelebekler çıkacak.

    Aslı buna inanmadı, burun büktü: - Kelebekler, kozaların içine nasıl girmiş ki?

    - Anlamıyor musun? Kozanın içindeki tırtıl, yavaş yavaş kelebeğe dönüşüyor.

    Aslı güldü. Kim bilir ne düşündü. Sonra bebeklerine döndü yine.

    Günün birinde ağabeyi, onu yeniden çağırdı.

    - Gel de gör bakalım, dedi.

    İki kardeş, kutunun başında durup izlediler. Kozalar birer birer deliniyor, içlerinden kelebekler çıkıyordu. Bu konulara pek fazla ilgi duymayan Aslı bile, sevinç içinde ellerini çırpıyordu.

    Kozadan çıkan kelebekler birbiriyle oynaştılar. Dişi olanları bir süre sonra yumurtlamaya başladı. Bu yumurtalar, Selçuk’un kutuya koyduğu ilk yirmi yumurtanın tıpkısıydı. Ne var ki şimdi yirmi değil, yüzlerce yumurta olmuştu kutuda.



    ANLAMA SORULARI:

    1. Selçuk, nasıl kurtçuk sahibi oldu?

    2. Tırtıllar, nasıl yok oldular, yok oluş aşamasına nasıl geldiler? Kozaların biçimi ve rengi nasıldır?

    3. Selçuk, Aslı’ya neler söyledi? Aslı, Selçuk’un sözlerine nasıl karşılık verdi?

    4. Aslı, niçin sevinç içinde ellerini çırpıyordu?

    Dünyada hiçbir dost insana kitaptan daha yakın değildir. Sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk, biraz ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için tek çaremiz kitaplara sarılmaktır.

    Sözün kısası kitabı her yönü ile severim. Anlattıklarına dalıp gitmekten, yapraklarına dokunmaktan taze mürekkebin kokusunu almaktan çevrilen yaprakların çıkardığı hışırtıdan hoşlanırım. Odamdan dışarı çıktığım zamanlar, yanıma küçük boyda bir kitap almayı hiç unutmam. Ne olacağı bilinmez ki? Kalabalık içinde insanın içine ansızın yalnızlık çökebilir.

    Düşüncenin Toprağı

    SORULAR

    1.Yazara göre kitap okumanın faydaları nelerdir?(10 puan)

    2.Yazarın odasından çıkarken yanına kitap almasının nedeni nedir?(10 puan)

    3.Yazar kitapları hangi yönlerden sevmektedir?(10 puan)

    4.Yukarıdaki paragrafın ana fikrini bulup, yazıya uygun bir başlık yazınız. (10 puan)

    “Okumak, insanı hayvandan ayırt eden bu en büyük fark, boş zamanları değerlendirmede en kusursuz araçlardan biridir. Okumak yolu ile en verimli boş zaman değerlendirmesi yapılabilir.Yalnız, her araç gibi okumak da iyi ya da kötüye kullanılabilir.

    İyi bir okuma alışkanlığının iki temel koşulu vardır: Okuma zevki, okuma sabrı.

    “Okuma zevki” eline ne geçerse gelişigüzel değil, iyiyi kötüden ayırt ederek kaliteyi ayırarak seçerek okumak. “Okuma sabrı” bıkmadan yorulmadan sürekli okuyabilmek… “Okuma kültürü” denilen bu iki alışkanlık da küçük yaşlarda ailede ve okulda edinilir.

    Çocuğa daha iki üç yaşlarında iken bol bol resimli kitaplar göstererek bu resimleri bıkmadan bir bir anlatarak, yine kitaplardan kısa kısa hikayeler, masallar okuyarak onlarda kitaba karşı bir merak, bir iştah uyandırmak gerekir.”

    VEDAT NEDİM TÖR

    (Yıllar BöyleGeçti)
    1.Yazara göre insanı hayvandan ayıran en önemli nitelik nedir?(10)

    2.Parçaya göre “okuma kültürü”nü hangi alışkanlıklar oluşturur?(10)

    3.Parçaya göre çocuk okuma alışkanlığını hangi ortamlarda kazanıyor?(10)

    KİTABA BAKALIM



    Hoca, kadılık yaparken bir adam gelmiş:

    Hoca Efendi affedersiniz, size bir şey danışacağım. Geçen gün, komşuların size ait olduğunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim ineğin karnına süsüp onu öldürmüş. Şimdi ne yapmak gerek?”



    Hoca sakalını sıvazladıktan sonra:

    Hayvan bu, dava edemezsin ya!Sahibinin de suçu yok bu işte. Ne bilsin böyle olacağını?” demiş.



    Adam tekrar söze başlamış:

    Kusura bakma Kadı Efendi, demin ben bir yanlışlık yaptım. Ölen inek benimki değil seninki imiş...”



    Hoca, yerinden doğrulup başını rafa çevirmiş:

    Bak,” demiş “Şimdi iş değişti. O halde verin raftaki kara kaplı kitabı da bakalım...”

    NASRETTİN HOCA’DAN FIKRALAR


    Adam neyden şikayetçi oluyor?

    Hoca buna ne karşılık veriyor?

    Hoca, ölen ineğin kendisine ait olduğunu öğrenince ne yapıyor?

    Bu fıkradan nasıl bir ders çıkarıyorsunuz

    Merhaba canım günlüğüm,

    Bugün can sıkıntısından patlamak üzereydim. Neyse ki canım annem her zamanki gibi imdadıma yetişti de, kurtuldum patlamaktan. Niye mi? Biliyorsun okullar tatil. Sabahtan arkadaşım Emine'yi aradım. Annesi ile işleri varmış. Mahalledeki arkadaşlarımı aradım herkesin bir işi var. Kitap okuyayım dedim. Biraz okudum, canım sıkıldı. Ortalıkta sıkıntılı dolaştığımı gören annem:

    Kızım neden mahallemizdeki yaşlıları ziyaret etmiyorsun, dedi. Ben şaşkınlıkla:

    “Olur mu?” dedim.

    Annem:

    - Neden olmasın kızım. Onların şu an buna o kadar ihtiyaçları var ki! Eminim çok sevinirler Hayır dualarını alıp, hâllerini, hatırlarını sormak bizim görevimiz. Yoksa biz yaşlandığımızda kapımızı çalan olmaz değil mi?



    Annem üç tane paket hazırladı. Aldım ve yola koyuldum. Neler mi oldu? Bak anlatayım: Önce Müşerref Teyzeye gittim. O yalnız yaşıyor. Eşi geçen yıl vefat etti. Çocukları hep başka başka şehirlerde. Beni görünce o kadar sevindi ki… Torunlarından bahsedip durdu. Belli ki çok özlemiş. Odanın içinde yerlerde ekmek kırıntıları vardı. Yaşlı olduğundan görememiş olsa gerek. Evi bir güzel süpürdüm. Gözleri doldu. Bana: "Allah razı olsun güzel Zeynep'im. Sen beni memnun ettin, Allah da seni memnun etsin." diye dua etti. Annemin hazırladığı üç paketten birini ona bırakıp oradan ayrıldım…
    Yukarıdaki günlükte çocuğun annesinin hazırladığı diğer iki paketi de siz yukarıdaki gibi dağıtın. Hayali olarak yaptıklarınızı anlatın.
    FOLKLOR

    Birçokları folklor denilince halk oyunlarını, gösterileri, eğlentileri anlar. Oysa bu, yüzeysel bir görüştür. Bir toplumun ortak oluşturulmuş ürünlerinin tümü o toplumun folklorunu oluşturur. Bu nedenle folklor hem bir bilim dalının adıdır, hem de halk yaşayışının çeşitli etkinliklerini kapsam içine alır.

    Folklorun temel kaynağı “halk kültürü” dür. Bu kaynağın kapsamına giren her şey folklor ürünüdür. İnançlar, gelenekler, görenekler, töreler, edebî ürünler(masallar, türküler, maniler, ninniler, efsaneler...), halk müziği hepsi folklorun maddî ya da manevî belirtileridir. Bir ulusun folkloru bunlardan oluşur; bunlarsız olamaz... Gerçekten folklorun; tarih, coğrafya, toplum bilimi, hukuk, edebiyat, dil bilimi başta olmak üzere birçok bilimle yakın ilişkisi vardır.

    ...


    Hikmet Dizdaroğlu

    1.a. Okuduğunuz metne göre folklorun kaynağı nedir?

    b. Folklorun maddî ve manevî belirtileri nelerdir?

    2.a. Metinde, folklorun unsurlarından olan edebi ürünlere hengi örnekler verilmiştir?

    b. Metne göre folklorun hangi bilimlerle ilişkisi vardır?

    3.Birçokları folklor denilince ne anlar?

    DÖVÜŞÇÜ ASLAN İLE YABANDOMUZU

         Bir yaz günü aslan su içip serinlemek amacıyla bir su başına gelmiş. O sırada yabandomuzu da suya eğiliyormuş. Aslan:


          - Çekil bakalım da suyumuzdan içelim, " demiş.
         - Ne demek çekil?, demiş yabandomuzu. Biz hayvan değil miyiz? Biz de su içmez miyiz? Amma şey asıl sen çekil!
         "Sen çekil, hayır sen çekil..." derken işi dövüşe çevirmişler. Nasıl bir dövüş? Kıyasıya, kırarcasına, öldürüp ölmecesine! Kan ter içinde kalmışlar. Ayrılıp bir solukluk dinlenmede ne görsünler? Tepedeki ağaçlara akbabalarla karakargalar konmuşlar:
         "Aman birbirlerini hemen öldürseler de leşleri bize kalsa..." diye bekleşmiyorlar mı?
         Hem aslanda hem yabandomuzunda şafak sökmüş:
        "Aman, kavgayı dövüşü boş verelim! Eski dostluğumuza dönelim. Bu akbabalarla kara kargalara yem olmayalım, iyisi budur..."Demişler, yollarına gitmişler
    .
    SORULAR
    1 – Aslanın tutumun doğru buluyor musun, nedeniyle açıklar mısın?

    2 – Bu masaldan nasıl bir ders çıkarmalıyız?



    1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   13






        Ana sayfa


    1.“Gerçeği buldum.” deme, “Bir gerçek buldum.”de!

    Indir 0.78 Mb.