bilgiz.org

 aslında `7 (şekspir müzikali)` diye başlık açmak lazım bu oyuna

  • www.haberturk.com 21.10.2009 Hande KÖSEOĞLU
  • Cumhuriyet 17.10.2009 Zuhal AYTOLUN 7nin hedefi dünya sahneleri
  • - Nasıl ortaya çıktı Şekspir Müzikali
  • - Metnin tamamı müzikten oluşuyor. Peki, teknik olarak nasıldı işleyiş
  • - Dengeyi kurmakta zorlanmadınız mı
  • İnsanlar şaşırmak istiyor -12 yıldır tiyatro müziği yapıyorsunuz. İnsanlar ne kadar farkında sizce bunun
  • - Sektöre baktığınızda yabancılaşma hissediyor musunuz
  • - Dibe vurdu ama çıkışı var mı
  • Habertürk 15.10.2009 Ece SARUHAN
  • EĞLENCELİ VE EDEPSİZ BİRİ - Türkiye � nin hatta dünyanın ilk Shakespearemüzikalini sahneliyorsunuz Neden Shakespeare
  • -Ona ne şüphe! � İrkilmemde kalkmam da o şey uğruna. Emredersin kalkar. Taarruz biter, süngü düşer � gibi sözleri var.
  • ERKEK SALAKTIR KADINI KISKANIR - � Adam almış dünyayı iki bacağının arasına, biz sefiller de o bacakların arasında dolanıyoruz mezarlarımıza kavuşmak için �
  • -Bunun faturasını da, kadınlar da erkekle birlikte ödüyor...
  • - Shakespeare � in en sevdiğiniz sözü hangisi
  • Oynaşma konusunda iyiyim Oyunda dans da ediyorsunuz.
  • derken, gerçek hislerinizimi yansıtıyorsunuz
  • Kedi gibiyiz kendi kıçımızdan korkuyoruz
  • Taraf 14.10.2009 Yaşam KAYA
  • Habertürk 08.10.2009 Ece SARUHAN
  • www.tiyatronet.com 01.10.2009 Cüneyt İNGİZ



  • Sayfa2/3
    Tarih03.07.2017
    Büyüklüğü249.54 Kb.

    Indir 249.54 Kb.
    1   2   3

    Yedi kısım tekmili birden: Şekspir Müzikali


     

    Bu kez Moda�dayız. İstanbul�un bu güzide semtinin adı gibi tiyatroyu özellikle gençler arasında moda hale getiren bir tiyatrodayız.  


    Açıldığından bu yana tiyatro severleri günümüz dünya tiyatrosundan yeni örnekler ve farklı sahneleme teknikleriyle zengin yorumlara açık klasik oyunlarla buluşturan Oyun Atölyesi�nin yeni oyunu �7� Şekspir müzikali.
    Yönetmen Kemal Aydoğan, erkeğin yedi çağını ünlü İngiliz oyun yazarı Shakespeare�nin şiir ve oyunlarından alıntılarla örtüştürmüş ve ortaya özüyle, sözüyle erkeği birebir yansıtan bir kolaj çıkmış.
    �Bütün dünya bir sahnedir.
    Ve kadın erkek ancak birer oyuncu:
    Sırası  gelen girer,
    Sırası  gelen çıkar.
    Nice roller oynar ömür boyu
    Yedi perdelik bir ömürdür
    Yedisinden yetmişine
    Bir erkeğin oyunu.�
    Müzikalin başrol oyuncusu Haluk Bilginer, yedi çağı dört soytarıyla birlikte anlatıyor. Yaşarken uzun, dinlerken kısacık yedi çağ. Bebeklikten ergenliğe, hükümranlıktan maskaralığa... İki saate sığan koca bir ömür ve iyisiyle kötüsüyle, aşkıyla ıstırabıyla, iktidarıyla sefaletiyle bir bozuk düzen hepimizin içinde olduğu.
    �Doğduğumuz anda, şarlatanlarla dolu bir koca sahneye geldik...� demiş ya Shakespeare Kral Lear oyununda... Eğer bu şarlatanlıkları ortaya dökmekse amacımız kimi kez soytarı oluyoruz kimi kezse dokuz köyün delisi. Avazımız çıktığı kadar bağırdığımız da oluyor, sesimizi kesip başımızı öne eğdiğimiz de. Yaşanmaya çalışılan yalan hayatlar kameralara yansırken, çatlayan, sıvası dökülen, kanayan gerçeklerimiz kuytu bir yerlerde görmezden geliniyor.
    Bilginer�in oyunculuğuyla en az eş düzeyde gördüğüm müzikal yorumculuğu etkileyici. Dört soytarıda Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan�ı müzikalin ruhuna uygun dinamizmde, bestelerin değerini verecek ve orkestranın performansını olumlu yönde etkileyecek nitelikte oyunculuklarıyla izliyoruz.
    Tolga Çebi�nin tek bir türe takılıp kalmayan, Türk sanat müziği formlarından klasik melodilere kadar uzanan müzikleri sözün rengini ve ışıltısını güçlendiriyor. Sekiz kişiden oluşan orkestranın uyumu, disiplini ve performansı övgüyü hak ediyor.
    Oyun başlar başlamaz yüzümüze yayılan gülümseme ikinci perdenin sonunda yerini bu gülümsemeye eşlik eden �Ah keşke ben de soytarı olsaydım� itirafına bırakıyor. Üzerinde yüzyıllar geçtiğinde bile değişmeyen doğruları kaleme alan usta yazarın önünde saygıyla eğilmek, bu doğruları sanat yoluyla aktaran elçileri de alkışlarımızla sarmalamak gerek.
    Ve esmek rüzgâr gibi özgür... Ve alacalı kostümler giyerek içimizi dökmek... ecele yenik düşmeden. Tek isteğimiz bu.

     

     



    www.haberturk.com 21.10.2009

    Hande KÖSEOĞLU

     

    Bütün dünya bir sahnedir!

    Oyun Atölyesi 10. yaşını �7� Şekspir Müzikali�yle kutluyor.

    Tik tak tik tak� Zaman akar, gider. Hikaye basit: Başlangıç ve bitiş, arada geçen vakte de hayat deriz, zaman ve tabiatın daima kral, bizimse bazen bir soytarı bazen de izleyicisi olduğumuz hayat.

     

    Kafa yormadan yaşadığımız, başrolünü oynadığımız sıradan bir hikaye nasıl bu kadar şaşırtıcı hale bürünür, �Hey vakit geçiyor� der ve silkeler sizi, tanık olmak için yolumuz belli: Oyun Atölyesi.



    Dışarıda delirmiş yağmur, içimizde sezonun açılmasıyla birlikte depreşmiş tiyatro aşkıyla Oyun Atölyesi�ndeydik bu hafta. Bazı isimlerin kredileri sonsuzdur, bir şey yapmasalar bile sadece var oldukları için saygıyı hak ederler. Oyun Atölyesi�nde olmak da işte bu demek: Her şeye hazırız, yeter ki Haluk Bilginer�in ellerinden olsun. Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer tarafından 1999 yılında kurulan Atölye, yeni oyunu �7� Şekspir Müzikali ile bu sene 10.yaşını kutluyor. Ama ne kutlama!

    İngiliz edebiyatının kült adamı William Shakespeare ya da oyundaki adıyla �Con oğlu Vilyım Şekspir�in ilham kaynağı olduğu 7 Şekspir Müzikali, atölyenin tiyatro izleyicisine 10. yaş hediyesi. Shakespeare deyince aklınıza ağır metinler, izlemesi, hazmetmesi derin entelektüel birikim gerektiren bir oyun gelmesin. Sahnedeki Shakespeare değil,  �Şekspir�. Yani şahsına münhasır ve bir hayli �bizden�.

    Atölye�nin yeni yedili harikası, dört yıllık bir çabanın ürünü.  As you like it- Nasıl istersen-, Much Ado About Nothing -Kuru gürültü-, Hamlet, Macbeth, Romeo and Juliet, Othello, King Lear gibi kült Shakespeare eserlerinden Haluk Bilginer tarafından titizlikle seçilen ve Türkçe�ye çevrilen metinler, Tolga Çebi�nin 2005 yılından beri üzerinde çalıştığı müziklerle  Kemal Aydoğan�a emanet edilmiş. Kemal Aydoğan da sahneye müthiş bir kolajla, müziğin oyunu değil, oyunun müziği referans aldığı, her duyunuza ayrı ayrı hitap eden bir teatral şöleni sahneye koymuş.

    Müzikal, adından menkul. Bir erkeğin yaşamını 7 evreye bölmüş- doğum-çocukluk-gençlik-orta yaş-olgunluk-yaşlılık-ölüm-, zamanın krallığına şahit olmaya davet ediyor bizi: Kazanan hep kendisi. Dekorda hızla değişen saatler de bu �tik tak� lık halini hatırlatıyor.

     Hikayenin merkezinde bir erkek olması, Shakespeare eserlerindeki erkek egemen hale ithafen. Ama oyunu, Haluk Bilginer�in kadın erkek meselelerine ilişkin kişisel görüşleri aklınızın bir köşesinde izlediğinizde ��Erkekte rahim kıskançlığı vardır, o yüzden salaktır�-  bu ironik erkek öyküsünü izlerken daha da keyif alıyorsunuz; başroldeki kimi zaman güçlü, kimi zaman zavallı, kimi zaman saf ama hep kadınla �bir şey� olan erkek hikayesi seçiminin tesadüfi olmadığına da inanarak... 1.2.3.4.5.6.7 rolüyle kah ağzında emzik, ağlayan zırlayan bir bebek, kah bembeyaz porselen dişleri ve elinde viskisiyle kadın peşinde orta yaşlı bir kurt Haluk Bilginer�in her an daha da yıldızlaşan hali insana �İyi ki buradayım� dedirtiyor. Usta döktürüyor, biz de tanıklığımıza şükrediyoruz.

    Haluk Bilginer�e oyun boyunca King Lear�ın soytarılarının Atölye versiyonu olan dört adet soykarı eşlik ediyor. Film de burada tamamen kopuyor: Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan hangi birine bakacağınızı şaşırdığınız, hızlı, enerjik performanslarıyla resmen büyülüyorlar. Sahne tasarımı, müzik ve metinlerin hepsinin birbirinin içine geçtiği, nasıl bir çabanın ürünü olduğunu her an hissettiğiniz, saygı duyduğunuz, hayran olduğunuz, biraz daha biraz daha uzasa, bitmese dediğiniz müzikal, herkese �İyi ki� dedirtiyor. İyi ki Atölye var, iyi ki hala türlü imkansızlıklara rağmen bu ülkede tiyatro üreten bu güzel insanlar var.

    Biz bu oyundan tütsülenmiş, kendinden geçmiş, her türlü telkine açık, mest olmuş bir halde ayrıldık. Eğer siz de Shakespeare�in deyişiyle, �Bizim istediğimizi değil, canının istediğini veren zaman�ın, zamanınızın kıymetini biliyorsanız, bu müzikal şöleni kaçırmamalısınız.

    Hayatın oynadığımız roller bütünü olduğunu, sahne arkasında hazırlanıp sahne önünde oyunumuzu sergilediğimiz bir performans olduğunu söyleyen Erving Goffmann�a inat,  her şeyin tüm çıplaklığıyla sahnede sergilendiği, sahne arkası ve sahne önünün birbirine geçtiği ve buna rağmen ahengin bozulmadığı bu oyunun çıkışında �sahnenin şarkısı�nı söyleyip duracaksınız:

    �Bütün dünya bir sahnedir,
    Ve kadın erkek ancak birer oyuncu:
    Sırası gelen girer,
    Sırası gelen çıkar.
    Nice roller oynar ömür boyu
    Yedi perdelik bir ömürdür
    Yedisinden yetmişine
    Bir erkeğin oyunu��

     

     



    Cumhuriyet 17.10.2009

    Zuhal AYTOLUN

     

    '7'nin hedefi dünya sahneleri

     

    Oyun Atölyesi�nin yeni oyunu "7"nin müziklerini hazırlayan Tolga Çebi, hedeflerinin ve emeklerinin büyük olduğunu söylüyor. Çeşitli versiyonları yapılmış olsa da, Türkiye'de ve dünyada böyle bir kolajla Shakespeare müzikali yapılmadığını anlatıyor Çebi ve ekliyor: "Bizim yola çıktığımız söz ise: Bütün dünya bir sahnedir. Kadın ve erkek hepsi birer oyuncu. Sırası geldiğinde çıkarlar. Bunlar yedi çağlık bir ömür yaşar."



    Tolga Çebi, Oyun Atölyesi'nin yeni oyunu "7" (Şekspir Müzikali)'nin "7"(Şekspir Müzikali)�nin müziklerini hazırlıyor. Aslında Çebi'yi özellikle yaptığı tiyatro müziklerinden tanıyoruz. Müzik alanında söz sahibi pek çok kişiden daha fazla emek veriyor bu alanda, daha başarılı. Ama o gizli bir kahraman gibi hep geri planda durmaya özen gösteriyor. Şekspir Müzikali ise onun kariyerinde ayrı ve özel bir yere sahip. Doğumdan ölüme, yedi perdelik ömrün müzikali olan "7"de sözün tamamı müzikten, yani Çebi'nin bestelerinden oluşuyor.
    Çebi, hem müzik piyasasının içinde, hem de dışında kalabilmiş bir müzisyen. Bir şekilde denge kurmaya ve öyle ayakta durmaya çalışıyor. "Azıcık kendini bilecek insan" diyerek hem kendisini hem de sektörü dürüstçe ve samimi bir şekilde eleştirebiliyor. Beslendiği kaynak da tam olarak burası zaten.
    Şekspir Müzikali için de "Bunu becerebilirsek bütün dünyaya izletebiliriz. Hedefimiz ve emeğimiz büyük. Beceremezsek de birkaç kişiye gösterip çekiliriz" diyor. Bu yıl ise ertelediklerini hayata geçirecek Çebi. Oyun müziklerinden oluşan iki farklı albüm projesi var. Aynı zamanda bahara kadar da kendi albümünü çıkaracak. Çebi'yle hem Şekspir Müzikali'ni hem de müzik sektörünü ve sergilediği duruşu konuştuk.
    - Nasıl ortaya çıktı Şekspir Müzikali?
    2004'te Othello'yu yaptığımızda konuşmuştuk bir müzikal projesi yapalım diye. Kemal, Shakespeare kolajı yapalım dedi. Metin hazırlandı. O zaman anlamamış tamamı mı müzikal, yoksa bir kısmı mı diye. Sonuçta bütün sözlerin müzikle oluşturulmasına karar verildi. Metin kısaldı. 2004 yılmda dört bestesini yaptım, ancak Ocak 2009'da başladım aslında çalışmaya. Tekst üzerinde yaptığımız çalışmalarla 80'e yakın beste yaptım oyun için.
    - Metnin tamamı müzikten oluşuyor. Peki, teknik olarak nasıldı işleyiş?
    Bu, yaptığım diğer işlere benzemiyor. Müzik, normalde oyunu referans alır ve besteci oyunun üzerine çalışır. Bu kez öyle bir şansım olmadı. Bizimse bütün derdimiz müziğin değil, oyunun önde olması. Üzerinde çalışa çalışa bu noktaya geldik.
    - Dengeyi kurmakta zorlanmadınız mı?
    Ben o konuda rahat bir adamım.
    Müziğim mahvoluyor diye düşünmem. Eğer insanları o şarkıya daldırırsak ve sözler kaçarsa anlamı kalmaz. Konser gibi olur. Halbuki oyun hazırlıyoruz burada. Ve hikaye çok kuvvetli.
    - Türkiye'de Shakespeare müzikali bir ilk. Tedirginlik yaşadınız mı bu konuda?
    Yaşamaz mıyım? Çeşit versiyonları yapılmış olsa da.
    Türkiye�de ve dünyada bildiğim kadarıyla böyle bir kolajla Shakespeare müzikali yapılmadı. Bizim yola çıktığımız söz ise: "Bütün dünya bir sahnedir. Kadın ve erkek birer oyuncu. Sırası geldiğinde çıkarlar. Bunlar bir ömür yaşar."

    İnsanlar şaşırmak istiyor

    -12 yıldır tiyatro müziği yapıyorsunuz. İnsanlar ne kadar farkında sizce bunun?
    Tiyatro müziği en zorudur. Bunun ayırdına varan insan sayısı da az değil. Ben çok şanslıyım. Çünkü bir çok şeyi müzik yaparak anlatabiliyorum.
    - Sektöre baktığınızda yabancılaşma hissediyor musunuz?
    Bizimkilerin anlamadığı bir şey var. Yetenek elbette olmalı ama asıl iş çalışmak ve emek harcamakta. Onun dışında yapılan her şey işi kotarmadır. Sanılıyor ki gelişen kayıt teknolojileriyle güzel müzik yapılabilir. Kimi şirketler ve müzisyenler hep bu yönde gitti. Biz de dahil. Bu da niye insanlar müzik dinliyordu sorusunu unutturdu.
    Sektör batma noktasında.
    - Dibe vurdu ama çıkışı var mı?
    Başladı aslında. Henüz tam göremiyoruz. Kimse o piyasa işi üretimleri yemiyor. Çünkü artık insanlar şaşırmak istiyor. Mesele kimseyi yermek değil. İyi şeyler yapıyorsak eğer, buyurup göstermeliyiz.

     

     



    Habertürk 15.10.2009

    Ece SARUHAN

     

    Herkes rahmi kadar konuşsun�



    'Şekspir Müzikali'nin başrolündeki Haluk Bilginer: "Erkek doğuramadığı için kadını kıskanır. Kadından korktuğu için onu aşağılar. Bence herkes rahmi kadar konuşmalı!

    Erkeğin doğumdan ölüme kadar geçirdiği 7 çağı anlatan �7 Şekspir Müzikali�nin başrolündeki Haluk Bilginer, erkeklerde rahim kompleksi olduğunu söyledi ve ekledi: Erkek doğuramadığı için kadını kıskanır. Kadından korktuğu için onu aşağılar. Bence herkes rahmi kadar konuşmalı!

    Moda�daki Oyun Atölyesi, 2 haftadır �7 Şekspir Müzikali� adlı oyun aracılığıyla dünyanın en büyük tiyatro yazarı William Shakespeare�i ağırlıyor. �Bunda yeni olan ne var? O sahnede birçok kez Shakespeare�in oyunları oynandı zaten� diye düşünenler yanılıyor. Çünkü erkeğin doğumdan ölüme 7 çağının anlatıldığı oyunda Shakespeare, ilk kez eğlenceli, edepsiz, aramızdan biri gibi karşınıza çıkıyor. Kuşkusuz onun bu dönüşümünde, müzikalin yönetmeni Kemal Aydoğan�ın Shakespeare�in farklı oyunlarındaki sözlerini birleştirerek yarattığı kolajın ve Tolga Çebi�nin izleyiciyi kâh oynatan kâh ağlatan bestelerinin yadsınamayacak bir rolü bulunuyor. 4 yıllık bir emeğin ürünü olanmüzikalin başrolünde Haluk Bilginer var. Kendisine sahnede Tolga Çebi önderliğindeki orkestranın yanı sıra Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan eşlik ediyor. Bilginer, �Bir oyuncuya iyi olduğunu
    söylerseniz, hemen oyununu bozar� dese de, Kemal Aydoğan�ın �Şımarmasınlar diye yüzlerine söylemiyorum ama bu kızlar gerçekten çok başarılı� şeklindeki yorumuna katılmadan edemiyor. Bilginer�le
    Shakespeare�in üzerinden hayatın gerçeklerini konuştuk...

    EĞLENCELİ VE EDEPSİZ BİRİ

    - Türkiyenin hatta dünyanın ilk Shakespearemüzikalini sahneliyorsunuz? Neden Shakespeare?

    Çünkü kendisi dünya edebiyatının en iyi yazarı. İnsan ruhunun inceliklerini öyle güzel çözmüş ve yazmış ki; gerçekten gıpta ediyorsunuz.



    -Ülkemizde Shakespeare dendiğinde akla İngiliz snopluğu gelir. İnsanlar onun oyunlarına hiçbir şey anlamayacaklarını düşünerek gider. Oysa bumüzikalde, yıllardır gözümüzde büyüttüğümüz Shakespeare aramızdan biri gibi...

    Bu, bugüne kadar Shakespeare�i oynayanların hatasıdır. Shakespeare 1500�li yıllarda vebadan kırılan İngiltere�de yaşayan insanlara tiyatro yapmıştır. Bizden çok daha az bilgili olan o insanlar onu anladıysa, biz niye anlayamayalım? Yıllarca �Shakespere ciddidir, herkes onu anlamaz� diye ürküttüler insanları. Sahnede Shakespeare�in eserlerine hayat verenler kendi bilgisizlikleri yüzünden onu efsaneleştirmeyi seçti. Nasıl oldu da böyle bir suç işleyebildik? Herkes şunu bilsin; Shakespeare çok eğlenceli biri! Çok da edepsiz!



    -Ona ne şüphe! İrkilmemde kalkmam da o şey uğruna. Emredersin kalkar. Taarruz biter, süngü düşer gibi sözleri var.

    Savaş üzerine söylemiş bu sözleri. Başka yere çekmeyelim. (Kahkahalar) Şahane bir insan ya! İnsan gibi insan! Koçum benim!



    ERKEK SALAKTIR KADINI KISKANIR

    -Adam almış dünyayı iki bacağının arasına, biz sefiller de o bacakların arasında dolanıyoruz mezarlarımıza kavuşmak için diye bir söz de vardı oyunda. Hem edepsiz, hem de birçok kadına ayna tutan bir söz. Kadınların çoğu kendilerine eziyet çektiren adamlardan dert yanıyor ama bir yandan da onlara tapıyor galiba...

    Erkeği canavar ya da oyundaki karşılığıyla asker yapan kendi kompleksleridir, kendi salaklığıdır aslında. Erkek kendini bir şey zannedip parmak sallar. Ama o parmağı bir tarafına sokarlar. Hiçbir işe yaramayan bir parmaktır o! Türkiye gibi ülkelerde erkeğin işi aslında çok zordur. Omzundaki yük acayip ağırdır. Biz insan olarak değil, erkek olarak yetiştiriliriz. Aşkı yaşayış şeklimiz bile sınırlandırılır bizim.



    -Bunun faturasını da, kadınlar da erkekle birlikte ödüyor...

    Erkekte rahim kıskançlığı vardır, o yüzden salaktır. Üretemediği, doğuramadığı için kolay öldürür. İktidar kurmak ister çünkü kadından korkar. Birçok erkek kadınının bakire olmasını ister çünkü çocuğun babasının kimolduğunu


    sadece kadın bilir. Erkek, �Kimlan bu çocuğun babası?� diye içten içe deli olur. Yetiştirilişi gereği, erkek toplumiçinde dilediği gibi gülemez, ağlayamaz. �Karı gibi gülme�, �Fahişe gibi ağlama� derler ona. Erkeğin bilinçaltında kadını
    aşağılayan iğrenç bir kodlama vardır. Oysa gerçek olan; erkeğin kadından korktuğu, onu kıskandığıdır. O yüzden herkes rahmi kadar konuşsun!

    - Shakespearein en sevdiğiniz sözü hangisi?

    �Elinde tuttuğun saat ecele akar.� Biz, doğduğumuz andan itibaren ecele aktığımızı unutuyoruz. Nedir bu iktidar hırsı? Öleceksin hocam, bir gün sen de öleceksin! Neyin peşindesin? Üstelik


    üstüne örtülecek toprağın dini, dili, ırkı, açılımları yok. Kürt�ü de, Türk�ü de, Ermeni�si de aynı toprağa giriyor. Bu dünyada sahip olduğumuz şey bir avuç toprak. O toprağın da sınırları yok! Kuş vize
    istiyormu Türkiye�den Bulgaristan�a geçerken? Biz kuş kadar olamıyoruz. Bu oyun bir kişiye bile bir gün öleceğini hatırlatırsa, ne mutlu bana!

    Oynaşma konusunda iyiyim

    Oyunda dans da ediyorsunuz.

    �Oynaşmak İskoç dansı gibidir. Ateşli ve hızlı� dediğiniz sahnedeki performansınız süperdi. Teşekkür ederim. Ben zaten kesinlikle oynaşma konusunda çok iyiyimdir. (Kahkahalar)



    - Bütün erkekler gibi... Peki ya yine o sahnede Evlilik düğün dansı gibi ağırbaşlı ve usulüne uygun. Pişmanlıksa geriye doğru hızlı hızlı derken, gerçek hislerinizimi yansıtıyorsunuz?

    Yorum yok. Shakespeare öyle demiş. Biz onun yalancısıyız.



    - Elde edilene kadarmelektir her kadın, sonra hevesi kaçar erkeğin de demiş Shakespeare...

    Bu sözler benimiçin geçerli olmak zorunda değil tabii ama bu kadar güzel bir laf varmı dünyada? Avcı toplumpsikolojisinin ürünü. Tarım öncesi dönemi yansıtıyor. (Kahkahalar)



    Kedi gibiyiz kendi kıçımızdan korkuyoruz

    - İlk yarının finalinde bütün oyuncular size dönüyor ve hareket çekiyor. O sahnede herkes kendi gerçeğiyle yüzleşiyor aslında. Yani, herkes kendine hareket çekiyor.

    Keşke herkes alt mesajı sizin gibi okuyabilse... İnsan kendiyle yüzleşmeyi, kendine hareket çekmeyi öğrenebilmeli. Oyunda sık sık �olmak ya da olmamak� meselesini sorguluyoruz. Etraf sabun köpüğünden şöhret uğruna


    topun ağzına girmekten çekinmeyenlerle dolu. Oysa marifet kral olmakta değil, soytarı olmakta! Keşke herkes soytarı olabilse... Çünkü soytarı, korkmadan �Kral çıplak� diyebilendir. Baskıları reddedendir, hata yapmayı
    göze alabilendir. Hoşuna gitmeyen kim ya da ne varsa, açıp ona kıçını gösterebilendir. Avrupa direniş kültüründe kıçını göstermek diye bir şey vardır. İngilizler bir şeyi beğenmediklerinde bunu yapar. Oysa biz hâlâ kedi gibi kendi kıçımızdan korkuyoruz. Bu yüzden de bir türlü olmuyoruz, olamıyoruz.

     

     



    Taraf 14.10.2009

    Yaşam KAYA

     

    Şekspir�e göre erkek

    Shakespeare�in oyunlarından ve sonelerinden hazırlanan Şekspir Müzikali Haluk Bilginer�in başarılı oyunculuğu ve Tolga Çebi�nin müzikleriyle sezonun en iddialı oyunlarından biri

     

    Shakespeare�in Nasıl Hoşunuza Giderse adlı eserindeki İnsanın Yedi Çağı adlı tragedyası insan yaşamını özetleyen önemli bir özelliğe sahip. �Bir oyun insanın yedi çağıdır...� der Shakespeare ve insan yaşamının tüm ayrıntılarını anlatır. İşte bu anlatım şimdi Haluk Bilginer�in olağanüstü oyunculuğu ile mükemmel bir müzikale dönüşmüş durumda. Oyun Atölyesi, Shakespeare eserlerinden yaptığı kolajlarla hazırladığı Şekspir Müzikali�ni sahneye taşıdı.


    Shakespeare�in sonelerinden ve oyunlarından bölümlerle oluşturulan Şekspir Müzikali doğumundan itibaren bir erkeğin geçirdiği yedi ayrı bölümü anlatıyor. Kemal Aydoğan, oyunun yönetmeni olarak Shakespeare�in eserlerini güzel bir kolajla seyirciye aktarıyor.
    Tüm duygular yedi bölüm
    Dünyada cereyan eden bütün duyguları yedi bölüme yayan yazarı yorumlamak hiç de kolay değil. Haluk Bilginer için bu zorluğu aşmak epey yorucu olmuş gibi gözüküyor. Shakespeare�in tüm oyunlarını yeniden inceleyerek, oyunların içlerinden bölümler seçerek, sonelerini müzikalin içine yerleştirerek oluşturulan bütünlük tek kelime ile mükemmel!
    Kadına bağımlı erkek
    Oyunda Haluk Bilginer�i erkeğin evrelerini yaşayan kişi olarak izliyoruz. İlk bebeklik yıllarından aşkın hırçınlığına ve ikinci bebeklik dönemine kadar geçen sürede şahane bir oyun ortaya koyuyor Bilginer. Erkeğin gelişim süreci Shakespeare�in duygularına bağlı kalarak geliştiği için, oyunda aşka, hayata ve kadınlara baş kaldırmış bir Haluk Bilginer izliyoruz.
    Sahnede, Bilginer�e eşlik eden dört tane de �Soykarı� bulunuyor. Soytarı sözcüğünden oluşturulan bu kavram müzikalin tüm detaylarında iyi bir görüntü oluşturmuş. Bir erkeğin ilk yıllarından son dönemine dek kadına muhtaç yaşadığını resmeden bu Soykarılar, tüm dramatik çatışma anlarında mükemmel tepkiler gösteriyorlar. Evrim Alaysa, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya, Tuğçe Karaoğlan ekibin bütünlüğü içinde çok iyiler. Soykarılar içinde özellikle Evrim Alasya�nın sesine yorumuna hayran kalıyor insan.
    Oyunun müzikleri Tolga Çebi�ye ait. Çebi bu müziklerle mükemmel bir işe imza attığını tüm tiyatro dünyasına kanıtlamış oldu. Birbirinden güzel soneler, oyunlardan seçme bölümler Tolga Çebi müzikleri ile yeniden anlam kazanmış. Enstrümanları çalan ekibin diğer üyeleri de oyunun güzelliğini tamamlayan bir başka önemli ayrıntı. Bengi Günay�ın sahne tasarımı diğer güzel bölümlerin gölgesinde kalsa da oyuna gücünden pek bir şey kaybettirmiyor.
    Oyun Atölyesi ve Şekspir Müzikali yaşamın bir özetini sunuyor. Bu muhteşem müzikali kaçırmayın...

     

     



    Habertürk 08.10.2009

    Ece SARUHAN

     

    Sen neymişsin be Şekspir!


    "Şimdi olacaksa bir şey, yarına kalmaz. Yarına kalacaksa bugün olmaz.
    Bütün mesele hazır olmakta" demiş İngiliz yazar Shakespeare. Kendini bildi bileli, tiyatro sahnesinin tozuna bulanmayı hayal etmiş ve gazetecilik hayatını tiyatro röportajlarına adamış biri olarak ben, artık hazırım kocaman bir hevesle iki kalas arasında geçirdiğim anlara sizi de ortak etmeye. Uğrayacağımız ilk durak Oyun Atölyesi'nin sahneye koyduğu '7 (Şekspir Müzikali)' adlı oyun olacak.
    ŞEREFİNE RAKI İÇESİNİZ GELİYOR

    Müzikalde erkeğin doğumdan ölüme kadar geçtiği 7 evre, Shakespeare'in farklı oyunlarındaki metinlerin kolajıyla anlatılıyor. Yönetmen Kemal Aydoğan metinleri öyle güzel bağlamış ki; insan yeni bir oyun izlediğini düşünüyor. Başroldeki Haluk Bilginer, Tolga Çebi'nin düzenlemeleri eşliğinde İskoç dansı da yapıyor, gazel de okuyor. Hem de öyle bir gazel ki, insanın eline bir kadeh rakı alıp Shakespeare'in şerefine yudumlayası geliyor. Göbek atmamak için kendimi zor tuttuğum anlarda, "Shakespeare bizden biri olmuş. Onu halkın arasında görmek hoşmuş" diyorum. Adının müzikalde 'Con oğlu Vilyım Şekspir' diye Türkçeleştirilmesi beni doğruluyor.


    SOYTARILARI 'SOYKARI'LAR YARATIR

    Bilginer'e muhteşem bir orkestranın yanı sıra Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan eşlik ediyor. Müzikalin 'soykarı'ları olan dörtlü, 'aşk' diye hapşırırken, mikrobun üzerime sıçraması için dua ediyorum.


    Sonra, takma penislerle karşıma dikiliyorlar. Romantik Shakespeare de, dün yayı seksten ibaret sanan bir '

    Şekspir'e dönüşüyor! Çuvaldızlarımı bırakıp, iğneyi hemcinslerim adına popoma batırıyorum. "Biz soykarılar romantik adamlara soytarı muamelesi yaparsak, onlar da gerçek soytarılara dönüşüp hassas bölgelerimizi böyle oyar" diyorum.


    Sık sık, 'olmak ya da olmamak' meselesine değinen müzikal bittiğinde, önümden kızının omuzlarını değnek yapıp yürüyen yaşlı bir amca geçiyor. Kesişen bakışlarımız, "Bu oyun olmuş" diyor. Siz de, bu müzikalde olmayı seçin.
    Shakespeare'in gerçeğiyle yüzleşin...
     

     

    www.tiyatronet.com 01.10.2009



    Cüneyt İNGİZ

     

    İnsan; dünyanın başrol oyuncusu, dünya okulunun öğrencisi, bir doğum kapısıyla okula başlayan, her sınıfta öğrenmeye devam eden, kendini değiştiren, geliştiren, fark eden, fark edilen, fark ettiren, zaman oyununun oyuncağı olan. Yaşadığı her an dünyayı ve çevresini anlamaya çalışan insanoğlu, zamanla dünyaya niye geldiğini unutarak, dünya nimetlerine ve bütün hayvani içgüdülerine kapılıp, yiyen, içen, uyuyan bir varlık haline gelir. Zaman denen girdabın hızını hissetmeden, sonsuza kadar dünya nimetleriyle kalacağını zanneden insan.



    Oyun Atölyesi�nin bu sezon seyircilerine yepyeni tatlar sunacağı Shakespeare müzikali �7�, tam da insanın bu yedi evresini anlatmayı hedef seçmiş kendisine. İnsanoğlunu en iyi anlayan, tanımlayan ve yorumlayan Shakespeare oyunlarının merkezinde, Shakespeare sözleriyle seyirciyi avucunun içine alıyor.

    Shakespeare sahnede dört soytarısı eşliğinde, sadece müzikle bir ahenk yaratıyor. Yarattığı müzikal ahenk, Shakespeare�in sözleriyle birleşince, çok sesli bir senfoni haline geliyor. Kâh Hamlet�in sözlerini duyuyoruz bir şarkı eşliğinde, kah Shakespeare�in sonelerini dinliyoruz usulca. Her adımında, her bir aşamasında keyifli bir Broadway müzikali sunuyor bizlere.

    Shakespeare soytarıları kah Antik Yunan korolarını gösteriyor bize, kah çok sesli bir soytarı grubu oluyorlar. Derken insanoğlunu yaptıklarından dolayı eleştirip doğru yolu bulması için dürtükleyen dünyadışı melekler oluyorlar.
    Alabildiğine sade bir dekorlar, alabildiğine sade ve çıplak anlatımıyla insanı işliyor Shakespeare müzikali. Benim diyen birçok müzikalden daha müzikal. Canlı performanslarla sahnelenen 2.5 saatlik oyunun 5 oyuncusu da perde arası hariç sahneden hiç inmiyorlar.

    Haluk Bilginer�in yıllardır beraber çalıştığı, artık ilişkileri sonsuz dostluğa geçen Kemal Aydoğan ile sahnelediği bu oyunda tadına doyulmaz bir görsel ve işitsel şölen yaşıyoruz. Oyun Atölyesi�nin klasikleşmiş oyunları, kendine özgü, günümüze taşıdığı, güncelleştirmek yerine bizdenleştirdiği müzikali �7�, tam anlamıyla bir Broadway Müzikali ortaya çıkarıyor.

    Haluk Bilginer�in sahneye çıktığı andan itibaren, yılların verdiği tecrübe ve birikimle kendinden emin duruşu, insanın her bir evresinde bedenini ve duruşunu bütünüyle bizlere hissettirdiği, çok oyunculu tek kişilik bir yorum çıkartıyor. Sanki sahnede her adımda, her aşamada, adeta başka bir oyuncu çıkıyor karşımıza. Bunu yaparken keyifle kâh şarkı söylüyor, kah dans ediyor, kah bir bebek gibi ağlıyor. Ama en önemlisi hissettiriyor. Shakespeare�in Hamlet�inin tiradında anlattığı gibi �lütfen verdiğim parçayı usulüne uygun oynayınız� sözleriyle tiyatro oyuncularına ve sanatçı olmayı beceremeyenlere ders veriyor.

    Shakespeare soytarılarının da hakkını yemeyelim. Oyunun bütünü içinde en çok koşturan, dans eden, şarkı söyleyen, dekoru ve ortamı hazırlayan, deyim yerindeyse düz duvara tırmanan Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan�ın performansları ayakta alkışlanacak nitelikte. Her biri oyunun ana karakterine gereken ilgiyi layıkıyla ve hakkıyla gösteriyorlar. Abartısız, dozunda ve tam tadında, uyum içinde bir soytarı portresini başarıyla çiziyorlar.

    Oyunun en önemli olgusunu oluşturan, ritmi tutan ve koruyan müzisyenleri de söylemeden geçmek olmaz. Oyunun ritmine en önemli hizmeti veren müzisyenler, her bir notayı oyuncuların ağzından çıkan sözlerle bezeyip seyirciye sunuyorlar. Ayakta alkışlanacak peformanslarını oyunun sonunda bolca alkışla sonuçlandırıyorlar. Başlarında Tolga Çebi�yle müzik ziyafeti veriyorlar.

    Bunun dışında sahne arkasında çalışan ışıkta Oyun Atölyesi�nin vazgeçilmezi İrfan Varlı, Sahne tasarımında Bengi Günay ve adını yazamadığım, tasarımcı, asistan, teknik ekip canla başla çok başarılı bir iş çıkartıyorlar.

    Naçizane bir küçük notum oyunun finaline olacak. Oyunun başında kreçendoyla oldukça yüksekten başlayan sonrasında finalde gittikçe düşen bir tempoya dönüşüyor. Buraya kadar sorun olmasa da, finalin biraz fazla uzaması ikinci çocukluk olan ihtiyarlığın fazlaca işlenmesi oyunun mükemmel portresini sanki biraz fazla yavaşlatıyor. Finalinde küçük bir ayarla yapılacak kısaltma seyircinin de tadında sonlandıracağı bir duygu seli yaşayabilir.

    Oyunun bütününe baktığımızda sade bir dekor içinde sade bir anlatımla başarılı bir müzikal görüyoruz. Kendimizden, bizi anlatan �7� müzikali, her sezon kapalı gişe oynayan Oyun Atölyesi�nin gişesini uzun bir süre daha kapalı tutacak gibi görünüyor.

    Tiyatro sezonunun henüz açıldığı bu ayda bol müzik, bol kahkaha, bol hüzünle dolu
    güzel bir oyun siz seyircilerimizi bekliyor. E hadi daha ne bekliyorsunuz�..

    İYİ SEYİRLER�..

     

     

    1   2   3






        Ana sayfa


     aslında `7 (şekspir müzikali)` diye başlık açmak lazım bu oyuna

    Indir 249.54 Kb.