bilgiz.org

 aslında `7 (şekspir müzikali)` diye başlık açmak lazım bu oyuna

  • tolga çebi
  • Ücretsiz 3D Grafikli Oyun
  • Milliyet Sanat, Kasım 2009 Seçkin SELVİ Doğumdan ölüme...
  • Sabah, 23.10.2009 Figen YANIK
  • - Oyun Atölyesinin 10. yılına Shakespeare yakışır diye mi düşündünüz
  • Kısmet Türkçeyeymiş...
  • - Niye yedi
  • - İyi bir müzikal için küçük bir ekibin de yeterli olduğunu ispatladınız...
  • - Şarkılar için yüzlerce sone arasından seçim yapmak kolay oldu mu
  • - Müzikalin CDsini yapmayı düşünüyor musunuz
  • ERKEK SALAKTIR, KAHRAMANLIK İÇİN ÖLDÜRÜR - Bir erkeğin yaşam evreleri kadınsız olmuyor mu
  • - Kadın artık asker de oluyor, savaşıyor da...
  • - Erkekler hâlâ doğuramama sıkıntısını yaşıyor mu
  • SAĞOLSUN, AŞKIN SESİMİ BEĞENDİ - Eşiniz Aşkın Nur Yenginin yorumları ne oluyor siz şarkı söylerken
  • - İyi bir şarkıcıdan iltifat almak hoşunuza gidiyor olmalı...
  • KIZLAR ŞARKICI DEĞİL OYUNCU - Shakespearein kadın olduğuna dair iddialar var...
  • - Onsuz tiyatro eksik kalır mıydı
  • - Genç oyuncuların seçiminde aradığınız özellikler ne oldu
  • KIZIM İSTERSE TİYATROCU OLABİLİR - İngiltereye dönmek istediğiniz doğru mu
  • - Kızınızı dershaneye göndermeyeceksiniz o halde...
  • - Aranızdaki aşk, o büyüdükçe artıyor mu
  • - İlk desteği babasından alacak anlaşılan...



  • Sayfa1/3
    Tarih03.07.2017
    Büyüklüğü249.54 Kb.

    Indir 249.54 Kb.
      1   2   3

     aslında `7 (şekspir müzikali)` diye başlık açmak lazım bu oyuna.
    izledik ve şimdi eve döndüm. yol boyu ne yazacağımı düşündüm. açıkçası düşünmeye pek de gerek yok. 10 numara bir oyun.

    bütün dünya bir sahnedir


    ve kadın erkek ancak birer oyuncu
    sırası gelen girer
    sırası gelen çıkar
    nice roller oynar ömür boyu
    yedi perdelik bir ömürdür
    yedisinden yetmişine
    bir erkeğin oyunu

    evet oyun 7 ayrı çağda bir erkeğin oyununu anlatıyor. anlatıyor da aslında böyle bir oyun yok. kemal aydoğanın çeşitli şekspir oyun ve sonelerinden kolajlayarak yarattığı, tolga çebinin müzikleriyle can verdiği bir şekspir güzellemesi.

    oyunculuk olarak türkiye'de sayılı aktörlerin arasında olan (aslında bana say desen şener şen ile birlikte ancak iki sayı var ama) haluk bilginer'in muhteşem ötesi performansı ile de gerçekten doyumsuz hale geliyor. haa soykarılar da muhteşem söylemem lazım ama oyun bir erkeğin hikayesi. o yüzden onlara ancak yandan değinebiliyorum başlangıç olarak.

    doğumdan ölüme 7 ayrı çağın her birinde performansı ile göz dolduruyor haluk bilginer. kah afacan bir bebek, kah haylaz bir öğrenci, kah bir zampara. haa tabii sürprizi bozuyor olabilirim ama kralı da görüyoruz sahnede, paşayı da. (buraya ayrı parantez, bu gün zeki müren filmi çekilirse türkiye'de zeki müren'in hayatının ikinci yarısı için tek oyuncu var türkiye'de, haluk bilginer) tabii 5. dekadda köy seyirlik oyunlarına da bir selam var. klasiği bozarak yaratılmış şekspirin içerisinde bir türk tiyatrosu epizodu. eğlenceli hem de

    oyun müzikal ya, işte müzikleri albüm olarak çıkarsa tolga çebi delice satabilir. hıncal gibi yazacağım. o kadar mı güzel olur bir oyun müziği.
    gerek bilginer'in gerekse de soykarı'lar ses olarak mest ediyorlar.

    bir oyunun ilk perde dediği gün seyirci için de pek özeldir. oyuncular ayrı bir heyecanlıdır, seyirciler (hele ki oyuncuların eş dost akrabası) ayrı.

    bu gece oyunu testosteronun tüm kadrosu, aşkın nur yengeve görseniz kesin hatırlayacağınız ama ismini bilmediğiniz bir çok tiyatrocuyla izledik. sanırım salonda keyif almayan tek bir kişi bile yoktu.

    mutlaka izleyin bu oyunu. macbeth ile şekspir geçmişi olan haluk bilginer'in ara ara ingilizce şekspir oynayışını görün.

    özel not: son selamda orkestra'da gitar çalan çağdaş özmen, devil's horn'u görmedik sanma.

    (tribal enfexion, 02.10.2009 00:14 ~ 00:23)



     

    #16965574

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    bu arada oyunun ilk 4 günü biletleri indirimliydi fakat bilet bulmanız zor. 8-9-10-11 ekim tarihlerine bilet mevcutmuş şu anda. biraz daha yayılırsa zor bilet bulursunuz benden söylemesi

    (tribal enfexion, 02.10.2009 00:24)



     

    #16965648

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    --- spoiler ---

    haluk bilginer in, vazgeçtim bu dünyadan sonesini tekrar dinlemek için defalarca izleyebileceğim oyundur.

    --- spoiler ---

    (paronoid android, 02.10.2009 09:58)

     

    #16966867

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    oyun atölyesi tarafından sahnelenen muhteşem oyun. bilgilere www.oyunatolyesi.com dan ulaşılabilir. büyük bir yönetmenlik başarısını da izlediğimiz ve kemal aydoğan'ın önünde saygıyla eğildimiz gurur duyulası iş...

    (imnogood, 02.10.2009 16:35 ~ 16:36)



     

    #16968519

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    haluk bilginer'in bir kez daha oyunculuğunu konuşturduğu muhteşem müzikal. oyun atölyesi'nin 10. yılını kutlama şerefine sahneye koyduğu oyun oluyor kendisi hatt-ı zatında...

    (kafamkaristi, 04.10.2009 23:57)



     

    #16979511

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    haluk bilginer ve soykarıların olağanüstü performans sergiledikleri, bir içimlik müzikal.
    yaşamın yedi evresinin con oğlu vilyım şekspir soneleri ile harmanlanmış liriği.
    nota kafalı müzisyenlerin katkıları ise üst düzey.
    mutlaka izlenmeli, dahil olmalı, alkışlamalı.

    (tarrega, 12.10.2009 12:06)



     

    #17017113

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    bir müzikal için bile fazlaca cümbüşlü oyun atölyesi oyunu. öyle ki ilk defa haluk bilginer'in yer aldığı bir oyunun beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemek zorundayım. kolaj fikri okuyunca her ne kadar orijinal gelse de, oyun yeni hiçbir şey söylemiyor. hatta tam olarak bir sözü olduğundan bile emin değilim. evet şekspir'i türklere sevdirmeye ramak kalmış bir proje düşünülmüş, haluk bilginer'in oynuyor olması da cabası. ancak oyun bir erkeğin 7 evreden oluşan hayatını mahallenin muhtarları tadında bir müzikaliteyle anlatmaktan öteye gidememiş. kabul, bazı melodiler ve şarkılar hiç fena değil ama gerçek bir 'müzikal'in iddiasından eser yok. daha da kötüsü 'soykarılar'ın şaşaasının mükellef bir haluk bilginer oyunculuğunu arka plana atması. bu sebepledir ki ilk defa bir oyun atölyesi oyununun yarısında çıkanlara rastladım. allah kemal aydoğan'a bir daha böyle bir müzikal yazmayı nasip etmesin*

    (gosalyn mallard, 18.10.2009 22:54 ~ 19.10.2009 09:38)



     

    #17053796

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    her gün tekrar tekrar izlenesi, ayrıntılarıyla büyüleyen muhteşem müzikal.

    http://www.haberturk.com/...920&cat=190&dt=2009/10/21

    (minikhipopotamcezve, 19.10.2009 17:48 ~ 21.10.2009 13:54)



     

    #17057987

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    haluk bilginer, yeni oyunları 'shakespeare müzikali'nde çok eğleniyormuş: "temposu yüksek ama yorulmak yerine arınıyorum. enerjim yükseliyor"

    http://www.sabah.com.tr/..._elvis_gibi_kalca_salliyor

    (recais, 22.10.2009 11:13)



     

    #17074282

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 

    bu akşam sabancı kültür merkezi'nde seyretme şansım oldu. şans diyorum, çünkü birçok shakespeare oyunundan replikler ve shakespeare sonelerinin bir arada olduğu bir eser ilk defa sahneleniyor. bizler de oyun atölyesi sayesinde bu esere tanıklık edebiliyoruz.

    öncelikle temposu yüksek, insanı sıkmayan bir müzikal. ve i-na-nıl-maz güzel müziklerle eşlik edilmiş dizelere. ciddi söylüyorum, bir sürü müzikal seyrettim, onlarca konsere gittim, bu kadar güzel bir orkestra görmüş müyümdür bilemiyorum. hazır lafı gelmişken, canlı müzik kullanılması da çok yerinde olmuş, müzikale canlı bir hava vermiş. orkestranın da ara sıra oyuna dahil olması çok güzel bir etkileşim yaratmış. haluk bilginer'in güçlü sesinı, karizmasını ve oyunculuğunu bir kez daha ayakta alkışlarken, soykarıların da temposu ve özellikle de seslerine de hayran oldum. türkiye'deki çoğu şarkıcıdan katbekat güzel sesleri olduğunu söylemem gerek.

    sonuç olarak, yaklaşık iki buçuk saatlik mükemmel bir seyir ve müzik ziyafeti için 7'ye gitmelisiniz. shakespeare, muhteşem bir orkestra, mükemmel sesler ve haluk bilginer... kaçırmak istemezsiniz.

    tolga çebi


     mesaj 

     çöp 

     olay 




    6 dakika



    Top of Form

    başlık içinde ara

    Bottom of Form



     ->  @b  fb  ie8 




    no kitty!

    google reklamları

    Ücretsiz 3D Grafikli Oyun

    Köyünü Geliştir, Ordunu Kur, Yönet


    Diğer Klanlara Karşı Kendini Savun!

    Klanlar.org






    1. düş sokağı sakinleri ayrıldıktan sonra gruba katılıp murat yılmazyıldırım'la çalışmaya başlayan müzisyen... keman çalıyor, ama gerçekten iyi çalıyor.

    (suyunrengi, 25.06.2003 23:42 ~ 26.06.2003 01:10)

     

    #3018198

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. "düş sokağı sakinleri - murat yılmazyıldırım " * ile malatya'da canlı performansına şahit olduğum çokca mütevazi adam gibi adam , adam gibi müzisyen...
      yalnız imza almak konusunda dikkat etmek gerekiyor, kalemi yok ve sırtınızda imzalıyor... *

      4. feridun düzağaç solo albümü orjinal-alt yazılı'da toprakları nadasa bıraktırmış derin keman yeteneği...



    (darksting, 17.07.2003 23:08 ~ 30.12.2003 12:57)

     

    #3113634

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. dus sokaginin son albumu buyuye kattiklari yadsinamaz olan... ozellikle "kanderuntanbul" adli ilk sarkida kemanin yanisira, piyanoyu da konusturabildigini gostermistir. isine saygi duyan piyasadaki nadir adamlardan ve bunun dogal sonucudur ki hakettiginden cok daha uzakta...

    (eleni, 09.12.2003 23:33)

     

    #3668380

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. üstün müzisyenlik vasiflarinin haricinde, dünya tatlisi ve cok komik bir insan olup sikca özlenen ve turneden gelsede cambaz gecelerinde tekrar dagıtsak denilen güzel insan..

    (clamenza, 21.07.2004 18:40)

     

    #5092224

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. düş sokağı* konserlerinde adına yapılan tezahuratlar soucu murat yılmazyıldırım'ı komplekse sokması muhtemel, mütevazi kemancı.
      onu düş sokağı sakinleri ile tanımış olanların, kendi grubu ihtiyaç molasını dinlemesi gereken progressive rock kişisi.

    (crazybat, 22.08.2004 15:14 ~ 27.10.2006 13:22)

     

    #5470953

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. kucuk cambaz mudavimi

    (elephant man, 12.09.2004 18:50)

     

    #5700855

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. nickname i donadam dir ihtiyac molasindan taniriz kendisini.

    (metalman, 22.09.2004 00:20)

     

    #5805114

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. azrail'in gözyaşları ve othello* oyunlarının müziklerine imza atmış müzisyen.

    (filmmaker, 28.11.2004 01:35)

     

    #6382577

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. yanılmıyorsam murat yılmazyıldırım ile çalışmayı bırakmış,aşmış müzisyen...tam anlamıyla sanatçı..

    (vasdeferans, 02.02.2006 13:30)

     

    #9059688

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. direc-t'in hasret'inde de parmağı var.

    (rare, 02.02.2006 14:03)

     

    #9059839

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. türkiye'nin önde gelen başarılı oyun müzikleri yaratıcısı, ihtiyaç molası'nda izlenip hayran kalınası, süper müzisyen aynı zamanda mütevazi insan..
      ihtiyaç molası'nın balans konserinden:

      > http://www.deviantart.com/deviation/30821537/



    (achilles, 02.10.2006 03:00)

     

    #10105979

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. peter sellers'e olan benzerliği ile.....
      kesmesene kardeşim cümleyi... bal gibi benziyor adam işte.
      (bkz: the party)

    (castro, 21.10.2007 08:19)

     

    #11282826

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. uluslararası moda fotografçısı. londra'da yaşıyor. kendisi şimdi truva'yla ilgili bir çalışma yapmak üzere çanakkale'de

    (takavutcadi, 02.01.2008 22:59 ~ 06.01.2008 19:25)

     

    #12173494

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. http://www.tolgacebi.com adresinden web sitesine ulaşacağımız kişidir.

    (aglarsanduserim, 27.08.2008 14:18 ~ 31.10.2008 12:01)

     

    #13895338

     :) 

     :O 

     :( 

     

     /msg 

     ? 

     fb 

     :P 

     > 



    1. enstrümanıyla o kadar bütünleşir ki izlerken sorarsınız kendi kendinize... keman mı tolga yoksa tolga mı keman?

    20.10.1973’de Malatya’da dogdu,ilkokulu Bursa ve canakkale’de bitirdi.1984 de Konservatuvar imtihanlarini kazandi.
    1995’de Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Keman Bölümünden mezun oldu.

    Konservatuvar solistlik imtihanini kazanarak,Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonunda,Buyuk Orkestra eşliğinde Prof.Hikmet Şimşek yönetiminde solist olarak(lalo symphonie esspagnole) konser verdi.

    Ankara Devlet Konservatuvarı,Eskişehir Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Ankara,Edirne ve Çanakkale'deki bazı özel salonlarda solo,odamüziği ve orkestra ile resitaller ve konserler verdi.
    T.C. Kültür Bakanlığı Antalya Oda Orkestrası ile Antalya'da konser verdi.

    1995 yılında uluslararası Akdeniz Gençlik Senfoni Orkestrası'na seçilerek Fransa'ya gitti.Burada 1. Keman üyesi olarak,Theo Olof ile masterclass ve Michel Tabachnik ile orkestra çalışmaları yaptı.Aynı Orkestra ile,Hollanda,Fransa,Mısır ve Lübnan'da konserler verdi.

    1996-1999 yılları arasında T.Ü. Devlet Konservatuvarın'da öğr. Görevlisi oldu.2 yıl sonra sanatçı öğr. Gorevlisi kadrosunu aldı.Aynı kurumda keman bölümü başkanlığı,yaylı sazlar anasanatdalı başkanlığı yaptı.Yönetim kurulu üyesi olarak da görev aldı.

    1999'de progressive müzik yapan 'İhtiyaç Molası' adlı gurupla ilk albümlerini yaptılar.Ayni gurupla 2004’de “1,5” adli ikinci albumlerini yayinladilar.

    Birçok albüm kayıtlarında keman çaldı ve bazı albümlerde düzenlemeler ve produktorluk yaptı.(Seza Kırgız,Merdiven,Burak Bora,Sarp,İhtiyaç Molası,Düş Sokağı sakinleri,Feridun Düzagac,Direct-t,Ozgur Cevik vs…)

    Çeşitli tiyatrolarda oyun müzikleri ve düzenlemeler yaptı.(Oyun Atolyesi-Otello,Azrail’in gozyaslari,Atinali Timon,Evlilikte ufak tefek cinayetler,Testosteron;-BKM-Çarli-Büyük Mo Efsanesi,BBT-W.Shakspear-Bahar Noktası-Yon. Musfik Kenter,BBT-Sezuan’in iyi insani-Bertold Brecht,,Gözü Kara Alaturka,--Richard Bach-Martı, Taygun,Tersine Dunya-yon.Turgay Kanturk,Kadife çiçekleri-yon.Kadriye Kenter,Dostlar tiyatrosu-aymazoglu ile kundakcilar,yon.Genco Erkal,Tiyatro Dot-Ask ve Anlayis,yon.Murat Daltaban)Sezuan ‘in iyi insani ile 2005 tiyatro tiyatro odullerinde en iyi muzik odulunu Cahit Berkay ile paylasti.Tersine Dünya oyunu ile 2007 Afife Jale tiyatro odullerinde ''En iyi Sahne Muzigi''odulunu aldi.Ayni oyunla 2007 tiyatro tiyatro odullerinde yilin en iyi oyun muzigi odulunu aldi.Eskisehir Belediye tiyatrolari na kiyamet sulari adli oyunun muzigini yapti-2006-Ayni tiyatro ile 2008 de Caligula adli oyunun muziklerinde de calisti..


    Reklam cıngılları,film ve dizi müzikleri yaptı..Zeliha nin Gozleri,Emret komutanim,Yaban Gulu,Sabit Efendi,Asmali konak filmi –keman ve klavye aranjesi ve performansi vs..
    Halen Bakırköy Belediye Tiyatroları ‘nda muzik direktorlugu gorevini surdurmektedir.

    Milliyet Sanat, Kasım 2009

    Seçkin SELVİ

     

    Doğumdan ölüme...


    İstanbul sahnelerinde Shakespeare fırtınası."7 Şekspir Müzikali" ve "Aşk Sözleri"... Oyunlardan biri, insanı çok yönlü nitelikleriyle anlatırken, ikincisi insan olmanın en belirgin özelliklerinden 'aşk'ın ekseninde kurulmuş.
    MUHSİN HOCA'nın geleneğini sürdürüp yeni tiyatro sezonuna Shakespeare ile başladım. Üstelik iki farklı topluluğun her ikisi de kolaj olan iki farklı çalışmasını izledim.
    Oyunlardan biri, insanı çok yönlü nitelikleriyle anlatırken, ikincisi insan olmanın en belirgin özelliklerinden 'aşk'ın ekseninde kurulmuş. O yüzden oyunları hem ayrı ayrı, hem de bir anlamda bir arada ele almak istiyorum.
    10. yılını kutlayan Oyun Atölyesi, perdesini 5 yıllık bir emeğin meyvesiyle açtı.
    Oyunun adında da bir rakam yer alıyor: "7". İnsanın doğumdan ölüme yaşam çizgisindeki yedi evre üzerine kurulmuş oyun: Bebeklik / Okul çağı / Aşk / Askerlik / Acıkan Şehvet/Yaşlılık/Ölüm. Bölümlerden biri 'askerlik' olunca konu erkekle özdeşleşiyor. Oyunu derleyen ve yöneten Kemal Aydoğan, bunu şöyle açıklıyor: "Neden erkek? Çünkü Shakespeare, Jacques'ın tiradında kadını değil erkeği anlatır. Müzikalin ana iskeleti olan bu 'bütün dünya bir sahnedir' tiradı baştan sona bir erkeği anlatır da ondan. Shakespeare döneminde insan denince öncelikle 'erkek' anlaşılıyormuş belli ki. Neyse ki günümüzde bu anlayış yıkılmaya başlıyor yavaş yavaş. 'Erkek' halleri üzerine bina ettiğimiz anlatımın karşısında da soytarı ile kadının birleşiminden doğan 'Soykarılar' duruyor, erkek halimize gülmek, güldürmek için." Oyun, "Beğendiniz Gibi", "Kuru Gürültü", "Bir Kış Masalı", "Kral Lear", "Macbeth", "Hamlet", "Bir Yaz Gecesi Rüyası", "Troilus" ve "Cressida", "Romeo ve Juliet", "V.Henry", "Othello", "Antonius ve Kleopatra", "Fırtına", "Jül Sezar", "IV.Henry", "II.Richard", "Hırçın Kız", "Perikles" oyunlarından derlenmiş bölümlerden ve çeşitli sonelerden oluşuyor.
    Haluk Bilginer'in çevirisinin yanı sıra bazı bölümlerde Talat Sait Halman, Sabahattin Eyüboğlu, Sevgi Sanlı, Zeynep Avcı, Bülent Bozkurt, İrfan Şahinbaş ve Can Yücel'in çevirilerine de yer verilmiş.
    İnsanın saatlerle başlayıp saatlerle biten 'zaman' içindeki yolculuğu, sahneye ışık topları gibi parıltıyla, cıva gibi dinamizmle giren dört Soykarı'nın "Bütün dünya bir sahnedir / Ve kadın erkek ancak birer oyuncu /Sırası gelen girer / Sırası gelen çıkar" şarkısıyla başlıyor. Arkadan gelen her bölüm de aynı sözlerle açılıyor.
    Sonra seyirciyi yer yer gülümseterek, güldürerek, hüzünlendirerek devam ediyor. Beş yıllık emek terimi hiç kuşkusuz 'özen' sözcüğüyle örtüşüyor. Hem dünya edebiyatının 'dokunulmazlarından' birine dokunacaksın, hem sıradan seyirciye Shakespeare'ın her zaman herkesin başına gelenleri ve gelebilecek olanları herkesin anlayacağı dilde anlattığını göstereceksin, hem Tolga Çebi'nin ustalığıyla 'rap'ten Türk sanat müziğine uzanan bir melodi yelpazesine yaslanacaksın, hem kalite çıtanı yüksek tutacaksın ve işi hiç mi hiç ucuzlatmadan ortaya son derece keyifli bir çalışma çıkaracaksın.

    Kaçırılmaması gerekiyor!

    Bütün bunları yaparken, oyunu çevresinde ördüğün eksenden de hiç sapmayacaksın, yaşamın hangi evresini işliyorsan onu farklı oyunlardan kotardığın en tutarlı metinle aktaracaksın. Kolay iş değil, başaranın eli öpülür. Oyun Atölyesi de bunu başarıyor.
    Sahnenin o sınırlı alanına canlı müzik düzenini yerleştirip oyunculara müthiş bir hareket ritmi sağlayabilmek de kolay değil.
    Farklı yükseklikteki üç platformda hem müzisyenler, hem de çok ekonomik, işlevsel ve yalın dekor yer alıyor. Bengi Günay topluluğun daha önceki oyunlarının sahne düzeninde ulaştığı başarıyı burada da dekor ve kostüm bağlamında sürdürüyor.
    Soykarılar, soytarı oluyorlar, dansçı oluyorlar, koro oluyorlar, oyuncu oluyorlar. Dört genç yetenek: Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya, Tuğçe Karaoğlan. Sahnede bir an boşluk bırakmadan, büyük bir uyum içinde metnin zeminini dokuyorlar.
    Ve Haluk Bilginer. Haluk Bilginer dedikten sonra başka bir şey söylemeye gerek var mı? Bilginer bütün olumsuz koşullara karşın hâlâ tiyatroya dört elle tutunmamız için uğraşan sanatçılardan biri. Seyircisini hiç yanıltmayan, seyircinin tiyatroya güvenmesini sağlayan, emek veren ve emeğe saygılı bir tiyatro adamı. O minik sahneye onun sığması bile mucize, çünkü sahneye adımını attığı anda öylesine büyüyor, öylesine anıtlaşıyor. Ayrıca çevirilerdeki başarısı için de kutlanması gerekiyor.
    "7 Şekspir Müzikali", bu yılın hiç kaçırılmaması gereken oyunu.

     

     



    Sabah, 23.10.2009

    Figen YANIK

     

    Kadın her şeyin temeli

     

    Haluk Bilginer, istenirse küçük bir sahnede, küçük bir kadroyla da müzikal yapılacağını kanıtladı. '7' Şekspir Müzikali 'nde doğumdan ölüme kadar erkeğin yedi hali anlatılıyor ama kadınsız yapamadıklarının da altı çiziliyor

     

    İnsanlık hali başka bir durum, insanın halleri başka... Doğumdan, ölüme kadar binbir halimiz yansıyor hayata! 500 yıl önce Shakespeare usta da halkı güldürüp eğlendirmek uğruna, yedi bölüme ayırmış bu halleri: Bebeklik, çocukluk, âşık, asker, yargıç, ihtiyarlık ve kaçınılmaz son: Ölüm! Hiç değişmeyen, değişmeyecek durumlar bunlar... Haluk Bilginer de Kadıköy'de binbir zahmetle kurduğu, her sezon tek boş koltuk kalmayan Oyun Atölyesi'nin 10. yılında Shakespeare'i sahneye taşıyarak bir şölen sunuyor. '7' Şekspir Müzikali'nde şarkılar, danslar, oyunlarla geçen tam iki buçuk saat boyunca sanki dev bir aynada kendimizi seyrettiriyor bize...


    - Oyun Atölyesi'nin 10. yılına Shakespeare yakışır diye mi düşündünüz?
    - Evet, 10. yılımız için bir Shakespeare müzikali yapalım dedik. Bildiğim kadarıyla dünyada kimsenin aklına gelmemiş. Shakespeare oyunlarından esinlenerek West Side Story, Romeo Juliet, Kiss Me Kate, Hırçın Kız gibi müzikaller yapılmış ama bizzat Shakespeare'in yazdıklarını alıp besteleyen olmamış.
    - Kısmet Türkçeyeymiş...
    - Evet, hakikaten. Çünkü gerçekten o kadar büyük bir deha ki. İnsan ilişkileri, ruhu, yaşamı konusunda neredeyse söylemediği şey yok. Bin yılda bir geliyor böyle dehalar dünyaya, çok sık gelmiyor. Biz de o unutulmaz tiradını, 'Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Kadın erkek yalnız birer oyuncu'yu alıp, Shakespeare kullanarak, insanın yedi çağını anlatalım dedik.
    - Niye yedi?
    - Shakespeare öyle uygun görmüş. Ama yedi önemli bir rakam. Yedi renk var, yedi nota var. İnsanın hayatını da yedi çağa ayırmış. Biz oyunlardan ve sonelerden bir kolaj yaparak bir insanın doğumundan ölümünü anlatmak istedik. Öleceğini bilen tek yaratık olmasına rağmen, insanın öleceğini sıklıkla unuttuğunu düşünüyoruz. Bir nebze hatırlatabilirsek ne mutlu...
    - İyi bir müzikal için küçük bir ekibin de yeterli olduğunu ispatladınız...
    - Müzikal asıl Amerikan geleneği. Tiyatrodan ziyade show business olarak adlandırıyorum ben onu. Çok büyük tiyatrolarla, büyük dekorlar, büyük orkestra, şatafatlı kostümler, ışık... Seyirci üzerinde böyle göz alıcı bir etkisi de var. Bazıları çok güzel, bazıları şöyle böyle olabiliyor. Ama bizim burada bir meramımız var, insanın hayatını anlatıyoruz. Tolga Çebi çok güzel besteler yaptı, Shakespeare de tartışılacak gibi değil. Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük yazarı. İkisi birleşince hoş bir şey çıktı ortaya.
    - Şarkılar için yüzlerce sone arasından seçim yapmak kolay oldu mu?
    - Dört beş yıl önce bu projeyi düşünmeye başladığımızda, Shakespeare'in Türkçeye çevrilmiş bütün oyunlarını, sonelerini yeniden okuduk. Çevrilmemiş olanlar da vardı, kötü çevrilmiş olanlar da. Biz bile konservatuvarda tabii orijinalini bilmeden kötü çevirilerle oynamışız. Can Yücel'in Vazgeçtim Bu Dünyadan, Talat Sait Halman'ın Kötü Görünmektense İyisi mi Kötü Ol gibi çevirilerini değiştirmedik, ama gerisini ben çevirdim. Kemal Aydoğan çok güzel bir kolaj yaptı.
    - Müzikalin CD'sini yapmayı düşünüyor musunuz?
    - Evet. Oyun biraz otursun diye bekliyoruz.
    - Her gece konsere çıkar gibi çıkıyorsunuz tiyatro sahnesine... Şarkıları seslendirmek yorucu oluyor mu?
    - Müzikalin anlamı o. Playback'le müzikal yapılmaz. Türkiye'de zaman zaman yapıldı, ben duydukça çok üzülüyorum. Sekiz kişilik bomba gibi bir orkestramız var.

    ERKEK SALAKTIR, KAHRAMANLIK İÇİN ÖLDÜRÜR
    - Bir erkeğin yaşam evreleri kadınsız olmuyor mu?
    - Asla, niye olsun? Kadın her şeyin temeli. Erkek olmasa da olur ama kadınsız olmaz.
    - Niye kadın değil de erkek kahraman?
    - Shakespeare'de kadın rolü çok fazla değil, çok az kadın rolü var. Çünkü o dönemde erkekler, kadın kılığına girip oynuyordu. Bu durum, ister istemez daha az kadın rolü yazmasına neden olmuş olabilir. Yazamayacağından değil, asla, kadın ruhunu da erkek ruhu kadar bildiğinden eminim ben böyle bir dehanın. Ama burada bizim de erkeği anlatmasını istememizin nedeni; biraz daha erkeğe eleştirel gözle bakabilme imkanı sağlıyor bize. Erkeğin geçirdiği dönemleri ve bu salaklıkları, kadını örnek alsaydı anlatamazdı. Kadından asker yapamazsınız, çok zor, kadın öldürmez, doğurur çünkü. Erkeğin bir sürü sıkıntısının nedenidir bu geçirdiği dönemler.
    - Kadın artık asker de oluyor, savaşıyor da...
    - Erkekleşmiş kadınlardan söz etmiyorum, kadın gibi kadınlardan söz edersek, savaşçı ve öldüren kadın üretemezsiniz. Erkekten üretmek çok kolay. Vatan, millet, Sakarya, kahramansın, yürü koçum, dersiniz, erkek salak kanar, kahramanlık yapmak için gider, öldürür. Kadın öldürmez, kadının doğurma özelliği var. Bizim yok. Biz onun sıkıntısıyla kıvranıp duruyoruz.
    - Erkekler hâlâ doğuramama sıkıntısını yaşıyor mu?
    - Bütün dünya erkekleri yaşıyor. Ama benimki sezgisel bir teori. Erkeklerin kıskanç olduğunu düşünüyorum ısrarla. Erkeğin birçok davranışını açıklayabiliriz buradan diyorum ama bu benim işim değil.

    SAĞOLSUN, AŞKIN SESİMİ BEĞENDİ
    - Eşiniz Aşkın Nur Yengi'nin yorumları ne oluyor siz şarkı söylerken?
    - Bazı provaları izledi. Evde de bazı şarkıları dinlettik. Genellikle beğendi sağolsun (kahkahalar). Profesyonel gözüyle onun beğenmesi benim için çok önemli. Bu akşam da beşinci izleyişidir. Şarkıları dinleyip, öğrendikçe insan daha çok izlemek istiyor. Müzikaldeki şarkıların bir yakalayıcılığı var. Müzik çok enteresan bir dil. Enternasyonal bir dil. Müzikle ifade yapan için de çok keyifli.
    - İyi bir şarkıcıdan iltifat almak hoşunuza gidiyor olmalı...
    - Evet, onun beğenmesi benim için çok büyük bir iltifattır. Aşkın çok iyi bir şarkıcı ve yorumcudur. Birlikte şarkı da söyledik bazı projelerde.
    - Özellikle tango yaptığınız sahne unutulmaz, ders aldınız mı?
    - Hayır, tamamen uyduruyorum (kahkahalar...) Aşkın çok iyi bir tangocudur mesela. Tango konusunda ben uydurmak zorundayım. O da herhalde uydurmamı mazur görüyordur. Yoksa o çok profesyoneldir.


    KIZLAR ŞARKICI DEĞİL OYUNCU
    - Shakespeare'in kadın olduğuna dair iddialar var...
    - Benim için hiç önemli değil. Kadın da olabilir erkek de... Bence önemli olan şu: Böyle bir insan bu planette yaşamış. İnsan olmaktan gurur duymak için yeterli. Shakespeare dünyalık. Hatta İngilizler ondan uzak dursa daha iyi olur. Çünkü onda İngilizden ziyade Akdenizli ruhu var.
    - Onsuz tiyatro eksik kalır mıydı?
    - Çok büyük eksiklik olurdu. Shakespeare'den Türkiye'de yıllarca hem tiyatrocuların hem de seyircilerin korkmasına şaşırarak baktım. Çünkü o zamanında eğlence üretmiş. Her oyun bir son deyişle, bir şarkıyla biter, soytarılık katar, seyirciyle diyaloğa girer. Yani 1500'lerdeki İngiliz seyirci, bizim seyircimizden daha mı kültürlüydü?
    - Genç oyuncuların seçiminde aradığınız özellikler ne oldu?
    - Ses ve birbirine uyumluluk. Ve tabii ki oyunculuk. Çünkü burada amaç, sadece şarkı söylemek değil. Burada baştan sona bir şey anlatıyoruz. O dört kız arasında hiç şarkıcı yok, hepsi oyuncu.


    KIZIM İSTERSE TİYATROCU OLABİLİR
    - İngiltere'ye dönmek istediğiniz doğru mu?
    - Hayır, ben burada olmaktan çok memnunum.
    - Türkiye'deki eğitim sistemini, dershaneleri eleştirip 'Dünyanın hiçbir ülkesinde dershaneli eğitim yok, kızımı İngiltere'de okutacağım,' dediğiniz yazıldı...
    - Türkiye'de neler eleştiriyorum ama Türkiye'de kalmak zorundayız. Kızım burada anaokuluna başladı bile. Ama Türkiye'deki eğitimi, düzelene kadar eleştireceğim. Özel dershane bir kepazeliktir, dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
    - Kızınızı dershaneye göndermeyeceksiniz o halde...
    - Asla. Öğretmenler, 'Dershane,' dedikleri zaman, 'Okulda öğretin aynı şeyi,' diyeceğim. Niye aynı şeyi okulda öğretemiyorlar da çocuklar ilk okuldan itibaren dershaneye gitmek zorunda? Büyük bir skandal. Bunun Türkiye'de konuşulmaması, daha büyük bir skandal.
    - Aranızdaki aşk, o büyüdükçe artıyor mu?
    - Kızım şahane, muhteşem. Anaokuluna başladı, kasımda üç yaşında olacak. Muhteşem bir aşk var aramızda.
    - Tiyatroya gelip sizi seyrediyor mu?
    - Tabii. Altıncı sahnenin provasında kucağımdaydı. O da sahneye çıktı. Müzikalin ihtiyarlık çağını o kucağımdayken söyledim, müthiş bir anıydı benim için. Bir gün belki o da oyuncu olur.
    - İlk desteği babasından alacak anlaşılan...
    - Tabii, seve seve desteklerim. Ben çok mutluyum oyuncu olmaktan. O da mutlu olacaksa neden olmasın! Ben başka bir iş yaparak bu kadar mutlu olamazdım.

     

     



    www.t24.com.tr22.10.2009

    Ragıp ERTUĞRUL 

     

      1   2   3






        Ana sayfa


     aslında `7 (şekspir müzikali)` diye başlık açmak lazım bu oyuna

    Indir 249.54 Kb.